Sahabe neden yüksek

Hiç zifiri bir karanlıkta aniden gözlerinize güçlü bir ışık tutulduğu oldu mu İnsan ilk anda ne yapacağını bilemez; gözleri kamaşır, bocalatır, neye uğradığını şaşırır. İşte sahabe-i kiram efendilerimiz de Cahiliye Devri'nin o kapkaranlık atmosferinde, Kur'an-ı Kerim'in o muazzam nuruyla bir anda karşılaştılar. Fakat o yüksek istidatları, sarsılmaz samimiyetleri

Selahattin Gezer

Duruş

Durma ile duruş sahibi olma arasındaki ince ve derin bağ, insanın varoluş serüvenine açılan gizli bir kapıdır. Aynı kökten doğan bu iki kelime, zamanla farklı anlam katmanları kazanarak bize şu hakikati fısıldar: her duran, bir duruş sahibi değildir, fakat her gerçek duruş, gerektiğinde durabilme iradesini içinde taşır. Bu yüzden duruş, sadece bir hâl değil, bir tercih, bir bilinç ve nihayetinde bir istikamettir.

Recep Garip

Sen bir papatyasın, solmayacaksın

Bu yazımda sizleri güzel bir gönül ile özel bir insanla tanıştıracağım. O küçük yaşta geçirdiği bir çocuk felci nedeniyle bedeninin boynundan aşağısını kullanamadığı halde engellere meydan okuyan bir hayat kahramanı. O kutlu gayesinin önündeki bütün engel, mazeret ve meşakkatleri yerle bir eden azim ve umut pehlivanı. O kendisini tanıyan herkes için ALLAH Teala'nın büyük bir ihsanı ikramı.

Bülent Acun

Ormanlar canımız

Son yıllarda çokça gündemde olan, en büyük korkularımızdan biri orman yangınları... Küresel ısınma, insanların dikkatsizliği ya da farklı kullanım hataları; neye bağlarsanız bağlayın, orman yangınları özellikle yaz aylarında hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Ciğerimiz yanıyor, ormanlarımız yanıyor, millî sermayemiz ve servetimiz heba ediliyor. Hepimizin

Umut Öztürk

Parçanın yalanı bütünün yerçekimi

Bir tohum toprağın altında çürürken, dışarıdan bakan göze o sadece bir kayıptır. Oysa o çürüme, gövdenin ilk nefesidir. İnsanlığın en kadim yanılgısı da tam burada saklıdır: gözbebeğini bir anahtar deliğine hapsedip bütün odayı gördüğünü sanmak. Kararlarımız, tepkilerimiz, toplumsal savruluşlarımız saniyelik bir nabız atışının darbesiyle şekilleniyor artık. Bireyler de kitleler

Latif Bozdoğan

Ruh eleştireldir!

Eleştirel ruh, insanın en büyük keşfidir. İnsan, yeryüzünde yaşayabilmek için önce kendi korkularını, mitlerini ve otoritelerini sorgulamayı öğrenmek zorundaydı. Bu nedenle eleştirel ruh yalnızca bir düşünme tekniği değil, insanın kendisini yeniden yaratma iradesidir. Eleştirel ruh, varoluşun ontolojik açıklığıdır; hiçbir hakikatin, hiçbir kurumun ve hiçbir geleneğin son söz olmadığını kabul eden özgür bilinçtir.

Prof. Dr. Bilal Sambur

Sosyal medyada sorumluluk; 'Paylaşmadan önce düşünmek'

Günümüzün en hızlı ve güçlü iletişim aracı nedir diye sorsak eminim ki birçoğumuz 'sosyal medya' der. Yaşantımızın hiçbir döneminde bizler sesimizi ve bir derdimizi bu kadar kolay duyurabilme imkanına sahip olamamıştık. Yaptığımız bir paylaşım dakikalar içinde yüzbinlere hatta milyonlara ulaşabiliyor. Bir haber, TV kanallarından önce sosyal medya sayfalarına anında düşüyor. Hal böyle olunca bu büyük iletişim gücünün bir de getirdiği büyük sorumlulukları da var.

Murat Özdoğan

Allah'ın emriyle başlayıp Şeytanın gösterisiyle biten düğünler

"Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle..." Bu cümle, asırlardır Müslüman ailelerin evliliğe attığı ilk adımın en güzel ifadesidir. Kız isteme merasiminde herkes Allah'ı ve Resûlünü hatırlar; diller salavatla, gönüller dua ile süslenir. Fakat ne acıdır ki, bu mübarek sözler çoğu zaman evliliğin yalnızca kapısını açar; kapının ardındaki merasimlerde ise Allah'ın emri de Peygamber'in sünneti de unutulur.

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Burak-ı meşveret-i şer'iyeye fikren bineceğiz

(Dünden devam)Demek şimdiye kadar mezarda idik, çürüyorduk; şimdi bu ittihad-ı millet ve Meşrutiyetle rahm-ı mâdere geçtik, neşv ü nemâ bulacağız. Yüz bu kadar sene geri kaldığımız mesafe-i terakkîden, inşaallah, mu'cize-i Peygamberî (asm) ile şimendifer-i kanun-u şer'iye-i esasiyeye amelen ve burak-ı meşveret-i şer'iyeye fikren bineceğiz. Bu vahşetengiz sahrâ-yı kebîri zaman-ı

Risale-i Nur'dan

Muhalefeti tasfiye etmeden etkisizleştirmek

Türkiye'de siyasetin eşit şartlarda yürüdüğüne, sandığın tek başına her şeyi çözdüğüne dair anlatı uzun zamandır inandırıcı görünmüyor. Sokakta, pazarda, üniversitede ya da televizyon ekranlarında karşılaştığımız manzara artık başka bir gerçeği işaret ediyor: Gücü elinde tutan yapı yalnızca ülkeyi yönetmiyor aynı zamanda siyasetin hangi başlıklar altında yapılacağını, kimin konuşacağını, kimin görünür olacağını ve kimin oyun dışına itileceğini de büyük ölçüde belirliyor.

Şule Demirtaş

Yeni bir çevre hastalığı: Solastalji

İlim insanları, çevrenin bozulmasıyla ilişkili yeni bir zihnî rahatsızlık olan solastaljiyi tanımladı. İngiltere'de Derby Üniversitesi'nden çevreyle bağlantılılık uzmanı Prof. Miles Richardson, gerekli politik tedbirler alınmadığı takdirde insanların tabiî çevrede yaşadığı deneyimlerin hızla yok olma riski taşıdığını vurguladı. Richardson'ın 20 yılı kapsayan çalışmasında şehirleşme, yaban

Cevat Çakır

Barla'da okuma programı

Yıllardır aklımızın bir köşesinde yer alan Düzce'deki aile okuma programına bu sene Barla'da katılmak nasip oldu. Yalova'dan dört aile iştirak ettik. Ayrıca Bolu, Karabük ve Afyon gibi illerden de katılım olması bizleri ziyadesiyle sevindirdi. Düzce denildiğinde zihnimde hep planlı ve meşveretle hareket eden bir sistem canlanır. Program boyunca da bu duruma şahit olduk. Gördüğümüz güzelliklerin bir kısmını, şevke medar olması ümidiyle sizlerle paylaşmaya istiyoruz.

Cenk Çalık

Yaşanan yanlışlıkların düzeltilme çaresini kendi değerlerimizde...

Kendi kavramlarından kopukluk fikri yapımızı da etkiliyor. İslam'ın bazı temel kavramları anlamlarından uzaklaşarak daralmış veya değişmiş, sosyal medyanın müdahalelerine maruz kalmıştır. Öncelikle, değerlerin bilinmesi ile değerlerin yaşanması arasındaki kopuşa dikkat etmemiz gerekiyor. Değerlerin tamamen terk edilmesinden ziyade, değerlerin gündelik hayatta davranışlara yansımadığı görülmektedir.

Yaşar Değirmenci

Bu sefer konuşacak cesareti bulamadı kendinde...

Ruhunun rahat ettiği tek yer bu ihtişamlı bina ona sanki; "Kaç gündür nerelerdeydin Yokluğunun pek hasretini çekiyorum" diyecek gibi geliyordu.Çınarların gölgelediği bahçede ezânı bekleyen müminlere, belli belirsiz selam verdi. Beklemeden, bir gölge gibi geçti. Oysa her defasında selamla birlikte hâl, hatır sorar, duâ eder ve duâlarını da isterdi. Bu sefer konuşacak cesareti bulamadı kendinde.

Ragıp Karadayı

İnsan ölünce, ruh yok olmuyor

Beden ölünce ruh ayrılır, maddi olmayan âleme karışır ve kıyamete kadar yok olmaz.Sual: İnsan öldüğü zaman, bedeni toprağa gömülüyor ve zamanla çürüyüp yok oluyor. Dünya gözü ile gördüğümüz ve gözlemlediğimiz budur. Peki insanın ruhu da bedeni gibi böyle yok mu oluyorCevap:

Osman Ünlü

Kafana takma diyorsun ama

"Lakin bu iki ölüm anını ve bu iki insanın yaşadıklarını hiç ama hiç unutamadım.""Ya ne kafana takıyorsun hayatı, yaşa git işte" demişti yirmi beş yıllık ahbabım. Belki de kırk yıl önce çocukluğumda sekerâtü'l-mevt hâlinde iken başında Yasin okumaya çağrıldığım iki hastanın hâlini hatırladım... Çocuğum ama kimseler mi yoktu bilemem beni çağırmışlardı...

Ünal Bolat

Hanbeli mezhebinin reisi

İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Hanbeli mezhebinin reisidir.Ahmed bin Hanbel hazretleri, 164 (m. 781) senesinde Bağdat'ta doğdu. 241 (m. 855)'de aynı yerde vefat etti. Aslen Basralıdır. Babasının ismi Muhammed bin Hanbel'dir.Babası daha o çok küçük yaşta

Ahmet Demirbaş

Yıllardır bir köprü ayağı için uğraşıp durdum

Feridun Ağabey, birkaç yıl önce yabancı bir dizi izlerken bir bölümünde mukaddes kitabımıza haşa hakaret gördüm; ilgili yerlere bilhassa CİMER'e dizinin adını bölümünü dakikasını vererek yapımcıya bu işin sorumlularına dava açılması için gereken neyse yapılsın diye yazdım, hiçbir gelişme olmadı.Birkaç gün önce de sosyal medyada Çinli bir hukuk bürosunda tarihî bir dizimiz

Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Gece namaz kılardı

Tâbiîn devrinin mücahit velilerinden Amr bin Utbe hazretleri; Kûfe'de doğdu.Geceleri çok namaz kılardı.Kız kardeşi anlatıyor:Bir gece namaza durdu..."Mü'min sûresi"nin başından okumaya başladı.Bir ayete geldi.Devam edemedi.

Abdüllatif Uyan

Kullara verilen en kıymetli şey

Atâ bin Ebî Rebâh hazretleri "Kullara verilen en kıymetli şey nedir" sorusuna "Dini bilmektir." cevabını verdi.Atâ bin Ebî Rebâh hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. Yemen'in Cened bölgesinde 647 (H.27) senesinde doğdu. 732 (H.114) senesinde Mekke'de vefat etti. Mekke'de Eshâb-ı kirâmın sohbetleriyle yetişti.

Vehbi Tülek

Eski İçişleri Bakanı öldürüldü mü

HTTP/2 200 date: Fri, 31 Jul 2026 01:42:07 GMT content-type: text/html; charset=utf-8 server: cloudflare cache-control: max-age=30 expires: Fri, 31 Jul 2026 01:42:34 GMT x-lb-cache: HIT x-platform: desktop x-cf-platform: desktop content-encoding: gzip nel: {"report_to":"cf-nel","success_fraction":0.0,"max_age":604800} vary: accept-encoding age: 3 last-modified:

Nuri Kayış

İkbalperest görevliler!

Başlangıçta sıradan bir gündü benim için. Sıradan olmayan tek şey sabah kahvaltısını yaptığımız yalı da değildi! Zira, daha önce, aynı güzergâhta bir yalıda oturan rahmetli dostum Lizi Behmoaras'la uzun uzun sohbetlerimiz olmuştu. Bu sıradan günü sıradışı kılan şey kuşkusuz beni kahvaltıya davet eden Ali Rıza Bozkurt

Feridun Andaç

Takip etmek yetmedi, şimdi bir de abone mi olacağız

Sosyal medyada yeni bir dönem başladı. Ünlü isimler birer birer ücretli abonelik sistemine geçiyor.Görünce benim aklıma ilk gelen soru şu oldu: Bu kadar sosyal medya paylaşımından sonra bir de abonelikte ne göreceğizInstagram'da günlük hayat, tatiller, sahne arkaları, hazırlıklar, ev halleri... X'te düşünceler, YouTube'da videolar, TikTok'ta eğlenceli anlar...

Barış Kocaoğlu

Nereden çıktı bu padel çılgınlığı... Boş kort bulmak imkânsız

Kelimenin tam anlamı ile önüm, arkam, sağım, solum 'padel'. Hâlâ adını duymayan var mı bu sporun bilemiyorum. Kısaca özetleyecek olursam çiftler halinde oynanan, tenise benzeyen bir spor. Bir ara dizi filmlerin de etkisiyle sabahın ilk ışıklarında soluğu Haliç'te, kürekte alan özellikle beyaz yakalılar ile gençlerin yeni favorisi. İlgi öylesine yoğun ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin

Fulya Soybaş

Güle güle Demokrat Şef

Kilyos'taki evinde, başucundaki ilaçlara uzanmaya çalışır halde bulunan Kızılsakal lakaplı Eren Kaşıkçı'nın ölümü, başta MasterChef ailesi olmak üzere gastronomi dünyasını yasa boğdu.37 yaşındaki sevilen şefle dört yıl önce Zekeriyaköy'deki restoranını ilk açtığında tanışmış, mutfak kültürü üzerine uzunca sohbet etmiştik. Kendisinin az bilinen bir yönünü anlatmak isterim.

Savaş Özbey

Sorumluluk ve hesap

"Anlatacağım konulardan sorumlusunuz; bunlar sınavda karşınıza çıkacak." Bir öğretmenin bu cümlesi, sınıftaki havayı bir anda değiştirebilir. Birkaç dakika öncesine kadar sınıftan ve dersten kendini soyutlamış öğrenci dahi hemen pürdikkat kesilip anlatılacak konuyu dinlemeye koyulur. Çünkü artık dinleyeceği şey bir bilgi olmaktan çıkmış, sorumlu olacağı bir duruma dönüşmüştür.

Talip Koktaş

İyiliği kirletmemek

İyiliğe gölge düşmemeli hiç bir zaman. Çıkar giren ne varsa da adı iyilik olmaz zaten! İnsanı en çok yaralayan kötülük değildir bazen. Çünkü kötülük kendini ele verir. Ondan korunmanın yollarını ararız. Adı üstünde kötü. Ama iyiliğin kılığına girmiş kötülük, yalnızca bir insanı değil, toplumun vicdanını da yaralar. Gülümseyen bir yüzün ardındaki kirli hesap, uzatılan bir

Nilüfer Zontul Aktaş

Sınırını bilmek

Eskiler İslam'ın şartı altıdır derlerdi. Oysa İslam'ın şartı beştir. Ama altıncısı had bilmek derlerdi. Bu önemli bir noktadır. Çünkü had bilmek hem dünya sathında hem de metafizik anlamda değerlidir. Sınırını korumasını bilen sınırını çizen, haddini bilen de had bildiren kişi demektir. İletişim bilimleri içinde de en önemli konulardan biridir bu. Zira herkes kendine özeldir. Hani

Ümit G. Ceylan

Arabayı yıkatınca yağmur yağması

Bunun bilimsel bir açıklaması yok ama toplumsal hafızamızda çok net bir kural var: Arabanı ne kadar özenle yıkatırsan, atmosfer bunu kişisel algılıyor. Araba yıkamacıdan çıkarsın. Lastikler parlıyor, torpido mis gibi kokuyor. Sen de direksiyona geçip "İşte medeniyet..." dersin. Tam o anda gökyüzü, beş aydır sakladığı bütün

Lütfi Albayrak

Biz Kimiz

Bizi kulluğuyla şereflendiren Yüce Rabbimiz bize "Müslüman" adını vermiş. (Hac/78) Adımız "Müslüman", soyadımız "Ademoğulları"dır. Diğer kimliklerimiz "beşeri" alt kimliklerimizdir. Biz, O'na (C.C.) teslim olmuşuz; söz vermişiz. Ezelde (kelime i tevhit/şehadet ile) "bela, şehidna" demişiz... (Araf/172) Namazda, bu ahdimizi anıyor, tekrarla yeniliyoruz. ( Fatiha/5)

Bahaddin Elçi

Şükür gazeteme kavuştum

"Nasıl yani" diyenleriniz olabilir. Anlatayım: 1968 senesinde, evimize M. Şevket Eygi'nin çıkardığı "Bugün" gazetesini alıyorduk.O zamanlar gazeteler şimdiki gibi marketlerde, bakkallarda satılmazdı. O günlerde kulübe şeklinde olan "gazete bayileri" vardı. Oralardan alırdık. Abone olunduğu zaman da "müvezzi" ismi verilen ve mavi renkli matrislere gazeteleri koyup ev ev dolaşarak abonelerin gazetelerini dağıtan kişiler vardı.

Osman ZENGİN

Görmediklerimizi görmek

Muhabbet, ne hoş; nefret ise -büyük küçük- ne boş şey.Bir zamanlar el ele, dere tepe koşardık; gönlümüzde inşirah, kaba sığmaz coşardık. Bugün gelinen noktada ne o günkü insan ne de o zamanki heyecan kaldı. ünkü, "Eski çamlar bardak oldu." Evvelce; Bir kahvenin hatırını en az kırk yıl sayardık, Bir kardeşin avazını, nerde olsa duyardık,

Ali Rıza aydın

Saadete giden yol

ŞİİRBir imtihan salonu fânî dünya elbette, Son nefesini versen kelime-i tevhidle. ««« Kiramen kâtibine cevap versen Nurlar'la, Kabrin Cennet bahçesi hemen olur o anda. ««« Mahşerdeki sorguda dosdoğru cevap verdin, Amel defterin sağdan alıp safaya erdin.

Mehmet Kovancı

Fitne ve ıslâhı (6)

*Bu devrede de sömürgeciler çeşitli vasıtalarla yine mallarını satar (teknolojik ürünler, moda, sinema, dizi, oyunlar vs) yine kazanmaya devam ederler. *Sömürgeciler bütün bu işleri yaparken herzaman sahnede gözükmezler ve yerli maşalarını, piyonlarını ve işbirlikçilerini kullanırlar. Sömürgeciler gayelerine erişmek için her yolu mubah görürler.(Rahmetli Erbakan Hoca "Siyonizm

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

Satın almak özgürlükse...

İnsanlık tarihi boyunca özgürlüğün ne olduğu tartışıldı. Kimisi "kendi iradesinin efendisi olmak" dedi. Kimisi de "her türlü zincirden ve dış baskıdan sıyrılmak."Ancak bizim kuşağa bu kadim sorunun cevabı çok daha pratik bir formülle öğretildi: Para kazan, istediğini satın al, özgür ol.İşte bu üç aşamalı özgürlük vaadiyle ilgili son

Salih Uyan

Bozulma olmasaydı

Soğanlar, patatesler, domatesler, elmalar, kirazlar ve bütün yiyecek maddeleri bozulmasaydı daha iyi olmaz mıydı Cevap, "Olmazdı" olur. - Nereden biliyorsun - Her şey bozuluyor da ondan. - Tabiatı yaratan Rabbimiz, bizi, bizden daha iyi bildiğinden, bizim çıkarlarımızı da yine bizden iyi bildiğinden İnsan

Mahmut Toptaş

The Odyssey üzerine notlar

Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi son yılların en büyük sinema olaylarından biri olmaya aday. Büyük ihtimalle yüzyılın en yüksek gişe hasılatlarından birine ulaşacak. Teknik açıdan etkileyici, sinema dili bakımından güçlü ve uzun yıllar konuşulacak bir yapım olduğu açık. İtiraf etmek gerekir ki, Eski Yunan mitolojisine dayanan saçmasapan bir hikayeden böylesine başarılı bir film çıkarmak ancak Nolan gibi büyük bir yönetmenin başarabileceği bir iş.

Oğuzhan Bilgin

Türkiye'nin yükselen meslekleri-2

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Güney Öztürk

Yeni Parti hangi CHP'nin çocuğu

Yeni Parti'nin ideolojisinin ne olduğu, ne olması gerektiği ve bir ideolojisi olup olmadığı soruları günlerdir tartışılıyor.Tartışmanın odağında Yeni Parti'nin CHP'den farklı bir ideolojik kimliğe sahip olup olmayacağı meselesi var. Bazı ideolojik fraksiyonların siyaseti yönlendirme arzusunun nesnesi yaparak araçsallaştırdığı bu tartışma, bu

Mehmet Garip Tanyıldızı

Beterin de beteri olacak

Özellikle ülke yönetimine talip kimi siyasi kesim örnek olması gerekirken, toplumda muhtemel hastalıklara çözüm üretmeleri gerekirken çoğu zaman toplumdaki en hastalıklı kişilerden daha alçalabiliyorlar. Ne yazık ki bu kesime toplumdan da gerekli cevap verilemiyor! Haliyle tavuk/yumurta misali ne bu sözde seçilmiş azınlık halkına hayır getirebiliyor ne de halk kendi bünyelerinden çıkardığı bu seçilmişlere gereken terbiye edici dersi verebiliyor.

Nusret Reşber