Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Tamar Tanrıyar

Bizdeki hainler o kadar acımasız ki! Sırf bunun için vaktini gözlemleyen maaşlı ajanlar var. Türkiye'de her şey yok olsun, düzlensin onlara göre, yeniden kurulur. Nasıl olsa yeni kurulacak devletin kuyruk sokumu değişmiyor: Kemalizm: Acbüzzeneb... Eski tabirle. O tüm günahların başı, tüm şeytanlıkların anası. O, zamana ve şartlara göre yeni kötülükler doğurur. Gelelim Tamar Tanrıyar'a...

İdris Günaydın

İzzettin için

Anadolu toprakları fikir, sanat ve edebiyat sahalarında da bereketlidir. Nice şairler, âlimler, yazarlar yetişmiştir bu özge iklimde. Fakat bu abide şahsiyetlerin, münevverlerin seslerini tam duyurabildiklerini söylemek zor. Zira medeniyet şehri İstanbul, daima öne çıkıyor. Anadolu'daki ozanlar ve kalem erbabı nefeslerini tüketse de varlıklarını gösteremiyorlar. Bu hâl umurlarında mı peki,

Mehmet Nuri Yardım

Kötülük yarışı

Hayallerimizi süsleyen, ideallerin konuştuğu, umutların gerçekleştiği bir dünya yok artık. İyilerin kötüleri alt ettiği, iyiliğin başat olduğu bir dünyadan değil, hayır, kötülüğün kurallarının işlediği bir dünyadan geçiyoruz. Küçülen insanlar çağı... Küçültülen ufuklar, parçalanan umutlar, daraltılan dimağlar çağı... İyiliğin genel geçer olduğu, hayatın merkezine yerleştiği dönemler kısa sürse

Prof. Dr. İsmet Emre

Kelime mezarlığı (2)

Kelimeler bir ihtiyaçtan doğmuşsa, bu kelimelerin hayatiyeti uzun oluyor.Fıtrî bir doğum neticesi dünyaya gelen bebek ile, hayata gözlerini sezaryenle açmış çocukların sıhhî durumları farklı olmaktaymış. Sezaryenle doğan çocukların immün sistemleri daha zayıf olduğundan, hastalıklara daha mukavemetsiz imişler. Hekimler, bu sebeple "normal doğum" yapılması, bebeğin doğum ânında fıtrî sıvıları emmesi gerektiğini söylemekteler.

Nahit Topaloğlu

Hacı Hüseyin Paşa'nın köşkleri, Nadir Ağa'nın çamları

Günlerden Cumartesi, saat ise 19.00 olsun, radyolarınızı açın, size Zeki Müren'in kadife sesini bir Uşşak şarkıdan dinleteceğim. "Elmayı alan bilir oy oy / Şeftali satan bilir oy oy / Güzel kızın sevmesini oy oy / Kimsesiz yatan bilir oy oy / Bahçevan geldi, bahçevan geldi / Deh deh Düldül, deh deh Düldül / Sen Düldülsün, ben bülbül / Deh deh Düldül, deh deh Düldül / Sen Düldülsün,

Taner Ay

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Eksikliğin Dili: Gösteriş!

İnsan bazen en çok saklamak istediği boşluğu, en parlak vitrinlerle görünür kılar. Dışarıdan bakıldığında gösteriş; güç, özgüven, başarı ya da üstünlük gibi algılanabilir. Oysa çoğu zaman gösteriş, insanın sahip olduklarından çok, içinde tamamlayamadığı bir eksikliğin dışa vurumudur. Kişi ne kadar çok kanıtlamaya çalışıyorsa, aslında o kadar çok ikna edilmeye ihtiyaç duyuyordur. Çünkü gerçekten yerleşmiş bir değer duygusu, kendini sürekli alkış arayışıyla beslemez.

Fatih Yüksektepe

Sofradan eksilen hayat

Her kriz, bu ülkede önce sofraya uğruyor. Ekmekten bir dilim, peynirden bir parça, çocuğun beslenme çantasından bir meyve eksiliyor. Ardından sıra hayata geliyor. İnsanlar sadece daha az tüketmeye başlamıyor; daha az yaşamaya da mahkûm ediliyor. Bir tiyatro bileti erteleniyor, alınamayan bir kitap unutuluyor, doktora gitmek bekletiliyor, çocukların hayalleri "şimdilik olmaz" cümlesine teslim ediliyor.

Mehmet Biten

Küreselleşme, hegemonya krizi ve popülist rızanın yükselişi

Küreselleşme, bir yandan gelişmiş ülkelerde sanayi işçilerinin iş güvencesini aşındırırken; diğer yandan dışa kapalı ekonomilerde korumalı iç pazar rantlarına alışmış sermaye çevrelerinin ayrıcalıklarını tehdit etti. Böylece küreselleşme karşıtı tepki, yalnızca aşağıdan gelen bir halk tepkisi değil, kimi zaman yukarıdan gelen bir rant koruma refleksiyle de birleşti. Bu da bugün gelişmiş ülkelerde

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Hâli derinleştirmek

Üslûp ey! Üslûp kişinin dokusu, duyguya ve düşünceye dokunuşu, tabiatı, rayihası, kendini ortaya koyuş tarzı. Bu yüzden "kötü söz sahibine aittir" denmiş ve bu yüzden iyi ve yumuşak olan her şey kalbin aynasına hasredilmiş. Peki sessizlik O da dâhil üslûba. Çünkü sessizlik kelâma dâhil; duruşa ve insana. "Üslûb-û beyan aynıyla

Nuray Alper

Nobel Ödüllü Han Kang'dan yeni kitap

2024 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Han Kang'ın yeni kitabı "Işık ve İp", April Yayıncılık etiketiyle okurlarla buluştu. Koreceden Göksel Türközü'nün çevirdiği kitap, Han Kang'ın Nobel konuşmasıyla açılıyor.Kısa ve yoğun metin; denemeler, şiirler, günlükler ve fotoğraflar aracılığıyla yazarın edebiyat evrenine en kişisel kapılardan birini aralıyor.

Sayım Çınar

Üç Taş, Dört Bölüm

Bazen memleketin gündemi insanın önüne bir masaya bırakılmış üç taş gibi düşüyor. Birine dokunuyorsunuz, içinden mizah çıkıyor; ötekine dokunuyorsunuz, eski bir film karesi gibi hüzün beliriyor; üçüncüsüne gelince siyaset bütün ağırlığıyla masaya oturuyor. Sonra bakıyorsunuz, o üç taş kendi içinde dört ayrı bölüme ayrılmış: Gülmek, kaybetmek, temsil ahlakı ve bitmeyen koltuk hesapları...

Güven Baykan

İsmi lazım değil, Yezid

Hicrî takvimin ilk ayındayız. Benim yaşımdakiler, evlerimizin duvarından eksik olmayan duvar takvimlerini bilirler. Muharremin onuncu gününde arka sayfada bahsedilen hadiseler şöyleydi:Hz. Adem'in tövbesinin kabulü, Nuh'ungemisinin tufandan kurtuluşu, Hz. Musa ve İsrailoğulları'nın Firavun'un zulmünden kurtuluşu, Hz. Yunus'un balığın karnından kurtuluşu...

Kerime Yıldız

Dil devriminden dil evrimine

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, dilimizin kendi köklerine dönmesi amacıyla atılan adımlar, zamanla bin yıllık bir birikimin tasfiyesine dönüşen keskin bir müdahaleye sahne oldu. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan, kavramsal derinliği haiz canlı kelimeler adeta bir kültür işgaline uğrayarak lügatlerimizden koparıldı; yerlerine ise aceleyle, masa başında icat edilmiş, hafızasız ve köksüz

Eyyüp Azlal

Koftiden Entelektüel

Geçen hafta, "Entel" tipolojisinin ortaya çıkması, münevverler anlamında has Entelektüellerin de arada kaynamasına neden oldu dedik. Yeşilçam filmlerinde de bu net olarak görülür. Bu filmlerde okur-yazar insanlar komik, tuhaf tiplerdir. O yüzden çoğunluk Yeşilçam filmleri, "Türk sinemasının masumiyet dönemi" gibisinden romantik laflarla geçiştirilemeyecek kadar çürük bir manipülasyondur bizce...

Cem Sancar

Bookstagram çağı

Doksanların sonuna geldiğimizde herkes birbirine soruyordu: "Milenyumdan ne bekliyorsun" Bir yüzyıl geride kalmış, yenisinin heyecanı sarmıştı herkesi. Geldi. 2000'li tarihler atmakta epey zorlandık önce, sonra alıştık rakamlarına. Beraberinde birçok yenilik getirdi. En önemlilerinden biri de kitap eki çeşitliliğinin artmasıydı. Hâlihazırda bir Cumhuriyet Kitap vardı. 2001'de

Filiz Aygündüz

Yer yarılırken bile el bırakmamak

Toz, toprak, sallanan bir mekân, ama sarsılmaz bir sevgi o anda zamanı donduruyor. Ölüm korkusuna rağmen gayet sakin bir karşılama sergiliyor yaşlı adam. Bu iki yaşlı insanı Türk yetkililer bulup tüm masraflarını karşılasınlar ve Türkiye'yi gezdirsinler. Yaşlı adam, bir tercüman eşliğinde gençlere anlatsın o ânı. Ülkenin en geniş salonlarını kiralasın belediyeler. Savaşlardan

Ahmet Can Karahasanoğlu

Şeytanla anlaşma

Al Pacino, Keanu Reeves, Charlize Theron'un oynadığı Şeytanın Avukatı, Andrew Neiderman'ın gerilim romanından uyarlanan 1997 yapımı bir filmdi. Gizemli ve güçlü bir hukuk şirketinde işe başlayan hırslı bir avukat, patronuna ruhunu satıp tüm değerlerinden vazgeçerek kariyerinde hızla yükselirken onun aslında şeytan olduğunu çok geç anlamıştır.

Öner Yağcı

Yalan "Dostum"

Devletler kamusal, tüzel, anonim, uluslararası ve emperyal olduğu için yöneticilerinin kişisel düşüncesi söz konusu olamaz. Özellikle de başka bir devlete karşı kişisel olamaz. Yönettiği kamunun görmek istediği ya da yönettiği kamuda görmek istediklerinin zorunlu duruşu olarak kişisel duruşlar devre dışı kalır. Devlet yönetimine talip olanın kişisellikten politikliğe dahası siyasi kimliğe

Cafer Keklikçi

Hayata ve ölüme gülmek

Tam yaşamaya alışmışken...Güle güle Azmanoğlu... Tam dünyaya daldığım anda; bir haber düşüyor önüme: "Falan dünyayı bitirdi." Unuttuğumda ölümlü olduğumu; bir veda haberiyle şöyle bir sarsılıyorum. Bugün de öyle oldu. Bir dostum daha gitti. Ölüm bu kadar yakın mı yakın! Sandığımızın ötesinde... Hayat bu kadar sade mi sade... Ölüm kardeşliği olmadan; hayat kardeşliği de olmuyor (gibime geliyor!)

Ali Hakkoymaz

Süt kuzusu dönemi

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, süt kuzusu dönemindeki öğrencileri özenle beslemek istediklerini okuyunca sütün insan yaşamındaki önemi konusunda bilgi edinmeye çalıştım. Okura da sunuyorum: SÜTÜN YAŞAMDAKİ YERİ İnsan yaşamının her evresinde gerekli olan süt, C vitamini ve demir dışında makro ve mikro, besin öğeleri açısından bir kaynaktır. Sütün, özellikle çocukluk,

Adnan Binyazar

Gençlerimizin durumu

H. MUHARREM OKUR ARDA BİLİKGençlerimizin durumu hakkında istatistiksel bilgi veren araştırmalar elbette çok. Bunların en önemlilerinden ve güncellerinden birisi de Mak Danışmanlık şirketinin gerçekleştirdiği çalışma. alışmanın metodu, detayları hakkında bilgiler internet ortamında mevcut. Araştırmak isteyen herkes ulaşabilir. Gençlerimizin genel durumu ile ilgili bir değerlendirmeye geçmeden

H. Muharrem Okur

Şehir: Çöz çöz bitmez

Bir şehri belleğinde, anılarında yaşatmak, bir direnci yaşatmak gibidir. Bir tutkuyu, bir sevgiyi, ömür boyu sürdürmek sevdasında olunan bir dostluğu belki de... Şehir anlaşıldıkça, her mesafede, her durakta çözüldükçe, şehir giderek anlam kazandıkça, şehre dair bilinenler de çoğalır ve yeni zamanlara, yeni iklimlere, yeni anlatımlara kapı açılır. Uzaklaştıkça

İsmail Bingöl

Israr etmek

Bazı şeyler meşru gibi görülse de, aslında insan iradesine saygısızlık gibi geliyor bana. Bunlardan biri de ısrar etmek... Şimdi ne alaka diyeceksiniz. Anlatayım.Tanıdık eş dost yemeğe çağırır. Gayet güzel hoş sohbet başlarsın. Yemeğin sonuna doğru "doydum" dersin "biraz daha al" der. "Bir kepçe yeter fazla koymayın" dersin iki kepçe koyar. Bir yönden bakınca

Havva Küçük Konur

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman