Ünal Bolat

Ünal Bolat

Türkiye
Yaşam / Okur Soruları 630 yazı 1 takipçi

Kafana takma diyorsun ama

"Lakin bu iki ölüm anını ve bu iki insanın yaşadıklarını hiç ama hiç unutamadım.""Ya ne kafana takıyorsun hayatı, yaşa git işte" demişti yirmi beş yıllık ahbabım. Belki de kırk yıl önce çocukluğumda sekerâtü'l-mevt hâlinde iken başında Yasin okumaya çağrıldığım iki hastanın hâlini hatırladım... Çocuğum ama kimseler mi yoktu bilemem beni çağırmışla

Yeter ki cesaretini kaybetme

"İlk zorlukta vazgeçerseniz, ömür boyu başkalarının kurduğu hayata bakar durursunuz."Odada kısa bir sessizlik oldu. Sobadaki odun çıtırdadı. Öğretmen ağır ağır ayağa kalktı. Pencereye yürüdü. Dışarıda çocuklar kar topu oynuyordu. Sonra dönüp sakin bir sesle konuştu:"Eğer ilk zorlukta vazgeçerseniz, ömür boyu başkalarının kurduğu hayata bakar dururs

Köy yolunda yaşananlar

"At ürktü. Kontrolünü kaybetti. Yaralı danaya çarptı. Atlı havaya savrulup yere düştü"Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum.Şoför umursamaz tavırda cevap verdi:"Bu yolun yavaşı da böyle Ahmet Ağa..."Tam o sırada kamyon derin bir çukura girdi. Kasa sertçe savruldu. Hayvanlardan biri korkuyla şahlandı. Zinciri gevşeyen dana bir anda dengesini ka

"Az konuşur çok adamdır"

"Köyde herkesin dilinde iki isim vardı. Kara Hasan ve Uzun Veli... Bir öğle vaktiydi."Hatırama bugün de devam ediyorum. Bir gün küçük bir öğrenci çekinerek genç Basri öğretmenin yanına geldi:"Öğretmenim... Babam dedi ki... Okuyup adam olursan köyden kurtulursun..."Basri öğretmen diz çöküp çocuğun gözlerine baktı: "Hayır Hasan... İnsan köyden kurtul

Öğretmen odasında çay kokusu

"Otobüs Yıldıztepe yol ayrımında durduğunda şoför arkasına dönüp Basri'ye seslendi:Doğu Anadolu'nun sert ayazı, insanın yüzünü bıçak gibi kesiyordu. 1981 yılının ilk günleri... Dağların doruklarına çöken kar, sabah güneşinin solgun ışıkları altında gümüş gibi parlıyordu. Yollar çamurlu, hava pusluydu. Ama genç öğretmen Basri'nin içinde öyle bir sıc

Sosyete dilencisi

"Niye inkâr ediyorsun kardeşim, bal gibi de Şevket'sin... Kırk yıllık arkadaşımı bilmem mi ben"Dinimiz dilencilik yapmayı haram kılmıştır. İzzet sahibi olun zelil olmayın demiştir. Pek çok ayet ve hadiste bu konu açık açık belirtilmiştir. "Veren el alan elden üstündür" bunu bilmeyen duymayan yok gibidir.Şevket benim gibi sade bir yaşantısı olan ail

Kalbini bıraktığın yer

"En ağır imtihan geri dönüşteymiş. İstanbul'a yuvamıza döndüğümde bunu hissettim"Hacca gidiş hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum. Kâbe-i şerifi karşımda ilk gördüğümde nutkum tutulmuştu. İlk duamın ne olacağına karar verememiştim. Ne diyeceğimi ne söyleyeceğimi bilemez düşünemez hâldeyken zihnimde Hazreti İbrahim aleyhisselâmın o meşhur tesl

Kelimeler boğazımda düğümlendi

"Kalbi Mekke'de asılı kalanlar için, bir hatıra, esasında bir yaşanmışlık hatırasıdır bu..."Tam bir sene önce hac mevsimi yaklaştığında içim içime sığmıyordu. Takvimler o mübarek günü gösterdiğinde, ömrümün en büyük hayali için yola düşenlerden birisi de bendim... Önce gönüllerin şifası, bir türlü doyamadığım Medine karşıladı bizi.Âlemlerin Efendis

"Ya Rabbi sen yardım et"

"Sen yeter ki samimiyetle iste. Yüce Allah yardıma komutan değil komutanlar gönderir."Yıllar önce yaşadığım askerlik hatırama bugün de devam ediyorum... Bölük komutanıma "Hallederiz komutanım ama on gün izne ayrılmam lazım" dedim. Sonra da nasıl yapacağımı hiç bilmediğim bir işe giriştim. İzmir Bölge Müdürümüze telefonla durumu anlattım. O bana bab

"Bunlar bize neler yapmış!"

"Bir büyüğümün 'bedeli ödenerek alınan kitap daha değerli olur' sözünü hatırlıyordum..."Hatırama devam ediyorum... Birkaç gün sonra bölüğümdeki arkadaşlarımla çay sohbeti sırasında karargâhta namaz kılacak bir yer bulamadığımı ve Türkiye Gazetesi Bürosu çalışanı olduğumu usulünce anlattım. Sağ olsunlar bana hemen namaz kılacağım bir oda ayarladılar

Uyanınca "hayırdır inşallah" dedim

"Gazete dağıtıcısı olarak iki sene çalıştıktan sonra askerlik için İstanbul Tuzla'ya gittim."Mühendislik diplomamı aldığımda, kendisiyle ilk defa 17 yaşında tanıştığım ve uzun yıllar Türkiye Gazetesi Ege Bölge Müdürü olan Ziya Yalçın Bey'in yanına giderek, çalışmak istediğimi söyledim. Mühendis olduğumu biliyordu. Yine de "ne iş yapmak istiyorsun"

Sekizinci kişi ne yapıyor

"Bu milletin hemen her alanda sekizinci kişilerine ihtiyacı var. Hem de hiç olmadığı kadar..."Çocukluğum, babamın görevi dolayısıyla bir köyde geçti. Bilenler bilir, eskiden köylerde şimdiki gibi insanlara boş vakit geçirtecek meşguliyetler yoktu. Hatta bazı köy kahvelerinde oyun dahi yoktu. Soğuk havalarda is ve kestane kokan sobalar, çıtırtıların