Ümmetin unutturulan asli gündemi: İslam'da hilafet, imamet ve...

Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın ilahi düsturunun tecellisi, Müslümanların başında adaletle hükmeden bir liderin varlığıyla mümkündür. Günümüzde kürsülerden uzak tutulan hilafet meselesi, aslında ümmetin birliği, adaleti ve izzeti için hayati bir itikadi ve ameli mesuliyettir. Yüce Rabbimizin "Allah'ın ipine toptan, hep birlikte sımsıkı sarılın ve

Ömer Arif

Hakkımızı helal etmiyoruz!

Bir yanda, milletin istikbalini canı pahasına savunan, yedi düvele ve her türlü kumpasa karşı göğsünü siper eden, "Kefenimi giyip yola çıktım" diyerek her adımını milletin ve ümmetin izzeti için atan dev bir irade, yalınayak bir adanmışlık, dur durak bilmeyen tek bir Reis... Diğer yanda ise, o devasa gölgenin altına saklanıp bu büyük mücadelenin ne çilesini ne

Prof. Dr. Ahmet Tekin

"Bu müjdeye nasıl kavuşulur"

Bir Hüseyin Efendi vardı ki, Kâdirî şeyhiydi önceleri. Ancak Abdülhakîm Arvâsî hazretlerini görünce, şeyhliği bırakmış, ona talebe olmuştu...Bu zât anlatıyor:-Bir zaman fakîrdim.Dostların yardımıyla geçinirdim.Kış gelmiş, odun alacak parayı tedârik edemiyordum.

Abdüllatif Uyan

Sömürgecilik

İngiltere'nin sömürge bakanı Gladstone, Osmanlı'nın/Müslümanların yenilmeyeceğini anlayıp amacına ulaşamayacağı kanaatine varınca Avam Kamarası'nda şöyle bir olay gerçekleşiyor: "Aldı eline kaldırarak Kur'an'ı Gladston: "İşte budur onların gücü, bunu iyi bilin!

Mehmet Şerif Cebe

Su tulumlarınıdelip kaçan afacan çocuk!

Fatih devri âlim ve velilerinden Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardı. Bu afacan iyiydi hoştu da sakalara takmıştı kafayı!..Dinimizde kul hakkı çok mühimdir. Üzerinde kul hakkı olan buna tövbe için, kul hakkını hemen ödemeli, onunla helalleşmeli, ona iyilik ve dua etmeli. Başkasının malını ondan izinsiz alıp, kullanıp, zarar yapmadan yerine bırakmak da haramdır.

Ahmet Demirbaş

Sözüm Kendimedir

Avrupa devletlerinden birinde, Adalet Bakanlığı'nda üst seviyelere gelmiş biri konuşuyor, "İşlenen her suçun önü alınamaz hale gelince, o suçun önce cezasını hafifletmişler, yine önleyemeyince, yeniden oylamışlar ve suç olmaktan çıkarmışlar ama hukukçularının iç dünyalarında birçok huzursuzluk devam ediyor. Bizim ülkenin işçileri suç oranlarında en gerideler ama

Mahmut Toptaş

Bir kimsenin gönlünü almak, altından daha kıymetlidir...

"Efendim! Özür dileriz. Sizi tanıyamadık. Sizi üzdük. Bizi affedip, hakkınızı helal ediniz."Seyyid Cemâleddîn-i Ezherî hazretleri İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. İran'da Şîrâz'da doğdu. 1358 (H.760) senesinde Geylân'da vefat etti. Mısır'da Câmi'ul-Ezher Medresesine gitti ve zamânın âlimlerinden

Vehbi Tülek

İnsanları memnun etmek zordur

Allahü teâlânın rızâsına kavuşandan, O'nun kulları da râzı ve memnun olur.Sual: "Bir kimsenin, bütün insanları kendinden hoşnut etmesi mümkün olmadığına göre nasıl bir hayatımız olmalı, davranmalıyız"Cevap: İnsanları her bakımdan râzı ve memnun etmek çok

Osman Ünlü

Mustafa İsmet Garîbullâh Ve Risâle-i Kudsiyye

Mustafa İsmet Garîbullâh rahmetullahi aleyh, Nakşibendi tarikatının otuzikinci postnişinidir. Tam adı "Mevlânâ Mustafa İsmet Garîbullâh Büyük Şeyh Efendi"dir. 1808 (hicri 1223) tarihinde bugün Yunanistan sınırları içinde kalan Osmanlı toprağı Yanya eyaletinde dünyaya geldi. Yanya eyaleti, miladi 1430'dan 1913 yılına kadar beş asır Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hâkimiyetinde kalmış önemli ilim ve irfan şehriydi.

Siyami Akyel

Şifacı değil sömürücü! Ayetlerle insanları nasıl kandırıyorlar

İnsanın çaresizliği, istismar edilecek bir kazanç kapısı değildir. Hele bu çaresizlik din, ayet ve şifa söylemleri kullanılarak sömürülüyorsa ortada yalnızca bir mağduriyet değil, aynı zamanda ciddi bir vebal vardır. Hepimizin hayatında dertler, sıkıntılar ve imtihanlar var. Kimi evliliğinde problem yaşıyor, kimi hastalıkla mücadele ediyor, kimi

Nureddin Yıldız

Ölüm vatan-ı aslîye bir sevkiyattır

ALTINCI KELİME"Yuhyî." Yani hayatı veren Odur. Ve hayatı rızık ile idame eden de Odur. Ve levazımat-ı hayatı da ihzar eden yine Odur. Ve hayatın âlî gayeleri Ona aittir ve mühim neticeleri Ona bakar; yüzde doksan dokuz meyvesi Onundur. İşte şu kelime, şöyle fânî ve âciz beşere nida eder, müjde verir ve der: Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna

Risale-i Nur'dan

Adaletsiz siyasî başarılar

Yakın siyasî tarih, haksız rekabet ve kitleleri yanıltarak kazanılan seçim başarılarının hikâyeleriyle doludur. Bu başarılar, sahiplerine manevî mesuliyeti yüklemekle beraber, ülkeye de pek hayır getirmediği görülmüştür.12 Eylül 1980'in zalim darbecileri, Süleyman Demirel Başbakanlığındaki demokrat iktidarı silah zoruyla alaşağı ederek, demokrat olmayan, siyasî vizyonu bulunmayan siyasîlerinin önünü açarak iktidara taşıdılar.

İbrahim Ersoylu

LÂTİF'in lûtfuna mazhar oldun ey Lâtif!

Gazetemizin değerli yazarı, sevgili kardeşimiz M. Lâtif Salihoğlu'nu senelerdir tanırız ve hukukumuz vardır.Önce, onun Risale-i Nurlarla müşerref olması ve gazetede işe başlaması ile alâkalı, Batman'ın ilk Nur talebelerinden ve yakın zamanda vefat eden Hacı Mirza Demir ağabeyin büyük oğlu Mustafa (Receb) kardeşimizin, Lâtif'in vefat haberini söyleyince bana gönderdiği not ile başlayayım.

Osman ZENGİN

Bir İslam alimi: Abdülkadir Geylani

ONUNCU Dedesi Hz. Hasan'dı. Ehli Beyttendir. Allah ona özel bir sempati ve güzellik verdi. İbni Kudame der ki: Dini bir sebeple hiç kimse onun (Abdülkadir Geylani) kadar sevilmedi. Vaaz ederken yüksek yere çıkardı. Bazen kürsüde ayağa kalkardı. Müthiş bir etki gücü vardı. Şöyle derdi: Benim elimle beş bin Yahudi ve Hristiyan İslam'a girdi. Yüzbin sabıkalı

Nihat Hatipoğlu

Çürümüşlüğe Karşı Hz. Ömer Yasaları

Hz. Ömer (R.A.) bir vali, yönetici ya da bürokrat atayacağı zaman ilk önce o kişinin göreve gelmeden önceki bütün malını saydırır ve kayıt altına aldırırdı. Görevden sonra da mallarını tekrar gözden geçirir eğer aşırı bir servet birikimi ya da şüpheli bir durum varsa o bürokratın mallarına el koydurup hazineye aktarırdı. Haksız servet biriktiren kamu görevlilerinin mallarına el koydu:

Abdülaziz Kıranşal

Akıl, peygamberler ve kitaplar...

Aklımızın kafi gelmediğini en iyi bilen Rabbimiz, bize acıyarak; bizi yalnız aklımıza bırakmadı. Peygamberler gönderdi. Kitaplar indirdi.Rabbimiz, doğru yolu bulabilmemiz için bizlere akıl nimetini vermiştir. Akıl olmazsa iyi ile kötüyü birbirinden ayıramazdık. Dünyada da ahirette de büyük sıkıntılar yaşardık.Fakat aklımız,

M. Said Arvas

Demirden Kelimeler: Kudüs Yolunda Sözler

Giriş Demirden kelimeler tamlaması, bağlantısız ve tuhaf görünse de bu tamlama birbiriyle uyumlu iki lafızdan oluşmaktadır. Kelime dendiğinde ağzımızdan çıkan anlamlı söz bütünlüğünü anlasak da köken itibariyle kelimenin yapısı incelenmeye değerdir. Kelimenin etimolojik yapısı bir maden olan demirle yakın ilişkilidir. Esasen

Doç. Dr. Harun Bekiroğlu

Bediüzzaman içtihat yapmış mıdır

Hollanda'dan okuyucumuz: "Bedîüzzaman içtihat yapmış mıdır Hangi konularda yapmıştır"İman ve itikatta içtihat sahibi olan Bediüzzaman Hazretleri, amelde dört mezhebin de hakkaniyetini tasdik ve ispat eder.1 Amelin dört mezhepten birisine uygunluğu halinde sıhhatine hükmeder.2 Eserlerinde îman ve itikat yoğunluğu ön plânda olmakla beraber; fıkhî hükümlerin

Süleyman Kösmene

Ağabey diyor ki; Saadet Partisi'ne oy verin, dertlerden kurtulun

Malum, 'Millî Görüş'ün diğer adı 'Adil Düzen'dir, yani tarik-i müstakimdir. Bir başka ifade ile emir bi'l-ma'rûf, nehiy ani'l-münker'dir. Allah'ın dediklerine uymaktır, şahısları putlaştırmamaktır. Çünkü kuldan mabud olmaz. Aksini düşünmek putçuluktur. 'Adil Düzen'de hâkimiyet Allah'a aittir. 'Millî Görüş' partileri kurulduğu 1970'ten beri çizgisini muhafaza etmiş, zaman içinde çakıl taşları elenmiştir.

İsmail Müftüoğlu

Hel min mezîd

Yiyin efendiler yiyin, bu han-i iştihâ sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Doyumsuz bir sofrada yedikçe yediler, doyduklarının farkına bile varmadan tüm tamahkarlıklarıyla bir daha yediler. Kusuncaya kadar yediler, kustular ve yine yediler. "Kusmak için yemek yiyenler, yemek için kusanlar" meselince tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yediler.

Ahmet Dursun

Dünya neden ölümlü, ahiret ölümsüzdür

Dünya hayatına gelen her canlı ve özellikle insanlar sonsuza kadar yaşamak ister ve ölmekten son derece korkar.Fakat, Allah'ın koyduğu kanun gereği her canlı ister istemez bir gün gelir ve ölür. Canlılar için Allah'ın takdir ettiği ölüm hakikati ise, ayetlerin haber verdiği gibi ne bir an geri ve ne de bir an ileri gitmez. Bundan dolayı, her canlı için ecel birdir ve değişmez.

Sami Cebeci

Bir barışçıl ilişki biçimi: 'Affetme'

Affetme, genellikle, "kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme" anlamlarında kullanılır. Kur'an-ı Kerim'de af (afv) kelimesi, biri "fazlalık" (Bakara 2/219), diğeri "bağışlama" (A'râf 7/199) anlamında iki ayette geçmektedir. Bakara suresindeki

Mustafa Çağrıcı

Batıla "Hak"ikat giydirmek

İslam'ın evren ve insana yaklaşımlarında baştan beri açıklayıcı olan iki kavram vardır. Bunlar; Hak ve batıldır. Hak(ikat) bir şeyin tabiatı, mahiyeti ve aslına uygunluğunu ifade ederken, batıl mahiyet ve tabiatı itibarıyla çarpıtılmış, hakikatle uyuşmayan durumlara tekabül etmektedir. Hakikat tabiatı itibarıyla temerküz ederken, batıl kendisini ancak güce dayalı olarak dayatır ve hakikati saptırmaya çalışır.

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Zilleti tercih etmek

Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz. Türkiye'de yaşanan manevi tahribat ve ekonomik yıkımla ilgili çeşitli yorumlar yapılıyor. Bu manevi tahribatın ve ekonomik yıkımın sebepleri hakkında hakiki bir analiz yapılmıyor. Yapılan değerlendirmeler de

İsmail Hakkı Akkiraz

Batı Anadolu sürgünü öncesi-1

Aslında bu sürgünün1 cevabı, o günün siyasî durumu ile Said Nursî'nin toplumsal etkisi arasındaki "güven uyuşmazlığında" yatıyor.1925 yılındaki Şeyh Said İsyanı ile Said Nursî'nin bir ilişkisi yoktu. Devletin resmî kayıtları ve mahkeme süreçleri, Said Nursî'nin isyana katılmadığını, doğrular. O zaman niçin sürgüne gönderildi sorusu akla geliyor. İsyan bastırıldıktan sonra

M. Fahri Utkan

Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî-15 - Meşverette hakikat aranır,...

Soru-5: "Meşveret yapılırken çok kırıcı sözler sarf etmek meşverete zarar verir mi, neticesini etkiler mi"Meşveret esnasında kırıcı, incitici ve tahkir edici sözler söylemek doğru değildir ve meşveretin ruhuna zarar verir; ihlâsı, uhuvveti ve tesânüdü zedeler. Böyle bir üslup, doğru bir fikrin bile tesirini azaltabilir ve meşveretin ruhunu ve bereketini menfî yönde etkileyebilir.

Abdülbaki Çimiç

Haz ve hız çağında insan kalabilmek

Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Hiçbir şey kararında kalmıyor, hızla değişiyor. İnsanlık zıtlıklar arasında savruluyor.Risale-i Nur kongresinde vurgulanan şu esaslar haz ve hız çağında insan kalabilmemize katkı sunabilir. Yeniden hatırlayalım. 1. Ey insan! Yavaşla biraz ve kendine şu soruları sor: Neciyim Nereden geliyorum Nereye gideceğim Bu dünyadaki vazifelerim nelerdir Öldükten sonra ne olacak

M. Said Zeki

Şehir, kolektif hafıza ve Yahya Kemal

Yahya Kemal, bir şehir şairi! Daha kestirme söylersek, İstanbul'un şairi. Çünkü şiirlerinin merkezinde İstanbul var. Ama hangi İstanbul'un ya da hangi şehir toplumunun şairiBu soruya şehirleri iki döneme ayırarak cevap verebiliriz. İnsanlar, yerleşik hayata geçtiklerinde başlangıçta 'geleneksel şehir'ler kurmuşlardı. Söz konusu şehirlerin üretim ve tüketim

Alaattin Karaca

Gıybet tuzağı

Günlük hayatta en çok karşılaştığımız ve rahatlıkla işleyebildiğimiz günahlardan birisi de gıybettir. Gıybet (dedikodu) sözlükte: Arkadan çekiştirmek. Hazır olmayan birisinin aleyhine konuşmak. Birisinin gıyabında hoşuna gitmeyen bir şeyi söylemek, olarak açıklanır.İnsanların savunma mekanizması "Biz olan şeyleri konuşuyoruz, kendisi burada da olsa söyleriz" şeklindedir. Hâlbuki

Ahmet Özdemir

Allah'ın varlığının aklî delilleri- 15

Geçtiğimiz hafta, Allahü Teâlânın varlığını isbat eden "Bilgi ve Şuur Delili"ni ele almış idik. Bu hafta ise, "Çokluk İçinde Birlik Delili"ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ. "Çokluk İçinde Birlik Delili", kısaca şudur: Kâinatta milyarlarca farklı tür bulunmaktadır. Bunların yapıları

Mehmet Can

Okullar açılmışken...

Tatlı, neşeli ve faideli bir içtimaî mesele: Okulların açılması ve eğitim ve öğretime başlanılması.İnsan hayatının neredeyse üçte biri, okullarda devam eden eğitim ve öğretimle geçiyor. Zamanında pek kıymeti bilinmeyen, fakat daha sonra kıymeti anlaşılan, ah u vah dedirten bir gerçektir okul hayatı. Ne olursa olsun, kim olursa olsun, herkesin merak ettiği

Rifat Okyay

"Sen kendini bir şey mi zannediyorsun" demek, ne demektir

"Sen kendini bir şey mi zannediyorsun" demek, aslında "Ben kendimi bir şey zannediyorum." demektir. Belli ki, kendini 'bir şey' zanneden başkalarını hiçbir şeye benzetemiyor. Kendini beğenen kimseyi beğenmiyor. Bu, kibirden başka bir şey değildir.Oysa her insan bir şey değil, çok şeydir. Kendini ve muhatabını okuyabilen aslında âlem içinde âlemler olduğunu fark

Sebahattin Yaşar

Her şeyi sen mi yöneteceksin

*Nefsimedir hitabım, ya da nefsim gibi nefsi olana!Hey dost! Bilirim, nefsim her alanda kendini göstermek ister ve hem de en masum ve meşru gerekçelerle. Bir yerde hizmet mi var, benimki hemen orada; buraya kadar güzel ama gel gör ki bizim nefis, fren tutmuyor. Orada da müdahil, orada da lokomotif, orada da her şeyden sorumlu genel müdür, mübarek!

Mehmet Çetin

Zübeyir Gündüzalp'in Urfa günleri

Zübeyir Gündüzalp İslâhiye PTT'sinde altı-yedi ay görev yaptıktan sonra Bediüzzaman'ın isteği üzerine Urfa'ya tayinini çıkarmaya çalıştı.Önce Adana'ya bağlı Feyzipaşa PTT'sinde bir süre çalıştıktan sonra Urfa'ya tayinini çıkardı. Zübeyir Gündüzalp Urfa'ya gelirken PTT müdürü onu garajda karşılayarak postaneye getirdi. Sonra birlikte dershaneye gittiler.

Misbah Eratilla

Cizre hatırası ve bir telefonun düşündürdükleri

Hayatta bazen uzun nutuklardan daha tesirli dersleri kısa yolculuklar verir. İnsan, bir otobüste, bir bekleme salonunda veya bir çay molasında ömür boyu unutamayacağı ibretlere şahit olabilir.Yıllar önce kamuda görev yaptığım dönemde, denetim maksadıyla Şırnak'ın Silopi ilçesine gitmiştim. Dönüşte, Cizre'deki (el-Cezire) gönül dostlarımı ziyaret etmeyi ihmal etmedim.

Rüstem Garzanlı

11 Eylül'ün ardından: Çeyrek asrın siyasi mirası

Tarihte bazı hadiseler yalnızca yaşandıkları dönemi değil, sonraki yılların siyasî ve kültürel iklimini de değiştirir.Fransız İhtilâli hürriyet ve demokrasi düşüncesinin yayılmasına zemin hazırlamış; Birinci Dünya Savaşı imparatorlukların çözülmesine, otoriter ve totaliter rejimlerin güç kazanmasına yol açan şartları doğurmuştu. İkinci Dünya Savaşı ise otoriter rejimlerin büyük yıkımını ortaya

Hasan Güneş

Mamehuran hırsızlarını tevbekâr eden sır

Bediüzzaman Said Nursî'nin Münazarat adlı eserinde geçen Mamehuran aşireti ve Şeyh Ahmed kıssasını, günümüz İslâm cemiyetinin sosyo-psikolojik ve manevî durumuyla manidar bir şekilde irtibatlandırabiliriz.Mamehuran aşiretinde hırsızlık çoğalınca aşiret istişare ediyor. "Herkes kendi malına sahip çıksın, malını korusun" diye karar alınıyor. İş sadece çoban ve köpeklere kalmayınca

Mehmet Kovancı

Ahlâkı Kur'an'dı

Vakit Devr-i Cehaletti. Aman Allah'ım! Asır ne acayip asır, zaman ne kötü zamandı. *** O devirde insanların payına düşen hüzündü, hicrandı, gamdı. *** Toprağı sulayan yağmur değildi, bilakis göz yaşıydı , kandı. *** Arzdan arşa yükselen ağıttı, iniltiydi hep feryad-ü figandı.

Bülent Acun

Görünmez itaatin mimarisi - Beşinci Şua-Beşinci Mesele: Küçük...

Bediüzzaman Said Nursî'nin "hâkimiyetleri nispetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder" tespiti, mevcut dünya sisteminin küresel iktidar hiyerarşisini olağanüstü bir isabetle tarif eder.Mevcut dünya sistemi tek bir dehşetli figür üretmek yerine; birbiriyle rekabet eden ama aynı mantığı paylaşan bir "küçük tanrılar panteonu" kurmuştur. Bunların her biri kendi etki

Mustafa Eren Bozoklu

Bir ayıyı uyandırmanın cezası

Evet zamansız uyandırılmak her bünyeye zarar verebilir. Hiçbir canlı da bunu istemez.Hatta biz insanlar en sevdiğimiz kişiler de olsa telefon sesiyle uykudan uyandırıldığımız zaman en azından "Bu saatte inan aranır mı" diye sorarız. Evet gürültü çağımızın bir problemi, araç gürültüleri, her türlü makinelerden kaynaklanan gürültüler insanları ciddi rahatsız etmektedir. Taşkın Tuna,

Cevat Çakır