Ragıp Karadayı

Türkiye

Eski defterleri silerek geldim. Olup bitenleri bilerek geldim.

Çok şey diyecektim demedim, yutkundum. Sadece "GÜL KOKAN; HUZUR ve SAADETİN anahtarı, şehir ve tabiat iç içe..." diye fısıldadım. Sabah güneşinin kızıl huzmeleri, yeniden doğuşun, dirilip ayağa kalkışın, belki de sevgilerin arttığı bir hayatın habercisiydi. Uçsuz bucaksız maviliği, yangın yerine çeviren ve ateş rengine boyayan sabah güneşi, pamuk y

Dizimde bir titreme hissediyor ve gizlemeye çalışıyorum...

Tanju'yu bilmem ama ben huzur ve saadetimden, sevinç gözyaşları döküyordum. Hafif bir titreme geldi, ürperdim. Kamelyanın bitişiğindeki musluğu görünce içimden abdest almak geldi. Üşenmeden kalktım güzel bir abdest aldım, kıbleyi sordum, iki rekât şükür namazı kıldım. Başımı secdeye koydum ağladım. Tanju'yu bilmem ama ben huzur ve saadetimden, sevi

"Buyur evimin sultanı" deyince ikimizin de yüz çizgileri değişti

Korkarak geldiğim bu yerde, tarifsiz bir güzellikle karşılaşmıştım. İçimden "Erzurumlu şoför ne kadar haklıymış..." dedim... Bazen Tanju'dan ayrılıyor, yürüyüş yolundan çıkıp çiçeklerin arasına giriyordum. Etrafı dikkatlice inceliyor, hata kusur bulmaya çalışıyordum aklımca. Nerede Baktıkça hayranlığım artıyordu. Bu mini ormanın bazı yerlerine

Yorgunluk, telaş ve geç kalma korkusu aklımıza gelmiyordu

Zümrütten kocaman bir bahçe, konağın etrafını süslüyordu. Hafiften esen rüzgâr, yanık kalbimize serinlik veriyor, ferahlandırıyordu. Bunca zaman ayrı kaldıktan sonra yan yana yürümek heyecanlandırıyordu da... Akasyalar, manolyalar, zakkumlar, muhtelif büyüklükte çınarlar, ardıçlar, çamlar, meşeler, kestaneler, incirler... hülâsa; zümrütten kocaman

"Pot kırarsam kusuruma bakmayın, olur mu.."

"Hanım" derken heyecanlanıyorum... Düşünebiliyor musun aylar sonra ilk defa bugün bir hanımefendiye "hanım" diye hitap ediyorum. Jale:- İyi de öyle canım yanmış ki ne bu ifadeye, ne de ona verilecek cevaba hiç hazır değilim. Pot kırarsam kusuruma bakmayın, olur mu- Ben de zaten "hanım" derken hem heyecanlanıyorum, hem de şaşırıyorum. Düşünebiliyor

"Sorduğumsuâllerimin yarısı hâlâ cevap bekliyordu!.."

Nefise Doktor'umun Tanju'yla bu kadar yakın durmasına, kırk senelik ahbap muamelesine, sıkı dostmuşlar gibi olmasına mânâ veremiyordum! Jale: - Büyük idealleri, ulaşmak istediği hedefleri olan küçücük bir Sinek Kuşu varmış bir de onu kıskanan, işlerine mâni olan ve yüksek gayesinden vazgeçirmeye çalışanlar... Ne yapsa, hangi adımını atsa bir bahan

Doktorum durmadan konuşuyordu!..

"Kafanızda cevapsız bir şey kalmasın, hepsini de cevaplayacağım inşallah..." Şimdi diyeceksiniz ki bizim durumumuzla ne alâkası var Alâkası, bizim de Türk olmamızdan... Yani dolduruşa, başka bir ifadeyle gaza gelebilmede üzerimize yok. Bize söylenenin tersini yapabilmekte de ayrı bir maharetimiz var. Hostes ne yapıyor Meşhur emperyalist milletlere

Herkes nefesini tutmuş, doktorun vereceği cevaba odaklanmıştı...

Nefise Doktor önce şaşırsa da hemen "Ben de olsaydım ilk olarak böyle bir soru sorardım muhatabıma..." dedi... Niyet güzel olursa, sofra da kurulursa,Bol rahmetin sonunda, sular da durulursa,Ahbaplar muhabbetle, hayırda yorulursa,Evimiz ocağımız, hem de büyük davamız.Hararetten beridir, bizim serin yuvamız. Tebessüm eksik olmaz, o güzelim yüzünden

"Bunları anlamak için yanımda kocaman bir lügat olmalı!.."

"Ömrümüz boş şeylerin, heva ve heveslerimizin peşinde koşmakla geçmiş, uyanamamışız doktorum..." Mürşid gerekdür bildire, Hakk'ı sana hakka'l-yakîn,Mürşidi olmayanların, bildikleri gümân imiş! Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,Mürşidi kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş. Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,Âlem kamû bir yüz

Aradaki perdeleri aşmak hem kabiliyet, hem de gayret ister...

Bu dünya ve dünya hırsı, hakikate kavuşmada kalın bir perdedir. Bu gaflet perdesi yırtılmadan arkasını görmek mümkün değil. Nefise Hanım:- O noktaya gelebilmek de bir saadettir. Bazıları öyle kaşarlanmış ki gök gürlese sinek vızıltısı sanıyor. Buradaki büyüklerimizin affına sığınarak konuşuyorum. Derler ki; Allahü teâlâ yok gibi görünen hakiki en b