Taner Ay

Taner Ay

Karar
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 58 yazı 0 takipçi

Özcan'dan yeşil erik turşusu Baylan'dan kup griye

Vahi Öz'ü '69'un Şubatında kaybetmiştik ama her gece rüyâlarıma "Bekâr Odası" filmindeki '48 model yıllı ve 34 EE 019 plakalı sarı bantlı Dodge arabasıyla park ediyor, yanındaysa dudaklarından düşürmediği Sipahi Ocağı sigarasıyla Kâzım Külduman oluyordu. Okuma yazma bilmediğinden ehliyet alamayan Kâzım Külduman ağabeyimiz ona Süleyman değil de Sülü

Portatif radyoda 'Fingirdek Jale', plak çalarda 'Develi Pikap' günleri

Geçen hafta '69 yılının bendeki Ocak ayından bahsederken Fenerbahçe'ye iki satır olsa bile yer vermeyişimi düşününce, mahalleden çocukluk arkadaşlarımın mıdıklarını eğdiklerini görür gibi oldum. Tamam, onlarla her gün Suâdiye Ortaokulu'nun teneffüslerinde veya Taç Spor'un sahasında Fenerbahçe'yi konuşurduk da, müthiş kadroya rağmen '68-'69 sezonuna

Ülkü Takvimi'nde günün yemeği, radyoda Orhan Boran...

Efendim, sizi bu hafta 34 DS 422 plakalı 1948 model yıllı bir siyah DeSoto ile Yedikule sapağının önündeki tabeladan '69 yılının ilk günündeki İstanbul'a sokayım. DeSoto sarı bantlı taksi dolmuşlardan, koca şehirde sadece yedi yüz beş adet sarı bantlı vardı. Ben koca şehir diyorum da, siz sapaktaki mavi tabelada beyaz harflerle "İstanbul, Nüfus 1.7

Pavli Adası'nda Nâzım Hikmet, İncir Adası'nda Ayşe Meral Hanım...

Suâdiye Ortaoku'nda okurken Pavli Adası'na mahalleden üç arkadaşımız çadır kampına giderlerdi. Benim gibi annesi babası çocuğunun orada çadırda bir gece kalmaya izin vermeyenler de, sabah erkenden Suâdiye'den trene binip Pendik'te iner, oradan da tren hattının yanındaki toprak yoldan yürüyerek Pavli'ye sandalla geçerdi. Her defasında ellerimizde Co

Henry Bulwer'in Yassıada'daki aşk şatosu...

Yassıada'nın gölgeli tarihinde Henry Bulwer'in şatosu, asıl aşk hikayeleri mi yoksa devletin sansürdüğü sırları mı saklıyor?

Uzakta ıssız bir ada, ben her gece kâbûslarımda kıyısına vururum...

Bir şehremini sokak köpeklerini Sivriada'ya sürdüğünde İstanbul yanıp kül oldu, halk bunu köpeklerin ahına bağladı—tarih gerçekten de hayvanların acısıyla yazılmış mıdır?

'Ada vapuru yandan çarklı, bayraklar donanmış cafcaflı'

Kınalıada'nın unutulmuş tarihini arşiv belgelerine dayandırarak anlatması, bir adanın kaybolmuş kültürünü kurtarmaya yetecek mi?

Her yosun kokusunda, her martı çığlığında...

Burgazada'nın unutulmaz isimlerinden Sait Faik'e kadar uzanan anılar ve tarihsel detaylar arasında, yazarın adaya duyduğu özlem gerçekten de bir başkent sevgisi midir yoksa nostalji mi?

"Adalar vapurları durdursun, Heybeli'den yüzerek geçsinler"

Büyükada'daki Milano Restaurant'ta cermakcuru sohbete meze yapmak güzel de, benim Heybeliada hasretim depreşince kendimi Şehir Hatları vapurunda buluverdim. Ermeni hoşorlarının ve Yahudi koriçolarının çoğu Büyükada'da indiğinden, kafa şişirecek kimse kalmamıştı. Onlar yerlerini kendi gönüllerine ümük hanımlara ve çubuklu pijamalarla denize girenler

Adalara geldi bahar yeşil halı serdi bahar...

Mimozalar açmış olmalı, hadi sizi Büyükada'ya götüreyim: Ben deniz otobüsü ve tekne sevmem, ille de Şehir Hatları'nın adalar vapuru olacak. Bu yüzden Büyükada'ya Tuzla'dan geçmiyorum, trenle Bostancı'ya gelip, oradan Büyükada vapuruna biniyorum. Hafta sonuysa yandınız, andropoz kurbanı kuyumcu kalfası kocalarını vadeli mevduat niyetine kullanan Erm

Behçet Necatigil, Ebazer Fehmi Berksoy, Fikret Ürgüp ve diğerleri...

Beşiktaş demek, benim için Behçet Necatigil demektir. Onun baba evi Dibekçi Kâmil Sokağı'nda 22 kapı numaradadır. Öğretmen Huriye Korkut ile evlendiklerinde ilk oturdukları evse Setbaşı Sokak'ta 22 numaraydı. Oradan '55 yılında Camgöz Sokak'ta yine kapı numarası 22 olan ve kot farkından dolayı alt ucu iki buçuk katlı gibi görünen bir ahşaba taşınıy

Musa'nın kahvehânesi, Yorgi'nin bakkalı ve Abidin'in kasabı...

Yedikule'den Aksaray'a döndüğümde mecâlim kalmamıştı, oysa niyetim az daha yürüyüp Sahhaflar Çarşısı'nda Turan M. Türkmenoğlu'na afili bir Turist Ömer selâmı çakıp, Ramazan Minder'in Bâyezîd Kütüphânesi'nde nefeslenmekti. Ancak bu defa Sirkeci'den trenle Tuzla'ya dönmek en iyisiydi.Trende oturacak koltuk bulunca çantamdan bir kitap çıkarıp okumaya