Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

#adalet#sembolizm#Yayıncılık#Din ve Toplum#Atatürk#İstanbul#Bediüzzaman Said Nursî#Hz. Ömer#Kurosawa#Risale-i Nur#İslam felsefesi#sinema#Hafıza Siyaseti#delilik#Kitap Fuarları

Medresetüzzehra'nın faaliyetleri

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin "Hayat bir faaliyet ve harekettir" 1 şeklinde belirttiği gibi faaliyetler hayatın temelini oluşturuyor.Faaliyetlerin cinsleri ve çeşitleri ise hayatlarımızın mânalarını gösterir birer ayna hükmündeler. Bu bağlamda bahar mevsiminin gelmesiyle yurdumuzun dört bir yanında olduğu gibi İzmir'de de Nurlu programlar faaliyetlerimizin temeli oluşturuyor.

H. Muharrem Okur

Akif'in gözünde Hz. Ömer'in adaleti

Bu hafta Şair M. Akif Ersoy'un 'Kocakarı ile Ömer' şiiri üzerine odaklandım. Ersoy, Asr-ı Saadet'te yaşanmış bir olayı 20. yüzyıl Osmanlı coğrafyasına uyarlarken, aynı zamanda günümüz ve gelecek için de evrensel bir rehber sunmaktadır. Şiirden şu mısralar özellikle dikkatimi çekti: Halîfe önde, bitik, suçlu, münfa'il, nâdim;

Eyyüp Azlal

Kitap, yazar ve okurun buluştuğu mekân: fuarlar

Kitap fuarları, yazarların ve okuyucuların kitap etrafında buluştuğu özge mekânlardır. Beyoğlu Kitap Fuarı, bu akşam sona eriyor. Türkiye'de kitap fuarları, 1980'lerin ilk yıllarında başladı. Tabii ufak tefek düzenlenen kitap sergilerini saymazsak modern anlamdaki bu fuarlar, giderek değişti, gelişti, yayıldı ve önemli bir sektöre dönüştü.

Mehmet Nuri Yardım

ANZAKLAR NEYİMİZ OLUR

Yine bir 25 Nisan, yine Anzak torunlarından Şafak Ayini....Anzak (Anzac), 1. Cihan Harbi'nde, İngiliz sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda'dan toplanarak getirilmiş askerlere deniyor. İngilizce, Australian and New Zeland Army Corps kelimelerinin baş harflerinden oluşur. İngilizler, evini savunan özgür bir adamın, yüzlerce paralı/gönüllü askerden daha güçlü olduğunu

Kerime Yıldız

Karanlığı savunmak

Akira Kurosawa'nın Düşler'inde İnsan, Doğa ve Vicdan Akira Kurosawa'nın 1990 tarihli Düşler (Yume) filmi, klasik anlatı sinemasının sınırlarını bilinçli biçimde terk eden bir vasiyet metni gibidir. Bu film, ne yalnızca bir rüya derlemesi ne de sembollerle örülü kapalı bir alegoridir; aksine, modern insanın dünyayla, doğayla ve kendi

Mehmet Biten

Deli Velî

"Tibıtırcılar bir gece görünmez uçaklarla gelip beni kaçırdılar hacı baba. İleri teknolojiye sahip insanlar beyin okur ama çaktırmazlar. O teknoloji henüz halka açıklanmamıştır. Bana açıklandı. Ben en ileri zekâlıyım. Beni aldılar, tekno bir mâbede götürdüler. Kafama teller bağladılar filan ama adamların kuantum bilgisayarları patladı! Anlıyor musun" ***

Cem Sancar

Eğitimi terbiye etmek

KARAGÖZ HACİVATBir gün Hacivat, Karagöz'e "eğitim" nedir, diye soracak olur. Karagöz de verilen emeklere, alınan neticelere bakıp kendincelenir. (Bilirsiniz Karagöz, resmî değil; ciddîdir.) Eğitim eşittir, der ve aşağıdakileri o gevrek sesiyle takdim eyler: ["Eğitim= 1+4+4+4+(derken üniversite) ama kitap okumasız+Türkçesiz+noktalamasız+imlâsız+parasız pulsuz+oyalamalı boyalamalı+karma karışık+sökük dökük...)]*

Ali Hakkoymaz

Masumiyetin cenazesi: Bir çocuğun vedasında adalet nereye gitti

Vicdan felcini doktorlar, siyasiler ve şımarık kapitalistler bilmez ama çocuğu ölen bir baba iyi bilir. Diyelim ki o baba gerçekten suçlu; bu neyi değiştirir ki Ortada ölen masum bir çocuk varsa dünyanın en gaddar babası bile kanadı kırılmış bir kuşa dönmüştür. Ve sokakta bir kural vardır, yaralı kuşa sadece vicdansızlar vurur. Adaletin temel ilkesi olan suçun şahsiliği nerede kaldı

Ahmet Can Karahasanoğlu

Sorun dezenflasyon değil, pahalı ve yavaş dezenflasyon

Enflasyon ve devalüasyon lobisinin yakın zamanlarda yükselen seslerinden duyduğumuz gibi dezenflasyon programından vaz geçelim mi Bence programın araç bileşimi kendi hedefiyle tam uyumlu olmadığı için sonuç yavaş geliyor. Bu da toplumda "o halde vazgeçelim" seslerini güçlendiriyor. Oysa doğru sonuç bence bu değil. Doğru sonuç şu: Dezenflasyondan vazgeçmek değil, dezenflasyonun maliyetini düşürecek daha tutarlı bir para-maliye-kur bileşimine geçmek gerekir.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Örgütlü Okul Saldırıları

Bilindiği üzere 15 Nisan'da Kahramanmaraş'ta 14 yaşında aynı okulda öğrenci olan bir ortaokul öğrencisi beş silahla iki sınıfa girerek silahlı saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda bir öğretmen sekiz öğrenci katledildi. Katil, katliamı iki sınıfa girip rastgele ateş açarak yedi şarjör beş silahla yapmış. Okul saldırısından sonra medya aracılığıyla ülkeye korku salındı, o hafta Türkiye'de

Cafer Keklikçi

Emperyalizmin ahlakı

Tüm dünyada emperyalizmin süslerle gizlediği kokuşmuş ahlakının açığa çıkışı yaşanıyor. Yaşadığımız, insanlığa küreselleşmeyle dayatılanın insanın özgürlüğünü hiçe sayan, onu kendi yaşamına ve dünyaya yabancılaşmaya yol açan birkültür olduğunun görünür duruma gelmesidir. Emperyalist kültürün insanı düzenin kölesi yapan, paranın imparatorluğu

Öner Yağcı

Yazar-okur dayanışması

17.04.26 günlü "Miguel de Cervantes" başlıklı yazımda "Komşunuzun çatısı camdansa ona taş atmayın" sözünün tümünü yansıtan İsmail Sefa İpşir'den uyarıcı bir ileti aldım: "Sayın Adnan Binyazar, Bugünkü Cervantes yazınızı ilgiyle okudum ve istifade ettim. Sadece bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Yazınızda belirttiğiniz

Adnan Binyazar

Çarşaf giyen bacılar

*Bir çobanı öldüren hırsızları yakalatıp, ellerini ve kollarını çaprazlamasına kestirip, gözlerini oydurduktan sonra onları çöle bırakan... Onlar su su diye haykırırken, kendisi ateş ateş diye haykıran peygamber inancı. *Yolda güzel bir kadın görünce koşarak eve gidip Hz. Aişe (R.A) ile yattığı iddia edilen peygamber inancı. *Ezan okunmayan beldeler Müslümanlar için ganimettir diyen peygamber inancı.

İdris Günaydın

Bir Toplumun Çöküş Anatomisi: Hane, Mektep ve İrşadın Kaybı!

Bir medeniyetin çöküşü, sanıldığının aksine sınır boylarında kaybedilen savaşlarla yahut aşılmaz zannedilen surlarda açılan gediklerle başlamaz; zira tarih şahittir ki kılıçla kaybedilen coğrafyalar kılıçla geri alınabilir, ancak ruhu işgal edilmiş ve manevi sütunları devrilmiş bir toplumu yeniden ayağa kaldırmak asırlar süren bir sancıdır. Bir milleti içten içe çürütmenin

Fatih Yüksektepe

Kleptokratik Çağ

Günümüz dünyasının en etkin yönetim biçimi kleptokrasidir. Kleptokrasi sadece yönetenlerin yönettiklerinin emeklerini sömürmesi, onların cebindeki paraya el koyması; emek vermeden zengin olmanın yollarını bürokrasiye taşıması, hiyerarşiyi buna göre kurması değildir. O genel anlamda hayatın her alanına egemen olan bir hırsızlık sistemidir. Üstelik böylesi bir sistemde sadece yukarıdakiler değil,

Prof. Dr. İsmet Emre

Henry Bulwer'in Yassıada'daki aşk şatosu...

Geçen haftaki yazımda Yassıada'ya hareket ediyorum dedim ama benim gençliğimde adaya yanaşmanın mümkünü yoktu, çünkü orası '47'den '78'e kadar askeriyenindi. Buna rağmen Yassı'yı diğer adalardan, hatta dört yazımı geçirdiğim Heybeli'den bile daha iyi biliyordum. Bunun nedeniyse 27 Mayıs'tan sonra orada kurulan utanç mahkemesinden ziyâde Konstantinos Dalassenos'un

Taner Ay

Müslüm Gürses ve hayatımızdaki arabesk çizgiler!

Bu hafta sonu Ankara Tokat Evi'nde, araştırmacı yazar Muhammed Işık'ın "Sözün Özü Arabesk" konulu söyleşisine katıldık. Ev sahipliğini üstlenen Tokatlı hemşehrilerimizin misafirperverliği ve sıcak ilgisiyle zamanda bir nostalji gezisine çıktık. Muhammed Işık, söyleşisini arabeskin üç çınarı olan Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses üzerinden yapmayı planladığını;

Halit Yıldırım

Kaçırılan çocuklara ithaf edilmiş bir roman

"Kayıp Ada ve Şeytanları" bir çete tarafından kaçırılan ve ailesinden, sevdiklerinden uzakta, bambaşka bir yaşama zorlanan Ada'nın kurtulma hikâyesi.Ancak kitap Ada'nın kurtulmasıyla bitmiyor, 20 yıl sonra yaşanan intikam hikâyesi olarak devam ediyor.Filiz Çiçek bu kitabı, çocukluk arkadaşı Bilal'e ve onun gibi kaybolan, kaçırılan binlerce çocuğa ithaf etmiş.

Sayım Çınar

Sıradanlaşan Haksızlık

Adaleti en çok açık zulüm değil, kanıksanan küçük keyfilikler yaralar. Aynı ölçünün herkese uygulanmadığı duygusu yayıldığında, yalnız hukuk değil, ortak hayat da aşınır. "Millet, hızlı ve kesin adaleti temin eden uygar usulleri istiyor." — Mustafa Kemal Atatürk. Bu cümle bugün de ağırlığını koruyor. ünkü adaletin yarası yalnız yokluğu

Güven Baykan

"Nesyen Mensiyye.." *

* Meryem Suresi 23. ayetin mealinden..Bir ikindi çaresizliği düştü gökten. Yangın yeri oldu her yer. ırpınan, çırpındıkça derinleşen, ağır sancısını yeryüzüne çıkaramayan bir yürekti ondaki. Bir kalbin sessiz duruşu, teslimiyetiydi. Yutkundukça gitmeyen bir yumru... Cam kırıkları boğazında... Yutsan kanatır, çıkarsan çıkmaz. Ve bir ân-ı seyyâlede akan hayatın içinde, kabullenişin sessiz çığlıkları...

Havva Küçük Konur

Duygu Asena 80 yaşında

Kadıköy Altıyol'da Bayramyeri Sokak'ta 1946 yılının 19 Nisan günü dünyaya gelişiniz üzerinden 80 yıl geçti Duygu Hanım. Bugün sizin doğum gününüz. Kutlu olsun. Ama ne hayattı sizinkisi! Anne babanız, siz gözlerinizi açtığınızda, bir gün Türkiye'de kadın hareketinin en önemli temsilcilerinden biri olacağınızı düşünmemişlerdir elbet. Adsız kadınların kaderini değiştireceğinizi.

Filiz Aygündüz

Marazî Hassasiyet ve Negatif-I

"Bozacının şahidi şıracıdır." Bugün kalemimin aşina olduğu o latif enerjiyi biraz kırarak, hırpalayarak, üzerek dökeceğim kelimeleri kâğıtlara. Zira mensubu olduğumuz gerçekliğin yolu her zaman tılsımlı iklimlerden geçmeyebiliyor ve nefes alıp yorgunluğumuza su ikram etmek için yöneldiğimiz ilk durakta çılgın bir hezeyan, bizden ezber ettiği kelime kalıplarıyla

Nuray Alper

Su...

Şehirler kurmuşuz; sırtını dağa veren ve yanı başından nehirler, çaylar akan... Eskinin dünyasında aynı zamanda düşmandan korunmak için de böyle yerler seçilmiş yerleşim için... Hem verimli ve hem korunaklı... Su, içinden geçtiği yerleri şenlendirmiş; onun içinde etrafında büyük ve çekici şehirler kurulmuştu. Dünyanın gözde yerleşim yerlerinin hemen hepsinin suyla bir bağı vardı. Ve buralarda, daha yüksek bir hayat tarzı, daha zevkli bir düzen hâkimdi.

İsmail Bingöl

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

Bir hayalimiz var

Neyin uğrunda tükettik ömrümüzü En son neyin hayalini kurduk Borcumuzun biteceği günün hayali mi Evlatlarımızın, aydınlık geleceğinin hayalini mi Bir evin, son model bir arabanın hayali mi Sorular uzayıp gider. Hayaller kurulmaya devam eder. Herkesin bir hayali vardır. Kimisinin hayatın bir yerine tutunmak zorunda olduğu hayalleri, kiminin kendisi için istediğini kardeşi için de istediği hayalleri...

Burak Tekiner

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman