Fatih Yüksektepe

Fatih Yüksektepe

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 27 yazı 0 takipçi

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 2

Tarih, insanın yeryüzündeki serüvenini yalnızca zaferler ve mağlubiyetler üzerinden okumaya meyillidir; oysa hakikat, bu sığ denklemin çok daha ötesinde, insanın kendi içine ve evrenin sonsuzluğuna doğru yaptığı yürüyüşte gizlidir. Modern çağ, varoluşu yalnızca nefes almak, biriktirmek ve hayatta kalmak üzerine kurgularken; İslam'ın insana sunduğu

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 1

Bir medeniyetin yükselişi, evvela insanın kendi içinde başlar. Şehirler kurulmadan önce kalpler imar edilir; ordular yola çıkmadan önce niyetler saflaşır; büyük sözler meydanlarda yankılanmadan önce, insanın iç âleminde sessiz bir hesaplaşma başlar. İslâm tarihinde ne zaman bir dirilişten söz edilse, bunun başlangıcında mutlaka görünmeyen bir ocak

Gri İstila: Yükseldikçe Batan Beton Şehirler!

Bir şehrin yalnızca binalardan ibaret olduğunu sanmak, insanı yalnızca etten ve kemikten ibaret saymak gibidir. Oysa şehir dediğimiz şey; içinde yaşayanların hatıralarıyla, yürüdüğü sokaklarla, gölgesinde dinlendiği ağaçlarla, çocukların koştuğu boş arsalarla, kuşların konduğu çatılarla anlam kazanır. Şehir, insanın dış dünyaya açılmış hâlidir. Bu

İnsanın "İz Bırakma" İçgüdüsü!

İnsanın yeryüzündeki serüveni, özünde sessizliğe karşı bir başkaldırı, unutuluşun soğuk nefesine karşı verilen ontolojik bir dirençtir. Mağara duvarlarına nakşedilen ilk bizon tasvirinden, dijital dünyanın uçsuz bucaksız veri yığınlarına kadar her eylem, en temelde tek bir dürtüye işaret eder: İz bırakma içgüdüsü... Bu içgüdü, felsefi bir düzlemde

Onurlu Asiler ve Mutlu Köleler!

Çağdaş insanlık görünüşte özgür seçimler yapıyor sanırken aslında sınırları önceden çizilmiş bir zindanda yaşıyor; peki bu hipnozun kırılması gerçekten 'onurlu azınlık'ların elinde mi?

Bir Toplumun Çöküş Anatomisi: Hane, Mektep ve İrşadın Kaybı!

Medeniyetler kılıçla değil, aile, eğitim ve alimlerin itibarsızlaştırılmasıyla çöküyor; peki bu üç sütunu yıkma planı gerçekten bilinçli bir komplo mu, yoksa modernleşmenin kaçınılmaz yan etkisi mi?

"Fikrin Eylemsizliği, Eylemin Fikirsizliği" Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

İslam düşüncesi kütüphanelerde tozlanırken, eylem sokakta çılgınlaşıyor; acaba bu iki uçurumu birleştiren 'basiret' gerçekten mümkün mü?

İspatın Gölgesinde Yiten İman!

Tanrı'yı mantıkla kanıtlamaya çalışmak, hakikati öldürmek midir yoksa imanın temelini sağlamlaştırmak mıdır?

Düşüş: İdealist İnsandan İdolist Kitlelere!

İnsan ideallerini idollere dönüştürdüğü an hakikate giden yolu kapatır; peki maddi çağda ruh boşluğunu doldurmak için başka yol var mı?

Kul ve Köle: Özgürlük Yanılsaması Üzerine!

"Akıl özgürleşmeden, kalp öz-ü-gürleşmez, Kalp öz-ü-gürleştiğinde, insan köleleştirilemez!" İnsanlık tarihi, boyunlara geçirilen demir halkaların, ayaklara vurulan ağır prangaların ve efendilerin kırbaç şaklamalarının tarihi olduğu kadar; bu somut zincirlerden kurtulup görünmez prangalarla kendi iradesini tutsak eden insanın da trajik tarihidir. İ

Duyu, Duygu ve Düşünce Arasında İnsan!

İnsan, ahsen-i takvim (en güzel yaratılış) sırrına mazhar olduğunu unuttuğu anlarda, kendi bütünlüğünü gözden kaçırır. Çünkü o, yalnızca madde âlemine sıkışmış düşünen bir beden değil; aynı zamanda hisseden bir kalp ve ilahi nefesi taşıyan bir ruhtur. Ne var ki asrımızın gaflet perdeleri ardında insanın bu üç temel yönü—bedeni (duyuları), kalbi (du

Zincirlerini Kalbinde Taşıyanlar!

Dünün köleleri, karanlık sabahların alacakaranlığında zincirlerin uğuldayan sesiyle uyanır, acımasız kırbaçların vuruşları altında şekillenirlerdi. Hayat, efendilerinin cömertliğine (!) bağlıydı, her nefes bir ödül ya da bir ceza kadar uzak ve belirsizdi. Direnmek, kaçış umutlarından daha çok ölüme teslim olmaktı; bedenleri yalnızca efendilerine ai