Mustafa Sabri Beşer

Mustafa Sabri Beşer

Star
Yaşam 273 yazı 0 takipçi

İt iti neden ısırmaz

Anadolu irfanının dili kısadır, lafı süslemez, insanı soyar bırakır.Bir söz söyler, asırlar geçer, söz hâlâ köy kahvesinde, şehir meydanında, gazete köşesinde, taze ekmek gibi buhar çıkarır.Bazen bir çobanın değneğiyle konuşur, bazen bir ninenin iç çekişiyle, bazen de bir sözün keskin kenarıyla."İt iti ısırmaz!" atasözü de böyledir.İlk bakışta kaba

Gazi Koşusu bahanesiyle at izini it izine karıştırmayın!

Bazı hâdiseler vardır ki gözle bakınca eğlence, hafızayla bakınca işgal artığı bir semboller alayı görünür. Veliefendi'deki Gazi Koşusu da kanaatimce böyleydi. Şapkalı sanatçılar, çimende salınan devşirme bir zarafet ve Gazi adıyla cilâlanmış bir koşu... İlk bakışta, "Alt tarafı bir yarış" denebilir. Lâkin bu memlekette "alt tarafı" diye geçiştiril

Boğaz'a dayanan 3 bin sapığın meydan okumasını püskürttük ama...!

Temmuzun ilk günlerinde, "dünyanın en büyük eşcinsel kruvaziyeri" diye öve öve pazarlanan dev bir gemi, binlerce yolcusuyla Boğaz'ın sularına dökülmeye hazırlanıyordu.Atlantis Events adıyla anılan bu sefer, bize bir tatil, bir seyahat, masum bir eğlence, şehir ekonomisine renk katacak sıradan bir turizm hareketi diye yutturulmak istendi.Bu, bir şeh

Ali Saydam'dan Robert Cialdini'ye ya da iknadan aldanmaya...

Bir süredir "aldanma" temalı bir dosya üzerine eğilmiş durumdayım. Okudukça günümüzü daha iyi anladım. Bu okumaların başında Robert Cialdini'nin "İknanın Psikolojisi" vardı.İnsanın nasıl ikna edildiğini, daha doğrusu nasıl kandırıldığını bir bilim adamı titizliğiyle haritalayan bir başyapıt.Derken entelektüel birikimine güvendiğim bir ağabeyime dos

İnsan bedeni sınırsız bir coğrafya değildir!

Bir zamanlar bu topraklarda mezuniyet törenlerinde öğrencinin beline bir kuşak bağlanırmış. "Şed kuşanma" denirmiş adına."Artık çıraklıktan ustalığa geçtin" denirmiş o düğümle. "Artık elinden çıkan işin, dilinden dökülen sözün, baktığın yerin, tuttuğun yolun bir hesabı var."Fakat aynı memlekette, aynı mevsimde törenlerde bambaşka bir manzara kurulu

Dijital anafor mudur

Anafor, denizin sessiz tuzağıdır. Üstü durgun görünür, altı çeker. Yüzeyde tek bir pürüz yoktur.Lâkin bir kez içine girdiniz mi, kürek kâr etmez.Anafor sizi yormaz, ikna eder. "Bırak kendini" der usulca.Şimdi elinizdeki ekrana bakın.Tanıdık bir his değil miParmağımız aşağı kayıyor.Bir haber, bir görüntü, bir başlık.Aşağı.Bir öfke, bir kahkaha, bir

Teknokutup çağında yeni Müceddid kim olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı'nı ilan etti. "Fark Et, İstifade Et, Üret, Yönet" başlıklarıyla yalnız teknik bir program değil, zamanın değiştiğine dair devlet aklının berrak bir beyanıydı.Seksen bir ilde açılacak atölyelerden milyonlara ulaşacak okuryazarlık seferberliğine, uzman ve uygulamacı yetiştirme hedeflerinden ve

55'ten Dünya Kupası'na, LGS'den seçime ekranda sayaç, cana tıkaç!

Bir film vardı. Bir kumarbazın zihnine mütemadiyen 55 rakamı nakşediliyordu. Bir formanın üzerinde, bir şarkının içinde, bir tabelanın kıyısında dolaşıyor, nihayet adam o rakamı kendi iradesiyle seçtiğini sanıyordu.Gözüne, kulağına, yoluna nakşedilmiş, tohum bilinçaltına ekilmiş, hasadı kendisine bırakılmıştı.Çünkü açık emir, insanın içindeki küçük

CHP İsrail'in uzantısı mı

Sakin olun. Kimseye iftira atmıyorum. Yalnızca bir tweet okudum. O kadar.Kıymetli azizan arada bir benim de şirazem kayıyor, mazur görünüz...Organize terör çetesi İsrail'in "Savunma" şeysi Katz... Oturmuş klavyenin başına geçmiş. Bizim İçişleri Bakanı'na laf atmış haspam: "Kudüs, Konstantinopolis değildir." Osmanlı bir daha gelmezmiş.Anladık, fena

Bir kez daha ''Gübre Böceği, BTS Grubu ve seksen yaşında bir şeytan'', bir kez daha İstanbul'un surları!

Sekiz yıl evvel bir yazı yazmıştım, başlığı kimine tuhaf, kimine fazla geldi. "Gübre böceği, BTS grubu ve 11 yaşındaki kızlarımız."O gün oğlum okuldan bir şey anlatmıştı. Sınıfın kızları çantalarından birtakım resimler çıkarıyor, teneffüste öpüyor, erkeklere gösterip "bak ne kadar yakışıklılar" diyorlardı. On bir yaşındaydılar. Daha hayatın eşiğine

CHP bütün kötülüklerin anasıdır!

Biz insan üzerine, tabiat üzerine, yaratıcı üzerine esaslı düşünmeden rahat edemeyen insanlarız. Varlığın sırrına ilişmeyen söz bize hafif gelir. İnsanın mayasına değmeyen fikir içimizde kök salmaz. Bu yüzden düşüncemiz bizi ister istemez vakara, ciddiyete ve bir duruşa çağırır.Bizim otantiğimiz buradan gelir.Bu otantikten konuştuğumuzda CHP'nin, C

Düşman sofrasında Müslümanın hâli!

Bayram ziyaretlerinde bazen -mış gibi yüzeysel sohbetlerin içinde kalır insan. Bazen de söz, birdenbire derin bir bahsin kapısını aralar. Bu bayram, güzel insanlarla birlikte böyle bir kelam halkasının içinde buldum kendimi.Yurt dışında yaşayan bir akademisyenin İslam ve Müslüman üzerine yazdığı kitap etrafında açılan bahis, sonrasında başka isimle