Kültür-Sanat

You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MariaDB server version for the right syntax to use near 'GROUP BY t2.id ORDER BY adet DESC LIMIT 15' at line 9You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MariaDB server version for the right syntax to use near 'GROUP BY t2.id ORDER BY adet DESC LIMIT 15' at line 9

Hayatımıza üslubumuzu verebilmek

Hayatımıza üslubumuzu verebilmek HÜSEYİN ÖZTÜRK Dünya milletleri içerisinde bizim hem dışta hem içte ayrı bir yerimiz vardır. Kendimizin farkında olamamak adına bir acze düşmemek için milli bilincimizi, tarih bilincimizi, kültür bilincimizi daima canlı tutmak mecburiyetindeyiz. Milli birliğimizin teminatı

Hüseyin Öztürk

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (278)

Selânikli Âfet Hn.'ın iddiâsına göre, "Türkler, on binlerce yıllık Ârî, medenî, yüksek bir ırk" imiş "Türklerin bir Hind-Avrupa milleti", dîğer tâbirle "Ârî millet" olduklarını, (kendi kendisini takdîm ettiği gibi) "Türk Milletinin Büyük Müverrihi, Türk Âlimi, İlmî Dehâ, Güneş Dehâ Sâhibi" ile iki

Yesevizade Alparslan Yasa

Dinden vurulan dünyanın ortasında

İçerde dışarda büyük bir yangın var. Dünya kötülerin elinde ve bakarsan çoğu dinden yürüyor. Kötüler, Trump'tan, Netenyahu'dan ibaret olsa o kadar endişelenmeye gerek yoktu. Onlar gibiler bizde, orada, burada her yerde. Diğerleri de ya vurdumduymaz, ya onlara alkış tutuyor. "Endişeliler" azdan az. "Endişe"sini sorumluluk duygusuyla birleştirerek konuşan ve hareket edenler ondan da az.

A. Yağmur Tunalı

Özgür Özel 'Kadınlara bizim kadar mesai harcayan parti yok' demiş

Özgür Özel 'Kadınlara bizim kadar mesai harcayan parti yok' demiş MUSTAFA ARMAĞAN Doğru dememiş mi 1 Nisan şakası değil, gerçek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün televizyonların da canlı olarak yayınladığı CHP grup toplantısında aynen şöyle konuşmuş: "Kadına bizim kadar değer veren, mesai harcayan başka parti var mı Yok."

Mustafa Armağan

Hâl dili

Söz ustaları vardır kal (lisan) dilini muntazam bir şekilde kullanıp akıcılığıyla anlamını fevkalâde oluşturabilir. Hâl (beden) dili ise kal dili gibi dışa aktarımından öte içe aktarım dili diyebiliriz. Bu aktarım şuurundaki sükûtuyla deryalarda yüzer, içinizi pişirir ve güzelleştirir.Hâl dilinde kendini gösteren değerindeki insan kal dilini etkiler. Yani kal dilinin bundan alacağı fevkalâde mesafe vardır.

Yetenekli Kalemler

Nereden okuyalım

Her şey hızla değişirken kitap okuma alışkanlıklarımızda da bazı değişiklikler olması kaçınılmazdı. Hâlâ kitapları kitaplardan okuyanların sayısı daha fazla, en azından benim gözlemim bu. Ancak metinleri çeşitli büyüklükte dijital ekranlardan okuyanların ve şimdilerde dijital okuma kayıtlarından dinleyenlerin sayısı da hiç az değil! "Kitap bu, yeter ki okunsun, nereden okunduğunun ne

Gökhan Özcan

Siyonist- emperyalist işgalcilere karşı İslam Birliği tek çıkış...

Siyonist- emperyalist işgalcilere karşı İslam Birliği tek çıkış yolu ALİ ERKAN KAVAKLI İslam Birliği Vakfı ve İslam Birliği Platformu önderliğinden on sivil toplum örgütü bir araya gelip İslam Birliğinin bir an önce kurulması, İslam Ordusunun tesisi için görüş açıklamasında bulunmuşlar.

Ali Erkan Kavaklı

Hakikat kapısı herkese açıktır

Önceki yazımda, tasavvuf ile edebiyat arasında kurduğumuz bağda "mürid olma"yı kastetmediğimizi belirtmiştim.Mürid olmak, yani bir tarikata bağlanma yoluyla tasavvuf düşüncesine sahip olmak, elbette Rabbimizden bir nasiptir. Kimi şartlara ve anlayışlara tabi olarak bu bağla bağlanmamak da o nasipten mahrum kalmak değil, Rabbimizden ona benzer bir nasibin umudunda

Ömer Lekesiz

İstiklal Marşı'na saygısızlık sürüyor...

Bu coğrafyada yüzyıllardır ramazan yaşanıyor. Uzun zamandır sürekli iktidar olan muhafazakârların en dindarları sahurla iftar arasını, sokağa çıkma yasağıymış gibi algılayıp kendisi gibi yaşamayanı kınar, suçlar olunca... Tatsız olaylar oluşumlar yaşanıyor. 2026 Şubatında MEB, sanki ramazanı ilk ve son kez yaşayacakmışız gibi 81 ilde süslenen okullarda, abartılı tanıtımlarla

Sevgi Özel

Zehir mi, narkoz mu

19 Şubat 2025... Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, bir milletvekili, "Kemalizm zehirdir. Bu zehri yutmayacağız", dedi. Bir söz... Ama, bir milletin hafızasına saplanan kırık bir cam parçası... Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'e açıkça hakaret...

Naim Babüroğlu

Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi Şu CHP'nin yaptığına bakın. İstanbul'un çoğunu ele geçirdiler. Ülkede belediyeciliğin nasıl yapılacağının örneklerini en başarılı biçimde gösterir oldular. Yetmedi. Yıllardır (47 yıldır) AKP'nin elinde olan Bursalı seçmeni ikna ettiler, oyları kazandılar ve seçildiler. E yani ne yapsın zavallı iktidar! Nasıl geri alacak Bursa'yı. Mecburen yargıyı

Zeynep Oral

Ünyeli Mustafa Râkım Efendi Sergisi

Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bağlı Türkiye Yazma Eserler Kurumu kurulduğu günden itibaren hafızamızla yeniden bağ kurabilmeyi mümkün kılan çok önemli çalışmaları sessiz ve derinden yürütmeye devam ediyor. Başkanlık, 8.yüzyıldan 20.yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde ve geniş bir coğrafyada Türk-İslam tarihinin fikrî gelişimine tanıklık eden dînî ilimlerden matematik, fizik, astronomi,

Prof. Dr. Mahmut Özer

Kaçış değil dönüş...

Şehrin gürültüsü bazen yalnızca kulaklarımızı değil, ruhumuzu da yorar. Kalabalığın içinden geçerken fark etmeden eksiliriz; zamanın hızına yetişmeye çalışırken kendimizden uzaklaşırız. Sanat, tam da bu kaybın eşiğinde bizi yakalayan bir nefes gibidir. Bu yüzden sanat etkinliklerine ayıracağımız vakti birer "kaçış" değil, belki de birer "dönüş" olarak düşünmek gerekir.

Bedir Acar

Türkiye'den 4 isim bu listede

Avrupa müzik sahnesi kendine yeni bir merkez aramıyor artık. Bunun en net kanıtlarından biri de bağımsız müzik şirketlerinin çatı örgütü IMPALA'nın YouTube ortaklığıyla açıkladığı "100 Artists to Watch 2026" (2026'da Takip Edilmesi Gereken 100 Sanatçı) listesi. Avrupa Birliği destekli bu program, yüzeyde bir keşif listesi gibi görünse de aslında müziğin geleceğine dair güçlü bir editoryal öneri sunuyor.

Sinem Vural

Hakmana ya da 'kimsesizlerin kimsesi' üzerine

Simmias: Bu gelen Kriton değil mi Kebes: Evet! Sokrates'in en yakın dostu! ok yorgun görünüyor, neden acaba Simmias: Kriton, nerden geliyorsun, seni ne yordu böyle Kriton: Sokrates'in konuştuğu yaşlı bir kadını uzaklara taşıdık.

Ali Apaydın

Hem bireysel hem akademik edebiyat tarihi

Edebiyatta dünü bilmeden bugünü anlamanın mümkün olmadığını sık sık yazarım.Neleri okumanız gerekiyor, temel kitaplar, önemli adlar kimlerdir Bütün bu soruların yanıtını İnci Enginün'ün, 'Yeniler, Eskileri Nasıl Okur' kitabında bulacaksınız.Kapağın altındaki yazı kitap hakkında ön bilgiyi veriyor:"Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil"

Doğan Hızlan

Böyle şaşkalozluk görülmedi!

Böyle şaşkalozluk görülmedi! İDRİS GÜNAYDIN Bu malum parti, gerçekten acayip bir vaka. Nesi acayip Tüm zamanların en büyük hırsızları bu partiden çıkar. Bu mu Hayır. Tüm zamanların en büyük ırza tecavüzcüleri bu partiden çıkar. Bu mu Hayır. Tüm zamanların en büyük din düşmanları bu partiden çıkar. Bu mu Hayır.

İdris Günaydın

Gayret ve Hayret

Samimiyetle, ihlasla gayret eden elbette kazanır. Usanmadan çaba harcayan da menzile ulaşır. Yolcu yolda gerek. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Bu sözü de çok severim: "Kader, gayrete âşıktır." Hakikat bu. Türkiye'nin son çeyrek asrında neler gördük, neler yaşadık, hepimiz biliyoruz. Her şey gözümüzün önünde olup bitti. Dönüp hadiselere ibretle, hayretle bakakaldık. Umut, diriliş,

Mehmet Nuri Yardım

Af kültürü ve devletin seçici ciddiyeti üzerine

Ülkemiz adeta bir "af cenneti". Devletimiz bu konuda alicenaplığını sık sık gösteriyor; ancak bu alicenaplıktan nedense toplumun geneli değil, çoğunlukla belli bir azınlık faydalanıyor.Sıradan vatandaş, devlete karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirdiği ve kanunlara uyduğu hâlde çoğu zaman bunun karşılığını göremezken, bazı kişi ve şirketlerin bu konulardaki

Şenol Kaluç

Her yosun kokusunda, her martı çığlığında...

Burgazada'ya uğrayacak vapuru beklerken Güngör Güven'in başına ne gelmiş olabileceğini düşünüyordum. Güngör Güven '28 doğumlu bir doktordu, dört yıl Kansas City'de anestezi ihtisâsı yapmış, yurda dönünceyse Amerikan Hastahânesi'nde çalışmaya başlamıştı. Nurten Hanım ile evliliğinden biri on iki yaşında, diğeriyse sekiz yaşında iki çocuğu vardı. Doktorun en büyük tutkusuysa

Taner Ay

Dünyayı Delilere Terk Etmek

Savaşla yatıp savaşla kalkıyoruz. İçimiz dışımız, sağımız solumuz, her tarafımız ateş altında. Sağlıklı ruh haline özgü ne varsa hepsi uçup gitti. Güzel duygular, tatlı hayaller bir başka bahara, belki de sonsuza kadar erteleniyor. Bir bahar daha ellerimizin arasından kayıp gidiyor. Kaşla göz arasında bir baharımızı daha çaldılar. Ne dallarda patlamaya hazır tomurcuklar, ne yol kenarında yeşeren

Prof. Dr. İsmet Emre

Düşüş: İdealist İnsandan İdolist Kitlelere!

İnsanlık tarihi, yukarıya bakan gözlerin yavaş yavaş ayakucundaki toprağa, oradan da cebindeki eşyaya dikilmesinin hazin hikâyesidir. Eskilerin romanlarında insan, gökyüzüne uzanan, trajedisiyle bile devleşen, "eşref-i mahlûkat" sıfatına yakışır bir idealizmin öznesiydi. Bugün ise modern anlatı, insanı ruhundan soyup onu nesnelerin dünyasına, maddi hayatın en alt basamaklarına bir

Fatih Yüksektepe

En büyük zenginliğimiz ve Mete Atatüre

Günümüzde en büyük zenginliklerden birisi de genç nüfus ve iyi yetişmiş insan gücü. En değerli madenlerden daha değerliler, yeter ki en nadide mücevher gibi işlemesini bilelim.Genç nüfusumuz başkalarının gözünü kamaştırıyor, bizim için ise en sıkıntılı konulardan birisi. En iyilerimiz geleceğini yurt dışında arıyor ve onlara "niye gittiniz, niye gidiyorsunuz" diyemiyoruz çünkü aynı olanakları kendilerine sunmamız mümkün değil.

Abbas Güçlü

'O konserde ben de vardım'

Yıllar önceydi. Cihat Aşkın yeni yeni parlıyordu. Ben de Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nin bitişiğindeki "Bizim Tepe"de sanat etkinlikleri düzenleyen bir komitenin üyesiydim. Cihat için bir konser düzenlemiştim. Konser öncesi onu tanıtan bir konuşma yaptım ve sözümü bitirirken de şöyle dedim: "Yıllar sonra gün gelecek Cihat öylesine ünlenecek

Evin İlyasoğlu

Frankofoni ve Macron'un mesajı

Frankofoni (fancophanie) terimi Hachette sözlüğünde Fransızca konuşan halkların siyasal-kültürel birliği (topluluğu) olarak açıklanıyor. Kısacası, Fransızca konuşan dünya da diyebiliriz. İlk kez 1880'de Fransız coğrafyacı Onesime Reclus tarafından kullanılan, uzun süre sözlüklerde yer verilmeyen terim, günümüzde çok geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Ataol Behramoğlu

II. İnönü Zaferi: 'Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer'

"Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor." (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921) 105 yıl önce bugün, 1 Nisan 1921'de II. İnönü Zaferi

Sinan Meydan

Kendini Sömürten İktidarlar*

Genel olarak sömürme eylemi manevi ve maddi durumu bakımından farklı, üstün ve değişken olan birinin diğeri üzerinde etkide bulunması ve hakimiyetini kabul ettirmesi şeklinde basitçe ifade edilebilir. Ancak etkide bulunma, herhangi bir şekilde farklı niteliğe sahip olma, üstün bir konumda bulunma, doğal ve kaçınılmaz olarak sömürme niyetini, amacını ve eylemini doğurmayabilir. Sahip olunan

İsmail Kıllıoğlu

Erzurum'un tarihî mekânlarında "İyilik Hazinesi" aramak

Genç Hece Yayınları aracılığıyla ocak ayında çıkan "İyilik Hazinesi", macera seven ortaokul seviyesindeki çocuklar için kaleme alınmış, 96 sayfa hacminde güzel bir kitap... Kitabın yazarı Ali Osman Özdemir hakkında da birkaç söz söylemek icap eder. Genç yazarımızın gıpta edilecek bir öz geçmişi var. 1990 yılında Erzurum'da doğan yazar; 2007 yılında Erzurum

Halit Yıldırım

Ölçü ve Değer Arasında Müslümanca Bir Duruşun İmkânı

Bugün içinde yaşadığımız dünyada, güç ile hakikat arasındaki bağ neredeyse tamamen kopmuş durumda. Toplumlar, kültürler ve siyasal yapılar, birbirlerini anlamaya çalışmak yerine etkisizleştirmeyi, dışlamayı ve nihayetinde yok saymayı tercih ediyor. Bu tercih, yalnızca politik bir strateji değil; aynı zamanda ahlaki bir çöküşün, ontolojik bir savrulmanın ve epistemik bir iflasın göstergesidir.

Mehmet Biten

Asrın ıyadeti

Müslümanların birlik ve beraberliğe her şeyden fazla ihtiyaç duyduğu şu günlerde, devri geçmiş devlet isimlerinin torunları mehter marşları eşliğinde İsrail denen gayrimeşru yapılanmaya doğru üç beş süpersonik füze fırlatsa mevzu kapanır! Hem İsrail birkaç yüz kilometre ötededir ve işini bitirmek işten değildir. Daha yakındaki Amerikan üsleri ya da Amerika'nın kullandığı yerli ve milli

İshak Koç

Hangisi

Saymaya başladığımız zaman açığa çıkıyor dengesizlik. İki kulağı, iki gözü, iki burun deliğini, iki kaşı, iki eli, iki dudağı, beşer parmağı saymak türünden bir şey değil bu. Dilimizde 'çoğu zarar azı karar' diye bir deyim var. Ne çokluğun ne de azlığın sayılabilir yanına değil asıl dengesine vurgu yaptığı için önemli bir söz. İster evrim diyelim ister tabiat kanunu, bedenimizden başlayarak

Ömer Erdem

Amcamın Televizyonu

1980'lerin ortasında amcam bir gün şehirden siyah beyaz televizyonla eve geldi. Yengem bu da ne der gibi amcamın suratına baktı. Amcam güngörmüş bir beyefendiydi. Şehirde dahi değme evde televizyonun bulunduğu yıllarda amcamın imkansızlıklar içinde köy evine televizyon alması çok şeydi. Amcamın köy insanına göre şehirle bağlantısı fazlaydı. Köylülerin emanet ceket ve

Ali Barskanmay

Geleceği yurt dışında yazmak: Bir lise kararı, bir hayat dönüşümü

Bir çocuğun hayatında lise yılları, yalnızca akademik bir basamak değil; karakterin, vizyonun ve geleceğin şekillendiği en kritik dönemdir.Bugün birçok aile için "yurt dışında lise eğitimi" artık bir hayal değil, bilinçli bir stratejik karar. Peki bu karar bir çocuğa gerçekten ne katar Gelin, bu sorunun cevabını net ve çarpıcı maddelerle ortaya koyalım:

Ebru Doğdu

Ayrılık travmasına iyi gelen oyun

Son yıllarda edebiyatla sahne arasındaki bağ hiç olmadığı kadar güçleniyor. Romanlar, öyküler, hatta kişisel anlatılar birer birer tiyatroya uyarlanıyor; sahnede yeni bir hayat buluyor. Geçtiğimiz hafta izlediğim "Bu Hikâye Senden Uzun Osman" da bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri. Şenay Gürler'in rol aldığı bu tek kişilik oyun, Aylin Balboa'nın aynı adlı kitabından

İlker Gezici

Doğudaki Batı: İran'ın Kültürel ve Siyasi Çehresi

Geçtiğimiz yıl Tahran'dan getirdiğim Farsça kitaplar çalışma masamda duruyor. Fars dili ve edebiyatı üzerine akademik bir derinleşme niyetiyle, o alanda doktora yapan bir dostumdan rica etmiştim bu eserleri. Ancak kitapları incelediğimde ilginç bir tabloyla karşılaştım: On üç kitaptan yedisi, Batı edebiyatının klasikleriydi. Victor Hugo'nun Sefiller'i, Shakespeare'in Romeo

Eyyüp Azlal

Yine yarıldık yahu!

Yine yarıldık yahu! AHMET TALİB ÇELEN Türkiye her mevzûda ikiye yarılmaktan kurtulamıyor. Şöyle bir bakınız; Abdülhamid, Atatürk, Osmanlı, laiklik, şeriat, Kur'an kursları, tarîkatlar-cemaatler, imam-hatip okulları, ekonomi, kültür-sanat, kadın hakları, başörtüsü, sokak köpekleri, çocuk

Ahmet Tâlib Çelen

Pozitivizmin sonu: Akıl, hikmet ve yeni üretim fonksiyonu

Pozitivizmin iddia ettiği gibi akıl hikmetin ikamesi değildir. Akıl ile hikmet birbirini tamamlayan iki asli insani yetidir. Benzer biçimde YZ de insanın veya beşeri sermayenin bütünüyle ikamesi değildir; bazı alanlarda ikame, bazı alanlarda tamamlayıcı bir üretim faktörüdür. Yeni teknoloji paradigması bu yüzden sadece yeni makineler değil, aynı zamanda yeni bir üretim fonksiyonu, yeni üretim faktörleri ve bunlara yön verecek yeni bir hikmet ihtiyacı doğurmaktadır.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

İlhan Kurt ile Derhal Edebiyat Dergisi Üzerine

Edebiyat içinde çeşitli türleri barındıran bir alandır. Bazı yazarlar bu türlerden bir ya da birkaçı ile eser verirken bazıları hemen her türü ile ilgilenmiş ve eserler vermiştir. İlhan Kurt da şiirleri, romanları, hikâyeleri, eleştiri yazıları, denemeleri ile birçok türle ilgilenen edebiyatçılar arasında yer almaktadır. İlk kitabı Araf (şiir) 2014 yılında yayımlandıktan

Ali Bal

Endülüs Emiri Abdurrahman'ın macerası! Doğu'da sönüp Batı'da...

Emir Abdurrahman, Şam'da katliamdan kurtulup, film gibi bir serüvenle Endülüs'e ulaşmış, büyük bir medeniyetin temelini atmıştı.Kurtuba'da ilk cuma hutbesinde minbere çıkan hatip, Emir Abdurrahman'ı anarken şöyle diyordu: "Şarkın sönmüş güneşi, garpta yeniden doğmuştur!"Türk ve İslam tarihinde öyle hadiseler cereyan etmiş ve öyle

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Kelam geleneği (5)

Şimdiye kadar kelam geleneği hakkında kaleme aldığım dört yazıda genel olarak bu geleneğin ayrıcı hususiyetlerini belirtmeye çalıştım. Her ne kadar ayrıntıda mezhepler çok farklılaşsa da temel hususiyetlerde ortak oldukları söylenebilir. Bu sebeple ortaklıktan farklılığa doğru ilerleyen bir skalada hem genel olarak kelam geleneğinin hem de her bir mezhebin güç ve zaafına dair değerlendirme yapmak mümkündür.

Ömer Türker