Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

'Yeni Dünya Sohbetleri' Bâbıâli'de başlıyor

30. Yılını idrak eden Yeni Dünya Vakfı, Cağaloğlu'nda ilim, fikir, kültür ve sanat merkezli "Yeni Dünya Sohbetleri"ni başlatıyor. Mehmet Nuri Yardım Osmanlı'da sivil toplum kuruluşları, yani vakıflar çok önemlidir. Birçok hizmeti üstlenmişlerdir. Sosyal hayatta,

Mehmet Nuri Yardım

Milli eğitim müdürünün hanımı

Yıllar evvel, göreve başlayan bir bakanın hanımına, bir grup akademisyen hanım, "hayırlı olsun" ziyâretine gitmiş. ("Akademisyenler, böyle saçma bir şeyi niye yapıyorlar" sorusu dilimin ucuna geldi ama anlatıcı bozulmasın diye sormadım.) Hoşbeşten sonra içlerinden birisi, gaflete düşüp yüksek tahsili olmayan bakan eşine, uzmanlık alanını sormuş. Bakan eşi, başlamış saymaya:

Kerime Yıldız

Rüzgârın kanadı

Ruhumun derinliklerine hapsedilmiş gözyaşları gibi yaşananlar.Hasretin, özlemin, firâkın yakıcılığında sıkıştırılmış mengenedeyim. Ayrılık hep böyle yakıcı mıydı Vuslat, hep böyle uzakta mı Rüzgâr, hep bir yerlerden gül kokusu taşıdıkça, buhurdan gibi tütecek mi gönlüm Derin derin uzaklara daldıkça istemsiz dökülecek mi kalemimden cümleler Ya içimdeki burukluk Ona söz geçecek mi

Havva Küçük Konur

Görünür olmak ya da televizyon yılları

Sosyal medyanın olmadığı zamanlarda televizyonlar vardı; televizyondan önce de radyo... Biz bu dönemin, yani 80'ler kuşağının çocuklarıyız. Bu kuşak için televizyon muhteşem bir şeydi. Ancak bizim evimizde televizyon yoktu, bir yakınımızın evinde vardı. O zamanlar televizyona "resimli radyo" denilirdi. Yakınımızın evine gider, televizyon izlerdik. Cihaz ahşap bir dolabın içindeydi

Eyyüp Azlal

Gürültü Çemberi

Çağımızın insanını gözlemlerken sıklıkla kendimizi tanıdık bir çelişkinin içinde buluyoruz: Hiç olmadığı kadar ekranlarda, gürültünün merkezinde ve ağların içinde; ancak bir o kadar da göz önünde ama görünmez, sesli ama sessiz. Günümüz insanı sürekli bir sahnede, her konuda söyleyecek bir sözü var, ceplerinde kütüphaneler dolusu bilgi taşıyor. Fakat sahne ışıkları çekilip gürültü dindiğinde

Mehmet Biten

Kendini sansürleyen yazamaz

Laf kalabalığına saklanma hastalığı ve onaylanma hırsı... Modern psikoloji tüm bu farklı tezahürlerin kökeninde, çocuklukta çekilen duygusal acıdan (travmadan) kaçma dürtüsünün ve beynin "tanıdık" kimyasal sarsıntılara duyduğu açlığın yattığını gösterir. Beden, sakinliğin getirdiği sadelikten korkarak o eski bildik kaosu, öfkeyi ve kendine acıma senaryolarını

Cem Sancar

Mutsuzla mutsuzun dramı

Bu yazın en dikkat çeken filmlerinden biri de Olivia Wilde'ın yönetmenliğini yaptığı "Invite/Davet"ti. Komedi unsurlarının bolca kullanıldığı, uzun süreli ilişkiyi ve mutsuzluğu analiz eden bir dram. Başrollerde Seth Rogen, Olivia Wilde, Penelope Cruz ve Edward Norton yer alıyor. Son iki haftadır herkes bu filmi konuşuyor. Haksız da değiller. Filmde iki çift çıkıyor karşımıza.

Filiz Aygündüz

ABD'de faiz tartışması: Bessent ve Warsh aynı ekonomiye neden...

ABD'de faiz tartışması yalnızca Fed'in politika faizinin hangi yönde hareket edeceği meselesinden ibaret değil. Hazine Bakanı Scott Bessent ile Fed Başkanı Kevin Warsh arasındaki yaklaşım farkı, kısa ve uzun vadeli faizlerin nasıl oluştuğu, yapay zekâ yatırımlarının sermaye talebini ne ölçüde artıracağı ve bu yatırımların üretkenlik üzerindeki etkisinin ne zaman ortaya çıkacağı gibi

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Özgürlükten demokrasiye

"Hürriyet Kasidesi"nde; "Şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme/ Güzelliğin sonsuza dek milletin bakışlarından uzak kalmasın. -- Ne candan bir sevgiliymişsin ah ey geleceğin umudu! Dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılardan kurtaran sensin" dediği özgürlüğe övgüler dizen Namık Kemal; "Ne efsunkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet/

Öner Yağcı

Cennet selâmı

HER İNSAN BİR MEMLEKETUnutuyoruz; herkesin ayrı bir memleket olduğunu. Sınır ihlalleri bu yüzden olsa gerek! * SELAM VE SAVAŞ Selâmün aleyküm... Aleyküm selâm... Ne demek Ben buraya kavga etmeye gelmedim, demek. Ey selâm medeniyetinin içinden geldiğini söyleyenler! Dört

Ali Hakkoymaz

Bir rüya ve Kemalistlere soru

2-İdrar yapma isteğim olabilir mi Hayır çünkü o ihtiyacım uyanınca ortaya çıktı. Benim reflü acısına karşı su içebilmem için biri tarafından bir senaryo hayata geçirildi. O kim İşte behey inançsız adam! O senin Rabbin. Melekleri vasıtasıyla seni beni uyarıyor. O kadar yakınındaki işte abla... Eğer inanmıyorsan sen söyle: Beni kim uyandırdı Niçin uyandırdı Şimdi anlıyor musun ayeti: İnfitar Suresi 10. Ayet:

İdris Günaydın

Okuma kültürü

Doksanını bulan nenem, okuduğumu görünce, "Gözüne yazık!" der, kitabı elimden alıp atardı. Oysa ben daha o yaşlarda okuyarak içimde yeni bir dünya kurmuş, kendimi anlatıdaki çocuğun yerine koyarak başımdan neler geçeceğine dalmıştım. Yaşamında okumayı kaçınılmaz kılanlar, kitapta geçen her olayla kendilerine yepyeni bir dünya kurarlar içlerinde. Oranın anahtarını hep gizli tutarlar.

Adnan Binyazar

Kızıltoprak'ta bir Karzeg prensesi

Bütün bunlardan Bezmigül Dilber Hanım'ın '31 sonbaharı ile '32 yazı arasında vefât ettiği ortaya çıkıyor. Biliyorum, bayram değil, seyran değil, muharrir niçin Bezmigül Dilber Hanım'ı diline doladı diyeceksiniz. Bizim Kızıltopraklı Bezmigül Dilber Hanımımız Sultan II'nci Abdülhamid'in ikinci zevcesi Bedrifelek Kadınefendi'nin ablasıdır. Şunu da söyleyeyim, Bezmigül Dilber Hanım Çerkes sülâlerinden Karzeglerin prensesiydi.

Taner Ay

Bir Ülke Düşünün...

Bir ülke düşünün... Meydanlarında adalet yazıyor, saraylarında zulüm konuşuluyor. Duvarlarında özgürlük sloganları asılı, fakat insanların zihinleri korku gönülleri yalanla çevrilmiş... Devletin kapılarında "hizmet" kelimesi

Fatih Yüksektepe

Bir noktadan sonsuzluğa

Yayoi Kusama'nın ölüm haberini okuyunca bir süre fotoğraflarına baktım. Kırmızı peruğu, puantiyeli giysileri ve arkasında çoğalıp duran noktalarıyla onu bir kez görüp unutmak kolay değildi. Eserlerindeki parlak renkler ilk bakışta insana neşeli bir dünyanın kapılarını açıyor. Oysa bu görüntülerin ardında, çocukluğundan başlayarak taşımak zorunda kaldığı korkular ve ruhsal sıkıntılar vardı.

Güven Baykan

Kılıflarımıza dokunsalardı...

Siyasetin yargıya müdahalesi neticesinde İmamoğlu tutuksuz yargılanmak yerine -gerekçesiz bir şekilde- tutuklanınca piyasayı kontrol altına alabilme gayesiyle Merkez Bankası 60 milyar dolar satmak mecburiyetinde kalmıştı.Buna rağmen doların yükselişi önlenememiş, dış borçlar 1 trilyon lira artmış, faizdeki yükselişin Hazine'ye etkisi 1 trilyon olmuştu. Borsadaki şirketler ise 40 milyar dolar değer kaybetmişlerdi.

Nahit Topaloğlu

Afrika'nın binlerce yıllık hikâyesi

Kronik Kitap'ın "Dakikalar İçinde" serisinin yeni kitabı, insanlık tarihinin başlangıcından günümüze uzanan büyük bir serüvene odaklanıyor."Dakikalar İçinde Afrika Tarihi", dünyanın en eski yerleşimlerine ev sahipliği yapan ve sayısız medeniyetin doğduğu Afrika kıtasının zengin geçmişini okurlarla buluşturuyor.Antik Mısır ve Nubiya'dan Gana, Mali,

Sayım Çınar

Mekke'yi kalple okumak

Yola çıkmak yolda olmanın bilincine varmaktır. Zira her yolculuk başlangıç ve bitiş durakları arasındaki o kısacık zamanda büyük göçü düşündürecek bir kabiliyet taşır. Hele konaklanan menzil İslâm medeniyetinin mayasını bulunduruyorsa; hafızası, hatırası, rüyası dünyaya doğan o Nur ile doluysa... Mekke. Safa'nın ve Merve'nin, kıyamın ve zemzemin şehri. Son peygamberi

Nuray Alper

Kendimiz hakkında bilmediğimiz şeyler

Bu yüzden çevre seçimi çok önemlidir. Biri size "içine kapanıksın", "başarısızsın", "çok agresifsin", "çok zekisin" dediğinde, bu sizin gerçekten de davranış biçiminizi değiştirir. Her insan etkilenir, ama bazı insanlar yönlendirilmeye daha müsaittir. İstihbarat ajanları özellikle bu yönde insanlardan istifade ederler. 90'lı yıllardı. İnsanlar

Ahmet Can Karahasanoğlu

Ali Haydar Haksal'a Rahmet Niyazıyla

Edebiyat dünyamızdan bir yaprak daha düştü... Yedi İklim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, yazar, şair Ali Haydar Haksal tedavi gördüğü Siyami Ersek Hastanesinde İstanbul'da vefat etti. (D. 16 Mayıs 1951 / Ö. 28.08.2026) Hayatını yazmaya ve okumaya veren, büyük zorluklar içinde geçen tahsil tahsilinin sonucunda İstanbul'a yerleşen yazar, bazı yazılarında Yasir Vurgun, Mahmut Mustafaoğlu adını kullandı.

İsmail Bingöl

Ahmet Turgut'un "Kudüs'ün Son Gönül Eri" romanı üzerine...

Kudüs'ü kaybedeli neredeyse bir asır oldu. O gün bugün Kudüs yarası her daim tazeliğini koruyor, İslam âleminin yüreğinde kanamaya devam ediyor. 1917'de bizim, dahası Müslümanların elinden çıkan Kudüs sancağı, 1948 yılına kadar otuz yıl boyunca İngiliz Manda Yönetimi tarafından idare edildi. 15 Mayıs 1948'de İngiltere bölgeden çekilince, 2 Kasım 1917'de deklare edilen Balfour

Halit Yıldırım

Farklı vücutlar, tek ruh

Yalnızlık, yalnızlaşma, bireyselleşme çeşitli zamanlarda gündeme gelen özellikle çağımızın sorunlarından bazıları. Bunların sebepleri elbette az değil ve çok yönlü.Ancak başlıca sebepler olarak; derin ve manalı iletişim yerine özellikle sosyal medyanın ve dijitalleşmenin de etkisiyle yüzeysel ve duygu aktarımından mahrum iletişimin artması, geniş ailelerin, mahalle kültürünün, kuvvetli komşuluk

H. Muharrem Okur

Hamaset değil potansiyel

Önemli bir değişiklik şart. Bir şey değişir mi, eldeki potansiyel kullanılsa bir şey değişir mi Potansiyel kendinden mi, ithal mi, kopya mı, ithal ikame mi Beklenir ki kendinden olsun. Herkesin gördüğü gibi kendinden değil. Potansiyel ithal, koya ya da ithal ikame. Bunlarla nereye kadar gidilir. İthal edilen, kaynak ülke ihraç etmiyorum dediğinde orada biter, bitiyor nihayetinde. Kopya bir

Cafer Keklikçi

İtaat özgürlüğün düşmanıdır

İtaat koşulsuz bağlılıktır. Varoluş kendini bütünüyle karşı tarafa bağlar ve her hangi bir sorgulamaya girme gereği duymaz. İtaat edilenin itaat edene üstünlüğü buradan kaynaklanır. İtaat etmek; öznelliğinden vazgeçmek, varoluşun imkanlarını bir tarafa bırakmak, eyleyiş potansiyelini unutmak, dondurulmuş bir kütle gibi karşı tarafın nesnesine

Prof. Dr. İsmet Emre

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman