Abdüllatif Uyan

Türkiye

"Her sıkıntıya katlan!.."

İbrâhim Havvâshazretleri Bağdat'ta yaşayıp, Rey şehrinde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebesidir.Bir gün birlikte Hac yoluna çıkarlar.Çıkmadan üstâdı sorar:"İbrâhim! Yol boyunca birimizin emîr olması lâzım, sünnettir. Hangimiz emîr olsun""Siz olun efendim.""Emîr ben isem sen bana uyacaksın, tamam mı""Tamam efendim."Ve yola çıkarlar.B

"İtirazetmekşeytan sıfatıdır!"

Şîraz'da yaşayan Allah dostlarındanMuhammed ibni Hafifhazretleri, bir talebesini diğerlerinden çok sever, onlar da sebebini merak ederlerdi.Bir gün bu zâta;"Efendim, filân arkadaşımızı niçin çok seversiniz" dediler.O esnâda dergâhın önünde bir deveyatıyordu.İbni Hafif hazretleri bir talebeye seslenip;"Ahmed oğlum! Şu deveyi kaldır da dergâhın damın

"Bunlar hırsız değil..."

Şîraz'da doğup orada yaşayanİbni Hafifhazretleri zamânında iki arkadaş vardı ki, nerede bir evliyâ zâtınolduğunu duysalar, oraya koşarlardı hemen. Bir gün de"İbni Hafîf"ismini duydular.Ve o beldeye vardılar.Kapısını çaldılar.Hizmetçisi çıktı:"Buyurun, kimi aradınız""İbni Hafîf hazretlerine gelmiştik.""Evde yok, sultânın yanında.""Peki" dediler.Anca

Tek düşüncesi âhiretti...

Hübeyret-ül Basrîhazretleri, Bağdat civârında yaşamış Allah dostudur. Bir gece aşk-ı ilâhîyle ağlıyordu ki, bir "ses" duydu...Gâipten geliyordu...Kulak verip dinledi."Ey Hübeyre! Bütün günahların mağfiret edildi. Git, Huzeyfe-i Mer'aşî'ye hizmet et"deniyordu.Bu "mânevî işâreti" aldı.Aynı gün düştü yola...Ve gidip katıldı bu zâtın sohbetine.Bir sene

"Günahlarıma ağlıyorum"

Bağdat civârında yaşıyanHubeyret-ül Basrîhazretleri, halkı gayrimüslim olan bir köye gelmişti bir gün. Kalabalık bir grup onu karşıladı.O an garip bir şey oldu...Bu zât başladı ağlamaya!İnsanlar sordular:"Niçin ağlıyorsun""Günahlarıma ağlıyorum.""Allahü teâlâ affeder, bilmiyor musun""Evet biliyorum. Allahü teâlânın merhameti çoktur, affeder. Ama un

"Nefsine mağlup oldun!.."

Hindistan'da yaşıyan Ferîdüddîn Genc-i Şekerhazretlerinin devrinde Delhi'li bir "genç", Acuzan vilâyetinde evliyâ bir zâtın bulunduğunu işitti.Çok merak etti...Sorup araştırdı..."Onun ismi Ferîdüddîn Genc-i Şeker'dir, büyük bir velîdir"dediler.Kendi kendine;"O zâta gideyim. Yanında tövbe edip talebesi olayım" dedi.Bu niyetle çıktı yola...Ancak bir

Pişmânlık tövbedir...

Hindistan'da yaşıyanFerîdüddîn Genc-i Şekerhazretleri, bir gün sohbetinde;"Kardeşlerim! Bir Müslüman bir günah işlediğinde eğer 'pişmânlık' duyarsa, bu pişmânlığı onun için bulunmaz nîmettir"buyurdu.Sordular:"Neden efendim""Çünkü bu pişmânlığı, tövbe demektir. Allah korusun, eğer üzülmek olmaz ve günah işlemek tatlı gelirse, günahta ısrâr olur ki,

Şekerolan taşlar!..

Hindistan'da yaşayanFerîdüddîn Genc-i Şekerhazretlerinin kabr-i şerîfi Mültan'dadır.Bu zât acıkınca, ağzına küçük "taşlar" alırdı. O taşlar, hikmet-i ilâhî,tatlı "şeker" olurlardı.Hem de çok lezzetli.Hocası da"Bizim Ferîd, şeker hazînesidir"buyururdu. Bu zâtın zamânında bir tüccar "şeker" yüklü bir kervanı Delhi'ye götürüyordu ki, bu zât onu görüp

Canı erik istemişti...

Hindistan'da yaşıyanFerîdüddîn Genc-i Şekerhazretlerinin kabr-i şerîfi Mültan'dadır. Henüz doğmadan kerâmetleri görüldü.Şöyle ki;Annesi ona hâmileydi. Komşusunun erik ağacına uzandı bir gün.Bir tâne "erik" koparacaktı.Zîra canı çekmişti.O anda bir şey oldu.Şiddetli bir "ağrı" duydu karnında.Büyük bir "acı" hissetti!Koparmaktan vazgeçti.Ferîdüddînbü

"Sen alacağınıhelal et!.."

Zebid şehrinde yetişen evliyânın büyüklerindenMerzuk Sârifîhazretlerinin oğullarından birinin, bir kimsede alacağı vardı. Bir zaman sonra o kimseden alacağını istedi. Lâkin o, borcunu inkâr ettiği gibi Merzuk Sârifî'ye gelerek"Oğlun, hiç alacağı olmadığı hâlde benden para istiyor"dedi.O da oğlunu çağırdı.Ve kendisine;"Oğlum! Sen borcu alacağı, malı