Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Mobilya sanayi: KOBİ ekonomisinin aynası

Bir aile toplantısı sebebiyle Bursa İnegöl'deyim. İnegöl deyince akla gelen iki şey İnegöl Köfte ve Mobilyadır. Bu sebeple bugünkü yazımda size Mobilya Sanayii'ni analiz etmek istedim.GİRİŞMobilya sanayi ilk bakışta gündelik hayatın içinden, sıradan bir tüketim malı sektörü gibi görülebilir. Masa, sandalye, koltuk, yatak, mutfak dolabı veya ofis

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

On Yedinci Sözdeki Mahmud kim (3)

Gazneli ile Ayaz arasındaki muhabbet, Mevlânâ'nın Şems'e duyduğu aşk gibidir. Bu tasavvufî aşkı, beşerî bir sevdâ sanan nâdanların bazısı cehaletlerinden, kimisi de kasdî olarak hakikate mugayir yorumlarla zihinleri bulandırmışlardır.Üstad, -zihinler bulanmasın diye- "Âşık olduğu Ayaz adlı has adamından ayrılan Sultan Gazneli Mahmud gibi, sevgililerinden ayrılan âşıkların..." şeklinde bir açıklama cihetine gitmemiş.

Nahit Topaloğlu

Kapının açılmasını isteyen adam öldü

Elbette bazı esmaları tekrar etmek evrendeki kozmik enerjiyi harekete geçirir. Fakat siz, gelecek olan mükâfata hazır olduğunuzdan nasıl emin olabiliyorsunuz Bir yorum okudum. Kadın diyor ki: "Bir çocuğum olmasını istedim. Doktor doktor dolaştık. Her türlü tedaviyi denedik. Üfürükçülere, hocalara gittik. Yıllar geçti, çocuğum olmadı." Sonra, ısrarla çocuk istediği için eşinden ayrılmış. Kadın devam ediyor:

Ahmet Can Karahasanoğlu

Yaşamak zenginleşsin diye

YAŞAMAK NEYDİ ÖĞRETMENİMDünyanın moralini bozan birileri var. Yoksa niye bunca gürültü patırtı üst üste Hayatın bize garezi mi var! Moral bozanların; bozulur morali bir gün. Bir de değer mi bu kısacık hayatta! Demek, birilerini üzmekten zevk alanlar var. Bu iş uzar; mesele anlaşılıyor; yaşamak herkesin becerdiği bir şey değil. Yani insan gelip insan gitmek herkesin işi değil. Ben vazgeçtim matematikten, fenden, felsefeden; yaşamak neydi öğretmenim

Ali Hakkoymaz

Yürüyüş


Yürüyüş deyince aklıma ilk Spartaküs geliyor: MÖ 73'te, Roma İmparatorluğu'nda 60 kişiyle başlayıp Alp Dağlarını aşarken sayısı yüz binlere ulaşan kölelerin yürüyüşü. Yakın tarihteki yürüyüşler geliyor aklıma: 1930'da, Gandhi'nin yüz binlerin katılıp 60 bin kişinin tutuklandığı,

Öner Yağcı

Hâlâ o korku!

Adam, korkudan olsa gerek, "Hakim bey! Ben bir hata yaptım; isterseniz bana inkar et deyin inkar edeyim" deyince hakimin şartelleri atıyor ve "defol gözüm görmesin" diyerek adamı tersliyor. Şimdi dövende şu korku var: «Okumuş taife genelde din karşıtıdır. Halk Parti dönemlerindeki gibi inananlara mesafelidirler."

İdris Günaydın

Atatürk'ten görüşler

Bir ülkenin kültürel yönden gelişiminin kaynağı eğitimdir. Atatürk de bir ülkenin çağdaşlaşmasını kültüre bağlar. Askerliğinden cumhurbaşkanlığına değin, okullarda öğrencilerle yüz yüze geldiğinde onların eğitim düzeyini anlamaya çalışmıştır. Bu yönüyle Atatürk, en başta her düzeydeki kişileri iyi eğiten bir öğretmen anlayışındadır. Son yıllarda,

Adnan Binyazar

Abdurrahim Karakoç

Bizim Anadolu topraklarında ulu dağlar gibi yüce şairlerimiz vardır. Yaşarken de çok sevilir, vefatlarından sonra da rahmetle, muhabbetle anılır ve hiçbir vakit yerleştikleri gönül tahtımızdan inmezler. Abdurrahim Karakoç bu abide şahsiyetlerden biridir. Şiirimizin her zaman bir ulu çınarı olarak tanınır, bilinir ve sevilir. Henüz çocuktuk. 1970'li yıllardı. "Kör

Mehmet Nuri Yardım

Körler ülkesinde uyanık olmak

Karanlıktan niye korkarız Cehaletten hoşlanmayışımızın sebebi nedir Neden hep aydınlık bir dünyanın hayallerini kurarız Uyanış neden önemlidir Teyakkuz ile uyuşukluk neden hayat ile ölüm kadar birbirine uzaktır Jose Saramago'nun Körlük adlı romanı bir bakıma bu sorulara bazı cevaplar veriyor. Her ne kadar metin, fizyolojik körlüğün insan hayatında yarattığı olumsuzluklar üzerine kurgulanmış

Prof. Dr. İsmet Emre

"Buzzzzz gibi Alaska frigooooo!"

'69'da Suâdiye'de oturduğumuz Uğur Apartmanı'ndaki caddeye bakan dairemizi iyi anımsıyorum. Girişte solda mutfak, sağda tuvalet vardı. Oradan salona geçiliyordu. Salonun sağındaki kapıdan girinceyse, sağda ve solda iki oda ve onların ortasında bir banyo karşımıza çıkıyordu. Salonun sadece iki duvarında pencere yoktu, oralara da babamın Siirt'te yaptırdığı siyaha boyalı

Taner Ay

Balina Görünce Ne Yapmalı

Memleket dert üstü dert yaşıyor. Ama merak etmeyin, ekranda her şey yolunda. Mutlak butlanlar havada uçuşuyor, seçilmiş belediyelere operasyonlar düzenleniyor, sandıktan çıkan iradenin başına kimi zaman kayyım, kimi zaman soruşturma, kimi zaman da "bekleyin bakalım" gölgesi düşüyor. Şirketlere kayyım atanıyor, enflasyon cebimizdeki parayı sessiz sedasız kemiriyor, atamalar liyakatin değil sadakatin merdivenlerinden inip çıkıyor.

Güven Baykan

Çeşme'de Gastronomi Film Festivali

.* Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali, Çeşme'ye çok yakışıyor. Geçen yıl da Urla'da olmuştu. İki yıldır takip ediyorum, henüz bebek bir festival. Umarım önümüzdeki yıl daha da iyi olur.* İlgimi çeken etkinlikleri izlemeyi de başardım. Bekir Kaya'nın moderatörlüğünde Celal Uysal ve Osman Serdaroğlu'nun

Sayım Çınar

İnsan, Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneğinde aile ve gençlik...

Gönül âlemi maddî kazançlardan ziyade manevî temasların, kendini mutmain kılacak hâl alışverişlerinin önemini kavrayan tecrübelerle doludur. Özellikle erişim ve iletişime katkı maksadıyla yola çıkarken insanı nitelikli hasbihâllerin uzağına düşüren, onu derinlik ihtiva eden yolculukların gerisinde bırakan, mekanikleştiren sanal sistemler, etrafa adeta bir metal, bir naylon kokusu yayar ve

Nuray Alper

Kültürel mirasın izinde

Şehirler, sadece taştan ve topraktan ibaret yapılar değildir; üzerine sinmiş hatıraların, kuşaktan kuşağa aktarılan kodların ve estetik bir ruhun taşıyıcılarıdır. Ancak modernleşme sancıları, hoyrat şehirleşme pratikleri ve tüketim odaklı yaklaşımlar, bu kadim ruhu zedelemeye devam ediyor. İşte tam da bu noktada, kalemiyle ve duruşuyla "kültürel hafızanın nöbetçiliğini" yapmaya çalışan bir eğitimci ve yazar olarak, yollara düşüyorum.

Eyyüp Azlal

Bozkırın Vicdanı

Neşet Ertaş'ı yalnızca büyük bir halk ozanı, güçlü bir saz ustası ya da bozkırın sesi olarak tanımlamak eksik kalır. O, Anadolu'nun yüzyıllar boyunca biriktirdiği ahlâkı, sevgiyi ve insan anlayışını türkü formunda bugüne taşıyan bir vicdan dilidir. Onun sözleri, melodiden önce insanın içini titreten bir hakikat taşır. "Gönül kimi severse, aşk onda güzeldir"

Mehmet Biten

Şûle: Kol kırılır yen içinde kalır

Önce Emine Erdoğan'ın, 25 Kasım 2019'da Dünya Kadına Şiddetle Mücadele Günü kapsamında yaptığı konuşmada geçen bazı ifadeleri hatırlatmak istiyorum."Erkekler, kadınları mülk edinemezler. Üstünlük iddia edemezler.""Söz konusu olan şiddetse kol kırıldığında yen içinde kalamaz!""Mahrem alan, şiddetin uygulanmasına zemin olduğu anda, insan hakları ihlâli başlamış demektir."

Kerime Yıldız

Bir duygusal yük ve hafifleme hikâyesi

Önce, 2025 Cannes Film Festivali'nin ana yarışmasında prömiyerini yaparak Grand Prix ödülünü kazandı. 2026 Oscar Ödülleri'nde En İyi Uluslararası Film ödülünü alarak Norveç sinemasında bir ilke imza attı. Yine aynı yıl Avrupa Film Ödülleri'nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senarist, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu olmak üzere beş ödülü ülkesine götürdü. 83. Altın

Filiz Aygündüz

Gençlere karşı üslup ve yaklaşım

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİKSon iki yazımızda işlediğimiz "Gençlerimiz" ile ilgili meseleler elbette uzmanları tarafından kitap telif edilebilecek hacimde meseleler. Bu konunun yediden yetmişe herkesi ilgilendiriyor olması da aslında doğrudan memleketimizin hatta âlem-i İslâm'ın geleceğini etkiliyor olmasından kaynaklanıyor. ünkü bir ülkenin gençlerinin çoğunluğunun

H. Muharrem Okur

Aynada çalışılmış hareketler

Sahne sanatları çalışanlar bilir. Bazı jestler mimikler roller aynada çalışılır. Bu sadece oyuncuların değil modern bireyin de yaptığı bir şeydir. Fakat aynada çalışılan görüntü normal hayatta çoğu kez foslar. Televizyonda, sosyal medyada, orada burada tanıdığımız oturaklı insanların yekûnlu bir eleştiriye tosladıkları an nasıl edepsiz bir şirret haline geldiğini görür şaşırırız. Ya da halim

Cem Sancar

Acıyı Resmeden Bir Erzurum Türküsü: Göç Göç Oldu Göçler Yola...

Yandın ki ne yandın... Sevdaya düşmüş olsan da yandın sevdasız olsan da... Yüreğini bir zulmün közleri dağlasa da yandın dağlamasa da... Deryalar söndüremez bu ateşi, gül dindiremez bu iniltiyi, hiçbir korku sindiremez bu acıyı... Kopup gelen bir çığ gibi alır içine seni ve nefessiz bırakır sineni... Dağlar koşar feryadına, taşlar ağlar; dereler, çaylar söndürmek için su taşır; her mısrada,

İsmail Bingöl

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

İran İhtimaldi Gerçekleşti

ABD tarafından işgal edilmeyen iki İslam ülkesi kaldı biri Türkiye diğeri İran, bakalım hangisine öncelik verilecek demiştik daha iki yıl önce. Daha önce de yani üç yıl önce de beş yıl önce de dile getirdik, işgal meselesini. O zamanlar çok uzakmış gibiydi ama şu an ABD İran'ı istediği zaman bombalıyor. BOP gereği İslam ülkeleri işgal edilecekti, ediliyor. İran'a dokunamazlar deniliyordu

Cafer Keklikçi

Sıradanlığın Sıra Dışılığı!

İnsan bazen kendini bulmak için yola çıkar; fakat yola çıkarken yanına kendine ait olmayan o kadar çok yük alır ki, vardığı yerde artık kendisi değildir. Üzerine giydiği tavırlar, seçtiği kelimeler, yüzüne yerleştirdiği ifadeler, kalabalıkların gözünde oluşturmak istediği suret, zamanla onun gerçek yüzünü örten ince ama

Fatih Yüksektepe

Recep Kök Ağabeyim

Sessiz sedasız bir hizmet kahramanını daha gönderdik vatan-ı asliye. Şu aralar peşpeşe ahirete uğurladığımız ağabeylerimizi düşündükçe...Önce İzmir'in ana umdesi, yılların Yeni Asya temsilcisi Hasan Şen ağabeyimiz, ardından Yeni Asya'da uzun yıllar farklı birimlerinde görev yapagelmiş kadim Yeni Asya çalışanlarından Abdullah Eraçıkbaş ağabeyim... Ve ardından Karabük/Yenice'nin ilk eczacısı ve Yeni Asya temsilcisi Recep Kök ağabeyim...

Havva Küçük Konur

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Bir kelime kalmalı bizden

Bülent Akyürek ağabey vefat etmeden önce ara ara gençlere kendisinden bahsedip son kitabı ''Satılık Adam'' romanını tavsiye ediyordum. Sürekli üreten, konferanslar veren, kafa patlatan Bülent Akyürek'in uzun bir ayrılık sürecinden -on dört yıl sonra- yazdığı bu kitabı okuyup, yazmalı, üzerine röportajlar yapmalıydı. Necmeddin Ali Yılmaz kardeşimiz Millî Gazete için röportaj için aradığında takatinin olmadığını, ölüm döşeğinde olduğunu söylemişti.

Burak Tekiner

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman