Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 321 yazı 0 takipçi

Asker neferatının siyasete müdahalesi

Tarih-i âlem serâpâ şehadet ediyor ki, asker neferatının siyasete müdahaleleri, devletçe ve milletçe müthiş zararları intâc etmiştir.Eski Said Dönemi Eserleri, s. 80 *** Onuncu Cinayet: Harbiye Nezaretindeki askerler içine Cuma günü ulema ile beraber gittim. Gayet müessir nutuklarla sekiz tabur askeri itaate getirdim. Nasihatlerim tesirini sonradan

Kur'ân üç dehşetli suale cevap veriyor

(Dünden devam)Hem hiçbir cihet-i imkânı var mı ve hiç akıl kabul eder mi ki, bütün masnuatıyla kendini tanıttırana ve sevdirene ve teşekküratı fiilen ve hâlen isteyene mukabil, kâinatı velveleye veren hakikat-i Kur'âniye ile, zülcelâl o Sanatkârı ekmel bir tarzda tanıyıp ve tanıttırıp ve sevip ve sevdirip ve teşekkür edip ve ettirip ve "Sübhanallah

Allah'a iman, peygamberlere imanı da ispat eder

(Dünden devam)- Hem cemal-i rahmetini ve hüsn-ü şefkatini ve kemal-i rububiyetini zîşuurlara göstermek ve onları şükre ve hamde sevk etmek için, bu kâinatı –öyle bir ziyafetgâh ve bir teşhirgâh ve öyle bir seyrangâh ki– hadsiz çeşit çeşit leziz nimetler ve gayet antika, hadsiz harika sanatlar içinde dizilmiş bir tarzda halk eden bir Sâni-i Rahîm ve

Allah'a iman, ahirete imanı da ispat eder

BİRİNCİ NOKTAİman-ı billâh, kendi hüccetleriyle hem sair rükünlerini, hem iman-ı bi'l-ahireti ispat eder ki, Meyve Risalesi'nin Yedinci Meselesinde güzelce göstermiş. Evet, bu hadsiz kâinatı bir saray, bir şehir, bir memleket gibi bütün levazımı ile idare eden ve mizan ve intizam dairesinde çeviren ve hikmetlerle değiştiren ve zerratı ve seyyaratı

İman, altı rüknünden çıkan vahdanî bir hakikattir

Dokuzuncu Mesele[Peygamber, kendisine Rabbinden indirilen Kur'ân'ı tasdik edip ona iman etti. Mü'minler de onunla beraber iman ettiler. Onların hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. Onlar, "Biz Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız diyerek iman getirdiler." (Bakara Suresi: 285)] ilâ âhiri'l-âyeh... Bu ayet-i

Bir iman meselesini dünya saltanatına tercih etmek

Madem mesleğimiz a'zamî ihlâstır; değil benlik, enaniyet, dünya saltanatı da verilse, bâkî bir mesele-i imaniyeyi o saltanata tercih etmek a'zamî ihlâsın iktizasıdır.Meselâ, harp içinde, avcı hattında, düşmanın top gülleleri arasında Kur'ân-ı Hakîm'in tek bir ayetinin, tek bir harfinin, tek bir nüktesini tercih ederek, o gülleler içinde Habib kâtib

İhlâs-ı hakikî ile imana hizmet

Hem dâhildeki cihad-ı mânevî, mânevî tahribata karşı çalışmaktır ki, maddî değil, mânevî hizmetler lâzımdır. Onun için, ehl-i siyasete karışmadığımız gibi, ehl-i siyaset de bizimle meşgul olmaya hiçbir hakları yok...Meselâ, bir parti bana binler vecihle sıkıntı verdiği halde, hatta otuz senede hapisler de, tazyikler de olduğu halde, hakkımı helâl e

Küfr-ü mutlakta manevî Cehennem azabı var

Risale-i Nur, beşeri anarşistlikten kurtarmaya bir derece vesile olduğu gibi, İslâm'ın iki kahraman kardeşi olan Türk ve Arabı birleştirmeye, bu Kur'ân'ın kanun-u esasîlerini neşretmeye vesile olduğunu düşmanlar da tasdik ediyorlar.Madem bu zamanda küfr-ü mutlak Kur'ân'a karşı çıkıyor. Küfr-ü mutlakta Cehennemden ziyade dünyada da daha büyük bir Ce

Risale-i Nur küfr-ü mutlaka set çekiyor

Üçüncü mesele: Şimdi küfr-ü mutlak, öyle Cehennem-i mânevî neşrine çalışıyor ki, kâinatta hiçbir kâfir ona yanaşmamak lâzım geliyor.Kur'ân'ın "rahmeten lil'âlemîn" olduğunun bir sırrı budur ki: Nasıl Müslümanlara rahmettir; ahirete iman, Allah'a iman ihtimalini vermesiyle de, bütün dinsizlere ve bütün âleme ve nev-i beşere rahmet olmasına bir nükte

Vazifemiz hizmettir; netice Cenab-ı Hakk'a aittir

Cihad-ı maneviyenin en büyük şartı vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır ki, "Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenab-ı Hakka âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz." Ben de Celâleddin Harzemşah gibi, "Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenab-ı Hakkın vazifesidir" deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur'ân'dan ders a

Vazifemiz müsbet hareket etmektir, menfî hareket değildir

UMUM NUR TALEBELERİNE ÜSTAD BEDİÜZZAMAN'IN VEFATINDAN ÖNCE VERMİŞ OLDUĞU EN SON DERSTİRAziz Kardeşlerim! Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-i İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sa

Şu inkılâb-ı azîmin temel taşları sağlam gerek

(Dünden devam)Âşiren: Bir yolda dokuz ihtimal-i helâket, tek bir ihtimal-i necat varsa, hayatından vazgeçmiş mecnun bir cesur lâzım ki, o yola sülûk etsin. Şimdi, yirmi dört saatten bir saati işgal eden farz namaz gibi zaruriyat-ı diniyede yüzde doksan dokuz ihtimal-i necat var. Yalnız gaflet ve tembellik haysiyetiyle, bir ihtimal zarar-ı dünyevî o