Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

İşsizlik düştü ama ekonomi aşırı ısındı mı

Türkiye'de resmî işsizlik oranının yüzde 7,6'ya gerilemesi sosyal açıdan olumlu görünmekle birlikte, işsizlik oranı enflasyonu hızlandırmayan düzeyin—NAIRU'nun—belirgin biçimde altına inmiş olabilir. Bu durumda ekonomi, mevcut üretim ve verimlilik kapasitesinin üzerinde çalışmaktadır. Ortaya çıkan enflasyonist açık, bir taraftan dezenflasyonu zorlaştırırken diğer taraftan ithalatı ve cari açığı büyütmektedir.

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Sâre Hanımefendi

Eşi Başbakan olduğu zaman, hakkında bir yazı kaleme almıştım. Almış ama "Acaba erken mi" diye düşünmeden edememiştim. Çünkü siyâset, o kadar çok muhâfazakâr hanımı değiştirmişti ki böyle düşünmekte haksız değildim. Çok şükür, benim gibi düşünenleri yanıltmadı.Tahsilli muhâfazakâr kadını, lâyıkıyla temsil etti. Özgün ve kişilikli duruşu vardı. Ne eş durumundan makam sâhibi

Kerime Yıldız

Ümidin ya da aşkın kadarsın

CİMRİLİKÖnemli hastalıklarımızdan biri de cimrilik. Selâm cimriliğimizden sofra cimriliğine uzanır bu liste. Cimrilik ve korkaklık; cömertlik ve cesaret beraber gezermiş; bu da hatırda dura! Aman kimseler görmeden geçip gideyim şuradan! Şunu tek başıma yiyeyim yalnızlığına, hırsızlama tavırlara atıyoruz kendi kendimizi. Bu bizim dünyaya yapışıp kalmışlığımız, dünyayı ebedî sanışımız hayra alâmet değil..

Ali Hakkoymaz

Tecrübeli ruhsuzlar

Sessiz acıların şairi Ferruhzad, "Kuş ölür, sen uçuşu hatırla." demişti. Ama bu olaydan sonra insanlar öyle kırıldı ki, ne kuşa bakabilir, ne de uçuşu hatırlayabilirdi artık. Hassas duyguları yıkılırsa geriye insana dair ne kalır İşte asıl trajedi de burada başlıyor. Bugün "tecrübeli" dediğimiz

Ahmet Can Karahasanoğlu

Hamaset değil potansiyel

Önemli bir değişiklik şart. Bir şey değişir mi, eldeki potansiyel kullanılsa bir şey değişir mi Potansiyel kendinden mi, ithal mi, kopya mı, ithal ikame mi Beklenir ki kendinden olsun. Herkesin gördüğü gibi kendinden değil. Potansiyel ithal, koya ya da ithal ikame. Bunlarla nereye kadar gidilir. İthal edilen, kaynak ülke ihraç etmiyorum dediğinde orada biter, bitiyor nihayetinde. Kopya bir

Cafer Keklikçi

Umuda saldırı

Emperyalizmin düzeni; insanın emeğini, onurunu, sevgisini, özverisini katarak yarattığı "insani"; halkların katliamlara, hapishanelere, işkencelere, darağaçlarına karşın elde ettiği "ulusal"; insanlığın yüzlerce yıldır süren savaşımıyla kazandığı "evrensel" değerleri çürütüyor. Emperyalizmin düzeni ülkemizde de bellekleri silerek insani ve ulusal değerlerimizi yok etmeye çalışıyor.

Öner Yağcı

Zulüm bitmemiş ki!

Burada devletin böyle olanlara pozitif ayrımcılık yapıp bir işe yerleştirmesi lazım. Erkeklerde böyle bir mesele yaşanmıyor. Ne olacak bu durum İktidara gelsen ne gelmesen ne Sonra çocuklar içlerine düştükleri buhranın anaforuyla hükümete saldırıyor, hükümete güvenmenin bedelini çekmeye başlıyorlar. "Gençler Ak Parti'ye oy vermiyor.

İdris Günaydın

Transfer söylentilerinin endüstrisi

Bazen düşünüyorum. Acaba yıllardır transfer dönemlerinde Türk takımlarıyla adı anılan futbolculardan bir kolaj yapılsa nasıl bir manzara ortaya çıkar Belki de dünyanın en pahalı, en yıldızlarla dolu hayali kadrolarından biri oluşurdu. Bir dönem Galatasaray'a yazılan isimler, ertesi gün Fenerbahçe'ye, ardından Beşiktaş'a, sonra Trabzonspor'a... Transfer sezonu boyunca gazetelerin spor sayfaları bu isimlerle dolar taşardı.

Mehmet Biten

...Hayali cihan çökertir! (2)

"Geçmiş zaman olur ki hayâli cihan değer."Adını bilmeyenlere dahi bu güzel mısrâını 16. yüzyıldan günümüze ulaştırabilmiştir Hayâlî. Bugün ne Hayâlî gibi tevriyeyi böylesine ustalıkla kullanan şairler kaldı; ne de dönüp baktığımızda "hayâli cihan değer" diyebileceğimiz hatıralar... *** *4 Temmuz 2003'te Kuzey

Nahit Topaloğlu

Nasihatler

Yolcuya Nasihatler, Mücahit Kocabaş'ın ilk kitabı. Nefis bir kapakla okuyucuya ulaştırılan eser, Akıl Fikir Yayınları tarafından neşredildi. İnsanoğlu garip, nasihatlerden pek hoşlanmaz ama aslında herkesin/hepimizin, her zaman büyüklerin öğütlerine ihtiyacı vardır. Yazar, İslam tarihi boyunca Hazret-i Ali Efendimizin İdarecilere Nasihatler ile Şeyh Edebâli'nin Osman

Mehmet Nuri Yardım

İtaat özgürlüğün düşmanıdır

İtaat koşulsuz bağlılıktır. Varoluş kendini bütünüyle karşı tarafa bağlar ve her hangi bir sorgulamaya girme gereği duymaz. İtaat edilenin itaat edene üstünlüğü buradan kaynaklanır. İtaat etmek; öznelliğinden vazgeçmek, varoluşun imkanlarını bir tarafa bırakmak, eyleyiş potansiyelini unutmak, dondurulmuş bir kütle gibi karşı tarafın nesnesine

Prof. Dr. İsmet Emre

Maria Pia'nın eşeği, Hacı Bekir'in beyaz çevirmesi

Kış, Allah gazabı, kuluna azabı. Havalar soğudu, 3 Aralık'ta yurdun batı kesimlerinde saatte yüz on kilometre hızla esen rüzgâr cam, çerçeve ve çatı ne varsa indirmiş, ağaçları ise köklerinden söküp uzaklara savurmuş. Bunun peşi mutlaka grip salgını. Ayın sonuna doğru gazetelerden sadece Eskişehir'de bile yüzlerce memûrun ve işçinin salgından yatağa düştüğünü okuyacaktık. Kışı kim

Taner Ay

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-2

Mustafa Ruhani, ilk karşılaşmasını Aşağı Sivri köyüne gelen Narmanlı Âşık Divani ile yapmıştır. Daha sonra çok sayıda âşıkla karşılaşma fırsatı bulmuştur. Başta Konya Âşıklar Bayramı olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde düzenlenen âşıklar toplantılarına ve yarışmalara katılan Ruhani, bu toplantılarda kendini kanıtlayarak çeşitli ödüller almıştır. Yurt dışında da çeşitli programlara katılmış, Almanya, Belçika, Hollanda ve Fransa'da programlar yapmıştır.

İsmail Bingöl

Benim Çocukluğumda Okul Vardı

Ben ilkokulu Trabzon İsmetpaşa İlkokulu'nda okudum. İlk öğretmenim Orhan Duman'dı. Okulumuz kaloriferli değildi; koridorlarında soba kokusu dolaşırdı. Yine de hiç üşüdüğümü hatırlamam. ünkü biz daha gelmeden okul çoktan ısınmış olurdu. Dört hadememiz vardı. Aradan yıllar geçti, ikisinin adını hâlâ unutmam: Ali Amca ve Ayşe Teyze.

Güven Baykan

İnsanlığı Yeni Bir "Cevherî Hareket"e İhtiyacı Var!

Medeniyet, çoğu zaman şehirlerin büyüklüğü, yapıların görkemi, yolların genişliği ve teknolojik araçların çokluğu üzerinden tarif edilir. Hâlbuki bütün bunlar, medeniyetin kendisi değil; olsa olsa onun dış dünyada bıraktığı izlerdir. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, inşa ettiği binalardan önce yetiştirdiği insanın niteliğinde aranmalıdır. Çünkü

Fatih Yüksektepe

Yolun açık Ahmet Ümit!

Ahmet Ümit'in merakla beklenen yeni romanı, yazarın doğum günü olan 30 Eylül'de yayımlanacakmış.Kitabın dağıtımı da ekim başında tamamlanmış olur.Bu kitabın adı henüz netlik kazanmamış.İtalya ve Türkiye'de geçen bu tarihi polisiye roman, Roma İmparatorluğu ile Anadolu'nun köklerini konu alıyor. Kitapla ilgili daha fazla detaya sahibim, çünkü kendisiyle de konuştum.

Sayım Çınar

İnsanlığın Yeni Bir "Cevherî Hareket"e İhtiyacı Var!

Medeniyet, çoğu zaman şehirlerin büyüklüğü, yapıların görkemi, yolların genişliği ve teknolojik araçların çokluğu üzerinden tarif edilir. Hâlbuki bütün bunlar, medeniyetin kendisi değil; olsa olsa onun dış dünyada bıraktığı izlerdir. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, inşa ettiği binalardan önce yetiştirdiği insanın niteliğinde aranmalıdır. Çünkü

Fatih Yüksektepe

Filistin'de Kan ve Gözyaşı

Yeryüzünde zulüm devam ediyor; özellikle de İslam coğrafyasında... Adeta her yer Kerbelâ, her an âşura (Hicri Muharrem ayının 10. günü)... Gün geçmiyor ki kan, gözyaşı, zulüm ve bombalar eksilmesin; gün geçmiyor ki adalet ve insanlık ayaklar altına alınmasın. Kim siper edecek gövdesini bu hayasızca akının. Gazze'de Dört Kız Kardeş ve Annesi Filistin'in

Eyyüp Azlal

Mum dibine ışık vermez mi

"Mum dibine ışık vermez" cümlesini hep "insanın en yakın çevresine faydası olmaz, hep başkalarına, daha uzaktakilere faydası olur" diye yorumlardım. Bu sözün amacı da öyledir.Ama geçen sabah bir şey fark ettim. Mumun ışığından faydalanmak istemeyenlerin hiç kabahati yok mu İnsan en yakınlarını hep bazı etiketlerle kodlar. Anne, baba, evlat, eş, abi, abla, yeğen, kuzen...

Havva Küçük Konur

İnsan, hayâl ettiği şeydir

Saz bedenli gencecik kızlar, insanlık kıyafetini çoktan çıkartmış mahlûkat tarafından kullanılıp balkondan atılıp dere yataklarına gömülüp, tarla kenarlarına... Modern olacağız diye, çıplaklığı en ileri çağdaşlık diye, "ne var bunda" diye sunarak kızlarımızı kurban... Burnumuzun direğini testosteron kokularıyla kıran taciz...

Cem Sancar

Kalbimizin kızıl saçlı bacısı

Altunizade Nurhayat Hanım ile gazeteci Ahmet Muhtar Bey'in ortanca kızı olarak 23 Aralık 1906'da İstanbul'da doğar Piraye. Ailesi işgal altındaki İstanbul'dan Bursa'ya taşınınca bir süre daha devam ettiği eğitimini yarım bırakır. On altı yaşındayken Darülbedayi'de oyunculuk yapan Vedat Örfi ile evlenir. İlk çocukları Suzan'ın doğumundan sonra Vedat Örfi Paris'e

Filiz Aygündüz

Kur'ânî ilaçları alabilmek

Maddî manevî çeşitli hastalıkların kıskacındaki asrımız insanı vicdanen bir çıkış yolu aramakta.Sokakta, çevremizde, yakınlarımızda müşahede edebileceğimiz bu arayış sebebiyle yeni metotlar, kişisel gelişim planları, farklı yollar çıkmaya devam ediyor. Ancak materyalist yaklaşımların güdümündeki asrımız, maneviyata yönelimi dahi belli bir rasyonellikte ele aldığından, bazen bu manevî yönelimlerden de beklenen meyveler elde edilemiyor.

H. Muharrem Okur

Etkili sözler

Diyarbakır'ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı. Yazlık sinemada o günler Romeo ve Juliet filmi gösteriliyordu. Herkesin dilinde Romeo ile Juliet! O günlerde Köy Enstitüsünde öğrenciydim. Elimde sinemaya gidecek para yoktu. Filmi yıkık bir binanın damından, yıkık bir yapının içindeki boşluktan izlemiştim. Romeo'nun, Juliet'in dilinden sevda sözleri fışkırıyordu.

Adnan Binyazar

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Hâli derinleştirmek

Üslûp ey! Üslûp kişinin dokusu, duyguya ve düşünceye dokunuşu, tabiatı, rayihası, kendini ortaya koyuş tarzı. Bu yüzden "kötü söz sahibine aittir" denmiş ve bu yüzden iyi ve yumuşak olan her şey kalbin aynasına hasredilmiş. Peki sessizlik O da dâhil üslûba. Çünkü sessizlik kelâma dâhil; duruşa ve insana. "Üslûb-û beyan aynıyla

Nuray Alper

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman