Ali Hakkoymaz

Yeni Asya

Dert söyletir

YOL AYRIMI:Ben zor yolu seçeyim: sevgiyi... Siz kolay yolu seçin: nefreti... SULH VE SULH: Koca dünya bir Suriye konusunda boğuldu. Aklı başında; kalbi yerinde br çözüm sunamıyorlar. Hemen silaha sarılıyorlar. İş bu kadar kolaysa; kapatın öteki okulları, fabrikaları; askerî olsun bütün okullar ve fabrikalar; durma silah üretsin! Madem yaşamak nedir

Muhasebe

MİSAFİRLİK:Ama yıllarca da misafirlik olmaz. Savaş da bitti; evli evine, köylü köyüne... Bizim ekmeğimiz sütümüz bize yetmiyor gayrı. Bu kadar savuracak paramız varsa milyonlarca boş oturanımız -artık gezmek şeey- var. Sayın Meclis hemen toplaş da bu işleri ayarla; tatil de neymiş! YÜZÜMÜZÜN EKSİĞİ: Âcilen muhabbet aranıyor. Çok keskinleştik. Kesk

Kafama takılanlar

NEDENNeden birçok şey göstermelik, sanal, banal Neden hocalar kürsüde, hutbede hür değil Neden öğretmenler soruşturma açılır mı korkusuyla ders anlatır Neden tebessümlerin bile sahtesi var!... Neden bankalar paradan para kazanır!... Neden beş kişi tıka basa doyar da doksan beşi bakar Neden öğretmenlerin maaşı, naaşını kaldırmaya yetmez Neden kul ku

Hangi eğitim

Okullar yine açılıyor da... ne-re-ye Sanata, ilme, marifete açılmadığı; açık...Niye mi Okul binaları ta uzaktan belli oluyor da... Estetikten uzak mekânlar... Okulların adını yazan tabelalar da fabrika çıkışlı... Soğuk yazılar... Halbuki hayatın bin bir rengi var! Bunları yapanlar, buralardan mezunlar; değil mi! Bir sanat var mı bu üst üste yığılm

Hey fani dünya!

OSMANLI SEVGİSİ(!)Osmanlı'nın son kokularından Vakıflar'ı yok etmek nasıl bir Osmanlı sevgisidir! Hamaset fabrikalarında zeytinyağı sıkılmıyor; bol miktarda cehalet ve açlık var; istersen! EĞİTİM ÖLDÜ MÜ Eğitimi yine bu hapishane okullarla açacaksanız; açmayın! Sınıflar koğuş... Otuz, kırk, elli nefes; ufacık bir sınıfta; insaf! Öğretmenler de gen

Okumayan insan mı!

Kısacık dünyaya bunca huzursuzluğu nasıl sığıştırdık, ha! Annem rahmetli, başını çevirmeye akşam oluyor, derdi. Zamanın çarçabuk geçtiğini anlatan veciz bir söz... Bize ne oluyor, ha; burnumuzdan solur olduk! Bunca okumuş yazmış adamlarız; adam gibi yaşamanın yollarını niye bulamıyoruz! Her şeye aklımız yetiyor. Üç kuruşumuzu kimseler kapmasın d

Hakikat Ülkesi'ne bir bilet!

Kim hangi partiye oy veriyormuş!Derneği, cemaati hangisiymiş! Geç efendim geç! Biri suç işliyorsa hâkim var, savcı var. Tanıyabildiğim kadar; insan mı değil mi; ona bakarım ben. Şu, onu bunu kafamıza göre yargılamaktan hemen, şimdi vazgeçmeliyiz. Bu yol; yol değil... Bir de derdini, düşüncesini rahat açıklayan kaç kişi, kaç kuruluş var ki... (var

Yaşamak ölmek nedir!

-Hayat ve ölüm yakınlığına bir kapı aralığı-İçim sorular harmanı... Karman çorman değil... Değil amma karışık dünya sanki bir kıyamet provası yaşıyor. Sizin oralardan da öyle mi gözüküyor; yok, yok; öyle... Gel şu şeylere biraz bakalım; hâl nasıl, gidiş nereye İyi ki şu sorular dediğimiz perdeyi sıyırmalar, hayatı ve ölümü duyurmalar var. Yoksa kar

Eski fotoğraflar (2)

Eski bir fotoğraf... Arkadaşlarım, ve saire... Ağlamak geldi içimden. Zaman bir rüzgâr gibi... Savurmuş herbirimizi... Hayatı doyasıya koklamak elimizdeyken oradan -o gençlik hızıyla- uzaklaşıp altmışlı yılların merdivenini ağır ağır tırmandığını görünce ağlasan ne! Haşim işte bu yorgun adımları döşemiş yollara: "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenler

Eski fotoğraflar (1)

Siliniyor mu yoksaZamanla... Siyah-beyaz fotoğrafların... Beyazı! Siyah-beyaz fotoğraflarıma bakıyorum. Ne zaman baksam... o ben orada garip, bu ben burada ağlamaklı... Cahit'in dediği bir de: "Hangi resmime baksam ben değilim." Çok az izler kalsa da bunlar benim işte! Şairlerin gidip gelip çocukluğuna sığınışı, tozlu fotoğrafları okşayışı; ölümsüz