Kültür-Sanat

Akran zorbalığı

Akran zorbalığı: Benzer yaşlardaki çocukların bireysel ya da birleşerek diğer bir çocuğa sürekli olarak fiziksel, sosyal, sözel, cinsel veya siber zarar vermesi olarak adlandırılabilir.Bu durum çoğu zaman şaka yapmak için başlamış olabilir fakat zamanla giderek yoğunlaşır. Bu da çevredeki çocukların alkış tutmasıyla vb. yoğunlaşır. Sıklıkla diğer çocuklardan farklı olarak

Yetenekli Kalemler

Gayret ve Hayret

Samimiyetle, ihlasla gayret eden elbette kazanır. Usanmadan çaba harcayan da menzile ulaşır. Yolcu yolda gerek. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Bu sözü de çok severim: "Kader, gayrete âşıktır." Hakikat bu. Türkiye'nin son çeyrek asrında neler gördük, neler yaşadık, hepimiz biliyoruz. Her şey gözümüzün önünde olup bitti. Dönüp hadiselere ibretle, hayretle bakakaldık. Umut, diriliş,

Mehmet Nuri Yardım

Her zulmün bir bedeli vardır

Her zulmünbir bedeli vardır HÜSEYİN ÖZTÜRK Türkçe ezan zulmünün yaşandığı devirler üzerine araştırma yaptığım yıllarda, CHP tarafından çok büyük zalimliklerin yapıldığını dinlemiştim. O yıllarda bile Müslüman halkımız öylesine dinine sadık imiş ki, şaşırıp kalmışlığım vardı. Bir anektodu aktarayım.

Hüseyin Öztürk

Dünyayı Delilere Terk Etmek

Savaşla yatıp savaşla kalkıyoruz. İçimiz dışımız, sağımız solumuz, her tarafımız ateş altında. Sağlıklı ruh haline özgü ne varsa hepsi uçup gitti. Güzel duygular, tatlı hayaller bir başka bahara, belki de sonsuza kadar erteleniyor. Bir bahar daha ellerimizin arasından kayıp gidiyor. Kaşla göz arasında bir baharımızı daha çaldılar. Ne dallarda patlamaya hazır tomurcuklar, ne yol kenarında yeşeren

Prof. Dr. İsmet Emre

Her yosun kokusunda, her martı çığlığında...

Burgazada'ya uğrayacak vapuru beklerken Güngör Güven'in başına ne gelmiş olabileceğini düşünüyordum. Güngör Güven '28 doğumlu bir doktordu, dört yıl Kansas City'de anestezi ihtisâsı yapmış, yurda dönünceyse Amerikan Hastahânesi'nde çalışmaya başlamıştı. Nurten Hanım ile evliliğinden biri on iki yaşında, diğeriyse sekiz yaşında iki çocuğu vardı. Doktorun en büyük tutkusuysa

Taner Ay

Böyle şaşkalozluk görülmedi!

Böyle şaşkalozluk görülmedi! İDRİS GÜNAYDIN Bu malum parti, gerçekten acayip bir vaka. Nesi acayip Tüm zamanların en büyük hırsızları bu partiden çıkar. Bu mu Hayır. Tüm zamanların en büyük ırza tecavüzcüleri bu partiden çıkar. Bu mu Hayır. Tüm zamanların en büyük din düşmanları bu partiden çıkar. Bu mu Hayır.

İdris Günaydın

Af kültürü ve devletin seçici ciddiyeti üzerine

Ülkemiz adeta bir "af cenneti". Devletimiz bu konuda alicenaplığını sık sık gösteriyor; ancak bu alicenaplıktan nedense toplumun geneli değil, çoğunlukla belli bir azınlık faydalanıyor.Sıradan vatandaş, devlete karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirdiği ve kanunlara uyduğu hâlde çoğu zaman bunun karşılığını göremezken, bazı kişi ve şirketlerin bu konulardaki

Şenol Kaluç

Düşüş: İdealist İnsandan İdolist Kitlelere!

İnsanlık tarihi, yukarıya bakan gözlerin yavaş yavaş ayakucundaki toprağa, oradan da cebindeki eşyaya dikilmesinin hazin hikâyesidir. Eskilerin romanlarında insan, gökyüzüne uzanan, trajedisiyle bile devleşen, "eşref-i mahlûkat" sıfatına yakışır bir idealizmin öznesiydi. Bugün ise modern anlatı, insanı ruhundan soyup onu nesnelerin dünyasına, maddi hayatın en alt basamaklarına bir

Fatih Yüksektepe

En büyük zenginliğimiz ve Mete Atatüre

Günümüzde en büyük zenginliklerden birisi de genç nüfus ve iyi yetişmiş insan gücü. En değerli madenlerden daha değerliler, yeter ki en nadide mücevher gibi işlemesini bilelim.Genç nüfusumuz başkalarının gözünü kamaştırıyor, bizim için ise en sıkıntılı konulardan birisi. En iyilerimiz geleceğini yurt dışında arıyor ve onlara "niye gittiniz, niye gidiyorsunuz" diyemiyoruz çünkü aynı olanakları kendilerine sunmamız mümkün değil.

Abbas Güçlü

'O konserde ben de vardım'

Yıllar önceydi. Cihat Aşkın yeni yeni parlıyordu. Ben de Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nin bitişiğindeki "Bizim Tepe"de sanat etkinlikleri düzenleyen bir komitenin üyesiydim. Cihat için bir konser düzenlemiştim. Konser öncesi onu tanıtan bir konuşma yaptım ve sözümü bitirirken de şöyle dedim: "Yıllar sonra gün gelecek Cihat öylesine ünlenecek

Evin İlyasoğlu

Frankofoni ve Macron'un mesajı

Frankofoni (fancophanie) terimi Hachette sözlüğünde Fransızca konuşan halkların siyasal-kültürel birliği (topluluğu) olarak açıklanıyor. Kısacası, Fransızca konuşan dünya da diyebiliriz. İlk kez 1880'de Fransız coğrafyacı Onesime Reclus tarafından kullanılan, uzun süre sözlüklerde yer verilmeyen terim, günümüzde çok geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Ataol Behramoğlu

II. İnönü Zaferi: 'Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer'

"Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor." (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921) 105 yıl önce bugün, 1 Nisan 1921'de II. İnönü Zaferi

Sinan Meydan

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (277)

Kemalizmin hiçbir vechesine îtirâzı olmadığı gibi, bu sun'î dille (g̃ûyâ, Münâfıkça tâbirle "Öztürkce") ibâdeti dayatarak bir "Dîn İnk̆ilâbı"nın sahneye konulmasını da meşrû bir siyâset olarak benimsiyor... ("Kur'ân'ın tercümesi ve Ezân'ın Türkçeleştirilmesi de, dinin, aynı zamanda millî bir cemiyet müessesesi olarak, Türk inkılâbı prensipleri içinde

Yesevizade Alparslan Yasa

Kendini Sömürten İktidarlar*

Genel olarak sömürme eylemi manevi ve maddi durumu bakımından farklı, üstün ve değişken olan birinin diğeri üzerinde etkide bulunması ve hakimiyetini kabul ettirmesi şeklinde basitçe ifade edilebilir. Ancak etkide bulunma, herhangi bir şekilde farklı niteliğe sahip olma, üstün bir konumda bulunma, doğal ve kaçınılmaz olarak sömürme niyetini, amacını ve eylemini doğurmayabilir. Sahip olunan

İsmail Kıllıoğlu

Edebiyatın terbiyesi: Sözün kaynağı ve sorumluluğu

İbn Arabî'nin işaret ettiği üzere, insandaki idrakî güçler başlı başına iyi ya da kötü değildir. Onlar birer tecellidir; yani yaratılmış olmaları bakımından nötrdürler ve hep ola-dururlar. Tefekkür etmek, hayal kurmak, hatırlamak, ... Bunların hiçbiri kendi başına helal ya da haram / sevap ya da günah değildir. Asıl mesele, insanın bu "ola-duran" ile nasıl bir ilişki kurduğudur.

Ömer Lekesiz

Ölçü ve Değer Arasında Müslümanca Bir Duruşun İmkânı

Bugün içinde yaşadığımız dünyada, güç ile hakikat arasındaki bağ neredeyse tamamen kopmuş durumda. Toplumlar, kültürler ve siyasal yapılar, birbirlerini anlamaya çalışmak yerine etkisizleştirmeyi, dışlamayı ve nihayetinde yok saymayı tercih ediyor. Bu tercih, yalnızca politik bir strateji değil; aynı zamanda ahlaki bir çöküşün, ontolojik bir savrulmanın ve epistemik bir iflasın göstergesidir.

Mehmet Biten

Asrın ıyadeti

Müslümanların birlik ve beraberliğe her şeyden fazla ihtiyaç duyduğu şu günlerde, devri geçmiş devlet isimlerinin torunları mehter marşları eşliğinde İsrail denen gayrimeşru yapılanmaya doğru üç beş süpersonik füze fırlatsa mevzu kapanır! Hem İsrail birkaç yüz kilometre ötededir ve işini bitirmek işten değildir. Daha yakındaki Amerikan üsleri ya da Amerika'nın kullandığı yerli ve milli

İshak Koç

Erzurum'un tarihî mekânlarında "İyilik Hazinesi" aramak

Genç Hece Yayınları aracılığıyla ocak ayında çıkan "İyilik Hazinesi", macera seven ortaokul seviyesindeki çocuklar için kaleme alınmış, 96 sayfa hacminde güzel bir kitap... Kitabın yazarı Ali Osman Özdemir hakkında da birkaç söz söylemek icap eder. Genç yazarımızın gıpta edilecek bir öz geçmişi var. 1990 yılında Erzurum'da doğan yazar; 2007 yılında Erzurum

Halit Yıldırım

Hangisi

Saymaya başladığımız zaman açığa çıkıyor dengesizlik. İki kulağı, iki gözü, iki burun deliğini, iki kaşı, iki eli, iki dudağı, beşer parmağı saymak türünden bir şey değil bu. Dilimizde 'çoğu zarar azı karar' diye bir deyim var. Ne çokluğun ne de azlığın sayılabilir yanına değil asıl dengesine vurgu yaptığı için önemli bir söz. İster evrim diyelim ister tabiat kanunu, bedenimizden başlayarak

Ömer Erdem

Amcamın Televizyonu

1980'lerin ortasında amcam bir gün şehirden siyah beyaz televizyonla eve geldi. Yengem bu da ne der gibi amcamın suratına baktı. Amcam güngörmüş bir beyefendiydi. Şehirde dahi değme evde televizyonun bulunduğu yıllarda amcamın imkansızlıklar içinde köy evine televizyon alması çok şeydi. Amcamın köy insanına göre şehirle bağlantısı fazlaydı. Köylülerin emanet ceket ve

Ali Barskanmay

Bir Japon'un Necip Fazıl ile işi ne

Geçen hafta Japonya'dan bir misafirim vardı. Edebiyat tarihçileriyle görüşüyor, yazarlarla konuşuyor, aydınlarla temas kuruyor; dinliyor, soruyor, anlamaya çalışıyordu. Bütün bunlar, üzerinde titizlikle çalıştığı doktora tezinin parçalarıydı.Mina, Tokyo'da özel bir üniversitede doktora yapıyor. Tez konusu ise dikkat çekici: "Çağdaş Türkiye'de İslamcı romanların ve yazarların rejimin kültürel normlarını oluşturmasıyla ilişkisi."

Bedir Acar

Geleceği yurt dışında yazmak: Bir lise kararı, bir hayat dönüşümü

Bir çocuğun hayatında lise yılları, yalnızca akademik bir basamak değil; karakterin, vizyonun ve geleceğin şekillendiği en kritik dönemdir.Bugün birçok aile için "yurt dışında lise eğitimi" artık bir hayal değil, bilinçli bir stratejik karar. Peki bu karar bir çocuğa gerçekten ne katar Gelin, bu sorunun cevabını net ve çarpıcı maddelerle ortaya koyalım:

Ebru Doğdu

Almanya'dan Türkiye'ye uzanan şiir hattı

Gültekin Emre yıllardır Almanya'da yaşıyor. Türk edebiyatını takip ediyor, Türk şiiri içinde de yerini alıyor.Her kitabın bir serüveni vardır. Hele yurtdışında yaşıyorsanız bu serüven daha da ilgi çekici olur.Kitabın adı: Onca Yılın, Onca Yolun - Gültekin Emre - Oğlak Yayınları.BU KİTABIN ÖYKÜSÜ

Doğan Hızlan

Ayrılık travmasına iyi gelen oyun

Son yıllarda edebiyatla sahne arasındaki bağ hiç olmadığı kadar güçleniyor. Romanlar, öyküler, hatta kişisel anlatılar birer birer tiyatroya uyarlanıyor; sahnede yeni bir hayat buluyor. Geçtiğimiz hafta izlediğim "Bu Hikâye Senden Uzun Osman" da bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri. Şenay Gürler'in rol aldığı bu tek kişilik oyun, Aylin Balboa'nın aynı adlı kitabından

İlker Gezici

Doğudaki Batı: İran'ın Kültürel ve Siyasi Çehresi

Geçtiğimiz yıl Tahran'dan getirdiğim Farsça kitaplar çalışma masamda duruyor. Fars dili ve edebiyatı üzerine akademik bir derinleşme niyetiyle, o alanda doktora yapan bir dostumdan rica etmiştim bu eserleri. Ancak kitapları incelediğimde ilginç bir tabloyla karşılaştım: On üç kitaptan yedisi, Batı edebiyatının klasikleriydi. Victor Hugo'nun Sefiller'i, Shakespeare'in Romeo

Eyyüp Azlal

Yine yarıldık yahu!

Yine yarıldık yahu! AHMET TALİB ÇELEN Türkiye her mevzûda ikiye yarılmaktan kurtulamıyor. Şöyle bir bakınız; Abdülhamid, Atatürk, Osmanlı, laiklik, şeriat, Kur'an kursları, tarîkatlar-cemaatler, imam-hatip okulları, ekonomi, kültür-sanat, kadın hakları, başörtüsü, sokak köpekleri, çocuk

Ahmet Tâlib Çelen

Pozitivizmin sonu: Akıl, hikmet ve yeni üretim fonksiyonu

Pozitivizmin iddia ettiği gibi akıl hikmetin ikamesi değildir. Akıl ile hikmet birbirini tamamlayan iki asli insani yetidir. Benzer biçimde YZ de insanın veya beşeri sermayenin bütünüyle ikamesi değildir; bazı alanlarda ikame, bazı alanlarda tamamlayıcı bir üretim faktörüdür. Yeni teknoloji paradigması bu yüzden sadece yeni makineler değil, aynı zamanda yeni bir üretim fonksiyonu, yeni üretim faktörleri ve bunlara yön verecek yeni bir hikmet ihtiyacı doğurmaktadır.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

İlhan Kurt ile Derhal Edebiyat Dergisi Üzerine

Edebiyat içinde çeşitli türleri barındıran bir alandır. Bazı yazarlar bu türlerden bir ya da birkaçı ile eser verirken bazıları hemen her türü ile ilgilenmiş ve eserler vermiştir. İlhan Kurt da şiirleri, romanları, hikâyeleri, eleştiri yazıları, denemeleri ile birçok türle ilgilenen edebiyatçılar arasında yer almaktadır. İlk kitabı Araf (şiir) 2014 yılında yayımlandıktan

Ali Bal

Endülüs Emiri Abdurrahman'ın macerası! Doğu'da sönüp Batı'da...

Emir Abdurrahman, Şam'da katliamdan kurtulup, film gibi bir serüvenle Endülüs'e ulaşmış, büyük bir medeniyetin temelini atmıştı.Kurtuba'da ilk cuma hutbesinde minbere çıkan hatip, Emir Abdurrahman'ı anarken şöyle diyordu: "Şarkın sönmüş güneşi, garpta yeniden doğmuştur!"Türk ve İslam tarihinde öyle hadiseler cereyan etmiş ve öyle

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Kelam geleneği (5)

Şimdiye kadar kelam geleneği hakkında kaleme aldığım dört yazıda genel olarak bu geleneğin ayrıcı hususiyetlerini belirtmeye çalıştım. Her ne kadar ayrıntıda mezhepler çok farklılaşsa da temel hususiyetlerde ortak oldukları söylenebilir. Bu sebeple ortaklıktan farklılığa doğru ilerleyen bir skalada hem genel olarak kelam geleneğinin hem de her bir mezhebin güç ve zaafına dair değerlendirme yapmak mümkündür.

Ömer Türker

Türkiye, Körfez ülkeleri ve savaş

Osmanlı Devleti çöküşe doğru giderken, Araplar Batı ülkelerinin kışkırtmasıyla ayaklanmaya başladılar. Birinci Dünya Savaşı'nda, bu ayaklanmaların sonunda, Arabistan çölleri binlerce Anadolu gencine mezar oldu. ★★★ İlk ayaklanmayı Vahabilerbaşlatır. 1806'da, Suud bin Abdülaziz Mekke'yi ele geçirir.

Naim Babüroğlu

ArtAnkara ve Cumhuriyet'in Barış Yüzü

İsrail-ABD-İran hattında savaş büyürken, Yemen'den Gazze'ye, Lübnan'dan Körfez'e kadar Ortadoğu yeniden ateşin diliyle konuşuyor. Tam da böyle bir zamanda Ankara'da bir sanat fuarının koridorlarında dolaşmak, yalnızca resme değil, Cumhuriyet'in neden kurulduğuna da yeniden bakmayı gerektiriyor. Pazartesi sabahına ArtAnkara'nın ardından giriyoruz.

Güven Baykan

Âşıkların Gözünde Güzellik Kavramı

Güzellerin bahçesinde açılan Lâle midir, sümbül müdür, gül müdür Beyaz gerdanına inip dökülen Zülüf müdür, kâkül müdür, gül müdür Sencileyin güzel nerde bulunur

İsmail Bingöl

Ortak Anlatıdan Algoritmik Yalnızlığa

'Çöküş: 1975' belgeseli 1970'lerin ortasında Amerika'da yaşanan derin krizi ve bu krizin siyaset ve film endüstrisindeki etkilerini anlatan oldukça ilginç bir belgesel. Tüm dünyada krizlerin ve türbülansların yaşandığı bir dönemde yayınlanmış olması günümüzle paralellikler taşıması bağlamında belgeseli daha da ilginç kılıyor ve karşılaştırma yapabilme imkânı sağlıyor. 1975

Prof. Dr. Mahmut Özer

Bahar güzellemesi, bölüm bilmem kaç!

Bahar kapıda, kimine geldi, kimine geldi gelecek. İçimizde ağaç dallarında tomurcuğa duran çiçeklerin sevinci ve heyecanı var mı peki Olsun mutlaka! İnsan heyecanıdır, canı heyecanı kadardır. İçler titresin heyecandan. Baharın ayak seslerine kulak verilsin, kapılarda beklensin bahar, pencerelerde beklensin. Hayallerde beklensin. Çırpılsın o heyecanla ipek kanatları gönüllerin. Avuçlar açılsın,

Gökhan Özcan

Pet Shop Boys kitabı geliyor

Pet Shop Boys'un yeni bir kitabı yayınlanıyor. Kitap, saygın sanat yayıncısı Thames & Hudson tarafından Nisan 2026'da yayınlanacak.Neil Tennant ve Chris Lowe geçen hafta Londra'daki Thames & Hudson ofislerini ziyaret ederek yakında çıkacak olan "Volume" adlı kitaplarının imzalı kopyalarını dağıttılar.

Sayım Çınar

Sanata yansıyan kimlik ve hafıza

SANATTA ne yapmak istediğinin en net cevabını doğduğu köyde açtığı müzeyle verdi sanatçı ve akademisyen Hüsamettin Koçan. Bu anlamda bir bütün olarak en önemli yapıtı sayılır Bayburt'ta bir dağın başında kurduğu Baksı Müzesi.Müzede hayata geçirilen sergiler, 'Akarsu Üstünde Konuşmalar', 'Ütopya Etkinlikleri', 'Anadolu Ödülleri' ve diğer etkinlikler onun düşünce dünyasının ipuçlarını verir.

İhsan Yılmaz

Kaderin aynasında Bursa'da lezîz bir Kadir Gecesi–2

Ramazan'da Anadolu'ya açıldım. Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar...En lezzetli buluşmalarımızdan birini Bursa'da yaptık. Bursa'nın manevî havası, Ramazan'da zirveye ulaşıyor.Bursa iftarımızı ve seferimizi MTO Bursa temsilcimiz Nuri Gür Bey kardeşim yazdı. Bu kadar mı güzel yazılır... Zihin açıcı okumalar...***

Yusuf Kaplan

Türk kimdir - Bir rüyanın izinde

Bazı ülkeler vardır ki bir fikrin, bir rüyanın ve bir ümidin adıdır.Türkiye böyle bir ülkedir.Türkiye'yi yalnızca Anadolu'daki bir devlet olarak görmek, onun hikâyesini eksik okumaktır.Türkiye, yüzyılların kurduğu bir rüyanın adıdır.Tıpkı dili gibi: Türkçe, birçok dili konuşan insanların içinde birleştiği, yükselttiği bir dua gibidir.

Bekir Fuat

Ali Şükrü Bey neden öldürtüldü

Ali Şükrü Bey neden öldürtüldü Mustafa Armağan Bundan 103 yıl önce, 27 Mart 1923 günü şehid edilen Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey, Gazi Mecliste muhalefeti temsil etmekte olan ikinci grubun en ateşli sözcüsü mevkiindeydi. Vefatının beş gün öncesine kadar da Lozan'dan gelen olumsuz haberlere Mecliste çok sert tepki göstermiştir.

Mustafa Armağan