Taner Ay

Taner Ay

Karar
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 71 yazı 0 takipçi

Eyyâm-ı bahûrda iskele hep şıkır şıkırdı

Pazarları mantı günümüzdü. Anneminki Sinop mantısıdır, diğerlerine nazaran az büyüktür ve kulak şeklinde bükülür. Mantıya bayılırım, çatlayana kadar da tıkınırım. Ama, şimdikiler tatsız tuzsuz hazır kıymadan mantı yapıp Sinop işi diye bizlere yutturuyorlar. Oysa, Sinop mantısı satır etinden yapılır. Satırla doğradığınız da mutlaka yağsız ve sinirsi

Yahudinin yeşil erik soslu gelinciği Lazların horonu

Ahmedi medi, kuyruklu kedi, bir sıçan tuttu, yalamadan yuttu. Tekerleme böyle de, bizim siyah beyaz şeker kedimiz hiç sıçan görmedi. O sadece ayak üstünde yünlü yumaktı. Annemle Erzincan'dan Gümenüz'e denize gittiğimiz son Erzincan yazımızda, babam onu Trabzon Caddesi üzerinde oturduğumuz yeşil boyalı apartmanın merdiveninde bulmuş. Muhtemelen anne

Sofraya Ermeni ahçiği, neş'eli gecelere Rum kopelası

Her akşam yatan, her sabah kalkan, fakat hiç uyumayan güneşi ara ki bulasın. Yurdun büyük kesimi sudan ayaz, şekerden beyaz. Hayat, sadece uzun bıyıklı, kova kulaklı, kürklü mantolu ve tüylü yanaklı kedimiz Timur'a güzel galiba, bütün gün sıcak sobanın başında uyuyor. Suâdiye zâten kışları bomboş, sayım yapsan en fazla beş yüz kişi bulursun. Onlar

Maria Pia'nın eşeği, Hacı Bekir'in beyaz çevirmesi

Kış, Allah gazabı, kuluna azabı. Havalar soğudu, 3 Aralık'ta yurdun batı kesimlerinde saatte yüz on kilometre hızla esen rüzgâr cam, çerçeve ve çatı ne varsa indirmiş, ağaçları ise köklerinden söküp uzaklara savurmuş. Bunun peşi mutlaka grip salgını. Ayın sonuna doğru gazetelerden sadece Eskişehir'de bile yüzlerce memûrun ve işçinin salgından yatağ

Murat'ın bıldırcınları, Bomonti'nin dumancıları

Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok. Hadi, bilim bakalım, nedir Ben söyleyeyim, futbol topu. Madem söze futbolun topundan başladık, Fenerbahçe'yi anmadan olmaz. '68-'69 sezonu bizim için bir hayâl kırıklığıydı, otuz beş puanla dördüncü sırada kalmıştık. '69-'70 sezonu öyle olmayacak gibiyse de, 2 Kasım'a kadarki ikisi deplasmanda beş maçı radyodan

Moda'da Meral'in kırmızı vinilden Go-Go çizmeleri Altıyol'da Adalet'in kırmızı Peep-Toe pabuçları...

Benim için '69 yılında İstanbul, Suâdiye'den Bostancı'ya, Şaşkınbakkal'dan Caddebostanı'na, Kadıköyü'nden Moda'ya ve Karaköyü'nden Taksim'e kadarki güzergâhlardı. Bugün 18 Ekim olsun, Cumartesi, eskiden Cumartesi günleri okullar yarım gündü, son dersten çıkıp çantamı Uğur Apartmanı'na veya Arif Damar'ın Yeryüzü Kitabevi'ne bırakıp akşama kadar geze

Haberci kim açıklıyorum: 'Tabancalı Hakem'

Geçen hafta Büyüyenay Yayınları'nın üç cilt olarak kitaplaştırdığı 'İstanbul Konuşuyor' isimli sokak röportajlarını tanıtırken, röportajları yapan 'Haberci' mahlaslı Bâb-ı Âli şöhretinin kim olduğunu sormuştum. Maalesef bir bilen çıkmadı. Hadi, ben söyleyeyim, 'Haberci' mahlasıyla '37 ve '38 yıllarında Haber gazetesi için kitaptaki sokak röportajla

Hacı Hüseyin Paşa'nın köşkleri, Nadir Ağa'nın çamları

Günlerden Cumartesi, saat ise 19.00 olsun, radyolarınızı açın, size Zeki Müren'in kadife sesini bir Uşşak şarkıdan dinleteceğim. "Elmayı alan bilir oy oy / Şeftali satan bilir oy oy / Güzel kızın sevmesini oy oy / Kimsesiz yatan bilir oy oy / Bahçevan geldi, bahçevan geldi / Deh deh Düldül, deh deh Düldül / Sen Düldülsün, ben bülbül / Deh deh Düldü

Suâdiye'nin şarkıcı kızılgerdanları, Şaşkınbakkal'ın pembe gülleri

Bostancı sâhilindeki gazinoların birinden yükselen "Gardiyan" şarkısını Juanito'nun söylediği kimsenin aklına gelmemiş olsa bile üzülmeyin, yine de sizi Yıldız Sineması'ndan '69 yazının Kasaplar Çarşısı'na indireceğim. Yanılmıyorsunuz, elli yedi yıl öncesinin Bostancı semtindeyiz. Yıldız'ın ağır soğan kokusundan kurtulduk ya, öyleyse İstasyon Yolu'

"Buzzzzz gibi Alaska frigooooo!"

'69'da Suâdiye'de oturduğumuz Uğur Apartmanı'ndaki caddeye bakan dairemizi iyi anımsıyorum. Girişte solda mutfak, sağda tuvalet vardı. Oradan salona geçiliyordu. Salonun sağındaki kapıdan girinceyse, sağda ve solda iki oda ve onların ortasında bir banyo karşımıza çıkıyordu. Salonun sadece iki duvarında pencere yoktu, oralara da babamın Siirt'te yap

Deniz Gezmiş el-Fetih'e katıldı, Vietkong Dan Bullock'u öldürdü

Filizkıran, Ülker Doğumu, Gündönümü ve Kızıl Erik fırtınaları. Yanılmıyorsunuz, artık okulları kapattığımız Haziran ayındayız. Haziran demek, Bostancı'daki Tamara Moteli'nden ve Fenerbahçesi'ndeki Petek Pansiyon'dan "Coppertone", "Quick Tanning", "Ambre Solaire" veya "Piz Buin" marka bronzlaştırıcıların kokularının yükselmesi demekti. Bizler de yan

Kabak meltemi esmeden ayvalar çiçek açardı

Mayıs ayına girdik mi, İstanbul'a yaz sıcakları gelir, Suâdiye'nin çayır çimenindeki fulyalar ise kaybolurdu. Ama, onların boşluğunu hemen ahşap köşklerin bahçelerinden yayılan tırmanıcı güllerinin, sarmaşık güllerinin, floribunda güllerinin veya grandiflora güllerinin kokularının doldurduğunu anımsıyorum. Bakın, Kurudere Sokak'tan Çatalçeşme'ye in