Kültür-Sanat

Öne Çıkan Konular | Tüm Kültür-Sanat Konuları →
Edebiyat ve Ahlak 38Edebiyat ve Kültür Hafızası 32İslam Dünyasında Özgür Düşünce ve Ahlaki Cesaret 27İmparatorluk, Cemaat ve Saflık: Körleştiren Söylemlerin Tehlikesi 17Eğitim Sisteminde Ceza ve Motivasyon 15Tarih Yazma ve Bellek Siyaseti 14Ebeveynlik ve Aile Yapısı 13Körleştiren Söylemlerin Tehlikesi: Türk Edebiyatı Çözülmeyi Beklerken 13Türkiye Ekonomisi ve İstihdam 10
#çocuk psikolojisi#Eğitim#Mustafa Kemal#imam hatip#din ve siyaset#üretim#sanat ve politika#sekülerizm#ebeveynlik#Askeri strateji#Metodoloji#sanat ve felsefe#çocuk#Nâzım Hikmet#maliye politikası

Kerim Alptekin'in "Yitik Sesler Aynası" üzerine

Elinize bir kitap aldığınızda öncelikle onu tanımak istersiniz. İsmine, kapağına, yazarına, içindekiler kısmına, ön sözüne, varsa takdim yazısına bakarsınız. Çalınan bu kapılardan sonra gönül rahatlığı ile kitabı okumaya başlarsınız. Kerim Alptekin'in son kitabı olan Yitik Sesler Aynası da arka kapağındaki takdim yazısıyla okurunun kalbini fethetmeyi başarmış bir roman. Bakınız ne diyor kitap:

Halit Yıldırım

Tayyare yapacaktık, bırakmadılar!

Tek parti devri, muvaffakiyet, ilerleme ve modernleşme üzerinden takdis edilir (kutsanır). Bu kutsallık, ekonomi gibi teknik bir sahada bile sorgulamayı zorlaştırmıştır.Türkiye, tek parti devrinde ekonomik manada "kendine yeten ama zenginleşemeyen" bir ülke görüntüsü veriyordu. Müesseseler inşa edildi, ama piyasa inşa edilemedi. Temeller

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Teselli edilmeye alışmış çocuklar

Kendi ana babalarından ahlak dersi alanlar, çocuklarına da öğüt ve ahlak dersi verirler. Sürekli konferanslarla büyüyen bir anne, çocuğuna yardım etmek için konferans vermeye başlar. Acınmaya, teselli edilmeye alışmış çocuklar, teselli eden ve acıyan ana baba olurlar. Sorunları ana baba tarafından çözülen çocuklar, kendileri ana baba olduklarında, çocuklarının sorunlarını çözmek için uğraşırlar.

Yetenekli Kalemler

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (291)

"Stalin'in yardımıyle Türkiye emperyalist esâretten kurtulacaktır!" İkinci kaynak, Yalman'ın Vatan gazetesinin yine 30 Haziran 1951 târihli nüshası: "Nâzım Hikmet Moskovada hezeyan ediyor... "Türk halkının esir olduğunu söyliyen N. Hikmet kurtuluş için çalışacakmış...

Yesevizade Alparslan Yasa

Yıkık Minareler Şehri Bilecik

.................. Bilecik'e varır da Şeyh EdebalıHz.lerini ziyaret ederseniz, İstiklal Savaşı'nda İngilizlerin kobayı Yunanlıların işgalinden sonra şehrin tarihinin nasıl yerle bir edildiğini şahit olursunuz. Şeyh Edebalı'nın kabrinin arkasında, yıkık veya yalnız minareler görürsünüz. O kısım, işgalden önce şehrin ana merkezini oluşturan alan imiş. Minarelerden anlaşılıyor zaten.

Hüseyin Öztürk

Eğitim ve üretim

Eğitim niçin vardır Bir ülke, eğitim sistemini neye göre planlar Eğitim yalnızca bireye bilgi aktarmak, onu belli davranış kalıplarına sokmak, sosyal hayata uyumlu hâle getirmek için mi vardır yoksa insanı hayata hazırlayan, üretime katan, kendi geleceğini kurabilecek donanıma ulaştıran büyük bir inşâ süreci midir Asıl soru budur. Eğitimin hayatta karşılığı olmayan bir öğrenme

Ali Bal

Enflasyon ataletini nasıl yenebiliriz

Enflasyonu çok yüksek düzeylerden aşağı çekmek görece kolaydır; fakat orta-yüksek düzeylerden kalıcı biçimde tek haneye yaklaştırmak zordur. Çünkü bu aşamada enflasyon şoklardan değil, atalet, beklenti ve kurumlaşmış fiyatlama davranışlarından beslenir. Bu yüzden – eğer enflasyon düşürülmek isteniyorsa – bu aşamadan sonra yeni bir poli+tika çerçevesi oluşturmak gerekir.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Fazlalıklara tahammül etmek

Fazlalıkları atılınca insandan geriye sadece düşünceleri kalıyor. Bir anlamda insanın karakterini düşünceleri belirliyor. Düşünce düşünce karakter de kırılıyor. Günümüz dünyasının en büyük sorunu düşünce kirliliği. Çünkü gerçekten de düşünce kirlenince insan yozlaşıyor. Yozlaşan insanın eyleyişleri tükenmeye ve tüketmeye ayarlanıyor. Sonuçta her yan yana geliş bir kendini ve ötekini tüketme süreci anlamına geliyor ve dünya böylece küçülüyor, böylece parlaklığını yitiriyor.

Prof. Dr. İsmet Emre

Din eğitiminde şiddet

Halbuki bu saydığım yerler konusunda zorlamadan, anne veya baba dirayetini kullanmadan, ikna ile veya bilen birine çocuğu götürüp ikna ettirerek veya imam hatip okuluna gidecekse okulu gezdirerek gerekirse bir derse sokarak öğrenci ikna edilebilir. Veya şu yol denenmelidir: "Sen beni kırmadın hafız oldun, ben de seni kırmayacağım, hangi okulu istiyorsan oraya vereceğim."

İdris Günaydın

Kendimizi kandıralım!

Bir hadîs-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim." Ben Allah'ın affediciliği husûsunda kendimi iknâ etmek isterim. Zannım böyle olunca Allah da günahlarımı affedecektir. Bu ne güzel hayâldir... Hadîsi Nasıl Anlamalıyız Hadîsimiz, özellikle âhir ömründe

Ahmet Tâlib Çelen

Dedeler çocukların kanatıdır

Çocukluğu iki dede arasında geçen Şair Ömer Erdem, yeni çıkan "Çocuğu Gezdiriyorlar." kitabında "Dedeler çocukların kanatıdır." diyor. Ailenin çocuğa verdiği gücün yıllar geçsede unutulmayacağını eserinde sık sık dile getiren Ömer Erdem mühim bir uyarıyı da yapıyor: "Annesi ve babasıyla oynamadan büyüyen bir çocuk, hep başkalarının oyuncağı olacaktır."

Ali Barskanmay

Onurlu Asiler ve Mutlu Köleler!

İnsanın yeryüzündeki serüveni, hakikat ile yanılsama arasındaki o ince çizgide yürümekten ibarettir. Çağımızın devasa panaromasına, dünyanın ve toplumların gidişatına şöyle bir uzaktan baktığımızda, gözümüze çarpan manzara ne yazık ki bir uyanışın değil, derin bir uykunun tablosudur. Görünmez zincirlerle bağlanmış, ancak bu zincirlerin şıngırtısını bir musiki sanan "mutlu kölelerin"

Fatih Yüksektepe

Balkan Savaşı utancı mı yoksa ölmek mi

25 Nisan 1915'te Arıburnu'nda karaya çıkan düşmana karşı muharebeler, tüm şiddetiyle gece gündüz devam ediyordu. 19'uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'in komutasında dokuz alay olmuştu. Tümen Kurmay Başkanı Binbaşı İzzettin'in (alışlar) günlüğü: "Elimizde kuvvetimiz

Naim Babüroğlu

Kitap, yazar ve okurun buluştuğu mekân: fuarlar

Kitap fuarları, yazarların ve okuyucuların kitap etrafında buluştuğu özge mekânlardır. Beyoğlu Kitap Fuarı, bu akşam sona eriyor. Türkiye'de kitap fuarları, 1980'lerin ilk yıllarında başladı. Tabii ufak tefek düzenlenen kitap sergilerini saymazsak modern anlamdaki bu fuarlar, giderek değişti, gelişti, yayıldı ve önemli bir sektöre dönüştü.

Mehmet Nuri Yardım

Akif'in gözünde Hz. Ömer'in adaleti

Bu hafta Şair M. Akif Ersoy'un 'Kocakarı ile Ömer' şiiri üzerine odaklandım. Ersoy, Asr-ı Saadet'te yaşanmış bir olayı 20. yüzyıl Osmanlı coğrafyasına uyarlarken, aynı zamanda günümüz ve gelecek için de evrensel bir rehber sunmaktadır. Şiirden şu mısralar özellikle dikkatimi çekti: Halîfe önde, bitik, suçlu, münfa'il, nâdim;

Eyyüp Azlal

CHP mehteri dirilten Paşayı dövdürmüş ve Yassıada'da yargılatmıştı...

Nurettin Baransel: Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul. Hakkı Tunaboylu: Cebeci Askerî Şehitliği, Ankara. Feyzi Mengüç: Edirnekapı Şehitliği, İstanbul. Rüştü Erdelhun: Cebeci Asri Mezarlığı, Ankara. Zincirlikuyu'da sade bir mezarda eşi Cavidan

Mustafa Armağan

Öğretmeni güçlendirme zamanı eğitim öğretmenle kalite kazanır

Öğretmenin en vazgeçilmez yönü bilgisi ve bilgeliği. Öğrenciler tarafından özellikle küçük yaştaki öğrenciler tarafından sorgulanmaz, örnek alınır. Öğretmen bilgi aktarır, öğrenmeye teşvik eder, hayat boyu takip edilecek yol haritası çizer, öğrenciye güzel davranışlar kazandırmak için çaba gösterir. Öğretmenin yerini hiçbir şey tutamaz. LGS, TYT, AYT sınavları öğretmenin elini zayıflatıyor, etkisini sıfırlıyor.

Ali Erkan Kavaklı

Medresetüzzehra'nın faaliyetleri

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin "Hayat bir faaliyet ve harekettir" 1 şeklinde belirttiği gibi faaliyetler hayatın temelini oluşturuyor.Faaliyetlerin cinsleri ve çeşitleri ise hayatlarımızın mânalarını gösterir birer ayna hükmündeler. Bu bağlamda bahar mevsiminin gelmesiyle yurdumuzun dört bir yanında olduğu gibi İzmir'de de Nurlu programlar faaliyetlerimizin temeli oluşturuyor.

H. Muharrem Okur

Bir gönül olarak Türkiye

İnsan dünyaya kendi kalbinden, kendi sözünden ve kendi kavrayışından bakar. Kendi diliyle anlamaya çalışır hayatı. Milletler de böyledir. Kendi sözü, gönlü ve davası olan milletler büyük kültürleri, büyük rüyaları yaşar ve yaşatır.Bir yeri vatan belleyebilmek için ona aidiyet duymak gerekir.Orada kök salmak, onu kalbinle sevmek.Gönlün açıldığı, tarihin ve sözün taşındığı bir yer.

Bekir Fuat

Orkestra şefi Hasan Niyazi Tura: Sokaktaki adam melodilerini...

Kelimelerden önce senfoni notaları okuyor. İlk bestelerini beş yaşında yapıyor. Yedi yaşında kemanla ilk konserini vererek müzik kariyerine başlıyor. Konservatuvardan önce bir başka okulun, zorlu bir dehanın öğrencisi oluyor; Türk müziğinin en önemli bestecilerinden babası Yalçın Tura'nın... İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) Şefi Hasan Niyazi Tura ile eski albümleri karıştırdık.

Zeynep Bilgehan

ANZAKLAR NEYİMİZ OLUR

Yine bir 25 Nisan, yine Anzak torunlarından Şafak Ayini....Anzak (Anzac), 1. Cihan Harbi'nde, İngiliz sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda'dan toplanarak getirilmiş askerlere deniyor. İngilizce, Australian and New Zeland Army Corps kelimelerinin baş harflerinden oluşur. İngilizler, evini savunan özgür bir adamın, yüzlerce paralı/gönüllü askerden daha güçlü olduğunu

Kerime Yıldız

Cudi'den Ağrı'ya, Toroslar'dan sikkelere: Nuh'un Gemisi tartışması...

Son günlerde Ağrı Dağı çevresinde ortaya atılan yeni 'koridor' ve 'tünel' iddiaları, insanlık tarihinin en eski anlatılarından birini yeniden gündeme taşıdı. Ancak Nuh'un Gemisi meselesi yalnızca arkeolojik değil; aynı zamanda teolojik, tarihi ve kültürel bir tartışma alanı olmaya devam ediyorİnsanlık hafızasında "Tufan anlatısı" kadar

Hasan Mert Kaya

Türkiye'de yakın tarih neden savaş alanına dönüşüyor

Öncelikle şunu söylemek gerek: Dünyanın hiçbir ülkesinde yakın tarih bizdeki kadar sosyal ve siyasî fay hattına, ayrışma ve hatta kavga alanına dönüşmüş değil.Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir sorun yok.Olması da mümkün değil.NedenŞundan: İnsanlık tarihinde insanlığın insanlığının koruyucusu ve kollayıcısı yalnızca

Yusuf Kaplan

İran Kasrışirin'de zoru görünce antlaşmayı imzaladı

IV. Murad, Bağdat seferinde büyük bir zafer kazandıktan sonra İstanbul'a dönerken sadrazamı diplomatik ilişkileri yürütmek ve seferi devam ettirmek için Irak'ta bıraktı Müzakere için gelen İran elçisi, olmayacak taleplerde bulunup ve yetkisinin olmadığını söyleyip sadrazamı oyalamaya çalıştı Sadrazam, bu oyalama taktikleri üzerine İran'a sefere

Erhan Afyoncu

Botokslu Cenaze Kime Ait (5) Ahmet Şara'nın milyon dolarlık saati

"Bu bir tez konusu olsaydı..." podcast yayınımıza hoş geldiniz. Bugün program boyunca yalnızım. Mete, Elif Ersolmaz'ınekibiyle sahaya indi. Sahadan gelen verileri ben de sizin kadar heyecanla bekliyorum. Heyecanlı olduğunuzu nereden mi çıkardım Gelen yorumlardan. Yorum demişken, geçen yayında o haftanın gündeminde Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara'nın milyon dolarlık saati üzerinde neden durmadığımızı soranlar olmuş.

Fatma Barbarosoğlu

Karanlığı savunmak

Akira Kurosawa'nın Düşler'inde İnsan, Doğa ve Vicdan Akira Kurosawa'nın 1990 tarihli Düşler (Yume) filmi, klasik anlatı sinemasının sınırlarını bilinçli biçimde terk eden bir vasiyet metni gibidir. Bu film, ne yalnızca bir rüya derlemesi ne de sembollerle örülü kapalı bir alegoridir; aksine, modern insanın dünyayla, doğayla ve kendi

Mehmet Biten

Boran için gurur verici bir proje

Emmy ödüllü oyuncu, yapımcı ve yönetmen Dan Levy'nin suç gerilimini komik bir aile hikâyesiyle buluşturduğu "Big Mistakes" dijital platformda seyirciyle buluştu. Levy'nin hem yazdığı hem de başrolünü üstlendiği dizi, ölen büyükanneleri uğruna giriştikleri hırsızlık girişiminin ardından kendilerini organize suç dünyasının içinde bulan iki kardeşin hikâyesini anlatıyor. Yapımda Boran

Barbaros Tapan

Deli Velî

"Tibıtırcılar bir gece görünmez uçaklarla gelip beni kaçırdılar hacı baba. İleri teknolojiye sahip insanlar beyin okur ama çaktırmazlar. O teknoloji henüz halka açıklanmamıştır. Bana açıklandı. Ben en ileri zekâlıyım. Beni aldılar, tekno bir mâbede götürdüler. Kafama teller bağladılar filan ama adamların kuantum bilgisayarları patladı! Anlıyor musun" ***

Cem Sancar

Tefekkür saati

Bugün pek çok iş yerinde, kalite kısmı sorgulanmadan işini en kısa sürede bitirenler "en iyi çalışan" sayılıyor. Bu yüzden "kaliteli içerik" sunduğunu iddia eden "lüks yaşam tarzı" mecralarında bile şipşak yazılmış ve editörlük sürecinden geçmesi bile gereksiz görülen berbat yazılar hüküm sürüyor. Çünkü bu yazıları tecrübesiz, bilgisiz "içerik üreticileri"

Mehmet Çelik

Deneysel oda müziği ve psychedelic caz

Bu hafta yeni çıkan albüm ve single'ları incelerken hem Foo Fighters, Madonna ve Beck gibi yakından tanıdığımız isimlerin yeni müziklerine hem de yeni keşiflere odaklanıyoruz■ Metric'in bu hafta yayınlanan albümünün adı "Romanticize The Dive". Solist Emily Haines'in vokalini duymak dahi 2000'lere ışınlanmaya

Mehmet Tez

Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün. Akıl, bilimin kapısından kovulmuş, yerini hurafeye bırakmış. Eğitimin, bilginin önüne dini referansları koymuş. Okul cinayetlerine karşı çare diye dua etmeyi önermiş. TÜBİTAK gibi bir kurumun, "yağmur duası", "kurşun dökme"ye kaynak ayırdığı bir ülke. Üstelik burada desteklenmeyen projeler yurtdışında ödül kazanırken...

Zeynep Oral

'İmitasyoncu Aydın'lara karşı Yapay Zekâ yoldaşlığı

Türk fikir hayatını en kötü yönlerinden biri, davası, inancı, dünya görüşü olanların yazdıklarına bir yankı (mâkes) bulamamasıdır. Rahmetli Erol Güngör'ün sık sık bu sessizlikten yakındığı hatta kitaplarında bundan üzüntüyle söz ettiği bilirim. Entelektüel hayatımızın muhtemelen en dramatik aydını, bir samimiyet abidesi olan Cemil Meriç

Coşkun Çokyiğit

Paki Küçüker

Paki Küçüker, Türkoloji'nin gülen, güldüren yüzlerinden biri idi. Vefat haberini Özbekistan'da iken aldık ve çok üzüldük. Paki, Elazığ, Van ve Sakarya üniversitelerinde görev yaptı. Bu, Türkiye demektir. O, Türkiye'nin, Türklüğün ve Türk Dünyası'nın sevdalısıydı. Birçok Türkolog gibi mesleğine âşıktı. Harput,

Ahmet B. Ercilasun

Özgüven

Araştıran, soran, sorgulayan; kendisiyle, çevresiyle barışık, özgüveni yüksek, özgür gençler yetiştirecektik.Son yıllarda yapılan öğrenci odaklı düzenlemelerin amacı hep bu yöndeydi.Eğitimin önemini, öğretmen otoritesini, disiplini, başarıyı, hesap vermeyi, saygıyı, sevgiyi, paylaşmayı pekiştirme yerine bir dizi kararlar aldık ama onun dozunu kaçırdık! Sonuç Kimilerinin egosu tatmin olsun diye eğitimin temel dinamikleri yerle bir oldu.

Abbas Güçlü

25 Nisan 1915'te Çanakkale'de destan yaz, Turizm Bakanlığı rehberleri...

Orada ziyaretçilere yıllardır Çanakkale ruhunu anlatan "Alan Rehberleri" gün geçtikçe yerlerini turist rehberlerine bırakmak zorunda bırakılmışlar. Onların çoğu da Çanakkale'nin mânâsını değil, ecdâdın vatan uğruna nasıl canlarını ortaya koyduklarını değil, antik çağdaki Troya'yı anlatmaya heves etmişler ve öylece de devam ediyorlar. Neler oldu, neler oluyor Hep birlikte alan kılavuzu kardeşlerimizden dinleyelim..

Halit Kanak

Eğitimi terbiye etmek

KARAGÖZ HACİVATBir gün Hacivat, Karagöz'e "eğitim" nedir, diye soracak olur. Karagöz de verilen emeklere, alınan neticelere bakıp kendincelenir. (Bilirsiniz Karagöz, resmî değil; ciddîdir.) Eğitim eşittir, der ve aşağıdakileri o gevrek sesiyle takdim eyler: ["Eğitim= 1+4+4+4+(derken üniversite) ama kitap okumasız+Türkçesiz+noktalamasız+imlâsız+parasız pulsuz+oyalamalı boyalamalı+karma karışık+sökük dökük...)]*

Ali Hakkoymaz

Digital Age Tech Summit'e geri sayım

Teknoloji hayatımızın her alanına nüfuz ederken, onun sadece bir araç olmanın ötesine geçip insani değerlerle yeniden tanımlanması gerektiği düşüncesi giderek güç kazanıyor. İşte tam da bu noktada, Türkiye'nin en köklü teknoloji etkinliklerinden biri olan Digital Age Tech Summit, 19. yılında "Powered by Human" temasıyla bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. 5 Mayıs 2026'da

Berk Mühürdaroğlu

Savaş edebiyatı: Kuraklık devri...

Edebiyat dediğimiz,fikirlerde gezinen, onları besleyen, gün geçtikçe genişleyen bütün zamanlara adanmış bir cumhuriyet. Yaşıyor ve yaşatıyor. Edebî seslerin beslendiğisuların akışı ne yöne çevrilirse çevrilsin; bereketin, zamanın ve tarihin arkeolojisi için fikrî dürtü meydana getirdiği,özellikle bulunduğumuz coğrafya için son derece önemli. Bugüne, bugün hakkında bir şey

Elif Sönmezışık Aydın

Masumiyetin cenazesi: Bir çocuğun vedasında adalet nereye gitti

Vicdan felcini doktorlar, siyasiler ve şımarık kapitalistler bilmez ama çocuğu ölen bir baba iyi bilir. Diyelim ki o baba gerçekten suçlu; bu neyi değiştirir ki Ortada ölen masum bir çocuk varsa dünyanın en gaddar babası bile kanadı kırılmış bir kuşa dönmüştür. Ve sokakta bir kural vardır, yaralı kuşa sadece vicdansızlar vurur. Adaletin temel ilkesi olan suçun şahsiliği nerede kaldı

Ahmet Can Karahasanoğlu

Depo üstüne bir deneme...

Günün erken ya da geç saati hiç fark etmez adam depoya girip çıkar. Böyle bir adam var mı eğer varsa kime benzer bir önemi yok. Adam dedim ya ona kadını da siz ekleyin. Yaşını, mesleğini, meşrebini siz bulun. Depo olmasaydı o , onlar ne olurdu tam olarak ne, asıl ona bakmalı. Yine de afili bir tarafı var şu depo kelimesinin. Nedense bana ince betonla dökülmüş, yüksekçe bir yerde, biraz ulaşılmaz,

Ömer Erdem