Maneviyatın şovlaşması: Zühdden gösteriye

Bir zamanlar tasavvuf denildiğinde akla ilk gelen kavram zühd idi. Dünyaya gönül bağlamamak, gösterişten uzak durmak, nefsi terbiye etmek, ameli gizlemek ve yalnızca Allah'ın rızasını gözetmek... İbrahim Ethem'in sarayı terk eden iradesi, Yunus Emre'nin tevazusu, Hoca Ahmet Yesevî'nin irfanı ve nice hak dostunun hayatı, insanı Allah'a yaklaştıran bu sessiz yolun en güzel örnekleriydi.

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Mana-yı meşrutiyete ibtilâ ve muhabbetimin sebebi

TenbihMedeniyetten istifam, sizi düşündürecek. Evet, böyle istibdat ve sefahete ve zilletle memzuç medeniyete, bedeviyeti tercih ediyorum. Bu medeniyet, eşhası fakir ve sefih ve ahlâksız eder. Fakat hakikî medeniyet, nev-i insanın terakkî ve tekemmülüne ve mahiyet-i nev'iyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet ettiğinden bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.

Risale-i Nur'dan

Bu hatıralar neyin hakikati

Girdiğim ameliyat sonrası yaklaşık bir senedir sıkı şekilde cereyan eden imtihan hatıralarımı, şükürler olsun ki kitaplaştırmayı tekmil ediyorum.Bu vesileyle akla gelen "Bu hatıralar neyin hakikatidir", sualine bir cevaptır, bu eserimiz. Bu eserimizde tecrübe edilen hakikatler ve ona karşı aldığımız tavırla tahakkuk eden hemen her şey, bizi daha büyük hakikate

Mehmet Çetin

Kabri "ateş" doluydu

Tâbiin devri âlim ve evliyasından Amr bin Dînar hazretleri, 743 (H.126) senesinde Mekke-i mükerremede vefat etti.Kendisi anlatır:Edirne'de biri vardı.Kız kardeşi vefat etti...O şöyle anlatıyor:Onu defnettik.Ve ayrılıp gittik.Benim değerli bir yüzüğüm o arada kayboldu...

Abdüllatif Uyan

İzzet mi, zillet mi

Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz. Bizler, Allah'ın kullarıyız. Bizler, bunun dışında bir şey değiliz. Batıl ilahların, yalancı önderlerin, sapık ideolojilerin, Siyonizm'in, şeytanın, Batı müktesebatının kulları, köleleri, ötekileştirdiği

İsmail Hakkı Akkiraz

Rum imparatorunun imanla şereflenen cömert kızı...

Rum imparatorunun bir kızı vardı. Bir gece dışarı çıkınca ibret nazarıyla gökyüzüne baktı ve kendinden geçti!..İbrâhîm Havvâs hazretleri Bağdatlıdır ve Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerindendir. "Havvâs" hurma yaprağından zembil (sepet) ören kimse demektir. Geçimini, sepet satarak sağladığı için bu isimle anılmıştır. Aza kanaat

Ahmet Demirbaş

Saadetin yolu, İslamiyet'e uymaktır

İslam dinine uymayan her söz, her yazı ve her iş kıymetsizdir.Sual: Din adamı olduğunu söyleyen bir kimse, farzlarda gevşek davrandığı, haramlardan sakınmadığı hâlde, kendisinde olağanüstü hâller olduğunu söylese, bu kimseye ve söylediklerine itibar edilir miCevap: Bu konuda Muhammed Ma'sûm hazretleri bir talebesine yazdığı mektubunda buyuruyor ki:

Osman Ünlü

Sırat hem dünyada hem de ahirette vardır

Müfessirler "Sırât ikidir; biri dünya ile diğeri ahiretle ilgilidir" demişlerdir.İsmail Rusûhî Efendi Osmanlı evliyasındandır. Ankara'da doğdu. İlk tahsilini orada yaptı. Bayrâmiyye yoluna girip feyz aldı. Konya'ya giderek Mevlevî şeyhi olan Çelebi Bostan Efendi'nin talebesi oldu. Sonra İstanbul'da Galata'daki Mevlevî

Vehbi Tülek

Dindarlaşmadan rahatsız olanlara...

Peygamberimiz, Allah'ın insanlara lütfettiği hidayet rehberidir. Bugün genel olarak, Kur'an'a yaklaşma ve onun sunduğu ebedî hakikatleri algılama biçiminde ciddi problemler var. Bugün Kur'an çoğu kimse için hayatın kitabı değil, kutsanan kültürün kutsal bir nesnesidir. Açıktır ki, Kur'an'ın hayatın kitabı olabilmesi için, Müslümanların,

Yaşar Değirmenci

Mutlu Yuvanın Sırrı Nedir İşte Herkesin Unuttuğu 7 Temel İlke

Aile, toplumun en küçük yapı taşı olmasının ötesinde, insanın karakterini şekillendiren en önemli kurumdur. Ancak günümüzde kadın-erkek ilişkileri üzerinden yürüyen tartışmalar, önyargılar ve kutuplaşmalar aileyi de doğrudan etkiliyor. Henüz dinlenmeden yapılan yorumlar, peşin hükümler ve tarafgir bakış açıları, insanların birbirini anlamasını zorlaştırırken, aile içinde de güven ve huzurun zedelenmesine yol açıyor. Sağlıklı bir aile düzeninin kurulabilmesi için ise

Nureddin Yıldız

Tasarrufu devam eden büyük veli: Hayat-i Harrani (ks)

Abdullah bey: Hayat-ı Harranî kimdir"Kutb-u Azim İsmi Hayat bin Kays bin Kahhâl bin Sultan el-Ensârî el-Harrânî'dir. Urfa'nın Harran kazasında doğmuş, orada yetişmiştir. Harranî veya Şeyhü'l-Kıdve lakabı ile bilinir. Kesin doğum tarihi bilinmemektedir. 12. Yüzyılda yaşamıştır. Ömrünün büyük çoğunluğunu Harran'da

Süleyman Kösmene

Risale-i Nur mesleği ve siyaset

Üstad Said Nursî'nin mesleği, Kur'ân ve Sünnetten ilham alarak insanların iman ve ahlâk yönünden eğitilmesini hedefleyen iman merkezli bir hizmet metodudur.O, her ne kadar iman ve Kur'ân hizmetini öncelerse de, Onun ahirzamanda Peygamber (asm) varisi olması hasebiyle siyasî alana da yönelik bir vazifesi de vardır. Onun siyasete bakış tarzı, Risale-i Nur Külliyatında verilen ölçülerde ve onun bizzat yaptığı uygulamalarda açıkça belirtilmiştir.

İbrahim Ersoylu

Müftüler, Bütün Cemaatlere Destek Veriniz

Bir arkadaşımla semt pazarının yanından geçerken pazarcılardan biri, "Hoş geldin hocam" dedi. "Hoş bulduk, iyisin" dedim, "Çok şükür, ona elli sekiz makamındayım" dedi. Yanımdaki arkadaş sordu, "Ona elli sekiz ne demek" Eve varınca söylerim. O, durumunu Kur'an'dan onuncu sürenin elli sekizinci ayetiyle açıklıyor. Eve varınca o ayeti açar okuruz.

Mahmut Toptaş

KKTC'de Yahudilere Toprak Satışı

Türkiye'nin yabancılara toprak/arazi satışı konusundaki politikasının yanlış olduğunu, bunun ülkenin tapu senetlerinin el değiştirmesi anlamına geldiğini ve eğer yasaklanmazsa ülkemiz için en büyük beka sorunu olduğunu, böyle bir politikanın ülkenin ipotek altına alınması anlamı taşıdığını defaatle yazdık. Yabancılara mülk satışı hakkındaki kanun değişik tarihlerde değiştirilmiş,

Siyami Akyel

Yazlık sinema

Şimdilerde var mı bilmem Varsa da, büyük şehirlerde, nostalji olarak vardır.Bizim çocukluğumuzda, 60'lı senelerin hemen başında, Ankara'da, kalenin altındaki mahallemizin etrafında, "yazlık sinemalar" vardı. Ankara'dan başka da, İstanbul ve İzmir'de olduğunu biliyordum. Bu üç büyük şehrin dışında, taşrada olmadığını tahmin ediyordum. O zamanlar

Osman ZENGİN

Sözün özün bir olsun

ŞİİRSözün özün bir olsa Hakk'a olursun yakın, Yapmadığın şeyleri söyleyip durma sakın, Elestü bezmindeki sözüne sadık kalın, Söz, fiil ve her hâlin hemen Allah'a satın. Şom ağızlı olmaktan sakınmakta yarar var, ''Nasıldır karakterim'' kendi kendine sorar,

Mehmet Kovancı

İsmine sığındığım sevgili

Aşığız Muhammed Mustafa'ya. Dilimizin, kulağımızın, gözümüzün bir yerinde adı vardır her daim. Yüreğimiz O'na adanmıştır. Son kelimemiz hep O (SAV) olsun isteriz. Mübarek dudağı aralandığında hep hikmet, güzellik ve sevgi terennüm etti. Rabbimiz ismini ismine yakın etti. "Muhammed Resulallah = Muhammed Allah'ın Resuludur" dedi. Habibullah

Nihat Hatipoğlu

Kalbini İhmal Etme-1

Kalp, nazargâhi ilahidir. "Allah vücutlarınıza ve şekillerinize bakmaz. Fakat Allah, kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim) Ebu Bekir Efendimiz: "Fesat, karada ve denizde zuhur etti" ayet-i kerimesini tefsir ederken, "Karadan maksat dil, denizden maksat kalptir" buyuruyor. "Dil bozulduğu zaman analar babalar ağlar, kalp bozulduğu zaman yedi kat semavat ağlar" buyuruyor.

Ömer Arif

Borazan

Birisi, bize borazan demiş. Bu lakırdı bize hiç uymaz. İlla bir yakıştırma yapılacaksa "Yeni Asya hakkın sesidir" denilebilirdi; lakin bu ses borazandan çıkmaz, borazancı da bu sesi çıkaramaz.Bediüzzaman'ın "insaniyetin mahisi" olarak tarif ettiği istibdat oldukça, borazan da artar, borazancılar da. Zira istibdat, tüm insanî vasıfları ya tersine çevirir ya da öldürür.

Ahmet Dursun

Acıma

Merhamet özelliği insana; insan olma niteliklerini kazandıran bir özelliktir. Aslında Allah'ın yarattığı bütün canlılarda bu özellik var. Ancak konumuz insandaki acıma özelliğidir. Bu özellik, bizi yaratan ve donatan Allah tarafından insan olmamızı sağlayan özelliğimiz olarak bize bir nimet olarak verilmiştir. Meşhur bir sözümüz vardır: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez!"

Mehmet Şerif Cebe

Hem yalancı hem hırsız hem de utanmaz

Üçüncü gün yine gözetledim yine geldi ve hurmalıklardan avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp: 'Seni bu sefer mutlaka Hz. Peygamber (s.a.s.)'e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka gelmeyeceğim deyip yine geliyorsun.' dedim. Bu sefer bana rica ederek şöyle dedi: 'Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın.'

Nusret Reşber

Siyonizm: Kısa Süreli Sancı

Oturduğu yerde duramayan, kıpır kıpır bir çocukla karşılaşan büyüklerin, "Evladım! Şurada beş dakika sakin oturup rahat duramadın! Oturduğun minderde sana eziyet veren çalı ve diken mi var Bir rahatsızlığın mı var" dediklerini duymuşsunuzdur. Eziyet kelimesinin tam olarak bu tür bir sahneyi canlandırdığını söyleyebiliriz. Eziyet, kişinin bir davranış şekli olarak hastalığı varmış

Doç. Dr. Harun Bekiroğlu

Fitne ve Islâhı (3)

*Diktatörlüklerde; Halkın iradesinin ya hiçbir değeri yoktur, ya da göstermelik olarak şeklen vardır. İktidar genellikle bir darbe ile (askeri veya sivil) elde edilir ve babadan evlada devredilir. Diktatörlüklerde iktidar cebren ele geçirildiği için, mücadele de kuvvet-güç vasıtalarıyla (silahlı güçler, yargı) yapılır. Fitneler de daha çok silahlı güçler arasında olur. *Demokrasiler

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

Ağabey diyor ki: Keşke politikacılarımızda ders almak için okusa......

Ortadoğu strateji uzmanı, tarihçi, yazar, emekli Tuğgeneral Sayın Naim Babüroğlu'nun, keza Türkiye'nin deniz hak ve menfaatlerini savunan ve Mavi Vatan doktrinini geliştirip, literatüre kazandıran, bu meselede cansiperane mücadele eden müstafi Tümamiral Sayın Cihat Yaycı'nın yazdıkları mutlaka okunmalıdır. Ayrıca yayınlarının da mutlaka dinlenmesi gerekir. Zira

İsmail Müftüoğlu

Ziyan

Rahmetli annemden çok kez duyduğum bir ifade şöyleydi: "Ziyan etme, ziyan olur."Yetmiş seksen sene önce insanlar bugüne kıyasla çok zor şartlarda hayat sürmüşlerdir. Düşünün ki, suyu evden uzak yerlerden bir kapla taşımışlar. Daha sonraları su bir muslukla evin önüne kadar ancak gelebilmiş. Uzaklardan üç beş litre suyu taşıyan kişi suyu ziyan edemez. Sırtında mısırını, buğdayını değirmeninde öğüten de bir parça ekmeğinin kaybını "ziyan" olarak görür.

Cevat Çakır

Şahısların gölgesinden müesseselerin gücüne

Önceki yazımızda İslâm dünyasının temel bilimlerdeki üstünlüğünü mühendisliğe ve sanayiye taşıyamadığından bahsetmiştik.Osmanlı'da Batı'nın üstünlüğü fark edildiğinde çözüm daha çok askerî alanda ve silah teknolojisinde arandı. Hâlbuki Batı, sanayi inkılâbına ulaşmadan önce Rönesans, Reform ve Aydınlanma süreçlerinden geçmiş; hukuk, eğitim ve devlet yapısını yeniden inşa etmişti. Dolayısıyla

Hasan Güneş

Şükür nasıl yapılır

"Kullarım benim verdiğim nimetlere karşılık şükredemezler. Onlardan bunu istemiyorum, kullarımın buna gücü yetmez. Nimetlerin benden olduğunu bilmeleri kâfidir."Rabbimizin bize verdiği nimetlerin şükrünü yerine getirebilmemiz mümkün değildir. O kadar çok nimeti vardır ki bunların çoğundan haberimiz bile yoktur. Onu hatırlamak, Ona şükretmek de büyük bir nimettir ve şükrettiğimiz için şükretmeliyiz.

M. Said Arvas

Gerçekliği kavramsallaştırmak

Kavram ile hayat arasındaki ilişkide düaliteden kurtulmak için her ikisi arasındaki mutabakatı sağlamak gereklidir. Bu bağlamda insanın içinde yaşadığı hayatın gerçekliğini iyi çözümlemesi, sorunlarını nasıl çözeceğini belirlemesi açısından önemli olduğu kadar kavramlarını yeniden içeriklendirmesini de sağlamaktadır. İdea ile madde arasındaki ilişkinin de bu mutabakatı sağlaması

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Alevîlik ve ibadet

NATO toplantısı münasebetiyle çok maceralı bir yolculuktan sonra, ULUS-27 dersini müteakip yeni tanıştığımız bir berbere gittik.Her yeni tanıştığımız insana bir şeyler anlatarak, onların ahiret hayatlarına yardımcı olmayı âdeta bir vazife olarak gördüğümüzden, tıraş olurken bir taraftan da konuşmaya başladık. Orta yaşlardaki berbere "Bu çok yoğun işlerin arasında beş

Sami Cebeci

Müslüman ülkelerde insanın değeri

İsrail'in Gazze'de sergilemeye devam ettiği soykırım ve İran-ABD savaşı gibi sıcak gelişmeler, bugün İslâm dünyasının ağır sorunları bulunduğunu aklı olanlara bir kez daha hatırlattı.Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 17 Haziran 2026'da kabul ettiği 2025 Türkiye raporunda, ülkemize yönelik haksız eleştirilerin yanında, başlığımızla ilgili olarak, "Temel özgürlükler

Mustafa Çağrıcı

Son nefeste iman ile giden Cennete girer...

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Son sözü, (Lâ ilâhe illallah) olan, muhakkak cennete girer."Yüce Rabbimiz, hepimizi Cennetine davet ediyor. Bunun tek şartı da, dünyada iken îman etmek ve son nefeste îman ile ölmektir. Peygamber Efendimiz, (Son sözü, [Lâ ilâhe illallah]

Hasan Yavaş

Helal kazanç ve vicdan

Bu durum, bireysel düzeyde kalmayıp, toplumsal düzeyde de ciddi etik çöküşleri beraberinde getirmektedir. Helal kazanç, bireyi içsel bir tatmine, dünya ve ahiret saadetine taşırken; hırsızlık, rüşvet, zimmet ve başkasının hakkına göz dikmek gibi gayrimeşru yollar, dışarıdan parıltılı ve cazip bir yaşam sunuyor gibi görünebilir. Ancak bu sahte ihtişam, uzun vadede mutlak bir hüsran, derin bir manevi boşluk ve kaçılamaz bir vicdan azabıyla sonuçlanır.

Süleyman Gülek

"Gelin Müslüman olalım"

Sahabeden Muaz bin Cebel, Abdullah bin Ravaha ile karşılaştığında "Gelin Müslüman olalım" diye söyler. Revaha'nın bu söz dikkatini çeker zaten Müslüman değil miyiz der. Bu durumu Hz. Peygamber'e nakleder.Hz. Peygamber (asm), "Allah ondan razı olsun! Onun amacı imanımızı tazeleyelim" demektir. "O, meleklerin de iştirak etmekten iftihar ettiği meclisleri seviyor" der.

Halil Elitok

Ey Oğul!

Süfyân Sevri şöyle der: «Allah Tebâreke ve Teâlâ seher vakitlerinde esen; zikir ve istiğfarları Melik-i Cebbâr'a taşıyan bir rüzgâr yaratmıştır." Ayrıca o şöyle demiştir: "Gecenin ilk kısmında, bir münâdi Arş'ın altından şöyle seslenir: 'Abidler kalksın!' Bunlar kalkar ve Allah'ın dilediği kadar namaz kılarlar. Daha sonra gecenin ortasında

Abdullah Yıldız

Tevhide giden ağacın hikmetli yolculuğu

Tarım ders kitaplarımızda, ağacın fizyolojik hayatı kısaca şöyle sıralanıyordu.Ağaç, ilkbaharda kambiyo tabakasının faaliyetiyle suyu dallarına gönderir, tomurcuklanır, çiçek açar, döllenir ve meyve verir. Sonbahara doğru ise aynı sistemle suyunu geri çeker, yapraklarını sarartır ve döker; kışın dondurucu şartlarından korunmak için hayat özünü köklerinde saklar. Bu hayat döngüsü tabiata havale

Rüstem Garzanlı

"Asr-ı Saâdet" dönemi...

Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam dönemine "Asr-ı Seâdet" denilir ve insanlık târihi boyunca, ikinci bir benzeri yoktur.Târihte, en mühim muvaffakıyeti gerçekleştirmiş ve ilk büyük başarıyı sağlamış örnek bir şahsiyet olarak Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (aleyhis-selâm) zikredilmektedir.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı

Çağın en büyük yetimliği: İslam'ın Müslümanların elinde garipleşmesi...

Resmî verilere göre yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yüz bini aşkın din görevlisi görev yapmaktadır. Bunun yanında ilahiyat fakülteleri, imam hatip okulları, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları da din hizmetlerine önemli katkılar sunmaktadır. Ancak mesele yalnızca sayısal büyüklük değildir. Asıl soru şudur: Bu büyük bilgi ve insan kaynağı, toplumsal hayata ne ölçüde yön verebilmektedir

Hüseyin Demir

Taraf mısınız, taraftar mı..

Yıllar evvel bir devlet büyüğümüz veciz bir söz söylemişti: "Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü onu doğrudan ayırmak zordur" İnsanları ve toplumları kaos ve karmaşa ile şekillendirip biçimlendirmek isteyen küresel toplum mühendislerinin bu cümleden olarak zihinlere çektikleri en derin ve korkunç operasyonların başında

Bülent Acun

Sırr-ı meşveret ve şura - Meşveret, Şura ve Şahs-ı Manevi-5

Sırr-ı meşveret, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için davranmayı icab eder.Şirket-i maneviye, meşveretin sırr-ı aziminden husule gelir. Bediüzzaman da "Heyetinizdeki Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini konuşturmak ve reyini almak için meşveret ediniz."1 tavsiyesini yapar. Sırr-ı meşveretin bir tezahürü olarak arzetmeye çalıştığımız fikirler, Nur

Abdülbaki Çimiç

'Seçilmiş Hikâyeler' ve 'Dost' dergisi sahibi Salim Şengil'in...

1947-57'de "Seçilmiş Hikâyeler", 1957-73'te "Dost" dergilerini çıkaran, aynı zamanda hikâyeci ve yayıncı bir isimdir Salim Şengil. 1950 edebiyat kuşağının tanınmasında payı vardır. İkinci Dünya Savaşı'ndan 1970'li yıllara değin uzayan yayın dünyasını, özellikle sol çevreyi iyi tanır. Bu yazıda Şengil'in "Anılarda Kalan Portreler" (Cem Yay.,

Alaattin Karaca