Notice: session_start(): ps_files_cleanup_dir: opendir(/var/lib/lsphp/session/lsphp74) failed: Permission denied (13) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Fatih Yüksektepe Köşe Yazıları : koseyazarioku.com
Fatih Yüksektepe

Fatih Yüksektepe

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 32 yazı 0 takipçi

Üç Nehrin Birleştiği Deniz: İnsan!

İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değildir. O aynı zamanda arzulayan, öfkelenen, korkan, seven, isteyen ve reddeden bir varlıktır. Onu insan yapan şey, bu güçlerden herhangi birine sahip olması değil; bu güçler arasında bir düzen kurabilmesidir. İslam ahlak düşüncesinde insanın olgunluğu, hislerini yok etmesinde veya arzularını bütünüyle susturmas

Abdal'ın Sessizliği Aptal'ın Gürültüsü!

İnsan, çoğu zaman kendini sözle var etmeye çalışır. Konuşarak görünür olacağını, cümleler kurarak anlaşılacağını, sesini yükselttikçe değerinin artacağını zanneder. Oysa insanın gerçek derinliği, yalnızca söylediklerinde değil; söylememeyi seçtiklerinde de saklıdır. Çünkü söz, yerini bulduğunda hikmet olur; vaktinden önce, ölçüsüzce ve gereksizce s

Eksikliğin Dili: Gösteriş!

İnsan bazen en çok saklamak istediği boşluğu, en parlak vitrinlerle görünür kılar. Dışarıdan bakıldığında gösteriş; güç, özgüven, başarı ya da üstünlük gibi algılanabilir. Oysa çoğu zaman gösteriş, insanın sahip olduklarından çok, içinde tamamlayamadığı bir eksikliğin dışa vurumudur. Kişi ne kadar çok kanıtlamaya çalışıyorsa, aslında o kadar çok ik

Vazife ve Menfaat arasında İnsan!

İnsanın eylemi, yalnızca dışarıdan görünen bir hareket değildir; onun ardında bir niyet, o niyeti taşıyan bir irade ve iradeyi dünyaya çıkaran bir tercih ve eylem vardır. Bu yüzden İslam düşüncesinde amel, sadece yapılan şeyle değil, onu doğuran niyetle birlikte değer kazanır. Aynı davranış, niyet değiştiğinde başka bir ahlaki mahiyet kazanabilir.

Sıradanlığın Sıra Dışılığı!

İnsan bazen kendini bulmak için yola çıkar; fakat yola çıkarken yanına kendine ait olmayan o kadar çok yük alır ki, vardığı yerde artık kendisi değildir. Üzerine giydiği tavırlar, seçtiği kelimeler, yüzüne yerleştirdiği ifadeler, kalabalıkların gözünde oluşturmak istediği suret, zamanla onun gerçek yüzünü örten ince ama ağır perdeler hâline gelir.

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 2

Tarih, insanın yeryüzündeki serüvenini yalnızca zaferler ve mağlubiyetler üzerinden okumaya meyillidir; oysa hakikat, bu sığ denklemin çok daha ötesinde, insanın kendi içine ve evrenin sonsuzluğuna doğru yaptığı yürüyüşte gizlidir. Modern çağ, varoluşu yalnızca nefes almak, biriktirmek ve hayatta kalmak üzerine kurgularken; İslam'ın insana sunduğu

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 1

Bir medeniyetin yükselişi, evvela insanın kendi içinde başlar. Şehirler kurulmadan önce kalpler imar edilir; ordular yola çıkmadan önce niyetler saflaşır; büyük sözler meydanlarda yankılanmadan önce, insanın iç âleminde sessiz bir hesaplaşma başlar. İslâm tarihinde ne zaman bir dirilişten söz edilse, bunun başlangıcında mutlaka görünmeyen bir ocak

Gri İstila: Yükseldikçe Batan Beton Şehirler!

Bir şehrin yalnızca binalardan ibaret olduğunu sanmak, insanı yalnızca etten ve kemikten ibaret saymak gibidir. Oysa şehir dediğimiz şey; içinde yaşayanların hatıralarıyla, yürüdüğü sokaklarla, gölgesinde dinlendiği ağaçlarla, çocukların koştuğu boş arsalarla, kuşların konduğu çatılarla anlam kazanır. Şehir, insanın dış dünyaya açılmış hâlidir. Bu

İnsanın "İz Bırakma" İçgüdüsü!

İnsanın yeryüzündeki serüveni, özünde sessizliğe karşı bir başkaldırı, unutuluşun soğuk nefesine karşı verilen ontolojik bir dirençtir. Mağara duvarlarına nakşedilen ilk bizon tasvirinden, dijital dünyanın uçsuz bucaksız veri yığınlarına kadar her eylem, en temelde tek bir dürtüye işaret eder: İz bırakma içgüdüsü... Bu içgüdü, felsefi bir düzlemde

Onurlu Asiler ve Mutlu Köleler!

Çağdaş insanlık görünüşte özgür seçimler yapıyor sanırken aslında sınırları önceden çizilmiş bir zindanda yaşıyor; peki bu hipnozun kırılması gerçekten 'onurlu azınlık'ların elinde mi?

Bir Toplumun Çöküş Anatomisi: Hane, Mektep ve İrşadın Kaybı!

Medeniyetler kılıçla değil, aile, eğitim ve alimlerin itibarsızlaştırılmasıyla çöküyor; peki bu üç sütunu yıkma planı gerçekten bilinçli bir komplo mu, yoksa modernleşmenin kaçınılmaz yan etkisi mi?

"Fikrin Eylemsizliği, Eylemin Fikirsizliği" Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

İslam düşüncesi kütüphanelerde tozlanırken, eylem sokakta çılgınlaşıyor; acaba bu iki uçurumu birleştiren 'basiret' gerçekten mümkün mü?