Kültür-Sanat

Sigaranın yeniden yükselişi

Bizim çocukluğumuzda bugünkü gibi bolluk olmadığı için gazoz kapakları, bilyeler ve sigara kağıtları ile oynadığımız oyunlar vardı. Sigara paketi koleksiyonlarımızla övünürdük, karton paketler daha popülerdi.Her kâğıdın bir değeri vardı. Nadir bulunanlar çok daha kıymetli, hemen her köşede bulunabilenler daha az. Hatırladığım kadarıyla ortaya birisi değerli bir kağıt koyar,

Şenol Kaluç

Çocuk sonuçtur

Bir çocuk suç işledi. Herkes MEB'e baktı. Kimse eve bakmadı. Toplumun çocuklara dair kaygılarının faturası her seferinde aynı masaya kesiliyor: Okul, öğretmen, telefon, dijital oyun. Kimse yeterince güçlü biçimde "tamam da bu çocuk bunu neden yaptı" diye sormuyor. Çünkü "neden" sorusu rahatsız edici bir yere götürüyor; asıl sorumluluğun bulunduğu yere: Yapıya, aileye,

Yetenekli Kalemler

Dr. Turan Alçelik Beyin konferansından

Giresun'un bu yönden imkanları müsait. Sadece devletimizin bir oluruna bakar. HAYAT BİR GEMİDİR YOKTUR YELKENİ.BU RESME BAKINCA HATIRLA BENİ Evraklarım arasında rahmetli amcamın 1978 yılında gönderdiği bir mektubu elime geçti. Tüm eski mektupler aynı minval üzere yazılırdı. Son paragrafı selam dolu olurdu. Nerede ise tüm aile sayılır hepsinin selamı iletilirdi. Son cümle şöyle idi:

İdris Günaydın

Şeyh Edebali mi, Şeyh Edebalı mı

Bir de hakkını verelim. Günümüzde, "Dîvânu Lugâti't-Türk" kitabındaki sözlerin hemen tamamına yakınını merhum D. Mehmet Doğan, yüz bini aşkın kelimeyle, "Büyük Türkçe Sözlüğünde" toplamıştır. Berrak dilimizin sözleri orada yaşıyor. Darısı Türk Dil Kurumunun; yazılı, sözlü hafızasında da yaşaması. Niye o sözlüğe bir türlü ısınılmıyor anlamak zor. Geçelim.

Hüseyin Öztürk

Yusuf Gedikli

Türkiye'mizin son döneminde, vefa duygusunun öne çıkmasıyla armağan ve anma kitaplarının sayısında ciddi artış oldu. Kültür sanat dünyamızda, yaşayan değerli şahsiyetler hakkında 'armağan' kitapları, vefat edenlere dair de 'anma' kitapları hazırlanıyor. Şüphesiz bu kadirbilir davranış, yapılması gereken bir hizmet, Yaygınlaşması önemli, değerlidir. Kesin kaide: Kadir kıymet bilenler, asla unutulmaz.

Mehmet Nuri Yardım

Emeğin Hakkı

Bireysel düzeyde bile insan hayatını yaşamak, sürdürmek, korumak ve geliştirmek için bir başkasının yardımına, desteğine muhtaçtır. Bunların gerçekleşmesi öncelikle hareket, fiil, eylem ve davranış demektir. Kısacası çalışma ve dolayısıyla emek olarak adlandırılır ve öznesi de insandır. Ne var ki çalışma, özellikle emek sarf edilmesiyle meydana getirilen ve zamana dayanan

İsmail Kıllıoğlu

Ege'den seslenen şiir

Doğma büyüme Egeli şair Hüseyin Yurttaş (1946, Foça'nın Kozbeyli köyü) son dönem şiirlerini "Susuyor Şimdi Zaman" adıyla geçen yıl kitaplaştırdı (Tekin Yayınevi). ıktığı yıl temmuz ayında bana imzaladığı kitap o günden beri yanımdan, çalışma masamdan eksik olmadı. Kısa, yalın, özlü şiirler. Okudukça daha çok tadına varıyorsunuz.

Ataol Behramoğlu

Pavli Adası'nda Nâzım Hikmet, İncir Adası'nda Ayşe Meral Hanım...

Suâdiye Ortaoku'nda okurken Pavli Adası'na mahalleden üç arkadaşımız çadır kampına giderlerdi. Benim gibi annesi babası çocuğunun orada çadırda bir gece kalmaya izin vermeyenler de, sabah erkenden Suâdiye'den trene binip Pendik'te iner, oradan da tren hattının yanındaki toprak yoldan yürüyerek Pavli'ye sandalla geçerdi. Her defasında ellerimizde Coca-Cola şişeleri, su bidonları,

Taner Ay

Truva'nın intikamı

Albay Mustafa Kemal, kan gölüne dönen Kemalyeri'nden Anafartalar'a geçti, Conkbayırı Tepesi'nde kırbacıyla hücum emri verdi. İşgal kuvvetlerini yıkarak, Truva'nın 3 bin yıllık intikamını aldı Anafartalar'da, cephe çok kritik bir duruma gelmişti. Türk komutanları endişeye götüren bu tarihi an, 8 Ağustos 1915'tir.

Naim Babüroğlu

Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

"II. Abdülhamit'in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu." 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve ocuk Bayramı öncesinde Türkiye'de, her ne kadar -en

Sinan Meydan

Umut veren çalı...

Onu aldığımızda el kadar bir şeydi. Fakat mini birer saltanat çadırına benzeyen koyu mor çiçekleriyle aklı baştan almıştı ilk bakışta. Peygamber gülü pembesinden mahçup sevgili çıkmazı sokağı moruna kadar açıktan koyuya dalgalanan geçişleriyle zaten bir afet-i cihan sayılırdı. En sevdiği köşeye, güneşin sabahla öpüştüğü yere konuldu ve orada hüküm sürmesi beklendi. Her canlı gibi onun da biricik

Ömer Erdem

Leylaları tükettik mecnun terketti bizi

Bölündü artık herşey Bölündü düşünceler Dostluklar da bölündü Bölündü düşmanlıklar İnsanlık da bölündü Diyemiyorum artık

İsmail Bingöl

Bir Adam Yaratmak'ı ilk Muhsin Ertuğrul sahneye koydu

Necip Fazıl Kısakürek'in en önemli tiyatro eserlerinden biri olarak kabul edilen Bir Adam Yaratmak sinema uyarlamasıyla gündemde. Kaderle hesaplaşmanın, mistik bir arayışın ve ölüm korkusunun işlendiği oyun Türk tiyatro tarihinde de özel bir yere sahip.Necip Fazıl'ın modern Türk tiyatrosunun kurucularından Muhsin Ertuğrul'un teşvikiyle kaleme aldığı oyun, ilk

İhsan Yılmaz

Bilmek mi, olmak mı

O kadar çok bilginin kölesi olmuşuz ki, insanın değerini indirmişiz.O kadar çok şey biliyoruz ki, artık insanı bilmemize gerek kalmıyor. İnsan dediğimizde kalakalıyoruz. Dört bir tarafımızda yaşantıya geçmeyen, dilimizde pelesenk sözcükler dolu. Vecizeler ezberliyoruz, seminerden seminere koşuyoruz, her günümüz, akşamımız dolu. Ama iki kişi arasında samimi, sağlıklı bir diyalog yaşayamıyoruz. Gerçekten bunun sebebi nedir

Havva Küçük Konur

Selamsız ve sevgisiz bireylere dönüşürken...

İlk gençlik yıllarında okuna okuna ezbere alınmış mısralar, ahir ömürde anlamın yol haritası, anlamın iksiri, anlamın tertipleyicisi oluyor.Ne hasta bekler sabahı/ Ne taze ölüyü mezar/ Ne de şeytan bir günahı/ Seni beklediğim kadar.Necip Fazıl'ın "Beklenen" şiiriniilk gençlik yıllarında okurken "Ne de şeytan bir günahı" mısraındadururdum.

Fatma Barbarosoğlu

Filozoflar ve edebiyatçılar

Tarih, yalnızca olayların değil, aynı zamanda düşünme (felsefe) ve anlatma (edebiyat) biçimlerinin de tarihidir. Bu tarih boyunca hakikat, iki ana dilde dile gelmiştir:felsefenin kavramsal diliveedebiyatın tecrübe dili. Filozof, varlığı ve insanı düşüncenin iskeleti içinde kurarken; şair ve romancı, aynı hakikati yaşanmış hâliyle görünür kılar. Bu yüzden aynı çağda yaşayan büyük filozoflar

Ömer Lekesiz

'Sonsuz Güzel' geliyor

Türk sinemasında kendi özgün, yolunu cesaretle çizen yönetmenlerden biri kuşkusuz Mesut Uçakan'dır. Ticari kalıpların konforlu sınırlarına teslim olmadan, sinemayı bir "fikir" ve "inanç" aracı olarak gören Uçakan, özellikle 1980'li ve 1990'lı yıllarda oldukça farklı ve cesur işlere imza attı. Onun filmleri yalnızca hikaye anlatmaz; insanın iç dünyasına, toplumla kurduğu ilişkilere ve varoluşsal sorgulamalara dair sorular sorar.

Bedir Acar

Muhsin Ertuğrul'un şenlik katarları

Birkaç gün önce okuduğum bir haberde, Ankara Devlet Tiyatrosu ve TCDD işbirliği ile 4 Mayıs tarihinde Ankara'dan yola çıkacak "Tiyatro Treni"nin 19 Mayıs tarihine kadar Anadolu'da 13 gar ve istasyonda 25 oyun sergileyeceğinden söz ediliyordu. Bu olay daha önce, 2008 yılında Lemi Bilgin'in Devlet Tiyatroları Genel Müdülüğü ve Ertuğrul Günay

Dikmen Gürün

Asrın paraziti

Başkalarının aşkına yanan muhterisler, küresel dünyanın parazitidir. Bir vücudun uzvu gibi anlatılan mümin kifayeti, küfrün tek millet okulunda da kendini gösterir. Küresel dünya, abisinin ardına sığınan her elemanı parazit kılar. O kadar ki bu durum, her savaştan ganimet ummaya, her mevzuda kendini arabulucu sanmaya kadar gider. Heyhat ki kimseler, sofrasından beslenen parazitten hoşlanmaz. Sinek gibi... Küçük de olsa; çitil, fide, tohum kadar minicik de olsa mide bulandırır.

İshak Koç

Hakikatin yetim çağı

"Saadete erme maksadı dışında, insanoğlunun felsefe yapması için hiçbir sebep yoktur." Bu cümle, St. Augustine'in düşüncesinde yalnızca bir ahlâkî önerme değil, aynı zamanda felsefenin ontolojik gerekçesidir. Felsefe, hakikati bilmek için değil; insanı kurtuluşa götüren doğru bilgiyi temin etmek için vardır. Bu bakış açısı, modern dünyanın "bilgi için bilgi" anlayışıyla

Mehmet Biten

Her şiddetin arkasında duyulmamış bir hikâye vardır

Ergenlerde şiddet artık münferit bir sorun değil, toplumsal bir alarm. Peki bu öfke nereden geliyor ve kim sorumlu Aile mi, okul mu, yoksa hepimiz mi Son yıllarda ergenlerde şiddet eğiliminin arttığına dair haberleri daha sık görmeye başladık. Okul koridorlarında yaşanan kavgalar, sosyal medyada yayılan zorbalık videoları ve giderek sertleşen gençlik dili... Bunlar sadece "ergenlik dönemi

Ebru Doğdu

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (291)

"Stalin'in yardımıyle Türkiye emperyalist esâretten kurtulacaktır!" İkinci kaynak, Yalman'ın Vatan gazetesinin yine 30 Haziran 1951 târihli nüshası: "Nâzım Hikmet Moskovada hezeyan ediyor... "Türk halkının esir olduğunu söyliyen N. Hikmet kurtuluş için çalışacakmış...

Yesevizade Alparslan Yasa

Eğitim ve üretim

Eğitim niçin vardır Bir ülke, eğitim sistemini neye göre planlar Eğitim yalnızca bireye bilgi aktarmak, onu belli davranış kalıplarına sokmak, sosyal hayata uyumlu hâle getirmek için mi vardır yoksa insanı hayata hazırlayan, üretime katan, kendi geleceğini kurabilecek donanıma ulaştıran büyük bir inşâ süreci midir Asıl soru budur. Eğitimin hayatta karşılığı olmayan bir öğrenme

Ali Bal

Kerim Alptekin'in "Yitik Sesler Aynası" üzerine

Elinize bir kitap aldığınızda öncelikle onu tanımak istersiniz. İsmine, kapağına, yazarına, içindekiler kısmına, ön sözüne, varsa takdim yazısına bakarsınız. Çalınan bu kapılardan sonra gönül rahatlığı ile kitabı okumaya başlarsınız. Kerim Alptekin'in son kitabı olan Yitik Sesler Aynası da arka kapağındaki takdim yazısıyla okurunun kalbini fethetmeyi başarmış bir roman. Bakınız ne diyor kitap:

Halit Yıldırım

Enflasyon ataletini nasıl yenebiliriz

Enflasyonu çok yüksek düzeylerden aşağı çekmek görece kolaydır; fakat orta-yüksek düzeylerden kalıcı biçimde tek haneye yaklaştırmak zordur. Çünkü bu aşamada enflasyon şoklardan değil, atalet, beklenti ve kurumlaşmış fiyatlama davranışlarından beslenir. Bu yüzden – eğer enflasyon düşürülmek isteniyorsa – bu aşamadan sonra yeni bir poli+tika çerçevesi oluşturmak gerekir.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Tayyare yapacaktık, bırakmadılar!

Tek parti devri, muvaffakiyet, ilerleme ve modernleşme üzerinden takdis edilir (kutsanır). Bu kutsallık, ekonomi gibi teknik bir sahada bile sorgulamayı zorlaştırmıştır.Türkiye, tek parti devrinde ekonomik manada "kendine yeten ama zenginleşemeyen" bir ülke görüntüsü veriyordu. Müesseseler inşa edildi, ama piyasa inşa edilemedi. Temeller

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Fazlalıklara tahammül etmek

Fazlalıkları atılınca insandan geriye sadece düşünceleri kalıyor. Bir anlamda insanın karakterini düşünceleri belirliyor. Düşünce düşünce karakter de kırılıyor. Günümüz dünyasının en büyük sorunu düşünce kirliliği. Çünkü gerçekten de düşünce kirlenince insan yozlaşıyor. Yozlaşan insanın eyleyişleri tükenmeye ve tüketmeye ayarlanıyor. Sonuçta her yan yana geliş bir kendini ve ötekini tüketme süreci anlamına geliyor ve dünya böylece küçülüyor, böylece parlaklığını yitiriyor.

Prof. Dr. İsmet Emre

Onurlu Asiler ve Mutlu Köleler!

İnsanın yeryüzündeki serüveni, hakikat ile yanılsama arasındaki o ince çizgide yürümekten ibarettir. Çağımızın devasa panaromasına, dünyanın ve toplumların gidişatına şöyle bir uzaktan baktığımızda, gözümüze çarpan manzara ne yazık ki bir uyanışın değil, derin bir uykunun tablosudur. Görünmez zincirlerle bağlanmış, ancak bu zincirlerin şıngırtısını bir musiki sanan "mutlu kölelerin"

Fatih Yüksektepe

Dedeler çocukların kanatıdır

Çocukluğu iki dede arasında geçen Şair Ömer Erdem, yeni çıkan "Çocuğu Gezdiriyorlar." kitabında "Dedeler çocukların kanatıdır." diyor. Ailenin çocuğa verdiği gücün yıllar geçsede unutulmayacağını eserinde sık sık dile getiren Ömer Erdem mühim bir uyarıyı da yapıyor: "Annesi ve babasıyla oynamadan büyüyen bir çocuk, hep başkalarının oyuncağı olacaktır."

Ali Barskanmay

Annenin hayatta kalma çabası

Mutluluk tanımım biraz da "film izlemek" olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Bu yıl, 45. İstanbul Film Festivali'nin kapsamlı seçkisinde sayısız film izledim.Festival boyunca iyi olduğunu düşündüğüm filmleri hep paylaştım.Bu filmi de listenize alın derim.Mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkar!

Sayım Çınar

Bir Mahallenin Unutulan Sesleri

Pencerelerden içeri süzülen sabah güneşi, fırından eve taşınan sıcak ekmek, sokakta iki taştan kurulan kaleler, akşamüstü pencereden yükselen bir anne sesi... Kaybolan yalnız bu sesler değil; o seslerin taşıdığı yakınlık, güven ve mahalle duygusu. Bir mahalleyi yıllar sonra insana en çok ne hatırlatır Eski bir ev mi, köşe başındaki bakkal mı, badanası dökülmüş bir duvar

Güven Baykan

Avrupa'nın korkusu arttıkça İslâmlaşma süreci hızlanacak...

İslâm, engellerle karşılaşmasa Avrupa'da hızla yayılabilir. Avrupalılar, İslâm'ın yayılmaması için sürgit bir korku dalgası hortlatıp duruyorlar. Bunun için de Kur'ân'a, Hz. Peygamber'e (sav) saldırıyorlar. Müslümanların ne kadar ürpertici, kan emici oldukları sahte imajını yaymaya çalışıyorlar.MÜSLÜMANLAR KURDU, KORUDU; AVRUPALILAR YAKTI, YIKTI!

Yusuf Kaplan

Modern ağrılar ve ağrı kesiciler

Modernizm geleneksel olanı yeni olanın yerine koymak üzere kurgulandı. Geleneksel olanın kadim olanla köklü bağları vardı, bu bağlar sökülüp atıldı. Yerine insan aklının ürettiği gelişme modelleri kondu, toplum yapısı da ilahi ahlak ve düsturların yerine mantıksal ve etik izahlarla şekillendirildi. Vahiy, insanı iyilik ve kötülük arasında bir ikilem üzerinden tarif eder ve buna uygun kaideler

Gökhan Özcan

Kendimizi kandıralım!

Bir hadîs-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim." Ben Allah'ın affediciliği husûsunda kendimi iknâ etmek isterim. Zannım böyle olunca Allah da günahlarımı affedecektir. Bu ne güzel hayâldir... Hadîsi Nasıl Anlamalıyız Hadîsimiz, özellikle âhir ömründe

Ahmet Tâlib Çelen

Yapay Zekânın Düşünceyi Dönüştüren Örtük Etkisi

Üretken yapay zekâ araçlarının, özellikle büyük dil modellerinin, gündelik yazma pratiklerine hızla entegre olması üretkenlik artışı ya da içerik kalitesi gibi gözlemlenebilen etkilerle sınırlı olmanın ötesinde oldukça geniş bir etki alanına sahiptir. Yakın zamanlı çalışmaların önemli bir bölümü, bu teknolojilerin eleştirel düşünme becerilerini zayıflatabileceği, bireylerin bilişsel çabasını

Prof. Dr. Mahmut Özer

Kelam geleneği (10)

Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî'nin kadim hikmetle hesaplaşmasının İslam düşünce tarihi açısından pek çok sonucu olmuştur. Fakat bunlardan biri, İslam'da bilimler geleneğini derinden etkilemiştir. Modern tarih yazımındaki yaygın iddiaların tam aksine kelam geleneğinin önde gelen düşünürlerinin felsefeyle hesaplaşma süreci, gerçekte felsefenin yaygınlaşmasına yol açmıştır.

Ömer Türker

Kelam geleneği (9)

Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî'nin kadim hikmetle hesaplaşmasının İslam düşünce tarihi açısından pek çok sonucu olmuştur. Fakat bunlardan biri, İslam'da bilimler geleneğini derinden etkilemiştir. Modern tarih yazımındaki yaygın iddiaların tam aksine kelam geleneğinin önde gelen düşünürlerinin felsefeyle hesaplaşma süreci, gerçekte felsefenin yaygınlaşmasına yol açmıştır.

Ömer Türker

Öğretmeni güçlendirme zamanı eğitim öğretmenle kalite kazanır

Öğretmenin en vazgeçilmez yönü bilgisi ve bilgeliği. Öğrenciler tarafından özellikle küçük yaştaki öğrenciler tarafından sorgulanmaz, örnek alınır. Öğretmen bilgi aktarır, öğrenmeye teşvik eder, hayat boyu takip edilecek yol haritası çizer, öğrenciye güzel davranışlar kazandırmak için çaba gösterir. Öğretmenin yerini hiçbir şey tutamaz. LGS, TYT, AYT sınavları öğretmenin elini zayıflatıyor, etkisini sıfırlıyor.

Ali Erkan Kavaklı

CHP mehteri dirilten Paşayı dövdürmüş ve Yassıada'da yargılatmıştı...

Nurettin Baransel: Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul. Hakkı Tunaboylu: Cebeci Askerî Şehitliği, Ankara. Feyzi Mengüç: Edirnekapı Şehitliği, İstanbul. Rüştü Erdelhun: Cebeci Asri Mezarlığı, Ankara. Zincirlikuyu'da sade bir mezarda eşi Cavidan

Mustafa Armağan

Bir gönül olarak Türkiye

İnsan dünyaya kendi kalbinden, kendi sözünden ve kendi kavrayışından bakar. Kendi diliyle anlamaya çalışır hayatı. Milletler de böyledir. Kendi sözü, gönlü ve davası olan milletler büyük kültürleri, büyük rüyaları yaşar ve yaşatır.Bir yeri vatan belleyebilmek için ona aidiyet duymak gerekir.Orada kök salmak, onu kalbinle sevmek.Gönlün açıldığı, tarihin ve sözün taşındığı bir yer.

Bekir Fuat