"Vallâhi sen sıratı geçtin!"

Ömer bin Abdülazîz hazretlerinin "rahmetullahi aleyh" hanımı, bir gün kendisine;"Bu gece rüyâda Cehennemi gördüm ve çok korktum!" dedi.Hanımına sordu:"Nasıl gördün"O da şöyle anlattı:"Cehennem bütün şiddetiyle yanıyor, çok korkunç seslerle kükreyip duruyordu!

Abdüllatif Uyan

İbadetlerin faydası, yapanadır

Emirleri yapmanın, haramlardan sakınmanın faydası yapan kimseyedir.Sual: Yapılan ibadetlerin ve haramlardan sakınmanın Allaha bir faydası yoktur bu sebeple ibadet etmeye, haramdan sakınmaya gerek yoktur diyenlere, cevap olarak ne demelidirCevap: Bu konuda islam âlimlerinin

Osman Ünlü

Akıl, peygamberler ve kitaplar...

Aklımızın kafi gelmediğini en iyi bilen Rabbimiz, bize acıyarak; bizi yalnız aklımıza bırakmadı. Peygamberler gönderdi. Kitaplar indirdi.Rabbimiz, doğru yolu bulabilmemiz için bizlere akıl nimetini vermiştir. Akıl olmazsa iyi ile kötüyü birbirinden ayıramazdık. Dünyada da ahirette de büyük sıkıntılar yaşardık.Fakat aklımız,

M. Said Arvas

Kaderine râzı olan,şerefli derecelere kavuşur...

"Darıldığın bir şeyden dolayı canın sıkıldığı zaman feryâd etme. İşini Allahü teâlâya teslim et."Şemsüddîn Bekrî hazretleri meşhur velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1523 (H.930) senesinde Mısır'da doğdu. 1585 (H.994) senesinde Kahire'de vefât etti. Büyük bir âlim ve velî olan babasının terbiyesinde yetişti. Onun vefatından sonra yerine geçerek talebe yetiştirdi.

Vehbi Tülek

Tevekkül, kanaat ve iktisad öyle bir hazinedir ki...

(Dünden devam)Dördüncüsü: Tevekkül, kanaat ve iktisad öyle bir hazine ve bir servettir ki hiçbir şey ile değişilmez. İnsanlardan ahz-ı mal edip o tükenmez hazine ve defineleri kapatmak istemem. Rezzak-ı Zülcelâl'e yüz binler şükrediyorum ki küçüklüğümden beri beni minnet ve zillet altına girmeye mecbur etmemiş. Onun keremine istinaden, bakıye-i ömrümü de o kaide ile geçirmesini rahmetinden niyaz ediyorum.

Risale-i Nur'dan

Hel min mezîd

Yiyin efendiler yiyin, bu han-i iştihâ sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Doyumsuz bir sofrada yedikçe yediler, doyduklarının farkına bile varmadan tüm tamahkarlıklarıyla bir daha yediler. Kusuncaya kadar yediler, kustular ve yine yediler. "Kusmak için yemek yiyenler, yemek için kusanlar" meselince tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yediler.

Ahmet Dursun

Bediüzzaman içtihat yapmış mıdır

Hollanda'dan okuyucumuz: "Bedîüzzaman içtihat yapmış mıdır Hangi konularda yapmıştır"İman ve itikatta içtihat sahibi olan Bediüzzaman Hazretleri, amelde dört mezhebin de hakkaniyetini tasdik ve ispat eder.1 Amelin dört mezhepten birisine uygunluğu halinde sıhhatine hükmeder.2 Eserlerinde îman ve itikat yoğunluğu ön plânda olmakla beraber; fıkhî hükümlerin

Süleyman Kösmene

Dost Yüzü Gönül Cilası

Gün görünce, gül görünce, güzel güzel yaşantılı insanlar görünce insanın gözü parlar, gönlü hoş olur, teni tazelenir. Hani etrafta grip salgını olduğunda gribe yakalanacakların teninde bir ağırlık olur ya, işte bende de böyle bir ağırlık varken, Mersin'in Mut ilçesinden AGD başkanı sohbet için Mut'a davet edince hemen kabul ettim. Dün akşam Mut'ta idim. Hafifledim. İçim içime sığmaz oldu.

Mahmut Toptaş

Demirden Kelimeler: Kudüs Yolunda Sözler

Giriş Demirden kelimeler tamlaması, bağlantısız ve tuhaf görünse de bu tamlama birbiriyle uyumlu iki lafızdan oluşmaktadır. Kelime dendiğinde ağzımızdan çıkan anlamlı söz bütünlüğünü anlasak da köken itibariyle kelimenin yapısı incelenmeye değerdir. Kelimenin etimolojik yapısı bir maden olan demirle yakın ilişkilidir. Esasen

Doç. Dr. Harun Bekiroğlu

Ağabey diyor ki; Saadet Partisi'ne oy verin, dertlerden kurtulun

Malum, 'Millî Görüş'ün diğer adı 'Adil Düzen'dir, yani tarik-i müstakimdir. Bir başka ifade ile emir bi'l-ma'rûf, nehiy ani'l-münker'dir. Allah'ın dediklerine uymaktır, şahısları putlaştırmamaktır. Çünkü kuldan mabud olmaz. Aksini düşünmek putçuluktur. 'Adil Düzen'de hâkimiyet Allah'a aittir. 'Millî Görüş' partileri kurulduğu 1970'ten beri çizgisini muhafaza etmiş, zaman içinde çakıl taşları elenmiştir.

İsmail Müftüoğlu

Çürümüşlüğe Karşı Hz. Ömer Yasaları

Hz. Ömer (R.A.) bir vali, yönetici ya da bürokrat atayacağı zaman ilk önce o kişinin göreve gelmeden önceki bütün malını saydırır ve kayıt altına aldırırdı. Görevden sonra da mallarını tekrar gözden geçirir eğer aşırı bir servet birikimi ya da şüpheli bir durum varsa o bürokratın mallarına el koydurup hazineye aktarırdı. Haksız servet biriktiren kamu görevlilerinin mallarına el koydu:

Abdülaziz Kıranşal

Dünya neden ölümlü, ahiret ölümsüzdür

Dünya hayatına gelen her canlı ve özellikle insanlar sonsuza kadar yaşamak ister ve ölmekten son derece korkar.Fakat, Allah'ın koyduğu kanun gereği her canlı ister istemez bir gün gelir ve ölür. Canlılar için Allah'ın takdir ettiği ölüm hakikati ise, ayetlerin haber verdiği gibi ne bir an geri ve ne de bir an ileri gitmez. Bundan dolayı, her canlı için ecel birdir ve değişmez.

Sami Cebeci

Bir barışçıl ilişki biçimi: 'Affetme'

Affetme, genellikle, "kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme" anlamlarında kullanılır. Kur'an-ı Kerim'de af (afv) kelimesi, biri "fazlalık" (Bakara 2/219), diğeri "bağışlama" (A'râf 7/199) anlamında iki ayette geçmektedir. Bakara suresindeki

Mustafa Çağrıcı

Batıla "Hak"ikat giydirmek

İslam'ın evren ve insana yaklaşımlarında baştan beri açıklayıcı olan iki kavram vardır. Bunlar; Hak ve batıldır. Hak(ikat) bir şeyin tabiatı, mahiyeti ve aslına uygunluğunu ifade ederken, batıl mahiyet ve tabiatı itibarıyla çarpıtılmış, hakikatle uyuşmayan durumlara tekabül etmektedir. Hakikat tabiatı itibarıyla temerküz ederken, batıl kendisini ancak güce dayalı olarak dayatır ve hakikati saptırmaya çalışır.

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Medeniyet binalarla değil, insanla inşa edilir

Bugün dünyada yıkılan veya inşa edilmeye çalışılan birçok şeye şahit oluyoruz. Yüksek gökdelenler, devasa bütçeli projeler, dijital dönüşümler ve göz alıcı teknolojik altyapılar... Birçok toplum, gücü ve ilerlemeyi yalnızca bu maddi varlıkların miktarında arama hatasına düşüyor. Oysa medeniyet dediğimiz devasa yapı, beton blokların üzerine değil; insanın ruhuna, zihnine ve kalbine atılan temeller üzerine yükselir.

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Zilleti tercih etmek

Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz. Türkiye'de yaşanan manevi tahribat ve ekonomik yıkımla ilgili çeşitli yorumlar yapılıyor. Bu manevi tahribatın ve ekonomik yıkımın sebepleri hakkında hakiki bir analiz yapılmıyor. Yapılan değerlendirmeler de

İsmail Hakkı Akkiraz

Batı Anadolu sürgünü öncesi-1

Aslında bu sürgünün1 cevabı, o günün siyasî durumu ile Said Nursî'nin toplumsal etkisi arasındaki "güven uyuşmazlığında" yatıyor.1925 yılındaki Şeyh Said İsyanı ile Said Nursî'nin bir ilişkisi yoktu. Devletin resmî kayıtları ve mahkeme süreçleri, Said Nursî'nin isyana katılmadığını, doğrular. O zaman niçin sürgüne gönderildi sorusu akla geliyor. İsyan bastırıldıktan sonra

M. Fahri Utkan

Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî-15 - Meşverette hakikat aranır,...

Soru-5: "Meşveret yapılırken çok kırıcı sözler sarf etmek meşverete zarar verir mi, neticesini etkiler mi"Meşveret esnasında kırıcı, incitici ve tahkir edici sözler söylemek doğru değildir ve meşveretin ruhuna zarar verir; ihlâsı, uhuvveti ve tesânüdü zedeler. Böyle bir üslup, doğru bir fikrin bile tesirini azaltabilir ve meşveretin ruhunu ve bereketini menfî yönde etkileyebilir.

Abdülbaki Çimiç

Haz ve hız çağında insan kalabilmek

Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Hiçbir şey kararında kalmıyor, hızla değişiyor. İnsanlık zıtlıklar arasında savruluyor.Risale-i Nur kongresinde vurgulanan şu esaslar haz ve hız çağında insan kalabilmemize katkı sunabilir. Yeniden hatırlayalım. 1. Ey insan! Yavaşla biraz ve kendine şu soruları sor: Neciyim Nereden geliyorum Nereye gideceğim Bu dünyadaki vazifelerim nelerdir Öldükten sonra ne olacak

M. Said Zeki

Şehir, kolektif hafıza ve Yahya Kemal

Yahya Kemal, bir şehir şairi! Daha kestirme söylersek, İstanbul'un şairi. Çünkü şiirlerinin merkezinde İstanbul var. Ama hangi İstanbul'un ya da hangi şehir toplumunun şairiBu soruya şehirleri iki döneme ayırarak cevap verebiliriz. İnsanlar, yerleşik hayata geçtiklerinde başlangıçta 'geleneksel şehir'ler kurmuşlardı. Söz konusu şehirlerin üretim ve tüketim

Alaattin Karaca

Vehhâbilik ve temel görüşleri

Hicri ikinci asırda İslâm âlimleri, hadis, fıkıh ve tefsir gibi ilimleri sınıflandırmaya ve tedvin etmeye başlamıştır. Hicri üçüncü asırda ise İslâmî ilimler, disiplin haline gelmiş, metodolojisi (usulü) belirlenmiş, temel kaynaklar yazılmaya başlanmıştır. Hicri dördüncü asırda bazı Hanbeli âlimleri "Kitab'a ve Sünnet'e dönüş" iddiasıyla sistemleşmeye başlayan

Siyami Akyel

Gıybet tuzağı

Günlük hayatta en çok karşılaştığımız ve rahatlıkla işleyebildiğimiz günahlardan birisi de gıybettir. Gıybet (dedikodu) sözlükte: Arkadan çekiştirmek. Hazır olmayan birisinin aleyhine konuşmak. Birisinin gıyabında hoşuna gitmeyen bir şeyi söylemek, olarak açıklanır.İnsanların savunma mekanizması "Biz olan şeyleri konuşuyoruz, kendisi burada da olsa söyleriz" şeklindedir. Hâlbuki

Ahmet Özdemir

Allah'ın varlığının aklî delilleri- 15

Geçtiğimiz hafta, Allahü Teâlânın varlığını isbat eden "Bilgi ve Şuur Delili"ni ele almış idik. Bu hafta ise, "Çokluk İçinde Birlik Delili"ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ. "Çokluk İçinde Birlik Delili", kısaca şudur: Kâinatta milyarlarca farklı tür bulunmaktadır. Bunların yapıları

Mehmet Can

Okullar açılmışken...

Tatlı, neşeli ve faideli bir içtimaî mesele: Okulların açılması ve eğitim ve öğretime başlanılması.İnsan hayatının neredeyse üçte biri, okullarda devam eden eğitim ve öğretimle geçiyor. Zamanında pek kıymeti bilinmeyen, fakat daha sonra kıymeti anlaşılan, ah u vah dedirten bir gerçektir okul hayatı. Ne olursa olsun, kim olursa olsun, herkesin merak ettiği

Rifat Okyay

"Sen kendini bir şey mi zannediyorsun" demek, ne demektir

"Sen kendini bir şey mi zannediyorsun" demek, aslında "Ben kendimi bir şey zannediyorum." demektir. Belli ki, kendini 'bir şey' zanneden başkalarını hiçbir şeye benzetemiyor. Kendini beğenen kimseyi beğenmiyor. Bu, kibirden başka bir şey değildir.Oysa her insan bir şey değil, çok şeydir. Kendini ve muhatabını okuyabilen aslında âlem içinde âlemler olduğunu fark

Sebahattin Yaşar

Her şeyi sen mi yöneteceksin

*Nefsimedir hitabım, ya da nefsim gibi nefsi olana!Hey dost! Bilirim, nefsim her alanda kendini göstermek ister ve hem de en masum ve meşru gerekçelerle. Bir yerde hizmet mi var, benimki hemen orada; buraya kadar güzel ama gel gör ki bizim nefis, fren tutmuyor. Orada da müdahil, orada da lokomotif, orada da her şeyden sorumlu genel müdür, mübarek!

Mehmet Çetin

Zübeyir Gündüzalp'in Urfa günleri

Zübeyir Gündüzalp İslâhiye PTT'sinde altı-yedi ay görev yaptıktan sonra Bediüzzaman'ın isteği üzerine Urfa'ya tayinini çıkarmaya çalıştı.Önce Adana'ya bağlı Feyzipaşa PTT'sinde bir süre çalıştıktan sonra Urfa'ya tayinini çıkardı. Zübeyir Gündüzalp Urfa'ya gelirken PTT müdürü onu garajda karşılayarak postaneye getirdi. Sonra birlikte dershaneye gittiler.

Misbah Eratilla

Bir Müslüman'a "Kâfir" demeden önce iki kere düşünün!

İnsanların dinden çıkıp çıkmadığını, mezhep değiştirip değiştirmediğini veya Ehl-i Sünnet olup olmadığını sorgulamak ciddi bir sorumluluktur. Bir hatayı düzeltmek, hatalı gördüğümüz kişiyi dışlamaktan daha büyük bir görevdir. EŞİNİN DİNDEN ÇIKTIĞINI DÜŞÜNENLERİN SAYISI ARTIYOR İslam toplumunda zaman zaman eşlerden birinin diğerinin söz veya davranışlarından dolayı,

Nureddin Yıldız

Allah'ın izin verdiği büyük şefaat

EBU Hureyre anlatıyor: Resulullah buyurdu ki: "Kıyamet gününde insanların efendisi benim. Bu da neden biliyor musunuz Allah Teâlâ gelmiş gelecek bütün insanları düz bir yere toplayacak. Orası, insanlara bakan kimsenin hepsini görebileceği, onlara çağıranın hepsine sesini duyurabileceği bir yerdir. Güneş onlara yaklaşacak,

Nihat Hatipoğlu

Cizre hatırası ve bir telefonun düşündürdükleri

Hayatta bazen uzun nutuklardan daha tesirli dersleri kısa yolculuklar verir. İnsan, bir otobüste, bir bekleme salonunda veya bir çay molasında ömür boyu unutamayacağı ibretlere şahit olabilir.Yıllar önce kamuda görev yaptığım dönemde, denetim maksadıyla Şırnak'ın Silopi ilçesine gitmiştim. Dönüşte, Cizre'deki (el-Cezire) gönül dostlarımı ziyaret etmeyi ihmal etmedim.

Rüstem Garzanlı

Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır-8

Muhterem kardeşlerim! Bu benim dost doğru yolumdur. Doğru yoldan sapmayıp bu yola sarılmalıdır. Adam Şimit'in ortaya koymuş olduğu yolun etrafında toplanmış versiyonları ya da Karl Marx'ın ortaya koymuş olduğu sistemde toplanmış olsun, biri sağda kalsın biri solda kalsın, ne fark eder, sonuç itibariyle biri sağdan uçuruma yuvarlanmış belasını bulmuş, biri soldan uçuruma yuvarlanmış belasını bulmuş olur, Rabbim muhafaza buyursun.

Ömer Arif

11 Eylül'ün ardından: Çeyrek asrın siyasi mirası

Tarihte bazı hadiseler yalnızca yaşandıkları dönemi değil, sonraki yılların siyasî ve kültürel iklimini de değiştirir.Fransız İhtilâli hürriyet ve demokrasi düşüncesinin yayılmasına zemin hazırlamış; Birinci Dünya Savaşı imparatorlukların çözülmesine, otoriter ve totaliter rejimlerin güç kazanmasına yol açan şartları doğurmuştu. İkinci Dünya Savaşı ise otoriter rejimlerin büyük yıkımını ortaya

Hasan Güneş

Mamehuran hırsızlarını tevbekâr eden sır

Bediüzzaman Said Nursî'nin Münazarat adlı eserinde geçen Mamehuran aşireti ve Şeyh Ahmed kıssasını, günümüz İslâm cemiyetinin sosyo-psikolojik ve manevî durumuyla manidar bir şekilde irtibatlandırabiliriz.Mamehuran aşiretinde hırsızlık çoğalınca aşiret istişare ediyor. "Herkes kendi malına sahip çıksın, malını korusun" diye karar alınıyor. İş sadece çoban ve köpeklere kalmayınca

Mehmet Kovancı

Ahlâkı Kur'an'dı

Vakit Devr-i Cehaletti. Aman Allah'ım! Asır ne acayip asır, zaman ne kötü zamandı. *** O devirde insanların payına düşen hüzündü, hicrandı, gamdı. *** Toprağı sulayan yağmur değildi, bilakis göz yaşıydı , kandı. *** Arzdan arşa yükselen ağıttı, iniltiydi hep feryad-ü figandı.

Bülent Acun

Görünmez itaatin mimarisi - Beşinci Şua-Beşinci Mesele: Küçük...

Bediüzzaman Said Nursî'nin "hâkimiyetleri nispetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder" tespiti, mevcut dünya sisteminin küresel iktidar hiyerarşisini olağanüstü bir isabetle tarif eder.Mevcut dünya sistemi tek bir dehşetli figür üretmek yerine; birbiriyle rekabet eden ama aynı mantığı paylaşan bir "küçük tanrılar panteonu" kurmuştur. Bunların her biri kendi etki

Mustafa Eren Bozoklu

Cemaatlere operasyon -2

Çok zor günlerden geçiyoruz.Dinî hayat yaralandığında, dinî hizmetler aksadığında fert ve toplumun nasıl hızlıca bozulduğunu, problemlerin büyüdüğünü göremiyor muyuz Ne yazık ki son seneler, sivil dinî hizmetlerin en çok yara aldığı seneler oldu. Tabiî bunda 15 Temmuz'un büyük tesiri var. Bu hadise, bazı insanların cemaatlere bakış açısını da değiştirdi. Cemaatlere kötü gözle bakılmaya

Osman ZENGİN

Kin

İnsanların zayıf taraflarını hedef alarak onları zayıf noktalarından vurmak için çaba harcayan kar; fırsatını buldular mı neşteri saplamaktan bir an geri durmazlar! Bu canavarları bu hinlikten alıkoyacak ya da onlara engel olabilecek bir durum akıllarına gelmez; kincilikten gözleri kör olmuş, vicdanları kararmıştır. Merhamet denen duygu onların kitabında yazmaz! Gözleri kesti mi harekete geçerler

Mehmet Şerif Cebe

Din âlimleri ve siyasî mesaj

Toplumda dinî kıyafet ve şekliyle arz-ı endam eden, kendine has bir üslupla dinî konularda konuşan, medyada da çok sayıda takipçisi olan bir zatı muhterem, halkın hür iradesiyle seçtiği Üsküdar Belediye Başkanlığının siyasî oyunlarla iktidar partisine geçirilmesini sosyal medyada paylaştığı akla ziyan bir mesajla kutladı.İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aynı yolla kurtarılmasını temenni etti.

İbrahim Ersoylu

Bir ayıyı uyandırmanın cezası

Evet zamansız uyandırılmak her bünyeye zarar verebilir. Hiçbir canlı da bunu istemez.Hatta biz insanlar en sevdiğimiz kişiler de olsa telefon sesiyle uykudan uyandırıldığımız zaman en azından "Bu saatte inan aranır mı" diye sorarız. Evet gürültü çağımızın bir problemi, araç gürültüleri, her türlü makinelerden kaynaklanan gürültüler insanları ciddi rahatsız etmektedir. Taşkın Tuna,

Cevat Çakır

Değerli sözler

En sağlam kale ailedir.Osman Yüksel Serdengeçti bu hususta şöyle der: Hasan el-Bennâ'dan kitap yazması istenince, "Kitap yazarsam, okunup okunmayacağı, okunursa yaşanıp yaşanmayacağı belli değil, ancak kitaba vereceğim mesaiyi canlı kitap olabilecek 100 öğrencinin yetiştirilmesine vermek istiyorum. Bunlar, İslâm'ı yaşayacak ve yayacak" demiştir. Merhum, iki hayırdan en hayırlı olanı tercih etmiştir.

Halil Elitok