Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat

Rahmet peygamberine hasret büyüyor

Yarın Mevlid Kandili'ni idrak ediyoruz. Kâinatın Efendisi Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (s.a.v.) dünyayı şereflendirdiği gece. Yarın akşam mübarek gecelerin ilki olan Mevlid Gecesi'ni idrak edeceğiz. Mübarek gece, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) dünyayı şereflendirmesini anmak amacıyla her yıl Müslümanlar tarafından büyük bir coşkuyla idrak

Mehmet Nuri Yardım

Ayşe tatile niye çıktı

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar Paşa, geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Kıbrıs'la ilgili konuşurken Kıbrıs Müslüman Türk halkının hak ve güvenliğinden bir taviz vermeyeceklerini belirtip "Mehmetçik orada, yüzme bilmeyen gelmesin." demişti. Hulusi Akar Paşa'nın bu sözünün de bir mesaj şeklinde algılayıp acaba ikinci bir "Ayşe tatile çıksın. "operasyonu mu geliyor demiştim.

Eyyüp Azlal

Kelepir dervişler

Yeme haramı, söyleme yalanı, kıl beşi, kurtar başı! Müslümanca yaşamanın altın kuralları belli ama yok, bu reçete, bâzılarımıza yetmiyor. Ne yapıp edip bir şeyh bulup bağlanacaklar. Böylelerine, "kelepir derviş" adını taktım. Akıl fikir düşmanı müridler.Yakınlarda iki hanım arasında bir sohbete kulak misâfiri oldum. "Allaha ulaşmak için arada birinin olması şart mı" diye sorana, diğeri, artık klişe olmuş şu cevâbı verdi:

Kerime Yıldız

Bıçakçı Ömer ve Somuncu Baba

Bizim medeniyetin külliyatında, paragözlerle gönlü zenginler arasındaki fark; insanları istismar edip servet biriktirenlerle... hakikatin peşindeki gerçek bilgeler arasındaki farktır... Şunu biliyoruz, tasavvuf tarihinin temel meselelerinden biri, mânevi otoritenin iktidar, sermaye ve kurumsal bürokrasi ile kurduğu ilişkidir. Bilakis ermişlerin "Sufilik"

Cem Sancar

Bırakılmaktan yapılma bir adamın şehir rehberi

Neden şiirler bu kadar keskin ve sert bir şekilde kesiyor uyuşmaktan bezgin damarlarımızı Hangi yöne dönsem şairin telaşı sanki antik bir telaş gibi duruyor. Ne yöne baksam mısrasını yitirmiş bir toplumun kendine yabancılaşmasının izlerini görüyorum. İçimizde şiir ırmakları gümrah bir şekilde akmıyor artık. Hayata yabancılaşmış, adeta ustalaşmak bir yana çırak bile çıkamamış bir beceriksizlikle,

Mehmet Biten

Türkiye'nin Joan Robinson'ı: Gülten Kazgan'a veda

Gülten Kazgan'ın Türkiye iktisat düşüncesindeki asıl önemi, yalnızca kalkınma, tarım, dışa açılma veya Türkiye ekonomisi üzerine yazdığı eserlerden değil; farklı iktisat geleneklerinden beslenirken hiçbirine dogmatik biçimde teslim olmayan entelektüel bağımsızlığından kaynaklanır.GİRİŞTürkiye iktisat camiası dün çok önemli

Prof. Dr. D. Murat Demiröz

'Böyle gelmiş böyle gitmez'

İktidar; yarattığı umutsuzluk, çaresizlik ve korkuyla "Biz adam olmayız!", "Böyle gelmiş böyle gider" algısını yaygınlaştırarak toplumu karanlığa mahkûm etmek, bu tablonun değişebileceği duygusunu yok etmek, toplumsal muhalefetin cesaretini kırmak istiyor. "Arkası gelmez dertlerimin, bıktım illallah/ Biri biterken öbürü de başlar, vermesin Allah/ Böyle gelmiş böyle

Öner Yağcı

İstanbul günlüğü

ŞİİRBoğaz'ı özlemedin mi Nisan bitti, abi! Mayıs iki... Dün sen yoktun mesela! Mehmet içek'le oturduk. Muhabbet tavan yaptı. Mehmet içek şair... Adam şiir olmuş. İstemeyerek kalktık.

Ali Hakkoymaz

Bir grup magandanın söndürdüğü hayat

Ama en azından böyle değerli bir sanatçının ayağa kalkmasını biraz daha kolaylaştırır. Bunu yapan, bu yangına sebep olan magandalara da emsal bir ceza verilip önlemler artırılmalı. O yanan evin içinde biri ya da birileri olabilirdi. Ölümle sonuçlanan bir durum olabilirdi. Bitsin artık. Birilerinin mutluluk adı altında yaptığı taşkınlıklar birilerinin hayatını bitirmesin. O ressamın üzüntüden titreyen sesini herkes duysun.

Ahmet Can Karahasanoğlu

İzlenimler

Uzunca süren yaz tatilimde, güzel davranışlarla karşılaştım. Belleğim unutulmaz sözlerle doldu. "Bir âlem şu yerlerin üstü!" sözünü söyleyen ozanı anımsayamazsam da Behçet Necatigil'in "Kır Şarkısı" başlıklı şiiri, yeşil yapraklar gibi yayıldı: Tam otların sarardığı zamanlar, Yere yüzükoyun uzanıyorum.

Adnan Binyazar

Bir doktorla bir ilahiyatçının mübahasesi

Doktor, ölüm raporunu verince Dr.'u suçluyor muyuz Kaşını kaldırdı. "Doktor Bey! Dedim. Sen insan anatomisini benden çok daha iyi bilirsin. Bunu sana anlatamam. Sen bilgi sahibisin ben hal sahibiyim. Hastayım, birçok çeşit hastalığım var. Sen benim hissettiklerimi bilemezsin. Ben de senin bildiklerini. İçinde yaşadığımız

İdris Günaydın

Eyyâm-ı bahûrda iskele hep şıkır şıkırdı

Pazarları mantı günümüzdü. Anneminki Sinop mantısıdır, diğerlerine nazaran az büyüktür ve kulak şeklinde bükülür. Mantıya bayılırım, çatlayana kadar da tıkınırım. Ama, şimdikiler tatsız tuzsuz hazır kıymadan mantı yapıp Sinop işi diye bizlere yutturuyorlar. Oysa, Sinop mantısı satır etinden yapılır. Satırla doğradığınız da mutlaka yağsız ve sinirsiniz dana eti olmalıdır.

Taner Ay

Denizin sırrı

İnsan, neyi istese göz alabildiğince istiyor. Nereye baksa bitmemesini. Enginlik, genişlik belki de fıtratımıza dercedilen ebediyet hissini tetiklediğinden seviliyor. Sonsuzluk için var edilen insanın, başka türlüsüne razı olmaması, tesadüf olabilir miSükût olsun, alabildiğince. Dinginlik olsun, görebildiğince. Ve var olsun, bizi biz yapanlar, eksiğimizi tamamlayanlar, hayatımıza dokunanlar...

Havva Küçük Konur

Onlar Gecenindir

Akşam... Yalnızlar yaktılar içlerindeki lambayı... Işığı hüzün... Işığı endişe... Işığı ıstırap olan... Ve yine ışığı geceyi karşılayan... Ve yine ışığını yürekte taşıdıklarından alan... Yalnızlar yaktılar içlerindeki lambayı... Ve başladılar açlıklarıyla mücadeleye... Doygunluğun ne olduğunu bilmemek onlara özgü bir hâl... Karanlık, çöküşüyle aydınlığı yok ederken, başka anlamlar da taşıyor zihinlere...

İsmail Bingöl

Şiirin ardından: Çorum

Katıldığım şiir programlarını kaleme alırken hep bu klişe başlığı kullanırdım: "Şiirin Ardından Çanakkale", "Şiirin Ardından Gaziantep vb..." Bu defa ise doğup büyüdüğüm memleketim Çorum'a gitmek nasip oldu. Haliyle yazının başlığı da kendiliğinden "Şiirin Ardından Çorum" oluverdi. Gerçi insanın kendi memleketine misafir olarak gitmesi çok

Halit Yıldırım

Farklı vücutlar, tek ruh

Yalnızlık, yalnızlaşma, bireyselleşme çeşitli zamanlarda gündeme gelen özellikle çağımızın sorunlarından bazıları. Bunların sebepleri elbette az değil ve çok yönlü.Ancak başlıca sebepler olarak; derin ve manalı iletişim yerine özellikle sosyal medyanın ve dijitalleşmenin de etkisiyle yüzeysel ve duygu aktarımından mahrum iletişimin artması, geniş ailelerin, mahalle kültürünün, kuvvetli komşuluk

H. Muharrem Okur

Geçmiş bir romandır!

İyi bir yazar, daha çok insan ruhunun derinliklerini, özgün bir kurguyla anlatandır. Tam da böyle bir kitap okudum."Huzursuzlar", Attilâ Şenkon'un yeni romanı. Kitapta hikâye Bir Tatlı Huzur adındaki bir huzurevinde geçiyor.Yaşlıların iç dünyasına odaklanan bu romanı sevdim, çünkü Nezaket Hanım, Selami Bey ve Mebus Bey gibi karakterlerin yüzleşme hikâyeleri sahiciydi.

Sayım Çınar

Sanatevi'ne Tahliye, Hamsiköy'e Beton

Ganita ay Bahçesi denizin hemen üzerinde. Trabzon'a geldiğimde uğramadan geçemediğim yerlerden biri. Burası aynı zamanda Trabzon'un kültür ve sanatına yön veren buluşma noktalarındandır. Her zamanki yerimizi alıyoruz, çaylarımız geliyor. Önce çayın kokusu, hemen ardından denizin kokusu vuruyor yüzümüze. Bir süre sağdan soldan konuşuyoruz. Sonra laf dönüp dolaşıp Trabzon Sanatevi'ne geliyor.

Güven Baykan

Gazze'nin "Ekmeğini" Yiyenler!

Bazı felaketler yalnızca öldürmez; insanın hakikat karşısındaki yerini de açığa çıkarır. Gazze, çağımızda böyle bir imtihana dönüştü. Bir tarafta evleri, aileleri, çocukları, gelecekleri vahşice ellerinden alınan insanlar; diğer tarafta onların acısı üzerinden konuşan, görünürlük kazanan, itibar

Fatih Yüksektepe

Anlatım bozuklukları (40) - Şapka deyip geçmeyin (60)

Dünya Dolusu Belâ"Dünya dolusu belâ başında vardır." Bir derste soruldu: -Bu cümle, "Başında dünya dolusu belâ vardır." olsa güzel olmaz mı Türkçenin en önemli hususiyeti, "Özne, tümleç, yüklem" sıralamasıdır, denir. Oysa "özne, tümleç, yüklem" sıralaması, duruma göre değişebilmekte olduğundan Türkçenin en önemli özelliği bu sıralama değildir.

Nahit Topaloğlu

"Bütün hayvanlar eşittir"

George Orwell, "Hayvan Çiftliği"ni Kasım 1943 ve Şubat 1944 arasında yazdı. Sadece üç ayda. 1937'den beri Orwell'ın kafasında yazılmaya devam ediyordu. Kitap, 80 yaşını geçti, yazılışından bugüne tüm zamanların güncelliğini koruyan eserlerinden biri oldu. Oysa yayımlanması epey zaman almıştı. Stalin'in Sovyet rejimine eleştirel bir bakış açısı getirdiği gerekçesiyle aralarında

Filiz Aygündüz

Medine'nin tebessüm çarşısı

Dünyanın uğultusundan geçip şehirlerin suretinde durduğumuzda fark ediyoruz; her şehir tarihiyle içkin. İstanbul akışın bütün bir çeşitliliğini anlatırken iyinin ve güzelin daimi direnişi. Bosna, Srebrenista'nın hüznünü taşısa da dört yüz yıl boyunca bağrında saklandığı Osmanlı'yı yansıtan bir yağmur güzeli. Kudüs mahzun ve soylu. Mekke, Celâlin yankısı olan bir azamet üzerine, vakur.

Nuray Alper

Hamaset değil potansiyel

Önemli bir değişiklik şart. Bir şey değişir mi, eldeki potansiyel kullanılsa bir şey değişir mi Potansiyel kendinden mi, ithal mi, kopya mı, ithal ikame mi Beklenir ki kendinden olsun. Herkesin gördüğü gibi kendinden değil. Potansiyel ithal, koya ya da ithal ikame. Bunlarla nereye kadar gidilir. İthal edilen, kaynak ülke ihraç etmiyorum dediğinde orada biter, bitiyor nihayetinde. Kopya bir

Cafer Keklikçi

İtaat özgürlüğün düşmanıdır

İtaat koşulsuz bağlılıktır. Varoluş kendini bütünüyle karşı tarafa bağlar ve her hangi bir sorgulamaya girme gereği duymaz. İtaat edilenin itaat edene üstünlüğü buradan kaynaklanır. İtaat etmek; öznelliğinden vazgeçmek, varoluşun imkanlarını bir tarafa bırakmak, eyleyiş potansiyelini unutmak, dondurulmuş bir kütle gibi karşı tarafın nesnesine

Prof. Dr. İsmet Emre

Hür tefekkürün kalesi: Müdavim

Hiç kucağınıza yeni doğan bir çocuk gibi, matbaadan yeni çıkan bir dergi aldınız mı O bebeğin cennet kokusunu koklar gibi saman kâğıdının o buram buram kokusunu içinize çektiniz mi Cebinizdeki son parayla dergi çıkardınız mı Cemil Meriç'in o muazzam cümlelerini okuyup okuyup hülyalara daldınız mı "Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok

Burak Tekiner

Yirminci Yüzyıldan Bir Süreyya Yüksel Geçti

Seksen ve doksan kuşağının ilim yolculuğunda bir "Süreyya Yıldızı" gibi önünü aydınlatan; doğunun irfanını Fatih'teki Suffa'da genç kızların sığınağı ve kurtuluş kapısı kılan mücahide, ödünsüz muhalif ve öncü bir kadının, Süreyya Yüksel'in hatıralarla örülü çileli, disiplinli ama daima umutlu mücadelesine tanıklık edin... Aydınlık,

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Karnedeki Atatürk'ü nasıl İmamoğlu'na bağladınız

İlkokul birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin karnelerinden Atatürk resmi kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelen tepkiler üzerine açıklama yaptı. "Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, seviyoruz. Çocuklarımızın da Ata'larına saygılı, Cumhuriyet değerlerine saygılı bir biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz."

İpek Özbey-Korkusuz

İmtihan ve mükafat

Mutluluklar, sevinçler, hayaller ve gülümsemeler bizim için olduğu gibi üzüntüler, kederler, sıkıntılar ve öfkeler de bizim içindir. Her zaman gülüp her zaman ağlayamayız.Artısıyla, eksisiyle, üzüntüsüyle mutluluğu ile bu hayatı yaşamak zorundayız. Hayat bizim için hem inişli hem de çıkışlıdır.Aldığımız bir haber bizi oldukça mutlu edebilir, bazen de çokça üzebilir. Bu bazen

Ayşenur Sertçelik

İstanbul Üniversitesi'ndeki mescit nasıl açıldı ve kim kapattı

Meşhur ilahiyatçı hocalarımızın hemen hepsinin hatıralarını okudum ve çok istifade ettim. Bugünlerde de Yusuf Ziya Kavakçı hocamızın "Göçüp Giderken" adıyla neşredilen hatıralarını bitirdim. Nehir söyleşi şeklinde hazırlanan eserin muhtevasını Dr. Müjdat Uluçam Bey'in soruları ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocanın bunlara verdiği cevaplar teşkil ediyor. Belirtmek gerekir ki, bu usul, bu minval üzere kaleme alınan kitapların okunmasını biraz daha kolaylaştırıyor.

Dursun Gürlek

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman