Fakat AK Parti döneminin en önemli sonuçlarından biri belki de rakamlara sığmayanözgüven dönüşümüdür.
Türkiye, uzun yıllar boyunca "yapamaz", "üretemez", "başkasına ihtiyaç duyar" psikolojisiyle hareket etti. Savunma sanayiindeki millî projeler, insansız hava araçları, enerji hamleleri, yerli otomobil ve teknoloji yatırımları bu psikolojinin kırılmasında sembolik bir rol oynadı. "Yerli ve millî" kavramı böylece yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve stratejik bir anlam kazandı.
Fakat 25 yıllık bir iktidarın hakkaniyetli muhasebesi yalnızca yapılanları anlatmakla olmaz. Ekonomide enflasyon ve gelir dağılımı, konut maliyetleri, eğitimde kalite, hukukta öngörülebilirlik, liyakat, kurumların dayanıklılığı ve gençlerin gelecek beklentileri bugün yeni dönemin temel meseleleridir.İlk 25 yıl Türkiye'nin kapasitesini büyütme mücadelesiyse, ikinci eşik bu kapasiteyi kaliteye, kurumsallığa ve kalıcı refaha dönüştürme mücadelesidir.
Burada AK Parti'nin diğer partilerden farkı daha açık görülür. Birçok siyasi hareket belirli dönemlerin sorunlarına çözüm üretirken AK Parti, kendisini uzun süreTürkiye'nin tarihî yönünü değiştirecek bir siyasi projeolarak tarif etti. Bu iddia onu yalnızca hizmet üreten bir hükümet olmaktan çıkarıp, Türkiye'nin devlet-toplum ilişkisini, ekonomik kapasitesini ve dış politika ufkunu yeniden tanımlama iddiasındaki bir aktöre dönüştürdü.
Ancak tarihî iddia, tarihî sorumluluğu da beraberinde getirir. Bundan sonra daha fazla yol, bina veya altyapı kadar; daha nitelikli eğitim, daha güçlü hukuk, daha üretken ekonomi, daha yüksek teknoloji ve daha sağlam kurumlar gerekmektedir. Çünkübüyük devlet olmak, yalnızca güçlü olmak değil; gücü adalet, ehliyet ve hikmetle taşıyabilmektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın"Büyük Türkiye Cumhuriyeti"ufku da bu noktada anlam kazanıyor. Büyük Türkiye; yalnızca büyüyen millî gelir, yükselen yapılar, güçlü savunma sanayii veya genişleyen ulaşım ağları değildir. Büyük Türkiye; kendi tarihî hafızasından utanmayan fakat dünyaya kapanmayan; millet iradesini esas alan fakat kurumlarını zayıflatmayan; bağımsızlığını korurken adaleti büyüten; bilimde, teknolojide ve ekonomide kendi değerini üreten; vatandaşına güven, gençlerine gelecek, dünyaya ise söz söyleme kapasitesi veren Türkiye'dir.

60