Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Ölen bebek kutsal aile ve dilenciler

Ölen bebek kutsal aile ve dilenciler AHMET CAN KARAHASANOĞLU Fatih'te yaşanan trajik olay, insanın içini yavaş yavaş karartan türden. Küçük bir bebek, yalnızca günler içinde açlık ve ihmal yüzünden hayatını kaybetti. 5 Kasım'da dünyaya geldiği, 7 Kasım'da 3,2 kilogram ağırlıkla taburcu edildiği, öldüğünde

Ahmet Can Karahasanoğlu

Sandığın içindekiler

Babam, nazlanıp (mızıkçılığı) uzattığımda, o meşhur sertliğini takınır: "İşi tadında bırak; işin tadını kaçırıyorsun, ha!" gibi kalıplaşmış sözleriyle çehresini eğerek son ikazlarını yapardı. Dünya susardı o ân.« Bak; defalarca İstanbul'u kazandınız ve halk emanetin adresini değiştirdi. Ne var bunda Daha bin yıl bu ara kapatılacak gibi gözükmüyor. İstanbul'un yakasını yani -babamın dediği gibi- işi tadında bırakın. Sandık ne demişse o.

Ali Hakkoymaz

Kurtuluşun başkentinde yurttaşın duruşu

Kurtuluş savaşçılarının 19 Mayıs'ta Samsun'dan başladığı büyük yolculuğun Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Hacıbektaş'tan sonraki durağıydı Ankara. 27 Aralık 1919, Mustafa Kemal Paşa'nın Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı örgütlemek ve zafere ulaştırmak için Ankara'ya geldiği gündü. Onun bu topraklarda yaşayanları

Öner Yağcı

2025'in ekonomi-politik haritası – I: Yeni küresel sistemin ayak...

2025 yılında dünyada ekonomi politik rejim değişikliği tartışmaları arka planda sürerken, enflasyonda yumuşak iniş gözlemlenmekte… Yani yumuşak iniş gerçekleşirken zemin sert ve kaygandı…Yeni yılda herkese merhaba! 2026'nın bu ilk yazısında Dünya Ekonomisinde 2025 yılının muhasebesini yapmayı amaçlamıştım. Ama görünen o ki, yazı beklediğimden uzun oldu. Bu yüzden iki

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Kitapla yaratılan dünyalar

2025 yılının son günlerini her an özlemini çektiğim İstanbul'da yaşadım. Oraya gidişimin nedeni de Can Yayınları'nın, kitap fuarında düzenlediği imza gününe katılmaktı. Büyük kentlerde hemen her yıl açılan kitap fuarlarının bir amacı da yazarlarla okurları, gözlerini kitaplara açan gençleri birbiriyle kaynaştırmaktır. Fuarlar ayrıca kültürünü geliştirmek

Adnan Binyazar

Nasıl yapmalı bilmem ki

Nasıl yapmalı bilmem ki İDRİS GÜNAYDIN Türkiye günlük, haftalık, aylık hükumetler döneminden süreklilik arz eden icra hükümetine geçip akla hayale gelmeyen icraatlar yaparken ve tam içeride bir bütünlük arz ederken, hiç hesapta olmayan DEAŞ denilen çakallar Yalova'da meydana çıktı. Üç polisimizi şehit etti. Allah, katında gerçek anlamda şehit olanlardan yazsın.

İdris Günaydın

Reşit Güngör Yalçın'ın Ferdi Tayfur Kapaklı Kış Defteri

Tam bir yıl önce bugün müziğimizin dev bir ismini ebediyete uğurladık. Bu koca çınarın adı kimilerine göre "Plaklardaki Derbeder Kral", kimilerine göre "Çukurova'nın Bağrı Yanık Sesi" kimilerine göre "Anadolu'nun Çığlığı", kimilerine göre "Gariplerin Sesi", kimilerine göre "Âşıkların Limanı" ve kimilerine göre "Arabeskin Ferdi

Halit Yıldırım

Mukaddime

İbn Haldun'un meşhur eseri Mukaddime'yi ilk olarak ne zaman ve kimden duydum Zihnimi yokladığımda merhum Cemil Meriç'i hatırladım. Mütefekkirimiz, İslam dünyasının bu parlak ismine, üstün medeniyet teorisyenine, modern tarih ilmi, felsefesi ve sosyolojisinin kurucusu İbn Haldun'dan kitaplarında sık sık bahsediyor, okunmasını okuyucularına hararetle tavsiye ediyordu.

Mehmet Nuri Yardım

Emojileri Helvadan Say

"Şair, çağının garibidir" diyor Mehmet Çelik bu kitaba yazdığı önsözün daha ilk cümlesinde. Garip, ama yoksun veya yoksul değil. Garip, ama kenara çekilmiş, ortadaki adamlar gibi hissiz, nefessiz, kendini akışa büsbütün kaptırmış değil. Bilakis bir tepeye çıkmış, aşağıda ne olup bittiğini, olup bitenin insandan neyi alıp götürdüğünü görmek için ruhunun kapılarını sonuna kadar aralamış,

Prof. Dr. İsmet Emre

"Yürümek karda zordur, gelirsen bak aşk budur"

Sabah erken kalkıp parktaki kedileri beslemeye çıktım, sonra çarşıya inip gazetelerimi alıp hemen eve döndüm. Öyle sağa sola takılacak bir hava yoktu, yağmurlu ve kasvetliydi, bu yüzden içimden kanepeye uzanıp, kucağıma da tüy yumağı Zeytin'i alarak, esâslı bir macera romanı okumak geçiyordu. Ancak, kapıyı açtığımda Candan Erçetin'in sesini duydum, onun "Karlar Düşer" şarkısı

Taner Ay

Ah O Şarkı...

Bir şarkıyla geldi akşam Bin sitemle indi bağrımıza gam Mihman oldu semtimize o şarkı Âşıkları dâra çekti o şarkı Geçtik sabânın tesiriyle kendimizden Düştük gülşende aşka Bade-î nûş ettik Olduk biz de yananlardan Ve birden kapladı içimizi

İsmail Bingöl

Kişi Kendine Benzeyenlerle Yol Alır

Kelimenin şemaili, kalbi, yolculuğu nasıl şekillendirip dönüştürdüğünü fark ettiğimden bu yana güzel, ince, asil, zarif, güler yüzlü kelimelerle yol almaya çalışıyorum. Çağın kötülüklerle kemirilmesine inat, ısrarla tutunduğum bir keşif alanı burası. Çevreme de kelimelerin sadece biçimlendiren değil, öğreten bir içeriğe sahip olduğunu anlatıyorum. Güzeli fark edip seçmek, güzel olanla şekillenmek,

Nuray Alper

Silivri'nin bekleme odasında 4 saat

Salı akşamı Adana Büyükşehir Belediyesi'nin tutuklu başkanı Zeydan Karalar'ın eşi Nuray Karalar konuğum olacak. Nuray Hanım, ilk kez ekrana çıkacak ve bu süreçte yaşadıklarını, insani bir yerden anlatacak. Hukuki meseleleri hukukçularla konuşuyoruz. İnsani tarafını, tutukluların eşleriyle. Dilek İmamoğlu'yla, Neptün ve Defne Soyer ile, şimdi de Nuray Karalar ile...

İpek Özbey-Korkusuz

Fransa'dan Konya'ya uzanan yolculuk

.◊ 2025'in son günlerinde Fransa'nın Audincourt kentinde yeni sevinçler yaşadım. Sanat ve Yaratıcılık Akademisi'nin küratörü Sedat Özer ve Audincourt Belediye Başkanı Martial Bourquin'le tanışma fırsatı buldum. Buradaki sanat galerileri hem Türk hem de Fransız sanat çevrelerinde takip ediliyor. Bunu görünce etkilendim.◊ "Ölü Yaprak Vuruşu"

Sayım Çınar

Namık Kemal ve M.Akif'in Hürriyet Algısı

Mehmet Akif'in Hürriyet şiirini okurken Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi şiiri aklıma geldi. Demek ki "hürriyet" kavramı Tanzimat döneminde Osmanlı Devletinin sonlarına doğru aydınlarımız üzerinde tesirli oldu. Bu kavram daha doğrusu Fransız İhtilali sonucunda yayılan fikir akımlarından etkilenmiştir. Hürriyet kavramı devamında milliyetçiliği getirir. "Hürriyet"

Eyyüp Azlal

Bir Molla Lütfi vardı

Daha önce bir kitap hakkında böylesi bir yazı yazdım mı hatırlamıyorum.Ama bu kitap beni derinden etkiledi. Belki şimdi de maruz kaldığımız algı yönetiminin nasıl yapıldığını anlattığından, belki toplu linç furyasıyla, belki de başka şeyler... Bilmiyorum işte. Bir şekilde içine çekti kitap beni. İskender Pala'nın İtiraf adlı romanından bahsediyorum. Sıkı İskender Pala okuyucuları bilirler ki, yazar geniş ve büyük bir tarih arşivine sahiptir.

Havva Küçük Konur

Kitap delileri

Yıllar evvel Beşir Ayvazoğlu yazmıştı. Kitapseverler çeşit çeşitmiş. Muhibbân-ı kütüb, "tetebbu ve tahassus", yâni incelemek ve ihtisas sâhibi olmak için kitap edinirlermiş. Mecânîn-i kütüb ise sâdece toplar ve sâhip olmanın hazzını yaşarlarmış. Kitap deliliği, çok ileri noktalara varabilen bir hastalıkmış. Astre adında bir kont, okuma yazma bilmediği hâlde elli iki bin beş yüz kitap

Kerime Yıldız

2026 teyzem gibi gelsin

Üç gün sonra yeni yılla buluşuyoruz. Acaba valizinde neler getiriyor Çocukluğumda, Almanya'da yaşayan Aysel teyzem, tatillerde İstanbul'a gelir, hoş geldin /hoş bulduk faslından sonra valizini açıp hediyelerimizi çıkarırdı. Lepiska saçlı bebekler, rengârenk kâğıtlara sarılı çikolatalar, o zamanlar Türkiye'de olmayan pek bayıldığım jelibonlar, resimli kitaplar. O kadar mutlu olurdum

Filiz Aygündüz

Anneannemin dini - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=22027'...

Anneannem Giritli bir öksüz çocuk. Mora Geylâni Dergâhının başındaki Tevhide Molla onu evlatlık almış. Orada büyümüş. Sonra Sorbonne'daki hukuk tahsilini yarım bırakarak dergâha dönen dedem ile evlenmiş. Ardından Balkan Ayaklanması denen büyük Müslüman katliamı başlayınca Osmanlı donanması tarafından İzmir'e kaçırılmışlar... ***

Cem Sancar

Tek vücut gibi olabilmek

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİKPadişahların, kralların yerini meclislerin aldığı, şahıs endeksli hareketlerin yerine topluluk hareketlerinin güçlendiği, şirketlerin yönetimlerinin patronlardan yönetim kurullarına geçtiği bir çağda Müslümanların birlik ve beraberliklerini sağlamaları da bu gelişmelere ayak uydurmalarına bağlı. abuk silinebilen, vefat edebilen ya da kolayca çürütülebilen bir şahıs

H. Muharrem Okur

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

Bir hayalimiz var

Neyin uğrunda tükettik ömrümüzü En son neyin hayalini kurduk Borcumuzun biteceği günün hayali mi Evlatlarımızın, aydınlık geleceğinin hayalini mi Bir evin, son model bir arabanın hayali mi Sorular uzayıp gider. Hayaller kurulmaya devam eder. Herkesin bir hayali vardır. Kimisinin hayatın bir yerine tutunmak zorunda olduğu hayalleri, kiminin kendisi için istediğini kardeşi için de istediği hayalleri…

Burak Tekiner

Kalbe düşen hikmetler ya da gönül penceresinden münacat

Bazı sözler vardır; çağları aşar, dillerden çok kalplerde yankılanır. Hele ki bu sözler bir gönül erinden, bir hak dostundan dökülmüşse, zamanın ötesinde bir anlam taşır. Hazreti Sezâî'nin mektuplarından süzülen nasihatler de böylesi bir derinliğe sahiptir. Onun sözleri, sadece bir çağın değil, her devrin dertlerine merhem olur; gönül penceresinden bakınca, ruhun en mahrem köşelerine işler.

Mehmet Biten

Ömer Erinç Şiiri

Şiir şairin gördüğü gerçekten meydana gelir. Şairin duyuş, düşünüş ve algılayışıyla yaşadığı ya da yaşanabilir olan doğrudan gördüğü gerçekten. Gerçek, hayatla şairin duyumsadığı arasındaki özgür durumdan şairin özgün bir şekilde yarattığı dünyadır. Şair yaşadığı ya da yaşananı kendi dünyasından geçirerek tekrar yaşanabilecek somutlukta ortaya koyar.

Cafer Keklikçi

Zincirlerini Kalbinde Taşıyanlar!

Dünün köleleri, karanlık sabahların alacakaranlığında zincirlerin uğuldayan sesiyle uyanır, acımasız kırbaçların vuruşları altında şekillenirlerdi. Hayat, efendilerinin cömertliğine (!) bağlıydı, her nefes bir ödül ya da bir ceza kadar uzak ve belirsizdi. Direnmek, kaçış umutlarından daha çok ölüme teslim olmaktı; bedenleri yalnızca

Fatih Yüksektepe

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman