Ali Apaydın

Ali Apaydın

Cumhuriyet
Kültür-Sanat / Eğitim 32 yazı 0 takipçi

Neşe, çalınamaz!

Henri Bergson, gülmenin, hayatın katılaşmış, mekanik, otomatikleşmiş hallerine karşı aklın verdiği anlık, toplumsal ve uyarıcı bir yanıt olduğunu belirtir. Gülmemiz, zihnimizin esnekliğine, akış halinde oluşuna, kaskatı kalıplara teslim olmayışına işaret eder (s. 6-7). Neşe de tıpkı bunun gibidir. Zulüm, insanı katılaştırmak, dondurmak, otomatik bi

Şu mezuniyet meselesi!

Kadim bir gerçeği hatırlayarak başlayalım: gerçek mezuniyet törenleri yalnızca lise ve üniversite bitiminde yapılır. Anaokulu, ilkokul veya ortaokul bitiminde düzenlenen törenler, bugünün eğlence dünyasının vahim birer icadıdır. ünkü mezuniyet, bir çocukluk oyununun sonu değil; zihnin, sorumluluğun ve toplumsal varoluşun eşiğidir. Tarih boyunca b

Okullarımızda neler oluyor

Bazı kurumlar vardır ki hem tüm toplumun saygısını kazanır hem de en şiddetli toplumsal öfkelere konu olur. Okullar da böyle kurumlardır. 24 yıldır AKP yönetiminde olan okullarımız, yazık ki, artık saygınlıklarıyla değil konu oldukları öfkelerle anılıyorlar. ünkü birer öğrenme mekânı olmaktan çıkarılıp toplumun tüm ruhsal çıbanlarının açılıp aktığı

Cumhuriyet yalnız değildir!

En açık şekliyle dile getirmek gerek: Türkiye Cumhuriyeti'nin var ettiği yurttaşlar olarak bizler, bugün bu cumhuriyete sahip çıkmakla sorumlu insanlarız. Geleceği kuran geçmişin ta kendisi olan cumhuriyet için bu sorumluluğumuz, yaşamsal olduğu kadar tarihîdir de. Türkiye Cumhuriyeti, basitçe bir yönetim biçimi ya da kurumlar bütünü değildir; o, t

Hakmana ya da cumhuriyet üzerine

Ön not: Bu diyalog, "Hakmana ya da 'kimsesizlerin kimsesi' üzerine" adlı yazımın devamıdır. Bir bütünlük için ilk diyalogla birlikte okunmasını öneririm. *** Ekhekrates: Phaidon, sen o gün orada mıydın Sokrates'in Hak Ana'yla vedalaştığı o son ziyarette Kimler vardı yanınızda, az mıydınız, çok muydunuz Phaidon: Oradaydım, Ekhekrates. Hem de en yakı

Eğitim ve direniş

Cumhuriyetin ilk döneminde gençlik, tam da olduğu şey olarak, ülkenin geleceğini inşa edecek özne olarak konumlandırılmıştı; bugün ise ülkenin değil iktidarın geleceğini güvende tutacak bir nesne olarak konumlandırılmaya çalışılıyor. İşte en somut karşılıklarını görüyoruz bunun; bugün ülkemizde her dört gençten biri iş ya da okul yaşantısında bulun

Umudun şafağına doğru

İktidar ve şürekâsının kibrini ifşa eden bir tespitle başlayalım: kendini mutlak sanan her iktidar, kocaman bir yanılgıya dayanır; kendi geçiciliğini sonsuzlukla karıştırma yanılgısına. Bu yanılgı, yalnızca kavramsal bir hata değil, aynı zamanda toplumsal dokuyu çürüten bir pratiktir. Nitekim bugün sorulan sorular tam da bu pratiğin sonucu: Neler

Karşıdevrim günlerinde kim kimdir

Devrim sayesinde elde edilen ilerici kazanımları topyekûn bir şekilde geri çevirme projesi olan karşıdevrim, "eski insan"ını geri getirmek için uğraşırken kimin kim olduğuna yönelik müthiş bir toplum röntgeni de çekiyor. Ve bu röntgen filmleri, yalnızca karşıdevrimciler için değil devrimciler için de oldukça önemli bilgiler içeriyor. Bu filmlere ti

Eğitimin kılavuzu

Kılavuz, kimilerinin zannettiğinin aksine yabancı değil Türkçe kökenli bir sözcüktür. Kökende "kıla-" fiilinden gelir; gören, izleyen, yol açan demektir. Yol açan önder olur; yol kapatansa ancak engeldir. Yol kapatanların ne kılavuzu olabilir ne de önderi! Bugün bu kavramı, doğru yolu gösteren, rehberlik eden kimseler ya da nesneler için kullanıyor

Tersine süreçlerden kurtulmak zorundayız!

İlk ve ortaöğretimde olağan süreç şudur: bir öğretmen öğrencisinde bir sorun fark ettiğinde öncelikle okulun rehberlik ve psikolojik danışma servisine başvurur. Rehber öğretmen/psikolojik danışman, öğrenciyle bireysel veya grupla psikolojik danışma yapar; gerekirse öğretmenler, veli ve idarecilerle iş birliği yürütür. Ancak bu iç çözümler yetersiz

Okullarımız, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz

Yıllardır süren eğitim katliamının ulaştığı son noktada tarihimizin en ölümcül okul saldırısını yaşadık. Bugün üzerinden tam iki hafta geçti. 10 öğrenci ve 1 öğretmen, 14 yaşında bir öğrencinin elindeki silahtan çıkan kurşunlarla can verdi. Okullar bir ülkenin geleceğidir, yıllardır bu geleceği gömüyor, gömmeye devam ediyoruz ve ellerimizde nasıl b

Duymak, duyulmak ve duyurmak

Duymak, duyulmak ve duyurmak arasında kurulan döngü bize sorunu açık ediyor: küçük bireysel çabalar toplumsal dönüşümü yaratabilir mi, yoksa sistem bu değişimi çoktan absorbe etmiş midir?