Kültür-Sanat

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (292)

"Nâmûssuzluk", "Deyyûsluk" Ancak hicâb duyularak nakledilecek bir başka tesbîtinin kaynağı ise, Zekeriya Sertel'dir. Bâkiler, bir makâlesinde: "bilmem kaçıncı karısı Vera'yı, her hafta bir defa da (Vera'nın) eski kocasına gönderdiğini" yazınca, kendisinden bunun mesnedi soruluyor. Mesnedi, Zekeriya Sertel'in Nâzım Hikmet'in Son Yılları isimli kitabıdır:

Yesevizade Alparslan Yasa

Mehmet Akif yükselme ilim fen ahlak

İstiklal Savaşı yıllarında Meclis'in açtığı İstiklal Marşı yarışması vesilesiyle en güzel marşı yazdı. Çanakkale Savaşları sırasında en güzel şiiri kaleme aldı (Çanakkale Şehitlerine). 1883'te Fransız düşünür Ernest Renan tarafından ortaya atılan "Din terakkiye manidir.

Ali Erkan Kavaklı

Bozulan insanın çürüttüğü dünyamız

İnsanların önce kendisini düşünmesine şaşılmaz. Siyasetçi ayrı bir kumaştır. Başa geçirir ve boş bırakırsanız, her zaman şahlanmaya hazır egosunun neler yaşatacağına şaşarsınız. Örnekleri tarihteki totaliter sistemlerde ve tek adam rejimlerinde sıra sıradır.İnsanlık, geride kalmış her fenalığı tekrar yaşamaktan kurtulamaz. "Tarihin tekerrür edişinde" insan gafleti,

A. Yağmur Tunalı

Ceza tek başına çözüm olabilir mi

Ebeveyn sustukça çocuk büyüyor; çocuk büyüdükçe ev de okul da öğretmen de küçülüyor.Arka planda birden fazla kırılma aynı anda çalışıyor. Geniş aile çözüldü; büyükanne ve büyükbabanın taşıdığı değerlerin, sınırların, aidiyetin yerini kreşler ve ekranlar almaya çalıştı ama sonuç ortada. Ekranların aile iletişimine ve beyin gelişimine verdiği zarar bilinmesine rağmen müdahale

Yetenekli Kalemler

Kennedy'nin öldürülmesine İslamcı basın nasıl tepki vermişti

Soruyu somut verilen üzerinden cevaplandırmak için İslamcı dergilerinden birine uzanalım. 1958 yılının son ayında çıkmaya başlayan Hilâl dergisinde Kennedy'in öldürülmesi üzerine kaleme alınmış ilginç bir yazıya nazar-ı dikkatinizi çekmek isterim. Dergi editörünün yazısına bakılırsa "Kennedy'nin öldürülmesi, Mutlaktan yoksunluğun acı bir ihtarı, tezahürü" imiş (sayfa 1).

Mustafa Armağan

Köklere sahip çıkmak ve Söğüt

Hayme Ana'nın türbesi başta olmak üzere Ertuğrul Gazi'nin türbesinin yanı sıra eğitim yuvalarına ve yetim hanelere önem vermiş. Söğüt'ün tarihi bütün binalarının yapımı, II. Abdülhamid imzasını taşımakta. Bu arada İstanbul Yıldız'da, sarayın güvenliğini de Söğütlülere emanet etmiş. Ertuğrul Alayları bunun bir göstergesidir.

Hüseyin Öztürk

İkinci Abdülhamid

1842'de doğdu. 1876-1908 yılları arasında, 33 yıl padişahlık koltuğunda oturdu. Sultan Abdülmecid'in 43 çocuğundan biriydi. ★★★ İktidarında: Sırbistan, Karadağ, Teselya, Narda, Romanya, Bulgaristan, Doğu Rumeli, Bosna-Hersek, Niş, Dobruca, Mısır, Tunus, Kars, Ardahan, Batum, Oltu, Kağızman, Kotur, Girit ve Kıbrıs olmak üzere...

Naim Babüroğlu

İyi kitap mı, iyi pazarlanmış kitap mı

Kitap seçerken genel trendlerin dışına çıkmayı, herkesin mutlaka okunmalı diye işaret ettiği raflardan kaçınmayı, güncel kitap filan gibi sektörel goygoyları iplememeyi, filancanın son kitabı diye lanse edilenler arasından seçim yapmamayı tercih ediyorum. Hele hele dünyada şu kadar insan bu kitabı okudu, bu kitaba ayıldı, bayıldı gibi dolduruşlara hiç gelmiyorum. Benim için kitabın ne zaman

Gökhan Özcan

İstanbul konserleri yeni turist destinasyonu

The Neighbourhood'un ikinci gecesinde KüçükÇiftlik Park'ın o kalabalığına karıştığımda, sadece biletleri tükenen iki gece üst üste yapılan bir konser değil, turizme yansımasını da gördüm.İstanbul'un coğrafyadaki savaş tehdidinden uzak oluşu, kültür-sanat etkinliklerine de doğrudan yansımaya başladı.Bu yıl İstanbul konser takvimi bir savaş alanı gibi.

Sinem Vural

Ölüme dik bakan millet

Atalarımız, "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" derken aslında sadece bir silahın ortaya çıkışını değil, bir devrin kapanışını haber veriyordu.Geçmiş zaman cenklerinde yalın kılıç mücadele; insanın cesaretini, gücünü ve karakterini doğrudan ortaya koyduğu bir sınavdı. Ancak top/tüfekle birlikte araya mesafe girdi. Göğüs göğse çarpışmanın getirdiği hayati risk, yerini uzaktan kumandalı yapay zeka silahlara bıraktı.

Bedir Acar

Sanatı kuran ve yöneten ilk esas: Işık

Sadece retinal görmenin değil; duyularla, idrakî güçlerle ve anlayışlarla "görme"nin temeli nûrdur/ışıktır. Böylece göz —kamera olarak— ışıkla görmenin ilk unsuru olduğu kadar, diğer duyular da kendi hakikatlerince birer görme unsurudur. Öte yandan idrakî güçlerden akıl, tefekkür, sezgi, basiret... de aydınlanma esasında birer içgörü olarak yine ışıkla birlikte düşünülür.

Ömer Lekesiz

Okullarımız, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz

Yıllardır süren eğitim katliamının ulaştığı son noktada tarihimizin en ölümcül okul saldırısını yaşadık. Bugün üzerinden tam iki hafta geçti. 10 öğrenci ve 1 öğretmen, 14 yaşında bir öğrencinin elindeki silahtan çıkan kurşunlarla can verdi. Okullar bir ülkenin geleceğidir, yıllardır bu geleceği gömüyor, gömmeye devam ediyoruz ve ellerimizde nasıl bir kürek tuttuğumuzu bir türlü görmek istemiyoruz!

Ali Apaydın

Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih: 1 Mayıs ve 3 Mayıs. Biri emeğin, diğeri sözün bayramı. Biri alın terinin, diğeri hakikatin günü. İlki Emek ve Dayanışma Bayramı. İkincisi Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Ama gelin görün ki bu ülkede ne emek bayram ne de söz özgür. "Emeğimiz, kimliğimizdir" diyoruz. Evet. Doğru. Ama bu ülkede kimlikler bile değersizleşmişken ve her şey tek tipleşmeye, hoyratlığa, gerilime ve kavgaya yönelmişken emek nasıl değer görecek

Zeynep Oral

Antolojilerin işlevi

Bir edebiyat okurunun temel kitapları arasında öne çıkanlar antolojilerdir. Bilmediğiniz, okumadığınız yazarları tanımış olursunuz ve edebiyata bütüncül bir açıdan bakabilirsiniz. Eksik okumalarınızı giderirsiniz.Bugün yazacağım antolojiyi bu gerekçelerle salık vereceğim.Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Şiir Antolojisi- Yayına Hazırlayan: Abdullah Ezik

Doğan Hızlan

Eğitimin kaptanları...

Mustafa Kemal bir Osmanlı askeriyken... Yayılmacının imparatorlukta kendi dini, diliyle niçin onlarca okul açtığını... Kapitülasyonlarla politik, ekonomik, psikolojik ve askeri güçlerini topluca kullanmaya çalıştığını ilk gören, öngörüsü yüksek bir yurtseverdi. Sarayın söylediğini, yazdığını anlayamayan, salt asker olması, vergisi için aranan, kendisine inanan yoksul bir halkla ulusal direnişi başlattı.

Sevgi Özel

Üretim, Verimlilik ve İstikrar

Ülkemizin son yirmi yılda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçirdiği dönüşüm, yalnızca niceliksel büyüme verileriyle sınırlı olmayan, aynı zamanda devlet kapasitesinin yeniden inşası, kamusal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve toplumsal beklentilerin yeniden şekillenmesi üzerinden okunması gereken çok boyutlu bir süreçtir. Eğitimden sağlığa, ulaştırmadan altyapıya, turizmden savunma sanayine

Prof. Dr. Mahmut Özer

Pavli Adası'nda Nâzım Hikmet, İncir Adası'nda Ayşe Meral Hanım...

Suâdiye Ortaoku'nda okurken Pavli Adası'na mahalleden üç arkadaşımız çadır kampına giderlerdi. Benim gibi annesi babası çocuğunun orada çadırda bir gece kalmaya izin vermeyenler de, sabah erkenden Suâdiye'den trene binip Pendik'te iner, oradan da tren hattının yanındaki toprak yoldan yürüyerek Pavli'ye sandalla geçerdi. Her defasında ellerimizde Coca-Cola şişeleri, su bidonları,

Taner Ay

Emeğin Hakkı

Bireysel düzeyde bile insan hayatını yaşamak, sürdürmek, korumak ve geliştirmek için bir başkasının yardımına, desteğine muhtaçtır. Bunların gerçekleşmesi öncelikle hareket, fiil, eylem ve davranış demektir. Kısacası çalışma ve dolayısıyla emek olarak adlandırılır ve öznesi de insandır. Ne var ki çalışma, özellikle emek sarf edilmesiyle meydana getirilen ve zamana dayanan

İsmail Kıllıoğlu

Dr. Turan Alçelik Beyin konferansından

Giresun'un bu yönden imkanları müsait. Sadece devletimizin bir oluruna bakar. HAYAT BİR GEMİDİR YOKTUR YELKENİ.BU RESME BAKINCA HATIRLA BENİ Evraklarım arasında rahmetli amcamın 1978 yılında gönderdiği bir mektubu elime geçti. Tüm eski mektupler aynı minval üzere yazılırdı. Son paragrafı selam dolu olurdu. Nerede ise tüm aile sayılır hepsinin selamı iletilirdi. Son cümle şöyle idi:

İdris Günaydın

Sigaranın yeniden yükselişi

Bizim çocukluğumuzda bugünkü gibi bolluk olmadığı için gazoz kapakları, bilyeler ve sigara kağıtları ile oynadığımız oyunlar vardı. Sigara paketi koleksiyonlarımızla övünürdük, karton paketler daha popülerdi.Her kâğıdın bir değeri vardı. Nadir bulunanlar çok daha kıymetli, hemen her köşede bulunabilenler daha az. Hatırladığım kadarıyla ortaya birisi değerli bir kağıt koyar,

Şenol Kaluç

Ege'den seslenen şiir

Doğma büyüme Egeli şair Hüseyin Yurttaş (1946, Foça'nın Kozbeyli köyü) son dönem şiirlerini "Susuyor Şimdi Zaman" adıyla geçen yıl kitaplaştırdı (Tekin Yayınevi). ıktığı yıl temmuz ayında bana imzaladığı kitap o günden beri yanımdan, çalışma masamdan eksik olmadı. Kısa, yalın, özlü şiirler. Okudukça daha çok tadına varıyorsunuz.

Ataol Behramoğlu

Yusuf Gedikli

Türkiye'mizin son döneminde, vefa duygusunun öne çıkmasıyla armağan ve anma kitaplarının sayısında ciddi artış oldu. Kültür sanat dünyamızda, yaşayan değerli şahsiyetler hakkında 'armağan' kitapları, vefat edenlere dair de 'anma' kitapları hazırlanıyor. Şüphesiz bu kadirbilir davranış, yapılması gereken bir hizmet, Yaygınlaşması önemli, değerlidir. Kesin kaide: Kadir kıymet bilenler, asla unutulmaz.

Mehmet Nuri Yardım

Türk müzik sektörü yüzde 60 büyüdü

Dünya Fikri Mülkiyet Günü kapsamında önceki gün düzenlenen, MESAM, MSG ve MÜYAP'ın Türkiye müzik sektörünün son yıllardaki güçlü yükselişini açıkladığı basın toplantısına ben de katıldım. Verilere göre Türkiye, Avrupa'nın en hızlı büyüyen müzik pazarlarından biri haline geldi. IFPI raporuna göre Türkiye, dünya müzik pazarında 24. sıraya yükselerek 9 basamak birden ilerledi. 2025 yılında

Hakan Uç

Fabrika ayarları..

Canımız öylesine yandı ki eğitimi unuttuk, güvenliği konuşuyoruz!Peki okllarda huzur sağlandı mıGerekli tüm önlemlerin alındığı söyleniyor.Sadece güvenlik önlemlerinin alınması yeterli mi Daha neler yapılabilirEn önemlisi de gelinen noktanın pedagojik, sosyolojik, psikolojik, teknolojik ve bilimsel bir analizi yapıldı mı

Abbas Güçlü

Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

"II. Abdülhamit'in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu." 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve ocuk Bayramı öncesinde Türkiye'de, her ne kadar -en

Sinan Meydan

Umut veren çalı...

Onu aldığımızda el kadar bir şeydi. Fakat mini birer saltanat çadırına benzeyen koyu mor çiçekleriyle aklı baştan almıştı ilk bakışta. Peygamber gülü pembesinden mahçup sevgili çıkmazı sokağı moruna kadar açıktan koyuya dalgalanan geçişleriyle zaten bir afet-i cihan sayılırdı. En sevdiği köşeye, güneşin sabahla öpüştüğü yere konuldu ve orada hüküm sürmesi beklendi. Her canlı gibi onun da biricik

Ömer Erdem

Bilmek mi, olmak mı

O kadar çok bilginin kölesi olmuşuz ki, insanın değerini indirmişiz.O kadar çok şey biliyoruz ki, artık insanı bilmemize gerek kalmıyor. İnsan dediğimizde kalakalıyoruz. Dört bir tarafımızda yaşantıya geçmeyen, dilimizde pelesenk sözcükler dolu. Vecizeler ezberliyoruz, seminerden seminere koşuyoruz, her günümüz, akşamımız dolu. Ama iki kişi arasında samimi, sağlıklı bir diyalog yaşayamıyoruz. Gerçekten bunun sebebi nedir

Havva Küçük Konur

Leylaları tükettik mecnun terketti bizi

Bölündü artık herşey Bölündü düşünceler Dostluklar da bölündü Bölündü düşmanlıklar İnsanlık da bölündü Diyemiyorum artık

İsmail Bingöl

Selamsız ve sevgisiz bireylere dönüşürken...

İlk gençlik yıllarında okuna okuna ezbere alınmış mısralar, ahir ömürde anlamın yol haritası, anlamın iksiri, anlamın tertipleyicisi oluyor.Ne hasta bekler sabahı/ Ne taze ölüyü mezar/ Ne de şeytan bir günahı/ Seni beklediğim kadar.Necip Fazıl'ın "Beklenen" şiiriniilk gençlik yıllarında okurken "Ne de şeytan bir günahı" mısraındadururdum.

Fatma Barbarosoğlu

Bir Adam Yaratmak'ı ilk Muhsin Ertuğrul sahneye koydu

Necip Fazıl Kısakürek'in en önemli tiyatro eserlerinden biri olarak kabul edilen Bir Adam Yaratmak sinema uyarlamasıyla gündemde. Kaderle hesaplaşmanın, mistik bir arayışın ve ölüm korkusunun işlendiği oyun Türk tiyatro tarihinde de özel bir yere sahip.Necip Fazıl'ın modern Türk tiyatrosunun kurucularından Muhsin Ertuğrul'un teşvikiyle kaleme aldığı oyun, ilk

İhsan Yılmaz

Muhsin Ertuğrul'un şenlik katarları

Birkaç gün önce okuduğum bir haberde, Ankara Devlet Tiyatrosu ve TCDD işbirliği ile 4 Mayıs tarihinde Ankara'dan yola çıkacak "Tiyatro Treni"nin 19 Mayıs tarihine kadar Anadolu'da 13 gar ve istasyonda 25 oyun sergileyeceğinden söz ediliyordu. Bu olay daha önce, 2008 yılında Lemi Bilgin'in Devlet Tiyatroları Genel Müdülüğü ve Ertuğrul Günay

Dikmen Gürün

Hakikatin yetim çağı

"Saadete erme maksadı dışında, insanoğlunun felsefe yapması için hiçbir sebep yoktur." Bu cümle, St. Augustine'in düşüncesinde yalnızca bir ahlâkî önerme değil, aynı zamanda felsefenin ontolojik gerekçesidir. Felsefe, hakikati bilmek için değil; insanı kurtuluşa götüren doğru bilgiyi temin etmek için vardır. Bu bakış açısı, modern dünyanın "bilgi için bilgi" anlayışıyla

Mehmet Biten

Asrın paraziti

Başkalarının aşkına yanan muhterisler, küresel dünyanın parazitidir. Bir vücudun uzvu gibi anlatılan mümin kifayeti, küfrün tek millet okulunda da kendini gösterir. Küresel dünya, abisinin ardına sığınan her elemanı parazit kılar. O kadar ki bu durum, her savaştan ganimet ummaya, her mevzuda kendini arabulucu sanmaya kadar gider. Heyhat ki kimseler, sofrasından beslenen parazitten hoşlanmaz. Sinek gibi... Küçük de olsa; çitil, fide, tohum kadar minicik de olsa mide bulandırır.

İshak Koç

Her şiddetin arkasında duyulmamış bir hikâye vardır

Ergenlerde şiddet artık münferit bir sorun değil, toplumsal bir alarm. Peki bu öfke nereden geliyor ve kim sorumlu Aile mi, okul mu, yoksa hepimiz mi Son yıllarda ergenlerde şiddet eğiliminin arttığına dair haberleri daha sık görmeye başladık. Okul koridorlarında yaşanan kavgalar, sosyal medyada yayılan zorbalık videoları ve giderek sertleşen gençlik dili... Bunlar sadece "ergenlik dönemi

Ebru Doğdu

Eğitim ve üretim

Eğitim niçin vardır Bir ülke, eğitim sistemini neye göre planlar Eğitim yalnızca bireye bilgi aktarmak, onu belli davranış kalıplarına sokmak, sosyal hayata uyumlu hâle getirmek için mi vardır yoksa insanı hayata hazırlayan, üretime katan, kendi geleceğini kurabilecek donanıma ulaştıran büyük bir inşâ süreci midir Asıl soru budur. Eğitimin hayatta karşılığı olmayan bir öğrenme

Ali Bal

Kerim Alptekin'in "Yitik Sesler Aynası" üzerine

Elinize bir kitap aldığınızda öncelikle onu tanımak istersiniz. İsmine, kapağına, yazarına, içindekiler kısmına, ön sözüne, varsa takdim yazısına bakarsınız. Çalınan bu kapılardan sonra gönül rahatlığı ile kitabı okumaya başlarsınız. Kerim Alptekin'in son kitabı olan Yitik Sesler Aynası da arka kapağındaki takdim yazısıyla okurunun kalbini fethetmeyi başarmış bir roman. Bakınız ne diyor kitap:

Halit Yıldırım

Enflasyon ataletini nasıl yenebiliriz

Enflasyonu çok yüksek düzeylerden aşağı çekmek görece kolaydır; fakat orta-yüksek düzeylerden kalıcı biçimde tek haneye yaklaştırmak zordur. Çünkü bu aşamada enflasyon şoklardan değil, atalet, beklenti ve kurumlaşmış fiyatlama davranışlarından beslenir. Bu yüzden – eğer enflasyon düşürülmek isteniyorsa – bu aşamadan sonra yeni bir poli+tika çerçevesi oluşturmak gerekir.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Tayyare yapacaktık, bırakmadılar!

Tek parti devri, muvaffakiyet, ilerleme ve modernleşme üzerinden takdis edilir (kutsanır). Bu kutsallık, ekonomi gibi teknik bir sahada bile sorgulamayı zorlaştırmıştır.Türkiye, tek parti devrinde ekonomik manada "kendine yeten ama zenginleşemeyen" bir ülke görüntüsü veriyordu. Müesseseler inşa edildi, ama piyasa inşa edilemedi. Temeller

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Fazlalıklara tahammül etmek

Fazlalıkları atılınca insandan geriye sadece düşünceleri kalıyor. Bir anlamda insanın karakterini düşünceleri belirliyor. Düşünce düşünce karakter de kırılıyor. Günümüz dünyasının en büyük sorunu düşünce kirliliği. Çünkü gerçekten de düşünce kirlenince insan yozlaşıyor. Yozlaşan insanın eyleyişleri tükenmeye ve tüketmeye ayarlanıyor. Sonuçta her yan yana geliş bir kendini ve ötekini tüketme süreci anlamına geliyor ve dünya böylece küçülüyor, böylece parlaklığını yitiriyor.

Prof. Dr. İsmet Emre

Onurlu Asiler ve Mutlu Köleler!

İnsanın yeryüzündeki serüveni, hakikat ile yanılsama arasındaki o ince çizgide yürümekten ibarettir. Çağımızın devasa panaromasına, dünyanın ve toplumların gidişatına şöyle bir uzaktan baktığımızda, gözümüze çarpan manzara ne yazık ki bir uyanışın değil, derin bir uykunun tablosudur. Görünmez zincirlerle bağlanmış, ancak bu zincirlerin şıngırtısını bir musiki sanan "mutlu kölelerin"

Fatih Yüksektepe