Bizi ümitsiz bırakma Allah'ım!

Ruhumuzun yorulduğunu ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu hatırlatır radyoda yükselen bir şarkı, bir keman sesi veya uzaklardaki bir dostun hasreti."İnsanlar ne tuhaf, bedeni ölene ağlıyorlar da; gönlü ölene ağlamıyorlar" diyor şair. Gönlümüzün zorlu hayat yolunda bir molaya, bir duâya, biraz sükûnete, biraz sevgi ve ümide ihtiyacı yok mu Felâket tellâlı haber bültenlerine,

M. Said Zeki

Bir nevi Mi'rac hükmünde olan namaz

Dördüncü Şuaİşte ey tembel nefsim! Bir nevi Mi'rac hükmünde olan namazın hakikati, sâbık temsilde bir nefer, mahz-ı lütuf olarak huzur-u şahaneye kabulü gibi, mahz-ı rahmet olarak Zat-ı Celîl-i Zülcemal ve Ma'bud-u Cemil-i Zülcelâl'in huzuruna kabulündür. "Allahuekber" deyip, manen ve hayalen veya niyeten iki cihandan geçip, kayd-ı maddiyattan

Risale-i Nur'dan

Mersin nurla kaplandı

ŞİİRMersin'de yapılmıştır okuma programı, Katılanlar içinse çok önemli bir anı, Nurlarla dopdoluydu programın her yanı, Nurlarla yıkanmıştı hem ruhu, hem de canı. etin kış şartlarında geldiler akın akın, Nurlara hizmet aşkı, uzağı etti yakın, İman-Kur'ân hizmeti, şaha kalkmıştı bakın,

Mehmet Kovancı

Müslüman dünyanın iman sınavı

Müslüman dünyanın iman sınavı HÜSEYİN DEMİR Bugün İslam dünyası sayıca güçlü, harita üzerinde geniş, nüfus olarak kalabalık. Fakat bütün bu kalabalığa rağmen dünyada belirleyici bir ağırlığı yok. Söz söyleyemiyor, oyun kuramıyor, adalet üretemiyor. Daha kötüsü, çoğu zaman yaşanan zulümlere bile kendi iradesiyle karşı koyamıyor. Peki neden

Hüseyin Demir

12 Eylül münkirleriyle demokrasiyi konuşmak...

Caiz mi, diyeceksiniz Millet olarak başımızda cehalet olmasaydı, biz de sizin gibi; caiz değildir, diyecektik. Nisyandan gelen insanımıza sosyal medya belâsı da musallat olunca, cehaletin boyutları dehşetli noktalara inip-yükseliyor.Bediüzzaman'ın tarih, hürriyet, demokrasi ve İstikbaldeki hadiselerle alâkalı beyanlarını okudukları halde, küresel deccaliyetin 1970'lerde Latin Amerika'dan

Şükrü Bulut

Sanatta hafızanın rolü

Sanat eserlerinin temel figürü imgedir bence. Nedir imge diye sorulsa, bir nesnenin, varlığın ya da olayın hafızadaki gölgesidir derim. Gölgesidir, yani görüntüsü… Çünkü yoktur gerçekte. Gerçeğin hafızamızda kalan 'hayali'dir. Gölge kalmıştır ama gerçeği zamanın rüzgârınca silinmiştir. Hatırlamakla ilgilidir, hatıranın hafızadaki izidir imge.O hâlde şöyle diyebilir

Alaattin Karaca

Dünya bunca kötülükleri neden barındırıyor

İstanbul'dan Hasan Doğan: " 'Gazze'de insanlık ölüyor. Allah dünyada bu kadar zulüm ve katliamlara niçin izin veriyor' gibi sorular var. Felsefe de kötülükleri tartışıyor. Nasıl cevap vereceğiz"Felsefede Kötülük Problemi Felsefenin, "kötülük problemi"ni Eflâtun'dan beri tartıştığı ve bir çözüme de ulaştıramadığı

Süleyman Kösmene

Ehl-i hakikat ve Hû lafzı…

Bediüzzaman Hüve Nüktesi'nde 'Hû' lafzında azîm bir sikke-i tevhid var olduğunu ispat ediyor.Kâinattaki her zerre söylediğimiz 'Hû' ile beraber 'Hû' diyor. Hava zerrelerinde 'Hû' zikr-i halkası teşekkül ediyor. Kâinatı 'Hû' sikke-i tevhidi kuşatıyor. Onun için "Lâ ilâhe illallâh" kelime-i kudsiyesini çok tekrar etmek lâzım. Hüve Nüktesi

Abdülbaki Çimiç

Hz. Peygamber ya lehimize ya aleyhimize şahitlik edecektir

"Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit tuttuğumuz zaman halleri nice olacak!" (Nisa Suresi, 41. ayet) Bu ayet, insanın iliklerine kadar işleyen bir hakikati haber verir: Şahitlik günü. O gün sadece ameller tartılmayacak, aynı zamanda hayatlarımız okunacak. Ve en sarsıcı olan şudur: Hz. Peygamber, ümmetine şahit olarak huzura getirilecektir. Yani o gün, Resulullah ya lehimize ya da aleyhimize konuşacaktır.

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Âkil isen, kıl namazı çün saâdet tâcıdır, Sen namazı öyle bil...

Namazın, yüce dinimiz İslam'da apayrı bir önemi ve kıymeti vardır. Bunun için her Müslümanın, namazını titizlikle kılması elzemdir. Namazı, dikkatle kılmak gerekir. Dua, istiğfar ve övgü manalarını taşıyan namaz; "tekbîr" ile başlayan, "selâm"la biten; belli fiil ve sözleri içine alan çok mühim bir görevdir.

Mehmet Can

Eryol Yurdagül'e rahmetler diliyorum

1970 senesinde Risale-i Nurlarla müşerref olduktan sonra, etrafımızda bulunan herkese Nurları anlatmaya çalışıyorduk.Mahalle camimizin mübarek, ihlâslı hocası Hurşid Dişbudak ile irtibat kurmuştum. Hocalara anlatmak biraz zordu. "Nasıl yapsam da, nurları anlatsam" diye düşünürken, Cenab-ı Hak bir kapı açtı. Hurşid Hocayı camide göremiyordum.

Osman ZENGİN

"Elhamdülillah Müslümanım" diyenler, imanını gözden geçirsinler!

"Elhamdülillah Müslümanım" diyenler, imanını gözden geçirsinler! Yaşar Değirmenci Gitgide kendi değerlerinden/mukaddeslerinden uzak, gücün ve güçlü'nün zorbalıkla sözünü dinlettiği bir dünyada; zulmün, ahlaksızlığın, güvensizliğin yayıldığı bir 'cinnet toplumu'nun oluşturulduğu karanlıklardan ancak bir Peygamberî solukla, vahyin inşa ettiği insanla aydınlığa çıkabiliriz.

Yaşar Değirmenci

Allah'ın Nizamı İslâm (18)

Allah'ın Nizamı İslâm (18) Prof. Dr. Yusuf Özertürk İSLÂM'IN KAYNAKLARI A-KUR'ÂN Kur'ân'ın Muhtevası 3- Hak-Adalet-Devlet İNSAN HAKLARI (KUL HAKKI)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

Misafiri önce duygu karşılar

Kabul, önce gönülde başlar. Sonra duygular selâmlar sizi. Ve sonra samimiyet, dürüstlük çiçek çiçek kelimelerde, davranışlarda hayat bulur ve müjdelenen ahlâk gelişir.'İlgi' hayatın her aşamasında insana iyi gelir. ocuğu, genci, yaşlısı yoktur ilginin. Nur medreselerinde sizi oraya çeken şey, samimî 'ilgi'dir. İlgi, bu ortamları cennet atmosferine dönüştürür.

Sebahattin Yaşar

"Kıldan ince kılıçtan keskin"(5)

"Kıldan ince kılıçtan keskin"(5) İlhan Oral Kadını "evinin sultanlığından" kopardılar, bugün ki perişan ve mezbele haline getirdiler. Bunu da Avrupa Hristiyanlığının başarı ve zaferi olarak ilan ettiler. Bu kadarı ile yetinmeyip, İslam'ın bir daha toparlanamayacağı

İlhan Oral

Diyanet'le hasbihal

Niçin bu köşeden, niçin yüz yüze değilHiçbir engel yok. Durumum pek elvermediği için bu defa buradan, müsait olduğumuzda hasret de gideririz. 12-18 Haziran 2017 tarihleri arasında Türkiye'de Toplumun Dine ve Dini Değerlere Bakışı Araştırması üst başlığı ile MAK Danışmanlık tarafından 30 büyükşehir ve (Ağrı, Aksaray, Artvin, Bayburt, Bitlis, Bolu, Düzce,

Hayrettin Karaman

Diyarbakır'ın yıldızıydı

Askerî Yıldız, doğduğu ve yaşadığı Diyarbakır'ın Eğil ilçesine bağlı Gürünlü köyünde (o dönem Dicle ilçesine bağlıydı) yaşıyordu ve ilkokula gitmediği için okuma yazma bilmiyordu. Daha sonra dışarıdan imtihanlara girerek okuma yazmayı öğrendi.Askerî Yıldız'ın köylerine Mustafa Özsoy adında bir öğretmen gelir. Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur isimlerini ilk defa ondan duyar. Uzun

Misbah Eratilla

Eski ve Yeni Arasında İslam Düşüncesi

"Değişim" çokça zikredildiği üzere insanlığın değişmez bir gerçekliğidir. Bizzat insanın kendisi hayatı boyunca çevresiyle kurduğu etkileşim ve iç süreçlerinde yaşadığı tecrübe sonucunda hem fikirsel, hem zihinsel hem de şekilsel olarak değişmektedir. Değişimin gerektirdiği şey ise, bir yandan insanın çevresine adaptasyonu ise, diğer yandan gerçeklikten kopmadan

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Hastane muhasebem (1)

Allah'a ve kadere iman hakikatinin bizdeki tecelli ile tezahüründe zaman zaman yanılmalar ve hatalar yapılabiliyor.Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahip olduğuna göre bu vücud benim mülküm değil, nihayetinde bana verilen bir emanettir. Bu emanet libasın üstünde, mülk sahibi olan Allah, esma ve sıfatının tecellilerinin âdeta provasını yaparak, kulların oradan ibret

Mehmet Çetin

Bediüzzaman'ın ev sahibesi

Fitnat Güngör, 1908'de Isparta'da doğdu. 1977'de vefat etti. Evi bir Nur dershanesi idi. Hem de uzun yıllar Üstad'ın kiracı olarak oturduğu bir mübarek hane idi. Birçok yazılara, bahislere ve hatıralara mevzu olan Kepeci (Bey) Mahallesindeki Nur merkezi. "Said Nursî'nin Evi" diye yazılan evdir.Rüşdiye mezunu Fitnat Hanım, Isparta'daki evinde Bediüzzaman yedi

Halil Elitok

Dindar kimlikli siyasî akımın parti denemeleri (12) - 2000'lerin...

28 Şubat 1997 darbecilerinin, Kemalizm ve lâiklik adına ve Refah Partisini de bahane ederek "irtica tehlikesi" vehmiyle dinî hizmetlerin yolunu kesmeleri ve bu hizmetleri yapan kurum ve yapılara şiddetli baskı ve zulüm yapmaları, sağın önemli bir kesimini oluşturan dindar camiayı bunalttı ve ürküttü.Refah ve Fazilet Partileri geleneğinden gelen, kendilerine "yenilikçiler"

İbrahim Ersoylu

Şu var ya şu hocam!

Haftanın radyo programını çekmeden önce Enis bey kardeşim ile her zaman olduğu gibi çay kokulu koyu bir sohbet gerçekleştiriyor, tabir-i amiyane ile iki lafın belini kırmaya çalışıyoruz. Söz dönüyor, dolaşıyor bilgiye ulaşmanın kolaylığına nispetle bilgiye ulaşma yolunda verilen emeğin ve gösterilen gayretin zorluğuna geliyor.

Bülent Acun

Mevlânâ kimdir, kim değildir (2) -Batı'nın Rûmî'si Bizim Mevlânâ'mız...

Mevlânâ, yaklaşık iki asırdır Batı'da "Rûmî" olarak tanınmaktadır. Ancak Rûmî olarak tanınan/tanıtılan hayâlî şahıs, gerçek Mevlânâ'dan çok farklıdır; onun İslam'dan olabildiğince soyutlanmış, filtrelenmiş ve çarpıtılmış hâlidir. Batı'da "Rûmî" olarak tanıtılan şairin Batı dillerine çevrilen şiirleri o ülkelerde en çok satılan şiir kitapları arasında yer

Mahmut Ay

Maduro diyor ki... (2)

İslâm'ın mamur beldelerinin tahribinde gıkı çıkmayan, Rusya Ukrayna Savaşı'nda uyuyan, İsrail'in yıllardır estirdiği devlet terörüyle birlikte Gazze'de gerçekleştirdiği katliamlara göz yuman uluslararası hukuk ve bu çerçevede kurulmuş BM gibi yapılar, bu olayda harekete geçebilir mi ya da dünyanın geleceğinde söz sahibi olabilir miMaduro diyor ki... (1)

Ahmet Dursun

HTTP/2 200 content-type: text/html; charset=utf-8 content-length:...

Ehli Sünnet dediğimiz (Eş'ari - Maturidi) ekollerine göre (ki bunlar ayetlere ve sahih hadislere dayanırlar) amel etmeyen bir kişi amel edilmesi gereken hususları inkar etmedikçe günah işlese bile Müslümandır. Dinden çıkmış sayılmaz. Bu anlamda amel imandan bir parça değildir. Yani mesela; içki içen kişi günah işlediğinin farkında olarak içkiyi helal saymadıkça veya kumar oynamayı helal

Nihat Hatipoğlu

Güçlünün hukuku ve Venezuela dersi

ABD'nin, uluslararası hukuk normlarını ve diplomatik teamülleri bir kenara iterek Venezuela Devlet Başkanı'nı kendi ülkesinden "film senaryolarını aratmayacak" bir operasyonla alıp götürmesi, dünyanın gidişatı açısından ibretlik bir hadisedir.Gerekçe narkotik suçlar olsa da, bu durum küresel güçlerin "güçlünün hukuku" prensibini nasıl pervasızca işlettiğini gösteriyor.

Hasan Güneş

Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın

Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın NUSRET REŞBER Torunlarını, taş kaynatarak avutup uyutmak isteyen nineyi gören Hz. Ömer, "Bu durumunuzu neden Halife Ömer'e bildirmediniz" dediğinde yaşlı kadın: "Bizim bu durumumuzdan haberi olmayacaksa ne diye halife oldu ki"

Nusret Reşber

İmparatorluk

Çağımızın imparatorluğu ABD'dir. Tarihteki imparatorlukların yönetim biçimleri, despotlukları, yönetimde hukukun olup olmadığı; uluslararası ilişkilerdeki durumunun nasıl olduğunu tarih bilgisi olanlar bilir. İmparatorluklarda genel geçer kural, imparator hazretlerinin iki dudağı arasından çıkan ültimatomlara göreydi. İş ve işlemler bir tek emirle yürüyordu. Aksini ileri süren ya da hazretin

Mehmet Şerif Cebe

"İslâmî literatürde 'Hürriyet' kavramı"

Türkçe'deki özgürlük, İngilizce'deki freedom ve Fransızca'daki liberte karşılığı olarak günümüz Arapçasında el-hurriyye (hürriyet) kelimesi kullanıyorsa da bu son kelime Kur'an'da, hadislerde ve diğer klasik İslâm kaynaklarında özel olarak "köle olmama durumu" anlamını içerir. Eski sözlüklerde genellikle "hür" (el-hurr) kelimesinin, "köle (abd)

Mustafa Çağrıcı

Dünya kalınacak değil, geçilecek bir imtihan meydanıdır

Bu dünya hayatına gelen her bir canlıda, ebedî olarak burada kalmak isteği vardır.Fakat, üzerine Cenab-ı Hak tarafından fânîlik damgası vurulan bu âlemde, hiçbir varlık ebedî olarak kalamamış, ecel vakti geldiği zaman istemese de, bu dünyayı terk etmek zorunda kalmıştır. İlk insan ve ilk peygamber olan Hazret-i Âdem Aleyhisselâm bin yıl yaşadığı halde, ecel vakti geldiği zaman dünyayı terk etmek durumunda kalmıştır.

Sami Cebeci

Aile saadeti, muhabbet ve şefkat (9)

Yaşadığımız çağ "ahirzaman alâmetlerini" dağarcığında taşıyan bir dehşet arz ediyor!Aile birliği içerisindeki. Müsbet-menfî bütün şartlarla hayat devam ediyor. Mutluluk veya problemi doğuran, öne çıkan, göze batan, ayağa takılan, kalbi rahatsız, ruhu karartan, bedene, akla, hissiyata baskı yapıp daraltan sıkıntıları çözerek aile hayatı devam edebilir. özüm yolları ve usullerine birlikte çalışalım.

Nejat Eren

Risale-i Nur'da Ehl-i Beyt (2)

Bediüzzaman Said Nursî biyolojik bağın yanı sıra bir de manevî Âl-i Beyt kavramını nazara verir.Buna göre, Peygamberimiz'in (asm) Sünnet-i Seniyye'sine tam manasıyla ittiba eden, onun yolundan giden ve İslâm'a hizmet eden mü'minler de manen Ehl-i Beyt'ten sayılırlar. Bu, Ehl-i Beyt'e duyulan sevginin ve onlara benzeme arzusunun bir neticesidir. Ehl-i

M. Fahri Utkan

Barla sıddıkları

Risale-i Nurun pek çok yerinde "Es-sebebü kelfail sırrınca" sözlerini okuruz. Bu söz bugünkü ifadeyle "Sebep olan işlemiş gibidir" demektir. İnsan bir hayra veya şerre sebep olursa onun kadar amel defterine (sevap/günah) yazılır.Bugün dünyanın herhangi bir yerinde Risale-i Nur vasıtasıyla bir insanın imanının kurtulduğu zaman, Barla Sıddıklarının hissesini hatırlarız. Onlar,

Ahmet Özdemir

Boyun Eğme!

Boyun Eğme! ABDULLAH YILDIZ Kalem Suresi (1-16.ayetler); Kur'ân'ı eskilerin masalları, Resul'ü de hâşâ deli diye inkâr ve itham eden günahkâr, zorba, kibirli, burnu sürtülesi kâfirlere çağlar üstü bir

Abdullah Yıldız

İmtihanlar arasında sabırla yürümek

İmtihanlar arasında sabırla yürümek SÜLEYMAN GÜLEK İnsan, bu dünyaya imtihan edilmek için gönderilmiştir. Hayatın inişleri ve çıkışları, sevinçleri ve hüzünleri bu hakikatin sessiz ama güçlü delilleridir. Kur'ân-ı Kerîm'de bu gerçek açıkça bildirilir: "Andolsun

Süleyman Gülek

İktidar mı, ana muhalefet mi (3)

Bediüzzaman Said Nursî, şahıs hâkimiyetini esas alan siyasetin bir istibdat şekli olduğunu açıkça ders verir ve buna kesin bir şekilde karşı çıkar. Şahıs merkezli bir idare anlayışını kabul etmez.Bu hususta Şualar'da yer alan şu ifadeleri son derece dikkat çekicidir: "Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor. Bu hal ise, âlem-i İslâm'a

Şemseddin Çakır

Birinden başlamak

İçtimaî hayatımızda her yapılan işin, amelin, faaliyetin ve hareketin bir kuralı, bir yolu, bir düsturu, bir prensibi vardır ve bunlar uyumak yapılmak ve tatbik edebilmek için vardırlar.Kuralı bilmişsin, prensibi öğrenmişsin yapmadıktan, yerine getirmedikten sonra ne işe yarar Faaliyetimizin ve amellerimizin yerli yerinde, düzgün, intizamla yapılabilmesi ve başarıya ulaşabilmek için bu hayat düsturlarına ve tecrübeyle gidilmiş yollara, şekillere, tarzlara muhakkak uyulmalıdır.

Rifat Okyay

Namaz dinin direğidir

İnsan için en büyük ıstırap, farkında olsun veya olmasın Rabb'inden uzak kalmasıdır. Allah insana şah damarından da yakın. Ebede namzed, kâinatın zübdesi insan ise yaptıkları veya yapmadıklarıyla O'ndan fersah fersah uzaklaşıp ancak nefsine zulmediyor. Kendini tanımıyor ki, Rabbini tanısın. Acziyetinden bîhaber, mânen hasta, yalnızca sûrete müteveccih. Midesini doyurup

Emine Yıldız

Muhalefetten muhabbete Risale-i Nur'u tanıma yolculuğum

Adını duymadığım eserin muhalifi iken, ene ve merakla başlayan yolculuk, Allah'ın yardımı ile beni derslere giden, külliyatı alan ve tamamını okuyan birine dönüştürdü.Üniversite okuduğum yıllar... Üçüncü senem. KYK yurdunda arkadaşlarımla sohbet ediyoruz. Birden söz Risale-i Nur'a geldi. O zamana kadar ne Risale-i Nur'un, ne de Bediüzzaman Said Nursî'nin adını duymamıştım.

Cenk Çalık

Kaçırılmayacak bir fırsat!

Bu fırsat reklamlarda gördüğümüz fırsatlardan değil. Bu öyle bir fırsat ki bizlere beş yüz senelik bir Cenneti kazandırabilecek ve ebedî saadete nâil edebilecek kudsî bir fırsat.Bu fırsatın adı Şuhur-u Selâse yani Recep, Şaban ve Ramazan aylarını barından mübarek Üç Aylar... Rabbimizin sevdiği kullarıymışız ki bizleri bir kez daha Üç Aylara kavuşturdu. Bu yüzden ne kadar

Said Yüksekdağ