Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Nereye kadar - Ân diyarı (43)

Selim Ali'nin soruları benim de sorularımdı. Bazı sorulardan ve cevaplarından ben de ürküyordum aslına bakılırsa.Bir gün: "okuduğun, gördüğün, bildiğin, duyduğun, alıp verdiğin, unuttuğun, hatırladığın... kadar mısın diye sordu. Bilmem ki... Bu bir matematik sorusu değildi ki iki kere iki dört etsin. Kendimi bildim bileli kalıpların içine atıyorlar beni. Kârları nedir bilemem de benim zararım kesin...

Ali Hakkoymaz

Edebiyatın görevi

İnsanlar nasıl yaşıyor, nasıl yaşamalı, nasıl yaşamamalı sorusunun yanıtını verir edebiyatçı.Bu yanıt, edebiyatçının kendini nasıl var edebileceğini, varlığıyla yaşamı nasıl etkileyebileceğini de gösterir.Dünyanın güzelleştirilmesi için yüzlerce yıldır çaba harcayan edebiyatçı, savaşların, zulmün, sömürünün, eşitsizliğin sürdüğü bir dünyada vicdanı rahat yaşayamaz.

Öner Yağcı

40 maddede bendeki üstad

Tarihe mal olmuş tarihi şahsiyetleri okumak, anlamak, yazmak ve konuşmak hem çok zordur hem de çok önemlidir. Eserleri ve fikirleriyle üzerimizde emeği olan büyüklerimizi hakkıyla anlatmak kalemimizin harcı değilse de boynumuzun borcudur. Doğumunun 120.yılı münasebetiyle kendisini rahmetle, hasretle ve minnetle

Bülent Acun

Yaptığınız yanınıza kâr kaldı mı

28 Şubatçılara soruyorum. Onlarca kız çocuğunu, hayatı daha yeni tanıyan çocukları okullardan sürükleyerek attırdınız. Fişlediniz. Okuma haklarını ellerinden aldınız. İkna odalarında kırk katır mı kırk satır mı seçtirdiniz. Kimilerini Viyana'dan aşırdınız. Ne oldu Yaptıklarınız yanınıza kâr kaldı mı Bu sürüklenen çocuklar erken veya geç. Okullarını bitirdiler. Sizi de Allah'a şikayet ettiler.

İdris Günaydın

Necip' bir şair, 'fazil' bir yürek!

"Geldik işte! Şu dağların ardında, aradığın! Burda başlar, hayat yolculuğu!" "Ya otuz yıl Yaşamamış mı, hiç gelmemiş mi dünyaya Hatırası, hayalleri... Dünü, yarını...!" "Saati işlemiş, o durmuş; bunca sene. 'Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuş... Derin bir pişmanlıkmış, aykırı bir duruş!"

Tarık Sezai Karatepe

Hayat bana adil davranmadı öfkemi müzikle yansıtıyorum

Müzik dünyasında 'Emre Teo' adıyla tanınan Osman Emre Turan, geçen yıl Marmaray'da çıkan tartışma sonrası ortamı neşelendirmek için gitar çalıp şarkı söyleyince bir anda tanındı. Doğuştan görme engelli şarkıcı, dijital platformlarda paylaştığı cover'lar ve kendine ait besteleriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Piyano, ud ve gitar çalan 24 yaşındaki Emre, edebiyatla

Sayım Çınar

19 Mayıs coşkusu

Her gün ülkemizle ilgili gelişmeleri kaçırmayayım diye bilgisayarın başına oturup gerçeği yansıtan Cumhuriyet'in sayfalarını çeviriyorum. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun şu açıklamasını okuyunca önemli değişimlerin olacağına inancım arttı: "21. yüzyılda Atatürk'ü anmak,

Adnan Binyazar

Göbek deliği

Bizim bilgelerimiz "insan kâinatın özetidir" demişti. Ondandır kâinatın özü, düşüncesi insanda ortaya çıkar. Beden bir giysidir, biz vakti zamanı geldiğinde bedeni askıya asar, yolumuza devam ederiz... Darwin tekamülün kabuğunu, elbiseyi gördü, her şeyi o sandı. Doğal ayıklanma var dedi, ayakta kalanlar güçlülerdir dedi, zayıfların şansı yoktu. Zaten 19. Yüzyıl orman kanunuydu.

Cem Sancar

Kenz

Şehrin bütün homurtusunu kendinde toplayıp sonra egzozundan havaya kara bir gaz bulutu olarak püskürten ve üstelik bunu pür telaşla yapan, içten yanmalı dıştan hummalı, teni ebyad kalbi esved, aklı bavul karnı davul otomobiliyle hızlı bir fren yapıp önümde duran gence baktım. Arabadaki telaş meğer gençten neşetmiş. Hemen kapısını açıp arka koltuktan gıcır

Serdar Demir

"Arayış umut taşır"

İlk izlediğim Ömer Kavur filmi 1987 yılında çektiği "Anayurt Oteli"ydi. Lise sondaydım. Adını koyamadığım, pek de tanımadığım farklı bir hüzün. 16 yaş için fazla. Ama yine adını koyamadığım hatta hiç tanımadığım tuhaf da bir umut vermişti. İzlediğim, romanını aratmayacak güzellikte ilk edebiyat uyarlamasıydı sinemaya. Sonraki yıllar ve yaşlarda yine izledim "Anayurt Oteli"ni.

Filiz Aygündüz

Bir takvim yaprağı

H. Muharrem Okur Arda BilikDört duvar arasında, çeşitli musibetlerin tazyikatı altında, acizlik, fakirlik, çaresizlik... Melce arayışı ve kalbin yorgunluğuyla yitip gitmesi... Peki bir takvim yaprağı şifa olabilir mi bu dertlere Bir takvim yaprağı kaldırabilir mi ruhu bu düştüğü yerden Bir takvim yaprağı bahara tebdil edebilir mi kışı Kaybolan ümitleri yeşertip, Rahman'ın cilvesine vesile edebilir mi bir takvim yaprağı

H. Muharrem Okur

Eurovision ve skandalları

Uluslararası organizasyonlarla ahlak dışı yönelimlere ve hukuksuz eylemlerine meşruiyet kazandırmak istediği bilinen şer şebekeleri yine Eurovision'da boy gösterdi. Yarışma ahlak dışı görüntüler ve soykırımcı İsrail şovu gölgesinde gerçekleştirildi. Türkiye bu skandallar yüzünden yıllardır protesto ederek organizasyona katılmıyor. Ülkemizin haklılığı

Ahmet Dur

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman

Evliya Çelebi'yi Nasıl Bilirsiniz

Rahmetli Teoman Duralı, evvel zaman içinde, bir okurunun kitaplarını kalın bularak okuyamadığını ve bu yüzden kendisinden şikâyetçi olduğunu, bunun yerine ince kitaplar yazmasını istediğini söyleyerek "Omurgasızlaştırılmış Türklük" kitabını bu yüzden kaleme aldığını anlatmıştı. Evet, milletimizin kalın kitaplarla arası pek iyi değildir. Peki, halkımız ince kitaplara bayılır mı Bayılmaz ama idare eder. İnanmazsanız, çok okunan kitaplara bakınız!

Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı

Hakikatli, münzevi ve 'expat'

Şavkar Altınel'i 90'lı yılların başından beri takip ederim. İlk kitabı 'Kraliçe Viktorya'nın Düşü' 1991 'de yayımlandığında o 38 yaşındaydı, ben ise henüz 26 yaşındaydım. Am' ne tesadüf ki ikimizin de ilk kitabı aynı yıl yayımlanmıştı. İlk kitabı 38 yaşındayken yayımlanmıştı ama o 19 yaşından bu yana yurt dışında, ağırlıklı olarak da İngiltere'de yaşıyordu. (O 'ortaya

Osman Çakmakçı

Cemaziyelevvelini bilmek!

Ucundan kıyısından ben de yetiştim ama daha çok okuduklarımdan biliyorum; eskiden gazete köşeleri, şimdi olduğu gibi bu kadar çok siyasi yazılarla dolup taşmıyordu. Siyaset yazarlığını işin erbabı yapar, geride kalan yazarların önemli bir kısmı da gündelik hayat, edebiyat, şiir, yemek, seyahat, sanat, mizah, roman, mimari, kültür, şehir, tiyatro, magazin, sinema gibi gündelik siyasetin dışındaki alanlarda

Muhsin Kızılkaya

Yeni yıl günlükleri

Yeni yıl yeni umutlar, yeni amaçlar demektir ya. Ben de yeni yılda umudunu yazıya dökeceklere, yazmaya başlayacaklara ya da yazmayı düşünenlere günlükle başlamalarını öneririm. Çünkü günlük, deneme türünü içerir, hem belleği çalıştırır, hem de yazma disiplini sağlar. Giderek de yazma ustalığı kazandırır. Bir de bakmışsınız ki bir yılda bir kitaplık yazınız birikmiş! Yılın dökümü çıkmış üstelik! Attilâ

Hikmet Altınkaynak

Erol Kılınç ve Ziya Nur Akademisi

Yazar ve yayıncı Erol Kılınç Bey'in Rahmet-i Rahman'a kavuştuğunu Timaş Yayınevi'nde Osman Okçu Bey'den öğrendim ve Allah'tan rahmet niyazında bulundum. Daha sonra Yeni Şafak'taki ölüm haberini de okuyunca, ikinci bir defa mekânı cennet olsun diye dua ettim.Erol Bey'le birkaç defa Ötüken Yayınevi'nde karşılaştım. Bazen de kendisini akşamları Ümraniye minibüs kuyruğunda

Dursun Gürlek

Yazar Tribi

Yazar tribi diye bir şey var, buna artık inandım. Özellikle yeni yetme yazarlarda bu kendini daha bir hissettiriyor. Koku gibi bir şey. Burnunuzu tutar gibi sinir sisteminizi tutmak zorunda kalıyorsunuz. Öyle yukardan kaş kaldırmalar, süzgün ve baygın bakışlar, konuşurken cümlelerin üzerinde hoplayıp zıplamalar ve daha neler neler. Bütün bunlar yazar olmanın sahici ve inandırıcı alametleriymiş gibi

Hüseyin Akın

Zaman

Petersburglu Usta'da şöyle bir bölüm var. "Ama adam, bu anıları toplayıp biriktirmek istiyor. İnsanlar ölümü kabullenir, yas tutar, daha sonra da unutur. Unutmazsak, derler, dünya çok geçmeden kocaman bir kitaplığa dönüşür." J.M. Coetzee çok güzel betimlemiş, insanın toplama isteği ve unutmanın sıhhati arasındaki durumu. Zaman geçip gidiyor, bir tarafta birikiyor. Bir tarafta da unutuluyor.

Mehmet Biten

İki Naci

Çoğunluğun yaşadığı düzene uymayan her insan hemen dikkatimi çekmiştir. Ya düzenin bir adım önünde ya da düzen tarafından dışlanmış olduğundan bana hep 'gizemli' ve 'keşfedilesi' geliyor. Bu bazen tek başına bir insanken bazen de bir topluluktur düzene uymayan. Her iki durumda da nedenin nasıllığı merak konusu olabiliyor. Bazen de nedenin nasıllığını sonradan öğrenmek çok şaşırtıcı...

Cafer Keklikçi

Kolay gelecek

Kademede kalan kazandı! Son 15 yılın anatomisi bunu ispatlıyor. Ancak görünen o ki; içimizi düzeltmeden işimizi, işimizi düzeltmeden içimizi düzeltemiyoruz. Çünkü hayatın sivil anlamı bu düzeltmeyle doğru orantılıdır. Ve herkesin acısı sevgisi kadardır. Bugüne kadar bu köşede haftada bir gün, "ne hissettiğimizin değil, ne yaptığımızın önemli" olduğunu vurgulayan yazılar kaleme aldık. Gündemi

İbrahim Veli