1. Akrabalık Bağlarını Korumak Bir Tercih Değil, İmanî Bir Sorumluluktur
Çoğu zaman akrabalık ilişkilerini bir "tercih" veya vakit buldukça yerine getirilecek "sosyal bir gelenek" olarak görme eğilimindeyiz. Oysa Kur'an-ı Kerim, akrabalık hakkını gözetmeyi doğrudan Allah'a olan kulluk bilinciyle bir tutar. Yüce Allah Nisa Suresi'nde şöyle buyurmaktadır: "Allah'a kulluk edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara... iyilik edin." (Nisa Suresi, 36) Akrabalık bağlarını koparmak ise dinimizde son derece ağır bir uyarıyla karşılanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu bağların hayatımızdaki ve ahiretimizdeki belirleyici rolünü şu net hadis-i şerifiyle ortaya koyar: "Akrabalık bağlarını koparan kimse cennete giremez." (Buhârî, Edeb, 11)
2. İyilikte ve Maddî Yardımda Öncelik Akrabanındır
Maddi veya manevi bir iyilik yapacağımız zaman gözlerimiz çoğu zaman uzakları arar. Oysa yardımlaşma ve dayanışma ahlakı yakın çevreden başlar. Bir insanın kendi akrabası darlık içindeyken başkalarına el uzatması, İslam'ın sosyal adalet anlayışıyla bağdaşmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), akrabaya yapılan yardımın çifte bereket taşıdığını bizlere müjdelemiştir: "Yoksula verilen sadaka bir sadaka sayılır. Akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer: Biri sadaka, diğeri ise akrabayı koruyup gözetme (sıla-i rahim) sevabıdır." (Tirmizî, Zekât, 26)Akrabamızın derdiyle dertlenmek, borcu varsa imkânlar nispetinde yardımına koşmak, hastalığında yanında olmak veya bir işini kolaylaştırmak sadece insani değil, aynı zamanda manevi bir borçtur.
3. Akrabalığa Karşılık Beklemeden Devam Etmek
Akraba ilişkilerindeki en büyük imtihanlarımızdan biri "küsme" veya "misilleme" duygusudur. "O benim düğünüme/cenazeme gelmedi, ben de gitmem", "O beni aramadı, ben de aramam" anlayışı, ilişkileri çürüten en tehlikeli yaklaşımdır. Gerçek akrabalık görevi, iyiliğe karşı iyilik yapmak değil; bağlar kopma noktasına gelse bile o bağı onarmaya çalışmaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu inceliği şöyle ifade etmektedir: "Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren kimse, tam anlamıyla akrabalık bağını gözetmiş sayılmaz. Gerçekten akrabalık bağını gözeten kişi, kendisiyle bağları koparan akrabasına bile iyilik etmeye devam edendir." (Buhârî, Edeb, 15) Kırgınlıkları uzatmamak, affedici olmak, bayramları ve özel günleri vesile kılarak aradaki buzları eritmek, akrabalık hukukunun bir gereğidir.
4. Bereketi Uzakta Aramayın: Sıla-i Rahim ve Ömür Bereketi

23