Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Bebeklerin Ulusu Yok

Başlığını Ataol Behramoğlu'nun aynı adlı şiirinden ödünç alıyorum. ünkü bazı sözler yalnızca şiirde kalmaz; bir gün gelir, çağın vicdanına dönüşür. Minab'dan gelen haber, insanın içine çöken türdendi. Bir ilkokul vuruldu. Yüz altmış sekiz kız çocuğu öldürüldü. Bir okulun vurulması, yalnızca bir binanın yıkılması değildir; o anda teneffüs de vurulur, defter de, kalem de, düş de, gelecek de.

Güven Baykan

Almanya'dayım

Almanya'dayım İDRİS GÜNAYDIN Almanya'da görev yaptığım Mettman iline bağlı Velbert ilçesinden gelen davet üzerine bu ülkeye geldim. 15 yıl aradan sonra. Tabii ilk merak ettiğim şey, geçen zaman içinde Almanya'da şehirlerin, yerleşim alanlarının ne kadar değiştiği idi. Lakin bu anlamda Almanya'da hiçbir

İdris Günaydın

Dieter Kosslick'le tanıştım

Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali'nde sadece film izlemedim, önemli bir isimle de tanıştım. Kim mi o Alman film eleştirmeni, gazeteci ve araştırmacı Dieter Kosslick.1 Mayıs 2001'de Moritz de Hadeln'den bayrağı devralarak Berlin Uluslararası Film Festivali'nin (Berlinale) dördüncü direktörü olan ve 2019 yılına kadar bu görevini sürdüren Kosslick ile Berlin'de gösterilen filmleri konuştuk ve sinemanın, doğası gereği politik bir araç olduğunu savunduk.

Sayım Çınar

Kapitalist birikim, savaş, kriz ve teknoloji – Marksist bakış...

Bugünkü sıcak çatışmalar ve artan savunma harcamaları, Marksist literatürde yalnızca aşırı birikmiş sermayenin "traşlanması" olarak değil, aynı zamanda yeni teknolojik sıçramalar yoluyla kârlılığı yeniden kurma girişimi olarak da okunabilir; ancak bu açıklama güçlü olsa da tek başına yeterli değildir, çünkü jeopolitik, devlet aklı ve güvenlik rekabeti de sürecin asli parçalarıdır.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

ABD-İsrail Siyonizminin Hedefi İran Değil İslam

Her Ramazan'da İslam ülkelerine saldıran İsrail, suç ortağı ABD ile birlikte bugünlerde yine Müslüman kanı döküyor. Azgın ikili, İslam dünyasını kaosa sürüklenmeye çalışılıyor. Bazı safdiller "ABD, mübarek Ramazan'da İran'a savaş açıp da İslam dünyasını küstürmek istemez." kehanetinde bulunduysa da gerçek böyle olmadı. Her

Mehmet Nuri Yardım

Zincir marketlerde iftar vakti

Bu köşede zaman zaman zincir market çalışanlarının sorunlarını yazmaya çalışıyorum. Oturacak sandalyeleri yok. Fazla mesai ücreti almıyorlar. Çalışma şartları çok ağır. Kışın ısınamıyorlar. Yüzleri gülmüyor. Ramazanın başından beri ekranda dönüp duran bir reklam var. Ben diyeyim 75, siz deyin 80 yaşındaki Filan teyze, bastonuyla falan markette alışveriş yapıyor. "Akşama çok

Kerime Yıldız

Türkiye için "Zihinsel Patlama" vakti

Faşizm, Leninizm'in iğdiş ettiği sosyalist kavramları kullanan aklıevvel ayaktakımının lümpen şiddetiydi. Kalantorlardan para aldılar, etrafı yaktılar. Ulusalcı Sosyalist lafı oradan kaldı. Bir de milyonlarca ırkçı cinayet. Tuzu kuru 68 Kuşağı'nın 'savaşma seviş' diye başlayan nümayişi aşkın mahremiyetini yıktı. Cinselliği âdeta hayvansı bir aleladeliğe dönüştürerek, bugün

Cem Sancar

Yeşilçam'a varoluşçu psikoterapi

Türk sinemasının gençlik çağlarının en derin travması hiç kuşkusuz 1970-1980 yılları arasında Yeşilçam'da yaşanan seks filmleri furyasıydı. Yeşilçam'ın yaşadığı bir varoluş krizinin içinde ortaya çıktı. Varoluş krizi diyorum çünkü sinema anlamını kaybetmişti. Televizyon hayatın odağına yerleşmiş, insanlar siyasi ve toplumsal gerginliklerin yoğun olduğu, ekonominin zor günlerden geçtiği

Filiz Aygündüz

Zihin İşgali: Baal Kültü ve Küresel Kölelik Piramidi

Dünya; bugün yalnızca orduların, tankların ve füzelerin gölgesinde değil; aynı zamanda yüzyıllardır şekillenen karanlık bir aklın kuşatması altındadır. Savaşlar artık sadece cephelerde değil, zihinlerde, inançlarda ve toplumların hafızasında yürütülmektedir. Bu yüzden Ortadoğu'da yaşananlar basit bir jeopolitik çekişmenin ötesinde, derin tarihsel hesapların ve ideolojik projelerin sahnesi hâline gelmiştir.

Eyyüp Azlal

Kötülük ikizleri ve mayın eşekleri

Kötülük ikizleri ve mayın eşekleri AHMET CAN KARAHASANOĞLU Kötülük kavramı iyilikten yoksun olmayı mı yoksa bilinçsizce yapılan bir davranışı mı anlatıyor Elbette bilinçli bir eylem diyeceksiniz. Fakat insan, kötü olanı kendine mazur sebepler bulmadan seçmiyor. Bakınız Trump… Onca şiddeti, alçaklığı, ukalalığı,

Ahmet Can Karahasanoğlu

Değerleri yarına taşımak (2)

Mustafa Kemal, 1906'da örgütlediği "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"nin Selanik şubesinin kurucularından, Babıâli Baskını'ndaki (23 Ocak 1913) konuşmasıyla tarihe geçen dava arkadaşı Ömer Naci için Ali Fuat Cebesoy'a, "Meşrutiyet'te İttihatçıların en seçkin ve heyecanlı hatiplerinden biri olan yakın arkadaşım";

Öner Yağcı

Dünyayı silah/sızlanmak kurtaracak

Böyle gitmez; duruluruz bir gün. Çocukluğun, gençliğin bittiği gibi... Yaşlarımız kurulunca/kuruyunca zaten durmayadurmuyor muyuz Ha, inadına Şeddatlığı, Nemrutluğu, Deccallığı, Firavunluğu devam edenler yok mu; öhöööAma insanlığın yolunu tutmak için ne kadar erken; yola çıksak iyidir. (Yola çık; yol açık...) Doya doya gökyüzüne, aya, yıldızlara bakarız. ekeriz haberlerin kulağını.

Ali Hakkoymaz

Mavi gözlü sarı saçlı çocuk

Öyle kişiler vardır ki hem kimse gibi değildir hem de kimse onun gibi değildir. Mustafa Kemal Atatürk'ün tanımıdır bu. Yalnızca (Yapı Kredi Doğan Kardeş Yayınları, 2025) arasında 36 kitabı yayımlanan, öbürleriyle yüzü aşan kitabın yazarı Yalvaç Ural'ın yurtiçinden, yurtdışından pek çok ödülü de var. Kitapları Almanca,

Adnan Binyazar

Musa'nın kahvehânesi, Yorgi'nin bakkalı ve Abidin'in kasabı...

Yedikule'den Aksaray'a döndüğümde mecâlim kalmamıştı, oysa niyetim az daha yürüyüp Sahhaflar Çarşısı'nda Turan M. Türkmenoğlu'na afili bir Turist Ömer selâmı çakıp, Ramazan Minder'in Bâyezîd Kütüphânesi'nde nefeslenmekti. Ancak bu defa Sirkeci'den trenle Tuzla'ya dönmek en iyisiydi.Trende oturacak koltuk bulunca çantamdan bir kitap çıkarıp

Taner Ay

Kötülüğü Zirveye Taşımak-2

Kötülüğü zirveye taşımak, onu kurumsallaştırmak demektir. Bireysel olmaktan çıkarıp kitlesele dönüştürmek, tek kişilik tasarruftan devletin söylemine uzatmak… İşte bu yüzden, tam da bundan dolayı kötülüğü zirveye taşımak kötülük yapmaktan daha kötüdür. Ancak çoğu zaman kötüler kötülüğü zirveye taşıdıklarının farkında olmaz. Kötünün, kötü olduğunun farkında olmaması gibi kötülüğü zirveye taşıyan

Prof. Dr. İsmet Emre

İftarın Habercisi; İkindi Vakti

I.PERDE Daima sevmişimdir ikindi vakitlerini. Gün aydınlığıyla ay ışığının arasında, insanın hâlleri gibi ârafta... Sözün tatlı bir rehavete kapılıp sustuğu durakta... Kırmızı bir hüzün yakıştırır kalbin en içine değdiğinde oraya, kuşlar kavis çizer göğün yüzüne. Sabahın erken saatleriyle başlayan koşturmaların, yetişmeyecek zannedilen işlerle

Nuray Alper

Alışkanlıklarımız…

İbn Haldun, "İnsan alışkanlıklarının çocuğudur." demiş. Aslında mâzimizi severiz, yani alışkanlıklarımız sıcak bulduğumuz tarafımızdır bizim. Ama, "alışkanlıklarımızın kölesi" olmamak kaydıyla. Hem de zaman geçtikçe şartları giderek ağırlaşan bir kölelik. Kafanızı başka yana çevirmenizi ve onun gösterdiklerinden başkasını görmenizi engeller. Bir yazarın dediği gibi,

İsmail Bingöl

Hatice Bildirici'nin "Perdedeki Öykü" kitabı üzerine

Bir edebiyatçı olarak sinema ve edebiyat ilişkisi hep ilgimi çekmiştir. Hızla değişen dünyada artık görsellik tüm sanat dallarını geride bırakmış durumda. Sinemanın ve TV'nin cazibesi ister istemez insanları etkisi altına almayı başarmış durumda. Buna bugünün dijital platformlarda arzı endam eden filmlerini ve kısa videoları da ekleyebiliriz. Ancak sinema alelade bir çekim işi değil aslına

Halit Yıldırım

Gecenin kıyâmı

İplik iplik sökün ediyor düşünceler. Hece hece, harf harf, nefes nefes...Bir kızılca kıyametin tarifini yapar gibi... Bir kalb-i sükûnun izini sürer gibi... Nereye baksam, neyle uğraşsam, neye izin versem yüreğimde, hep bir yerlerden sızıp karşıma çıkan o şey... Beni bana tarif eden, bana beni anlatan şey... Bir söz kaç soluk eder Yarım kalıyor cümleler bazen. Bitmiyor,

Havva Küçük Konur

Ramazan ve adalet

Bir Ramazan ayına daha bizleri kavuşturan Rabbimize şükrediyoruz.Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Risale-i Nurlar'da Ramazan ayının ehemmiyeti ile ilgili pek çok noktayı aktarıyor. Maddî-manevî her yönden rahmet ayı olan bu mübarek ayda manevî kazançlar zirveye ulaşabiliyor. Rabbim hakkıyla istifade edebilenlerden eylesin. Bu vesileyle yaşanmış bir hâtırayı

H. Muharrem Okur

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

Bir hayalimiz var

Neyin uğrunda tükettik ömrümüzü En son neyin hayalini kurduk Borcumuzun biteceği günün hayali mi Evlatlarımızın, aydınlık geleceğinin hayalini mi Bir evin, son model bir arabanın hayali mi Sorular uzayıp gider. Hayaller kurulmaya devam eder. Herkesin bir hayali vardır. Kimisinin hayatın bir yerine tutunmak zorunda olduğu hayalleri, kiminin kendisi için istediğini kardeşi için de istediği hayalleri…

Burak Tekiner

Kalbe düşen hikmetler ya da gönül penceresinden münacat

Bazı sözler vardır; çağları aşar, dillerden çok kalplerde yankılanır. Hele ki bu sözler bir gönül erinden, bir hak dostundan dökülmüşse, zamanın ötesinde bir anlam taşır. Hazreti Sezâî'nin mektuplarından süzülen nasihatler de böylesi bir derinliğe sahiptir. Onun sözleri, sadece bir çağın değil, her devrin dertlerine merhem olur; gönül penceresinden bakınca, ruhun en mahrem köşelerine işler.

Mehmet Biten

Ömer Erinç Şiiri

Şiir şairin gördüğü gerçekten meydana gelir. Şairin duyuş, düşünüş ve algılayışıyla yaşadığı ya da yaşanabilir olan doğrudan gördüğü gerçekten. Gerçek, hayatla şairin duyumsadığı arasındaki özgür durumdan şairin özgün bir şekilde yarattığı dünyadır. Şair yaşadığı ya da yaşananı kendi dünyasından geçirerek tekrar yaşanabilecek somutlukta ortaya koyar.

Cafer Keklikçi

Zincirlerini Kalbinde Taşıyanlar!

Dünün köleleri, karanlık sabahların alacakaranlığında zincirlerin uğuldayan sesiyle uyanır, acımasız kırbaçların vuruşları altında şekillenirlerdi. Hayat, efendilerinin cömertliğine (!) bağlıydı, her nefes bir ödül ya da bir ceza kadar uzak ve belirsizdi. Direnmek, kaçış umutlarından daha çok ölüme teslim olmaktı; bedenleri yalnızca

Fatih Yüksektepe

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman