Kültür-Sanat

Öğretmen yok ki öğrenciler gitsin!

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Sultan Uçar

Hüznümüz biter o vakit

Kalbimin saraylara sultan olma vakti geldi. Hissi kabl-el vuku dedikleri olsa gerek hissiyatımın mahiyeti! Hakikatin göğsünde açar en kıymetli güller, saklanır durur yalnızca hak edene... Dönmez rüzgâr çıkmazsa aşk pervaneleri! Anlamayana anlatmayız bundan gayri! Meylimiz yoktur harama, harama ilişene... Güllerin yüzümüze güldüğü yerde bekler dururuz yol gösterecek kutlu mihmandarımızı! Kutlu

Yetenekli Kalemler

Milli Takım, Bizim Çocuklar Ve Günü Kurtarma Kültürü

Milli takımın bizim çocuklara ne oldu "Tarihin en karakterli takımı" diye tarif edilen bir takımın Bursa seyircisinden aldığı cevap, yalnızca kötü oynanmış bir maçın ardından yükselen tepki olarak görülmemeli. Tribünün itirazı biraz da kendisine anlatılan hikâyeyle sahada gördüğü gerçeklik arasındaki mesafeyeydi. İbrahim Hacıosmanoğlu'nun "tarihin en karakterli takımı"

Mehmet Biten

Heavy metal'in "etik" tartışması

Slipknot'ın 2027 dünya turnesinde ön grup olarak Marilyn Manson'u seçmesi tartışma yarattı. Gelecek Temmuz'da, turnenin açılışına, 90 bin kişilik Wembley stadına Slipknot izlemeye gidecek olanlar, önden Marilyn Manson izlemek durumundalar. Manson gözden düşmüş biri. 2021 yılında 21 kadın tarafından, kendilerine cinsel taciz ve şiddet uyguladığı iddialarıyla suçlandı. Olay, Amerikalı

Mehmet Tez

Köşebaşı ve Ahmet Kutsi Tecer

1937 senesinde Ahmet Kutsi Tecer ve eşi Meliha Hanım'ın yolu Ankara ile kesişir. Tecer çifti Ulus'ta Işıklar Caddesi yakınlarında bir apartmana taşınır. Bir zaman sonra yeni taşındıkları bu eve Sivas'tan bir misafir gelecektir; Veysel Bey ve yardımcısı... Zili çalarlar, Meliha Hanım içeri davet eder, Veysel Beyler çamurlu pabuçlarını kapının eşinde bırakıp içeri girerler. O an

Tolga Aydoğan

İstanbul'un kamera arkasında kalan görsel tarihi

BASIN tarihinin en önemli görsel arşivlerinden biri olarak kabul edilen Selahattin Giz koleksiyonundan geniş bir seçki, Pera Müzesi'ndeki "Cumhuriyet'in Kamera Arkası" sergisinde izlenime sunuldu.İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nün (İAE) 20. yıldönümü için düzenlenen sergi, erken Cumhuriyet İstanbul'unun gündelik hayatını ve fotomuhabirliğinin perde arkasını ele alıyor.

İhsan Yılmaz

Seyfettin Araç'ın üçlemesi tamamlandı

Türk edebiyatının özgün kalemlerinden Seyfettin Araç, "Acının Anatomisi" üçlemesini tamamladı.Sevgi, yalnızlık, yoksunluk ve ölüm kavramları etrafında şekillenen üçleme, anlatı biçimine getirdiği yeniliklerle dikkat çekiyor.Üçlemenin ilk kitabı "Sevgili Yalnızlık", 2021 yılında okurla buluşmuştu. "Sevgili Yoksunluk

Doğan Hızlan

Genç duyarlığı

Toplumca gösterilen eylemlerde duyarlıklı gençlerin sayısı yüksektir. Cumhuriyet tarihimizde bunun özgüvenli, canını ortaya koyan örnekleri bugün bile anılmaktadır. O nedenle gençlere "delikanlı" da deniyor. Aralarında bağlantılar kurarak bizi yeneceklerini uman devletleri dize getiren Mustafa Kemal, 10'uncu yıl Nutuk'unda erdemine inandığı gençlere şöyle sesleniyor:

Adnan Binyazar

Böyle gelmiş, böyle mi gitmeli

Eğitimde, sporda, siyasette, ekonomide, hemen her alanda, hemen herkes bildiği yolda yürümeye devam ediyor.Peki en doğru yol hangisiEn iyi bildiğimiz yol mu yoksa en doğru yol bu diye gittiğimiz yol mu..Milli takımın maçlarını izliyorsunuz; yenilgi üstüne yenilgi almamıza rağmen değişen hiçbir şey yok. Aynı kadro, aynı taktik, aynı durgunluk, aynı hezimet.

Abbas Güçlü

"Hâtıran aziz dostum, senin aziz hâtıran!"

Ankara'da 1976'dan itibaren en az haftada bir ziyaret ettiğim üç kişi vardı. Başta Hâlide Nusret Zorlutuna. Diğer ikisi, Yahya Kemal'in meclisine devam eden en genç iki isimden biri, Bergama Heykeltraşları şiirini ithaf ettiği ve "Muhtar refîk olmayıcak her şey boş" iltifatıyla karşıladığı Dr. Muhtar Tevfikoğlu

A. Yağmur Tunalı

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (397)

- Nâdire Bükey (ö. 1.6.1969): Vefât îlânlarından anladığımıza göre, çocuğu yok ve muhtemelen evlenmemiş. Bir gazete röportajından ("Pierre Loti'nin Oturduğu Ev", Yeni İstanbul, 15.1.1950, s. 4), onun, 1950'de, İstanbul'un Sultanahmed Semtinde kâin Dîvânyolu Caddesi'ndeki (P. Loti'nin de kısa bir müddet misâfireten ikamet ettiği) evlerinde, kardeşi Cemal Bükey Paşa'yla berâber oturduğunu öğreniyoruz.

Yesevizade Alparslan Yasa

Asrımızın Nene Hâtunu(!)

Kırsal bir bölgede yörenin AK Parti kadın kollarının da mevcut olduğu bir etkinlikte iki beyin konuşmasına kulak misâfiri olmuştum. Birisi, modern giyimli, güneş gözlüklü, tesettürlü hanımları ve sandalyelere oturmuş beyaz namaz örtülü yaşlı hanımları göstererek şöyle dedi:"Bu hanımlar, bu ninelerin torunları ama bir tuhaflık var. Nineleriyle alâkaları yok."

Kerime Yıldız

Yitiksöz'den kolonyalizm özel sayısı

Bazı kavramlar, kavradığı anlamın da ötesinde bir ağırlığa sahiptir. Kimi kavramlar derununda kurtuluşun, huzurun ve ebedi saadetin şifrelerini taşırken kimi kavramlar da aksine kan ve gözyaşının, kaosun, soykırımın, işgalin ve vahşetin en acı, en karanlık ve en şiddetli izlerini taşır. Bizim dil ve kültür dünyamızda bir kavramın korkunç anlamını biraz daha hafifletmek adına farklı kelimeler

Halit Yıldırım

Bir ileri, beş geri...

Türkçenin en devingen sözcüklerinden "geri"nin kimliğine baktığımızda... En eski sözlüğümüz Divânü Lügati't-Türk'e dek gideriz. Sözlüklerde pek çok anlamı, yeni sözcükler, bileşikler doğuran güçlü, renkli bir gövdesi var. Dünden bugüne türkülere ağıtlara, atasözlerine deyimlere yerleşivermiştir. Ağlarsa anam ağlar, anamdan gerisi yalan ağlar... Sık kullanırız da kimi kez

Sevgi Özel

İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık. Bir yanda sergiler, oyunlar, yeni filmler, konserler; açılan yeni kültür mekanları (CRR, Karaca Tiyatro, vb.)... Fon skandalındaki rezilliklerle, çalıp çırpmakla, devlet adına utançla; 88 gün boşu boşuna kuyuya tıkılan Deniz Göktaş'ın tahliyesine sevinmek arasında kahrolmak... Öte yanda, gerçek suçlulara

Zeynep Oral

Anlatım bozuklukları (41) - Şapka deyip geçmeyin (61)

Yeni Dünyaya Gelmek – Dünyaya Yeni Gelmek"Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm "ümmetî, ümmetî" diye re'fet ve şefkatini göstereceği gibi, YENİ dünyaya geldiği zaman, ehl-i keşfin tasdikiyle, vâlidesi onun münâcâtından 'ümmetî, ümmetî' işitmiş." (Lem'alar s.36) Niçin "dünyaya YENİ geldiği zaman" değil Burada bir anlatım pürüzü mü var Kelimenin cümledeki sırası münasip mi

Nahit Topaloğlu

Fon krizi değil çürüme çürüme

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Naim Babüroğlu

Sadece dinlenmek yeterli değil

Müzik sektörünün geleceğini anlamak için artık sadece kimin en çok dinlendiğine veya hangi parçanın tavan yaptığına bakmak yetmiyor. Globalleşme dediğimiz o büyük kavram, tek bir kalıba sığmayacak kadar renkli, karmaşık ve çok katmanlı bir hal aldı.Müzik veri ve analiz platformu Chartmetric'in yeni yayınladığı 2026 Global Music Pulse araştırması tam da bu noktaya ışık tutuyor. Rapor, müziğin

Sinem Vural

İslam Düşüncesinde Nefsü'l-Emr: Hakikatin Zihinden Bağımsız Zemini...

İslam düşüncesinde bilgi meselesinin merkezinde yalnızca insanın neyi ve nasıl bildiği değil, bildiği şeyin doğru olup olmadığının hangi ölçüte göre belirleneceği sorusu da yer alır. Bir hükmün doğru olduğunu söylediğimizde, aslında o hükmün kendisinden başka bir şeye uygun olduğunu kabul ederiz. Fakat mesele yalnızca dış dünyada mevcut nesneler hakkındaki önermelerle sınırlı değildir. "Örneğin,

Prof. Dr. Mahmut Özer

Kültürel sürekliliğin adıdır Metin Turan

HTTP/2 200 date: Thu, 01 Oct 2026 02:24:07 GMT content-type: text/html; charset=utf-8 server: cloudflare cache-control: max-age=30 expires: Thu, 01 Oct 2026 02:24:29 GMT x-lb-cache: EXPIRED x-platform: desktop x-cf-platform: desktop content-encoding: gzip nel: {"report_to":"cf-nel","success_fraction":0.0,"max_age":604800} vary: accept-encoding age: 8 last-modified:

Mehmet Yardımcı

Cehaletle eğitim yapılmaz!

Bir metnin özgün anlamını bozmadan onu yeniden daha etkili bir şekilde ifade etmeyle oluşturulan sözlere parafraz denir. Tarihteki ünlü isimlere ilişkin pek çok ifade aslında birer parafrazdır. Ve titiz bir şekilde üretilmiş parafrazlar metinler arası düşünmeyi öğretmesi bakımından oldukça kullanışlı ve verimlidir. Bu şekilde tarihteki en ünlü parafrazlardan biri muhtemelen filozofun ölümünden yüzyıllar sonra üretilen

Ali Apaydın

Para para para...

Eğri oturup doğru konuşalım... Para, insanın maskesini düşüren bir turnusol kağıdıdır. Kiminin hırsını, kiminin ikiyüzlülüğünü, kiminin zaafını, kiminin de ahlakını ortaya çıkarır.Necip Fazıl Kısakürek, 1941 yılında yazdığı Para adlı piyeste bu meseleyi son derece etkili biçimde anlatır. Üstat, paranın (maddenin) insan ruhunu ve ahlaki değerleri nasıl esir alıp yozlaştırabileceğini,

Bedir Acar

İstanbul'da eşsiz dinletiler

Geçen hafta "İstanbul Kültür Rotası" kapsamında kentimize gelen Royal Philharmonic Orkestrası'nın şefi Vasily Petrenko yönetiminde iki muhteşem konser dinledik. İlk konserde kemancı Liya Petrova solistti. Tertemiz, ışıl ışıl çalan bir kemancı. İkinci konserin solisti benim de 2014'te Boğaziçi Albert Long Hall konserlerine getirdiğim

Evin İlyasoğlu

Sultanahmet

Yaşadığım İstanbul'da en çok sevdiğim semt Eyüpsultan. Çünkü burada "Mihmandar-ı Nebi" yatıyor. Ve civar mezarlıklarda yüzlerce büyüğümüz, nurlu kabirlerinde mahşeri bekliyor. İkinci gözde semtim neredeyse yarım yüzyıldır oturduğum Fatih. Bir başka ulu şehrimiz! Ardından ruh aşinası Üsküdar! Fatih'in bereketli semtlerinden biri de Bâbıâli. Komşuları: Eminönü, Beyazıt, Çemberlitaş ve Sultanahmet...

Mehmet Nuri Yardım

CHP Programı'nın ve Anayasanın Türkçeleştirilmesi

1945 yılında anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi bir devrimdi, 1952 yılında anayasa dilinin eski dile döndürülmesi ise karşı devrim... Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Türk Devrimi ile sadece Türk ulusunu değil, Türk ulusunun dili Türkçeyi de kurtardı. Genç Cumhuriyet, Türkiye'de eğitimin dilini, sanatın dilini, bilimin dilini,

Sinan Meydan

Ayhan Özdemir diyor ki

Köşe yazarlığı sadece aydınların bulundukları noktadan gördüklerini entelektüel bir eda ve berrak bir dille anlattığı mahfiller değil, aynı zamanda toplumun nabzını tutan, onların aynası işlevi gören düşüncelere de yer verme platformlarıdır. Bu minvalden olmak üzere, geçen haftaki Kokektif Umutsuzluk adlı yazıma atfen değerli dostumuz, memleketin derdiyle dertlenen, ufkuna, bilgisine, birikimine,

Prof. Dr. İsmet Emre

Herkesin bildiği, kimsenin bilmediği

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki duyduğumuz hiçbir absürtlüğe "Hayır, bu da olamaz!" deme lüksüne sahip değiliz. Meşhur Yeşilçam olay örgülerinden birini hepiniz hatırlarsınız. Mahallenin çapkın delikanlısı, mahallenin gözde kızına tutulur ve onu elde edebilmek için her yola başvurur. Aralarındaki gerilim arttıkça bir noktadan sonra bizim delikanlı mahallenin haytalarıyla anlaşır, kıza

Şenol Kaluç

Niyazi kafa karış oyununu Sasu'nun korner atışları gibi oynardı......

Beş kişinin iki buçuk lira diktiğini ve başı vurduğunuzu bir tahayyül etsenize, on iki buçuk lirayı iki dakikada cebe atıyordunuz. Bu da, sinema biletleri yüz yirmi beş kuruş olsa bile, on film parasını bir elde kaldırdığınız anlamına geliyordu. Ama, ben başarılı bir misket oyuncusu değildim, mahalleye Niyazi isminde bizden iki üç yaş büyük biri gelir, Serdar'ın, Cüneyt'in, Ertan'ın, Mete'nin ve benim paraları toplar giderdi.

Taner Ay

Bir Hikâyenin Çağrışımı

İnsanın, kendi varlığından başlayarak dışındaki varlıklara ve olgulara bakışı, onları duyumsayışı, algılayışı, kavrayışı, değerlendirişi ve yorumlayışı çeşitlilik gösterir. Böyle olması gerekir denebilirse de, bunun her zaman kabullenildiğini söylemek pek kolay değildir. Tarih bilimi başta olmak üzere, genel olarak inanç, düşünce, sanat, siyaset, iktisat, hukuk vb disiplinlerin bakış açıları

İsmail Kıllıoğlu

Kapı gıcırtısının bile telifi var!

Yapay zekâ önce şarkılara, sonra seslere girdi. Şimdi sıra kapı gıcırtısına, ayak sesine, yağmura, motor sesine geldi. Ses tasarımcıları ve dünyanın önemli efekt kütüphaneleri birleşti: "Bizim ürettiğimiz sesleri izinsiz kullanamazsınız." Bir film izliyorsunuz. Kapı açılıyor: "Gıııııc..." Adam koridorda yürüyor: Tak, tak, tak... Dışarıda yağmur yağıyor,

Hakan Uç

Çağırmak veya çağrı...

Bakmayın siz şimdilerde o güzel kelimenin bankaların, anlı şanlı şirketlerin devlet kurumları ve benzerlerinin etkin iletişim adına kurdukları çağrı merkezlerinin ağına düşmesine. Kelime ki bizi yaratır, kurar, şekillendirir ve hayatımızın sembolü kadar hakikati de olur. Çağrı kelimesinin dünden bugüne bizi nasıl çekip çevirdiği içimizi ve kainat dünyamızı nasıl karşıladığını anlamak isteyen

Ömer Erdem

Geldiğimiz nokta

Herkesin sadece kendi mahallesinde yaşamaya, kimseyle teşrik-i mesai etmemeye alıştırıldığı günümüzde, bizi bekleyen en büyük tehlike nedirNe kadar güvenlidir bu aslında. Bildiğin insanlar, bildiğin çevre, hep aşina olduğun esnaf, ezberlediğin kaldırım taşları... Dışarıdan giren hiçbir tehlike yok. Vergisini veren ve bağlılığını ilan eden kapitülasyon ülkesi gibi, kafan rahat. Tehlike düşünecek

Havva Küçük Konur

Eğitimde küresel rüzgârlar nereye esiyor

Yurt dışı eğitimi denince akla gelen eski alışkanlıklar birer birer değişiyor. Süreç artık yalnızca üniversite tercihlerinden ibaret değil, lise sıralarında atılan adımlardan, İngiltere'deki lisans reformlarına, ABD'deki sporcu burslarından uzman bir eğitim danışmanıyla çalışmanın kritik önemine kadar uzanan stratejik bir yol haritası gerektiriyor.Bu haftaki yazımda küresel eğitimin

Ebru Doğdu

Asrın Necaseti

Serengeti sakinlerinden olan kedi cinsinin mümtaz şahsiyetleri aslan, leopar, çita ve benzeri tırmalayıcılar, onca savanlar, çayırlar, geniş düzlükler içinde kendilerine yaşayabilecek alan seçmek zorundadır. Belirledikleri alana aile efradını, çoluğu çocuğu yerleştirip rahat bir nefes almak isterler. Gel gör ki pek huzur buldukları, felah ve de refaha erdikleri, geçinip gittikleri söylenemez.

İshak Koç

Muammer Karaca Tiyatrosu ve çağrışımlar...

Bir zamanlar Beyoğlu'na renk katan tiyatrolar zincirinin halkalarından biri olan Muammer Karaca Tiyatrosu en sonunda sessizliğini bozdu. İBB Miras ve İBB Kültür'ün ehil ellerden çıkan restorasyon çalışmalarıyla yeniden parlak bir ışık olmaya hazırlanıyor, yıllar öncesinin cazibesini çoktan yitirmiş İstiklal Caddesi'nde. 300 kişilik özenle yapılmış salonu,

Dikmen Gürün

Maarif Modeli, Optimus Prime ve Bilgecan Dede

Maarif modelini uygulamak mümkün mü Yapabildiğimiz kadarını pratik olarak uygulayabilirsek ne olur Her ders için farklı yorumlar yapılabilir elbette. Ön yargılarımızı bir tarafa bıraktığımızda, uygulama safhasında bu model bizlere birçok imkân tanıyor. Uygulamayı becerebildiğim ve sonuçlarını alabildiğim kadarıyla bu imkanı 6. sınıf Peygamberimizin Hayatı ders kitabında

Burak Tekiner

Eğitimin "asıl" ihtiyacını konuşmak

İnternetin yaygınlaşması, sosyal medya, kişisel profillerin ulaşılabilir hâle gelmesi, fotoğraf ve video paylaşımındaki sınırsızlık en çok, aktif kullanıcı olarak genç nesilleri, "izleyici" olarak da çocukları etkiliyor ne yazık ki. Bu fırtına, eğitimi daha kapsamlı ve yeni yöntem arayışlarına iten bir sisteme dönüştürüyor. Değişimi algılamayan yöntemler ve sistem, faydasız olmakla kalmıyor, beklenmedik zararlara yol açıyor.

Elif Sönmezışık Aydın

Kapitalizm mi, zihniyet mi Lotarya ekonomisinin toplumsal kökleri

Lotarya ekonomisini yalnızca bireysel irrasyonellik, açgözlülük veya finansal cehalet üzerinden açıklamak yetersizdir. Asıl soru, bu davranışları hangi toplumsal düzenin ürettiğidir. Kapitalizm doğası gereği spekülatif ve Ponzi karakterli bir sistem midir; yoksa üretken kapitalizm ile rantçı ve spekülatif kapitalizm arasında ayrım yapmak mı gerekir Bu yazıda Marx ve Minsky'nin finansallaşma

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Gülsen Tuncer'in ardından...

Son zamanlarda hep "ardından..." yazıları yazmaya başladığımı fark ettim. Hiç dinmeyen bir eksilme duygusu var içimde. En son çok değerli ve çok yönlü bir sanatçıyı, bir mücadele insanını, bir 68'liyi, sevgili dostum, güzel insan Gülsen Tuncer'i yitirdik. Gülsen Tuncer ile altmış yıllık bir mazimiz var. 1967'de Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu'nda,

Ayşe Emel Mesci

'At Sineği' Olmak!

İnsan, hakikatin o sarp ve tekinsiz yokuşlarında nefes nefese kalmaktansa, alışkanlıkların düzlüklerinde adımlamayı seçen bir varlıktır. Doğası gereği, zihnini kanatan şüphelerden kaçar; yanılgılarına meşruiyet katan, ezberlerini onaylayan o konforlu yankı odalarına sığınır. Çünkü insanın kendi fikirleriyle sahici bir yüzleşmeye girmesi, aslında ruhunu çırılçıplak karşısına alıp onunla hesaplaşmasıdır ki bu, dış dünyadaki devasa kaosu izlemekten çok daha ürkütücüdür.

Fatih Yüksektepe