Taner Ay

Taner Ay

Karar
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 80 yazı 0 takipçi

Sonbaharda kiremitte palamut keyfi

Bostancı'dan Suâdiye'ye doğru yürüyorum. Deniz, Yumurcak, Teksin ve Derya plajlarında dalgalar artık insansız kumsallarda köpükleniyordu. Poyraz balamit şerbeti Kevser Hanım'ın tilki gibi çemkirmesini bile Kasaplar Çarşısı'ndan söküp götürmüştü.Gazeteleri okumaya oturduğumda, karşı apartmandan "Her sonbahar gelişinde sarı sarı yapraklar / Kuru dall

Hakiki okurun tek pusulası 'iyi kitap'

Sadece pazarın değil, mahfillerin de okura bir şeyler dayattığını biliyorum. Enis Batur için 'şair', Beşir Ayvazoğlu için 'biyografi yazarı' deyip kesiyor; yazılan nefis romanları görmezden geliyorlar. Bir diğer dayatma ise yayınevleri üzerinden yapılıyor. Kapitalist pazarda yayınevinin Soğuk Savaş devrinden kalma tarzda 'solculuğu' veya 'sağcılığ

Niyazi kafa karış oyununu Sasu'nun korner atışları gibi oynardı...

Beş kişinin iki buçuk lira diktiğini ve başı vurduğunuzu bir tahayyül etsenize, on iki buçuk lirayı iki dakikada cebe atıyordunuz. Bu da, sinema biletleri yüz yirmi beş kuruş olsa bile, on film parasını bir elde kaldırdığınız anlamına geliyordu. Ama, ben başarılı bir misket oyuncusu değildim, mahalleye Niyazi isminde bizden iki üç yaş büyük biri ge

Kötü yazardan 'başarılı' romancı nasıl icât edilir

Maalesef, edebiyat pazarımızda genellikle kötü yazarlardan simsarlar vasıtasıyla 'başarı-lı' romancılar icât ediliyor. Bu simsarlar çetesinin görevi pazara iyi yazarlar kazandırmak değildir, 'edebiyat yıldızları' icât etmektir. On bin, otuz bin, yüz bin satanlar benim ilgi alanımda değil, onlar kendi çöplüklerinde şöhret olmanın keyfini çıkarsınlar

Yazlık sinemalar mâzîperestlerin hayâl-i sâfıdır

Bahçevan geldi, bahçevan geldi / Deh del Düldül, deh deh Düldül": Bir defa daha Zeki Müren'in Uşşak şarkısına dönüyorum, çünkü hemen her gün gördüğüm zerzevatçı kendisi kadar kadîd doru beygirinin çektiği arabasıyla Turşucu Dere'ye doğru iniyordu. İki kat üstümüzde oturan teyzemizin dediğine göre, bu yaşlı bahçevan Saide Hanım'ın, Nadide Hanım'ın,

Kakao yağı ve deve dikenleri kokan bir yaz mevsiminde

'70 ile '75 arasında Suâdiye çayır çimendi, Bostancı-Suâdiye arasında tren hattının kenarlarındaysa boydan boya dikenli böğürtlen çalılıklarıyla mor çiçekli deve dikenleri uzanırdı. Sıcaklarda deve dikenlerinden yükselen büyüleyici koku bugün bile burnumu sızlatıyor. Suâdiye'de '75'ten sonra deve dikeni kalmadı, onlarla birlikte nar bülbülleri, sak

Mâzîyi renk cümbüşü yapan yıllar...

Chevrolet Bel Air kadar Chevrolet Impala da yaygındı. Chevrolet Impala'nın Aspen yeşili, dağlık yeşili, buz mavisi, liman mavisi, taç safiri, gotik altın ve Inca gümüşü '59'lardaydı. Ama '60 model yıllılarında daha fazla renk seçeneği vardı.Geçen haftaki zamanda yolculuğumda en son Kızıltoprak mahallindeki Depo durağında taksi dolmuş beklerken kalm

Kızıltoprak'ta bir Karzeg prensesi

Bütün bunlardan Bezmigül Dilber Hanım'ın '31 sonbaharı ile '32 yazı arasında vefât ettiği ortaya çıkıyor. Biliyorum, bayram değil, seyran değil, muharrir niçin Bezmigül Dilber Hanım'ı diline doladı diyeceksiniz. Bizim Kızıltopraklı Bezmigül Dilber Hanımımız Sultan II'nci Abdülhamid'in ikinci zevcesi Bedrifelek Kadınefendi'nin ablasıdır. Şunu da söy

Söğütlüçeşme'den Kızıltoprak'a

Bir bilmecem var arkadaşlar. Uzundur urgan gibi, enlidir yorgan gibi, bağırır çıkıp gelir, kuzulu kurban gibi. Acaba nedir diye kafanızı kaşımayın. Kırmızı ve kırık beyaz renklerinde, E 8000 serisinden elektrikli dizel desem, altmışlıklar şıppadak bulacaktır. Elbette Haydarpaşa-Gebze hattının eski banliyö trenlerinden bahsediyorum. Kadıköyü'ndeki s

Eyyâm-ı bahûrda iskele hep şıkır şıkırdı

Pazarları mantı günümüzdü. Anneminki Sinop mantısıdır, diğerlerine nazaran az büyüktür ve kulak şeklinde bükülür. Mantıya bayılırım, çatlayana kadar da tıkınırım. Ama, şimdikiler tatsız tuzsuz hazır kıymadan mantı yapıp Sinop işi diye bizlere yutturuyorlar. Oysa, Sinop mantısı satır etinden yapılır. Satırla doğradığınız da mutlaka yağsız ve sinirsi

Yahudinin yeşil erik soslu gelinciği Lazların horonu

Ahmedi medi, kuyruklu kedi, bir sıçan tuttu, yalamadan yuttu. Tekerleme böyle de, bizim siyah beyaz şeker kedimiz hiç sıçan görmedi. O sadece ayak üstünde yünlü yumaktı. Annemle Erzincan'dan Gümenüz'e denize gittiğimiz son Erzincan yazımızda, babam onu Trabzon Caddesi üzerinde oturduğumuz yeşil boyalı apartmanın merdiveninde bulmuş. Muhtemelen anne

Sofraya Ermeni ahçiği, neş'eli gecelere Rum kopelası

Her akşam yatan, her sabah kalkan, fakat hiç uyumayan güneşi ara ki bulasın. Yurdun büyük kesimi sudan ayaz, şekerden beyaz. Hayat, sadece uzun bıyıklı, kova kulaklı, kürklü mantolu ve tüylü yanaklı kedimiz Timur'a güzel galiba, bütün gün sıcak sobanın başında uyuyor. Suâdiye zâten kışları bomboş, sayım yapsan en fazla beş yüz kişi bulursun. Onlar