O Gün İnsan Kurtulmak İçin En Yakınlarını Feda Etmek İster

"O gün insanlar birbirlerine gösterilir. Günahkâr kişi, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve yeryüzündeki herkesi fidye olarak vermek ister." (Meâric 11-14) Kur'an bu ayetle insanın en çıplak, en savunmasız hâlini anlatır. O gün insan tanımayacak değildir; aksine herkesi tanıyacaktır. Evladını da tanır,

Prof. Dr. Ahmet Tekin

"Kur'an'ın Müslümanlarda geliştirmeyi amaçladığı eşitlik zihniyeti"...

Kur'ân-ı Kerîm, İslâm'ın başlangıç yıllarından itibaren çöl Arabına, ikisi ahlâkî ve sosyal alanda, biri de ilmî ve fikrî alanda olmak üzere, tarihlerindeki en büyük üç değişim ve yenileşmeyi başlatmıştır. Bugünkü yazımda bunların ahlâkî ve sosyal alanda gerçekleştirmeyi amaçladığı iki köklü değişimden biri olan eşitlik zihniyetini incelemeye çalışacağım.

Mustafa Çağrıcı

Bir arınma süreci olarak musibetler

İstanbul'dan Hasan Doğan: "Allah bunca musibete neden izin veriyor Ne hikmet var"Bir Arınma Süreci Musibete sağdan yaklaşalım; ne dersiniz O bir sâfîleşme ve arınma sürecidir. Hayat musibetlerle, kötülüklerle, sıkıntılarla, problemlerle, acı ve dertlerle, ıstırap ve hastalıklarla, gam ve göz yaşlarıyla sâfîleşir,

Süleyman Kösmene

Tefekkür Soruyla Başlar

İslam düşüncesi modern zamanlarda Batı ile bir karşılaşma yaşadığı andan itibaren "kendi"sine yeniden bakmak zarureti hissetmiştir. Bu durum zaten epeydir yolunda gitmeyen işler ile buna mukabil daha önce "küffar" olarak görülen bir coğrafyanın içinden çıkan bir düşünce/yaşam karşısında zaafiyetin belirginleşmesini birlikte getirmiştir. Bu tür medeniyet

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Düşünce Yolculuğu

Düşünce Yolculuğu YAŞAR DEĞİRMENCİ Normaller anormalleşti, anormaller normalleşti! Normallerin anormalleştiği, anormallerin normalleştiği dönemi yaşıyoruz. Kendi değerlerimizi kaybedip kendi kavramlarımızla düşünmeyince sabitelerimiz ve değişkenlerimiz de birbirine

Yaşar Değirmenci

Hakikat-i Mi'rac nedir

İkinci Esas Hakikat-i Mi'rac nedirElcevap: Zat-ı Ahmediyenin (asm) merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûkundan ibarettir. Yani, Cenab-ı Hakkın tertib-i mahlûkatta tecellî ettirdiği ayrı ayrı isim ve ünvanlarla ve saltanat-ı rububiyetinde teşkil ettiği devâir-i tedbir ve icadda ve o dairelerde birer arş-ı rububiyet ve birer merkez-i tasarrufa medar olan bir sema tabakasında

Risale-i Nur'dan

Kalp ve ruhtan ahirete bakan pencere

Bütün varlıklar içinde çok yüksek bir istidat ve kabiliyette yaratılan insanın kalbine, ebedî olarak yaşamak ve sonsuza kadar saadetli bir hayat sürmek arzusu verilmiştir.Bütün dünya o kalp ve vicdana verilse yine de tatmin olmamaktadır. Demek ki kalp, ebedî bir âlem için yaratılmıştır ve bu fânî dünyaya razı değildir. Ancak, kalp dediğimiz şey vücudun her tarafına kan pompalayan

Sami Cebeci

"Bizden güçlü kim var!"

"Bizden güçlü kim var!" Abdullah Yıldız Bu güncel retorik, Hûd kavminin kibirli-küstah ekâbirine ait kadim bir meydan okumadır. Hz. Nûh'tan sonra Ahkâf'ta (Yemen-Hadramût) yaşayan Hûd

Abdullah Yıldız

En büyük cihad: Nefisle mücadele

En büyük cihad: Nefisle mücadele Süleyman Gülek Cihad kelimesi, çoğu zaman yalnızca dış düşmanlarla yapılan mücadele olarak algılanır. Oysa İslâm'ın ortaya koyduğu cihad anlayışı bundan çok daha kapsamlıdır. Cihad, Allah'ın rızasına ulaşmak için gösterilen her türlü gayreti kapsar.

Süleyman Gülek

Allah'ın Nizamı İslâm (19)

Allah'ın Nizamı İslâm (19) Prof. Dr. Yusuf Özertürk İSLÂM'IN KAYNAKLARI A-KUR'ÂN Kur'ân'ın Muhtevası 3- Hak -Adalet-Devlet İNSAN HAKLARI (KUL HAKKI)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

Parçalanarak yönetilen coğrafya

Avrupa devletleri, bütün iç ihtilâflarına rağmen Avrupa Birliği çatısı altında birleşme ve bütünleşme yolunda mesafe alırken, İslâm dünyası ne yazık ki tam tersine bir istikamette ilerliyor.Yaklaşık yüz–yüz elli yıldır devam eden bir parçalanma süreci, İslâm coğrafyasını küçük ve savunmasız parçalara ayırıyor. Ülkeler küçülüyor; toplumlar, emperyalist güçlerin yutmasına hazır "küçük lokmalar" hâline getiriliyor.

Hasan Güneş

Bediî Yılmaz ve İbrahim Günaydın'a Allah rahmet eylesin

Cuma günü (09.01.2026) iki vefat haberini birden aldık. Biri, gazetemizin de yazarlarından olan İbrahim Günaydın, diğeri de, kadîm Nur talebelerinden; Bediî Yılmaz Ağabeyimiz.İBRAHİM GÜNAYDIN Aslen Bolu Geredeli olan İbrahim kardeşimiz, İlâhiyatçı idi. Yurdun çeşitli yerlerinde muallimlik yaptıktan sonra, Ankara'ya yerleşmişti. Ankara'ya

Osman ZENGİN

"Refet Bey"le geçen günlerimiz

Merhum Refet Bey çok mütevazı bir kişiliğe sahipti. Gururdan, kibirden bir eser bulamazsınız.O her haliyle diğer insanlara ihlâs dersini veriyordu. "Tefani sırrı" onda adeta okunuyordu. İhlâs Risalesi'nde "Mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlat, şeyh ile mürid arasındaki vasıta değildir" der ve hakikî kardeşlik vasıtalarına vurgu yapar. Onu

Ahmet Özdemir

Bizi ümitsiz bırakma Allah'ım!

Ruhumuzun yorulduğunu ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu hatırlatır radyoda yükselen bir şarkı, bir keman sesi veya uzaklardaki bir dostun hasreti."İnsanlar ne tuhaf, bedeni ölene ağlıyorlar da; gönlü ölene ağlamıyorlar" diyor şair. Gönlümüzün zorlu hayat yolunda bir molaya, bir duâya, biraz sükûnete, biraz sevgi ve ümide ihtiyacı yok mu Felâket tellâlı haber bültenlerine,

M. Said Zeki

Mersin nurla kaplandı

ŞİİRMersin'de yapılmıştır okuma programı, Katılanlar içinse çok önemli bir anı, Nurlarla dopdoluydu programın her yanı, Nurlarla yıkanmıştı hem ruhu, hem de canı. etin kış şartlarında geldiler akın akın, Nurlara hizmet aşkı, uzağı etti yakın, İman-Kur'ân hizmeti, şaha kalkmıştı bakın,

Mehmet Kovancı

12 Eylül münkirleriyle demokrasiyi konuşmak...

Caiz mi, diyeceksiniz Millet olarak başımızda cehalet olmasaydı, biz de sizin gibi; caiz değildir, diyecektik. Nisyandan gelen insanımıza sosyal medya belâsı da musallat olunca, cehaletin boyutları dehşetli noktalara inip-yükseliyor.Bediüzzaman'ın tarih, hürriyet, demokrasi ve İstikbaldeki hadiselerle alâkalı beyanlarını okudukları halde, küresel deccaliyetin 1970'lerde Latin Amerika'dan

Şükrü Bulut

Müslüman dünyanın iman sınavı

Müslüman dünyanın iman sınavı HÜSEYİN DEMİR Bugün İslam dünyası sayıca güçlü, harita üzerinde geniş, nüfus olarak kalabalık. Fakat bütün bu kalabalığa rağmen dünyada belirleyici bir ağırlığı yok. Söz söyleyemiyor, oyun kuramıyor, adalet üretemiyor. Daha kötüsü, çoğu zaman yaşanan zulümlere bile kendi iradesiyle karşı koyamıyor. Peki neden

Hüseyin Demir

Sanatta hafızanın rolü

Sanat eserlerinin temel figürü imgedir bence. Nedir imge diye sorulsa, bir nesnenin, varlığın ya da olayın hafızadaki gölgesidir derim. Gölgesidir, yani görüntüsü… Çünkü yoktur gerçekte. Gerçeğin hafızamızda kalan 'hayali'dir. Gölge kalmıştır ama gerçeği zamanın rüzgârınca silinmiştir. Hatırlamakla ilgilidir, hatıranın hafızadaki izidir imge.O hâlde şöyle diyebilir

Alaattin Karaca

Ehl-i hakikat ve Hû lafzı…

Bediüzzaman Hüve Nüktesi'nde 'Hû' lafzında azîm bir sikke-i tevhid var olduğunu ispat ediyor.Kâinattaki her zerre söylediğimiz 'Hû' ile beraber 'Hû' diyor. Hava zerrelerinde 'Hû' zikr-i halkası teşekkül ediyor. Kâinatı 'Hû' sikke-i tevhidi kuşatıyor. Onun için "Lâ ilâhe illallâh" kelime-i kudsiyesini çok tekrar etmek lâzım. Hüve Nüktesi

Abdülbaki Çimiç

Âkil isen, kıl namazı çün saâdet tâcıdır, Sen namazı öyle bil...

Namazın, yüce dinimiz İslam'da apayrı bir önemi ve kıymeti vardır. Bunun için her Müslümanın, namazını titizlikle kılması elzemdir. Namazı, dikkatle kılmak gerekir. Dua, istiğfar ve övgü manalarını taşıyan namaz; "tekbîr" ile başlayan, "selâm"la biten; belli fiil ve sözleri içine alan çok mühim bir görevdir.

Mehmet Can

Misafiri önce duygu karşılar

Kabul, önce gönülde başlar. Sonra duygular selâmlar sizi. Ve sonra samimiyet, dürüstlük çiçek çiçek kelimelerde, davranışlarda hayat bulur ve müjdelenen ahlâk gelişir.'İlgi' hayatın her aşamasında insana iyi gelir. ocuğu, genci, yaşlısı yoktur ilginin. Nur medreselerinde sizi oraya çeken şey, samimî 'ilgi'dir. İlgi, bu ortamları cennet atmosferine dönüştürür.

Sebahattin Yaşar

Diyanet'le hasbihal

Niçin bu köşeden, niçin yüz yüze değilHiçbir engel yok. Durumum pek elvermediği için bu defa buradan, müsait olduğumuzda hasret de gideririz. 12-18 Haziran 2017 tarihleri arasında Türkiye'de Toplumun Dine ve Dini Değerlere Bakışı Araştırması üst başlığı ile MAK Danışmanlık tarafından 30 büyükşehir ve (Ağrı, Aksaray, Artvin, Bayburt, Bitlis, Bolu, Düzce,

Hayrettin Karaman

"Kıldan ince kılıçtan keskin"(5)

"Kıldan ince kılıçtan keskin"(5) İlhan Oral Kadını "evinin sultanlığından" kopardılar, bugün ki perişan ve mezbele haline getirdiler. Bunu da Avrupa Hristiyanlığının başarı ve zaferi olarak ilan ettiler. Bu kadarı ile yetinmeyip, İslam'ın bir daha toparlanamayacağı

İlhan Oral

Diyarbakır'ın yıldızıydı

Askerî Yıldız, doğduğu ve yaşadığı Diyarbakır'ın Eğil ilçesine bağlı Gürünlü köyünde (o dönem Dicle ilçesine bağlıydı) yaşıyordu ve ilkokula gitmediği için okuma yazma bilmiyordu. Daha sonra dışarıdan imtihanlara girerek okuma yazmayı öğrendi.Askerî Yıldız'ın köylerine Mustafa Özsoy adında bir öğretmen gelir. Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur isimlerini ilk defa ondan duyar. Uzun

Misbah Eratilla

Hastane muhasebem (1)

Allah'a ve kadere iman hakikatinin bizdeki tecelli ile tezahüründe zaman zaman yanılmalar ve hatalar yapılabiliyor.Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahip olduğuna göre bu vücud benim mülküm değil, nihayetinde bana verilen bir emanettir. Bu emanet libasın üstünde, mülk sahibi olan Allah, esma ve sıfatının tecellilerinin âdeta provasını yaparak, kulların oradan ibret

Mehmet Çetin

Bediüzzaman'ın ev sahibesi

Fitnat Güngör, 1908'de Isparta'da doğdu. 1977'de vefat etti. Evi bir Nur dershanesi idi. Hem de uzun yıllar Üstad'ın kiracı olarak oturduğu bir mübarek hane idi. Birçok yazılara, bahislere ve hatıralara mevzu olan Kepeci (Bey) Mahallesindeki Nur merkezi. "Said Nursî'nin Evi" diye yazılan evdir.Rüşdiye mezunu Fitnat Hanım, Isparta'daki evinde Bediüzzaman yedi

Halil Elitok

Dindar kimlikli siyasî akımın parti denemeleri (12) - 2000'lerin...

28 Şubat 1997 darbecilerinin, Kemalizm ve lâiklik adına ve Refah Partisini de bahane ederek "irtica tehlikesi" vehmiyle dinî hizmetlerin yolunu kesmeleri ve bu hizmetleri yapan kurum ve yapılara şiddetli baskı ve zulüm yapmaları, sağın önemli bir kesimini oluşturan dindar camiayı bunalttı ve ürküttü.Refah ve Fazilet Partileri geleneğinden gelen, kendilerine "yenilikçiler"

İbrahim Ersoylu

Şu var ya şu hocam!

Haftanın radyo programını çekmeden önce Enis bey kardeşim ile her zaman olduğu gibi çay kokulu koyu bir sohbet gerçekleştiriyor, tabir-i amiyane ile iki lafın belini kırmaya çalışıyoruz. Söz dönüyor, dolaşıyor bilgiye ulaşmanın kolaylığına nispetle bilgiye ulaşma yolunda verilen emeğin ve gösterilen gayretin zorluğuna geliyor.

Bülent Acun

Mevlânâ kimdir, kim değildir (2) -Batı'nın Rûmî'si Bizim Mevlânâ'mız...

Mevlânâ, yaklaşık iki asırdır Batı'da "Rûmî" olarak tanınmaktadır. Ancak Rûmî olarak tanınan/tanıtılan hayâlî şahıs, gerçek Mevlânâ'dan çok farklıdır; onun İslam'dan olabildiğince soyutlanmış, filtrelenmiş ve çarpıtılmış hâlidir. Batı'da "Rûmî" olarak tanıtılan şairin Batı dillerine çevrilen şiirleri o ülkelerde en çok satılan şiir kitapları arasında yer

Mahmut Ay

Maduro diyor ki... (2)

İslâm'ın mamur beldelerinin tahribinde gıkı çıkmayan, Rusya Ukrayna Savaşı'nda uyuyan, İsrail'in yıllardır estirdiği devlet terörüyle birlikte Gazze'de gerçekleştirdiği katliamlara göz yuman uluslararası hukuk ve bu çerçevede kurulmuş BM gibi yapılar, bu olayda harekete geçebilir mi ya da dünyanın geleceğinde söz sahibi olabilir miMaduro diyor ki... (1)

Ahmet Dursun

HTTP/2 200 content-type: text/html; charset=utf-8 content-length:...

Ehli Sünnet dediğimiz (Eş'ari - Maturidi) ekollerine göre (ki bunlar ayetlere ve sahih hadislere dayanırlar) amel etmeyen bir kişi amel edilmesi gereken hususları inkar etmedikçe günah işlese bile Müslümandır. Dinden çıkmış sayılmaz. Bu anlamda amel imandan bir parça değildir. Yani mesela; içki içen kişi günah işlediğinin farkında olarak içkiyi helal saymadıkça veya kumar oynamayı helal

Nihat Hatipoğlu

Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın

Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın NUSRET REŞBER Torunlarını, taş kaynatarak avutup uyutmak isteyen nineyi gören Hz. Ömer, "Bu durumunuzu neden Halife Ömer'e bildirmediniz" dediğinde yaşlı kadın: "Bizim bu durumumuzdan haberi olmayacaksa ne diye halife oldu ki"

Nusret Reşber

İmparatorluk

Çağımızın imparatorluğu ABD'dir. Tarihteki imparatorlukların yönetim biçimleri, despotlukları, yönetimde hukukun olup olmadığı; uluslararası ilişkilerdeki durumunun nasıl olduğunu tarih bilgisi olanlar bilir. İmparatorluklarda genel geçer kural, imparator hazretlerinin iki dudağı arasından çıkan ültimatomlara göreydi. İş ve işlemler bir tek emirle yürüyordu. Aksini ileri süren ya da hazretin

Mehmet Şerif Cebe

Aile saadeti, muhabbet ve şefkat (9)

Yaşadığımız çağ "ahirzaman alâmetlerini" dağarcığında taşıyan bir dehşet arz ediyor!Aile birliği içerisindeki. Müsbet-menfî bütün şartlarla hayat devam ediyor. Mutluluk veya problemi doğuran, öne çıkan, göze batan, ayağa takılan, kalbi rahatsız, ruhu karartan, bedene, akla, hissiyata baskı yapıp daraltan sıkıntıları çözerek aile hayatı devam edebilir. özüm yolları ve usullerine birlikte çalışalım.

Nejat Eren

Risale-i Nur'da Ehl-i Beyt (2)

Bediüzzaman Said Nursî biyolojik bağın yanı sıra bir de manevî Âl-i Beyt kavramını nazara verir.Buna göre, Peygamberimiz'in (asm) Sünnet-i Seniyye'sine tam manasıyla ittiba eden, onun yolundan giden ve İslâm'a hizmet eden mü'minler de manen Ehl-i Beyt'ten sayılırlar. Bu, Ehl-i Beyt'e duyulan sevginin ve onlara benzeme arzusunun bir neticesidir. Ehl-i

M. Fahri Utkan

İktidar mı, ana muhalefet mi (3)

Bediüzzaman Said Nursî, şahıs hâkimiyetini esas alan siyasetin bir istibdat şekli olduğunu açıkça ders verir ve buna kesin bir şekilde karşı çıkar. Şahıs merkezli bir idare anlayışını kabul etmez.Bu hususta Şualar'da yer alan şu ifadeleri son derece dikkat çekicidir: "Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor. Bu hal ise, âlem-i İslâm'a

Şemseddin Çakır

Birinden başlamak

İçtimaî hayatımızda her yapılan işin, amelin, faaliyetin ve hareketin bir kuralı, bir yolu, bir düsturu, bir prensibi vardır ve bunlar uyumak yapılmak ve tatbik edebilmek için vardırlar.Kuralı bilmişsin, prensibi öğrenmişsin yapmadıktan, yerine getirmedikten sonra ne işe yarar Faaliyetimizin ve amellerimizin yerli yerinde, düzgün, intizamla yapılabilmesi ve başarıya ulaşabilmek için bu hayat düsturlarına ve tecrübeyle gidilmiş yollara, şekillere, tarzlara muhakkak uyulmalıdır.

Rifat Okyay

Namaz dinin direğidir

İnsan için en büyük ıstırap, farkında olsun veya olmasın Rabb'inden uzak kalmasıdır. Allah insana şah damarından da yakın. Ebede namzed, kâinatın zübdesi insan ise yaptıkları veya yapmadıklarıyla O'ndan fersah fersah uzaklaşıp ancak nefsine zulmediyor. Kendini tanımıyor ki, Rabbini tanısın. Acziyetinden bîhaber, mânen hasta, yalnızca sûrete müteveccih. Midesini doyurup

Emine Yıldız

Muhalefetten muhabbete Risale-i Nur'u tanıma yolculuğum

Adını duymadığım eserin muhalifi iken, ene ve merakla başlayan yolculuk, Allah'ın yardımı ile beni derslere giden, külliyatı alan ve tamamını okuyan birine dönüştürdü.Üniversite okuduğum yıllar... Üçüncü senem. KYK yurdunda arkadaşlarımla sohbet ediyoruz. Birden söz Risale-i Nur'a geldi. O zamana kadar ne Risale-i Nur'un, ne de Bediüzzaman Said Nursî'nin adını duymamıştım.

Cenk Çalık

Kaçırılmayacak bir fırsat!

Bu fırsat reklamlarda gördüğümüz fırsatlardan değil. Bu öyle bir fırsat ki bizlere beş yüz senelik bir Cenneti kazandırabilecek ve ebedî saadete nâil edebilecek kudsî bir fırsat.Bu fırsatın adı Şuhur-u Selâse yani Recep, Şaban ve Ramazan aylarını barından mübarek Üç Aylar... Rabbimizin sevdiği kullarıymışız ki bizleri bir kez daha Üç Aylara kavuşturdu. Bu yüzden ne kadar

Said Yüksekdağ