Kültür-Sanat

Anlatım bozuklukları (43) - Şapka deyip geçmeyin (63)

Beşikten mezara ilim tahsil etmek Efendimizin emridir; hepimiz aynı mektebin talebeleriyiz.Yazan da beşerdir, okuyan da. Nisyan ile malûl beşer, hatâ ve kusurdan hâlî değildir. Marifet hatasız olmakta değil, hatası gösterildiğinde onu kabullenebilmektedir. Yazılarda rastladığım ifade pürüzlerini tasnif edip dosyalayarak "Anlatım Bozuklukları" serisinde neşretmek ve de her gün bir/birkaç

Nahit Topaloğlu

Beton kaleler

Kendi elimizle beton kaleler ördük. Hani derler ya "kendi kazdığı kuyuya kendi düştü" diye. Sanırım insan da bu beton kalelerle kendine bir yalnızlık çukuru ördü ama haberi yoktu... Apartmanlar insanları tekilleştirdi. Beton kendi gibi soğuklaştırdı bizi de... Kalplerimiz muhabbetsizlikten beton gibi buz kesti. Odalarımız çoğaldı, doğalgazla ısındık ama her aile

Yetenekli Kalemler

Öğrenciyle dayanışma

YIL 1950 10 ŞUBAT Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde kurulan Dicle Köy Enstitüsü'nde öğrenciyken bir gün kışın ortasında günlerce kar yağdı. Ortada kar dağları oluştu. Enstitünün ilçeyle bağlantısı kesilmişti. Hepimiz sınıflardan dışarının karını izliyorduk. Bir gün eğitimbaşı İbrahim Bey bizi okulun bahçesinde topladı. Her zamanki okşayıcı

Adnan Binyazar

Türk resminin mihenk taşı 1914 Kuşağı

TÜRK resim tarihinden söz edildiğinde zihninizde canlanan ilk eserler hangileri olurdu Görsel tarihimizi oluşturan eserlerin arkasındaki ressamlar kimlerdi Bu soruların önemli bir bölümünün karşılığını bulacağınız '1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar' sergisi Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nde açıldı. Sergi, Türk resim sanatının mihenk taşı olan 1914 Kuşağı'nı, hocaları

İhsan Yılmaz

Apolitika

Yazılarına başlık atarken, Batılıların "dad joke" dediği soğuk şakaları andıran ve hiç komik olmayan kelime oyunlarıyla okurlarını sözüm ona etkilemeye çalışan yazarlardan değilim. Ama bu o kadar denk geldi ki, okurların tepkisini ve bu yazı yayınlandığında muhtemelen pişman olma ihtimalimi hiçe sayarak bu başlığı atıyorum. Kusura bakmayın ama Metallica, oldu Apolitika.

Mehmet Tez

Kim haklı..

Bilgi kirliliğinin doruğa çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Herkesin, herkese yönelik çok ciddi iddiaları var.Peki doğru olan hangisiİddialar, suçlamalar, ayar vermeler farklı olsa da cevap hep aynı: "Elbette benim söylediklerim!.."Peki o zaman herkes haklıysa, haksız olan kim Herkesin söylediği doğru ise diğerlerine göre taban tabana zıt olan görüşler ya da iddialar içerisinde yanlış olan hangisi

Abbas Güçlü

Mustafa Kemal'in Uydurma Şecereleri ve Hakiki Mensubiyeti (409)

(https://twitter.com/mesutuyar10/status/861414136361607168; 30.9.2018) IV. Ordu Kumandanı Midillili Ahmed Cemâl̃ Paşa ve maiyetindeki Erk̃ânıharbiye Reîsi Ali Fuad Bey (sağda), Filistin'in cenûbundaki harek̃ât esnâsında, Karârg̃âhda... *** İnönü: "(Atatürk'ün yakın arkadaşı olan) Cemâl̃ Paşa, Sûriye'yi bir zâlim olarak idare etmiştir"

Yesevizade Alparslan Yasa

Işık vurduğunda

Geçmişi bir gölgeye benzetebilir miyiz Üzerimize bir ışık vurduğu sürece bizimle olan bir gölgeye Önümde 16-17 yıl önce Peter Schlemihl üzerine yazdığım bir yazı var. Şimdi, bu yazıyı ve öyküyü tekrar okuyorum ve "Bir yazı tekrar nasıl yazılabilir" diye soruyorum kendime. Bu yazı, bu soruya verilen bir yanıttır. *** Schlemihl,

Ali Apaydın

Bedeli ortada

FON VURGUNLARININ BİR DAHA YAŞANMAMASI İİN Ü KOŞUL: 1- Borsa İstanbul'dan SPK'ye kadar bu süreçte ihmali veya kabahati olan herkesin tespit edilmesi, ayıklanması ve cezalandırılması. 2- Kapalı dönem getirisinin pazarlanmasından endekse alma kriterlerine ve çıkış esaslarına kadar boşlukların düzenlemeyle kapatılması. 3- Gözetim zincirinin baştan kurulması

Miyase İlknur

Venüs retrosu 2000'ler Türkçe rock sahnesini döndürdü

Günlerdir sosyal medya akışlarımız, astroloji kanalları ve tarot açılımları aynı kehanetle çalkalanıyor: "Venüs durdu, gökyüzü geriledi, eski sevgililerinize hazır olun; kapınıza dayanacaklar, mesaj atacaklar!" Haritalar yanılmış sayılmaz, sevdiğimiz o rock band'ler geri döndü.Gökyüzünü bilmem ama yeryüzünde canlı müzik anlamında işler tıkırında. Belki eski sevgililerimiz dönmedi

Sinem Vural

Mirasyedilerin madalyası

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Naim Babüroğlu

İstanbul sokaklarında sınırları bazen saksılar çiziyor

Bir saksı yalnızca çiçek taşımak için mi kullanılır Eski bir çamaşır makinesi kasası sadece atıl bir eşya mıdır İstanbul'un sokaklarında yapılan bir araştırma, bu sıradan nesnelerin bazen dubalar ve bariyerler gibi sınır çizdiğini; araçların nereye park edeceğini, insanların nereden geçeceğini ve bir alanın nasıl kullanılacağını etkilediğini gösteriyor. YAYAYA SAYGI NEREDE

Fahri Sarrafoğlu

Kadın çantalı centilmen!

Centilmenlik iyidir, hoştur da onun bile bir edebi olsa gerek... Eski Türk-Osmanlı adab-ı muaşeretinde bugünkü centilmen erkek kavramını karşılayan en zarif ifade şüphesiz ki "çelebi" ya da "İstanbul efendisi" kelimeleriydi. Fakat şimdilerde sokaklarda, toplu taşıma araçlarında veya alışveriş merkezlerinde boy gösteren yeni nesil "centilmenlik" anlayışı, ne o eski zarafete sığıyor ne de akl-ı selim bir görgü estetiğine.

Bedir Acar

Memlekette yağma ve talandan geçilmez oldu

Neden ve nasıl bu duruma düştüğümüzü iyi anlamak lazımdır. Adım adım 16 yılda bugünlere geldik. Kısadan söylenecek kök sebep, kuralların yok sayılması veya birilerine işlemez hale gelmesidir. Yoksa gücü yetenin yettiğine çökmesi, o kurumu bu makamı kendisi için kullanması ve suistimallere girişmesi nasıl mümkün olabilirdiBu anarşinin sürmeyeceği, sürdürülemeyeceği kesin

A. Yağmur Tunalı

Kimi insanlar hem bilge hem bilgindir: Prof. Dr. Bayram Durbilmez

HTTP/2 200 date: Thu, 15 Oct 2026 01:51:08 GMT content-type: text/html; charset=utf-8 server: cloudflare cache-control: max-age=30 expires: Thu, 15 Oct 2026 01:51:36 GMT x-lb-cache: HIT x-platform: desktop x-cf-platform: desktop content-encoding: gzip nel: {"report_to":"cf-nel","success_fraction":0.0,"max_age":604800} vary: accept-encoding age: 1 last-modified:

Mehmet Yardımcı

Lezzet çeşitlemeleri

TÜRK ve dünya yemek ve sofra kültürünü bu dergiden öğrenebilirsiniz.Yeni sayısında neler varYemek ve Kültür dergisinin 2026 Sonbahar sayısında yer alan yazılar şöyle:- Faruk Karaçay- Mutfakta Baldwin – Enis Batur- "Fesi Düşürmeden" Pakrat Estukyan Anlatısı –

Doğan Hızlan

Suna Kan Anma Haftası

İzzet Bey 30 Ocak 1937 günü Ankara'ya adımını atar atmaz İstanbul'daki eşi Pakize İzzet Hanım'a bir kart gönderir ve şöyle yazar: "Pakizeciğim, Muvasalatımı (varışımı) bildirmek için sana alelacele bu mektubu yazıyorum. Yarın mufassal (ayrıntılı) bir mektup yazacağım. Yol çok sıkıcı idi. Yanımda horlayan bir hödük vardı. Buradaki hüsnükabul (iyi karşılama) ise harika. Evvela

Tolga Aydoğan

'Bugün canım yazı yazmak istemiyor'

Başlıktaki bu cümle, etin Altan'ın Türk basın tarihine geçen, en ünlü ve en etkili yazısının başlığıdır. Demokrat Parti iktidarının muhalefeti susturmak amacıyla kurduğu "Tahkikat Komisyonu"na karşı İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin protestosunu polis bastı. atışmada bir öğrenci Turan Emeksiz öldürüldü. Ertesi gün (29 Nisan 1960)

Zeynep Oral

Erdemli Şehir Yoksa Erdemli İnsan Nasıl Yaşayacaktır

İslam düşüncesinde erdemli şehir tartışmaları çoğunlukla Farabî'nin çizdiği ideal çerçeve üzerinden okunmaktadır. Farabî'nin temel sorusu, insanın en yüksek mutluluğa ulaşmasını mümkün kılacak erdemli bir şehir düzeninin nasıl kurulacağıdır. Bu nedenle onun siyaset felsefesi, adalet üzerine inşa edilen ideal toplumsal düzeni merkeze almaktadır. Ancak her zaman böylesi ideal şartlarda

Prof. Dr. Mahmut Özer

Eğitim eğitim...

ocukları nasıl bir ortamda, hangi koşullarda büyütüyoruz Başarıya doyamayan Milli Eğitim Bakanımız, 2025-2026 öğretim yılı biterken "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin uygulanmasında ikinci yılı"nın başarıyla tamamlandığını söyledi. 2026-2027 öğretim yılını açarken de "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile üçüncü eğitim öğretim yılına girerken geride bıraktığımız

Sevgi Özel

Gerçekte ne istiyoruz

Bugüne kadar kendime sıklıkla sorduğum bir sorudur: "Gerçekte ne istiyoruz" Uzun yıllardır temel hak ve özgürlüklerden eğitime kadar pek çok konuda kalem oynattım ve bu soruyu her soruşumda, açıkçası hayal kırıklığına uğradım.Sorunları sıralarken bile nalıncı keseri gibi hep kendimize doğru yontuyor, çözümü kime ya da kimlere faydası olup olmadığı üzerinden değerlendiriyoruz.

Şenol Kaluç

Şiirden Şuura, Siperden Cepheye: Millî Görüş Hareketi

Herkesin dilinde terennüm edilen şiirler vardır. En az birkaç mısrası ezberimizdedir bu şiirlerin. Her bir mısrası hafızamızda derin izler bırakır. Ve bu izi çoğu zaman şiirin şairinden ziyade, onu okuyan kişi bırakır. Hele ki ortaokul çağında bir çocuksanız, o şiirin şairini sonradan tanırsınız. İşte o konuşmacı, etkili bir okuyuşla dinleyiciyi alır, götürür bilmediğiniz

Burak Tekiner

Yapay Zekâ Mehmet Nuri Yardım

Hiçbir yeniliğe peşin hükümle yaklaşmamak gerek. Ben de teknolojideki gelişmelere genelde olumlu bakarım. 2000'li yıllarda kültür sanat sitesi Sanatalemi'ni kurduğumda pek çok kişi şaşırmıştı. Galiba haklı olarak, "Bir edebiyatçı teknolojiden ne anlar" diye düşündüler. O sitemiz düzenli ziyaret edilen bir mecra oldu, 40 köşe yazarımız istikrarla yazdı. Siteyi bilahare ESKADER'e hibe ettim.

Mehmet Nuri Yardım

Sağımda Zaharof İskelesi solumda Ahır Palas önümde Mühürdar Bahçesi...

Son otuz altı yıl içinde Kargalı'da kimse kalmadı, Süleyman Fransa'ya, Vedat ise Almanya'ya yerleşti. Ayça da bildiğim kadarıyla Fethiye'de yaşıyor. Biliyorum, Kargalı'nın toprak bahçesini, ayakları kırık ahşap masalarını ve sandalyelerini soracaksınız, ben de anıları için onların arkasından estavdi'ullâhe emâneteke diyeceğim.Bu

Taner Ay

Hayatla ölüm arasında Cahit Sıtkı Tarancı

Şairler gökyüzünün yalnız kuşlarıdır. Yaşam adı verilen bu bahçede bir daldan ötekine konar, bir çimenden diğerine yürür, şarkılar söyler, ağıtlar yakar, sevinir, üzülür, terler, üşür, yorulur ve bir köşede hayata veda ederler. Gökyüzünün yalnız kuşlarıdır onlar, yalnız doğar, yalnız yaşar, yalnız ölürler. Belki de bu yüzden her şair öldüğünde bir ağaçtan bir

Prof. Dr. İsmet Emre

İmza gününden izlenimler

Geçen hafta Zorlu Alışveriş Merkezi'ndeki Remzi Kitabevi'nden yayımlanan "İki Âlem Arasında-Ali Darmar" başlıklı kitabımı imzaladım. İmza günlerinin en güzel yanlarından biri nice eski dosta rastlamak ve sizin kitabınızı okumuş gençlerle buluşmaktır. O kadar eski dost gelmişti ki, tam iki buçuk saat imza attık Ali ile ikimiz. Bazıları da eski

Evin İlyasoğlu

Başkent Ankara, Cumhuriyet ve İngilizler

Dün Ankara'nın başkent ilan edilmesinin (13 Ekim 1923) 103. yıl dönümüydü. Ankara, emperyalizme karşı ulusal direnişin, saraya-sultana karşı ulusal egemenliğin karargâhı oldu. Mustafa Kemal Atatürk, Türk tarihinde, üzerine saray-sultan gölgesi düşmeyen ilk meclis durumundaki TBMM'yi Ankara'da açtı. Yeni Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti, Anadolu'nun kalbinden, Ankara'dan yükseldi.

Sinan Meydan

Kimliği var ama hayatta yok!

Bir şarkıcı düşünün... Adı var, yüzü var, doğum tarihi var. Hayranları onu takip ediyor, sahneye çıktığında izliyor, yeni şarkısını bekliyor. Ama konser bittiğinde kulise gitmiyor. Çünkü ortada gerçek bir insan yok! Çin'in yapay zekâyla oluşturulan sanal yıldızı Yuri'den söz ediyorum. ABC'nin 7 Ekim tarihli haberine göre Yuri'nin resmî kimlik kaydında adı, doğum tarihi,

Hakan Uç

Koltuk gitti maskeler düştü!

İzmir'de tiyatro sahnesinin önünde perde kapanırken arkasında bambaşka bir oyun oynanıyormuş meğer! Yıllardır dillerinden düşürmedikleri emek, adalet, halkın iradesi ve saray karşıtlığı söylemlerinin, sıra kendi koltuklarına gelince nasıl da buharlaştığını görmek için yeni bir oyuna gerek kalmadı. Siyasi dengeler değişti, koltuklar sarsıldı, istifalar peş peşe geldi. Şimdi sormak gerekiyor:

İlker Gezici

Devlet ve Oligarşi

Devlet kavram ve olgusu çerçevesinde ileri sürülen görüşlerin çeşitliliği yanında, birbirinden farklılığı, onun tanımlanamaz mahiyette olduğundan ziyade çok boyutluluğunu gösterir. Görüşlerin çeşitli ve farklı olması, bir veya birden fazla boyutlarının esas alınmasından kaynaklanmaktadır denebilir. Ayrıca somut sayısız olay ve durumları kapsaması için, temel alınan boyutların genel ve soyut

İsmail Kıllıoğlu

Bir şehri uyandırmak...

Sokağa adım attığımda henüz sabah ezanı patlamamıştı bile. Resepsiyondaki görevliye etrafta başıboş köpek benzeri baş etmekte zorlanacağım bir varlığın olup olmadığını sordum. Gayri ihtiyari sağ kolunu kaldırdı, bu istikamette yürüyün dedi. Kiremit kırmızısı tenteli, az katlı, alabildiğine geniş odalı oteli geride bıraktığımda ezan çoktan yıldızlara elini uzatmış bir elmas gibi koparıyordu

Ömer Erdem

Medeniyet, Güç ve Yeni Dünya Düzeninin Çelişkileri

Uluslararası siyaseti anlamak için devletlerin ne söylediğinden çok, söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafeye bakmak gerekir. Çünkü siyaset, çoğu zaman kendi gerçekliğini kavramlarla örter. Güvenlik, barış, demokrasi, uluslararası hukuk ve istikrar gibi kavramlar, bir taraftan ortak bir siyasi dilin unsurları olarak kullanılırken diğer taraftan güç ilişkilerini meşrulaştırmanın araçlarına

Mehmet Biten

Yapay zekâ çocuklarımızı bizden daha mı iyi tanıyacak

Çocuğunuzun en yakın arkadaşının kim olduğunu biliyor musunuz Peki en büyük korkusunu, kimseye anlatamadığı sırrını, geceleri uyuyamadığında aklından geçenleri Belki de bütün bunları sizden daha iyi bilen biri var. Üstelik o bir insan bile değil. Yapay zekâ artık çocuklarımızın yalnızca ödevlerine yardımcı olmuyor. Onlarla arkadaşlık kuruyor, dertlerini dinliyor, aşk acılarına ortak oluyor,

Ebru Doğdu

Asrın mefsedeti

Cehaletten iyilik sadır olmaz. Zulme çanak tutacak iradeden bile yoksundur ama kendisi zulümdür. Yerel açıdan burnunun ucundaki zulmü görmeyen daha uzağa nasıl gitsin Bu zulüm beğenmemek ya da yapılanı eziyet zümresinden kabul etmemekten kaynaklanmaz. Cahildir, bizzat zulmü, zulmün kendisini hak zanneder. "Sallandıracaksın üç beş tane Sultanahmet Meydanı'nda, gör bak bir daha yapıyorlar

İshak Koç

Erzurumlu bestekâr ve sanat yönetmeni Sıtkı Sahil

Sıtkı ağabeyi şahsen tanımadan önce gıyaben tanıdım. Yıllar önce-nerdeyse kırk yıl önce-Erzurum'dan nakli mekân eden bu sanat adamının Balıkesir'de yaptığı çalışmaların, çalıştırdığı koroların yankısı ülkemizin dört bir yanında, tabii ki memleketinde de duyuluyor ve ondan övgüyle sözediliyordu. Bütün bu olup biten benim de kulağıma geliyor ve hatta sosyal medya üzerinden de görüyordum.

İsmail Bingöl

Azerbaycan nasıl Sovyet esaretine düştü

* Azerbaycan'ın 1920'de Sovyetler tarafından işgali, Moskova ile Ankara arasındaki anlaşmanın acı bir neticesiydi. Azerbaycan lideri Mehmed Emin Resulzade, bunu Anadolu'ya mukabil Azerbaycan'ın Bolşeviklere peşkeş çekilmesi olarak görmüştür.* Resmî tarihçiler, Ankara'nın önceliğinin Anadolu'yu kurtarmak olduğu,

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Palamutun Bol Olduğu Hafta

Bu haftaya güzel bir sofradan başlayalım istedim. Biraz denize bakalım, biraz tezgâha, biraz mutfağa. Mevsimin bize sunduğu küçük sevinçlerden söz edelim. ünkü bu hafta palamut bol. Tezgâhlara bakınca insanın içi açılıyor. Kasaların içinde yan yana dizilmiş palamutlar, gümüş sırtlarıyla "mevsim geldi" diyor. Balığın en güzel tarafı da bu zaten; takvime bakmadan zamanı hatırlatır insana.

Güven Baykan

Okulu Şiddet Sarmalından Nasıl Kurtarabiliriz

Maalesef Maraş olayından sonra okullarda şiddete başvurmak yol oldu. 15 Nisan 2026'da yaşanan olay şiddete meyilli çocukların kulağına kar suyu kaçırdı. Şeytanın aklına gelmeyeni hayata yeni filiz veren, bıyıkları terleyen, geleceğe dair umutları olan, hayatta beklediklerini bulamayan öğrencilerin aklına getirdi. Şiddet şiddetle çözülemez. Daha sıkı güvenlikle azalabilir ama çözülemez. Şiddet, şiddete giden yolları bulup bu yolları tıkamakla engellenir.

Ali Barskanmay

Sinema, eleştiri ve edebiyat üzerine

Geçenlerde İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin konuğu oldum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhan Kandemir'in "TV Yayınları Analizi ve Eleştirisi" dersi kapsamında öğrencilerle bir araya gelerek televizyon, sinema, edebiyat ve gazetecilik alanlarındaki deneyimlerini aktardım.Neler mi konuştuk"Bütün her şey

Sayım Çınar

Köleler iktidara geldiğinde

Biz tarihi, hamâset için değil ibret almak için okuruz... "Bağını çöz, hür ol ey oğul; ne vakte dek gümüş bağının, altın bağının esiri olacaksın" demiş Celaleddin Rumî. İnsanlık tarihinin en acıtıcı ironilerinden biri, ezilen kölelerin iktidara geldiklerinde sergiledikleri yozlaşma ve yolsuzluk eğilimidir. Ezilmişliğin getirdiği mağduriyetin

Cem Sancar