Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Filistin'de Kan ve Gözyaşı

Yeryüzünde zulüm devam ediyor; özellikle de İslam coğrafyasında... Adeta her yer Kerbelâ, her an âşura (Hicri Muharrem ayının 10. günü)... Gün geçmiyor ki kan, gözyaşı, zulüm ve bombalar eksilmesin; gün geçmiyor ki adalet ve insanlık ayaklar altına alınmasın. Kim siper edecek gövdesini bu hayasızca akının. Gazze'de Dört Kız Kardeş ve Annesi Filistin'in

Eyyüp Azlal

Dergi Kervanı Yazın da Sağlam İlerliyor

Bin bir emek, sevgi ve heyecanla hazırlanan kültür, sanat, ilim ve fikir dergileri, yazın da kutlu yolculuklarına aralıksız devam ediyor. Yayın dünyamızın iki başat aktörü kitaplar ve dergilerdir. Kitapları ve dergileri hazırlayanlar, bana göre çok büyük fedakârlıklarla bu hizmeti devam ettiriyorlar. Bu iki alana meslek diyemiyorum. Zira meslek ötesi

Mehmet Nuri Yardım

Mum dibine ışık vermez mi

"Mum dibine ışık vermez" cümlesini hep "insanın en yakın çevresine faydası olmaz, hep başkalarına, daha uzaktakilere faydası olur" diye yorumlardım. Bu sözün amacı da öyledir.Ama geçen sabah bir şey fark ettim. Mumun ışığından faydalanmak istemeyenlerin hiç kabahati yok mu İnsan en yakınlarını hep bazı etiketlerle kodlar. Anne, baba, evlat, eş, abi, abla, yeğen, kuzen...

Havva Küçük Konur

...Hayali cihan çökertir! - 1

"Geçmiş zaman olur ki hayâli cihan değer."Adını bilmeyenlere dahi bu güzel mısrâını 16. yüzyıldan günümüze ulaştırabilmiştir Hayâlî. Şimdi ne Hayâlî gibi "tevriye" sanatını bu ustalıkta icra edebilecek şâirimiz kaldı ne de hatırladığımızda "Hayâli cihan değer" diyebileceğimiz yaşanmışlıklar. Cihan değer olmasından geçtik, bâri "cihan çökertesi" olmasalardı.

Nahit Topaloğlu

Nolan'ın Şahlanan Atı, Nereye Dikilecek

Şubat 2019'da TBMM Tören Salonu'nun önüne, "Troya Hazineleri: Asırlık Hasret" belgeselinin gösterimi ve 2018 Troya Yılı etkinlikleri kapsamında sembolik bir Truva Atı heykeli getirildi. Hem ziyâretçiler hem Meclis çalışanları, heykele bir hayli ilgi gösterdi. Kendisine oy vermeyenleri "içimizdeki Truva atları" diye mimleyenlerin, "Bu atın burada ne işi var" demesini, nâfile bekledim.

Kerime Yıldız

Borsa, rezervler, kur ve enflasyon: Yıl sonunda nereye gider

Türkiye'ye yabancı sermaye geri dönüyor; fakat henüz Türkiye'nin şirketlerine ve büyüme hikâyesine değil, yüksek faizine geliyor. Yılın geri kalanında rezervin, kurun, enflasyonun ve Borsa'nın kaderini para politikasından çok, enerji yollarındaki savaş belirleyebilir.GİRİŞTürkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Hayatın gerçek anlamı nedir Dünyadaki insan sayısı kadar farklı...

İşte tam bu noktada tıpkı çocuklukta olduğu gibi mutluluğu hayatın doğal hali sanırız. Oysa tasavvuf ve Zen Budizm bize insanın en büyük dönüşümünün kayıplar ve acılarla başladığını öğretir. Aydınlanmanın yolu acıyla birlikte yaşayabilmektir. Acıya yakınmayan ruhunu eğitmeyi bilir. Kadim Hindu metinlerinde insanın ağlarken büyüdüğü söylenir. Bebek de ağlar ama onun acısı daha çok

Ahmet Can Karahasanoğlu

Ses ver, hürriyet!

-Silahlara veda; Sözler'e merhaba!-Ne uzun yolmuş güzele ulaşmak! Uzun, ince, çetrefilli, inişli yokuşlu... Korkutmamak için "güzellik" yoluna girecekleri; demesem mi acaba esas diyeceğimi! Daha çok "başka" bu yol... Hani bazı yollar vardır; birkaç milim ötesi uçurum...

Ali Hakkoymaz

Toplumsal muhalefetin verdiği görev

27 Mart 1994 yerel seçimleri sonrasında Cumhuriyet'in manşeti "Seçmen solu uyardı" idi. Alt manşet "RP'nin önlenemeyen yükselişi"ydi. Seçimlerde RP'nin oyları 19.09'a yükselmiş, sol partiler (SHP yüzde 13.57, DSP yüzde 8.77, CHP yüzde 4.63) toplam yüzde 27 oy almıştı. Ü BÜYÜKKENT BELEDİYESİ İstanbul'da RP adayı

Öner Yağcı

Tek Devlet

Herkes her gün aynı şeyleri yapıyor. Sanki bir yerlerden talimat alınmış gibi mutlaka oraya bir girip çıkıyorlar. Kimisi her gün bir kere kimisi beş kere kimisi on kere yüz kere neredeyse sayısı belirsiz. İstatistikî verilere göre en çok da ülkemizde kullanılıyormuş. Herkesin mutlaka bir 'hesabı'/'sayfası' var. Hocaların da hacıların da var, öğrencilerin de öğretmenlerin de,

Cafer Keklikçi

Bunca yıl

Eğitim sistemi nasıl olsa Kemalist öğrenci yetiştiriyor. Bizimle aynı düşünen idareciler, öğretmenler korkak, pısırık. Midelerinin derdinde. Bir de idareci olmak, daha da yükselmek... Öğrenciler bölünürse: 1- Öğrenciler arasında fikri bir ihtilaf başlayıp bu durum şu iki faydayı sağlar: A- Tartışma kültürünü öğrenirler. B- Kitap okurlar. Yeniden 1970'li yılların kavgasız

İdris Günaydın

Murat'ın bıldırcınları, Bomonti'nin dumancıları

Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok. Hadi, bilim bakalım, nedir Ben söyleyeyim, futbol topu. Madem söze futbolun topundan başladık, Fenerbahçe'yi anmadan olmaz. '68-'69 sezonu bizim için bir hayâl kırıklığıydı, otuz beş puanla dördüncü sırada kalmıştık. '69-'70 sezonu öyle olmayacak gibiyse de, 2 Kasım'a kadarki ikisi deplasmanda beş maçı radyodan bile dinlemedim.

Taner Ay

Niteliksiz sadakat

Sadakat nitelikli bağlılıktır. Sadakat duyan duyulana niteliğinden dolayı, kendisinden daha yüksekte, daha iyi konumda, daha güçlü olduğu için bağlılık hisseder. Arada bağlılığın ötesinde bir güven ilişkisi, önde olanın geridekini doğru yere götürdüğüne, güçlü olanın güçsüzü koruyacağına, daha iyi görenin daha az göreni daha net gördüreceğine yönelik imzalanmamış bir teyit söz konusudur. Burada

Prof. Dr. İsmet Emre

Kupayı İspanya aldı, FIFA yine sınıfta kaldı

Dünya Kupası bitti. Kupayı İspanya kazandı; hem de öyle tesadüfen değil. Turnuvanın ilk düdüğünden son düdüğüne kadar oynadığı futbolla, ortaya koyduğu karakterle ve tartışmasız oyun üstünlüğüyle... Finalde Arjantin'e futbol adına nefes aldırmadı; topa hükmetti, oyunu istediği gibi yönlendirdi ve rakibine tabir yerindeyse top göstermedi. Arjantin ise finale kadar nasıl

Mehmet Biten

"Sınırlayıcı Eğitim" Üzerine Kısa Bir İnceleme!

İnsan, varoluş sahnesine işlenmeyi bekleyen ham bir madde ya da üzeri doldurulacak boş bir levha olarak değil; bünyesinde sonsuz tecellileri ve derin bir potansiyeli barındıran bir fıtrat üzere adım atar. İslâm düşünce geleneğinin bilgiye (ilm) ve insana bakışındaki en temel nirengi noktası burasıdır: İnsan zihni biçimlendirilecek bir nesne değil, hakikate uyandırılacak

Fatih Yüksektepe

Perdeden Tayta: Memleket Halleri

Bazı insanları tek bir sanat dalıyla anlatamazsınız. Ressam dersiniz, sesi dışarıda kalır. Opera sanatçısı dersiniz, resimleri duvarlardan size bakar. Oyuncu dersiniz, yazdığı öykü eksik kalır. Semiha Berksoy böyle bir kadındı. Opera söyledi, tiyatro oynadı, sinemada göründü, öykü yazdı, resim yaptı. Sanatın farklı alanları onun hayatında birbirinden ayrılmış odalar değil, kapıları sürekli açık tek bir evdi.

Güven Baykan

80'lerin nostaljik atmosferini özlemişiz!

Geçen hafta, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda yapılan Alphaville konserine gittim.80'lerin nostaljik atmosferini yaşatan bir performansa tanık oldum. Ne de olsa mutlu olduğumuz anlar dışında çok şeye şeye sahip değiliz.72 yaşındaki solist Marian Gold, yıllara meydan okuyan güçlü vokali ve sahne enerjisiyle izleyenleri şaşırtmayı başardı.

Sayım Çınar

Sinsi ve dolandırıcı

Bazıları sinsiyi gözünden tanır. Öyle derler. Sinsinin bakışlarında hep bir kaçamak, fıldır fıldır bir tuzak vardır... "Hınç İnsanları" bahsinde dediğimizi tekrarlayayım: Sinsi aslında "korkak ve iktidarsız" biridir. Ama zekidir. Zekânın çok övülecek bir şey olmadığının da ispatıdır.

Cem Sancar

Kalbimizin kızıl saçlı bacısı

Altunizade Nurhayat Hanım ile gazeteci Ahmet Muhtar Bey'in ortanca kızı olarak 23 Aralık 1906'da İstanbul'da doğar Piraye. Ailesi işgal altındaki İstanbul'dan Bursa'ya taşınınca bir süre daha devam ettiği eğitimini yarım bırakır. On altı yaşındayken Darülbedayi'de oyunculuk yapan Vedat Örfi ile evlenir. İlk çocukları Suzan'ın doğumundan sonra Vedat Örfi Paris'e

Filiz Aygündüz

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-1

Âşıklar arasında adı sanı, sevgisi, saygısı olanlardan biri de Âşık Mustafa Ruhani'dir. Asıl adı Mustafa Temel olan âşığın babası, aynı köyde çiftçilikle uğraşan, nalbantlık, duvar ustalığı, hızarcılık gibi işlerle de uğraşan Ahmet, annesi ise Ayşe Hanım'dır. İkisi kız, dördü erkek olan altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur.

İsmail Bingöl

Kur'ânî ilaçları alabilmek

Maddî manevî çeşitli hastalıkların kıskacındaki asrımız insanı vicdanen bir çıkış yolu aramakta.Sokakta, çevremizde, yakınlarımızda müşahede edebileceğimiz bu arayış sebebiyle yeni metotlar, kişisel gelişim planları, farklı yollar çıkmaya devam ediyor. Ancak materyalist yaklaşımların güdümündeki asrımız, maneviyata yönelimi dahi belli bir rasyonellikte ele aldığından, bazen bu manevî yönelimlerden de beklenen meyveler elde edilemiyor.

H. Muharrem Okur

Etkili sözler

Diyarbakır'ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı. Yazlık sinemada o günler Romeo ve Juliet filmi gösteriliyordu. Herkesin dilinde Romeo ile Juliet! O günlerde Köy Enstitüsünde öğrenciydim. Elimde sinemaya gidecek para yoktu. Filmi yıkık bir binanın damından, yıkık bir yapının içindeki boşluktan izlemiştim. Romeo'nun, Juliet'in dilinden sevda sözleri fışkırıyordu.

Adnan Binyazar

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Hâli derinleştirmek

Üslûp ey! Üslûp kişinin dokusu, duyguya ve düşünceye dokunuşu, tabiatı, rayihası, kendini ortaya koyuş tarzı. Bu yüzden "kötü söz sahibine aittir" denmiş ve bu yüzden iyi ve yumuşak olan her şey kalbin aynasına hasredilmiş. Peki sessizlik O da dâhil üslûba. Çünkü sessizlik kelâma dâhil; duruşa ve insana. "Üslûb-û beyan aynıyla

Nuray Alper

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman