Kültür-Sanat

Çukur dizisi: Kentleşen ama kentlileşemeyen Türkiye'nin portresi

"Sen Çukur'u korursun, Çukur da seni!" "Aile her şeydir, oğlum! Ailen yoksa sıfırsın, hiçsin!" İdris Baba oğlu Yamaç'a söyler..."Çukur evimiz, İdris Baba'mız!" Mahallelilerin sloganı...Çukur Dizisi GİRİŞ: BİR DİZİ OLARAK ÇUKUR'DAN BİR TOPLUM ALEGORİSİNE

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Kapı, pencere aralıkları

KONUM Korkular ülkesi, yasaklar merkezi, çocukların ana babasından ayırıldığı, haksızların kayırıldığı ülkeler içinde değiliz değil mi! * İNSANLIK ARAYIŞ DENEMESİ Darbe diyorsun, ha! Sana sorulmasın yani! Fikrim yok diyorsun!

Ali Hakkoymaz

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (338)

1913 - 1918 senelerinin İzmir Belediye Reîsi Refik Evliyazade'nin (İzmir, 1872 – a.y., 10.3.1950, Kemeraltı C., Asrî Mez.) Hacer (Kapani) Hanım'la izdivâcındandünyâya gelen beş çocukla, Evliyazadeâilesi iyice dallanıp budaklanıyor... Çocuklardan ikisi kız, üçü erkekdir: - Beria E. (İzmir, 1892 – a.y., 1959, Asrî Mez.); - Nejat E. (1895 – 1955);

Yesevizade Alparslan Yasa

Mizahın sınırları

​Mizahın doğası gereği her zaman mevcut duruma, otoriteye veya toplumsal normlara bir şekilde temas ettiği, hatta zaman zaman bunlarla "oynadığı" bir gerçektir. Ancak son yıllarda özellikle stand-up dünyasında, bir komedyenin sanatını icra edebilmesi için mutlaka "muhalif" bir kimliğe bürünmesi gerektiğine dair yerleşmiş bir kanı var. Oysa mizahın temel işlevi, sadece bir

Berk Mühürdaroğlu

Elbisenin yokluğu ve gerçek devrimciler

"Annem çalışıyordu. Böyle organizasyonlara gidecek elbisemiz de yoktu." Bu cümleyi okuduğumda hüzünlendim. Aklıma ne ameliyathaneler, ne de yapay kalpler geldi. O an sadece çocukluğunu cebinde taşıyan bir kız gördüm. Fakir ama onurlu bir kız. İnsan çocukluğunu hiçbir zaman geride bırakamıyor. Sadece onu daha derin bir yere gömüyor. Zamanı geldiğinde o gömüyü kazıp oradan çıkarmak için...

Ahmet Can Karahasanoğlu

Bir mektubun getirdikleri.. Enver Paşa'nın çocukları için çıkarılan...

Naciye Sûltân; kayınbiraderi Nuri (Killigil) Paşa'nın defalarca başvuru yaptığını ve onun girişimlerinin kanunun çıkmasında önemli rolü olduğunu vurgularken, "vatandaş olarak memlekete dönmeleri için merhum Kayınbiraderim Nuri Paşa çok çalıştı" demişti. Diğer taraftan baba Hacı Ahmet Killigil'in torunlarının Türkiye'ye dönmeleriyle ilgili yazdığı mektup can alıcı

Halit Kanak

Geçip giden şeyler üstüne...

Gülibrişimler şaşırtıcı şekilde sönük uyandılar bu yaz. Uzun sürmüş bir gecenin sonunda kaçırılmış gündoğumu peltekliği var sanki üzerlerinde. O ilk anın parlak, serin ve diri ışığı gitmiş yorgunluğun beneklere saçılmış her dala. Her yöne yayılan şemsiyemsiler gitmiş içe büzülen bir kırıklık gelmiş. Bir şeye gerçek güzellik veren onun doğası mı yoksa bizim her seferinde onu yeniden değerlendirmemiz

Ömer Erdem

Tespihi yap kürsüyü kap!

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Sultan Uçar

Şevket Kazan'ın koltuğu

Ya. Ey Rahmetli Şevket ağabi! Beni bugün başka bir aleme götürdün. Verdiğin koltuğun sıcaklığı hala devam ediyor. Yattığın yerlerine döşek olsun. İKİ OLAY İKİ SONUÇ Türkiye'de İmam Hatip Öğrencileri sayısı 60.000'e düşmüştü. Bu hükümet iş başına gelince engelleri kaldırdı ve İ. Hatiplerin önünü açtı.. Bu okullara önem verdi. Şu an 1.500.000 yaklaştı. Buna şükür diyelim.

İdris Günaydın

Mutsuzluk yorumları

Şu evre ne zaman biter, başka bir üst eşiğe ne zaman geçeriz bilmiyorum ama, sosyal medya prototipi denilen bir tip türedi.Belli bir zümreye ait değil söyleyeceklerim. Belli kişilere de has değil. Gördüğü her şeye, herkese kötü bir şey deme yarışı. İlla kötü bir şey ama. Değerlendirme değil, iyi şeyleri takdir etme değil, sadece kötüleme. İnsanlar ne yapıyorlarsa, ne yiyorlar içiyorlarsa,

Havva Küçük Konur

Köy Enstitüleri

Köy Enstitülerinin kurulmasıyla, bakan buyruğuyla "öğretmen okulu"na dönüştürülmesi birkaç ay içinde gerçekleştirildi. Bu, Milli Eğitim'de bir yıkım yaratmıştır. ağdaşlığa ayak uydurmanın başlangıcı olan Köy Enstitüleri, eğitimde uygarlığa açılan bir bilgi atılımı olmuştur.

Adnan Binyazar

Siyasetçinin otostopçusu

Siyaset sanatı her şeyden önce düşünen insan ister. Devletine, milletine, tarihine, medeniyetine yabancı siyasetçiden düşünen siyasetçi çıkmaz, menfaatperest siyasetçi çıkar. Muhalefet kanadında olup bitenlere baktığınızda nice böyleleri görülebilir. Ülkemize, devletimize, milletimize karşı yapılan bütün işleri anlamak yerine sadece küfretmektedirler.

Hüseyin Öztürk

Edebiyatın Başkenti Ankara

1915 senesinde anakkale Savaşları sırasında İstanbul'dan cepheye bir heyet gider. 28 Haziran 1915 günü yola çıkan ve "Edebi Heyet" adı verilen grubun içinde dönemin önemli yazar, gazeteci ve ressamları bulunur. Heyette İbrahim Alaeddin Gövsa, Ahmet Ağaoğlu, Ali Canip Yöntem, Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon, Ömer Seyfettin, Celal Sahir Erozan, İbrahim allı, Hamdullah Suphi,

Tolga Aydoğan

Bir doğru bütün hataları affeder mi

I-Hayatın özünden bir şeyler biriktirmemize mihmandarlık edecek bir sorudur: Ne, ne zaman, nasıl yaşanmıştırDünya Kupası devam ederken, herkes gözünü ekrana dikmiş, her taraftar kendi milli takımının zaferine ve mağlubiyetine odaklanmış iken İsrail Gazze'yi gece yarısı bombaladı.Gazze halkı dünyaya saçı ağarmış, yüzü sedef lekeleri

Fatma Barbarosoğlu

Kendimizle ve tarihimizle barışmak

Ölülerimizle birlikte yaşamak... Bu söz bana Yahya Kemal'i hatırlatır. Galiba Madrid'de elçi iken bir yabancıya verdiği cevaptır bu. 1920'li yıllarda İstanbul nüfusunu abartılı bir şekilde söylediğinde şaşıran yabancıya "Biz ölülerimizle birlikte yaşarız" diye cevap vermiştir. Aslında bu bir cevap değil bir medeniyetin farkını ortaya çıkarmaktır. Ölümden korkan değil

Yetenekli Kalemler

Taşın ve ruhun hafızası: Bir Bosna günlüğü (2)

Ayvazdede Şenlikleri için bir grup MTO talebesiyle çıktığımız Bosna seyahatimize dâir izlenimlerimizi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.Seyahat yazısını, tefekkür metnine ve çabasına dönüştüren makaleler bunlar.Benzersiz bir tad ve lezzet alacağınız metinler.Zehra Gündoğdu ve Rumeysa Çetin kardeşlerimizin birlikte kaleme aldıkları bu

Yusuf Kaplan

Caz Festivali'ne efsane açılış

BU yıl 33'üncüsü düzenlenen İstanbul Caz Festivali, 30 Haziran Salı akşamı caz tarihinin en büyük dehası Miles Davis'e saygı gecesiyle başladı.Miles Davis'in 100. doğum yılı (26 Mayıs 1926) anısına Marcus Miller'ın hayata geçirdiği 'We Want Miles! The Reunion Tour' (Miles'ı İstiyoruz! Yeniden Birleşme Turu) ekibi sahnedeydi. 2026'nın en prestijli uluslararası caz projesi olarak gösterilen ve

İhsan Yılmaz

Michael Jackson mucizesi

Michael Jackson'ın hayatını konu alan "Michael" filmi şu ana kadar bir biyografik filmden elde edilen en büyük hasılat rakamına ulaştı. Film gösterime girdiği Nisan ayından bu yana 977 milyon dolarlık hasılat elde etti. Siz bu yazıyı okurken bir milyarı geçecek muhtemelen bu rakam çünkü film Japonya'da daha yeni vizyona girdi. Bir ölçü olması bakımından mesela Christopher

Mehmet Tez

Bitlis'i kazan İstanbul'da oku!

Bu yıl ilk öğrencilerini alacak olan Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi, yeterli altyapı oluşturuluncaya kadar eğitimine 3 yıl boyunca İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yani Çapa Tıp'ta devam edecekmiş. Şaşırdık mı Hayır!..Benzer uygulamalar pek çok üniversitede, çok farklı bölümlerde gerçekleşti. Uygulamaya da devam ediliyor. Hatta bazı fakültelerin inşaatı

Abbas Güçlü

Özel okullara imtiyaz sağlayan hesaplama sistemi

Diploma notu 90 olan bir öğrencinin OBP'si 450 olup 54 puan katkı sağlar. Sadece 10 puanlık diploma notu farkı, yerleştirme puanında 6 puanlık fark oluşturur. Diploma notu 70 olan öğrencini OBP 350 eder. Yerleştirme puanına katkısı 48. Bu puan üniversite puanına eklenir. OBP 100 olan öğrenci ile 70 olan öğrencinin üniversite başarı puanı arasında 12 puanlık fark meydana

Ali Erkan Kavaklı

Aşk; ayrılık mıdır, kavuşmak mı

Seni katarlarla yola salmadım, Uçağa binip de uçmadın benden. Geminin ardından bakıp kalmadım, Taksi götürmedi seni şehirden. Gezip dolaşırım hep küçenizi, Eviniz burda bak, yakındasın sen. Sözlerin acısı ayırdı bizi, Bu hicran yamandır her mesafeden. Ben seni yitirdim yanımda iken Ayrılık biletini nereden aldın

İsmail Bingöl

Necip Fazıl ve Nazım Hikmet 1925'te ölselerdi!

Nazım Hikmet 1902, Necip Fazıl 1904 doğumludur. Selanik doğumlu Nazım Hikmet'in anne tarafından ataları Polonya'dan İstanbul'a gelmiş, İstanbul doğumlu Necip Fazıl'ın ataları ise Maraş'tan. İkisi de gençliklerinde şair. Düz baktığınızda Nazım Hikmet'in maddeci, Necip Fazıl'ın ruhçu şiirler yazdığını zannedersiniz ki akıbet böyle olmuştur. Ama ya başlangıçları

Mustafa Armağan

Gençlerimizin durumuna karşı

Önceki yazımızda gençlerimizin durumu ile ilgili yapılan bir araştırmadan istatistiksel bilgiler sunmuştuk.Bu problemlere çözümler sunmak elbette toplumun her kesimini ve her kurumu ilgilendiren bir durum. Öncelikle genel olarak belirtilen "Gençlerimiz mutsuz" ifadesi incelenecek olursa; "Mutluluk" kavramının izaha muhtaç olduğunu belirtmekte fayda vardır. Mesai saatleri

H. Muharrem Okur

Kelime mezarlığı -3

P. Safa'ya göre "dil", "lisan"ın yerini tutmaz. "Dil" hayvanları ve tabiatı da içine alacak şekilde daha şümullüdür; "lisan" ise insanlara mahsustur.Dil deyince tabiatın dili (kuşların şakıması, rüzgârların hışırtısı...) anlaşılabileceği gibi, beden dili ve işaret dili de anlaşılabilir. Fakat lisan deyince mutlaka harflerden, hecelerden, kelimelerden

Nahit Topaloğlu

NATO Zirvesi mi, savaş durumu mu

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Naim Babüroğlu

Devlet ortak kabul etmez

Devletler ve milletler konusunda konuşacaklar, önce tarihin laboratuvarına bakacaklar. Türkler emperyal karakterli bir millettir. Tarihin kaydettiği temel özelliklerinin başında bu gelir. Yönetme tarzları da özellikler gösterir. Devletlerinde her unsura yer vardır. Yetmiş iki buçuk milleti kucaklarlar. Ayrımcılık etmezler. Asimilasyona da girişmezler. Hakka hukuka göre yönetirler. Korur ve

A. Yağmur Tunalı

Ben unutmadım. Ya siz

Bugün 2 Temmuz. Aklımdaki soru şu: "Madımak gerçekten 2 Temmuz 1993'te mi kaldı" Bence hayır. Madımak, yalnızca bir otelin, içindekilerle birlikte yakılması değildi. Bir düşüncenin yakılmak istenmesiydi. Laikliğin, sanatın, bilimin, mizahın, sazın, şiirin, tiyatronun, kitabın, yaratıcılığın ateşe verilmesiydi. Sivas'ta Madımak Oteli'nde

Zeynep Oral

Trump bir kramptır!

Yaşadığım şehirde neredeyse bir aydır büyük bir seferberlik var. Asfaltla yeniden tanıştık mesela, uzun zamandır gözden ıraktı. Gözden ırak olan malum hafızadaki yerini de kaybediyor zamanla. Yolların neden yapıldığını unutmaya yüz tutmuştuk! Neyse kâr kârdır, iyi şeyler de oluyor der geçeriz. Her gün arabamızla içine düşmemek için ufak slalomlar gerçekleştirmeye mecbur kaldığımız rögar kapakları

Gökhan Özcan

Yunus Emre Geleneği Çerçevesinde Anadolu Âşıklarında Yesevi Etkisinin...

HTTP/2 200 date: Thu, 02 Jul 2026 01:39:07 GMT content-type: text/html; charset=utf-8 server: cloudflare cache-control: max-age=30 expires: Thu, 02 Jul 2026 01:39:35 GMT x-lb-cache: HIT x-platform: desktop x-cf-platform: desktop content-encoding: gzip nel: {"report_to":"cf-nel","success_fraction":0.0,"max_age":604800} vary: accept-encoding age: 1 last-modified:

Mehmet Yardımcı

Nasiruddin Tûsî'nin Ahlâk-ı Nâsırî'si

Nasiruddin Tûsî'nin İslam düşünce dünyasında özel bir yeri bulunmaktadır. Özellikle Merâğa Matematik-Astronomi Okulu'nu kurması ve bu okul etrafında oluşturulan ekol oldukça kritik işlev görmüştür. Bu okul sonrasında Semerkand Matematik-Astronomi Okulu'nun kurulmasını da mümkün kılmıştır. Bilindiği gibi bu okulların birikimi doğal yollardan Osmanlı'ya tevarüs etmiştir. Matematik,

Prof. Dr. Mahmut Özer

Hüsnühattın zemini Kur'ân'dır

Önceki yazılarımızda Nifferî ve İbn Arabî'den hareketle hüsnühattın yalnızca estetik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir hâl, nazar ve marifet terbiyesi olduğunu belirtmiştik. Böylece harfin, yalnızca yazının en küçük birimi olmadığı; görünürlük ile mana, şekil ile hakikat arasında kurulmuş bir berzah olduğu sonucuna ulaşmıştık.Ancak hüsnühattın nazariyesi yalnızca

Ömer Lekesiz

Seçilmiş metinler arasında gezintiler

Yazar Behçet Darğın'ın 'Seçme Metinler' kitabının alt başlığı 'Edebi Portreler ve Yazılar.' Farklı dönemlerde yayımladığı edebi yazılarını bu kitapta bir araya getirmiş. Neler okuyacaksınızİçerik sıralaması şöyle:İşgalcisini Yüceltmeyen "Günahkâr": Ngugi Wa Thiong'o

Doğan Hızlan

Çiftlik Türkiye'de dinlenme İngiltere'de

Müzik dünyası şu günlerde bir bilimkurgu filminin ya da daha doğru bir tabirle, siber-dolandırıcılık hikayesinin tam ortasında. Milyarlarca dolarlık telif havuzunun, organize bot orduları tarafından nasıl sinsice yağmalandığına dair dev bir hukuki savaşın perdesi aralandı.Olayın merkez üssü Amerika. Rap'çi RBX, Spotify'ın bot

Sinem Vural

Şu mezuniyet meselesi!

Kadim bir gerçeği hatırlayarak başlayalım: gerçek mezuniyet törenleri yalnızca lise ve üniversite bitiminde yapılır. Anaokulu, ilkokul veya ortaokul bitiminde düzenlenen törenler, bugünün eğlence dünyasının vahim birer icadıdır. ünkü mezuniyet, bir çocukluk oyununun sonu değil; zihnin, sorumluluğun ve toplumsal varoluşun eşiğidir. Tarih boyunca bu eşik,

Ali Apaydın

Zorunlu eğitim ve MESEM'ler

Haziran ayı içinde LGS, TYT ve AYT sınavları yapıldı. Bu sınavlarda milyonlarca öğrenci daha iyi bir gelecek umuduyla ter döktü. Ancak, bu beklentinin gerçeğe dönüşmesinde soru işaretleri var.Bugün "eğitim şart" diyenlerin çoğunluğu nedense eğitimin sadece örgün kısmına odaklanıyor. Hâlbuki eğitimin bir de yaygın ve hayat boyu devam eden boyutu var ki tüm dünyada bu yönde güçlü bir eğilim bulunuyor.

Şenol Kaluç

İzzettin için

Anadolu toprakları fikir, sanat ve edebiyat sahalarında da bereketlidir. Nice şairler, âlimler, yazarlar yetişmiştir bu özge iklimde. Fakat bu abide şahsiyetlerin, münevverlerin seslerini tam duyurabildiklerini söylemek zor. Zira medeniyet şehri İstanbul, daima öne çıkıyor. Anadolu'daki ozanlar ve kalem erbabı nefeslerini tüketse de varlıklarını gösteremiyorlar. Bu hâl umurlarında mı peki,

Mehmet Nuri Yardım

Kötülük yarışı

Hayallerimizi süsleyen, ideallerin konuştuğu, umutların gerçekleştiği bir dünya yok artık. İyilerin kötüleri alt ettiği, iyiliğin başat olduğu bir dünyadan değil, hayır, kötülüğün kurallarının işlediği bir dünyadan geçiyoruz. Küçülen insanlar çağı... Küçültülen ufuklar, parçalanan umutlar, daraltılan dimağlar çağı... İyiliğin genel geçer olduğu, hayatın merkezine yerleştiği dönemler kısa sürse

Prof. Dr. İsmet Emre

Unutulan Cumhuriyet şehidi: Mehmet Zeki Dündaralp

"Asiler Lice'ye gelince genç muallimin (öğretmenin) Kale Mahallesi'ndeki evine gidiyorlar. Kendisini aşağı indirip kapısının önünde öldürüyorlar, sokaklarda sürüklüyorlar..." (Naşit Hakkı, Vakit, 17 Mayıs 1925) "Sureti Mahsusada Diyarbakır'a Gönderdiğimiz Muhabirimizin Mektupları - apakçur Telgrafhanesinde Boğulan Esrar" (Vakit, 17 Mayıs 1925, s.2)

Sinan Meydan

Hacı Hüseyin Paşa'nın köşkleri, Nadir Ağa'nın çamları

Günlerden Cumartesi, saat ise 19.00 olsun, radyolarınızı açın, size Zeki Müren'in kadife sesini bir Uşşak şarkıdan dinleteceğim. "Elmayı alan bilir oy oy / Şeftali satan bilir oy oy / Güzel kızın sevmesini oy oy / Kimsesiz yatan bilir oy oy / Bahçevan geldi, bahçevan geldi / Deh deh Düldül, deh deh Düldül / Sen Düldülsün, ben bülbül / Deh deh Düldül, deh deh Düldül / Sen Düldülsün,

Taner Ay

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner