Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

İran savaşı uzarsa piyasalara etkisi ne olur

GİRİŞBir haftadır hepimizin haber gündemi 180 derece değişti: İran – ABD & İsrail Savaşı herkesin olduğu kadar biz iktisatçıların da tahmin, öngörü ve çalışma odaklarını da değiştirdi. Başlangıcında çok kısa süreceği tahmin edilen İran Savaşının uzaması ihtimali her geçen gün daha yüksek görülmektedir. Pekiyi, savaş uzarsa ne olur Dünya genelinde

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Mavi gözlü sarı saçlı çocuk

Öyle kişiler vardır ki hem kimse gibi değildir hem de kimse onun gibi değildir. Mustafa Kemal Atatürk'ün tanımıdır bu. Yalnızca (Yapı Kredi Doğan Kardeş Yayınları, 2025) arasında 36 kitabı yayımlanan, öbürleriyle yüzü aşan kitabın yazarı Yalvaç Ural'ın yurtiçinden, yurtdışından pek çok ödülü de var. Kitapları Almanca,

Adnan Binyazar

İran hakkında bir olumlu bir olumsuz yazı

İran hakkında bir olumlu bir olumsuz yazı İDRİS GÜNAYDIN İran, tarihindeki en ciddi savaşını, kafirlere karşı şu anda yapıyor. Onu da istediğinden değil elbet. Hiçbir savaş istenmez de. ABD ve İsrail'in pis amaçlarına karşı çıkış yolu kalmadığından. Ya devlet başa ya kuzgun leşe demek zorunda kaldığından. Şu ana

İdris Günaydın

Haydut Devlet

Amerika, Avrupa kıtasının gayr-ı meşru çocuğu. Keşke Batılı kâşifler, bu şer odağı kıtayı hiç bulmasaydı. Masum Kızılderililer ilkel fakat tabii, zararsız hayatlarına devam edebilseydi. İnsanlık çok daha huzurlu bir hayat yaşayacak, bu kadar derin acılar çekmeyecekti. Kıtaya adım atan 'beyaz göz', orada da cinayetler işledi. Milyonlarca Kızılderili ve Afrika'dan taşınan zenci, gaddarca vahşice katledildi.

Mehmet Nuri Yardım

Kötülüğü Zirveye Taşımak-2

Kötülüğü zirveye taşımak, onu kurumsallaştırmak demektir. Bireysel olmaktan çıkarıp kitlesele dönüştürmek, tek kişilik tasarruftan devletin söylemine uzatmak… İşte bu yüzden, tam da bundan dolayı kötülüğü zirveye taşımak kötülük yapmaktan daha kötüdür. Ancak çoğu zaman kötüler kötülüğü zirveye taşıdıklarının farkında olmaz. Kötünün, kötü olduğunun farkında olmaması gibi kötülüğü zirveye taşıyan

Prof. Dr. İsmet Emre

İftarın Habercisi; İkindi Vakti

I.PERDE Daima sevmişimdir ikindi vakitlerini. Gün aydınlığıyla ay ışığının arasında, insanın hâlleri gibi ârafta... Sözün tatlı bir rehavete kapılıp sustuğu durakta... Kırmızı bir hüzün yakıştırır kalbin en içine değdiğinde oraya, kuşlar kavis çizer göğün yüzüne. Sabahın erken saatleriyle başlayan koşturmaların, yetişmeyecek zannedilen işlerle

Nuray Alper

Musa'nın kahvehânesi, Yorgi'nin bakkalı ve Abidin'in kasabı...

Yedikule'den Aksaray'a döndüğümde mecâlim kalmamıştı, oysa niyetim az daha yürüyüp Sahhaflar Çarşısı'nda Turan M. Türkmenoğlu'na afili bir Turist Ömer selâmı çakıp, Ramazan Minder'in Bâyezîd Kütüphânesi'nde nefeslenmekti. Ancak bu defa Sirkeci'den trenle Tuzla'ya dönmek en iyisiydi.Trende oturacak koltuk bulunca çantamdan bir kitap çıkarıp

Taner Ay

Alışkanlıklarımız…

İbn Haldun, "İnsan alışkanlıklarının çocuğudur." demiş. Aslında mâzimizi severiz, yani alışkanlıklarımız sıcak bulduğumuz tarafımızdır bizim. Ama, "alışkanlıklarımızın kölesi" olmamak kaydıyla. Hem de zaman geçtikçe şartları giderek ağırlaşan bir kölelik. Kafanızı başka yana çevirmenizi ve onun gösterdiklerinden başkasını görmenizi engeller. Bir yazarın dediği gibi,

İsmail Bingöl

Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali

Sokaklarında yürümenin zevk verdiği, zaman zaman Ortaçağ tadını yakaladığım Nürnberg şehrindeyim.Sinemanın sınır tanımayan dili, tam 30 yıldır Almanya ile Türkiye arasında kurulan güçlü köprülerden birine hayat veriyor.Festivalin 30'uncu yılı, 27 Şubat-3 Mart tarihleri arasında düzenleniyor.Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali, yalnızca filmleri

Sayım Çınar

Bir El Daha: İki Sandalye Arasında Kalan Hayat

23 Şubat akşamı kendime küçük bir ödül verdim. Uzun zamandır ertelediğim o "iyi gelir" duygusunu, fazla büyütmeden, fazla gerekçelendirmeden... ankaya Sahne'nin yolunu tuttum. Şehrin kalabalığı üzerimden tam çekilmemişti; yine de insan bazen tam da o kalabalığın içinden bir kapı bulup içeri giriyor. Işıklar sönünce, günün gürültüsü bir süreliğine dışarıda kaldı.

Güven Baykan

Hasan Basri Çantay ve Akifnâme

Turan Karataş, bir yazısında Mehmet Akif Ersoy hakkında yalnızca makale değil, müstakil kitap kaleme alanların hemen tamamının kendi sahasında -sanat ve ilim yolunda- mübalağasız birer şöhret olduğunu belirtir. Gerçekten de M. Âkif üzerine eser veren isimlere baktığımızda, edebiyat ve fikir dünyamızın mümtaz şahsiyetleriyle karşılaşırız: Süleyman Nazif, Eşref Edib, Midhat

Eyyüp Azlal

Sümbül kokusu

İlkbaharın ilk ayına merhaba. İlk cemrenin düşmesiyle başlayan, nevruzda baharın zaferiyle taçlanan "al yazını, ver kışımı" kavgasının ortalarındayız. Geçtiğimiz günlerde 2. cemre toprağa düştü ve kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran soğuklarıyla, "mart yağar, nisan öğünür ." dedirten yağışlarıyla bir deli ayın saltanatı başladı. Eskiler, kararsız havası sebebiyle marta ayına "deli ay" demişler.

Kerime Yıldız

Kadının adı Gisele

Dünya basını ve sosyal medya 2024 yılından bu yana Gisele Pelicot isimli çok özel bir kadını konuşuyor. "Utanç taraf değiştirmeli" diyen. Gisele Pelicot, 50 yıllık evliliğinin son 10 yılında kocası Dominique tarafından kimyasal maddelerle uyutulup kocası dahil 200 erkeğin tecavüzüne uğradı. Dava sona erdikten sonra yaşadığı bu korkunç hikâyeyi "Yaşama Övgü" adıyla kitaplaştırdı; kitap geçtiğimiz hafta Everest Yayınları'ndan Ebru Erbaş çevirisiyle çıktı.

Filiz Aygündüz

Aşk makâmından şarkılar söyle - CEM SANCAR

İnsanın tekâmül (gelişim diyorsunuz siz) yolculuğunda çeşitli makamlar vardır. Kimine takılıp kalırsınız, kiminde duraklarsınız, kimi ayağınıza pranga olur, kendinizi bir halt sanırsınız. Yani ufuktaki insanıkâmil makâmına (Bütünlenmiş insana) yürümek istersiniz de bir bakarsınız köpekbalığı kılığında bir kazmadiş olmuşsunuz, kaşlarınızı kıvırıp ona buna şiddet

Cem Sancar

Pazar yeri günlüğü

Dünya gürültülü... Kafalar karışık... Teknoloji huzur getirmedi; olanı da götürdü.Hastalıklar arttı. Silâh ve ilâç satışları patlatıldı. Diplomadan, tecrübeden, liyakattan ziyade ahbap çavuş ilişkileri ön plandaki yerini bırakmıyor. Yalan dolan, talan, falan filan zamanlar diyarına mı düştük. Propaganda; hayatın, hakikatin perdesi mi oldu Fakat hayat devam ediyor; ölüm de...

Ali Hakkoymaz

Ego, korku ve sahte kimlikler

Ego, korku vesahte kimliklerAHMET CANKARAHASANOĞLU Engin Gençtan'ın "İnsan Olmak'' isimli eserinde, insanın toplumsal rolleri masaya yatırılmış. Bu rollerin başında; savunmalarının ve korkularının arkasına sığınarak yaşayan bireyin, ancak bu

Ahmet Can Karahasanoğlu

Hatice Bildirici'nin "Perdedeki Öykü" kitabı üzerine

Bir edebiyatçı olarak sinema ve edebiyat ilişkisi hep ilgimi çekmiştir. Hızla değişen dünyada artık görsellik tüm sanat dallarını geride bırakmış durumda. Sinemanın ve TV'nin cazibesi ister istemez insanları etkisi altına almayı başarmış durumda. Buna bugünün dijital platformlarda arzı endam eden filmlerini ve kısa videoları da ekleyebiliriz. Ancak sinema alelade bir çekim işi değil aslına

Halit Yıldırım

Değerleri yarına taşımak (1)

Aydınlarımızın umut taşıma anlamına da gelen değerbilir çabasıyla kültür hazinemiz zenginleşiyor. Halk Önderi Atatürk, Ya Bağımsızlık Ya Ölüm, Atatürkçü Olmak, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Söylev'i Okurken, Bağımsızlık Devrimcisi, Kurtuluş Uyanış Direniş, Kemalizmi Anlamak, Yurdumuzu Şen Edeceğiz/ Atatürkçülüğün El Kitabı, Devrimin Halkçı Kaynakları gibi kitaplarıyla

Öner Yağcı

Gecenin kıyâmı

İplik iplik sökün ediyor düşünceler. Hece hece, harf harf, nefes nefes...Bir kızılca kıyametin tarifini yapar gibi... Bir kalb-i sükûnun izini sürer gibi... Nereye baksam, neyle uğraşsam, neye izin versem yüreğimde, hep bir yerlerden sızıp karşıma çıkan o şey... Beni bana tarif eden, bana beni anlatan şey... Bir söz kaç soluk eder Yarım kalıyor cümleler bazen. Bitmiyor,

Havva Küçük Konur

Ramazan ve adalet

Bir Ramazan ayına daha bizleri kavuşturan Rabbimize şükrediyoruz.Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Risale-i Nurlar'da Ramazan ayının ehemmiyeti ile ilgili pek çok noktayı aktarıyor. Maddî-manevî her yönden rahmet ayı olan bu mübarek ayda manevî kazançlar zirveye ulaşabiliyor. Rabbim hakkıyla istifade edebilenlerden eylesin. Bu vesileyle yaşanmış bir hâtırayı

H. Muharrem Okur

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

Bir hayalimiz var

Neyin uğrunda tükettik ömrümüzü En son neyin hayalini kurduk Borcumuzun biteceği günün hayali mi Evlatlarımızın, aydınlık geleceğinin hayalini mi Bir evin, son model bir arabanın hayali mi Sorular uzayıp gider. Hayaller kurulmaya devam eder. Herkesin bir hayali vardır. Kimisinin hayatın bir yerine tutunmak zorunda olduğu hayalleri, kiminin kendisi için istediğini kardeşi için de istediği hayalleri…

Burak Tekiner

Kalbe düşen hikmetler ya da gönül penceresinden münacat

Bazı sözler vardır; çağları aşar, dillerden çok kalplerde yankılanır. Hele ki bu sözler bir gönül erinden, bir hak dostundan dökülmüşse, zamanın ötesinde bir anlam taşır. Hazreti Sezâî'nin mektuplarından süzülen nasihatler de böylesi bir derinliğe sahiptir. Onun sözleri, sadece bir çağın değil, her devrin dertlerine merhem olur; gönül penceresinden bakınca, ruhun en mahrem köşelerine işler.

Mehmet Biten

Ömer Erinç Şiiri

Şiir şairin gördüğü gerçekten meydana gelir. Şairin duyuş, düşünüş ve algılayışıyla yaşadığı ya da yaşanabilir olan doğrudan gördüğü gerçekten. Gerçek, hayatla şairin duyumsadığı arasındaki özgür durumdan şairin özgün bir şekilde yarattığı dünyadır. Şair yaşadığı ya da yaşananı kendi dünyasından geçirerek tekrar yaşanabilecek somutlukta ortaya koyar.

Cafer Keklikçi

Zincirlerini Kalbinde Taşıyanlar!

Dünün köleleri, karanlık sabahların alacakaranlığında zincirlerin uğuldayan sesiyle uyanır, acımasız kırbaçların vuruşları altında şekillenirlerdi. Hayat, efendilerinin cömertliğine (!) bağlıydı, her nefes bir ödül ya da bir ceza kadar uzak ve belirsizdi. Direnmek, kaçış umutlarından daha çok ölüme teslim olmaktı; bedenleri yalnızca

Fatih Yüksektepe

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman