Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Kekik kokulu bir mayıs günü

Kasım günleri bitti. Hızır günlerinin ikinci haftasını devirdik. Dışarıda gülün üşümediği vakitlerdeyiz. Tevfik Fikret, mayıs ayını, "sâf u dilber şûh u sevdâkâr bir köylü kızdır" diye târif ediyor. O hâlde bu köylü kızının en saf hâli, kırda bayırda, hattâ yaylada görülür.Geçen hafta yağmurdan fırsat bulduğumuz bir gün İznik'in Hacıosman Yaylası'na doğru

Kerime Yıldız

Özcan'dan yeşil erik turşusu Baylan'dan kup griye

Vahi Öz'ü '69'un Şubatında kaybetmiştik ama her gece rüyâlarıma "Bekâr Odası" filmindeki '48 model yıllı ve 34 EE 019 plakalı sarı bantlı Dodge arabasıyla park ediyor, yanındaysa dudaklarından düşürmediği Sipahi Ocağı sigarasıyla Kâzım Külduman oluyordu. Okuma yazma bilmediğinden ehliyet alamayan Kâzım Külduman ağabeyimiz ona Süleyman değil de Sülüman diyordu. Yanılmıyorsunuz,

Taner Ay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman