Ali Apaydın

Ali Apaydın

Cumhuriyet
Kültür-Sanat / Eğitim 25 yazı 0 takipçi

Karşıdevrim günlerinde kim kimdir

Devrim sayesinde elde edilen ilerici kazanımları topyekûn bir şekilde geri çevirme projesi olan karşıdevrim, "eski insan"ını geri getirmek için uğraşırken kimin kim olduğuna yönelik müthiş bir toplum röntgeni de çekiyor. Ve bu röntgen filmleri, yalnızca karşıdevrimciler için değil devrimciler için de oldukça önemli bilgiler içeriyor. Bu filmlere ti

Eğitimin kılavuzu

Kılavuz, kimilerinin zannettiğinin aksine yabancı değil Türkçe kökenli bir sözcüktür. Kökende "kıla-" fiilinden gelir; gören, izleyen, yol açan demektir. Yol açan önder olur; yol kapatansa ancak engeldir. Yol kapatanların ne kılavuzu olabilir ne de önderi! Bugün bu kavramı, doğru yolu gösteren, rehberlik eden kimseler ya da nesneler için kullanıyor

Tersine süreçlerden kurtulmak zorundayız!

İlk ve ortaöğretimde olağan süreç şudur: bir öğretmen öğrencisinde bir sorun fark ettiğinde öncelikle okulun rehberlik ve psikolojik danışma servisine başvurur. Rehber öğretmen/psikolojik danışman, öğrenciyle bireysel veya grupla psikolojik danışma yapar; gerekirse öğretmenler, veli ve idarecilerle iş birliği yürütür. Ancak bu iç çözümler yetersiz

Okullarımız, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz

Yıllardır süren eğitim katliamının ulaştığı son noktada tarihimizin en ölümcül okul saldırısını yaşadık. Bugün üzerinden tam iki hafta geçti. 10 öğrenci ve 1 öğretmen, 14 yaşında bir öğrencinin elindeki silahtan çıkan kurşunlarla can verdi. Okullar bir ülkenin geleceğidir, yıllardır bu geleceği gömüyor, gömmeye devam ediyoruz ve ellerimizde nasıl b

Duymak, duyulmak ve duyurmak

Duymak, duyulmak ve duyurmak arasında kurulan döngü bize sorunu açık ediyor: küçük bireysel çabalar toplumsal dönüşümü yaratabilir mi, yoksa sistem bu değişimi çoktan absorbe etmiş midir?

Hakmana ya da 'kimsesizlerin kimsesi' üzerine

Yaşlı bir kadının çocuklarını okutmak için verdiği mücadele, Sokrates'in sorularında bir felsefi gerçeğe dönüşüyor: devlet ve vatandaş arasında gerçek bir karşılıklılık var mı, yoksa sadece biri mi hep verir?

Son darbenin birinci yılı

Tam bir yıl oldu! Bir yıl önce bugün yapılan bir darbeyle 21. yüzyıla özgü köktendinci bir neo-faşizmin içinde yaşıyoruz. İşte bir yıl sonra, önce matematik yasalarına bile aykırı söylentiler ortaya atan, sonra içeriği "hatırladığım kadarıyla", "bilmiyorum"larla, "-mışlar, -mişler, -muşlar"la dolu binlerce sayfalık iddianamesi ancak aylar sonra yaz

'Başucu'nuzdakiler üzerine

Önce kurucu partinin genel başkanı başucundaki kitabı açıkladı. Sonra duyarlı her insan derhal haklı olarak kitabın ve yazanının söylediklerini hatırlattı. Bir tartışma başladı. Tartışma büyüyünce, kitabın yayınevi, bir yayınevi üslubuna ve kurumsal bir iletişim diline asla uymayan bir üslupla yazarına ve kitaba yönelik iftira ve karalama yapıldığı

Eğitim mücadelesi içindeyken

İnsanlık olarak tarihin uzunca bir döneminde, insan teklerinin büyük çoğunluğun eğitim almadığı bir süreç yaşadık. Ve eğitimli birkaç insanın binlerce yıl boyunca Dünya'yı referans alarak her şeyin onun etrafında döndüğünü düşünmesinden dolayı bugünkü eğitim dilimizi de bu insanların terimleri üzerine kurmak zorunda kaldık. Nitekim, bugün Dünya'nın

İlkeler ve politikalar

İnsan teklerini, insanlığın bir üyesi olarak konumlayarak insanlık tarihine bağlayan bir etkinlik olan politika, insanlığın geçmişi, şimdisi ve geleceği arasında adil ve doğru bir ilişki kurma çabası olduğu ölçüde bir anlam taşır. Her gerçek politikanın en nihai analizde ifade ettiği şey tam da budur. ünkü gerçek bir politika, bir toplumun demokrat

Direnenleri anlamak!

Aydınların faşizm karşısındaki konumlanışı, basit bir kahraman-hain ikiliğinden çok daha karmaşıktır. Ancak bu karmaşıklığa faşizm dönemlerinde asla olmayan gri bölgelerde hareket etmeyi seçenleri anlamak için değil, direnişi seçenleri anlamak ve onlardan bir şeyler öğrenmek için bakmak gerekir. Faşist rejimler, açık zulümle razı edemeyeceğini bild

Felsefesizliğin faturaları

İnsanlık tarihinin en yüksek teknik bilgi birikimine, en hızlı bilgi erişim araçlarına ve görünürde en yaygın "eğitimli" nüfusuna sahip olan dünyamız paradoksal bir şekilde adalet, barış ve refah yerine açlık, savaş, şiddet ve terör üretiyor. Artık teknolojik ilerlemeyle insanlığın ilerlemesinin aynı şey olmadığını fazlasıyla anladık. İnsanlığın me