Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Zerre imanı olan köşe yazarlarına çağrımdır

Gerçek anlamda mücadele edersek o günün sahabesi mertebesine yükselmek elimizde. Mücadele etmez isek Allah korusun Ebu Cehil olmakla yaftalanmak elimizde! Görüyorsunuz Mustafa Kemal, tarihe mal olmuş bir büyüğümüz olarak anılması gerekirken, gözümüzün içine soka soka ilahlaştırıldı. Okulların içinde, dışında, girişinde, çıkışında, sokaklarda, kurumlarda, kitaplarda, rozetlerde...

İdris Günaydın

Savaş ve teknoloji arasında dünya ekonomisi

IMF, temmuz güncellemesinde dünya ekonomisini doğrudan "savaş ve teknolojinin çapraz akımları altında" tanımlıyor; 2026 küresel büyümesini yüzde 3 olarak öngörürken enerji ihracatçılarıyla teknoloji değer zincirlerine bağlanan ülkelerin avantajlı olduğunu vurguluyor. Bu yazıda bu raporu analiz ettim.GİRİŞUluslararası

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Benim Çocukluğumda Okul Vardı

Ben ilkokulu Trabzon İsmetpaşa İlkokulu'nda okudum. İlk öğretmenim Orhan Duman'dı. Okulumuz kaloriferli değildi; koridorlarında soba kokusu dolaşırdı. Yine de hiç üşüdüğümü hatırlamam. ünkü biz daha gelmeden okul çoktan ısınmış olurdu. Dört hadememiz vardı. Aradan yıllar geçti, ikisinin adını hâlâ unutmam: Ali Amca ve Ayşe Teyze.

Güven Baykan

İnsanlığı Yeni Bir "Cevherî Hareket"e İhtiyacı Var!

Medeniyet, çoğu zaman şehirlerin büyüklüğü, yapıların görkemi, yolların genişliği ve teknolojik araçların çokluğu üzerinden tarif edilir. Hâlbuki bütün bunlar, medeniyetin kendisi değil; olsa olsa onun dış dünyada bıraktığı izlerdir. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, inşa ettiği binalardan önce yetiştirdiği insanın niteliğinde aranmalıdır. Çünkü

Fatih Yüksektepe

Yolun açık Ahmet Ümit!

Ahmet Ümit'in merakla beklenen yeni romanı, yazarın doğum günü olan 30 Eylül'de yayımlanacakmış.Kitabın dağıtımı da ekim başında tamamlanmış olur.Bu kitabın adı henüz netlik kazanmamış.İtalya ve Türkiye'de geçen bu tarihi polisiye roman, Roma İmparatorluğu ile Anadolu'nun köklerini konu alıyor. Kitapla ilgili daha fazla detaya sahibim, çünkü kendisiyle de konuştum.

Sayım Çınar

Filistin'de Kan ve Gözyaşı

Yeryüzünde zulüm devam ediyor; özellikle de İslam coğrafyasında... Adeta her yer Kerbelâ, her an âşura (Hicri Muharrem ayının 10. günü)... Gün geçmiyor ki kan, gözyaşı, zulüm ve bombalar eksilmesin; gün geçmiyor ki adalet ve insanlık ayaklar altına alınmasın. Kim siper edecek gövdesini bu hayasızca akının. Gazze'de Dört Kız Kardeş ve Annesi Filistin'in

Eyyüp Azlal

Dergi Kervanı Yazın da Sağlam İlerliyor

Bin bir emek, sevgi ve heyecanla hazırlanan kültür, sanat, ilim ve fikir dergileri, yazın da kutlu yolculuklarına aralıksız devam ediyor. Yayın dünyamızın iki başat aktörü kitaplar ve dergilerdir. Kitapları ve dergileri hazırlayanlar, bana göre çok büyük fedakârlıklarla bu hizmeti devam ettiriyorlar. Bu iki alana meslek diyemiyorum. Zira meslek ötesi

Mehmet Nuri Yardım

Mum dibine ışık vermez mi

"Mum dibine ışık vermez" cümlesini hep "insanın en yakın çevresine faydası olmaz, hep başkalarına, daha uzaktakilere faydası olur" diye yorumlardım. Bu sözün amacı da öyledir.Ama geçen sabah bir şey fark ettim. Mumun ışığından faydalanmak istemeyenlerin hiç kabahati yok mu İnsan en yakınlarını hep bazı etiketlerle kodlar. Anne, baba, evlat, eş, abi, abla, yeğen, kuzen...

Havva Küçük Konur

Nolan'ın Şahlanan Atı, Nereye Dikilecek

Şubat 2019'da TBMM Tören Salonu'nun önüne, "Troya Hazineleri: Asırlık Hasret" belgeselinin gösterimi ve 2018 Troya Yılı etkinlikleri kapsamında sembolik bir Truva Atı heykeli getirildi. Hem ziyâretçiler hem Meclis çalışanları, heykele bir hayli ilgi gösterdi. Kendisine oy vermeyenleri "içimizdeki Truva atları" diye mimleyenlerin, "Bu atın burada ne işi var" demesini, nâfile bekledim.

Kerime Yıldız

...Hayali cihan çökertir! - 1

"Geçmiş zaman olur ki hayâli cihan değer."Adını bilmeyenlere dahi bu güzel mısrâını 16. yüzyıldan günümüze ulaştırabilmiştir Hayâlî. Şimdi ne Hayâlî gibi "tevriye" sanatını bu ustalıkta icra edebilecek şâirimiz kaldı ne de hatırladığımızda "Hayâli cihan değer" diyebileceğimiz yaşanmışlıklar. Cihan değer olmasından geçtik, bâri "cihan çökertesi" olmasalardı.

Nahit Topaloğlu

İnsan, hayâl ettiği şeydir

Saz bedenli gencecik kızlar, insanlık kıyafetini çoktan çıkartmış mahlûkat tarafından kullanılıp balkondan atılıp dere yataklarına gömülüp, tarla kenarlarına... Modern olacağız diye, çıplaklığı en ileri çağdaşlık diye, "ne var bunda" diye sunarak kızlarımızı kurban... Burnumuzun direğini testosteron kokularıyla kıran taciz...

Cem Sancar

Kelimelerin Göçü ve Anlamın Rejimi

Her medeniyet önce şehirlerini değil, kelimelerini kaybeder. Çünkü kelimeler yalnızca eşyayı değil, eşyayla kurduğumuz ilişkiyi de adlandırır. Bir kavram yer değiştirdiğinde yalnızca sözlük değişmez; insanın zamanı, dünyayı ve kendisini algılama biçimi de değişir. Bir medeniyetin çözülüşü çoğu zaman savaşlar, ekonomik krizler veya siyasal dönüşümler üzerinden anlatılır.

Mehmet Biten

Hayatın gerçek anlamı nedir Dünyadaki insan sayısı kadar farklı...

İşte tam bu noktada tıpkı çocuklukta olduğu gibi mutluluğu hayatın doğal hali sanırız. Oysa tasavvuf ve Zen Budizm bize insanın en büyük dönüşümünün kayıplar ve acılarla başladığını öğretir. Aydınlanmanın yolu acıyla birlikte yaşayabilmektir. Acıya yakınmayan ruhunu eğitmeyi bilir. Kadim Hindu metinlerinde insanın ağlarken büyüdüğü söylenir. Bebek de ağlar ama onun acısı daha çok

Ahmet Can Karahasanoğlu

Ses ver, hürriyet!

-Silahlara veda; Sözler'e merhaba!-Ne uzun yolmuş güzele ulaşmak! Uzun, ince, çetrefilli, inişli yokuşlu... Korkutmamak için "güzellik" yoluna girecekleri; demesem mi acaba esas diyeceğimi! Daha çok "başka" bu yol... Hani bazı yollar vardır; birkaç milim ötesi uçurum...

Ali Hakkoymaz

Toplumsal muhalefetin verdiği görev

27 Mart 1994 yerel seçimleri sonrasında Cumhuriyet'in manşeti "Seçmen solu uyardı" idi. Alt manşet "RP'nin önlenemeyen yükselişi"ydi. Seçimlerde RP'nin oyları 19.09'a yükselmiş, sol partiler (SHP yüzde 13.57, DSP yüzde 8.77, CHP yüzde 4.63) toplam yüzde 27 oy almıştı. Ü BÜYÜKKENT BELEDİYESİ İstanbul'da RP adayı

Öner Yağcı

Tek Devlet

Herkes her gün aynı şeyleri yapıyor. Sanki bir yerlerden talimat alınmış gibi mutlaka oraya bir girip çıkıyorlar. Kimisi her gün bir kere kimisi beş kere kimisi on kere yüz kere neredeyse sayısı belirsiz. İstatistikî verilere göre en çok da ülkemizde kullanılıyormuş. Herkesin mutlaka bir 'hesabı'/'sayfası' var. Hocaların da hacıların da var, öğrencilerin de öğretmenlerin de,

Cafer Keklikçi

Murat'ın bıldırcınları, Bomonti'nin dumancıları

Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok. Hadi, bilim bakalım, nedir Ben söyleyeyim, futbol topu. Madem söze futbolun topundan başladık, Fenerbahçe'yi anmadan olmaz. '68-'69 sezonu bizim için bir hayâl kırıklığıydı, otuz beş puanla dördüncü sırada kalmıştık. '69-'70 sezonu öyle olmayacak gibiyse de, 2 Kasım'a kadarki ikisi deplasmanda beş maçı radyodan bile dinlemedim.

Taner Ay

Niteliksiz sadakat

Sadakat nitelikli bağlılıktır. Sadakat duyan duyulana niteliğinden dolayı, kendisinden daha yüksekte, daha iyi konumda, daha güçlü olduğu için bağlılık hisseder. Arada bağlılığın ötesinde bir güven ilişkisi, önde olanın geridekini doğru yere götürdüğüne, güçlü olanın güçsüzü koruyacağına, daha iyi görenin daha az göreni daha net gördüreceğine yönelik imzalanmamış bir teyit söz konusudur. Burada

Prof. Dr. İsmet Emre

Kalbimizin kızıl saçlı bacısı

Altunizade Nurhayat Hanım ile gazeteci Ahmet Muhtar Bey'in ortanca kızı olarak 23 Aralık 1906'da İstanbul'da doğar Piraye. Ailesi işgal altındaki İstanbul'dan Bursa'ya taşınınca bir süre daha devam ettiği eğitimini yarım bırakır. On altı yaşındayken Darülbedayi'de oyunculuk yapan Vedat Örfi ile evlenir. İlk çocukları Suzan'ın doğumundan sonra Vedat Örfi Paris'e

Filiz Aygündüz

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-1

Âşıklar arasında adı sanı, sevgisi, saygısı olanlardan biri de Âşık Mustafa Ruhani'dir. Asıl adı Mustafa Temel olan âşığın babası, aynı köyde çiftçilikle uğraşan, nalbantlık, duvar ustalığı, hızarcılık gibi işlerle de uğraşan Ahmet, annesi ise Ayşe Hanım'dır. İkisi kız, dördü erkek olan altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur.

İsmail Bingöl

Kur'ânî ilaçları alabilmek

Maddî manevî çeşitli hastalıkların kıskacındaki asrımız insanı vicdanen bir çıkış yolu aramakta.Sokakta, çevremizde, yakınlarımızda müşahede edebileceğimiz bu arayış sebebiyle yeni metotlar, kişisel gelişim planları, farklı yollar çıkmaya devam ediyor. Ancak materyalist yaklaşımların güdümündeki asrımız, maneviyata yönelimi dahi belli bir rasyonellikte ele aldığından, bazen bu manevî yönelimlerden de beklenen meyveler elde edilemiyor.

H. Muharrem Okur

Etkili sözler

Diyarbakır'ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı. Yazlık sinemada o günler Romeo ve Juliet filmi gösteriliyordu. Herkesin dilinde Romeo ile Juliet! O günlerde Köy Enstitüsünde öğrenciydim. Elimde sinemaya gidecek para yoktu. Filmi yıkık bir binanın damından, yıkık bir yapının içindeki boşluktan izlemiştim. Romeo'nun, Juliet'in dilinden sevda sözleri fışkırıyordu.

Adnan Binyazar

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Hâli derinleştirmek

Üslûp ey! Üslûp kişinin dokusu, duyguya ve düşünceye dokunuşu, tabiatı, rayihası, kendini ortaya koyuş tarzı. Bu yüzden "kötü söz sahibine aittir" denmiş ve bu yüzden iyi ve yumuşak olan her şey kalbin aynasına hasredilmiş. Peki sessizlik O da dâhil üslûba. Çünkü sessizlik kelâma dâhil; duruşa ve insana. "Üslûb-û beyan aynıyla

Nuray Alper

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman