Mehmet Biten

Mehmet Biten

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 73 yazı 1 takipçi

Mutlak Dizaynı

Türkiye'de siyaset ile hukuk arasındaki gerilim, çoğu zaman yalnızca normların çatışması değil; meşruiyet alanlarının yeniden dağıtılması meselesidir. Son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" tartışmaları da tam olarak bu eksende okunmalıdır. Çünkü burada mesele yalnızca bir parti içi seçim prosedürü değil; huk

Güzel Kalabilmek!

Dünya zaten güzel. Belki bütün mesele, insanın o güzelliği görebilecek bir dikkat ve merhamet terbiyesine sahip olup olmamasıdır. Çünkü insan, çoğu zaman baktığı şeyi değil; zihninde taşıdığı karanlığı yahut aydınlığı görür. İç dünyası daralmış bir insan için gökyüzü bile basık bir tavandır. Fakat ruhu genişleyen biri için en sıradan gün, içinde kü

Koşunun görünmeyen kasları

1968 Boston Maratonu'nun galibi Amby Burfoot bir yerde şöyle diyordu: "Motivasyon bir beceridir. Öğrenilebilir ve pratik edilebilir." Modern spor bilimi, artık bu cümlenin romantik bir motivasyon aforizması olmadığını; biyoloji, psikoloji ve performans arasındaki ilişkiyi açıklayan ciddi bir gerçek olduğunu söylüyor. Çünkü insan bedeni çoğu zaman k

Kubbe çöktü, katliam göründü

7 Ekim'den sonra dünya artık eski dünya değil. O tarihten bu yana yalnızca Gazze bombalanmadı; uluslararası hukuk, insan hakları söylemi, liberal düzenin ahlaki meşruiyeti ve Batı'nın "medeniyet" iddiası da enkaz altına gömüldü. İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaş, çoktan klasik bir askeri operasyon olmaktan çıktı. Bu, bir halkı açlıkla, susuzlukla

Kendine Yolculuk

İnsan, çoğu zaman ucundan tuttuğu şeylerle tanımlar kendini. Tam kavrayamadığı, bütünüyle sahip olamadığı ama yine de vazgeçemediği uğraşlar... Yarım kalacağını en başından sezdiği hâlde, sanki tamamlanacakmış gibi sarıldığı işler... Bunların her biri, insanın dış dünyayla kurduğu ilişkinin parçalarıdır. Fakat bu parçaların asıl anlamı, dışarıda de

Oyunu hatırlamak

Ligler yavaş yavaş perdeyi kapatıyor. Bir sezonun bütün yorgunluğu, sevinci, öfkesi ve hayal kırıklığı son düdüklerle birlikte başka bir hikâyeye dönüşüyor. Şampiyon olanlar kupaların etrafında fotoğraf verirken, kaybedenler yeni teknik direktör arayışlarına, transfer listelerine ve yönetim tartışmalarına gömülüyor. Futbolun, basketbolun, voleybolu

Mutedil kalmanın bedeli Türkiye'de yeni yalnızlık biçimi

Türkiye'de uzun zamandır siyasetin en büyük açmazlarından biri, stratejik aklın eksikliği değil belki ama stratejik ufkun sürekli taktik reflekslere kurban edilmesidir. Devlet aklı, parti aklı, ideolojik akıl ya da toplumsal reaksiyonlar... Hepsi çoğu zaman günü kurtarmaya odaklanan bir "tedbirler siyaseti" içinde hareket ediyor. Oysa toplum dediği

Ekranların değil sahaların ve salonların çocukları

Bugün anne babaların, öğretmenlerin ve hatta gençlerin kendi ağızlarından en sık duyduğumuz şikâyetlerin başında dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi, sabırsızlık ve disiplin eksikliği geliyor. Bir işe uzun süre yoğunlaşamayan, sürekli uyarıcı arayan, hemen sıkılan ve çabuk vazgeçen bir nesilden söz ediyoruz. Fakat çoğu zaman şu gerçeği gözden ka

İmgenin Kıskacında İnsan

Çağımızın en belirleyici krizlerinden biri, insanın hem ideolojik hem de epistemolojik düzeyde kuşatılmış olmasıdır. Bu kuşatma, yalnızca siyasal söylemlerle değil, aynı zamanda imgelerle, anlatılarla ve temsillerle kurulur. Modern insan artık sadece düşüncelerle değil, görüntülerle de şekillendirilmektedir. Bu noktada sinema, sıradan bir sanat dal

Ekranların değil sahaların ve salonların çocukları

Bugün anne babaların, öğretmenlerin ve hatta gençlerin kendi ağızlarından en sık duyduğumuz şikâyetlerin başında dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi, sabırsızlık ve disiplin eksikliği geliyor. Bir işe uzun süre yoğunlaşamayan, sürekli uyarıcı arayan, hemen sıkılan ve çabuk vazgeçen bir nesilden söz ediyoruz. Fakat çoğu zaman şu gerçeği gözden ka

Büyünün mimarisi: Yeni tüketim araçları ve modern dünyanın katedralleri

Modern toplum, üretimden çok tüketim üzerinden okunmayı hak eden bir aşamaya ulaşmış durumda. Artık mesele yalnızca ne tükettiğimiz değil; nerede, nasıl ve hangi deneyimsel çerçeve içinde tükettiğimizdir. Bu dönüşüm, klasik kapitalizm analizlerinin ötesine geçen yeni bir kuramsal dikkat gerektiriyor. Tam da bu noktada George Ritzer'ın "yeni tüketim

Hakk'ı, hakikati aramak

İlk karşılaştığım andan beri, Rûmî'nin "Hacca gidenler, orada Beytullâh'ın sahibini arasınlar..." sözü, bana ihtiva ettiği manadan daha çok şey söylüyor hissini veriyor. Modern zamanın içerisinde salınan bir insan böylesi derinlikli konularla karşılaştığında sadece meselenin mistik boyutuna mı inmeli yoksa daha şümullü bir anlam arayışına mı girmel