Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

CHP'lilere samimi çağrımdır

Bu adam dini tahkir ediyor.... O gece veya başka programlarda onu alkışlayanlar da fasık. Kur'an ile alay eden, kurban ile alay eden densizlerin Ebu Cehil'den farkı nedir. Biliyorum ki; CHP içinde namaza devam edenler de var. Yahu sizi ne akıllandıracak Müftüyü dinlemezsiniz, imamı dinlemez siniz; Kur'an'a inanmazsınız... Sayın CHP'liler! Bir arkadaşınız "

İdris Günaydın

Yeni kalemlerden seçkin eserler

Yazı Editörlük ve Medya Kursu'nu tamamlayan 30 öğrenci, mezuniyet belgelerini dün aldı. Yeni kalemlerin seçkin eserleri, dikkat çekiyor. İstanbul ve civarındaki bazı illerde verdiğimiz Yazı Editörlük ve Medya Kursu'muz, şükürler olsun ki 19. yılına girdi. Türk Edebiyatı Vakfı'nda üç aydan beri kursa devam eden

Mehmet Nuri Yardım

Yaşar Kaplan ve edebiyat

Yazar, çevirmen ve fikir adamı Yaşar Kaplan, Türk düşünce ve edebiyat dünyasında yalnızca telif eserleriyle değil, kazandırdığı nitelikli çevirilerle de önemli bir yer edinmiştir. Etimolojiye duyduğu ilgi, yabancı dillere olan hâkimiyeti ve farklı medeniyet havzalarını birlikte okuyabilme kabiliyeti, onun entelektüel kimliğini belirleyen başlıca özelliklerdir. Kaplan, çeviriyi yalnızca bir

Eyyüp Azlal

Arabadaki taş izi

Hafta içi gündemle alâkalı bir konu çıkınca pazar gününü bekleyemiyorum. Cumartesi gelince de bâzen ayazda kalıyorum. Yine öyle oldu. Bunaldım. Hem su doldururum hem de kekik toplarım niyetiyle Hacıosman Yaylası'na doğru yola çıktım. Eriklitepe'den İznik'e dönüş yolu kapalıydı. Yol yapımı varmış. Yolun iki yanında papatyalar açmış. Dönerken durup biraz topladım.

Kerime Yıldız

Ölçüde Hayat Var

Pazar sabahları, zamanın insana biraz daha cömert davrandığı anlardır. Haftanın koşuşturması yerini yavaşlığa bırakır; sokaklar biraz daha sessiz, kahvenin buharı biraz daha anlamlı görünür. İşte tam da böyle sabahlarda insan, dış dünyadan çok kendi içine bakma cesareti bulur. Belki balkondaki solgun çiçeğin saksısını değiştirme vakti gelmiştir. Toprağa dokunmak, insanın kendi toprağına dokunması

Mehmet Biten

Sinsi ve dolandırıcı

Bazıları sinsiyi gözünden tanır. Öyle derler. Sinsinin bakışlarında hep bir kaçamak, fıldır fıldır bir tuzak vardır... "Hınç İnsanları" bahsinde dediğimizi tekrarlayayım: Sinsi aslında "korkak ve iktidarsız" biridir. Ama zekidir. Zekânın çok övülecek bir şey olmadığının da ispatıdır.

Cem Sancar

Kalbimizin kızıl saçlı bacısı

Altunizade Nurhayat Hanım ile gazeteci Ahmet Muhtar Bey'in ortanca kızı olarak 23 Aralık 1906'da İstanbul'da doğar Piraye. Ailesi işgal altındaki İstanbul'dan Bursa'ya taşınınca bir süre daha devam ettiği eğitimini yarım bırakır. On altı yaşındayken Darülbedayi'de oyunculuk yapan Vedat Örfi ile evlenir. İlk çocukları Suzan'ın doğumundan sonra Vedat Örfi Paris'e

Filiz Aygündüz

Şiir partisi

Anlaşıldı;İş bana düşecek gibi... Bir "Şiir Partisi" kurmalıyım. Yalansızlığı görsün millet. Tebessümü... Öyle asık suratlar ne ok anlam olacak bir mısrada... Kelimeler renkten renge... Ama yüzler tek olacak o yerde. Kimsenin rengine karışmak yok.

Ali Hakkoymaz

Adaleti yakınına uygulayabilmek

Sorumluluk duygusu ve vicdan burada devreye giriyor. Öyle bir çözüm buluyor ki, hem adaleti zedelemiyor, hem de merhameti... Cezayı annesi yerine kendisinin üstlendiğini söylüyor. Rivayete göre bu kararı vermeden önce bir gece istihareye yatıyor. Cezayı uygulayacak olan görevliye ise şöyle diyor: "Eğer kırbacı vururken en küçük bir hafifletme hissedersem seni de cezalandırırım."

Ahmet Can Karahasanoğlu

Türkiye'de üretim tarzları ve ahlak çatışmaları: Göçebelikten...

Geçen hafta ailece yurt dışına seyahate gittiğimiz için yazılarımı yazamadım. Onun için bugün kaldığımız yerden devam edeceğiz. En son yazımda bir toplumdaki değişimin farklı katmanlarda farklı hızlarda gerçekleştiğini ve bu değişim hızlarındaki faz farkının toplumsal yapıda kırılganlıklara yol açabileceğinden bahsetmiştik. Önemli olan değişimi karşı çıkmak ya da "Ne olursa olsun değişelim!"

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Okuma programları

Bir annenin evladıyla ilgili yaşayacağı en büyük saadet nedir deseler, duraklamadan okuma programına bavul hazırlığı derdim.O bir bavul hazırlığı gibi değil, istikbale attığın çekirdek gibi gelir bana. Hani çam ağaçları, bir orman yangını olduğunda kozalaklarını ileriye doğru fırlatırmış ya hani; "Ben yandım o yanmasın, yangından çok uzağa gidebilsin, orada yeşerip neşv-ü nema bulabilsin" fırlatışıymış ya o. İşte öylesi bir şey.

Havva Küçük Konur

Gücün Zulüm Sistemi

Sisteme başkaldırmak bedel ister. Müslümanlar ya o bedeli ödeyecek ya da bu hâlihazırdaki sistem devam edecek. Sistem, 1. ve 2. dünya savaşlarında ABD'nin galip gelmesiyle tesis edilmiştir. ABD'nin galibiyeti elbette tek başına değil; Avrupa'dan İngiltere ve Fransa ABD'nin emir eridir. ABD, ilk kez atom bombasını kullanarak diğer devletlere karşı kesin üstünlük kurmuştur. Sistemin

Cafer Keklikçi

Yangın yıllarının doğurduğu şair

Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nde sınıf arkadaşıydık Ahmet Telli'yle (1969).
Şiiri bu kadar güzel okuyan DEV-GEN'li bir şairle yoldaş olmanın gururunu, keyfini yaşadım. 
12 Mart dönemi ayrılıklarında mektuplaştık.
 1978'de yine kesişti yollarımız: Ankara Atatürk Lisesi'nde öğretmendi, Türkiye Yazıları dergisiyle ilgileniyordu, ben TÖB-DER yönetimindeydim.


Öner Yağcı

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-1

Âşıklar arasında adı sanı, sevgisi, saygısı olanlardan biri de Âşık Mustafa Ruhani'dir. Asıl adı Mustafa Temel olan âşığın babası, aynı köyde çiftçilikle uğraşan, nalbantlık, duvar ustalığı, hızarcılık gibi işlerle de uğraşan Ahmet, annesi ise Ayşe Hanım'dır. İkisi kız, dördü erkek olan altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur.

İsmail Bingöl

Moda'da Meral'in kırmızı vinilden Go-Go çizmeleri Altıyol'da...

Benim için '69 yılında İstanbul, Suâdiye'den Bostancı'ya, Şaşkınbakkal'dan Caddebostanı'na, Kadıköyü'nden Moda'ya ve Karaköyü'nden Taksim'e kadarki güzergâhlardı. Bugün 18 Ekim olsun, Cumartesi, eskiden Cumartesi günleri okullar yarım gündü, son dersten çıkıp çantamı Uğur Apartmanı'na veya Arif Damar'ın Yeryüzü Kitabevi'ne bırakıp akşama kadar

Taner Ay

Kavrayış yolcuları

Derin kavrayış Tanrı'nın bir lütfudur. Orada, o şekil durur ve eşyanın mahiyetini düşünürsünüz. Her düşsel yolculuk yeni bir keşif demektir. Her sorgulama yeni bir kaynağa eğilme, her çözüm yeni bir ruh serinlemesi demektir. İçinizdeki hareket tutkusu kımıldamaya başladığı andan itibaren artık bir kavrayış yolcususunuz. Nereden geldim, burası neresi, nereye gidiyorum, neden ibaretim, kimim,

Prof. Dr. İsmet Emre

Kalpteki şüphe imanı giderir mi-4

Müzâkereli derste "Şek ile imanın zâil olmayacağı" anlaşılmıştı. Neticeyi şair ağabeyime bildirdim.Cevaben, Sorularla Risale-i Nur sitesinden kopyaladığı yazıyı gönderdi: "Âcizâne ben buradaki izaha göre meseleyi değerlendirmiştim; müzakere sonuçlarını gönderdiğin için Allah razı olsun." Sitede hakikaten "Acaba öldükten sonra hesap günü olacak mı"

Nahit Topaloğlu

Üç Nehrin Birleştiği Deniz: İnsan!

İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değildir. O aynı zamanda arzulayan, öfkelenen, korkan, seven, isteyen ve reddeden bir varlıktır. Onu insan yapan şey, bu güçlerden herhangi birine sahip olması değil; bu güçler arasında bir düzen kurabilmesidir. İslam ahlak düşüncesinde insanın olgunluğu, hislerini yok etmesinde veya arzularını bütünüyle susturmasında değil, her kuvveyi yaratılış gayesine uygun

Fatih Yüksektepe

Eşeğe Ters Binenlerden Ters Kelepçelilere

Bu hafta Akşehir'deydim. Nasreddin Hoca'nın şehrinde, Hıdırlık Tepesi'nde "Nasreddin'den Günümüze Gülmece" başlığı altında bir araya geldik. Gülmenin yalnızca insanın yüzünü değil, aklını da uyandırdığını konuştuk. Nasreddin Hoca'nın fıkraları tam da böyledir. Önce yüzünüzde küçük bir gülümseme bırakır, ardından sizi beklemediğiniz bir soruyla baş başa bırakır.

Güven Baykan

Huzur içinde uyu Zihni Göktay

Rol aldığı her tiyatro oyununu daha keyifli hale getiren kaç oyuncu kaldı ki"Lüküs Hayat"ta usta oyuncu Zihni Göktay'ı birden fazla kez izlemiş ve zekâsına hayran kalmıştım. Ne de olsa yaş geçtikçe insan yaşlanmıyordu, yaşamadıkça yaşlanıyordu. TRT Arşiv'de kendisiyle yapılmış bir röportajı izlerken hem güldüm hem de hüzünlendim. "Lüküs

Sayım Çınar

Kur'ânî ilaçları alabilmek

Maddî manevî çeşitli hastalıkların kıskacındaki asrımız insanı vicdanen bir çıkış yolu aramakta.Sokakta, çevremizde, yakınlarımızda müşahede edebileceğimiz bu arayış sebebiyle yeni metotlar, kişisel gelişim planları, farklı yollar çıkmaya devam ediyor. Ancak materyalist yaklaşımların güdümündeki asrımız, maneviyata yönelimi dahi belli bir rasyonellikte ele aldığından, bazen bu manevî yönelimlerden de beklenen meyveler elde edilemiyor.

H. Muharrem Okur

Etkili sözler

Diyarbakır'ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı. Yazlık sinemada o günler Romeo ve Juliet filmi gösteriliyordu. Herkesin dilinde Romeo ile Juliet! O günlerde Köy Enstitüsünde öğrenciydim. Elimde sinemaya gidecek para yoktu. Filmi yıkık bir binanın damından, yıkık bir yapının içindeki boşluktan izlemiştim. Romeo'nun, Juliet'in dilinden sevda sözleri fışkırıyordu.

Adnan Binyazar

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Hâli derinleştirmek

Üslûp ey! Üslûp kişinin dokusu, duyguya ve düşünceye dokunuşu, tabiatı, rayihası, kendini ortaya koyuş tarzı. Bu yüzden "kötü söz sahibine aittir" denmiş ve bu yüzden iyi ve yumuşak olan her şey kalbin aynasına hasredilmiş. Peki sessizlik O da dâhil üslûba. Çünkü sessizlik kelâma dâhil; duruşa ve insana. "Üslûb-û beyan aynıyla

Nuray Alper

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

"Yolların ve Suların Şairi" üzerine

Edebiyat dünyasında bir yazarın bir başka yazarın eserleri üzerinde kafa yorması ve bunu kitaplaştırması, vefa adına çok kıymetlidir. Şair ve yazar Özcan Ünlü'nün, Şakir Kurtulmuş şiirleri üzerine kaleme aldığı "Yolların ve Suların Şairi Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası" isimli çalışması, bu türden bir eser olarak Çıra Yayınları arasından Nisan 2026 tarihinde çıktı. Kitabın

Halit Yıldırım

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman