Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Sırrı dökülen aynalar

Bir ayna bir aynaya baksa... Ellerini yıkasa sular... Susasa sonsuz bir aşka... Geceler kaybolsa karanlıkta... AH Biliyor musunuz kuş sesleri eksildi. Kediler kendi sokaklarında sığıntı gibi. Cırcır böcekleri sustu çok sustu. Şehirleri asfalt ve betonlar öldüresiye dövüyor. Biliyor musunuz uçaklar uçmasa da olur kuşlar uçmayacaksa.

Ali Hakkoymaz

Uyanıklar, lümpenler ve mafya babaları: Türkiye'nin popüler kültüründe...

Bir toplumun ekonomik zihniyeti yalnız kanunlarda, kurumlarda veya piyasa davranışlarında görülmez; romanlarında, filmlerinde ve televizyon dizilerinde de iz bırakır. Önceki yazıda tartıştığım gibi, kurumların ödüllendirdiği davranışlar zamanla toplumsal prestij kazanır; prestij kültürel temsile, kültürel temsil de normalleşmeye dönüşür. Türkiye'nin son yüz yıllık popüler kültürü bu dönüşümü

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Varım öyleyse düşünmeliyim!

Yazar Milan Kundera'nın bir sözü: "İnsan yürürken bir şeyi hatırlamak istediğinde adımları yavaşlar, unutmak istediğinde hızlanır." Bu sözü şöyle de çevirebiliriz: "İnsan yürürken, düşünmek istediğinde adımları yavaşlar, düşünmemek istediğinde hızlanır." Yukarıdaki sözde

İsmail Bingöl

Manevî kalkınma ve ıslah - 2

Önceki yazımızda Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin ifadeleriyle Denizli Hapishanesindeki ağır ceza ile mahkûm adamların sadece "Meyve Risalesi" ile nasıl uslu ve mütedeyyin suretine girdiklerini hatta iki üç adamı öldürenlerin tahta bitini bile öldürmekten çekinir hâle geldiklerini belirtmiştik.Bizlere çok uzak olmayan bir zamanda gerçekleşen bu terbiye ve ıslah hareketinin ülkemizin

H. Muharrem Okur

Cübbeli denge

Nobel ödülü alan ve hayâtı, "Akıl Oyunları" filmine konu olan ünlü matematikçi John Nash'in bir iktisat teorisi var. Bu teori, benim gibi iktisattan anlamayanlar için mezkûr filmde şöyle kurgulandı:Delikanlılar barda otururken içeriye bir sarışın âfet giriyor. Herkesin gözü onda. O ise kasım kasım kasılıyor. O anda Nash'in aklına, o parlak fikir geliyor.

Kerime Yıldız

Yaşamlarla gelen aydınlık

Yaşamöykülerinin bugüne ve yarına ışık tuttuğuna bir kez daha inandım. Son günlerde okuduğum aydın yaşamlarını aktaran kitaplar, Cumhuriyetin kuruluş mücadelesini ve evrimini, devrimleri, bugünlere gelişimizin ipuçlarını yakalama fırsatı veriyor. CUMHURİYETE YOL DÖŞEYENLERDEN Ramiz/Teşkilât-ı Mahsusa'dan Milli Mücadele'ye (Cumhuriyet Kitapları) adlı kitapta,

Öner Yağcı

İadeli Fonculuk

Fon dolandırıcılığında level atlayan ülkemizde, kişiye özel uygulamalar uyduruluyor. 2,2 milyar cukkalayan eski bakan ifadeye bile çağrılmadı. Çaldıklarını geri getir seni bağışlayalım denildi, Hazine'ye verdi diye açıklama yapılsa da sonradan vermediği yönünde iddialar medyaya yansıdı. Diyelim ki Hazine'ye vermiş olsun. Çaldığını iade edince suç ortadan kalkıyor mu Türkiye'de

Cafer Keklikçi

Milli Takım, Bizim Çocuklar Ve Günü Kurtarma Kültürü

Milli takımın bizim çocuklara ne oldu "Tarihin en karakterli takımı" diye tarif edilen bir takımın Bursa seyircisinden aldığı cevap, yalnızca kötü oynanmış bir maçın ardından yükselen tepki olarak görülmemeli. Tribünün itirazı biraz da kendisine anlatılan hikâyeyle sahada gördüğü gerçeklik arasındaki mesafeyeydi. İbrahim Hacıosmanoğlu'nun "tarihin en karakterli takımı"

Mehmet Biten

Genç duyarlığı

Toplumca gösterilen eylemlerde duyarlıklı gençlerin sayısı yüksektir. Cumhuriyet tarihimizde bunun özgüvenli, canını ortaya koyan örnekleri bugün bile anılmaktadır. O nedenle gençlere "delikanlı" da deniyor. Aralarında bağlantılar kurarak bizi yeneceklerini uman devletleri dize getiren Mustafa Kemal, 10'uncu yıl Nutuk'unda erdemine inandığı gençlere şöyle sesleniyor:

Adnan Binyazar

Anlatım bozuklukları (41) - Şapka deyip geçmeyin (61)

Yeni Dünyaya Gelmek – Dünyaya Yeni Gelmek"Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm "ümmetî, ümmetî" diye re'fet ve şefkatini göstereceği gibi, YENİ dünyaya geldiği zaman, ehl-i keşfin tasdikiyle, vâlidesi onun münâcâtından 'ümmetî, ümmetî' işitmiş." (Lem'alar s.36) Niçin "dünyaya YENİ geldiği zaman" değil Burada bir anlatım pürüzü mü var Kelimenin cümledeki sırası münasip mi

Nahit Topaloğlu

Yitiksöz'den kolonyalizm özel sayısı

Bazı kavramlar, kavradığı anlamın da ötesinde bir ağırlığa sahiptir. Kimi kavramlar derununda kurtuluşun, huzurun ve ebedi saadetin şifrelerini taşırken kimi kavramlar da aksine kan ve gözyaşının, kaosun, soykırımın, işgalin ve vahşetin en acı, en karanlık ve en şiddetli izlerini taşır. Bizim dil ve kültür dünyamızda bir kavramın korkunç anlamını biraz daha hafifletmek adına farklı kelimeler

Halit Yıldırım

Sultanahmet

Yaşadığım İstanbul'da en çok sevdiğim semt Eyüpsultan. Çünkü burada "Mihmandar-ı Nebi" yatıyor. Ve civar mezarlıklarda yüzlerce büyüğümüz, nurlu kabirlerinde mahşeri bekliyor. İkinci gözde semtim neredeyse yarım yüzyıldır oturduğum Fatih. Bir başka ulu şehrimiz! Ardından ruh aşinası Üsküdar! Fatih'in bereketli semtlerinden biri de Bâbıâli. Komşuları: Eminönü, Beyazıt, Çemberlitaş ve Sultanahmet...

Mehmet Nuri Yardım

Ayhan Özdemir diyor ki

Köşe yazarlığı sadece aydınların bulundukları noktadan gördüklerini entelektüel bir eda ve berrak bir dille anlattığı mahfiller değil, aynı zamanda toplumun nabzını tutan, onların aynası işlevi gören düşüncelere de yer verme platformlarıdır. Bu minvalden olmak üzere, geçen haftaki Kokektif Umutsuzluk adlı yazıma atfen değerli dostumuz, memleketin derdiyle dertlenen, ufkuna, bilgisine, birikimine,

Prof. Dr. İsmet Emre

Niyazi kafa karış oyununu Sasu'nun korner atışları gibi oynardı......

Beş kişinin iki buçuk lira diktiğini ve başı vurduğunuzu bir tahayyül etsenize, on iki buçuk lirayı iki dakikada cebe atıyordunuz. Bu da, sinema biletleri yüz yirmi beş kuruş olsa bile, on film parasını bir elde kaldırdığınız anlamına geliyordu. Ama, ben başarılı bir misket oyuncusu değildim, mahalleye Niyazi isminde bizden iki üç yaş büyük biri gelir, Serdar'ın, Cüneyt'in, Ertan'ın, Mete'nin ve benim paraları toplar giderdi.

Taner Ay

Geldiğimiz nokta

Herkesin sadece kendi mahallesinde yaşamaya, kimseyle teşrik-i mesai etmemeye alıştırıldığı günümüzde, bizi bekleyen en büyük tehlike nedirNe kadar güvenlidir bu aslında. Bildiğin insanlar, bildiğin çevre, hep aşina olduğun esnaf, ezberlediğin kaldırım taşları... Dışarıdan giren hiçbir tehlike yok. Vergisini veren ve bağlılığını ilan eden kapitülasyon ülkesi gibi, kafan rahat. Tehlike düşünecek

Havva Küçük Konur

Maarif Modeli, Optimus Prime ve Bilgecan Dede

Maarif modelini uygulamak mümkün mü Yapabildiğimiz kadarını pratik olarak uygulayabilirsek ne olur Her ders için farklı yorumlar yapılabilir elbette. Ön yargılarımızı bir tarafa bıraktığımızda, uygulama safhasında bu model bizlere birçok imkân tanıyor. Uygulamayı becerebildiğim ve sonuçlarını alabildiğim kadarıyla bu imkanı 6. sınıf Peygamberimizin Hayatı ders kitabında

Burak Tekiner

Taş Yerinde, Sorumluluk Nerede

Bu hafta yine memleketin etrafında dolaşıyorum. Bu gidişle oralardan kolay kolay çıkamayacağız. ünkü insan nereye baksa başka bir hikâye, başka bir tuhaflık. Üstelik artık hayat, Aziz Nesin'in öykülerini aratmayacak kadar cömert davranıyor bize. Trabzonspor'un dünyaca ünlü futbolcusu Muhammed Salah, Trabzon'dan yola çıkıyor; Sümela'ya bir selam çakıp Kurtdere

Güven Baykan

Kültür ve sanatın izinde

Farklı sesleri aynı çatı altında buluşturan Bi'Nevi Gazete, gündemin yanı sıra insan hikâyelerine, kültür sanata, ekonomiye, psikolojiye, sağlığa ve yaşama odaklanan çok sesli bir yayın anlayışıyla yoluna devam ediyor.Füsun Saka'nın gazeteciliği ilgimi çekiyor, çünkü Bi'Nevi Gazete'nin yayın çizgisinde çeşitlilik var.

Sayım Çınar

'At Sineği' Olmak!

İnsan, hakikatin o sarp ve tekinsiz yokuşlarında nefes nefese kalmaktansa, alışkanlıkların düzlüklerinde adımlamayı seçen bir varlıktır. Doğası gereği, zihnini kanatan şüphelerden kaçar; yanılgılarına meşruiyet katan, ezberlerini onaylayan o konforlu yankı odalarına sığınır. Çünkü insanın kendi fikirleriyle sahici bir yüzleşmeye girmesi, aslında ruhunu çırılçıplak karşısına alıp onunla hesaplaşmasıdır ki bu, dış dünyadaki devasa kaosu izlemekten çok daha ürkütücüdür.

Fatih Yüksektepe

Mekânlar ve şahsiyetler

Mustafa Kutlu'nun Beyhude Ömrüm adlı uzun hikâyesini okurken yazarın, hikâyesinde geçen mekânlar üzerine derin bir düşünceye daldığını fark ediyor insan. Bir yandan tarihçi, bir yandan da mimar hassasiyetiyle mekânlar hakkında yorumlarda bulunmuş. Hikâyedeki ana mekân; kurak ve suyu olmayan küçük bir Anadolu köyü ile köyün kenarındaki kasaba yolunun kıyısında yer alan çukur bir tarladır.

Eyyüp Azlal

Şehrin Köylüleri

Geçende semt pazarına çıktım. Tezgâh önünde bizi itip kakan atak kadınlar için yanımdaki ensesi kalın adam: "Bir tane sıtambul var, bunnar dağdan ünmüş ayu kibi!" demişti de hem gülmüş hem düşünmüştüm... Bir şehrin kıymeti, dışarıdan gelen nüfusu kendi standartlarına uyarlama (yontma) kapasitesiyle ölçülür. İstanbul'da 20. yüzyılın ikinci yarısında başlayan

Cem Sancar

Empati ve Merhamet

"Hâlâ kalbimi arıyor o ağır hançer" (Haydar Ergülen, Hafız ile Semender, s. 111) Dünyamız sadece savaşların, krizlerin, zulüm ve istilâların değil manevi değerlerin kaybıyla da tarumar durumda. İyi, güzel, samimi, sıcak bir şeyleri yitirdik ve bu hızlı aşınma sonucunda insanlığın kullanımına sunulan teknolojiyi, ekranları,

Nuray Alper

Protez desteği için sanat bir arada

Uluslararası Doktorlar Derneği (AID) koordinasyonunda başlatılan "Engelsiz Gazze Sanat Buluşmaları" karma sergisi, Birlik Vakfı Genel Merkezi'nde açıldı. Bugüne kadar 14 ampute Gazzeliye 15 protez desteği sağlayan proje, İsrail saldırıları nedeniyle uzuv kaybı yaşayan mazlumlara umut olmayı hedefliyor. ///////

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Belki de vardır iyi erkekler

Afgan kadın gazeteciler, 2001'de Taliban'ın düşürülmesinden sonra mesleki kariyerlerinin Altın Çağı'nı yaşadılar. Gazeteci, sunucu, yönetici kadrolarında büyük görünürlük sağladılar. 2021'de Taliban'ın geri dönüşüne yönelik ayak sesleri duyulmadan hemen önce, ülkedeki 12 bin gazetecinin 1741'i kadındı. (Bugün bu rakam dörtte üç oranında azalmış durumda). Buna rağmen,

Filiz Aygündüz

Bir rüya ve Kemalistlere soru

2-İdrar yapma isteğim olabilir mi Hayır çünkü o ihtiyacım uyanınca ortaya çıktı. Benim reflü acısına karşı su içebilmem için biri tarafından bir senaryo hayata geçirildi. O kim İşte behey inançsız adam! O senin Rabbin. Melekleri vasıtasıyla seni beni uyarıyor. O kadar yakınındaki işte abla... Eğer inanmıyorsan sen söyle: Beni kim uyandırdı Niçin uyandırdı Şimdi anlıyor musun ayeti: İnfitar Suresi 10. Ayet:

İdris Günaydın

Kendimiz hakkında bilmediğimiz şeyler

Bu yüzden çevre seçimi çok önemlidir. Biri size "içine kapanıksın", "başarısızsın", "çok agresifsin", "çok zekisin" dediğinde, bu sizin gerçekten de davranış biçiminizi değiştirir. Her insan etkilenir, ama bazı insanlar yönlendirilmeye daha müsaittir. İstihbarat ajanları özellikle bu yönde insanlardan istifade ederler. 90'lı yıllardı. İnsanlar

Ahmet Can Karahasanoğlu

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman