Bir düşünün... Maaşınızın tamamını yılın ilk beş ayında harcadınız ve kalan yedi ayı kredi çekerek geçirmek zorundasınız. Kulağa sürdürülebilir gelmiyor değil mi
Aslında bugün gezegen olarak tam da bunu yapıyoruz. Türkiye, 6 Haziran itibarıyla bir yıl boyunca kullanabileceği doğal kaynakların tamamını tüketti. Yani artık doğanın bu yıl üretebileceğinden fazlasını kullanıyor, geleceğin kaynaklarından borç alıyoruz. Bu tarih, Dünya Limit Aşım Günü (Earth Overshoot Day) olarak adlandırılıyor ve ülkelerin ekolojik bütçelerini ne kadar hızlı tükettiklerini gösteren önemli bir gösterge.
Nedir bu Limit Aşım Günü
Limit Aşım Günü, insanların doğadan talep ettiği kaynakların, gezegenin aynı yıl içerisinde kendini yenileyebilme kapasitesini aştığı günü ifade eder. Bir başka deyişle tükettiğimiz su, kullandığımız enerji, ürettiğimiz atıklar, kesilen ormanlar ve tüketilen doğal kaynaklar, doğanın yerine koyabileceğinden daha hızlı tükenmeye başladığında ekolojik açık oluşur. Bu yıl Dünya genelinde Limit Aşım Günü 30 Temmuz olarak hesaplanırken, Türkiye bu sınıra çok daha erken ulaşarak, 6 Haziran'da yıllık doğal kaynak bütçesini tüketmiş durumda. Bu da ülkemizin kaynak tüketim hızının, doğanın kendini yenileme hızından daha yüksek olduğunu gösteriyor. Şu anda 2027'nin ilk 15 gününü geride bıraktık bile.
Sorunun merkezindesadece enerji yok
İklim değişikliği konuşulduğunda akla çoğunlukla enerji üretimi, fosil yakıtlar veya ulaşım geliyor. Oysa sofralarımıza ulaşan gıdalar da bu hikâyenin önemli bir parçası.
Birleşmiş Milletler verilerine göre küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte biri gıda sistemlerinden kaynaklanıyor. Tarımsal üretim, işleme süreçleri, ambalajlama, depolama, lojistik ve gıda israfı gibi birçok aşama, gezegen üzerindeki çevresel baskıyı artırıyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik yalnızca enerji politikalarının ya da sanayinin konusu değil, aynı zamanda ne ürettiğimizin, ne tükettiğimizin ve nasıl beslendiğimizin de konusu. Her israf edilen gıda; boşa harcanan su, enerji, emek ve toprak anlamına geliyor. Üstelik çöpe giden gıdalar ayrışırken sera gazı emisyonlarına da katkıda bulunuyor. Bu nedenle gıda israfını azaltmak, bireysel ölçekte yapılabilecek en etkili sürdürülebilirlik adımlarından biri olarak kabul ediliyor.

4