Güven Baykan

Güven Baykan

Cumhuriyet
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 34 yazı 0 takipçi

Bir noktadan sonsuzluğa

Yayoi Kusama'nın ölüm haberini okuyunca bir süre fotoğraflarına baktım. Kırmızı peruğu, puantiyeli giysileri ve arkasında çoğalıp duran noktalarıyla onu bir kez görüp unutmak kolay değildi. Eserlerindeki parlak renkler ilk bakışta insana neşeli bir dünyanın kapılarını açıyor. Oysa bu görüntülerin ardında, çocukluğundan başlayarak taşımak zorunda ka

Yaylayı Tüketiyoruz

Bugün Trabzon'dan yola çıkıp önce Sümela Manastırı'na selam verdik, ardından Camiboğazı Yaylası'na doğru tırmandık. Sümela'yı geride bırakıp yükseldikçe manzara her virajda biraz daha büyüdü. Dağlar, sis, sararmaya başlayan otlar, hemen yanımızdan akan derenin sesi... İnsan böyle bir yerde başka neye bakar Ama yol ayrımına geldiğimizde gözümüz dağl

Sanatevi'ne Tahliye, Hamsiköy'e Beton

Ganita ay Bahçesi denizin hemen üzerinde. Trabzon'a geldiğimde uğramadan geçemediğim yerlerden biri. Burası aynı zamanda Trabzon'un kültür ve sanatına yön veren buluşma noktalarındandır. Her zamanki yerimizi alıyoruz, çaylarımız geliyor. Önce çayın kokusu, hemen ardından denizin kokusu vuruyor yüzümüze. Bir süre sağdan soldan konuşuyoruz. Sonra laf

Genco Erkal'ı Bir Balıkçı Damında Hatırlamak

Genco Erkal için çok şey yazıldı. Bundan sonra da yazılacak. Onu yakından tanıyanlar, yıllarca aynı sahneyi paylaşanlar, tiyatrosunu bilenler elbette çok daha büyük hikâyeler anlatabilir. Benim anlatacağım öyle büyük bir hikâye değil. Faroz'da, bir balıkçı damında geçen birkaç saat. Yıllar 1997'yi, belki 1998'i gösteriyordu. Genco Erkal, Dostlar Ti

Kıyıya Vuran Hatıralar

Elif Aydoğdu Ağatekin'in 10. kişisel sergisi Kıyıda, Gölgeler ve Günlükler, 8 Ağustos'ta Bodrum'daki Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü Erdinç Bakla Sanat Galerisi'nde açıldı. Elif'in işlerini bir süredir takip ediyorum. Bu yüzden sergide karşıma çıkan kırık bir porselen parçasına, eski bir tabağa ya da çocuk figürüne yalnızca o gün gördüğüm bir eser

Nolan'ın Perdesinden Penelope'nin Tezgahına

Christopher Nolan'ın Odyssey filmi gösterime girince Homeros'un binlerce yıllık destanı yeniden gündemimize girdi. Sinemanın sevdiği büyük hikâyelerden biri bu. Savaşlar, fırtınalar, tanrılar, canavarlar ve evine dönmeye çalışan bir adam... Nolan'ın kamerası da böylesine büyük bir yolculuğu anlatmak için denizleri, gemileri ve insanın korkularını ö

Benim Çocukluğumda Okul Vardı

Ben ilkokulu Trabzon İsmetpaşa İlkokulu'nda okudum. İlk öğretmenim Orhan Duman'dı. Okulumuz kaloriferli değildi; koridorlarında soba kokusu dolaşırdı. Yine de hiç üşüdüğümü hatırlamam. ünkü biz daha gelmeden okul çoktan ısınmış olurdu. Dört hadememiz vardı. Aradan yıllar geçti, ikisinin adını hâlâ unutmam: Ali Amca ve Ayşe Teyze. Sabahın karanlığı

Perdeden Tayta: Memleket Halleri

Bazı insanları tek bir sanat dalıyla anlatamazsınız. Ressam dersiniz, sesi dışarıda kalır. Opera sanatçısı dersiniz, resimleri duvarlardan size bakar. Oyuncu dersiniz, yazdığı öykü eksik kalır. Semiha Berksoy böyle bir kadındı. Opera söyledi, tiyatro oynadı, sinemada göründü, öykü yazdı, resim yaptı. Sanatın farklı alanları onun hayatında birbirind

Eşeğe Ters Binenlerden Ters Kelepçelilere

Bu hafta Akşehir'deydim. Nasreddin Hoca'nın şehrinde, Hıdırlık Tepesi'nde "Nasreddin'den Günümüze Gülmece" başlığı altında bir araya geldik. Gülmenin yalnızca insanın yüzünü değil, aklını da uyandırdığını konuştuk. Nasreddin Hoca'nın fıkraları tam da böyledir. Önce yüzünüzde küçük bir gülümseme bırakır, ardından sizi beklemediğiniz bir soruyla baş

Sessizliğin ahlakı

Bazı haftalar var, haberleri yan yana koyunca insanın önüne sadece ülkenin gündemi değil, kendi vicdanı da geliyor. Bu hafta biraz öyleydi. Madımak'ın yıl dönümüydü. Otuz üç yıl geçmiş ama o acının önünde yine aynı cümlelerle durduk. Bazı acılar zamana bırakılmıyor; çünkü toplumlar yüzleşemedikleri şeyleri gerçekten geride bırakamıyor. Üstü örtülen

Üç Taş, Dört Bölüm

Bazen memleketin gündemi insanın önüne bir masaya bırakılmış üç taş gibi düşüyor. Birine dokunuyorsunuz, içinden mizah çıkıyor; ötekine dokunuyorsunuz, eski bir film karesi gibi hüzün beliriyor; üçüncüsüne gelince siyaset bütün ağırlığıyla masaya oturuyor. Sonra bakıyorsunuz, o üç taş kendi içinde dört ayrı bölüme ayrılmış: Gülmek, kaybetmek, temsi

Makyajlı Yollar, Süslenmiş Uçaklar

Bir ülkenin hafızası bazen pistlerde saklıdır. Uçakların indiği, insanların kavuştuğu, vedaların yapıldığı o uzun beton çizgilerde... İstanbul'da bu hafızanın adı yıllarca Atatürk Havalimanı'ydı. Sonra bir gün tarifeli uçuşlar bitti, ekranlar sustu, kapılar kapandı. Gerekçe basitti: İstanbul'a bu kadar havalimanı fazlaydı. Aradan zaman geçti. Bu ke