Nurettin Topçu'nun istediği dua

Nurettin Topçu, Bediüzzaman ile Denizli'de aynı zamanda bulunuyordu. İkisi de sürgündü. Nurettin Topçu Denizli lisesinde edebiyat öğretmeni iken Bediüzzamanla tanışması hâkim Muslihiddin Sönmez ile Denizli Lisesinde tarih öğretmeni ablası Seher Sönmez aracılığıyla olmuştu.

Bediüzzaman'ın kaldığı otelde akşam yemeği vakti gelince polis ve çalışanlar çekilip giderdi. Bunu fırsat bilen Nurettin Topçu ve hâkim Müslihiddin odasına ziyarete gittiler. Yarım saatlık bir ziyaretleri oldu. Aralarında din, iman, ahlâk, gençlik ve cemiyet meseleleri ile ilgili sohbet yapıldı.

Sohbet anında Nurettin Topçu, Risale-i Nurun bilirkişi tayiniyle ilgili olarak, "Denizli Ağır Ceza Mahkemesi, eserleri bilirkişiye havale etmiş, liseden iki kişiyi bilirkişi tayin etmişler. Zannediyorum bunlardan biri edebiyat, bir diğeri de tarih hocasıydı. Bunlar dinsiz adamlardı. Hele biri büsbütün yılandı; sonradan feci şekilde ölüp gitti. Bediüzzaman ziyaret esnasında: 'Onları bana gönder ben onları dine davet edeyim" dedi. Nurettin Topçu, "Efendim onlar çok fena adamlar, vazgeçin" der. Bunun üzerine: "Peki öyleyse ehvenini getir, az fena olanı çağır, ben onları dine davet edeceğim, ben onları affettim" dedi. Nurettin Topçu: Bediüzzaman'daki büyüklüğe bak, biz olsak başını ezmeli deriz, "Ben onları affettim" diyor. İşte büyüklük budur. Ruhî bir ışıktır bu..." dedi.

Nurettin Topçu Bediüzzaman için: "Hareket adamı idi, girişkendi, herkesle konuşurdu. Davasını anlatırdı. Miskinliğe taraftar değildi. Bediüzzaman sohbet anında: "Denizli'de bir zamanlar 62 medrese vardı, bunların hepsi kapatıldı. Bu sebepten ben muallimlere dargınım" dedi.

Nurettin Topçu konuşmasını söyle sürdürdü: "Akşam Bediüzzaman'ın yemeğini getirdiler, mükellef bir sofraydı. Getiren garsona yemeği iade etti: "Bunu fukaralara götür" dedi. Yanında zeytini vardı, yemeği kabul etmedi, ekmeğini zeytin taneleriyle yedi: "Bir ekmeği 15 günde bitirebiliyorum" dedi. Semaveri vardı, çay kaynatıp çay içiyordu, bize de ikram etti. Her tarafta yazılıyordu, köylerde, kazalarda hep Nur Risaleleri çoğaltılıyordu. O devir gönül alıcı bir devirdi. Güneşin doğuşu gibi bir zamandı."

Nurettin Topçu: "O tarihlerde Denizli'nin Güvençli köyüne gitmiştim. Bir akşam beni bir eve misafir olarak çağırdılar. Gece dama çıktık, lüksü yaktılar. Bediüzzaman'ın yeni bir risalesi çıkmıştı. Köylülere onu okuyacaktım. Tam ben okuyacağım esnada, onlar benden evvel davranıp başka bir risalesini çıkarıp okumasınlar mı Hayret içerisinde kaldım."