Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Münzeviler

Sayıları az değil. Çevremize şöyle bir baktığımızda örneklerini bol bol görürüz. Çoğu da sanatkârdır, akademisyendir, bilgindir, âlimdir, kahır ekseriyeti edebiyatçı. Niçin inzivaya çekilirler, neden toplumda görünmek istemezler Bazılarının çok fazla öne çıkmasından, görünür olmasından rahatsız oldukları için midir bu tavır Belki ama birikimlerinden, tecrübelerinden, düşüncelerinden bu toplumun,

Mehmet Nuri Yardım

Dün 19 Mayıs Bayramıydı

Hatta putperestliğe yakın. Devleti yönetenler, o amirler güvendikleri bir alime sorsunlar. Böyle heykel nerede bulunur LGBT'lilerin galerilerinde! Onları temsilen bulunabilir. Lut Kavminin helak olduğu yerde. Epstein adasında, çıplaklar kampının girişinde. Şu Müslüman olduğu söylenen ülkenin Kur'an okuyan Cumhurbaşkanının ahvaline bak. 25 yılda iki heykeli oradan kaldıramamışsak, camiden hiç çıkmasak; neye yarar

İdris Günaydın

Özcan'dan yeşil erik turşusu Baylan'dan kup griye

Vahi Öz'ü '69'un Şubatında kaybetmiştik ama her gece rüyâlarıma "Bekâr Odası" filmindeki '48 model yıllı ve 34 EE 019 plakalı sarı bantlı Dodge arabasıyla park ediyor, yanındaysa dudaklarından düşürmediği Sipahi Ocağı sigarasıyla Kâzım Külduman oluyordu. Okuma yazma bilmediğinden ehliyet alamayan Kâzım Külduman ağabeyimiz ona Süleyman değil de Sülüman diyordu. Yanılmıyorsunuz,

Taner Ay

Toplumsal cehalet ve maarif

Maarifimiz ve Servet-i İlmiyemiz adlı eserinin daha ilk cümlelerinde Tüccarzade İbrahim Hilmi Efendi şöyle der: "Yalnız bizi değil, bütün İslam memleketlerini en şiddetli zelzelelerden, en vahşi harplerden, en müthiş kasırgalardan daha çok sarsan, daha çok tahrip eden şey, umumi cehaletimiz, eğitimsizliğimizdir." Yazar Osmanlı Devletinin kuruluşundan Cumhuriyet'e kadarki süreçte

Prof. Dr. İsmet Emre

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 1

Bir medeniyetin yükselişi, evvela insanın kendi içinde başlar. Şehirler kurulmadan önce kalpler imar edilir; ordular yola çıkmadan önce niyetler saflaşır; büyük sözler meydanlarda yankılanmadan önce, insanın iç âleminde sessiz bir hesaplaşma başlar. İslâm tarihinde ne zaman bir dirilişten söz edilse, bunun başlangıcında mutlaka görünmeyen bir ocak vardır: Bir müminin kalbinde kor hâlinde duran iman, adalet, sabır ve teslimiyet ateşi...

Fatih Yüksektepe

Kubbe çöktü, katliam göründü

7 Ekim'den sonra dünya artık eski dünya değil. O tarihten bu yana yalnızca Gazze bombalanmadı; uluslararası hukuk, insan hakları söylemi, liberal düzenin ahlaki meşruiyeti ve Batı'nın "medeniyet" iddiası da enkaz altına gömüldü. İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaş, çoktan klasik bir askeri operasyon olmaktan çıktı. Bu, bir halkı açlıkla, susuzlukla,

Mehmet Biten

O Meşale Hala Yanıyor mu

19 Mayıs sabahı Samsun'da yalnızca bir vapur kıyıya yanaşmadı. Bir milletin yorgun kalbine, yeniden ayağa kalkma iradesi de yanaştı. Denizden gelen o adım, karaya basan bir komutanın adımı olmanın çok ötesindeydi; umudunu kaybetmiş bir ülkenin alnına sürülen ilk ışıktı. O gün Samsun'da bir meşale yandı. Peki, bugün hâlâ yanıyor mu o meşale

Güven Baykan

Bir kelime kalmalı bizden

Bülent Akyürek ağabey vefat etmeden önce ara ara gençlere kendisinden bahsedip son kitabı ''Satılık Adam'' romanını tavsiye ediyordum. Sürekli üreten, konferanslar veren, kafa patlatan Bülent Akyürek'in uzun bir ayrılık sürecinden -on dört yıl sonra- yazdığı bu kitabı okuyup, yazmalı, üzerine röportajlar yapmalıydı. Necmeddin Ali Yılmaz kardeşimiz Millî Gazete için röportaj için aradığında takatinin olmadığını, ölüm döşeğinde olduğunu söylemişti.

Burak Tekiner

Trump'ın çin ziyareti: Büyük anlaşma değil, stratejik mola

Trump'ın 13 – 15 Mayıs tarihlerinde Çin'e yaptığı ziyaret ABD–Çin rekabetini bitirmedi; fakat iki tarafın da rekabeti şimdilik kontrollü bir çerçeveye almak istediğini gösterdi. Trump iç kamuoyuna anlaşma görüntüsü, Xi ise dünyaya istikrar ve güç görüntüsü verdi. Ancak Tayvan, teknoloji savaşı, kritik mineraller ve küresel güç dengesi yerinde duruyor.GİRİŞ: PEKİN'DE KIRMIZI HALI MASADA BÜYÜK REKABET

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Nedim Gürsel'le keyifli bir sohbet!

Nedim Gürsel'in 20. yüzyıl boyunca yolu Paris'ten geçen altı önemli ressamın yaşamını ve yapıtlarını kaleme aldığı "Paris'in Türk Ressamları" son kitabını kutlamak için 42 Maslak ArtPlatform'da özel bir davet düzenlendi.Nedim Gürsel'in katılımıyla gerçekleşen gecede sanat ve edebiyat üzerine keyifli sohbet yapıldı. Yazar, kitabında Paris'i bir "sanat başkenti" olarak değil, sanatçıyı sınayan bir kent olarak ele aldığını söyledi.

Sayım Çınar

Savaş Şafak Barkçın'ı dinlerken

Savaş Şafak Barkçın hocamızı bugüne dek televizyon ekranlarında, canlı yayınlarda çokça seyretmiş; satır aralarındaki o derin hikmeti kaçırmamak adına pek çok konuşmasını elimde kalemle defterime not etmiştim. Ekranda gıyaben kurulan bu köprü, geçtiğimiz hafta ŞURKAV'ın Urfa'da düzenlediği "Kabaltı Sohbetleri" vesilesiyle nihayet vicahen bir tanışıklığa ve kalbî bir muhabbete dönüştü.

Eyyüp Azlal

Gençler için "Gençlik Rehberi"

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİKFarsça kökenli bir kelime olan "Rehber" kelimesi derin bir mânaya sahip. Gündelik hayatta kullanımı ile ülfet peyda edilen ve derin manaları tefekkürden uzaklaşan kelimelerden biri olduğu söylenebilir. Yol manasındaki "rah" ile getiren/götüren manasındaki "ber"in birleşiminden oluşan bu kelime, doğru yolu gösteren,

H. Muharrem Okur

Ve Yumît

Abdullah ERAÇIKBAŞ'a mağfiretle...Oldu mu şimdi Bir vedayı bile çok gördün! Gittin, ha! Derste senin için... Kendim için aslında... Ve yümît bahsini okuduk. Yeni pencereler açıldı bende... Gülüşün seyyal oldu...

Ali Hakkoymaz

Haşılı pisletenler

Haşıl, bulgurla yapılan bir çorba. Çok özür dileyerek, başlığın kaynağı olan kıssayı anlatayım. Bir evin hanımı, ocakta pişen haşılı karıştırırken bir damla çorba, eline sıçramış. Birden canı yanınca, "İçine ettiğim, elimi acıttın!" diye söylenmiş. Bunu duyan kocası, ağzına küfredip "haşılı pislettin!" diye kızmış.Bizde, birbirine sövüp

Kerime Yıldız

Kutuplaşma: Sağ yanım Sol yanım

Bizim şu modernleşme dediğimiz şey, Batılı kavramların Doğu coğrafyasına tercüme edilmesiyle şekillendi. Ancak bu tercümede "sağ" ve "sol" gibi kavramlar, Avrupa'daki köklerinden koparak Türkiye'ye özgü, odağını kaybetmiş parça pinçik bir kimliğe büründü... *** Fransız Meclisinde kralın sağında oturanlar monarşiyi, solunda oturanlar değişimi savundu.

Cem Sancar

Âşık Safiye'nin romanı

Safiye Ayla'nın 1969-1973 yılları arasında bir komando ile yaşadığı büyük aşkı duymuş muydunuz Zamanının medyatik aşklarından biri bu. Gazete arşivlerine bakacak olsanız ilk cümlelerin hep aynı vurguyla başladığını görürsünüz: Safiye Ayla ve genç komando sevgilisi. Bu vurgunun nedeni Safiye Ayla, 60'lı yaşlarını sürerken sevgilisinin 30'larının başında olması. Tüm haberlerde bu

Filiz Aygündüz

Kaydırırken çürümek

Yapay zekânın kötü haftası yoktur. Tükenmez. Her kelime ayarlanmıştır. Her kare optimize edilmiştir. Her duraksama, parmağını kaydırmaman için tam doğru aralıkta yerleştirilmiştir. Bununla rekabet eden bir insan içerik üreticisi, matbaanın icat edildiği bir dünyada taş tabletlere yazı kazıyan biri gibidir. Ekonomi zaten eşit değildir. Bir insanın kiraya, uykuya ve motivasyona ihtiyacı vardır. Makinenin ihtiyacı olan tek şey elektriktir.

Ahmet Can Karahasanoğlu

Fethiye'de Söz Mevsimi

Yanık bir türkü, coşkulu bir şiir, ezberlenmiş bir dua, akıcı bir öykü yahut sıkıcı bir deneme tadında adımladığımız hayat bir gün nihayetlenecek ve geriye, ayrıldığımız sahradan ne götürdüğümüz kadar oraya ne bıraktığımızın önemini anlatan birkaç anlam ırmağı kalacak. Belki de bu sebeple her geçen gün sözünü nereye, kime sarf etmeye değer bulduğunu biraz daha sorgularken buluyor kendini insan... Yanılmaktan anlamaya varan aynalarla yüzleşiyor.

Nuray Alper

Geçmişin Kanatları Altında Şehri Şöyle Bir Dolaştık...

Yaşadığımız şehri tanıdığımızı iddia ederiz çoğumuz. Acaba öyle midir Bazen şehir hakkında sorulan bir soru ya da şehrin herhangi bir köşesiyle ilgili dile getirilen bir bilgi, şehri yeterince tanımadığımızı bir kere daha bize gösterir. Bu durum, daha çok şehrin tarihiyle alakalıdır. Ama, henüz hali hazırda olanı da işin içine katabiliriz. Arada bir, şehrin yakın geçmişi hakkında kitapların

İsmail Bingöl

Öğretmen yetiştirme

Profesyonel kamu görevi niteliğindeki öğretmenlik mesleğinin Fransız Devrimi'nin ürünü olduğunu söyleyen Dr. Niyazi Altunya, Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme Deneyimi 1848-2018 (Öğretmen Dünyası) adlı yapıtının girişinde şöyle diyor: "Öğretmenlik mesleği ile öğretme sanatı aynı şey değildir. ünkü öğretmenin görevi, belli bilgi ve becerileri

Öner Yağcı

Uyur iken uyarılmak

Kimi zaman ozanların deyişleri, yazarların sözleri birden canlanıverir belleğimde. Örneğin, çağının en yenilikçi şairi, oyun yazarı William Shakespeare'in 76. Sone'sindeki şu dizesi üzerinde yeri geldikçe düşünürüm: "Eskileri söyler benim şiirim, nasıl ki güneş her gün hem yenidir hem eski." Oysa o, çağının

Adnan Binyazar

Düşme Nedeni Ne

Türkiye'nin nüfus artma hızı her geçen yıl düşüyor. Ülkeyi yönetenler buna çare arıyorlar. Birçok görüşe göre nüfusun artma hızının düşmesinin sebebi ekonomi. Ülke nüfusunun artmaması ekonomik sebeplerle ise neden ekonomik durumu iyi olanların daha az çocuğu var Yine birçoklarına göre nüfus artma hızının düşme sebebi eğitimsizlik. O zaman neden ülkenin eğitimli insan sayısı arttıkça nüfus

Cafer Keklikçi

Ahmet Melih Karauğuz'un Son Santra'sı üzerine...

Okuyan çocuk daha iyi olmaz ama iyiliği bulanlar okuyanlardır... Ahmet Melih Karauğuz Futbol, belki de dünyanın en çok sevilen ve ilgiyle takip edilen bir spor dalıdır. Düşünsenize; dünyada 200 ülkede 250 milyon kişinin oynadığı bu oyunun 4 milyar seyircisi varmış. Birçok filme, hikâyeye ve romana konu olmuş devasa bir sektörün adıdır futbol.

Halit Yıldırım

Bilmek mi, olmak mı

O kadar çok bilginin kölesi olmuşuz ki, insanın değerini indirmişiz.O kadar çok şey biliyoruz ki, artık insanı bilmemize gerek kalmıyor. İnsan dediğimizde kalakalıyoruz. Dört bir tarafımızda yaşantıya geçmeyen, dilimizde pelesenk sözcükler dolu. Vecizeler ezberliyoruz, seminerden seminere koşuyoruz, her günümüz, akşamımız dolu. Ama iki kişi arasında samimi, sağlıklı bir diyalog yaşayamıyoruz. Gerçekten bunun sebebi nedir

Havva Küçük Konur

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman