Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Hızlı büyümenin bedeli: Dış borç ve Türkiye'nin büyüme çevrimleri

Türkiye'nin ve Türkiye benzeri küçük, dışa açık ve ekonomisi dış kaynaklara bağımlı ekonomilerin hızlı büyüme dönemleri ile kriz veya yavaşlama dönemleri birbirinden bağımsız olaylar olmayabilir. Bir önceki hızlı büyüme dönemi, dış borç ve finansman kanalıyla bir sonraki yavaşlamanın koşullarını bizzat üretiyor olabilir.GİRİŞ

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Onlar Gecenindir

Akşam... Yalnızlar yaktılar içlerindeki lambayı... Işığı hüzün... Işığı endişe... Işığı ıstırap olan... Ve yine ışığı geceyi karşılayan... Ve yine ışığını yürekte taşıdıklarından alan... Yalnızlar yaktılar içlerindeki lambayı... Ve başladılar açlıklarıyla mücadeleye... Doygunluğun ne olduğunu bilmemek onlara özgü bir hâl... Karanlık, çöküşüyle aydınlığı yok ederken, başka anlamlar da taşıyor zihinlere...

İsmail Bingöl

"Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm; bana geldiği zaman...

Şu Kur'an-ı Azimin ne büyük bir kitap olduğunu anlamak istersen ayetin şu kısmı aklı olana kafidir. "Ve terzügu men teşaü bi gayri hisab: dilediğini hesapsız rızıklandırırsın." Şurası malumdur ki; çalışmadan zengin olmak mümkün değil; çalışarak da zengin olmak mümkün derğil. Çalışarak sefaletten, fakirlikten, acizlikten kurtulursun lakin

İdris Günaydın

Şiirin ardından: Çorum

Katıldığım şiir programlarını kaleme alırken hep bu klişe başlığı kullanırdım: "Şiirin Ardından Çanakkale", "Şiirin Ardından Gaziantep vb..." Bu defa ise doğup büyüdüğüm memleketim Çorum'a gitmek nasip oldu. Haliyle yazının başlığı da kendiliğinden "Şiirin Ardından Çorum" oluverdi. Gerçi insanın kendi memleketine misafir olarak gitmesi çok

Halit Yıldırım

Farklı vücutlar, tek ruh

Yalnızlık, yalnızlaşma, bireyselleşme çeşitli zamanlarda gündeme gelen özellikle çağımızın sorunlarından bazıları. Bunların sebepleri elbette az değil ve çok yönlü.Ancak başlıca sebepler olarak; derin ve manalı iletişim yerine özellikle sosyal medyanın ve dijitalleşmenin de etkisiyle yüzeysel ve duygu aktarımından mahrum iletişimin artması, geniş ailelerin, mahalle kültürünün, kuvvetli komşuluk

H. Muharrem Okur

Geçmiş bir romandır!

İyi bir yazar, daha çok insan ruhunun derinliklerini, özgün bir kurguyla anlatandır. Tam da böyle bir kitap okudum."Huzursuzlar", Attilâ Şenkon'un yeni romanı. Kitapta hikâye Bir Tatlı Huzur adındaki bir huzurevinde geçiyor.Yaşlıların iç dünyasına odaklanan bu romanı sevdim, çünkü Nezaket Hanım, Selami Bey ve Mebus Bey gibi karakterlerin yüzleşme hikâyeleri sahiciydi.

Sayım Çınar

Gazze'nin "Ekmeğini" Yiyenler!

Bazı felaketler yalnızca öldürmez; insanın hakikat karşısındaki yerini de açığa çıkarır. Gazze, çağımızda böyle bir imtihana dönüştü. Bir tarafta evleri, aileleri, çocukları, gelecekleri vahşice ellerinden alınan insanlar; diğer tarafta onların acısı üzerinden konuşan, görünürlük kazanan, itibar

Fatih Yüksektepe

İsmail'in gülüşü

Tarihî günler yaşadığımız bir gerçek. Hem ülkemizde hem dünyada 'milat' diyebileceğimiz hadiselere şahit oluyoruz. Ben bu gelişmelerin olumlu ve hayırlı olacağına inanıyorum. Batı'nın sahtekâr yüzü ortaya çıktı, emperyal emelleri aşikâr oldu. Afrika ülkelerinden sonra İslam âleminde de sahih bir uyanışa tanık oluyoruz. "Çok kararan gecelerin sabahı pek yakın olur." denilmiştir.

Mehmet Nuri Yardım

Çorum Anadolu Şiir Akşamları: Rüzgârın, şiirin ve vefa sınavının...

Cihannüma Derneği'nin öncülüğünde altıncısı Çorum'da düzenlenen Anadolu Şiir Akşamları'nın bir önceki buluşması Kars'ta gerçekleştirilmişti. Elde olmayan sebeplerle o programa katılamamıştım. Daha önce de Çorum'da düzenlenen Elvan Çelebi Şiir Akşamı'na davet edilmiştim. 2022'de yapılan bu program, Çorum merkezine yaklaşık yirmi kilometre uzaklıktaki

Eyyüp Azlal

Bakan Bey aşerirse

Çehov'un memûr hikâyelerini çok severim. Memûriyetim esnâsında şâhid olduğum hikâyeleri, nasip olursa Çehov tarzında yazmayı hayâl ediyorum. Okuyacaklarınız, ayniyle vâki hikâyeler.On beş yıl kadar önce erken yaşta mürüvvet gören bakanlardan birinin canı, bir gece yaprak sarması istemiş. İstemiş dediysem evinde değil, bakanlıkta geç vakit çalışırken istemiş. Midesine

Kerime Yıldız

Anlatım bozuklukları (40) - Şapka deyip geçmeyin (60)

Dünya Dolusu Belâ"Dünya dolusu belâ başında vardır." Bir derste soruldu: -Bu cümle, "Başında dünya dolusu belâ vardır." olsa güzel olmaz mı Türkçenin en önemli hususiyeti, "Özne, tümleç, yüklem" sıralamasıdır, denir. Oysa "özne, tümleç, yüklem" sıralaması, duruma göre değişebilmekte olduğundan Türkçenin en önemli özelliği bu sıralama değildir.

Nahit Topaloğlu

"Bütün hayvanlar eşittir"

George Orwell, "Hayvan Çiftliği"ni Kasım 1943 ve Şubat 1944 arasında yazdı. Sadece üç ayda. 1937'den beri Orwell'ın kafasında yazılmaya devam ediyordu. Kitap, 80 yaşını geçti, yazılışından bugüne tüm zamanların güncelliğini koruyan eserlerinden biri oldu. Oysa yayımlanması epey zaman almıştı. Stalin'in Sovyet rejimine eleştirel bir bakış açısı getirdiği gerekçesiyle aralarında

Filiz Aygündüz

"Kalbinde halkından başka bir şey bulamadılar*"

Gecenin 3'ü... Bir yandan çalışıyorum, diğer taraftan arka planda çalan Afrika müzikleri arasında dolaşırken bir şiir denk geliyor. Kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum. Mahmut Derviş'in, "Sahipsiz bir köyde kısa bir akşam" şiirini kendi sesinden dinliyorum. Şiir beni alıp götürüyor. Şairin yüzündeki hüznü bir yerden tanıyorum. Hayatın tam orta yerinde bir şiir gelip çarpıyor

Mehmet Biten

Bir suikastçının ruhsal portresi

On yıl boyunca bir gölge gibi yaşadı. Sonra tek bir fotoğraf, onu açığa çıkardı. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Marmaris'te Cumhurbaşkanı'na suikast girişiminde bulunan ekipteki Özel Kuvvetler mensubu eski Yüzbaşı Burkay Karatepe, tam 10 yıl boyunca yakalanmadı. Suikast timinin 36 üyesi kısa sürede yargılanırken, "Selim" kod adlı Karatepe, ağustos ayındaki

Cem Sancar

Aptalların istila bombası

O kadar ciddi bir haber kirliliği, bilgi kirliliği oluştu ki, gerçekleri anlamak için 'kahin' olmanız gerekiyor. Kahin, eski kadim kültürlerde, Meksika yerlilerinde, özellikle Şamanist öğretilerde normal akılla tespit edilemeyen, anlaşılamayan hadiselerin arka planını bilen kişilere denir. Bu kişiler normal insanlardan farklı, az yiyen, az konuşan, az insanla muhatap olan, meditatif etkinlikler yapan esrarengiz kişilerdir.

Ahmet Can Karahasanoğlu

İnsanlığın adı, soyadı (2)

-"Yaşamak körü" değilsin; değil mi!-Cimriliğin zirve yaptığı bir âleme düştük. Cimrilik insanı insanlığından eden bir huy/suzluktur diye/bilirim. Vermek hafiflemek... Vermek kendini karşıdakinden ayırmamak... Vermek mütavazılık... Vermek; bu para, mal benim değil demek... Vermek; Sonsuz Zengin'e, Cevvad-ı Mutlaka, Ganiyy-i Mutlak'a mutlak emniyet etmek... Vermek, Veren'e hüsn-ü ayine olmak...

Ali Hakkoymaz

İnsana umut yakışır

"Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma Koruma ve Yaşatma Derneği"; arkeolojik buluntuların MÖ 7-8. yüzyıla uzandığı Edremit-Altınoluk'a 2 km uzaklıkta yer alan mozaikleriyle ünlü "Antandros antik kenti"nin gün ışığına çıkarılması, ören yeri ilan edilmesi ve korunmasına destek vermek için, 1999'da kuruldu. Antandros Derneği'ne öncülük eden

Öner Yağcı

Yahudinin yeşil erik soslu gelinciği Lazların horonu

Ahmedi medi, kuyruklu kedi, bir sıçan tuttu, yalamadan yuttu. Tekerleme böyle de, bizim siyah beyaz şeker kedimiz hiç sıçan görmedi. O sadece ayak üstünde yünlü yumaktı. Annemle Erzincan'dan Gümenüz'e denize gittiğimiz son Erzincan yazımızda, babam onu Trabzon Caddesi üzerinde oturduğumuz yeşil boyalı apartmanın merdiveninde bulmuş. Muhtemelen annesi düşürmüştü. Bir ayağı da hafifçe

Taner Ay

Genco Erkal'ı Bir Balıkçı Damında Hatırlamak

Genco Erkal için çok şey yazıldı. Bundan sonra da yazılacak. Onu yakından tanıyanlar, yıllarca aynı sahneyi paylaşanlar, tiyatrosunu bilenler elbette çok daha büyük hikâyeler anlatabilir. Benim anlatacağım öyle büyük bir hikâye değil. Faroz'da, bir balıkçı damında geçen birkaç saat. Yıllar 1997'yi, belki 1998'i gösteriyordu. Genco Erkal, Dostlar

Güven Baykan

Kıyıya Vuran Hatıralar

Elif Aydoğdu Ağatekin'in 10. kişisel sergisi Kıyıda, Gölgeler ve Günlükler, 8 Ağustos'ta Bodrum'daki Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü Erdinç Bakla Sanat Galerisi'nde açıldı. Elif'in işlerini bir süredir takip ediyorum. Bu yüzden sergide karşıma çıkan kırık bir porselen parçasına, eski bir tabağa ya da çocuk figürüne yalnızca o gün gördüğüm bir eser gibi

Güven Baykan

Medine'nin tebessüm çarşısı

Dünyanın uğultusundan geçip şehirlerin suretinde durduğumuzda fark ediyoruz; her şehir tarihiyle içkin. İstanbul akışın bütün bir çeşitliliğini anlatırken iyinin ve güzelin daimi direnişi. Bosna, Srebrenista'nın hüznünü taşısa da dört yüz yıl boyunca bağrında saklandığı Osmanlı'yı yansıtan bir yağmur güzeli. Kudüs mahzun ve soylu. Mekke, Celâlin yankısı olan bir azamet üzerine, vakur.

Nuray Alper

Yaşlılık mı, ihtiyarlık mı

Yaş almakla olgunlaşmak arasında doğrudan orantı vardır diye düşünülür. Gerçekten var mıdır Yaşlanmak, yaşadıklarımızın artması demek.Hikâyelerimizin, hatıralarımızın çoğalması demek. Peki, yaşanan bunca şey, neye sebep oluyor acaba ünkü insan ne yaşarsa yaşasın, aynı olay bile farklı algılanır, farklı yaşanır bünyelerde. Yaşlılığın işte burada bir yerlerde olgunlaşmaktan ayrıldığını düşünüyorum.

Havva Küçük Konur

Hamaset değil potansiyel

Önemli bir değişiklik şart. Bir şey değişir mi, eldeki potansiyel kullanılsa bir şey değişir mi Potansiyel kendinden mi, ithal mi, kopya mı, ithal ikame mi Beklenir ki kendinden olsun. Herkesin gördüğü gibi kendinden değil. Potansiyel ithal, koya ya da ithal ikame. Bunlarla nereye kadar gidilir. İthal edilen, kaynak ülke ihraç etmiyorum dediğinde orada biter, bitiyor nihayetinde. Kopya bir

Cafer Keklikçi

İtaat özgürlüğün düşmanıdır

İtaat koşulsuz bağlılıktır. Varoluş kendini bütünüyle karşı tarafa bağlar ve her hangi bir sorgulamaya girme gereği duymaz. İtaat edilenin itaat edene üstünlüğü buradan kaynaklanır. İtaat etmek; öznelliğinden vazgeçmek, varoluşun imkanlarını bir tarafa bırakmak, eyleyiş potansiyelini unutmak, dondurulmuş bir kütle gibi karşı tarafın nesnesine

Prof. Dr. İsmet Emre

Etkili sözler

Diyarbakır'ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı. Yazlık sinemada o günler Romeo ve Juliet filmi gösteriliyordu. Herkesin dilinde Romeo ile Juliet! O günlerde Köy Enstitüsünde öğrenciydim. Elimde sinemaya gidecek para yoktu. Filmi yıkık bir binanın damından, yıkık bir yapının içindeki boşluktan izlemiştim. Romeo'nun, Juliet'in dilinden sevda sözleri fışkırıyordu.

Adnan Binyazar

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman