Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

"Kanun adamı olamazsın..."

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİKGeçtiğimiz hafta başında Mehmet Kutlular Ağabeyin vefat yıldönümü münasebetiyle kendisini rahmetle andık. Her Nur talebesi gibi yeri doldurulamayacak müstesna bir zattı. Kendisi ile faaliyetlerimiz hususunda istişare eder, her daim irtibatımızı sürdürürdük. Başta "İşte Hayatım" kitabı olmak üzere hatıralarını anlatan kitaplardan hâlâ

H. Muharrem Okur

Edebiyatın Vicdanı

Edebiyat hayatı sorgular. Bu cümle, sadece teorik bir saptama değil; hakikatli bir edebiyatçının "Niçin yazıyorsunuz" sualine verebileceği en sarsıcı ve etik derinliği olan cevaptır. Bugün edebiyatı bir "hoşça vakit geçirme" ya da basit bir "kişisel dışavurum" aracı olmaktan çıkarıp, onu bir vicdan borcuna dönüştüren temel motivasyon tam da budur.

Eyyüp Azlal

Kendi Gök Kubbemiz

Büyük medeniyetlerin kurucu sanatkârları vardır. Yahya Kemal Beyatlı da, 20. Yüzyıl'da yaşamış mütefekkir sanatkârlarımızdandır. Barbar İsrail ve suç ortağı ABD, dünyanın gözü önünde başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere Filistin, Lübnan ve İran'da masum sivilleri katletmeye devam ediyor. Bu terörü gerçekleştiren suç şebekesi, vicdanlı

Mehmet Nuri Yardım

Arkas'tan İzmir'e yeni yıldız

Bir şehrin kültürel gelişiminde içinde yer alan sanat merkezlerinin önemi büyük. Bu merkezler şehir insanının nefes durakları. Hayata sanatın penceresinden bakıp güzelle ilişki kurma fırsatı. Hepsinden önemlisi sanat izleyicisi yetiştirme konusunda rehber kurumlar. İzmir bu açıdan şanslı. Zira arkasında, İstanbul için sanat yatırımı yapmayı düşünür müsünüz sorusuna "Ben paramı İzmir'e

Filiz Aygündüz

Bir akademisyenin üç hali

Onunla ilk karşılaşmam, 2006 yılında oldu. Ulusalcılığın fırtına gibi estiği yıllardı.Ankara'da bir vakfın çarşamba sohbetine gittim. Konuşmacı, Ankara'daki üniversitelerin birinde doçentti. Neler anlattı neler... Hani eline silah alıp önüne çıkan ilk AK Partiliyi vursan garanti cennetliksin. Öyle uç ve mesnetsiz şeylerden bahsetti ki salondakilerin çoğu bir şey

Kerime Yıldız

Rambo'nun Siyonizmi

Müslümanlar hiçbir zaman bir başka dinin düşmanı olmadı, biz Siyonizm'e karşıyız. Faşizme de Bolşevik diktatörlüğüne de her türlü darbecilere de. Antisemitist falan hepsi atmasyon bunların. Bir ırkı, bir milleti aşağılamak bizim işimiz değil, biz insanlık dışı ideolojileri sergiliyoruz. İşimiz bu... Gelin açık konuşalım. Cesaret bize Muhammedî bir miras. Âyetlerimizden bunu öğrendik. Lafı gevelemeye gerek yok.

Cem Sancar

Alışkanlık kafesinde

Alıştığın şeyin sana iyi geldiğini sanmak, insan zihninin en derin yanılgılarından biridir. Çünkü alışkanlık, çoğu zaman konforla karıştırılır; oysa konfor ile uyuşma hali arasında ince ama hayati bir fark vardır. İnsan, tekrar edenin güvenli olduğuna inanır. Bilinmeyenden duyduğu kaygıyı, bildiğine tutunarak bastırır. Fakat bu tutunma hali, zamanla bir sığınak olmaktan çıkar, görünmez bir kafese dönüşür. Alıştığın şey artık seni taşımak yerine seni tutmaya başlar.

Mehmet Biten

Hüsrev Hatemi

Türk şiirinin usta şairlerinden Hüsrev Hatemi, geçtiğimiz hafta (02 Nisan 2026 Perşembe) 88 yaşında dâr-ı bekaya irtihal etti. Vefat ettiğini Dergâh Yayınları'nın sosyal medya hesabından yapılan duyuruyla öğrendiğimde, üzüldüm. Kederle, gözlerim doldu. Büyüklerimiz tek tek gidiyor dedim kendi kendime. Şairler kaç yaşında ölürse ölsün daima genç ölür diye düşündüm. Hüzünlendim. Hüsrev Hatemi

Cafer Keklikçi

Kitap Molası 63; Uçurtmanın İpi

Uçurtmanın İpi, Emame Akman Harmancı'nın Aralık 2025'te Dergâh yayınlarından çıkan ilk göz ağrısı. Güzel bir kalabalığın ortasında, yüreğime dokunan ince bir yağmur edasıyla bırakıverdi yazarı elime kitabı. Sözü bölmese de içimdeki kelimeleri durduran yağmur sessizce çekildi, mor bir menekşe kaldı benimle. Emame Hanım'ın üzerinde

Nuray Alper

Şükürsüz kalabalıklar

Bakınız, bu ülkede bankaların en büyük hırsızlar olduğunu söyleyen namuslu anarşist fikir mimarlarının kitaplarının hepsinin en iyi çevirisini bankaların yayınevleri yaptı. Yani "kapitalizm gölgesinden istifade etmeyeceği ağacı keser" sözü doğrudur. Tekrar konumuza dönersek, sosyal medyada gördüğüm, Hiroyuki Sanada'ya atfedilen bir yazıyı sizinle paylaşacağım. Yaptığım

Ahmet Can Karahasanoğlu

Dumanlı bir yazı

Hangisini diyeyim!Şu adam arabasından yanan sigarayı attı. Yasaklı havaları sevmediğimi bilen bilir. Oradan netice çıkmaz zira. Üstelik -yasak ters tepti- hanımefendiler gizli saklı içerlerken iş şimdi aleniyete bindi. Açığı kapalısı havayı bulutluyorlar. Bir de bizim o misillü tütünümüz varken paramız niye o yabancı paketlere gidiyor; bilen eden var mı! Bu da kör karanlık, kurşunî bir soru olsun.

Ali Hakkoymaz

Savaş-4: Sanatların temeli barış

"Barış, insandan yana olan tüm çabaların, tüm üretimin, yasama sanatını da içermek üzere tüm sanatların temelidir" diyen Bertolt Brecht, oyunları, şiirleri, yazılarıyla bunu kanıtladı. "Yazarlar, hükümetlerin savaş yaptıkları kadar hızlı yazamazlar çünkü yazmak düşünmeyi gerektirir" diyen Bertolt Brecht, savaşta taraf olmak

Öner Yağcı

Savaşın finansal maliyeti: Rezervler, borsa ve tahvil piyasasında...

ABD – İran Savaşının mali piyasalara etkisi... Mart boyunca tablo çok net biçimde iki şey söylüyor. Birincisi, rezerv erimesinin ana ağırlığı altın kaleminde oluştu; döviz rezervinde de kayıp var ama toplam düşüşün büyük bölümü altın tarafında gerçekleşti. İkincisi, yabancı çıkışı özellikle tahvil/DİBS kanalında yoğunlaştı; hisse tarafında zaman zaman kısa süreli dengeleme görülse bile, asıl

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

Zerre kadar acıyor muyum acep

Allah'ı bile gazaba getiren ve laneti hak eden bu küstah milletin çilinin, çomağının yer yüzünden def olması zerre kadar beni müteessir eder mi Sadece "geldiler, uğradılar, göçtüler" derim. Evet Yahudi halkı bilim davasının efendisi. Siyaset dünyasının lordu. Ticaret dünyasının duayeni. Lakin bunlar saygı duyulması gereken bu kitleyi, aslen

İdris Günaydın

Ordu'nun hafızası kazılamaz

Ordu'da büyüyen maden baskısı, yalnızca toprağı değil bir kentin belleğini, geçimini ve geleceğini hedef alıyor. ünkü bazı yerler haritayla değil, hafızayla savunulur. Ordu'da bugün yükselen itirazı yalnızca bir çevre tepkisi gibi görmek, bu kenti eksik okumaktır. Burada savunulan şey yalnızca ağaç, su, toprak değildir; memleket duygusudur. ünkü Ordu, önüne konulan

Güven Baykan

Aklın iç kalesi

Üzerinden 30 yıl geçti. Siyasal ilişkilerde, ekonominin dengesini yitirdiği, eğitimin sarsıntıya uğradığı bir dönemde bizi ayakta tutan iç kalemizin yıkılmaması için aramızda toplumca bir dayanışma kurmaya çalışıyorduk. O sıralarda kaleme aldığım bir yazıda, bu yıkıntıdan kurtulma yollarını ararken Emanuel Kant'ın gerçeği dile getirdiği görüşleriyle karşılaştım:

Adnan Binyazar

Medeniyetin Cevherleri

Ağaçlar tomurcuklarını yemeye başladığında çiçek açar, bahar gelir mi Kuşların yuvası bozulduğunda dallardan kuş sesleri yükselir mi Bulutlar merhamet yağdırır mı çocuklar ölürken Büyükler küçüklerin düşmanı kesildiğinde, kalemin yerini bombalar aldığında çocuk bahçeleri oyun bahçelerine dönüşebilir mi Ağaçlar çiçekleri korkutmamalı. Uçaklar

Prof. Dr. İsmet Emre

'Ada vapuru yandan çarklı, bayraklar donanmış cafcaflı'

Şehir Hatları'nın şeker beyazının Kınalıada'ya uğramasına rağmen ben inmeden Bostancı'ya geçtim ya, iskelede içim içimi yedi. Hadi gideyim dedim, nasıl olsa iki üç vapur sonra dönerim, çünkü küçücük bir ada, bin üç yüz elli altı kilometre kare olarak aklımda kalmış, en yüksek noktası da yüz on beş metrelik Çınar Tepesi, bu yüzden dolaşmam bir saati bulmaz.Benim

Taner Ay

Sinemadan edebiyata!

Yönetman ve senarist Berkay Akbudak'ın ilk romanı "Bir Paşa Bir Kayıp Kız Bir Genelev", Toros Yayınları'ndan çıktı. Londra'da sinema eğitimi alan Akbudak, 12 Eylül Türkiye'sini Kurtuluş'ta bir konakta geçen olayların penceresinden anlatıyor.Güç, şiddet, siyaset ve erkeklik dilinin gölgesinde kadınların hayatta kalma mücadelesini çarpıcı bir atmosfer içinde sunuyor.

Sayım Çınar

İspatın Gölgesinde Yiten İman!

İnsan, varlığın sırrına talip bir halife olarak gönderildiği bu yeryüzü serüveninde, ne yazık ki keşfetmenin o sancılı ama kutlu yolundan sapmış; reddetmenin, yok saymanın o konforlu fakat kısır döngüsüne evrilmiştir. Merakın yerini şüphe, hayretin yerini ise inkâr almıştır. Oysa Allah'ı inkâr etmek, mutlak varlığı yok saymaya çalışmaktır ki bu, insanın kendi zihninde giriştiği, asla nihayete erdiremeyeceği beyhude bir savaştır. Tıpkı

Fatih Yüksektepe

Erzurum'un tarihî mekânlarında "İyilik Hazinesi" aramak

Genç Hece Yayınları aracılığıyla ocak ayında çıkan "İyilik Hazinesi", macera seven ortaokul seviyesindeki çocuklar için kaleme alınmış, 96 sayfa hacminde güzel bir kitap... Kitabın yazarı Ali Osman Özdemir hakkında da birkaç söz söylemek icap eder. Genç yazarımızın gıpta edilecek bir öz geçmişi var. 1990 yılında Erzurum'da doğan yazar; 2007 yılında Erzurum

Halit Yıldırım

Âşıkların Gözünde Güzellik Kavramı

Güzellerin bahçesinde açılan Lâle midir, sümbül müdür, gül müdür Beyaz gerdanına inip dökülen Zülüf müdür, kâkül müdür, gül müdür Sencileyin güzel nerde bulunur

İsmail Bingöl

"Kur'ân kâinatı okuyor"

Kurstayım. Sabahın erken vakitlerinden itibaren gelen hanımlar, mırıl mırıl Kur'ân sayfalarını okuyorlar.Yan tarafımızda akan derenin küçük bir şelale oluşturan bendi, gürül gürül akan bir nehir sesi getiriyor kulaklarıma. Camdan bakarken kurs binasının hemen arkasından başlayan dağların azametiyle derenin sesi, okunan Kur'ân-ı Kerîm sesleriyle bütünleşiyor, anlamını buluyor gibi..

Havva Küçük Konur

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane

"Kop Dağında Bir Dükkân" Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Demircili Beldesi'nde dağların doruklarında bir Kütüphane "Kop...

Dağların doruklarında, üç dağın eteğine kurulu olan köyümüzde kışlar çok sert geçerdi. Hatırlıyorum boyuma kadar kar yağar, dedem toprak sıvalı evimizdeki ocak hiç sönmesin diye harman yerine karları yararak, boyum kadar yükseklikte yol açardı. Süt tozu, leblebi, kuru üzüm dağıtıyorlarmış okulda. Bunları duyunca mı erkenden okula başlamak istemiştim. Önce erkek önlüğü giymiştim,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Şapka deyip geçmeyin (59)

"Şapka Deyip Geçmeyin" başlığı altında işlediğimiz, "hizmet içi eğitim" mahiyetindeki yazılarımız, hitâma ermek üzere.Diziye başlarken, bazı kardeşlerimiz "Hoca, bu konuda ne yazacak ki bir 'seri' olsun" diye taaccüp etmişlerdi. Sorular, sataşmalar, itirazlar ve serbest çağrışımlarla şumûlünün genişleyeceğini tahmin ediyordum, ama mevzuun bu kadar velûd olacağını düşünmemiştim.

Nahit Topaloğlu

Bir hayalimiz var

Neyin uğrunda tükettik ömrümüzü En son neyin hayalini kurduk Borcumuzun biteceği günün hayali mi Evlatlarımızın, aydınlık geleceğinin hayalini mi Bir evin, son model bir arabanın hayali mi Sorular uzayıp gider. Hayaller kurulmaya devam eder. Herkesin bir hayali vardır. Kimisinin hayatın bir yerine tutunmak zorunda olduğu hayalleri, kiminin kendisi için istediğini kardeşi için de istediği hayalleri...

Burak Tekiner

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman