O demde ki; perdeler kalkar, perdeler iner. Azrail'e hoş geldin,...

Ölümü öldürmek istediği halde bir türlü bunu beceremeyen modernite ise, çareyi ölümü hatırlatan her şeyi insandan uzaklaştırmakta, yani insana bu en yakın ve en yalın gerçeği unutturmakta buldu. Ölümü kendisine düşman ilan eden modern birey, onu en olmadık yerlerde, en olmadık zamanlarda, en kötü ve korkunç yüzüyle kimi zaman trafik kazası, kimi zaman ölümcül bir virüs, kimi zaman intihar,

Yaşar Değirmenci

Farkında mıyız..

Bizi yaratan, yaşatan, yöneten,donatan,rahmetiyle kuşatan Rabbimizin farkında mıyız Siret ve sünnetiyle bizi iki cihanda saadette, rahmete ve cennete götüren Peygamberimizin farkında mıyız Bütün iyiliklerin, güzelliklerin, hayırların, esenliklerin, erdemlerin,değerlerin ve faziletlerin diğer adı olan İslam'ın farkında mıyız Okuyana

Bülent Acun

Demokratlık reislik değil, millete hizmetkârlıktır

[Kalbe İhtar Edilen İçtimaî Hayatımıza Ait Bir Hakikat]Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâm'dır. İttihad-ı İslâm Partisi, yüzde altmış, yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini siyasete alet etmemeye, belki siyaseti dine alet etmeye çalışabilir. Fakat çok zamandan

Risale-i Nur'dan

Kaynakların israfı ve silahlanma

Geçmiş asırlarda büyük devlet olmak; güçlü, ağır silâhlarla donanımlı kalabalık bir orduya sahip olmakla ölçülürdü.Günümüzde büyük devlet olmak; Demokrasi, adalet, hak ve hürriyetlerini esas alan hür demokratik bir siyasî rejimle idare edilmek ve vatandaşların hayat standardının yüksekliği, bilgi, sanayi ve teknoloji üretiminin büyüklüğü ile ölçülmektedir. Almanya, Japonya

İbrahim Ersoylu

İfrat ile tefrit, hakikatin yolunu kapatır...

"Hakikatin dengesini bozan ifrat ve tefrit"in manalarını biliyoruz.İstikamet ve itidal olan İslâmiyet'in; hakikatin hududunu aşıp ileriye gitmeye "ifrat," yetersizce haddin altında kalmaya da "tefrit" dediği hakikati; yalnızca ahlâkî hayatımızda karşımıza çıkmıyor. Bu hakikatin, hayatın her karesini alâkadar eden kullanımı vardır. Fatiha-i

Şükrü Bulut

Komşularınla aran nasıl

"Allah'a kulluk edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babanıza iyilikte bulunun. Akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışlara, elinizin altında bulunan köle, câriye, hizmetçi ve işçilere iyilik yapın. Çünkü Allah, kendini beğenen ve çokça övünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez." (Nisa 36) Apartman

Ömer Arif

Yalnız değiliz: evlerimizdeki görünmeyen misafirler

Bismillah. Elhamdülillah vessalatü vesselamü ala Resulillah. İnsan çoğu zaman kendisini yalnız zanneder. Bir evde yaşayan aile fertlerini sayarken "Ben, eşim ve çocuklarım" diyerek yalnızca gözle görünenleri hesaba katar. Oysa iman eden bir mümin için hayat bundan ibaret değildir. Çünkü Müslüman'ın dünyasında sadece insanlar değil,

Nureddin Yıldız

Hata neredeydi (2)

Nietzche, tarihi objektif bir şekilde yazmaya çalışan vakanüvistler için "tarihin şehvetli hadımları" ifadesini kullanır. Vakanüvistler için objektif tarih yazımı imkânsız olsa da her tarih yazımı için bu imkânsızlıktan söz edemeyiz. Tarih yazımında imkânsız olan "makul objektiflik" değil "saf objektiflik"tir. Filhakika, yazarından bağımsız bir tarih yazımı düşünülemez.

Mahmut Ay

Saraydan başkan kaçırma

"Saraydan Kız Kaçırma" adını daha ben 14 yaşında iken duymuştum. Karaman yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı 1961'de Karaman'a davet ederler. İlk defa bir ilçeden böyle bir davet gelmesine sevinen Hikmet Şimşek, hemen derhal gelebileceklerini bildirir. Sahne kurulur, gösteri başlar.

Mahmut Toptaş

Şahsiyetli Müslüman

Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (S.A.V.) rehberliğinde inşa ettiği kimlik ve kişiliğiyle temayüz eden Müslüman, Allah-u Teâlâ'yı razı etmeyi en büyük hedef olarak görür. Nihai hedefe ulaşmak için önce Allah-u Teâlâ'nın kendisine yüklediği emaneti taşımayı şiar edinerek emanete riayet eder. Allah-u Teâlâ'nın emrettiği, Peygamber Efendimizin (S.A.V.)

Siyami Akyel

Demokrasimizin uzun yolculuğu

Bugün, siyasî tarihimizde "Demokrasi Bayramı" olarak adlandırılan 14 Mayıs 1950 seçimlerinin yıl dönümü.14 Mayıs, sadece bir seçim günü değil; modernleşme adı altında sefahet-i mutlakın topluma zerk edildiği, istibdad-ı mutlakın "Cumhuriyet" adı altında mutlak otoriterizme ve dinsiz bir rejime dönüştürüldüğü "tek adam -tek parti" döneminin seçimler vasıtasıyla

Ahmet Dursun

Engel olanlar, Engel tanımayanlar

Mekkelilerle görüşme halindeyken çağrısını ertelediği Abdullah b. Ümmi Mektûm, hayatının sonuna kadar efendimizde unutmayacağı iz bırakmıştır. "Kendisine o âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve öteye döndü. Ne bilirsin, belki de o arınacak yahut öğüt alacak..." (Abese, 80/1-11). Abdullah (r.a.), ileriki dönemde efendimizin müezzinlerinden olacak hatta Medine'deki temsilcisi olacaktır.

Nusret Reşber

Ümmet uyuyor

Gazze'de çocuklar bombalar altında can verirken, şimdi bir başka vahşetin daha perdesi aralanıyor. Dünyanın sözde "medeniyet" merkezlerinden biri kabul edilen bir devletin hapishanelerinde, insanlık onuru sistematik biçimde çiğneniyor. Filistinli kadınlara, erkeklere, hatta çocuklara yönelik cinsel işkenceler artık münferit suçlar değil; organize edilmiş bir zulüm düzeninin parçası hâline gelmiş durumda.

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Münafık şer ittifakının melanetleri (21)

a-İsrail İran'daki Rejimi Değiştiremedi *İsrail kurulduğu 1948'den beri bölgede devamlı savaş çıkararak Filistin topraklarını kendi topraklarına katmaya devam etti. İsrail 7 Ekim 2023'te Gazze'yi işgal edip, Hamas'ın önemli liderlerini öldürdü ve Müslümanlara soykırım yaptı. Daha sonra, 'nükleer silah yapıyor diyerek' kendisine

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

Ne kadar teşekkür etsek azdır...

Kalplerimiz, yaratılış ve varoluş emrini Hâlık-ı Rahîm'imizden aldıktan sonra hayatiyetini devam ettirmekte ve vücut bulmaktadır.Ancak ve ancak Yaratıcısını zikretmekte, tesbih etmekte ve tahmid etmekte huzur bulmuş; sürur ve saadet içerisine girmiştir... Gözlerimiz, görmeyi bilen ve yaratan Rabbimizin bir hediyesidir. Biz bu gözlerle yalnızca sevdiğimiz, hoşumuza giden

Rifat Okyay

Unutulan haramlardan biri: Müslüman esiri ölüme terk etmek (5)

Hz. Peygamber'in Müslüman esirleri kurtarmak için sarf ettiği çaba, Seleme b. Hişâm b. el-Mugīre'nin de (ö. 14/635) özgürlüğe kaçış sürecini başlatmıştır. Seleme, Mekkeli ilk Müslümanlardandır. İlklerden ve öncülerden oluşan ilk kuşak, İslam'ın günümüze kadar gelmesini sağlayan kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca bunlar, davanın yükünü omuzlamış ve devletleşme sürecine

Doç. Dr. Harun Bekiroğlu

Hayatını Düzene Koymak İsteyen Müslüman Gençlere

Önce Rabbini razı et: Vaktin kıymetini bil! Her şey geçer, ömür de geçer, bütün tartışmalar son bulur. Bütün koltuklar terk edilir. Bütün ünvanlar, makamlar geri de kalır. Ne yaparsan yap, kimseyi razı edemezsin, muhakkak bir eksiğin bulunur. Sen Allah'ı razı etmeye bak! Gerisi boş, gerisi gelir geçer... Her dakikanın hakkını ver:

Abdülaziz Kıranşal

Fatiha Suresi hakkında - 1

Mithat Yıldız: "Fatiha Suresi ne zaman ve hangi olay üzerine indi"Mekke'de Nazil Oldu Fatiha Suresi Mekke döneminin ilk yıllarında tamamı bir defada olmak suretiyle nazil olmuştur. Yani ayet ayet inmiş değildir. Sure olarak ilk inendir. Yani ilk inen ayet Alak Suresinin ilk beş ayeti ise, ilk inen sure de Fatiha Suresidir.

Süleyman Kösmene

Dijital takva

Dijitalleşme, insan hayatında yeni bir alan açmıştır. Sosyal medya, sanal etkileşimler ve içerik üretimleri, insanın hem kendini ifade ettiği, hem de imtihan olduğu mecra hâline gelmiştir. Ancak insan için temel hakikat değişmez. İnsan her hâlükârda kuldur ve ilahi bir gözetim altındadır.Takvâ ise insanın her hâlinde Allah'ın huzurunda olduğunu bilme şuurudur. Geleneksel hayatta olduğu

Yasemin Yaşar

Ağabey diyor ki Haksızlık yapılmasın

İçinde bulunduğumuz siyasi, sosyal ve ekonomik kaosa rağmen, her konuda çalışmak ve hayırlı hizmetlere ulaşmak için gayret gösteriyoruz. Ama bu tarz çalışanlara ilgi gösterileceği yerde, maalesef kayıtsız bir tavır görülmektedir. Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde dile getirdiği gibi: "Gittikçe her yüke alışıyoruz,

İsmail Müftüoğlu

İki rehber

EĞİTİMİNDE Çocuklarımıza; "evet"ten önce "hayır" demeyi/önce itirazı/reddi, sonra kabulü öğretmemiz gerekir. Bu, "İlahi"/"Rabbani" yöntem ve ilkelerdendir: -Bütün ortak ilahi mesajlarla/kitaplar, peygamberlerle, her dönemde insanlar, tağutları/zulmü, fesadı reddetmeye, sadece Allah'a (cc) kulluğu kabule/adalete,

Bahaddin Elçi

"Ankaralı Kürtler"

Ne demek Ankara'da ne işleri var Kürtler de, bu vatanın evlâtlarıdır. Diyar-ı Bekir'de, Cizre'de olduğu gibi, Ankara'da da, İstanbul'da da olabilirler. Ama bizim esas mevzuumuz o değil.1960 senesinde, doğup büyüdüğüm memleketim olan Ankara'da, ilkokula başlamıştım. İleri sınıflarda, aklımız yetmeye başlayınca, bazı hadiseleri unutmuyorduk. Sınıfımızda, Kürt arkadaşlarım

Osman ZENGİN

Erkeğim; maskulinist değilim

Kadın konusunda aktüel tartışmalar çeşitlenerek yoğunlaşmaktadır. Elbette bir konuda bilimsel tartışmaların olması önemli ve gereklidir. Fakat bilhassa feminizm üzerinden yürütülen tartışmalarda iki boyut öne çıkmaktadır. Birincisi, cinsiyet değiştirmeden queer konusuna kadar direkt feminizmle ilintili olmayan meseleler de feminizme dahil edilmektedir. İkincisi de, tartışmalar "insan" ve "Türkiye" gerçeğine biraz teğet geçmektedir.

Prof. Dr. Mustafa Tekin

"Şeair-i İslâmiyede ubudiyet saklıdır"

Günümüzde özel ve kamu hukuklarından bahsedilir.Bediüzzaman da bu tasnifi kabul etmekle birlikte kamu hukukunu "hukukullah" sayar. Şer'î meselelerden bir kısmının şahıslara, bir kısmının da umuma taalluk ettiğini benimser. Herkesi ilgilendiren meseleleri "şeair-i İslâmiye" olarak ifade eder. Umumun rızası olmazsa, onlara ilişmek, umumun hukukuna tecavüz kabul edilir.

Ahmet Özdemir

Osmanlı'ya matbaa neden geç geldi

Bazı katı gelenekçiler, matbaa gibi konularda tarihimize eleştirel bakanları "Batı'daki koroya katılmak" diye yaftalıyorlar. Fakat bu tavır hem bilimsel açıdan hem de ahlâken çok yanlıştır. Üstelik, ilginçtir ki, bunlardan bazıları kendi görüşlerini destekler mahiyette buldukları Batılı uzmanların yazılarını kullanıyorlar. Bunu yapmakla başka bir "Batılı koro"ya katılmış

Mustafa Çağrıcı

Huysuzluk

Hz. Adem (a.s) babamızdan günümüze kadar; başta Allah'ın seçkin elçilerine ve insanlara rahat vermemiş ve çeşit çeşit eziyetler etmiş; insanlara dünyayı dar etmiş bir topluluk var ki Allah kötülüklerinden korusun! Bu topluluğun kötülüğünden Allah'a sığınıyoruz! Gerek bu toplum ve gerekse bu toplumun boyunduruğu altına girmiş ya da bu kötücül toplumun yalanlarına, uydurmalarına kanmış

Mehmet Şerif Cebe

Tevhit ve ekonomi

Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz. Tevhit; insanlık ve bütün kâinat için gerekli olan temel bir hakikattir. "La İlahe İllallah" demek, bütün saadetlerin temelidir ve her türlü sıkıntıyı gidermenin de tek çaresidir. İnsanlık bunu anladığı,

İsmail Hakkı Akkiraz

Hakikatin kapısında: İlim ve iktidar

Tarih, kalemin kılıçtan üstün olduğunu defalarca göstermiştir. Ordular dağılmış, saraylar yıkılmış, tahtlar devrilmiştir; fakat fikirler yaşamaya devam etmiştir.Peki, hakikatin tercümanı olması gereken kalem, neden çoğu zaman iktidarların gölgesinde görünür Neden ilim ehli, halkın ve hakikatin yanında durmak yerine çoğu zaman güç merkezlerinin etrafında toplanır Bu suale

Hasan Güneş

Namaz bütün kötülüklerden korur

Bu dünyaya Allah'ı tanımak, iman ederek ibadet etmek için gönderilen insanların büyük ekseriyeti ne yazık ki, bu vazifeden habersiz olarak hayatlarını devam ettiriyorlar.Mü'min ve Müslüman olanların çoğu da, hem Allah ve ahiret vardır diyorlar, hem de Allah ve ahiret yokmuş gibi ibadetten uzak bir hayatı tercih ediyorlar. Bu durum, gerçekten hem dünya, hem de ahiret açısından çok tehlikeli

Sami Cebeci

Engelli birey ve aile

Engellilik, sadece bireysel bir durum değil, toplumsal bir sorumluluk sınavıdır. Erişilebilir, adil ve merhametli bir toplum inşa etmek, hem dünyada hem ahirette bir kazançtır. Bu hafta, sadece fark etmekle yetinmeyelim; dinleyelim, anlayalım ve değiştirelim. Çünkü gerçek engel, bedenlerde değil; önyargılarda ve toplumsal ihmalde yatar. Engelliler ve engellilerin

Süleyman Gülek

İnancın ferde ve topluma faydaları

İnanç, sadece kalbe ait bir mesele değildir. Hem ferdin iç dünyasını, hem de toplumun dokusunu şekillendiren güçlü bir unsurdur. Bediüzzaman'ın ifadesiyle "İman hem nurdur, hem kuvvettir."1İnanç, ferde zorluklar karşısında sabır ve tevekkül kazandırır. Araştırmalar dindar fertlerde stresle başa çıkma oranının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ahlâkî pusula; yalan, haksızlık, bencillik karşısında iç denetim sağlar. Vicdanı diri tutar.

Halil Elitok

Cami merkezli bir toplum

Cami, mihrabıyla bir tapınak, minberiyle bir toplum ve bir devlet, kürsüsüyle bir okuldur. İslâm ülkesinde halkla cami iç içedir. Camiler halkın etine kemiğine kaynamıştır. Halkın ruhu her zaman, caminin içinde gözcü ve bekçidir. Camiye konan bombayı gerçekte haber veren, ne şu, ne bu, halkın ruhudur. Halk namazda toplu halde miraç halindedir. O anda toprağa

Abdullah Yıldız

Kalbi sönen çağda muharririn mesuliyeti

Bugünün insanı tam da bu ayetin tasvir ettiği zihinsel parçalanmayı yaşamaktadır. Görüyor ama basiret sahibi değil. Konuşuyor ama hikmet üretemiyor. Yazıyor ama hakîkate hizmet etmiyor. İşte burada kalemin mesuliyeti başlıyor. Çünkü kalem, sadece yazı yazan bir araç değildir. Kalem; bir medeniyetin hafızası, ahlâkın taşıyıcısı ve toplum ruhunun inşa vasıtasıdır. Bir toplumun

Hüseyin Demir

Önde ve sonda bulunanların imtihânı...

Risale-i Nur hizmetinde "Erkânlar ve sahipler ve haslar ve nâşirler ve talebeler ve taraftarlar ve kardeşler ve dostlar gibi tabakat var."1 Bu hizmette kader-i İlâhînin de muvazzaf kıldığı ancak her daim imtihanın şiddetlenmesi sırrıyla tehlike ihtimali her tabakada bulunmak kabildir.Ancak önde ve arkada bulunanlar en şiddetli imtihanla eleklerden geçirilirler. ünkü büyük dağların

Abdülbaki Çimiç

Turgut Uyar'ın içinde bulunduğu dünya ile içindeki dünya arasındaki...

Hüseyin Cöntürk, "Turgut Uyar" (de yayınevi, 1961) adlı incelemesinde şairlerde iki dünya olduğundan bahseder. Aslında sadece şairlerin değil tüm insanların iki dünyası vardır. Bunlardan ilki 'içinde bulunduğumuz, reel, somut dünya', diğeri ise 'içimizdeki dünya'dır. Söz konusu iki dünya, birbirinden bağımsız değil! Biri diğerini olumlu ya da olumsuz anlamda şekillendirir,

Alaattin Karaca

Seyyar medrese

Risale-i Nur'un yazılması, çoğaltılması, yayılması, gönüllerde ve akıllarda yer bulmasının her aşamasında açık bir gaybî yardım hissediliyordu. Özellikle Risale-i Nurların elden ele dolaşmasında ve gerçek sahiplerini bulmasında tesadüfe yer yoktu.Yalvaçlı Mustafa Akansu adında cesur ve korkusuz bir esnaf vardı. Seyyar olarak bıçak ve hırdavat malzemeleri satardı. Bediüzzaman ona "seyyar medrese" derdi.

Misbah Eratilla

Aile tahribatı kasdî tuzaklardır

Her hayırlı değer bir bir yok edilirken bu arada aile de baskı ve ayak oyunlarıyla korkunç asimilasyona maruz bırakılıyordu. Elbette yıkım burada daha kolay olacaktı. Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ailenin temeline yoğun dinamitler yerleştiren dönme yöneticiler genelevleri kurmuşlardı. Her koldan yıkım ve çökertme hızlanırken bu korkunç ihanetten aile de nasibini

İlhan Oral

Immanuel Kant ne demiş

Şöyle şahıslar gördüm ve tanıdım: Öteki diyebileceğimiz yerden geldiler, bizim gibi inandılar, sonra İslamcılığa terfi ettiler, sonra içlerine kurt (şeytan) düştü, muhalefete geçtiler; bir kısmı "artık, eskiden inandığım hiçbir şeye inanmıyorum" diyecek noktaya geldi, inşallah burada da kalmazlar.İşte bunlardan birinin bir konuşmasını dinledim sosyal medyada, Immanuel Kant'ı kaynak göstererek diyor ki:

Hayrettin Karaman

Bugün hangi duygu beslenirse yarını o belirler

İnsan hayatında karakteristik denen şey bir sürekliliğin neticesidir.İnsanın zaman zaman karşılaştığı duygu durumu genel bir durumdan haber vermez. İnsan an be an, olumlu olumsuz duygu dalgalanmaları yaşar. İnsan hep aynı frekansta ilerlemez. Meselâ bir iyilik veya kötülüğün kendi içinde farklı tonları vardır. Bir iyilik veya kötülük pek çok faktörün bir araya gelmesiyle hayat bulur. Güzel

Sebahattin Yaşar

Çocuklarımızı suça sürükleyen faktörler – 3

Geçen iki hafta, çocuklarımızı suça sürükleyen faktörlerden; "sağlıksız aile ortamı" ve "olumsuz sosyal çevre"yi inceledik. Bu hafta ise, "manevî eğitim eksikliği" faktörü üzerinde durmaya çalışacağız inşaallahü teâlâ... İnsan, sadece bedenden ibaret değildir. Onun, bir de ruhu vardır.

Mehmet Can