Bir kadın dizi izlerken sadece dizi izlemez. O sırada ekranda en az üç farklı meslek dalında çalışmaktadır. Erkek karakter ihanet mi edecek, salonun duvar rengi hangi ton, mutfaktaki ada tezgâh kaç santim... Hepsi aynı anda değerlendirilir.
Dizinin ilk beş dakikasında kadın seyirci, karakter analizini tamamlamıştır. Başrol erkeğin çocukluk travmaları, yan karakterin gizli niyetleri ve kötü karakterin aslında neden kötü olduğu hakkında detaylı bir rapor hazırlayabilir. Erkek seyirci hâlâ karakterlerin isimlerini öğrenmeye çalışırken kadın çoktan "Bu adam üçüncü bölümde kesin hata yapacak" tahminini yapmıştır.
Ancak olay burada bitmez. Çünkü karakterler konuşurken gözün bir kısmı dekorasyondadır. "Perdeler çok güzelmiş." "Şu koltuğun rengini beğendim." "Mutfak dolapları keşke bizim evde de olsa." Dizi ilerledikçe hikâyeden bağımsız ikinci bir proje oluşur: Hayali ev dekorasyonu.
Daha da ilginci, bu iki analiz birbirini etkilemez. Bir yandan "Bu kadın aslında masum değil" derken diğer yandan "Ama yemek masasını çok zevkli seçmişler" yorumunu yapabilir. Beyin sanki çoklu görev moduna geçmiştir.
Final sahnesinde ise durum zirveye ulaşır. Kadın hem katilin kim olduğunu tahmin etmiş, hem çiftin ayrılacağını önceden anlamış, hem de bölüm boyunca kullanılan avizenin internetten nereden alınabileceğini araştırmıştır. Sonuç olarak bazı insanlar dizi izler. Bazı kadınlar ise dizi izlerken aynı anda psikolojik analiz yapar, iç mimarlık danışmanlığı verir ve senaryo ekibine alternatif final önerileri hazırlar. Dizinin sonunda kapanış jeneriğinde adları geçmese de emekleri büyüktür.
BUNU BİLİYOR MUYDUN
Japonya'da bir restoran, menüsüne "Müşteri Memnuniyetsizliği" bölümü ekledi. Bu bölümde yemeklerden memnun kalmayanlar için alternatif öneriler vardı. Önerilerin başında "Evde yemek yapın" yazıyordu. Restoran sahibi "Müşteriler şikayet etmesin diye uğraşıyoruz, olmuyor. O yüzden 'Beğenmiyorsan evde yap' dedik" dedi. İşletme kısa sürede popüler oldu.

14