Borazan

Birisi, bize borazan demiş. Bu lakırdı bize hiç uymaz. İlla bir yakıştırma yapılacaksa "Yeni Asya hakkın sesidir" denilebilirdi; lakin bu ses borazandan çıkmaz, borazancı da bu sesi çıkaramaz.Bediüzzaman'ın "insaniyetin mahisi" olarak tarif ettiği istibdat oldukça, borazan da artar, borazancılar da. Zira istibdat, tüm insanî vasıfları ya tersine çevirir ya da öldürür.

Ahmet Dursun

Celcelutiye'yi şerh eden Âlim İmam-ı Gazâlî

Burhan bey: "İmam-ı Gazâlî kimdir"Sağken Beni Mezara Gömdün! Hicrî 450 (Milâdî 1058) yılında İran'ın Horasan bölgesinde dünyaya geldi. Hüccetü'l-İslâm, lakabıyla anılır. Ortaçağ'da Batı dünyası onu, "Al-Gazel" diye tanımıştır. Babasının mesleğine nispeten, "yün eğirici, iplikçi" manasında "Gazzâlî"

Süleyman Kösmene

Acıma

Merhamet özelliği insana; insan olma niteliklerini kazandıran bir özelliktir. Aslında Allah'ın yarattığı bütün canlılarda bu özellik var. Ancak konumuz insandaki acıma özelliğidir. Bu özellik, bizi yaratan ve donatan Allah tarafından insan olmamızı sağlayan özelliğimiz olarak bize bir nimet olarak verilmiştir. Meşhur bir sözümüz vardır: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez!"

Mehmet Şerif Cebe

Elâlem Putu "Elâlem ne der"

Belki de çağımızın en çok tekrar edilen cümlesi budur. Nice haramlar bu cümleyle meşrulaştırılıyor, nice farzlar bu cümle yüzünden erteleniyor. İnsanlar Allah'ın rızasını değil, insanların alkışını kazanmaya çalışıyor. Ticaretimizi "elâlem ne der" diye şekillendiriyoruz. Düğünlerimizi gösteriş yarışına çeviriyoruz. Taziyelerimizi bile israf ve gelenek baskısına

Prof. Dr. Ahmet Tekin

"Sen meyhânedevaaz et!"

Ammâr-ı Yâser hazretleri, Anadolu velîlerinden olup, Bitlis'te yaşadı. 1253 (H.650) de, Bitlis'te vefât etti.İnsanları doğru yola kavuşturmak için çok uğraştı.Necmeddîn-i Kübrâ hazretleri bu zâtın sohbetlerinde yetişmiştir.Bir gece yattı.Ve rüyâ gördü.

Abdüllatif Uyan

Dinimizde istişarenin önemi

Hadis-i şerifte "Akıllıya danışıp onu dinleyen, doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur." buyuruluyor. Sual: "İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır" buyuruluyor. Peki, kimlerle istişare yapılırCevap: Maalesef toplumumuzun

Osman Ünlü

Meşrutiyet; hakikî adalet ve meşveret-i şer'iyeden ibarettir

"İki Mekteb-i Musibet Şehadetnâmesi yahut Divan-ı Harb-i Örfî ve Said Nursî" adlı eserden parçalar:Mukaddeme: Vakta ki hürriyet divanelikle yâd olunurdu; zayıf istibdat tımarhaneyi bana mektep eyledi. Vakta ki itidal, istikamet irtica ile iltibas olundu; Meşrutiyette şiddetli istibdat hapishaneyi mektep eyledi. [...] Şimdi gelelim on bir buçuk cinayetlerimin tâdadına:

Risale-i Nur'dan

Hem yalancı hem hırsız hem de utanmaz

Üçüncü gün yine gözetledim yine geldi ve hurmalıklardan avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp: 'Seni bu sefer mutlaka Hz. Peygamber (s.a.s.)'e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka gelmeyeceğim deyip yine geliyorsun.' dedim. Bu sefer bana rica ederek şöyle dedi: 'Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın.'

Nusret Reşber

Fitne ve Islâhı (3)

*Diktatörlüklerde; Halkın iradesinin ya hiçbir değeri yoktur, ya da göstermelik olarak şeklen vardır. İktidar genellikle bir darbe ile (askeri veya sivil) elde edilir ve babadan evlada devredilir. Diktatörlüklerde iktidar cebren ele geçirildiği için, mücadele de kuvvet-güç vasıtalarıyla (silahlı güçler, yargı) yapılır. Fitneler de daha çok silahlı güçler arasında olur. *Demokrasiler

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

Şahısların gölgesinden müesseselerin gücüne

Önceki yazımızda İslâm dünyasının temel bilimlerdeki üstünlüğünü mühendisliğe ve sanayiye taşıyamadığından bahsetmiştik.Osmanlı'da Batı'nın üstünlüğü fark edildiğinde çözüm daha çok askerî alanda ve silah teknolojisinde arandı. Hâlbuki Batı, sanayi inkılâbına ulaşmadan önce Rönesans, Reform ve Aydınlanma süreçlerinden geçmiş; hukuk, eğitim ve devlet yapısını yeniden inşa etmişti. Dolayısıyla

Hasan Güneş

Ağabey diyor ki: Keşke politikacılarımızda ders almak için okusa......

Ortadoğu strateji uzmanı, tarihçi, yazar, emekli Tuğgeneral Sayın Naim Babüroğlu'nun, keza Türkiye'nin deniz hak ve menfaatlerini savunan ve Mavi Vatan doktrinini geliştirip, literatüre kazandıran, bu meselede cansiperane mücadele eden müstafi Tümamiral Sayın Cihat Yaycı'nın yazdıkları mutlaka okunmalıdır. Ayrıca yayınlarının da mutlaka dinlenmesi gerekir. Zira

İsmail Müftüoğlu

İslam, İslam'dır

Anadolu'ya bir tek ağaç dikmemiş, "Buğdayın ağacı nasıl olur" diye internetten gören adamcağızlardan bazıları, Hacıbektaş-ı Veli'nin "Makalat"ını, Ahmet Yesevi'nin Divanı'nı okumamış insanların "Anadolu İslam'ı" diye kendi arzu ve isteklerini başkalarının adına yükleyerek kültür meydanına sunmaya çalışmaları tutmadı elhamdülillah.

Mahmut Toptaş

Siyonizm: Kısa Süreli Sancı

Oturduğu yerde duramayan, kıpır kıpır bir çocukla karşılaşan büyüklerin, "Evladım! Şurada beş dakika sakin oturup rahat duramadın! Oturduğun minderde sana eziyet veren çalı ve diken mi var Bir rahatsızlığın mı var" dediklerini duymuşsunuzdur. Eziyet kelimesinin tam olarak bu tür bir sahneyi canlandırdığını söyleyebiliriz. Eziyet, kişinin bir davranış şekli olarak hastalığı varmış

Doç. Dr. Harun Bekiroğlu

Ziyan

Rahmetli annemden çok kez duyduğum bir ifade şöyleydi: "Ziyan etme, ziyan olur."Yetmiş seksen sene önce insanlar bugüne kıyasla çok zor şartlarda hayat sürmüşlerdir. Düşünün ki, suyu evden uzak yerlerden bir kapla taşımışlar. Daha sonraları su bir muslukla evin önüne kadar ancak gelebilmiş. Uzaklardan üç beş litre suyu taşıyan kişi suyu ziyan edemez. Sırtında mısırını, buğdayını değirmeninde öğüten de bir parça ekmeğinin kaybını "ziyan" olarak görür.

Cevat Çakır

Şükür nasıl yapılır

"Kullarım benim verdiğim nimetlere karşılık şükredemezler. Onlardan bunu istemiyorum, kullarımın buna gücü yetmez. Nimetlerin benden olduğunu bilmeleri kâfidir."Rabbimizin bize verdiği nimetlerin şükrünü yerine getirebilmemiz mümkün değildir. O kadar çok nimeti vardır ki bunların çoğundan haberimiz bile yoktur. Onu hatırlamak, Ona şükretmek de büyük bir nimettir ve şükrettiğimiz için şükretmeliyiz.

M. Said Arvas

"Fâni geçici olanı verip bâki, kalıcı olanı al!.."

"Kim ahirete faydalı amel yaparsa, dünyâya düşkün olmaktan kurtulur..."Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti. Süfyân-ı Sevrî hazretleri anlatır:"Mis'ar'a: "Gördüğün

Vehbi Tülek

Gerçekliği kavramsallaştırmak

Kavram ile hayat arasındaki ilişkide düaliteden kurtulmak için her ikisi arasındaki mutabakatı sağlamak gereklidir. Bu bağlamda insanın içinde yaşadığı hayatın gerçekliğini iyi çözümlemesi, sorunlarını nasıl çözeceğini belirlemesi açısından önemli olduğu kadar kavramlarını yeniden içeriklendirmesini de sağlamaktadır. İdea ile madde arasındaki ilişkinin de bu mutabakatı sağlaması

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Kültür Dertleşmesi

İnsanlığımız kayba uğramışsa, "İnsan için" olan hiçbir değer yerli yerine oturtulamaz; bütün değerler problemli hâle gelir, hatta problem hâlini alır. Düşünmeden yaşama mecburiyeti, inandığını yaşamayı da imkânsızlaştırır. Düşüncesizliğin, darlık ve bencillik getirmesi, ifratlara ve tefritlere yöneltmesi kavgaya şiddete yol açması doğaldır. İnsanın, insan ruhunun, beslenmeye ihtiyacı

Yaşar Değirmenci

Alevîlik ve ibadet

NATO toplantısı münasebetiyle çok maceralı bir yolculuktan sonra, ULUS-27 dersini müteakip yeni tanıştığımız bir berbere gittik.Her yeni tanıştığımız insana bir şeyler anlatarak, onların ahiret hayatlarına yardımcı olmayı âdeta bir vazife olarak gördüğümüzden, tıraş olurken bir taraftan da konuşmaya başladık. Orta yaşlardaki berbere "Bu çok yoğun işlerin arasında beş

Sami Cebeci

Müslüman ülkelerde insanın değeri

İsrail'in Gazze'de sergilemeye devam ettiği soykırım ve İran-ABD savaşı gibi sıcak gelişmeler, bugün İslâm dünyasının ağır sorunları bulunduğunu aklı olanlara bir kez daha hatırlattı.Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 17 Haziran 2026'da kabul ettiği 2025 Türkiye raporunda, ülkemize yönelik haksız eleştirilerin yanında, başlığımızla ilgili olarak, "Temel özgürlükler

Mustafa Çağrıcı

Son nefeste iman ile giden Cennete girer...

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Son sözü, (Lâ ilâhe illallah) olan, muhakkak cennete girer."Yüce Rabbimiz, hepimizi Cennetine davet ediyor. Bunun tek şartı da, dünyada iken îman etmek ve son nefeste îman ile ölmektir. Peygamber Efendimiz, (Son sözü, [Lâ ilâhe illallah]

Hasan Yavaş

Harunlar ve Karunlar

Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz. Erbakan Hoca'mız, Peygamber Efendimiz İslam'a nasıl inanmış, nasıl yaşamış, hakkın hâkim batılın zail olması için ashabı ile beraber nasıl cihat etmiş ise, öylece inanmayı, öylece yaşamayı,

İsmail Hakkı Akkiraz

Helal kazanç ve vicdan

Bu durum, bireysel düzeyde kalmayıp, toplumsal düzeyde de ciddi etik çöküşleri beraberinde getirmektedir. Helal kazanç, bireyi içsel bir tatmine, dünya ve ahiret saadetine taşırken; hırsızlık, rüşvet, zimmet ve başkasının hakkına göz dikmek gibi gayrimeşru yollar, dışarıdan parıltılı ve cazip bir yaşam sunuyor gibi görünebilir. Ancak bu sahte ihtişam, uzun vadede mutlak bir hüsran, derin bir manevi boşluk ve kaçılamaz bir vicdan azabıyla sonuçlanır.

Süleyman Gülek

"Gelin Müslüman olalım"

Sahabeden Muaz bin Cebel, Abdullah bin Ravaha ile karşılaştığında "Gelin Müslüman olalım" diye söyler. Revaha'nın bu söz dikkatini çeker zaten Müslüman değil miyiz der. Bu durumu Hz. Peygamber'e nakleder.Hz. Peygamber (asm), "Allah ondan razı olsun! Onun amacı imanımızı tazeleyelim" demektir. "O, meleklerin de iştirak etmekten iftihar ettiği meclisleri seviyor" der.

Halil Elitok

Tevhide giden ağacın hikmetli yolculuğu

Tarım ders kitaplarımızda, ağacın fizyolojik hayatı kısaca şöyle sıralanıyordu.Ağaç, ilkbaharda kambiyo tabakasının faaliyetiyle suyu dallarına gönderir, tomurcuklanır, çiçek açar, döllenir ve meyve verir. Sonbahara doğru ise aynı sistemle suyunu geri çeker, yapraklarını sarartır ve döker; kışın dondurucu şartlarından korunmak için hayat özünü köklerinde saklar. Bu hayat döngüsü tabiata havale

Rüstem Garzanlı

Ey Oğul!

Süfyân Sevri şöyle der: «Allah Tebâreke ve Teâlâ seher vakitlerinde esen; zikir ve istiğfarları Melik-i Cebbâr'a taşıyan bir rüzgâr yaratmıştır." Ayrıca o şöyle demiştir: "Gecenin ilk kısmında, bir münâdi Arş'ın altından şöyle seslenir: 'Abidler kalksın!' Bunlar kalkar ve Allah'ın dilediği kadar namaz kılarlar. Daha sonra gecenin ortasında

Abdullah Yıldız

"Asr-ı Saâdet" dönemi...

Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam dönemine "Asr-ı Seâdet" denilir ve insanlık târihi boyunca, ikinci bir benzeri yoktur.Târihte, en mühim muvaffakıyeti gerçekleştirmiş ve ilk büyük başarıyı sağlamış örnek bir şahsiyet olarak Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (aleyhis-selâm) zikredilmektedir.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı

Çağın en büyük yetimliği: İslam'ın Müslümanların elinde garipleşmesi...

Resmî verilere göre yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yüz bini aşkın din görevlisi görev yapmaktadır. Bunun yanında ilahiyat fakülteleri, imam hatip okulları, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları da din hizmetlerine önemli katkılar sunmaktadır. Ancak mesele yalnızca sayısal büyüklük değildir. Asıl soru şudur: Bu büyük bilgi ve insan kaynağı, toplumsal hayata ne ölçüde yön verebilmektedir

Hüseyin Demir

Taraf mısınız, taraftar mı..

Yıllar evvel bir devlet büyüğümüz veciz bir söz söylemişti: "Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü onu doğrudan ayırmak zordur" İnsanları ve toplumları kaos ve karmaşa ile şekillendirip biçimlendirmek isteyen küresel toplum mühendislerinin bu cümleden olarak zihinlere çektikleri en derin ve korkunç operasyonların başında

Bülent Acun

'Seçilmiş Hikâyeler' ve 'Dost' dergisi sahibi Salim Şengil'in...

1947-57'de "Seçilmiş Hikâyeler", 1957-73'te "Dost" dergilerini çıkaran, aynı zamanda hikâyeci ve yayıncı bir isimdir Salim Şengil. 1950 edebiyat kuşağının tanınmasında payı vardır. İkinci Dünya Savaşı'ndan 1970'li yıllara değin uzayan yayın dünyasını, özellikle sol çevreyi iyi tanır. Bu yazıda Şengil'in "Anılarda Kalan Portreler" (Cem Yay.,

Alaattin Karaca

Sırr-ı meşveret ve şura - Meşveret, Şura ve Şahs-ı Manevi-5

Sırr-ı meşveret, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için davranmayı icab eder.Şirket-i maneviye, meşveretin sırr-ı aziminden husule gelir. Bediüzzaman da "Heyetinizdeki Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini konuşturmak ve reyini almak için meşveret ediniz."1 tavsiyesini yapar. Sırr-ı meşveretin bir tezahürü olarak arzetmeye çalıştığımız fikirler, Nur

Abdülbaki Çimiç

Peygambere karşı anti-propaganda ağları

İnsanın irade sahibi, şerefli ve en güzel biçimde yaratılması, meleklerin hazır bulunduğu bir ortamda ilk insan ve ilk peygamber Adem Aleyhisselam ve ondan yaratılan eşinin (Havva) tanıtılması; Allah-u Teâlâ'nın meleklerden saygı göstermelerini istemesi süreci neticesinde meleklerin itaati ve şeytanın isyanıyla yeni bir imtihan alanı oluşturulmuş, hakk ve batıl mücadelesi başlamıştır.

Siyami Akyel

Ağacı yeşil tutmak

Bu yiğitçe bir duruş. Bir kara sevda: Adaleti -bir gün bana lâzım olur diye değil- Kur'ân'ın en temel esasından biri olduğu için savunmak!Ekmeği değil hürriyeti öncelemek. -nefsin serbestliği için değil- imanın bir özelliği olduğu idrakiyle! Nebevî emaneti omuzlayarak, Hazret-i Hüseyinvâri (ra) zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almak! Yiğitçe bir duruş, bir kara sevda bu! Nura pervane olmak!

M. Said Zeki

Allah'ın varlığının aklî delilleri- 5

Bu yazı dizisinin bundan sonraki bölümlerinde, farklı ilim dallarında mütehassıs ilim adamlarının; Allahü Teâla'nın varlığına dair tesbit ettikleri aklî delillerin (kanıtların) önemli bir kısmını ayrı ayrı aktarmaya çalışacağız inşaallâhü teâlâ. Bu kapsamda ilk olarak "Hudûs Delili"ni incelemeye gayret edeceğiz.

Mehmet Can

Zulüm Düzenlerinin Sadık Bekçileri Bel'amların Dört Özelliği

1- Dünyaya Saplanıp Kalmak; Âlimin "Sultan Sofrasına" Oturması: Araf Suresi'nde Bel'am'ın özellikleri anlatılırken onunla ilgili, "O dünyaya saplanıp kaldı, hevasının peşine düştü" ifadesi kullanılır. Yani Allah'ın kendisine verdiği ilimle hakikatin

Abdülaziz Kıranşal

Din hizmeti ve bu hizmetin erleri

Kur'an'ı Kerimi hıfzetmenin devamı olan anlama ve uygulama gibi hizmetleri unutuyorlar. Rabbimizin muradına ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin uygulayışına itibar etmiyorlar. Daha doğrusu tabularını aşamıyorlar. Hizmet vermek isteyenlerin kimi akademik kariyerini, kimi mollalık saltanatını, kimi grup taassubunu, kimi siyasî bağımlılığını ve kimi de bencillik gurur

İlhan Oral

Dünya geçici, ahiret ise sonsuzdur...

İnsanın ömrü rüya gibidir, geçicidir; asıl iş, fâni dünyada ebedî ahiret saadetini kazanmaktır. Yani iman edip Müslüman olmaktır.Dünyaya milyarlarca insan gelmiş, bir müddet yaşamış, sonra ölüp gitmişler. Bunların bazıları zengin imiş, bazıları fakir. Kimi güzel imiş, kimi çirkin; kimi zâlim imiş, kimi mazlum. O hâllerinin hepsi geçti, unutuldu. Onların bir kısmı inanmış, Müslüman idi. Geri kalanları ise inanmamış kimselerdi.

Salim Köklü

Hayalleri gerçek oldu

Servet Armağan'a ortaokul yıllarında bir arkadaşı, Eşref Edip'in Bediüzzaman'ın küçük "Tarihçe-i Hayat" adlı kitabını verdi.Kitabı okuduktan sonra Risale-i Nurları merak etti. Bediüzzaman'ın talebesi Abdullah Yeğin'i yıkık, bakımsız ve kimsenin oturmadığı Rıdvaniye Camisinin hücresindeki yerinde ziyaretine gitti. Kısa bir tanışmadan sonra Servet Armağan, "Ne

Misbah Eratilla

İlk defa, şükürler olsun!

Bu yazı hissîdir...Hem vallahi hem billahi çok büyüksün Allah'ım! Elbette benim çektiklerim, diğer kullarının, özellikle sevdiklerinin çektikleri sıkıntılarla kıyaslanmaz ama benim de nasibime düşen bu imiş. Bir buçuk saat sürer, denilen ameliyat, yaşadıklarımla yaklaşık bir yıl sürdü ve bu süre zarfında beni, ailemi, sağlık ekibini, dostlarımı öylesine hikmetli bir imtihandan geçirdi ki, ancak bu kadar olur, Allahu ekber.

Mehmet Çetin

Âdem aleyhisselâma gelen üç hediye...

Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirip dedi ki: "Yâ Âdem! Allahü teâlâ sana selâm ediyor. Getirdiğim şu üç hediyeden birini kabul etmeni emir buyurdu."Allahü teâlâ kime akıl verirse, hayâ ile îmân da onunla beraber bulunur. Aklı olmayanın ne hayâsı ne de îmânı bulunur. Şöyle ki:Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirip dedi ki:

Ahmet Demirbaş