İsmail Bingöl

İsmail Bingöl

Milat
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 35 yazı 0 takipçi

Onlar Gecenindir

Akşam... Yalnızlar yaktılar içlerindeki lambayı... Işığı hüzün... Işığı endişe... Işığı ıstırap olan... Ve yine ışığı geceyi karşılayan... Ve yine ışığını yürekte taşıdıklarından alan... Yalnızlar yaktılar içlerindeki lambayı... Ve başladılar açlıklarıyla mücadeleye... Doygunluğun ne olduğunu bilmemek onlara özgü bir hâl... Karanlık, çöküşüyle aydı

Böyle bir yangın görülmemiştir

Başlığı Attila İlhan'ın "Böyle bir sevmek görülmemiştir" mısraından mülhem böyle yazarken, ülkemizde son zamanlarda görülen orman yangınlarının da bugüne kadar görülenlerin en büyüğü olduğuna daha da çok dikkatinizi çekmek istedim. Günlerdir dışımızdaki yangın sebebiyle içimizin yangınlarında kavrulup duruyoruz. Ağacımız, otumuz, börtü böceğimiz, h

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-2

Mustafa Ruhani, ilk karşılaşmasını Aşağı Sivri köyüne gelen Narmanlı Âşık Divani ile yapmıştır. Daha sonra çok sayıda âşıkla karşılaşma fırsatı bulmuştur. Başta Konya Âşıklar Bayramı olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde düzenlenen âşıklar toplantılarına ve yarışmalara katılan Ruhani, bu toplantılarda kendini kanıtlayarak çeşitli ödüller almıştır.

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-1

Âşıklar arasında adı sanı, sevgisi, saygısı olanlardan biri de Âşık Mustafa Ruhani'dir. Asıl adı Mustafa Temel olan âşığın babası, aynı köyde çiftçilikle uğraşan, nalbantlık, duvar ustalığı, hızarcılık gibi işlerle de uğraşan Ahmet, annesi ise Ayşe Hanım'dır. İkisi kız, dördü erkek olan altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Anadolu'nun kadim gel

Aşk; ayrılık mıdır, kavuşmak mı

Seni katarlarla yola salmadım, Uçağa binip de uçmadın benden. Geminin ardından bakıp kalmadım, Taksi götürmedi seni şehirden. Gezip dolaşırım hep küçenizi, Eviniz burda bak, yakındasın sen. Sözlerin acısı ayırdı bizi, Bu hicran yamandır her mesafeden. Ben seni yitirdim yanımda iken Ayrılık biletini nereden aldın Yitirdim ben seni, ne için, neden Se

Şehir: Çöz çöz bitmez

Bir şehri belleğinde, anılarında yaşatmak, bir direnci yaşatmak gibidir. Bir tutkuyu, bir sevgiyi, ömür boyu sürdürmek sevdasında olunan bir dostluğu belki de... Şehir anlaşıldıkça, her mesafede, her durakta çözüldükçe, şehir giderek anlam kazandıkça, şehre dair bilinenler de çoğalır ve yeni zamanlara, yeni iklimlere, yeni anlatımlara kapı açılır.

Acıyı Resmeden Bir Erzurum Türküsü: Göç Göç Oldu Göçler Yola Dizildi

Yandın ki ne yandın... Sevdaya düşmüş olsan da yandın sevdasız olsan da... Yüreğini bir zulmün közleri dağlasa da yandın dağlamasa da... Deryalar söndüremez bu ateşi, gül dindiremez bu iniltiyi, hiçbir korku sindiremez bu acıyı... Kopup gelen bir çığ gibi alır içine seni ve nefessiz bırakır sineni... Dağlar koşar feryadına, taşlar ağlar; dereler, ç

Şehre nasıl bakmalıyız

Çocukluk zamanlarımda şehir benim için koskocaman ve renkli bir yerdi. Hiç canım sıkılmazdı ve her bir köşesinde dolaşmanın ayrı bir lezzeti, ayrı bir ilginçliği vardı. O günün Türkiye'sinde şehir olarak ilk sıralarda yer alan Anadolu'nun karı, kışı ve soğuğuyla ünlü şehri, benim için çarşılarında, pazarlarında, sokaklarında, mahallelerinde kaybol

Bahar Hayattır...

"Baharın gülleri açtı." ve yeni bir uyanışın, yeni bir dirilişin gergefinde şekillenen ağaçlar yeşillenmeye, toprak ısınmaya, sokaklar insan sesleriyle dolmaya başladı. Bahar; getirdiği güzelliklerle, gönüllerde iz, yüzlerde gülümseme bırakmaya devam ediyor. Her mevsimin kendine özgü bir hâli var ama, "Bir bahar akşamı" sevinçli bir telaş içinde ol

Geçmişin Kanatları Altında Şehri Şöyle Bir Dolaştık...

Yaşadığımız şehri tanıdığımızı iddia ederiz çoğumuz. Acaba öyle midir Bazen şehir hakkında sorulan bir soru ya da şehrin herhangi bir köşesiyle ilgili dile getirilen bir bilgi, şehri yeterince tanımadığımızı bir kere daha bize gösterir. Bu durum, daha çok şehrin tarihiyle alakalıdır. Ama, henüz hali hazırda olanı da işin içine katabiliriz. Arada bi

Her İnsanın Bir Şarkısı Vardır

Her insanın bir şarkısın vardır; içinden zamanın ses verdiği... Ve zamanda bir etki, bir yankı, bir iz bıraktığı... Dönülmez gidişleri hikâye ederiz bazen, bazen sevgiliye selâm göndeririz o şarkıyla... İçinde anlatılanlar bazen sıladır, bazen gurbet... Bazen yaradır, bazen hicret... Bazen acıları hikâye eder o şarkı, bazen güzelliklerden, sevgiler

Leylaları tükettik mecnun terketti bizi

Aşk, ilahi kaynağından gücünü alan ve hayatı anlamlandıran en yüce duygu olarak sunuluyor; peki modern çağda anlamsız uğraşlarla yoran insanlar, bu büyük duyguya ulaşmaya nasıl cesaret edebilir?