"Kavak ağacından nar, çirkef adamdan ar beklenmez!.."

Sırdaşı Dürdane'nin sözleri aklına geldi Gülşah'ın... "Uyanık ol kızım! O Erkara denen herif, dünyada senin peşini bırakmaz!"

Beybabasından işittikleri aklından hiç çıkmıyordu Gülşah'ın... Erkara'nın çarpık, iri, iğrenç suratı, dişlek, çirkin hayali sırıtarak gözünün ününe karabasan gibi dikilip kalıyordu. İçinden; "Şimdi ihtimal Doğan Bey'imin gittiğini biliyor, kim bilir ne fena planlar kuruyordur Ne yalanlar uyduracak, ne pislikler yapacaktır" dedi, dişlerini sıktı. Sırdaşı Dürdane'nin sözleri aklına geldi.

"Uyanık ol kızım! O Erkara denen herif, dünyada senin peşini bırakmaz!"

Ses, kulaklarını doldurarak yankılanırken, fazla dayanamadı içeri kaçtı. Kapının kalın sürgüsünü arkadan ittirdi. "Kavak ağacından nar, çirkef adamdan ar beklenmez" diye söylenerek merdivenleri tırmandı...

Duâ, bir muma benzer, hizmetler ise fener,

Fenersiz olan bir mum, bir gün kolayca söner.

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!

Evlerimiz kışladır, kışlalarsa evimiz.

Ayrımız, gayrımız yok, serdar Doğan Beyimiz.

Gece gündüz hizmet et, geçip gitmeden zaman,

Elbet aldanmış olur, iki günü bir olan.

Hakla hakikatle ol, olmasın yalan dolan!

Derler; bir varmış, yokmuş, hani nerde varımız

Akıbetin hayrolsun, yiğit Doğan Beyimiz.

İşlerinden bellidir, ehil olanın hâli,

Rahat, huzurla yaşar, yanındaki ahâli.

Öyle eser bırak ki, hayır olsun zevali!

Dertlere derman olmak, elbet tam hedefimiz.

Osmanlı seninledir, yaşa Doğan Beyimiz!

***

Kırların engin sessizliğini bozan hazin çıngırak çınlamaları, tabiatın muhtelif köşelerinden gelen, koyun, kuzu melemeleri, köpek havlamaları ve inek böğürmeleri fark olunmaz bir uğultunun içinde kayboluyor, ılık bir güz sabahının kızıllığı gittikçe yerini ışıl ışıl güneşe bırakıyordu.