Kültür-Sanat

Öne Çıkan Konular | Tüm Kültür-Sanat Konuları →
Gelenekle Çağdaşlık Çatışması 23Kutuplaştırılan Tarih Anlatısı 16Sanat ve Yeniden İçerme 14Kemalizm ve Kimlik Çelişkisi 8Cumhuriyet Projesinde Bilim ve Okuma 6ABD'nin Dış Politika Krizleri ve Askeri Müdahaleler 3Âşık Edebiyatında Aşk ve Acı 2
#Türk edebiyatı#Murad#İslam dünyası#öğrenme#İnönü#kültürel kimlik#nefs#ABD Stratejisi#bilgi#Cumhuriyet dönemi#vahdet-i vücûd#İstanbul Fethi#Kimlik#Montrö#Laiklik

Tekrar, hatırlamayı kolaylaştırır...

Okuyanlar hatırlar, dün tekrar etmenin öneminden söz etmeye çalışmıştım. Bugün de diyorum ki tekrar hatırlamayı kolaylaştırır... Bir bilgiyi anlayıp da unutuyorsanız yine tekrar edin ki kalıcı olsun. Tekrarlanan bilgi beynimizdeki kalıcı hafızaya aktarılır. (Aralıklı Tekrar Tekniği: Öğrenilen bilgiyi unutmaya başlarken tekrar etmektir.) Bir kez duyulan bir ismi hatırlamak zordur. Aralıklarla

Yetenekli Kalemler

Allah demek suçtu bu memlekette

İşte o zaman yasağın çıktığı tarihte Başbakan ve kanunen yasaklandığı tarihte Cumhurbaşkanı olan Milli Şef İsmet İnönü'ye gidip yalvardılar. N'olur Paşam, bir seçim konuşmanızda "Allah" deyin de biz de seçmene "Allah düşmanı" bir parti olmadığımızı ispat edelim. Peki, söylerim dedi İsmet Paşa ve kürsüye çıktı. Lakin Allah kelimesini hiç kullanmadan inince seçim bölgesindeki yetkililer etrafını sarıp sordu:

Mustafa Armağan

Muradına erenler nerede

Bu sebeple bildiğimizi söyleriz, inandığımızı deriz, inananlar alır kabul eder, inanmayanlara bir diyeceğimiz olamaz, inandıkları amelleri olsun der geçeriz. Aklın yolu birdir der yine eskiler. Aklın yolunun bir olmasını; insanın etten ve kemikten bir kadavra olmadığına inananlar söyler. Bunlardan birisi de ünlü ozanımız Âşık Veysel'dir. Deyişleri insan ruhuna ve tabiatına dairdir.

Hüseyin Öztürk

Tarihin en büyükleri ve Fatih'in dehası

Mehmet Akif eser inşa etmek ile yıkmanın farkını şöyle anlatır: "Yıkmak insanlara yapmak kadar kıymet mi verir Onu en çolpa herifler de emin ol becerir. Sade sen gösteriver, işte budur kubbe, diye İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye. Ama gel kaldıralım, dendi mi heyhat o zaman Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan!"

Ali Erkan Kavaklı

Hazır cevapları geç, soruyu kendine sor!

William Chittick benim kitaplarından çok yararlandığım bir isim... Pozitivist cereyanlara maruz kalarak boynu tutulan modern zihniyeti pek çok konuda doğru bakışa yönlendiren bir düşünür... Özellikle Batılı bir çerçevede, tek boyutlu maddi bir dünya gerçekliği (!) üzerinden kodlayıp, salt maddi hedefler doğrultusunda yetiştirmeye çalıştığımız genç kuşaklarımızın okumasında fayda görüyorum.

Gökhan Özcan

Hüsrev Hâtemî'nin aynasında

Hüsrev Hâtemî, güzellerden bir güzel insandı. İpek yumuşaklığında bir ruhu vardı. Bu bize görünen ve besleyen tarafıdır. Asıl o güzellik dediğimiz değer hazinesinin nasıl elde edildiğine bakmak lazımdır. O yetenekle doğulur. İşlemek ve cevheri parlatarak o sıfatı kazanmak ağır çilelerden sonra gelir.

A. Yağmur Tunalı

'Gölge'den edebiyata bakmak

İbn Arabî'nin (k.s.) Füsûsu'l-Hikem'inden yaptığımız okuma, onun düşünüşüne tabidir. Bir de onun düşünüşünü, Molla Camî, İsmail Hakkı Bursevî, Erzurumlu İsmail Hakkı, Elmalılı A. Hamdi Yazır... gibi büyüklerimizin görüş, yorum ve şiirleriyle birlikte düşünmüş son derece kıymetli bir düşünüş daha var elimizde:Mustafa Tahralı'nın, Ahmed Avni Konuk, Füsûsu'l-Hikem

Ömer Lekesiz

Geçmişin izlerini bugüne taşıyan sessiz tanıklar

Türk kültüründe mezar taşları, yalnızca birer kabir işareti değil; aynı zamanda sanatsal ve tarihî değer taşıyan önemli yapılardır. Bugün hâlâ ayakta olan birçok mezar taşı, geçmişin izlerini bugüne taşıyan sessiz tanıklardır. İslam öncesi Türk kültüründe var olan ölüm kültü ile ilgili değer, inanış ve uygulamalar İslamiyet'e geçişle birlikte yok olmamış, İslami anlayışla harmanlanarak zenginlik kazanmıştır.

Mehmet Yardımcı

Hürmüz'den sonra sıra Montrö'de mi

30 Ekim 1918'de, Osmanlı Devleti ile galip devletler arasında Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanır. Sonra, sıra Barış Antlaşması'na gelir. ★★★ Padişah, Sevr'in imzalanması için üç kişilik heyet görevlendirir. Antlaşma, 10 Ağustos 1920'de, Paris civarındaki Sevr ini Müzesi'nde imzalanır.

Naim Babüroğlu

Teşekkürler Zülfü Livaneli

ağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 2007 yılından bu yana ağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü'nü verir. Cumhuriyet ilkelerini ve devrimlerini savunan, çağdaş evrensel değerleri yücelten isimlerdir bunlar. Fazıl Say'dan Genco Erkal, Müjdat Gezen'e, Emre Kongar'dan Ataol Behramoğlu'na, Ionna Kuçuradi'den Ayşe Kulin, Nazan Moroğlu

Zeynep Oral

'Ada vapuru yandan çarklı, bayraklar donanmış cafcaflı'

Şehir Hatları'nın şeker beyazının Kınalıada'ya uğramasına rağmen ben inmeden Bostancı'ya geçtim ya, iskelede içim içimi yedi. Hadi gideyim dedim, nasıl olsa iki üç vapur sonra dönerim, çünkü küçücük bir ada, bin üç yüz elli altı kilometre kare olarak aklımda kalmış, en yüksek noktası da yüz on beş metrelik Çınar Tepesi, bu yüzden dolaşmam bir saati bulmaz.Benim

Taner Ay

Anaysa böyle laikleştirildi

"Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (...) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz..." 98 yıl önce bugünlerde 5-10 Nisan 1928 tarihleri arasında

Sinan Meydan

Artemis II Ay yolunda, gündem Murat Övüç

Artemis II Ay'ın yörüngesine girip karanlık yüzünden insan gözüyle çekilmiş ilk resimleri gönderirken, bu heyecanı yaşamak yerine, yanıbaşımızdaki ateş çemberiyle ilgilenmek zorunda kalmak insanlık açısından gerçekten bir utanç kaynağı. Aya elimizi uzatabilecek kadar yakınlaştığımız bir çağda, siyasal olarak hâlâ güvenlik korkularının belirlediği bir dünyada yaşıyor olmamız, modern/postmodern medeniyet iddialarının başarısızlığını da ortaya koyuyor.

Şenol Kaluç

Medeniyetin Cevherleri

Ağaçlar tomurcuklarını yemeye başladığında çiçek açar, bahar gelir mi Kuşların yuvası bozulduğunda dallardan kuş sesleri yükselir mi Bulutlar merhamet yağdırır mı çocuklar ölürken Büyükler küçüklerin düşmanı kesildiğinde, kalemin yerini bombalar aldığında çocuk bahçeleri oyun bahçelerine dönüşebilir mi Ağaçlar çiçekleri korkutmamalı. Uçaklar

Prof. Dr. İsmet Emre

Anayasa böyle laikleştirildi

"Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (...) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz..." 98 yıl önce bugünlerde 5-10 Nisan 1928 tarihleri arasında

Sinan Meydan

Fikir Dergiciliği

İnsanı fikren besleyen, zihnen donatan ve ona geniş ufuklar açan kültür taşıyıcıları kitaplar, dergiler ve gazetelerdir. Radyolar ve televizyonlar da bunlara eklenmelidir. Tabii ki her kitap, dergi, gazete, radyo ve televizyonu kastetmiyoruz. İyi niyetle hazırlanan, emek verilen, insanı irfanla yoğuran çalışmalar saygıdeğerdir, unutulamaz. Çocuk dergilerini saymazsam ilk

Mehmet Nuri Yardım

Hüsrev Hatemi için

Kimi insanlar, ilk karşılaşmada veya tanışmada, hemen dikkati üzerinde toplamasalar da duruşlarıyla, davranışlarıyla kendiliğinden güven verirler. Sanki onunla yıllar önce karşılaşılmış, tanışılmıştır, ama kısa bir aralıktan sonra yeniden buluşulmuştur. Araya giren kesintiler bir an önce birlikte olabilme duygusunu güçlendirmiştir ve imkân veren buluşma duyarlığınızı yoğunlaştırmıştır. Onunla

İsmail Kıllıoğlu

Marksizmi yeniden okumak

İnsana insan olma niteliğini kazandıran üç temel olgu olduğunu düşünüyorum: Bilim, felsefe ve sanat. Bilimi bilgide, felsefeyi akılda, sanatı duyguda derinleşme olarak tarif ediyorum. Sanat dallarının (edebiyat, müzik, resim, başka görsel sanatlar vb.) tarifleri kendi özgün özelliklerine göre çoğaltılabilir. Bunu şiir için yaparsak:

Ataol Behramoğlu

Paris'ten İzmir'e sanat köprüsü

İZMİR'in en önemli sanat hamisi ve koleksiyoner Lucien Arkas, uzun yıllardır sürdürdüğü kültür ve sanat yatırımlarına bir yenisi daha ekledi ve kente yedinci sanat merkezini kazandırdı.Bayraklı'daki Mistral İzmir'de konumlanan Lucien Arkas Sanat Merkezi, modern ve çağdaş sanata odaklanan programıyla geçen hafta kapılarını açtı.Toplam 2 bin 500 metrekarelik alana

İhsan Yılmaz

Umursamazlık (2)

Öyle bir noktaya geldik ki hayatta hiç ama hiçbir şeyi umursamıyoruz. Dünyanın hâli Trump sonrasında bizden daha da kötü! Ne söylediği artık hiç kimsenin umurunda olmasa da her üç söyleminden ikisinin yalan olduğu bilimsel olarak saptansa da her ağzını açtığında dünya ekonomisi hâlâ altüst oluyor. NATO, AB, BM benzeri uluslararası üst kuruluşları takan yok. En başta da ABD!

Abbas Güçlü

İDSO, şef Axelrod ve Bülent Evcil

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası üyeleri geçen haftaki konseri yöneten John Axelrod için, "Son zamanlarda orkestramıza gelen en yetkin konuk şefti" dediler. Axelrod'un, Sony, Warner, Naxos, Ondine, Universal, Naıve, Nimbus ve Telarc gibi ünlü şirketlerden çıkarttığı Brahms Senfonileri, Clara Schumann

Evin İlyasoğlu

Zihinsel tecavüz: Kemalizm

Halbuki, din eğitimi de geniş bir alana yaygın. Eskiden mahallelerde şehirlerde Sıbyan Eğitimi için mektepler açılırdı senede bir veya iki ay; sadece belli aileler çocuğunu gönderirdi. Şimdi 4-6 yaş anaokulu organize ediyor Diyanet fakat belli aileler oraya gönderiyor. Herkes göndermek zorunda değil. Okullarda Din Kültürü Dersi var ama ona da dilekçe veren ailenin çocukları

İdris Günaydın

Asrın belaheti

Baştan belirtmek gerekir ki Amerikan emperyalizminin bir ülke halkını (herhangi bir toplumu) bombalamak için mazerete ihtiyacı yoktur. Bunu fütursuzca yapar; çünkü yapabiliyordur. Önünde bir engel bulunmaz. Kimi zaman kişisel tahallutu örtbas etmek için, kimi zaman kaynak sömürmek için, kimi zaman silah denemek için sağa sola saldırmakta beis görmez. Zaten ondan sadır olacak kötülüğü bir sorgulayan

İshak Koç

'Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin'...

Eskişehir'deyim. İstanbul'dan daha mı güzel Başlığa bakıp aldanmayın. Yazacağım oyunun adı öyle hoşuma gidiyor ki kullanmaya doyamıyorum. Genç tiyatro yazarımız Murat Mahmutyazıcıoğlu'nun ödüllü oyunu bu. Daha önce okumuş olduğum yapıtla Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Genco Erkal Sahnesi'nde bir araya geldik. Erkal'ın anısını yaşatmak için geçen

Ayşegül Yüksel

21. yüzyılı el üzerinden okuma vakti...

Akademik hayata henüz başlamış araştırmacılar, yazar olma hayali ile içini sıcak tutan genç kalemler ve hatta hayatında okuma yazmaya dair hiçbir dosyası olmayanlar, "yazar" olduğumu öğrenince şevkle o soruyu soruyor. Elbette her biri kendi meşrebi üzerinden soruyor. Araştırmacılar "Sizi tam da bu konuyu araştırmaya sevk eden ne oldu"

Fatma Barbarosoğlu

Batı dünyası Garaudy'nin gördüğünü hala göremiyor!

Fransız filozof Roger Garaudy'nin hayatı ve eserleri, yalnızca bir düşünürün serüveni değil, aynı zamanda modern dünyanın vicdanıyla yüzleşmesiydi denilse yeridir. Dünya çapında bir komünist düşünürken uzun araştırmaları sonucu İslam'la şereflenen Garaudy, çağının ötesini görebilen, bütün insanlığı uyandırmak ve insanların insanca yaşamaları sağlamak için çırpınan bir Don Kişot'tu.

Bedir Acar

Kuyunun etrafında

Geçen gün memleketten gelen bir grup genç arkadaş, gitmeden önce hasbihal edelim diye bir mekânda oturalım dediler. Uzun zamandır zamanın bu kadar sıkıştığı, günlerin birbirine değmeden akıp gittiği bir dönemde, böylesi bir muhabbete dahil olmamıştım. Konuşma ilerledikçe içlerinden biri, "Memleket ile ilgili ne hissediyorsun" diye sordu. O an verdiğim cevaplar, farkında olmadan hep

Mehmet Biten

Çeşme'de yükselen ortak akıl: YEDAB 4. Çeşme Summit sektörün...

Dünya hızla değişiyor. Bu değişimin en güçlü yansımalarından biri ise eğitim alanında yaşanıyor. Artık ülkeler sadece ekonomik ya da askeri güçleriyle değil, aynı zamanda eğitimdeki konumlarıyla da küresel rekabette yer alıyor.Tam da bu noktada, bu yıl dördüncüsü düzenlenen YEDAB Çeşme Summit, Türkiye'nin eğitim vizyonu açısından dikkatle okunması gereken güçlü mesajlar verdi.

Ebru Doğdu

Tarkovski'nin gösterdikleri*

Sinema bir gösterme sanatıdır ve günlükler sanatçının arka odasına götürür bizi. Her ne kadar günlük bir edebi tür olarak Avrupa'yı işaret etse bile Rus sanatçıların günlüğü Doğu ile Batı arasında gidip gelir duygu ve tutum bakımından. Edebiyat özellikle o insan araştırmasının odağı sayılır uzunca yıllar. Sinema yaşadığımız zamanlarda pek çok sanatın önüne geçmiş görünse bile aralarındaki

Ömer Erdem

Yeni bir liyâkat anlayışı lâzım

Yeni bir liyâkatanlayışı lâzım AHMET TALİB ÇELEN Allah size, emânetleri mutlakâ ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. (Nîsâ, 58) Bir iş, ehil olmayana verilirse kıyâmeti bekleyin. (Hadîs-i şerîf) Herkes işin ehline verilmesini

Ahmet Tâlib Çelen

Osmanlılar Anadolu'yu ihmal mi etti

Türkiye'de popüler tarih iddialarından biri, bilhassa cumhuriyetin erken devrinde şekillenen bir argümana dayanır: "Osmanlı, Anadolu'yu ihmal etti; yatırım yapmadı."Osmanlıların Anadolu'yu ihmal ettiği iddiası, yıllar içinde tekrarlandıkça neredeyse tarihî bir hakikat gibi anlaşılmaya başlanmıştır. Hâlbuki Osmanlı arşivleri,

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (281)

"Ben, bir kahbelik hareketi karşısında isyan ederek..." "Çok gariptir ki Zekeriya Sertel, son zamanlarda neşrettiği hatıralarda olup biteni tamamiyle inkâr ederek benden şu suretle bahsediyor: 'Bir müddet Ahmed Emin'le gazetede ortaklık ettik. Sonra işe yaramadığı için çıkardık.' Bu garip insan, nice kişinin gözü önünde

Yesevizade Alparslan Yasa

BALAT'IN DUVARLARI KONUŞUYOR

Sokak Sanatı: Kültürel Mirası Yaşatıyor Bir zamanlar "kentsel çöküntü alanı" olarak tanımlanan, 1980'lerde Haliç temizleme çalışmaları ve Musevi göçleriyle fiziksel ve sosyal yapısı değişen Balat, 1998'de AB destekli Fener-Balat Rehabilitasyon Projesi ile yeniden canlandırılmaya başlandı. 1985'te UNESCO tarafından Tarihi Yarımada'nın

Fahri Sarrafoğlu

İşsizlikte yön yukarı, kırılganlık sürüyor

İşsizlik ve istihdam verileri bir çöküşe işaret etmiyor, ama rahatlatıcı da değil. İstihdam artıyor; fakat işgücüne katılım, özellikle gençler ve kadınlar tarafındaki baskı nedeniyle, işsizlik oranını aşağı çekmeye yetmiyorTÜİK'in 31 Mart 2026'da yayımladığı Şubat 2026 işgücü istatistikleri, Türkiye ekonomisinde işgücü piyasasının hâlâ tamamen bozulmuş olmadığını;

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Sinemadan edebiyata!

Yönetman ve senarist Berkay Akbudak'ın ilk romanı "Bir Paşa Bir Kayıp Kız Bir Genelev", Toros Yayınları'ndan çıktı. Londra'da sinema eğitimi alan Akbudak, 12 Eylül Türkiye'sini Kurtuluş'ta bir konakta geçen olayların penceresinden anlatıyor.Güç, şiddet, siyaset ve erkeklik dilinin gölgesinde kadınların hayatta kalma mücadelesini çarpıcı bir atmosfer içinde sunuyor.

Sayım Çınar

İspatın Gölgesinde Yiten İman!

İnsan, varlığın sırrına talip bir halife olarak gönderildiği bu yeryüzü serüveninde, ne yazık ki keşfetmenin o sancılı ama kutlu yolundan sapmış; reddetmenin, yok saymanın o konforlu fakat kısır döngüsüne evrilmiştir. Merakın yerini şüphe, hayretin yerini ise inkâr almıştır. Oysa Allah'ı inkâr etmek, mutlak varlığı yok saymaya çalışmaktır ki bu, insanın kendi zihninde giriştiği, asla nihayete erdiremeyeceği beyhude bir savaştır. Tıpkı

Fatih Yüksektepe

Kuşaklar buluşması

29 Mart 2026'da farklı yollardan, farklı kişisel tarihlerden geçmiş farklı kuşaklar Üsküdar Belediyesi'ne bağlı Altunizade Kültür Merkezi'nde buluştuk. İsmet Küntay Ödülleri'nin 50. yılıydı. Nadide Küntay'ın başlatıp Hayati Asılyazıcı'nın ve jüriyi oluşturan değerli üyelerin çabalarıyla süren ve 50. yılına ulaşıp artık gelenekselleşen bir ödül, İsmet Küntay Ödülleri.

Ayşe Emel Mesci

Ankara'da bir iç yolculuk: Hüsamettin Koçan'ın 'Ben Bu'su

Yıllar önce Baksı Müzesi için "Rüzgârın elleriyle yapılan müze" diye yazmıştım. Şimdi CerModern'de açılan "Ben Bu" sergisine bakarken, bu kez o rüzgârın dağlardan değil, insanın içinden estiğini düşündüm. Hüsamettin Koçan, Ankara'da yalnız yapıtlarını değil, içinden geçen uzun yolculuğu da izleyicinin önüne koyuyor. Baksı üzerine yazarken, karşımdaki

Güven Baykan

Oyunun yeniden kurulan sahnesi

Doğduğum yıl, 1982. Darbe sonrası sessizliğin, herkesin birbirine fısıltıyla konuştuğu, siyasetin adeta yasak bir meyve olduğu yıllar. Oysa sessizliğin içinde, bir önceki kuşağın hâlâ kanayan bir yarası vardı: 27 Mayıs. Babalarımızın anlatmadığı, gazetelerde yazılmayan, ama evlerin duvarlarına, sokakların taşlarına, toprağın altına işlemiş bir hikâye. Ben bu hikâyeyi, çocukluğumda dedelerimin

Yusuf Kaplan

Kelam geleneği (6)

Kelam geleneğinde geçen yazıda sözünü ettiğimiz kimlik krizini aşma teşebbüslerinin kısa bir dökümünü sunmaya başlayacağım. Krizi çözme teşebbüsleri kısa bir dökümünün bile içinde yaşadığımız dönemdeki fikrî buhranlarımızın kökenleri hakkında bizi daha belirgin bir tabloya ulaştıracağını umuyorum. Bu teşebbüslerin başında İmâm Gazzâlî'nin el-Munkız mine'd-dalâl ve

Ömer Türker