Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Develerin üstündeki şeref

Rahmetli Mehmet Doğan, Suudların Kâbe'nin etrafını ne hâle getirdiğini ısrarla yazardı."Umreye veya hacca giderken gerçekten Kâbe'ye mi gidiyoruz Mekke, Mekke olmaktan çıkmış, bir Amerikan şehrine benzetilmiş. Kâbe dışında değişmeyen hiçbir şey yok. Kapitalizmin zincirleme otellerinin reklamları gözleri kamaştırıyor. Kâbe'yi, Haremin içine girmeden göremiyoruz

Kerime Yıldız

Şekerpınarı'nı görecek miyiz

Bir şairin coğrafya bilgisini soruşturmaya tabi tutarsak, şair coğrafyadan sınıfta kalabilir. Şairler, daha doğrusu, imtihan edilmezler; imtihan ederler... Yazıya biraz erken başladım diyebilirim. Gazetede her hafta cumartesi günü yazma ve pazar günü yazımın yayımlanma günü olduğu için, an itibarıyla mukim olduğum Çiftehan beldesini ve birazdan göreceğim Şekerpınarı mekânını görmeyi iple çekiyorum.

Eyyüp Azlal

Irak'ta Türkmen Edebiyatı Bereketi

Gönül coğrafyamızın mümtaz beldesi Irak'ta yaşayan Türkmen kardeşlerimizin Kerkük/Musul'daki Türk edebiyatını biliyor muyuz Geçenlerde büyük bir vakfımızın başkanıyla sohbet ederken şu gerçeğe işaret edildi: "Gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin siyasi ve ekonomik yönlerini biliyoruz ama sosyal, kültürel ve edebî taraflarından haberimiz

Mehmet Nuri Yardım

Şaşar Beşer ve İnsan

Pazar sabahı kalkıp aynaya baktığınızda gördüğünüz şey tam olarak nedir Biyolojik bir organizma mı, yoksa üzerine felsefeler kurulan, en mühimi ilahî hitaba muhatap kılınan, eşrefi mahlûkat adındaki o sırlı varlık mı Gündelik dilde sık sık birbirinin yerine kullandığımız bu iki kavram, yani Beşer ve İnsan, eş anlamlı değil. Aralarında hazin bir mesafe var. Beşer, nesnel bir veriyken, insan bir inşa, bir iddia.

Cem Sancar

Avludaki taşlar dile gelirse

Hani bazen deriz ya, şu duvarların dili olsa da konuşsa diye... Evin içindeki duvarlar, hayatımızın en yakın tanıklarıdır. Bahçemizdeki ve avlumuzdakiler de. Dört yanımıza taştan göğüslerini gerer, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, öfke ve kırılganlıklarımızı, hayatın senaryosunun çekildiği her bir anı izler. Ama işte dili yok ki anlatsın. Ya olsaydı, neler anlatırdı acabaFransız

Filiz Aygündüz

Zafer mi, Sefer Yanılgısı mı

Bir zamanlar minareler, yalnızca göğe uzanan taş yapılar değildi. Şehrin en yüksek yerinden insanlığa seslenen bir vicdanın, bir davetin, bir ahlâkın sembolüydü. Ezan, insanı uykusundan uyandırdığı kadar, onu kendi içindeki gafletten de uyandırmayı vaat ediyordu. Şehrin henüz karanlığa gömüldüğü saatlerde yükselen o ses, insana yalnızca Allah'ı hatırlatmıyor; hayatın geçiciliğini, dünyanın

Mehmet Biten

Daver Darende, 'Anısına Saygıyla' sergisiyle unutulmadı: Ankara'da...

Daver Darende'nin renklerle anlattığı şehir, yıllar sonra Ankara'da yeniden hayat buluyor. Daver Darende'yi hep kibarlığıyla hatırlarım. İnce duygulu, güler yüzlü, karşısındakini özenle dinleyen bir beyefendiydi. Dışişleri'nde geçen uzun yılları, gördüğü ülkeler ve tanıdığı insanlar onda sessiz bir zarafet bırakmıştı. Onu kaybedeli neredeyse üç yıl oluyor.

Güven Baykan

Heybemdekiler

Oturur hayaller kurarım. Uykum gelmez ve uyanırım da bazen güzel şeyler düşünürüm. Olmadık güzelliklerin misafiri olurum. Buyur ederler beni.ocukluğuma çok giderim. Kolay kolay gelemem oralardan. Doğduğum taş ev. Dedemin atlarıyla yaşadığım... Yıkılıp gitti çoktan ince nazik biriktirdiklerim nedense! Bu yenilik aşkına neleri feda etmiyoruz ki! Netice Her şey meydanda... Kâr yoksa ne var ki orada!

Ali Hakkoymaz

Dört büyük aydınımızdan

Nâzım Hikmet'in Hindistan'da İngiliz emperyalizmine karşı savaşan genç bir devrimcinin mücadelesini anlattığı Benerci Kendini Niçin Öldürdü'de (1932) şu unutulmaz dizeler vardır: "Heraklit alnını/ yeşil gözlü zeytinliklerde akan/ suya eğdi ve dedi:/ 'Her şey değişip akmada,/ bu hâl beni hayran bırakmada'...

Öner Yağcı

Anlatım bozuklukları (43) - Şapka deyip geçmeyin (63)

Beşikten mezara ilim tahsil etmek Efendimizin emridir; hepimiz aynı mektebin talebeleriyiz.Yazan da beşerdir, okuyan da. Nisyan ile malûl beşer, hatâ ve kusurdan hâlî değildir. Marifet hatasız olmakta değil, hatası gösterildiğinde onu kabullenebilmektedir. Yazılarda rastladığım ifade pürüzlerini tasnif edip dosyalayarak "Anlatım Bozuklukları" serisinde neşretmek ve de her gün bir/birkaç

Nahit Topaloğlu

Öğrenciyle dayanışma

YIL 1950 10 ŞUBAT Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde kurulan Dicle Köy Enstitüsü'nde öğrenciyken bir gün kışın ortasında günlerce kar yağdı. Ortada kar dağları oluştu. Enstitünün ilçeyle bağlantısı kesilmişti. Hepimiz sınıflardan dışarının karını izliyorduk. Bir gün eğitimbaşı İbrahim Bey bizi okulun bahçesinde topladı. Her zamanki okşayıcı

Adnan Binyazar

Hayatla ölüm arasında Cahit Sıtkı Tarancı

Şairler gökyüzünün yalnız kuşlarıdır. Yaşam adı verilen bu bahçede bir daldan ötekine konar, bir çimenden diğerine yürür, şarkılar söyler, ağıtlar yakar, sevinir, üzülür, terler, üşür, yorulur ve bir köşede hayata veda ederler. Gökyüzünün yalnız kuşlarıdır onlar, yalnız doğar, yalnız yaşar, yalnız ölürler. Belki de bu yüzden her şair öldüğünde bir ağaçtan bir

Prof. Dr. İsmet Emre

Şiirden Şuura, Siperden Cepheye: Millî Görüş Hareketi

Herkesin dilinde terennüm edilen şiirler vardır. En az birkaç mısrası ezberimizdedir bu şiirlerin. Her bir mısrası hafızamızda derin izler bırakır. Ve bu izi çoğu zaman şiirin şairinden ziyade, onu okuyan kişi bırakır. Hele ki ortaokul çağında bir çocuksanız, o şiirin şairini sonradan tanırsınız. İşte o konuşmacı, etkili bir okuyuşla dinleyiciyi alır, götürür bilmediğiniz

Burak Tekiner

Sağımda Zaharof İskelesi solumda Ahır Palas önümde Mühürdar Bahçesi...

Son otuz altı yıl içinde Kargalı'da kimse kalmadı, Süleyman Fransa'ya, Vedat ise Almanya'ya yerleşti. Ayça da bildiğim kadarıyla Fethiye'de yaşıyor. Biliyorum, Kargalı'nın toprak bahçesini, ayakları kırık ahşap masalarını ve sandalyelerini soracaksınız, ben de anıları için onların arkasından estavdi'ullâhe emâneteke diyeceğim.Bu

Taner Ay

Erzurumlu bestekâr ve sanat yönetmeni Sıtkı Sahil

Sıtkı ağabeyi şahsen tanımadan önce gıyaben tanıdım. Yıllar önce-nerdeyse kırk yıl önce-Erzurum'dan nakli mekân eden bu sanat adamının Balıkesir'de yaptığı çalışmaların, çalıştırdığı koroların yankısı ülkemizin dört bir yanında, tabii ki memleketinde de duyuluyor ve ondan övgüyle sözediliyordu. Bütün bu olup biten benim de kulağıma geliyor ve hatta sosyal medya üzerinden de görüyordum.

İsmail Bingöl

Sinema, eleştiri ve edebiyat üzerine

Geçenlerde İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin konuğu oldum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhan Kandemir'in "TV Yayınları Analizi ve Eleştirisi" dersi kapsamında öğrencilerle bir araya gelerek televizyon, sinema, edebiyat ve gazetecilik alanlarındaki deneyimlerini aktardım.Neler mi konuştuk"Bütün her şey

Sayım Çınar

Manevî kalkınma ve ıslah - 3

Adalet Bakanlığı'nın resmî internet sitesinde açıkladığı üzere cezaevlerinde; yetişkinlere yönelik 1'nci ve 2'inci kademe okuma yazma kursları, yaygın eğitim çalışmaları, örgün eğitim çalışmaları, uzaktan eğitim çalışmaları, manevî rehberlik çalışmaları, kütüphane faaliyetleri, meslekî eğitim çalışmaları, sosyal ve kültürel faaliyetler, iş birliği faaliyetlerine yönelik çalışmalar yürütüldüğü belirtilmekte.

H. Muharrem Okur

Körleşme

Çoğunlukla yalnızlığın, kişinin tek başına kalmasıyla ortaya çıkan bir farkındalık hâli olduğuna inanılır oysa insan, en çok bir başkasının yanında tanımlar yalnızlığını. Yalnızlık bir cadde tıkanıklığında yeşerir içinizde, kalbiniz anlaşılmadığını duyduğunda, her kafadan bir ses çıktığında ve sessizlik arzusu sizi, elinizden tutup bir ücraya sürüklemek üzere yanı

Nuray Alper

Hürriyetsiz Düzen

Yönetim şekliyle işlerin görülmesi arasında birbirine bağlı orantı vardır. Ülke ne kadar iyi yönetim şeklindeyse işler de o kadar iyidir, ne kadar kötü yönetim şeklindeyse işler de o kadar kötüdür. Bir ülkede tek adam yönetimi varsa o ülkede işler doğal olarak iyiye gitmez, gitmiyor nihayetinde. Neden tek adam yönetiminde iyiye gitmez Çünkü işlerin başındakiler yönetimin başına sormadan hür

Cafer Keklikçi

Adam Smith'le hayali söyleşi - II

Hayalî söyleşimizin ikinci bölümünde Adam Smith'i kendi çağından çıkararak yirmi birinci yüzyılın büyük meseleleriyle yüzleştiriyoruz. Smith'e, serbest ticaret öğretisinin İngiliz emperyalizmi tarafından kullanılmasını ve dünyada yeniden yükselen merkantilist eğilimleri soruyoruz. Ardından çağımızın teknoloji devleriyle eski imtiyazlı ticaret şirketleri arasındaki benzerlikleri ele

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Hayalin izinde

Güzel bir sancısı var hayatın. İçinde nağmesi, farklı insan silüetleri, tatları, kokuları, acıları, sevinçleriyle... Bir damla gelse gökten. Bir damla gitse göğe. Asuman yıldızlanıp taşsa. Bir sicim inse bize. Ve hep birlikte tutuşsak el ele..Bazen soğuk esiyor her şey. İliklerimize kadar üşütüyor. Boran, poyraz, fırtına, kar... Hepsi birden, hepsi bir anda, hepsi alabildiğine... Can kafesinden

Havva Küçük Konur

Hükmü Sahibine İade Etmek!

Ölüm, insanın sözünün bittiği, hükmün yalnızca mutlak sahibine geçtiği o sarsılmaz eşiktir. Bu eşiğin berisinde kalan bizler, çoğu zaman gördüklerimizin, duyduklarımızın ve kendi kısıtlı idrakimizin esiri olarak o eşiğin ötesine dair söz söyleme cüretini gösteririz. Oysa İslam düşüncesinin kurucu zihinlerinden İmam Ebu Hanife'nin tarihe kazınan o meşhur kıssada sergilediği duruş, insanın kâinattaki yerini ve haddini bildiren muazzam bir ontolojik ihtardır.

Fatih Yüksektepe

Yitiksöz'den kolonyalizm özel sayısı

Bazı kavramlar, kavradığı anlamın da ötesinde bir ağırlığa sahiptir. Kimi kavramlar derununda kurtuluşun, huzurun ve ebedi saadetin şifrelerini taşırken kimi kavramlar da aksine kan ve gözyaşının, kaosun, soykırımın, işgalin ve vahşetin en acı, en karanlık ve en şiddetli izlerini taşır. Bizim dil ve kültür dünyamızda bir kavramın korkunç anlamını biraz daha hafifletmek adına farklı kelimeler

Halit Yıldırım

Protez desteği için sanat bir arada

Uluslararası Doktorlar Derneği (AID) koordinasyonunda başlatılan "Engelsiz Gazze Sanat Buluşmaları" karma sergisi, Birlik Vakfı Genel Merkezi'nde açıldı. Bugüne kadar 14 ampute Gazzeliye 15 protez desteği sağlayan proje, İsrail saldırıları nedeniyle uzuv kaybı yaşayan mazlumlara umut olmayı hedefliyor. ///////

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Bir rüya ve Kemalistlere soru

2-İdrar yapma isteğim olabilir mi Hayır çünkü o ihtiyacım uyanınca ortaya çıktı. Benim reflü acısına karşı su içebilmem için biri tarafından bir senaryo hayata geçirildi. O kim İşte behey inançsız adam! O senin Rabbin. Melekleri vasıtasıyla seni beni uyarıyor. O kadar yakınındaki işte abla... Eğer inanmıyorsan sen söyle: Beni kim uyandırdı Niçin uyandırdı Şimdi anlıyor musun ayeti: İnfitar Suresi 10. Ayet:

İdris Günaydın

Kendimiz hakkında bilmediğimiz şeyler

Bu yüzden çevre seçimi çok önemlidir. Biri size "içine kapanıksın", "başarısızsın", "çok agresifsin", "çok zekisin" dediğinde, bu sizin gerçekten de davranış biçiminizi değiştirir. Her insan etkilenir, ama bazı insanlar yönlendirilmeye daha müsaittir. İstihbarat ajanları özellikle bu yönde insanlardan istifade ederler. 90'lı yıllardı. İnsanlar

Ahmet Can Karahasanoğlu

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman