Şule Demirtaş

Şule Demirtaş

Karar
Yaşam 101 yazı 0 takipçi

15 Temmuz'un ardından yapılması gereken asıl muhasebe şudur

İktidarlar, tabiatları gereği merkezileşmeye, gücü tek bir odakta toplamaya ve hâkimiyet alanlarını tahkim etmeye yönelir. Tarih bizlere bu eğilimin kriz dönemlerinde daha da belirginleştiğini gösteriyor. Gücü elinde tutanlar, karar alma mekanizmalarını tek merkezde topladıkça daha güvenli bir düzen kurduklarına inanıyor. "Bir iktidarın ömrünü uzat

Neden Hilâl-i Ahmer değil de bir müzisyenin derneği

Devlet fikri, insanın zaaflarını sınırlama ihtiyacından doğdu. Hukuk, denetim ve kurumlar, gücü elinde tutanın baştan çıkma ihtimaline karşı yüzyıllar boyunca biriken siyasî tecrübenin ürünüdür.Fazilet şüphesiz kıymetlidir ancak kurulan sistem, bu duygunun azaldığı zamanlarda dahi ayakta kalabilme iddiası taşır. Vakıflar, mahkemeler, yardım teşkila

Onların doları varsa bizim Allah'ımız var

Türk siyasetinin hafızasında bazı cümleler vardır. Söylendikleri günü aşar, yıllar geçse de unutulmaz. Çünkü artık konuşmanın parçası olmaktan çıkmış, bir dönemin siyasal zihniyetini temsil etmeye başlamıştır."Onların doları varsa bizim Allah'ımız var."Bu söz de onlardan biridir.Kurulduğu gün yalnızca yükselen dövize cevap verilmiyordu. Türkiye'nin

Rövanş ülkesinin rövanş üniversitesi

''Güç, insanın karakterini ortaya çıkarır" sözü sık tekrarlanır. Bence eksik bir tespit. Güç karakteri ortaya çıkardığı gibi hafızayı da dönüştürür. Dün hangi cümleden incindiğinizi, hangi kapıların yüzünüze kapandığını, hangi bakışın sizi yaraladığını yavaş yavaş unutturur. Sonra bir gün dönüp bakarsınız yıllarca itiraz ettiğiniz dili konuşmaya ba

Deniz Göktaş ve inancın özgüveni

İnancından emin olanlar, her itirazı varoluşsal bir tehdit olarak görmez. Çünkü ilahî olanın birkaç cümleyle sarsılmayacağını bilir.Endülüs'ün büyük düşünürü İbn Rüşt'ün, "Hakikat hakikate aykırı düşmez." sözü de bu özgüvenin felsefi ifadesidir. Bu cümle, akıl ile vahiy arasındaki ilişkiyi açıklamanın ötesinde, inandığı değerden emin olan insanın p

Dünya Kupası Avrupa'yı taşralaştırırken

Dün çok sevindik.Fakat Paraguay'ın Almanya'yı, Fas'ın Hollanda'yı elemesi Son 32 Turu'nun sonucu olarak okunursa birkaç gün konuşulur, sonra unutulur. Oysa bazı karşılaşmalar skor tabelasının çok ötesinde anlam taşır. Oysa bazen doksan dakika, on yıllardır biriken dönüşümlerin en berrak özetini sunar.Tarihçiler tarihin farklı hızlarda aktığını söyl

Diktatörler ve şairler

Pablo Neruda'ya atfedilen meşhur bir söz vardır:"Bütün çiçekleri kesebilirsiniz ancak baharın gelmesini engelleyemezsiniz."Bazı sözler yalnızca söylendikleri zamanı anlatmaz; içinden çıktıkları çağın ötesine geçer, insanlığın ortak tecrübesine dönüşür. Neruda'nın cümlesi de böyledir. İlk bakışta şiirsel bir iyimserlikmiş gibi görünür. Oysa dikkatle

İran'ın dayanma gücü

İran hakkında yapılan analizlerin önemli bir kısmı garip bir tekrar duygusu taşır. Aradan yıllar geçer, aktörler değişir, krizlerin mahiyeti farklılaşır, fakat kurulan cümle hep aynıdır:"Bu kez İran'ın sonu geldi."Oysa son 45 yılın tarihi dikkatle okunduğunda görülen şey İran'ın çöküşünden ziyade hayatta kalma kapasitesidir. Elbette bu durum İran İ

AK Parti'yi Post-Erdoğan döneminde ne bekliyor

Son günlerde iktidar çevrelerinde dikkat çekici bir tartışma yaşanıyor. Kimileri Cumhurbaşkanı ile devlet mekanizması arasındaki koordinasyonu güçlendirecek yeni aktörlerden söz ediyor, kimileri gelecekte partiyi taşıyabilecek isimler üzerinde duruyor, kimileri ise önümüzdeki seçimlerin takvimi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin

Sezer tartışmasının ötesinde

Ahmet Necdet Sezer'in 2000 yılında hükümete iade ettiği kararname üzerine kaleme aldığım yazının ardından ortaya çıkan tartışmaları takip ettim. Dikkatimi çeken ilk husus, meselenin çok kısa sürede Ahmet Necdet Sezer'in şahsiyetine, dünya görüşüne ve geçmişteki siyasi pozisyonlarına sıkıştırılması oldu. Oysa yazının merkezinde hiçbir zaman kendisi

Ahmet Necdet Sezer o aklı nasıl gösterdi

Türkiye'nin yakın tarihine dönüp baktığımda en çok şaşırdığım edimlerden birisi 28 Şubat gibi hukukun sürekli baskı altında tutulduğu, devletin bütün reflekslerinin aynı istikamete yöneldiği bir dönemde dahi -zaman zaman- "durun" diyebilen seslerin çıkabilmiş olmasıdır. Bugün çok daha demokratik olduğu iddia edilen bir dönemde aynı mesafeyi, aynı h

Yolun sonunu göremeyen Türkiye gençliği

Yönetmen John Hillcoat'un, Cormac McCarthy'nin Pulitzer ödüllü romanından sinemaya uyarladığı The Road (2009), apokaliptik zamanları anlatan sayısız filmden birisi gibidir. Gökyüzü külle kaplanmış, şehirler harabeye dönüşmüş, ormanlar ölmüştür ve insanlık geriye kalan son kırıntılar için birbirini avlamaktadır. Filmin merkezinde ismini öğrenemediği