Mehmet Biten

Mehmet Biten

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 105 yazı 1 takipçi

Bırakılmaktan yapılma bir adamın şehir rehberi

Neden şiirler bu kadar keskin ve sert bir şekilde kesiyor uyuşmaktan bezgin damarlarımızı Hangi yöne dönsem şairin telaşı sanki antik bir telaş gibi duruyor. Ne yöne baksam mısrasını yitirmiş bir toplumun kendine yabancılaşmasının izlerini görüyorum. İçimizde şiir ırmakları gümrah bir şekilde akmıyor artık. Hayata yabancılaşmış, adeta ustalaşmak bi

Bayrağı Sessizce Dalgalandıran Usta Semih Saygıner

Semih Saygıner, bir usta. Bir sporcu olmanın ötesinde, yıllardır yaptığı işin hakkını vererek Türkiye'nin bayrağını dünyanın dört bir yanında dalgalandıran bir elçi. Bilardonun yaşayan en büyük ustalarından biri olarak uluslararası turnuvalarda sahneye çıktığında yalnızca bir müsabakayı izlemiyoruz; aynı zamanda bir ülkenin spor kültürünün, emeğini

Kötü İle Çok Kötü Arasında

Türkiye'nin bugün yaşadığı temel sorunlardan biri, artık kötü ile iyi arasında değil, kötü ile daha kötü arasında tercih yapmaya zorlanmasıdır. Siyasette de ekonomide de giderek benzer bir manzara ortaya çıkıyor. Bir tarafta geçmişte yaşanmış ağır yanlışların korkusu, diğer tarafta bugünün yanlışlarının eleştirilemez hale gelmesi... Böylece toplum,

"Kalbinde halkından başka bir şey bulamadılar*"

Gecenin 3'ü... Bir yandan çalışıyorum, diğer taraftan arka planda çalan Afrika müzikleri arasında dolaşırken bir şiir denk geliyor. Kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum. Mahmut Derviş'in, "Sahipsiz bir köyde kısa bir akşam" şiirini kendi sesinden dinliyorum. Şiir beni alıp götürüyor. Şairin yüzündeki hüznü bir yerden tanıyorum. Hayatın tam orta yeri

Oyunun ruhunu kaybetmeden

Benim çocukluğum radyo zamanlarına denk geldi. Orhan Ayhan'lardan Halit Kıvanç'lara, oradan Ercan Taner'lere uzanan bir anlatı dünyasının içinde futbolu öğrendim. Futbolun yalnızca skor tabelasından, istatistiklerden ve transfer bütçelerinden ibaret olmadığı zamanlardı bunlar. Bir maçın insanda bıraktığı duygu, anlatıcının sesindeki heyecan, tribün

Özne olmanın eşiğinde

Bir toplumun gerçek gücü, sahip olduğu ekonomik imkânlarla, askerî kapasiteyle ya da siyasal iktidarın büyüklüğüyle ölçülemez. Asıl güç, bir toplumun kendisi üzerine düşünebilme yeteneğinde ortaya çıkar. Ne olduğumuzu, neden böyle olduğumuzu ve nereye gitmek istediğimizi sorabiliyorsak, hâlâ özne olma imkânımız vardır. Bu soruları sormaktan vazgeçt

"Neme Lazım" Dediğimiz Gün

Görgüyle yetişmiş insanlar kendilerini başkalarıyla yarıştırmaz. Edebi bilir, sınırını bilir, hakkı gözetir. Çünkü bilirler ki insanın asıl değeri, başkalarını geçmesinde değil; kendini muhafaza edebilmesindedir. Eskilerin, "Asil azmaz, bal kokmaz" sözü de tam olarak bunu anlatır. Karakter, şartlara göre şekil değiştiren bir elbise değil; insanın e

Transfer gerçekte ne

Her transfer döneminde aynı heyecan yaşanıyor. Taraftarlar yeni isimler bekliyor, yöneticiler vaatlerde bulunuyor, medya her gün yeni bir iddiayı manşetlere taşıyor. Sanki transfer yapmak başlı başına bir başarı ölçütüymüş gibi bir algı oluşuyor. Oysa asıl soru çoğu zaman gözden kaçıyor: Gerçekten ihtiyaçlar mı gideriliyor, yoksa transfer piyasasın

Sayılar Kazanıyor, Peki Oyun

Bir basketbol maçını bugün Michael Jordan'ın son şampiyonluğunu kazandığı 1998 yılıyla yan yana koysanız, aynı sporun oynandığına inanmakta zorlanabilirsiniz. Oyuncular daha hızlı, saha daha genişmiş gibi görünüyor, üç sayı çizgisinin gerisi eskisinden çok daha kalabalık. Orta mesafe ise neredeyse terk edilmiş bir mahalle gibi. Oysa değişen yalnızc

Pusulasını kaybeden insan

İnsan yürümeyi öğrendiği günden beri yol arıyor. Fakat her yol arayışı, doğru istikameti bulmak anlamına gelmiyor. Çünkü yol, yalnızca ayakların takip ettiği bir çizgi değildir; yol, zihnin kabul ettiği, vicdanın onayladığı ve kalbin yöneldiği istikamettir. İnsan bazen yolunu kaybeder, bazen de pusulasını. Yolunu kaybeden durup etrafına bakabilir.

Gemi

Ah, küçücük gemi / Sulara attın şimdi kendini, delisin Ah, yakarlar seni / Dönmezsin bir daha, delisin Ah, peşimde rüzgâr / Ne yağmurlar dost ne bir kıyı var, deliyim Ah, düşlerim kaldı / Yalnızım düşlerim kaldı, deliyim Kime sorsam dönüşüm yok / Nereye gitsem mavi Yelkenimde deli rüzgâr / Her yanım tuz, deliyim Ah, yaralı kalbim / Yanıp gidecek y

Transfer söylentilerinin endüstrisi

Bazen düşünüyorum. Acaba yıllardır transfer dönemlerinde Türk takımlarıyla adı anılan futbolculardan bir kolaj yapılsa nasıl bir manzara ortaya çıkar Belki de dünyanın en pahalı, en yıldızlarla dolu hayali kadrolarından biri oluşurdu. Bir dönem Galatasaray'a yazılan isimler, ertesi gün Fenerbahçe'ye, ardından Beşiktaş'a, sonra Trabzonspor'a... Tran