Kültür-Sanat

Kurban Bayramı

"Eski bayramlar, daha doğrusu bayramlardaki eski hareket ve faaliyetler bambaşka bir edâ taşırdı. Zevkli idi de... Evleri boş bırakırcasına bayram namazı için camiye koşanların, namazı müteakip evlere dönerek aile fertleriyle bayramlaşmasının; yine ailenin büyüklerini ve akrabayı hanelerine kadar gidip ziyaret eylemenin, komşulara gidip gelmenin, büyüklere koşarak el etek öpmenin elbette ayrı bir zevki vardı."

Mehmet Nuri Yardım

Kutlu Hac Seferi: Teslimiyetin sabrın ve adanmanın yolculuğu

Kutlu Bir Sefere Revan Olmak Tüm dünyevi kimliklerin eridiği, Kâbe'nin büyüleyici çekiminden Arafat'ın marifet makamına uzanan sarsıcı bir ilahi aşk yolculuğu... Mina çadırlarında dervişane bir kardeşlikle harmanlanan, peygamberlerin izinde nefsin kurban edildiği ve gözyaşlarıyla teslimiyete, tövbeye ve öze dönüşe açılan muazzam bir ümmet buluşması.

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (311)

MUSTAFA KEMÂL'İN DEĞİŞMEZ HÂRİCİYE VEKÎLİ DR. TEVFİK RÜŞTÜ ARAS: ONİKİ ADA, YUNANİSTAN'A VERİLMELİDİR! Bütün Kemalist Totaliter Rejimin Anadolu Adaları'na dâir zihniyet ve siyâsetini ifâde eden bir makâle, Mustafa Kemâl'in değişmez Hâriciye Vekîli, Cemâatdaşı Tevfik Rüştü Aras'ın kaleminden çıkmıştır: "Oniki Ada"... Neşreden, aynı Cemâatten Sertel'lerin Tan gazetesidir. Târih, 25 Temmuz 1945...

Yesevizade Alparslan Yasa

Şiirle gelen

Baharla insanın iç dünyası da uyanıyor. Gök, yerle daha sıkı irtibata geçiyor. Yağmur geliyor, can buluyor börtü böcek. Şiir tam da bu mevsimde içimize esenlik veriyor, şiirle değişiyor sesler, şiirle geliyor kuşlar. Laleler renk renk açıyor, insan ruhu yeniden nefes alıyor. Hele ak zambakların beyazlığı... Sessiz, zarif ve derin bir huzur taşıyor içimize.

Ali Bal

İkinci Sumud seferi ve ikiyüzlü aynalar

Tarihin sayfaları, sınır tanımayan zulümlerin şahidi ve kurbanıdır. Her asırda —bazen de her on yılda bir— yeryüzünü gözyaşı ve kanla ıslatan bu kısırdöngü, insanın içindeki karanlığın ne denli derinleşebileceğini yeniden gözler önüne seriyor. Sahneler, aktörler ve coğrafyalar değişse de acının rengi ve mağdurun feryadı hep aynı kalıyor. İnsanlık

Eyyüp Azlal

Bahar Hayattır...

"Baharın gülleri açtı." ve yeni bir uyanışın, yeni bir dirilişin gergefinde şekillenen ağaçlar yeşillenmeye, toprak ısınmaya, sokaklar insan sesleriyle dolmaya başladı. Bahar; getirdiği güzelliklerle, gönüllerde iz, yüzlerde gülümseme bırakmaya devam ediyor. Her mevsimin kendine özgü bir hâli var ama, "Bir bahar akşamı" sevinçli bir telaş içinde olan sevgiliye rastlamanın tadı daha başka herhalde...

İsmail Bingöl

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Savaş Edebiyatı: Aydın Açmazı

Edebiyatımızın çok yakın geçmişe kadar savaş hassasiyetinden büyük ölçüde mahrum oluşunun ve savaş edebiyatı alanında yüzlerce eser sayamamamızın sebebi, hiç şüphesiz şair, yazar ve aydın kesimin savaş mahallerinden uzak olmasıydı. Süleyman Nazif'in bu konu ile ilgili şöyle bir cümlesi var: "...Biz bu harp ile yalnız bi-emsâl vilâyetlerimizi ve

Elif Sönmezışık Aydın

Ayasofya'nın gölgesindeki gizli hazine

İstanbul'un kalbinde yüzyıllarca kaderine terk edilen, Bizans'ın kutsal emanetlerinden Osmanlı'nın izlerine uzanan Lala Hayrettin Paşa Camii, kapsamlı restorasyonun ardından kapılarını yeniden açtı. Aynı çatıda iki medeniyeti buluşturan bu büyüleyici yapının hikâyesi... İstanbul'un

Fahri Sarrafoğlu

Toplumsal cehalet ve maarif

Maarifimiz ve Servet-i İlmiyemiz adlı eserinin daha ilk cümlelerinde Tüccarzade İbrahim Hilmi Efendi şöyle der: "Yalnız bizi değil, bütün İslam memleketlerini en şiddetli zelzelelerden, en vahşi harplerden, en müthiş kasırgalardan daha çok sarsan, daha çok tahrip eden şey, umumi cehaletimiz, eğitimsizliğimizdir." Yazar Osmanlı Devletinin kuruluşundan Cumhuriyet'e kadarki süreçte

Prof. Dr. İsmet Emre

Fethiye'de Söz Mevsimi

Yanık bir türkü, coşkulu bir şiir, ezberlenmiş bir dua, akıcı bir öykü yahut sıkıcı bir deneme tadında adımladığımız hayat bir gün nihayetlenecek ve geriye, ayrıldığımız sahradan ne götürdüğümüz kadar oraya ne bıraktığımızın önemini anlatan birkaç anlam ırmağı kalacak. Belki de bu sebeple her geçen gün sözünü nereye, kime sarf etmeye değer bulduğunu biraz daha sorgularken buluyor kendini insan... Yanılmaktan anlamaya varan aynalarla yüzleşiyor.

Nuray Alper