Türkiye'nin Meis hamlesi ne anlama geliyor

Nüfus olarak yok...

Ekonomi olarak yok...

Savunma sanayisindeki hamleleri itibariyle yok...

En önemlisi, günü kurtarmaya çalışmıyor ve Avrupa'ya, Amerika'ya göbeğinden bağlı bir dış politikası yok...

Adını koyalım:

"Erdoğan dönemi"ndeyiz ve bu dönem, bütün çelme takma çabalarına rağmen ülkemizin iç ve dış politikasında itibarlı bir mevkiye yükseldiği bir dönem olarak hatırlanacaktır.

Türkiye'nin Yunan adalarıyla kuşatılmışlık görüntüsünü değiştirmek, güvenliğini sağlam temellere oturtmak ve enerjide dışa bağımlılığı bitirmek gibi öncelikleri oluştu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde.

Bu dönem, Türkiye için hakiki bir şanstır...

Kaldı ki, İstanbul Boğazı'nın karşı yakası kadar (sadece 2 kilometre) bize yakın olan Meis adasının Atina'ya uzaklığı yaklaşık 600 kilometredir.

2 kilometre nerede, 600 kilometre nerede

Burnumuzun dibinde bir Yunan adası...

En yakın Rodos'a uzaklığı bile 120 kilometre, düşünün.

Bu, sürdürülebilir bir durum mudur

Kaldı ki Türkiye Meis'i Lozan'da "dünya barışı"nın bozulmaması için İtalya'ya bırakmış, 1947'de ise İngiltere'nin marifetiyle İtalya'dan Yunanistan'a devredilmişti.

Tabii bizden çıt çıkmadığı gibi bize verecek olsalar almayacağımızı söylemek gibi gafilce açıklamalar yapmıştı Dışişleri Bakanımız.

Verseler de almayacakmışız...

Şimdi de var verseler de almayacak kafadakiler.

Niye

Sırf Lozan delinmesin diye. Tek dertleri o...

İyi de Lozan 1930 Ekiminde Yunanistan ile imzalanan İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Sözleşmesiyle delindi...

1939'da Hatay ana vatana katılınca delindi...

1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilince delindi...

1974'te iki aşamalı Kıbrıs Barış Harekâtımızla delindi...

Ve Türkiye'nin menfaati gerektirirse elbette tekrar delinecektir.

Mustafa Kemal zamanında delinmiş,

İnönü zamanında delinmiş,

Menderes döneminde delinmiş,

Ecevit'in iktidarında delinmiş,

Şimdi mi delinmesi yasak olacak

Meis dosyası açılmıştır bir kere, Oniki Ada dosyası da er veya geç açılacaktır.