Dünyanın odaklandığı hayatî önemi olan bir iyi gelişmenin arifesindeyiz. Bu gelişme öncelikle İslam coğrafyasının geleceği ve genelde de Avrupa ve Amerika kıtalarının geleceği için bir nesim-i nevbahardır. (Hafif esen ruh okşayıcı yumuşak rüzgâr) Çünkü 4 aydır dünya olumsuz ve soluklanması zor savaş havasının etkisinde kalarak bir çeşit bunalıma girmiş durumda!
Bu olumlu gelişme, gerçekleşmesine ramak kalmış olan yenibahar, İran-Amerika barışıdır. En kötü barış en başarılı savaştan bin kat iyidir. Özellikle "en iyi savaş" ifadesini kullanmak istemedim. Çünkü savaşın iyisi olmaz! Yeri gelmişken rahmet elçisi Hz. Muhammed'in (sav) barışla ilgili çarpıcı bir sözünü hatırlataak yazıma devam etmek istiyorum:
"Çocuklarınıza savaş adını vermeyin!" Evet, savaş övünülecek, "Ben savaşı kazandım; dolayısıyla kahraman benim!" diyecek bir olay değildir. İslam'ın ilk döneminde yapılan savaşların hepsi savunma amaçlıdır. Bedir, Uhut ve Hendek Savunmalarının saldırı değil savunma amaçlı olduğu açıktır. Yani Savaşların hiçbir haklı gerekçeşi olamaz savunma amaçlı olmadığı sürece!
Dünyanın başına bela olan Siyonistler ve Evanjelistler; akılları sıra dünyayı kıyamet savaşına sokup Siyonistleri arz-ı mevud hayaline; Evanjelistleri de armageddon savaşı hayaline kavuşturmaya çalışıyorlar! Evanjelistler, insanları kandırıp peşlerinden sürükleyerek Hz. İsa'nın (as) gelip onları kurtaracağı hayali peşinden koşturmak istedikleri için dünyayı kan gölüne çevirdiler ve ekonomik dar boğazlara sürüklediler! Bu hayallerinin gerçekleşmesi için de iki devletin askeri ve siyası gücünü arkalarına aldılar.

27