Bana bir şiir söyle

Bana bir şiir söyle içinde "Yıldızları konuşturan bir yıldıznâme" olsun.

"Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine" diyen Hulusî'nin, rengin ve zengin şiiriyle semânın yüzündeki yıldızlara bakıp, "Keşke şair olsaydım" diye hayıflanan Barla dağlarındaki 'zümrüdüanka'ya selam olsun.

***

Bana bir şiir söyle; içinde minik kuşlar olsun.. "Mantıku't Tayr" tadında... Azimle Simurg'u arayan..

Sevgiyle ıslanan yağmurlar, ağlayan gözyaşları olsun; sadefçede inciyi saklayan!

Solmayan baharları, göğe uzananan dağları, bengisu fışkıran pınarları müjdelesin.

***

Sevgi, nefret, kıyamet zamanları...

İlk halka... İnsanlığın atası Hz. Âdem...

Yasak meyvayı yediğine pişman. Ekilen tohumlar hüzün, keder ve acı. Tevbe ve sevgi pişmanlığın ilacı...

Dönem dönem sevgiyle yeşerdi kardeşlik. Şenlendi yeryüzü, insana beşik...

Heyhât, sonra kardeşler arasına su-i zân düştü! Kıskançlık ve şehvet için toprağa kan düştü.

Kâbil kıskanç, Kâbil'in torunları bin pişman. Meş'um kin, boğdu masumları ipil ipil akar kan! Nehir oldu da insan kanı; yüz yıllardır durmaz akar! Ve hortladı tüm kötülükler, yayıldı yeryüzüne, hoyratça!

Bahçıvanlar geldi, çırpındılar; sevgiyi yeşertmek için... öle dönen hayata imbat yeli, bahara çevirmek için!

Sevgi elçileri şevkli, yalınayak dolaştı yeryüzünü... Hıdırellez'den muştular, süpürdü her hüzünü ! Saadet Asrı'nı yaşadı ümitle, ihtiyar dünya!

Sonra... Sonra güneş döndü, ikindiden akşama...

Mahşerin dört atlısı; Deccal, Ye'cüc, Me'cüc ve Dabbe!..

Hâlâ görev başında!

***

Ey nefis, bir meteor çukurunda devinip duruyorsun, kertenkele yazgısıyla.

Hayali merdivenler kuruyorsun, örümcek ağlarında.

Tohum çatlamaz. Akıl F e y l e s o f sığınağında.

Ö k s ü z h ü z ü n l e r i n a ğ l a t ı r beni.

Tuzak sözlerin, güneşten uzak... Dostların karanlıkta, isli bir fanus gibi, ışık saçıyorsun güya. Yıldız böceğinin komik yalnızlığında...

***

Ey gönül! Hâyâl mahallesinde ne koşup duruyorsun Fincanı deniz, denizi kadeh sanma!