Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 355 yazı 0 takipçi

Hakikat-i İslâmiyete bazen "tarikat" namını takıyorlar

Oraya [Denizli Hapishanesi] Nurlar ve mahpuslar için yazılan Meyve Risalesi girmesiyle, üç dört ay zarfında iki yüzden ziyade o mahpuslar öyle fevkalâde itaatli, dindarâne bir salâh-ı hal aldılar ki, üç dört adamı öldüren bir adam, tahta bitlerini öldürmekten çekiniyordu.Tam merhametli, zararsız, vatana nâfi' bir uzuv olmaya başladı. Hatta resmî me

Dinin bir hakikatini bin siyasete tercih ederim

ÜÇÜNCÜ KELİME: Ki, bütün hayatımdaki tahkikatımla ve hayat-ı içtimaiyenin çalkamasıyla hülâsa ve zübdesi bana kat'î bildirmiş ki:Sıdk, İslâmiyetin üssü'l-esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyle ise, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip, onunla manevî hastalıklarımızı teda

Hutuvat-ı Sitte gibi eserlerimle İngilizlerin başlarına vurdum

Harb-i Umumîde gönüllü alay kumandanı olarak iki sene çalıştım, çarpıştım. Ordu Kumandanı ve Enver Paşa takdiratı altında, kıymettar talebelerimi, dostlarımı feda ettim. Yaralanıp esir düştüm.Esaretten geldikten sonra, Hutuvat-ı Sitte gibi eserlerimle kendimi tehlikeye atıp, İngilizlerin İstanbul'a tasallutu altında, İngilizlerin başlarına vurdum.

Mesleğimiz tarikat değil, hakikattir

Beni hapislere sokan muarızlarımın bir bahaneleri de, o mahkemede ondan beraet kazandığım tarikatçiliktir. Halbuki Risale-i Nur'da daima dava edip demişim:"Zaman tarikat zamanı değil, belki imanı kurtarmak zamanıdır. Tarikatsiz Cennete gidenler çoktur, imansız Cennete giden yoktur" diye bütün kuvvetimizle imana çalışmışız. Ben hocayım, şeyh değilim

Maddî mânevî her şeyden feragat mesleği

(Dünden devam)Madem ki nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar ve maruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ittihamlarla mahkûm etmek isteyenler

Said yoktur! Konuşan yalnız hakikattir!

DİN, MADDÎ VE MÂNEVÎ HİÇBİR ŞEYE ALET EDİLEMEZ(Dünden devam) Herkesin hoşlandığı mânevî makamatı ve uhrevî saadetleri a'mal-i saliha ile kazanmak ve bu yola müteveccih olmak hem meşru hakkı olduğu, hem de hiç kimseye hiçbir zararı bulunmadığı halde, ben ruhen ve kalben men ediliyordum. Rıza-i İlâhîden başka fıtrî vazife-i ilmiyenin sevkiyle, yalnız

Hizmetin kudsiyetini muhafaza edebilmek

Beni ve Risale-i Nur'un şakirdlerini ittiham eden ve o gibi kanun namına kanunsuz ve garazla ve hissiyatla bizi muaheze edenler, elbette bizden evvel, hem Eskişehir Mahkemesini, hem Kastamonu hükûmetini ve zabıtasını, hem Isparta Adliyesini, hem Denizli Mahkemesini, hem Ankara'nın Ağır Ceza Mahkemesini ittiham edip, onları varsa suçumuza tam teşrik

İnsaniyet, iman ile insaniyettir

DÖRDÜNCÜ NOKTAİman, insanı insan eder; belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder. Şu meselenin binler delillerinden yalnız hayvan ve insanın dünyaya gelmelerindeki farkları, o meseleye vâzıh bir delildir ve bir bürhan-ı katı'dır. Evet, insaniyet iman ile insaniyet

Sahtekârlık, rüşvet, aldatmak gibi hâller...

Her bir şehir, kendi ahalisine geniş bir hanedir.Eğer iman-ı ahiret o büyük aile efrâdında hükmetmezse, güzel ahlâkın esasları olan ihlâs, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-yı İlâhî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gibi hâller meydan alır. Zâhirî asayiş ve insaniyet altında a

Ahlâkta ve hayatta zulmetli bir anarşilik

(Dünden devam)Malûmdur ki bir adamın bir günde harap ettiği bir sarayı, yirmi adam, yirmi günde yapamaz. Ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lâzım gelirken şimdi binler tahribatçıya mukabil Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı, pek harikadır. Eğer bu iki mütekabil kuvvetler bir seviyede olsaydı, onun tam

Takva, tahribata karşı en büyük esastır

[Bu mektup gayet ehemmiyetlidir.]Aziz, Sıddık Kardeşlerim! Bugünlerde, Kur'ân-ı Hakîm'in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takva menhiyattan ve günahlardan içtinâb etmek ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a râcih olmakla beraber bu t

Ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir paydostur

Sekizinci Söz ve Yirminci Mektub gibi çok risalelerde izah ettiğimiz gibi, ölüm, idam değil, firak değil, belki hayat-ı ebediyenin mukaddimesidir, mebdeidir ve vazife-i hayat külfetinden bir paydostur, bir terhistir, bir tebdil-i mekândır, berzah âlemine göçmüş kafile-i ahbaba kavuşmaktır.Ve hakeza, bunlar gibi hakikatlerle ölümün hakikî güzel sima