Fatih Yüksektepe

Fatih Yüksektepe

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 40 yazı 0 takipçi

Saban ve Kılıç: Cincinnatus ve İktidar Üzerine!

Cincinnatus'un ardında yazılmış bir felsefe kitabı yoktur. Onun adıyla anılan düşüncenin metni, bir bakıma kendi hayatıdır: Gerektiğinde sabanı bırakıp devletin başına geçmek; tehlike ortadan kalktığında ise devleti kendine bağlamadan, iktidarı bir hakka dönüştürmeden yeniden sabana dönmek... Roma tarihçisi Livius'un aktardığı meşhur anlatıya göre

Millî Refleksleri Alınmış Bir Toplum: Uyuşan Millet!

"Bir ateş düştü vatana, yüreklerde kor kalmadı, Bir yara açıldı ümmette, sızlayacak yer kalmadı. Tarih sustu, hafıza sustu, maziden eser kalmadı, Ey gönül, uyan artık; ölmeden önce gün kalmadı." Tıpta temel bir kural vardır: Bir canlının sinir sistemi hasar görmüşse, bedenin ateşe, kesiğe veya zehre karşı vereceği o ani, o hayati tepki ortadan kalk

Gazze'nin "Ekmeğini" Yiyenler!

Bazı felaketler yalnızca öldürmez; insanın hakikat karşısındaki yerini de açığa çıkarır. Gazze, çağımızda böyle bir imtihana dönüştü. Bir tarafta evleri, aileleri, çocukları, gelecekleri vahşice ellerinden alınan insanlar; diğer tarafta onların acısı üzerinden konuşan, görünürlük kazanan, itibar devşiren, siyasi mevzi tahkim eden, ticari kazanç sağ

İmanın Bedelini Unutan Ümmet!

İman, insanın yalnızca neye inandığını değil, inandığı şey uğruna nelerden vazgeçebildiğini de gösterir. Bu sebeple Kur'an'ın iman tasavvuru, hiçbir zaman yalnızca sözlü bir aidiyet üzerine kurulmamıştır. "İman ettik" demenin yeterli sayılmadığı, insanın söylediği sözün hakikatinin hayat içinde sınanacağı daha ilk dönemlerden itibaren açıkça bildir

"Sürü" Psikolojisinden "Ümmet" Bilincine!

"Varlık anlayışlarını kaybeden toplumlar kaybolmuş milletlerdir." Bir toplumun gerçek gücü, meydanlarını dolduran kalabalıkların sayısıyla değil; o kalabalıkların içinde vicdanını, aklını ve iradesini koruyabilen insanların varlığıyla ölçülür. Çünkü kalabalık her zaman toplum değildir. Aynı sloganı tekrarlamak, aynı kişiyi alkışlamak veya aynı öfke

İnsanlığı Yeni Bir "Cevherî Hareket"e İhtiyacı Var!

Medeniyet, çoğu zaman şehirlerin büyüklüğü, yapıların görkemi, yolların genişliği ve teknolojik araçların çokluğu üzerinden tarif edilir. Hâlbuki bütün bunlar, medeniyetin kendisi değil; olsa olsa onun dış dünyada bıraktığı izlerdir. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, inşa ettiği binalardan önce yetiştirdiği insanın niteliğinde aranmalıdır. Çü

İnsanlığın Yeni Bir "Cevherî Hareket"e İhtiyacı Var!

Medeniyet, çoğu zaman şehirlerin büyüklüğü, yapıların görkemi, yolların genişliği ve teknolojik araçların çokluğu üzerinden tarif edilir. Hâlbuki bütün bunlar, medeniyetin kendisi değil; olsa olsa onun dış dünyada bıraktığı izlerdir. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, inşa ettiği binalardan önce yetiştirdiği insanın niteliğinde aranmalıdır. Çü

"Sınırlayıcı Eğitim" Üzerine Kısa Bir İnceleme!

İnsan, varoluş sahnesine işlenmeyi bekleyen ham bir madde ya da üzeri doldurulacak boş bir levha olarak değil; bünyesinde sonsuz tecellileri ve derin bir potansiyeli barındıran bir fıtrat üzere adım atar. İslâm düşünce geleneğinin bilgiye (ilm) ve insana bakışındaki en temel nirengi noktası burasıdır: İnsan zihni biçimlendirilecek bir nesne değil,

Üç Nehrin Birleştiği Deniz: İnsan!

İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değildir. O aynı zamanda arzulayan, öfkelenen, korkan, seven, isteyen ve reddeden bir varlıktır. Onu insan yapan şey, bu güçlerden herhangi birine sahip olması değil; bu güçler arasında bir düzen kurabilmesidir. İslam ahlak düşüncesinde insanın olgunluğu, hislerini yok etmesinde veya arzularını bütünüyle susturmas

Abdal'ın Sessizliği Aptal'ın Gürültüsü!

İnsan, çoğu zaman kendini sözle var etmeye çalışır. Konuşarak görünür olacağını, cümleler kurarak anlaşılacağını, sesini yükselttikçe değerinin artacağını zanneder. Oysa insanın gerçek derinliği, yalnızca söylediklerinde değil; söylememeyi seçtiklerinde de saklıdır. Çünkü söz, yerini bulduğunda hikmet olur; vaktinden önce, ölçüsüzce ve gereksizce s

Eksikliğin Dili: Gösteriş!

İnsan bazen en çok saklamak istediği boşluğu, en parlak vitrinlerle görünür kılar. Dışarıdan bakıldığında gösteriş; güç, özgüven, başarı ya da üstünlük gibi algılanabilir. Oysa çoğu zaman gösteriş, insanın sahip olduklarından çok, içinde tamamlayamadığı bir eksikliğin dışa vurumudur. Kişi ne kadar çok kanıtlamaya çalışıyorsa, aslında o kadar çok ik

Vazife ve Menfaat arasında İnsan!

İnsanın eylemi, yalnızca dışarıdan görünen bir hareket değildir; onun ardında bir niyet, o niyeti taşıyan bir irade ve iradeyi dünyaya çıkaran bir tercih ve eylem vardır. Bu yüzden İslam düşüncesinde amel, sadece yapılan şeyle değil, onu doğuran niyetle birlikte değer kazanır. Aynı davranış, niyet değiştiğinde başka bir ahlaki mahiyet kazanabilir.