Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

İkinci Sumud seferi ve ikiyüzlü aynalar

Tarihin sayfaları, sınır tanımayan zulümlerin şahidi ve kurbanıdır. Her asırda —bazen de her on yılda bir— yeryüzünü gözyaşı ve kanla ıslatan bu kısırdöngü, insanın içindeki karanlığın ne denli derinleşebileceğini yeniden gözler önüne seriyor. Sahneler, aktörler ve coğrafyalar değişse de acının rengi ve mağdurun feryadı hep aynı kalıyor. İnsanlık

Eyyüp Azlal

27 yıl şükür: Ağır imtihanlara 27 yıl şükredebilmek

Ölümün Şaşmaz Güzergâhı "Hayatın telâşı içinde unuttuğumuz en kesin hakikat: Ölüm. Ardı ardına gelen vedalarla bir kez daha anlıyoruz ki dünya sadece bir bekleme salonu... Sevdiklerimizi sonsuzluk kervanına uğurlarken geride kalan hüzün, sabır ve teslimiyet hikâyeleriyle yüzleşmek, insana kendi fâniliğini ve asıl menzilini hatırlatıyor."

Mehmet Nuri Yardım

Kekik kokulu bir mayıs günü

Kasım günleri bitti. Hızır günlerinin ikinci haftasını devirdik. Dışarıda gülün üşümediği vakitlerdeyiz. Tevfik Fikret, mayıs ayını, "sâf u dilber şûh u sevdâkâr bir köylü kızdır" diye târif ediyor. O hâlde bu köylü kızının en saf hâli, kırda bayırda, hattâ yaylada görülür.Geçen hafta yağmurdan fırsat bulduğumuz bir gün İznik'in Hacıosman Yaylası'na doğru

Kerime Yıldız

Güzel Kalabilmek!

Dünya zaten güzel. Belki bütün mesele, insanın o güzelliği görebilecek bir dikkat ve merhamet terbiyesine sahip olup olmamasıdır. Çünkü insan, çoğu zaman baktığı şeyi değil; zihninde taşıdığı karanlığı yahut aydınlığı görür. İç dünyası daralmış bir insan için gökyüzü bile basık bir tavandır. Fakat ruhu genişleyen biri için en sıradan gün, içinde küçük mucizeler taşıyan bir yolculuğa dönüşebilir.

Mehmet Biten

Kutuplaşma: Kemal Tahir'in tokadı

Kemal Tahir, tam da bu "Avrupa'dan kopup gelen ve Türkiye'de şizofrenik yarılmaya uğrayan" sağ-sol tartışmasının en sıra dışı, en sarsıcı ve her iki mahallenin de yapay sınırlarını altüst eden bir figürüdür... Hayatının bir bölümü hapishanelerde geçer. Kendisi Marksist dünya görüşünden gelen, Nazım Hikmet ile hapis yatmış bir sosyalisttir. Ancak

Cem Sancar

Şahane bir anne oğul dayanışması

Otuz üç yaşında bir yazar, son on bir yıldır yirmiden fazla dile çevrilen kitaplarıyla edebiyat dünyasını sarsmaya devam ediyor. Fransız yazar Edouard Louis'den söz ediyorum. Fransa'nın kuzeyindeki Amiens şehrinde, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu. Ailesinde üniversiteye giden ilk kişiydi. Ecole Normale Superieure'e girdi. Homofobiyi, ırkçılığı, egemenlerin zorbalığını, işçi

Filiz Aygündüz

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Bahar Hayattır...

"Baharın gülleri açtı." ve yeni bir uyanışın, yeni bir dirilişin gergefinde şekillenen ağaçlar yeşillenmeye, toprak ısınmaya, sokaklar insan sesleriyle dolmaya başladı. Bahar; getirdiği güzelliklerle, gönüllerde iz, yüzlerde gülümseme bırakmaya devam ediyor. Her mevsimin kendine özgü bir hâli var ama, "Bir bahar akşamı" sevinçli bir telaş içinde olan sevgiliye rastlamanın tadı daha başka herhalde...

İsmail Bingöl

Önyargılardan soyunmak

Delilik iki türlüdür; biri gerçekten tüm akli melekelerini kaybetmiş olan, diğeri ise meczub dediğimiz cezbeye gelmiş kişidir. Meczub, tecrübe ettiği farkındalıkla aslında bir yara almıştır. Bu yara onu belki mutsuz eder ama teyakkuzda olduğu için daha hassaslaşmıştır. Bugün insanlar birbiriyle konuşuyor belki ama aslında kimse kimseyi dinlemiyor. Bir yere varmaya odaklanmış

Ahmet Can Karahasanoğlu

Uğurlar olsun

-Sekinci Rica dersinin meyvesi...-*ocukluğum! Ey, gidip gelemediğim! Ey körpe günlerim! Ne bitmez heveslerin vardı! Masum, lekesiz, sade... ocukça şeylerdi işte! Beni hüzne bırakıp... Saklambaç oynar gibi...

Ali Hakkoymaz

İki dost aydına armağan kitap

47 yıllık öğretmenliğine yarım yüzyıl boyunca gazete ve dergilerde yazılar; yurdun pek çok yerinde konferanslar, sunumlar, radyo ve TV programları, dergi yöneticilikleri ve sayısı 50'ye ulaşan kitap ekledi Ahmet Özer (d.1946). Ayrı Beraberlikler, Günle Dokunan, Gecenin Kanayan Yerinden, Söyle Yüzüm Tanığımsın, Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Aşkın Taçyaprağı, Sözümüz

Öner Yağcı

Demokratik Kaos

Din dışı rejimlerde iki önemli faktör rejimi ayakta tutar. Birincisi iktidar, ikincisi ise muhalefettir. Rejimin dayanağı dini kaideler olmadığı için iki güçle denge sağlanır. Muhalefet olmazsa iktidar otoriterleşerek işi diktatörlüğe götürmeyeceğinin garantisi olmadığından muhalefet olmazsa olmazdır. Demokrasi denilen heyula sürekli iki ayakla gezer ülkelerde. Bir ayağı kırıldığı zaman diğeri

Cafer Keklikçi

Mutlak butlan, defol oradan

Geldiğinden bugüne halkı sokaklara döktü. Bindirilmiş kıtalarla bir oraya bir buraya sürükledi. Polisle çatıştı. Lüzumsuz umutlara sürükledi halkı. Yetmedi mezar başlarında rakı içti, oralarda güya atalarına sığındı. Allah'ın sopası yok. Sopası yok ama hikmeti var. CHP, bu Özgür Özel zamanında hiç olmadığı kadar şaibeyle anılır oldu. Hiç olmadığı kadar rakibi olan partiye, klasik tabirle sağ partiye adamını kaptırdı.

İdris Günaydın

Düşünceden düşünceye

Daraldığım anlarda kendimi kitapların dünyasına atıp düşünceden düşünceye, duyarlıktan duyarlığa atarak içimde yeni bir dünya yaratıyorum. Sayfasını açtığım her kitapta aradığımı bulunca seviniyorum. Kitap, ayrıca bir kültür varlığı olarak da bir gelişim kaynağıdır. Yerine göre gerçeği de düşsel olanı da yansıtan odur. Kitabın kurgusal olanı ise anlatısıyla bir betimleme, imge yaratma kaynağıdır.

Adnan Binyazar

Özcan'dan yeşil erik turşusu Baylan'dan kup griye

Vahi Öz'ü '69'un Şubatında kaybetmiştik ama her gece rüyâlarıma "Bekâr Odası" filmindeki '48 model yıllı ve 34 EE 019 plakalı sarı bantlı Dodge arabasıyla park ediyor, yanındaysa dudaklarından düşürmediği Sipahi Ocağı sigarasıyla Kâzım Külduman oluyordu. Okuma yazma bilmediğinden ehliyet alamayan Kâzım Külduman ağabeyimiz ona Süleyman değil de Sülüman diyordu. Yanılmıyorsunuz,

Taner Ay

Toplumsal cehalet ve maarif

Maarifimiz ve Servet-i İlmiyemiz adlı eserinin daha ilk cümlelerinde Tüccarzade İbrahim Hilmi Efendi şöyle der: "Yalnız bizi değil, bütün İslam memleketlerini en şiddetli zelzelelerden, en vahşi harplerden, en müthiş kasırgalardan daha çok sarsan, daha çok tahrip eden şey, umumi cehaletimiz, eğitimsizliğimizdir." Yazar Osmanlı Devletinin kuruluşundan Cumhuriyet'e kadarki süreçte

Prof. Dr. İsmet Emre

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 1

Bir medeniyetin yükselişi, evvela insanın kendi içinde başlar. Şehirler kurulmadan önce kalpler imar edilir; ordular yola çıkmadan önce niyetler saflaşır; büyük sözler meydanlarda yankılanmadan önce, insanın iç âleminde sessiz bir hesaplaşma başlar. İslâm tarihinde ne zaman bir dirilişten söz edilse, bunun başlangıcında mutlaka görünmeyen bir ocak vardır: Bir müminin kalbinde kor hâlinde duran iman, adalet, sabır ve teslimiyet ateşi...

Fatih Yüksektepe

O Meşale Hala Yanıyor mu

19 Mayıs sabahı Samsun'da yalnızca bir vapur kıyıya yanaşmadı. Bir milletin yorgun kalbine, yeniden ayağa kalkma iradesi de yanaştı. Denizden gelen o adım, karaya basan bir komutanın adımı olmanın çok ötesindeydi; umudunu kaybetmiş bir ülkenin alnına sürülen ilk ışıktı. O gün Samsun'da bir meşale yandı. Peki, bugün hâlâ yanıyor mu o meşale

Güven Baykan

Bir kelime kalmalı bizden

Bülent Akyürek ağabey vefat etmeden önce ara ara gençlere kendisinden bahsedip son kitabı ''Satılık Adam'' romanını tavsiye ediyordum. Sürekli üreten, konferanslar veren, kafa patlatan Bülent Akyürek'in uzun bir ayrılık sürecinden -on dört yıl sonra- yazdığı bu kitabı okuyup, yazmalı, üzerine röportajlar yapmalıydı. Necmeddin Ali Yılmaz kardeşimiz Millî Gazete için röportaj için aradığında takatinin olmadığını, ölüm döşeğinde olduğunu söylemişti.

Burak Tekiner

Trump'ın çin ziyareti: Büyük anlaşma değil, stratejik mola

Trump'ın 13 – 15 Mayıs tarihlerinde Çin'e yaptığı ziyaret ABD–Çin rekabetini bitirmedi; fakat iki tarafın da rekabeti şimdilik kontrollü bir çerçeveye almak istediğini gösterdi. Trump iç kamuoyuna anlaşma görüntüsü, Xi ise dünyaya istikrar ve güç görüntüsü verdi. Ancak Tayvan, teknoloji savaşı, kritik mineraller ve küresel güç dengesi yerinde duruyor.GİRİŞ: PEKİN'DE KIRMIZI HALI MASADA BÜYÜK REKABET

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Nedim Gürsel'le keyifli bir sohbet!

Nedim Gürsel'in 20. yüzyıl boyunca yolu Paris'ten geçen altı önemli ressamın yaşamını ve yapıtlarını kaleme aldığı "Paris'in Türk Ressamları" son kitabını kutlamak için 42 Maslak ArtPlatform'da özel bir davet düzenlendi.Nedim Gürsel'in katılımıyla gerçekleşen gecede sanat ve edebiyat üzerine keyifli sohbet yapıldı. Yazar, kitabında Paris'i bir "sanat başkenti" olarak değil, sanatçıyı sınayan bir kent olarak ele aldığını söyledi.

Sayım Çınar

Gençler için "Gençlik Rehberi"

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİKFarsça kökenli bir kelime olan "Rehber" kelimesi derin bir mânaya sahip. Gündelik hayatta kullanımı ile ülfet peyda edilen ve derin manaları tefekkürden uzaklaşan kelimelerden biri olduğu söylenebilir. Yol manasındaki "rah" ile getiren/götüren manasındaki "ber"in birleşiminden oluşan bu kelime, doğru yolu gösteren,

H. Muharrem Okur

Fethiye'de Söz Mevsimi

Yanık bir türkü, coşkulu bir şiir, ezberlenmiş bir dua, akıcı bir öykü yahut sıkıcı bir deneme tadında adımladığımız hayat bir gün nihayetlenecek ve geriye, ayrıldığımız sahradan ne götürdüğümüz kadar oraya ne bıraktığımızın önemini anlatan birkaç anlam ırmağı kalacak. Belki de bu sebeple her geçen gün sözünü nereye, kime sarf etmeye değer bulduğunu biraz daha sorgularken buluyor kendini insan... Yanılmaktan anlamaya varan aynalarla yüzleşiyor.

Nuray Alper

Bilmek mi, olmak mı

O kadar çok bilginin kölesi olmuşuz ki, insanın değerini indirmişiz.O kadar çok şey biliyoruz ki, artık insanı bilmemize gerek kalmıyor. İnsan dediğimizde kalakalıyoruz. Dört bir tarafımızda yaşantıya geçmeyen, dilimizde pelesenk sözcükler dolu. Vecizeler ezberliyoruz, seminerden seminere koşuyoruz, her günümüz, akşamımız dolu. Ama iki kişi arasında samimi, sağlıklı bir diyalog yaşayamıyoruz. Gerçekten bunun sebebi nedir

Havva Küçük Konur

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman