"Nesyen Mensiyye.." *
Hz. Meryem'in susma orucu üzerinden, doğru olduğundan emin olup da toplumun suçlaması altında ezilen insanın çaresizliğini sorguluyor: bu ızdırap, ruhun arınması mıdır yoksa gereksiz bir acı mıdır?
Bugün
22
Hz. Meryem'in susma orucu üzerinden, doğru olduğundan emin olup da toplumun suçlaması altında ezilen insanın çaresizliğini sorguluyor: bu ızdırap, ruhun arınması mıdır yoksa gereksiz bir acı mıdır?
Bugün
22
Kurstayım. Sabahın erken vakitlerinden itibaren gelen hanımlar, mırıl mırıl Kur'ân sayfalarını okuyorlar.Yan tarafımızda akan derenin küçük bir şelale oluşturan bendi, gürül gürül akan bir nehir sesi getiriyor kulaklarıma. Camdan bakarken kurs binasının hemen arkasından başlayan dağların azametiyle derenin sesi, okunan Kur'ân-ı Kerîm sesleriyle büt
26.03.2026
83
Kız Kulesi'nde akşam yemeği yiyen bir dostum sosyal medyada paylaşmış.Altına gelen yorum: Eee hani yemek yerken izlenecek Kızkulesi nerde Galata Kulesine çıkıp İstanbul'u temaşa edenler, hani bu güzel İstanbul manzarasında izlenecek Galata Kulesi nerde Bazı meseleler de böyle değil mi Karşıdan, uzaktan bakıldığında iç geçirdiğimiz, olması için dua
18.03.2026
61
İplik iplik sökün ediyor düşünceler. Hece hece, harf harf, nefes nefes...Bir kızılca kıyametin tarifini yapar gibi... Bir kalb-i sükûnun izini sürer gibi... Nereye baksam, neyle uğraşsam, neye izin versem yüreğimde, hep bir yerlerden sızıp karşıma çıkan o şey... Beni bana tarif eden, bana beni anlatan şey... Bir söz kaç soluk eder Yarım kalıyor cüm
27.02.2026
102
Her gün yeni bir hikâye okuyabilene. Her şey yeni bir kapı, adım.Takıldığım kaldığım yerler kendi kördüğümüm, ayıbım. Bir lâhzada olup bitiyor her şey oysa. Bir anın içine gizli bütün ömür. Tek bir gözyaşında saklı zamanın mührü. Açsak açılacak, çözsek çözülecek, kıpırdasak kırılıverecek esaret kapıları. Ama kör korkuya kurban verdik yarınlarımızı.
06.01.2026
145
Daha önce bir kitap hakkında böylesi bir yazı yazdım mı hatırlamıyorum.Ama bu kitap beni derinden etkiledi. Belki şimdi de maruz kaldığımız algı yönetiminin nasıl yapıldığını anlattığından, belki toplu linç furyasıyla, belki de başka şeyler... Bilmiyorum işte. Bir şekilde içine çekti kitap beni. İskender Pala'nın İtiraf adlı romanından bahsediyorum
28.12.2025
153
Güneş, dağların ardından yeni yeni gösteriyordu kendini. Sabah serinliği geçmemişti henüz.Ana caddeden sokağa girdiğinde, derin bir sessizlik hissediliyordu. Anlaşılan kimse uyanmamış dedi içinden. Şeref Amca bahçesini, çiçeklerini sulamaya çıkmamış. Dilek, keçi çiftliğine gitmemiş. Evde olsa o da uyuyor olurdu muhtemelen. Neyse ki biraz sonra kavu
26.11.2025
155
Isparta'nın öyle bir hâli var ki, aslında bir şey söyletmiyor kendine. Anlatacağını diliyle anlatıyor, söyleyeceğini hâliyle söylüyor ve kimseye aslında söyleyecek bir şey bırakmıyor gibi..Her şehrin kendine has bir kokusu olduğu muhakkak. Bazı şehirlerin daha özeldir kokusu. Daha bir çeker içine, daha bir sarıverir. Ve onu daha adımınızı atar atma
10.10.2025
252
Trabzon'un hizmet tarihinde ayrı bir yeri vardır. Orada şahıs olarak değil, sülale hâlinde tanınırlar. Selçuk'lar, Er'ler bunlardan ilk aklıma gelenler... Çok güzel yıllarım geçti orada. Çok güzel insanlar tanıdım. Bunlardan birisi de Aydın ailesiydi.Bazı insanları anlatırken klasik tanımları kullanamazsınız. Herkesi anlattığınız cümleler onun kame
28.09.2025
243
Bazı gözler vardır hüzünle karışık. Sanki alınlarına hüzün yazılmıştır da, onu da hep gözlerinde taşıyorlar gibi. Kimi mahcup bakar.Yüzüne bakarsın utanır, başını önüne eğer. Bir yağmur tanesinin konduğu yapraktan kavisleşip düşüşü gibi... Kimi nuraniyet izdüşümü, kimi muhacir oluşun simgesi. Kimi küçük yüreğine sığdıramadığı kocaman yükleri gözler
08.09.2025
193
Aile mahremiyetinin sembolü nedir deseler, kapılar derim.Ev yapılır, ev alınır, zevklere göre kapısı penceresi seçilir, iç teşrifat döşenir ve bir aileye mesken olur. Artık üzüntüler, sevinçler, kederler, endişeler, kaygılar hepsi emniyettedir. Akşam olup kapılar örtüldü mü, ev halkı kendi kendinedir. Ağlasalar da, sevinseler de, günlük sıradan hal
24.08.2025
163
Münazarat'ta meşrutiyeti istemeyenler, sürekli Üstada soruyorlar. "Eski düzen gelmeyecek mi" O da diyor eski hâl muhal, ya yeni hâl, ya izmihlâl.. Tekrar devam: "Sultan Hamid dönemi gelmeyecek mi" Cevap veriyor: "Şu siyah çadırınız yandırılsa, parça parça olsa yeniden çadır yapılır mı"Bu örneği eskiye dönüşün hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği şeklinde
05.08.2025
196
252
243
214
196
193
183
163
163
155
153
© 2025