Şule Demirtaş

Şule Demirtaş

Karar
Yaşam 111 yazı 0 takipçi

Yası tutulamayan ağır keder

Bu köşe yazıma kendimde siyasi analiz yapacak kudreti bulamayan bir ruh haliyle başlıyorum. Memleketin her gün yeniden üretilen o gürültülü gündemi karşısında soğukkanlı tespitler dizmek, soğuk istatistiklerin yahut gündelik siyasi jargonun önünü arkasını yazmak bu sefer içimden gelmiyor.Zaten kriz artık sandık hesaplarına, siyasi stratejilere ya d

Halka sırtını dönmüş, kulislerde dönen siyaset devri

İdeolojilerin devlet ve toplum tasavvurları ne kadar çatışırsa çatışsın, hepsi sonunda insana daha iyi bir hayatı vaat etmek zorundadır. Liberalizm özgürlüğü, sosyalizm eşitliği, muhafazakârlık düzen ve sürekliliği, milliyetçilik ortak aidiyeti öne çıkarır. Yollar ayrılır, araçlar değişir, hatta kimi zaman birbirinin tam karşısına düşer. Fakat hiçb

Devlet, din ve cemaat: Yüz yıllık bir hesap

Din ile devlet arasındaki kavga modern zamanlardan çok daha eski... Fakat modern devletin bu kavgaya getirdiği yenilik, dini de diğer toplumsal kuvvetler gibi nizama sokabileceğine inanması oldu.İngiltere Anglikan Kilisesi'nin dışında kalanları, Fransa Huguenotları, Çarlık Rusyası Eski İnananları türlü yollarla hizaya getirmeye çalıştı. Sovyetler i

50 yıllık meselenin yorgun siyasetle çözüm arayışı

Yarım asra yaklaşan tarihi boyunca toplumsal hayatın hemen her katmanına nüfuz etmiş, binlerce insanın ölümünün yanı sıra zorunlu göçlerden kimlik gerilimlerine, siyasal kutuplaşmadan kuşaklar boyunca taşınan korku ve güvensizliklere kadar derin izler bırakmış devasa bir meselenin gölgesinde, bir kez daha üzerinde "çözüm" yazan yeni bir kavşağın eş

Füreya Koral'ın seramiğinden TOKİ betonlarına: Estetiğimiz nasıl kayboldu

Türkiye'nin son yarım asırlık toplumsal ve siyasi serüvenini anlamak için, 1980'lerin o iki uçlu estetik hattına bakmak yeterlidir. Bir yanda Ankara Anafartalar Çarşısı'ndan İstanbul İMÇ Blokları'na uzanan, toprağı sırla ve renkle buluşturan Füreya Koral seramikleri... Diğer yanda ise 24 Ocak kararlarının, 12 Eylül darbesinin ve Özal'lı yılların ke

Sandığın haysiyetine ne oldu

Türkiye siyasetinde sandıktan çıkan iradenin kısa süre sonra başka bir adrese tevil edilmesi yeni bir hikâye sayılmaz... Çok partili hayatımız, Güneş Motel pazarlıklarından 90'lı yıllarda hükümetlerin kaderini değiştiren milletvekili transferlerine, son yıllarda seçimden sonra parti değiştiren belediye başkanlarına kadar uzanan uzun bir siyasal sic

Muhalefeti tasfiye etmeden etkisizleştirmek

Türkiye'de siyasetin eşit şartlarda yürüdüğüne, sandığın tek başına her şeyi çözdüğüne dair anlatı uzun zamandır inandırıcı görünmüyor. Sokakta, pazarda, üniversitede ya da televizyon ekranlarında karşılaştığımız manzara artık başka bir gerçeği işaret ediyor: Gücü elinde tutan yapı yalnızca ülkeyi yönetmiyor aynı zamanda siyasetin hangi başlıklar a

Yeni tabelada eski ezber: Yeni Parti'nin ilk imtihanı

Önceki yazımda şu tespitte bulunmuştum: Bir iktidar, tarihsel rakibini kurumsal olarak tasfiye etmeye ya da yargı yoluyla köşeye sıkıştırmaya yöneldiğinde, çoğu zaman onun üzerindeki tarihsel bagajı da farkında olmadan hafifletir. Yılların yükünü sırtından alır. Geçmişin travmalarını, muhafazakâr siyasetin çeyrek asırdır canlı tuttuğu ezberleri ve

Düşmanını kaybeden iktidar

Siyasetin uzun soluklu rotasının duraklarından birisi de rakibin kurumlarını ve aktörlerini hukuk ya da iktidar aygıtlarıyla tasfiye etmenin mutlak bir zafer getireceği inancıdır.Bu inanç ve getirisi bazen çalışsa da genelde tasfiyelerin bazen imha etmediği gibi diyalektik bir "yeniden doğum" da üretir. Muktedir varlığını üzerine kurduğu tarihsel r

Futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir

Hakimiyet, muhatabını yok sayma, kuralları kendi lehine bükme ve her türlü meşruiyeti yalnızca kendinde görme cüretiyle sahaya iner. Güç sahiplerinin temel yanılgısı, masanın hâkimi olmayı oyunun sahibi olmakla karıştırmalarıdır. Rakibini yıldırarak, zemini kendi yönüne eğerek ya da hakemin düdüğünü etkilemeye çalışarak mutlak üstünlük kurabileceği

15 Temmuz'un ardından yapılması gereken asıl muhasebe şudur

İktidarlar, tabiatları gereği merkezileşmeye, gücü tek bir odakta toplamaya ve hâkimiyet alanlarını tahkim etmeye yönelir. Tarih bizlere bu eğilimin kriz dönemlerinde daha da belirginleştiğini gösteriyor. Gücü elinde tutanlar, karar alma mekanizmalarını tek merkezde topladıkça daha güvenli bir düzen kurduklarına inanıyor. "Bir iktidarın ömrünü uzat

Neden Hilâl-i Ahmer değil de bir müzisyenin derneği

Devlet fikri, insanın zaaflarını sınırlama ihtiyacından doğdu. Hukuk, denetim ve kurumlar, gücü elinde tutanın baştan çıkma ihtimaline karşı yüzyıllar boyunca biriken siyasî tecrübenin ürünüdür.Fazilet şüphesiz kıymetlidir ancak kurulan sistem, bu duygunun azaldığı zamanlarda dahi ayakta kalabilme iddiası taşır. Vakıflar, mahkemeler, yardım teşkila