FRANSA'NIN Güney Amerika'da 1852'den 1953 yılına kadar hapishane olarak kullandığı adalardan biriydi Şeytan Adası.
Fransız Guyanası olarak bilinen bu sömürge topraklara gönderilen en azılı mahkûmların infazları acımasız işkenceler, kötü koşullar ve çalışma kamplarında yakalandıkları hastalıklar neticesinde ölümleriyle gerçekleşiyordu.
Kaçması imkânsız olarak bilinen bu bölgeyi ve hapishane adasını meşhur eden Henri Charriere adlı bir Fransız mahkûmun 1968 yılında yayımlanan otobiyografik romanı oldu. İşlemediği bir suçtan ölüm cezasına çarptırılıp Fransız Guyanası'na gönderilen yazarın adadan kaçış hikayesini anlattığı Kelebek (Papillon) romanı bütün dünyada büyük bir ilgi gördü ve 1973 yılında sinemaya aktarıldı. Sinema tarihinin en iyi kaçış ve hapishane filmlerinden biri olarak kabul edilen kült yapımda Steve McQueen ve Dustin Hoffman başrolleri üstlenmiş ve inanılmaz bir oyunculuk sergilemişlerdi.
Haberin DevamıKelebek romanı ve filmiyle tüm dünyanın tanıdığı Fransa'nın bu ceza kolonisinde Henri Charriere'den çok önce Türk mahkûmların da kaldığını biliyor muydunuz
Bunlardan biri Mehmet Ali Kayan. 1895 yılında Drama'da doğan Kayan'ın hikâyesi İstanbul'un işgal yıllarında başlıyor. Halide Edip'in Sultanahmet mitingindeki konuşmasından çok etkilenen Mehmet Ali, Millî Mücadele'ye destek amacıyla Fransızların silah depolarından Anadolu'ya silah kaçırırken yakalanır. İstanbul'daki hapishaneden kaçmayı başarır fakat ikinci girişiminde karşılaştığı Fransız askerleriyle girdiği çatışmada iki askeri öldürür, kendisi de yaralı olarak yakalanır.
Mehmet Ali Kayan (sağda), Kelebek romanını okuduktan sonra kendi yaşadıklarını Hasan İzzettin Dinamo (solda) ve Nezih Uzel'e anlatmıştı.
HASAN İZZEDDİN DİNAMO ROMANINI YAZDI
Fransız askerî makamlarınca önce idama mahkûm edilir, ardından cezası Fransız Guyanası'nda kürek mahkûmiyetine çevrilir. Burada ağır çalışma koşulları, hastalıklar, tropikal iklim ve son derece kötü cezaevi şartları içinde hayatta kalmaya çalışır. Sonunda kaçmayı başarır ve Türkiye'ye döner.
Haberin DevamıKelebek romanının yakaladığı başarı ünlü yazar Hasan İzzettin Dinamo'nun dikkatini çeker ve kitabı daha önceden tanıdığı, hikayesini bildiği Mehmet Ali Kayan'a okuması için verir. Kayan kendi yaşadıklarının romandakinden çok daha zorluklarla dolu ve maceralı olduğunu söyler. Bunun üzerine Dinamo aylar boyunca Kayan'la görüşüp onun anılarını kayda geçirir.
Hasan İzzettin Dinamo bu anılardan yola çıkarak Kelebek romanının da etkisiyle 1981 yılında 'Türk Kelebeği' romanını yazar ve yayımlar.
KENDİ AĞZINDAN GERÇEK HİKÂYE
Hasan İzzettin Dinamo ile Mehmet Ali Kayan'ın konuşmalarına o dönem gazetecilik yapan Nezih Uzel de dahil olur. Konuşmaları kayda alır ve fotoğraflarını çeker. Uzel de yıllar sonra roman kurgusunda değil, kayıt aldığı şekliyle Kayan'ın anılarını kitap olarak hazırlar ancak 2012'deki ani vefatıyla bu proje yarım kalır. Nezih Uzel'in yarım kalan bu çalışması Ali Satan ve Melih Küçüker tarafından elden geçirilerek Timaş Yayınları tarafından 'Mütareke İstanbul'undan Şeytan Adası'na Bir Esaret Hikâyesi – Mehmet Ali Kayan'ın Hatıraları' adıyla yayımlandı.
Haberin DevamıMehmet Ali Kayan'ın hatıralarından Şeytan Adası'nda başka Türk mahkûmların da olduğunu öğreniyoruz. Anılarını anlatırken Kelebek romanından ne kadar etkilendi bilinmez ama adadan kaçarken Henri Charriere'nin arkadaşı Louis Dega gibi onun da yanında Sürmeneli Hasan Kaptan var. Altın ırmağın kıyısında kendi kolonisini kuran eski mahkûm Paşazade Ahmet de Kayan'ın anılarında anlattığı Türklerden bir diğeri.

26