Haydutvari Dünya Düzeni (1)

(Bu yazımı öteden beri savım olan "Arz-ı Mev'ud" denkleminden bağımsız yazıyorum. O konu ayrı bir başlık.) ABD-İsrail ittifakının 160 masum, sivil ve hiçbir günahı olmayan kız öğrenciyi öldürmek suretiyle İran'ı vurması ve saldırının ilk saatlerinde İran'ın dinî lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi, sadece bölgemizi değil, bütün dünyayı nasıl bir geleceğin beklediğini anlamamız açısından yeterlidir.

Ahmet Ay

Kanlı ve günahkar eller

Bugünkü yazımızda kullandığımız başlık Nurettin Topçu'ya ait bir ifade. Yahudiler için kullanılmış. Hemen hemen her çağ ve her nesil bu "kanlı ve günahkar ellere" tanıklık etti, mağduru oldu, zulme uğradı, öldürüldü. Yanlış anlaşılmasın, biz herhangi bir kavmi hedef almıyoruz, düşmanlık yapmıyoruz. Var olan büyük bir insanlık belasından söz

Lokman Yıldırım

Suriye sadece Suriye değildir

01–06 Şubat 2026 tarihleri arasında Türkiye'den İslami sivil yapıların temsilcilerinden oluşan güzide bir ekip ile Suriye'ye oldukça verimli bir seyahat gerçekleşti… Bu anlamlı ve önemli gezinin ufuk açıcı, umut verici notlarını paylaşmadan geçmek olmazdı… Uzun değerlendirmeleri hak eden seferimizi kısa değinilerle özetlemek istiyorum...

Ramazan Kayan

Epstein foseptiğini savaş örter mi

Son İran'a saldırının birçok sebeplerinden bahsedilebilir. Bir yönüyle bu bir ilahi adalettir. Şia tarih boyu olduğu gibi son yarım asırdır İslam düşmanlarıyla işbirliği yaparak ümmet coğrafyasını ölüm tarlalarına çevirdi. Derken ilahi adalet tecelli etti ve Allah (cc) bir zalimi diğer zalimlerle terbiye ediyor. Diğer yandan Netenyahu'nun kaprisleri savaş gerektiriyordu. Başka bir

Muhammed Özkılınç

Zor zamanlarda birlik olmak gerek

Dünya halklarının emdiği sütü burnundan getiren bir avuç azınlık, Amerika ve İsrail eliyle istedikleri ülkeleri bombalama hakkını kendinde görebiliyor. Bunu da hukuk tanımadan, insanlık değerlerini hiçe sayarak yapıyor. Böyle zamanlarda da kim mazlumun yanında, kim zalimin yanında hemen belli oluyor. Özellikle Türk medyası bu süreçte kötü bir sınav veriyor.

Ufuk Coşkun

Haydut güçlerin saldırısı

Bir Ramazan ayı ve bölgemizde yine ateşler tutuşturuldu. Yaşananları "savaş" kelimesiyle tarif etmek bile doğru görünmüyor. Çünkü savaş dediğimiz şeyde dahi bir hukuk, bir usul ve en azından görünürde bir meşruiyet arayışı olur. Oysa bugün gördüğümüz tablo, müzakereler sürerken başlatılmış tek taraflı bir saldırıdır. Bu nedenle yaşananların adı daha çok uluslararası haydutluktur;

Hamza Er

Lisede cinayet! 12 yıl mecburî eğitim!

Okulda şiddet konusunda nice yazı kaleme aldık. Uygulanmakta olan 12 yıl mecburî eğitim modelinin, şiddetin gittikçe artmasının önde gelen sebepleri arasında yer aldığını sürekli olarak yazdık ve söyledik. İktidara en yakın sendika olan Memur-Sen'e bağlı Eğitim-Bir Sen de bu konuda çalışmalar yaptı, rapor hazırladı. Rapora göre, öğretmenlerin

Serdar Arseven

Hesap hatası

Oysa ABD-İran görüşmelerinde, her şey yolunda gidiyordu. Bir de baktık ki gönderilen teklifler, İran'da Hamaney'in katılımıyla tam karara bağlanacakken ortalık karıştı. Hırsız içerden olunca kapı kilit tutmadı özetle… Ama hepsinin bir planın parçası olduğunu, Umman Dış İşleri Bakanı gibi bizlerde Tahran vurulduğunda anladık. Plan ise gayet açıktı. Geçen haftada kısmen değindiğim üzere;

Oğuz Baran

Terör İttifakı İran'a Saldırdı!

Terörist İsrail'in bölgede kendisine risk oluşturabilecek hiçbir gücün ayakta kalmaması üzerine inşa ettiği ve her fırsatta dile getirdiği güvenlik doktrini gerekçesiyle İsrail ve ABD terör ittifakı İran'a saldırdı. Emperyalistler, Osmanlıyı yıktıktan sonra Müslüman dünyayı kontrol etmek ve devamlı müdahalede bulunabilmek için İngiltere öncülüğünde İsrail'i kurdular.

Tayyar Tercan

Aynı kıbleye dönenler birbirine sırt döner mi

Bazen durup kendimize şu soruyu sormalıyız: Aynı Allah'a iman eden, aynı Peygamber'e ümmet olan, aynı kıbleye yönelen toplumlar birbirini gerçekten düşman görebilir mi Türkiye'de yıllardır diri tutulan bir İran karşıtlığı var. Mezhep üzerinden derinleştirilen, tarih üzerinden büyütülen, güvenlik söylemleriyle sertleştirilen bir karşıtlık… Oysa hakikat çok daha sade.

Ali Coşar

Tarihin Sessiz Çığlığı

Sınırlarımızın ötesinde yükselen dumanlar, yalnızca barutun değil, insanlığın yorgun vicdanının dumanıdır. ABD ve İsrail'in İran üzerinde açtığı her cephe, haritaların çizgilerini değil, kalplerimizin en derin yerinde sakladığımız şu soruyu sorar: ''Nasıl bir gelecek bizi bekliyor'' Ekranlarda aynı görüntüler, aynı analizler, aynı öfke cümleleri dönüp dururken, tekrarın tekrarına düşmemek için bu haftaki yazımızın başlığına '

Mehmet Beyhan

Dünyanın 28 Şubat'ı/ Epstein rejimi

İran… 28 Şubat'ın 29'uncu yılında ABD ve İsrail bu kez İran'a saldırdı. Diplomatik görüşmelerin devam ettiği, bir sonraki toplantı yerinin de ilan edildiği bir zamanda… Saldırıda İran lideri Ali Hamaney ve ailesinin tamamı katledildi. Hukuk, diplomasi ve ahlak gibi değerlerin tamamı ayaklar altında. Beğenmedikleri ülkelerin rejmini değiştirmeyi, insanlarını katletmeyi

Behçet Canöz

Ekonomi

İran ve cehennemin kapıları

Ortadoğu'da sular kaynama derecesine ulaşmış durumda. ve Malumunuz bu defa tencerenin içinde İran var. Günlerdir Amerikan ve dünya basını İran'ın her an vurulabileceği senaryolarını manşetlerine taşıyor. Öyle ki, Amerika Birleşik Devletleri donanmasının üçte birini bölgeye yığmış durumda ve silah ile uçak sevkiyatları aralıksız devam ediyor. Amerika'nın

R. Levent Işık

Kültür-Sanat

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (257)

Bütün Memleket matbûâtı, ikiye bölünmüş hâlde, kalem münâkaşasına katılıyor Zekeriya Sertel'in 22 Ekim 1937 târihli Tan'ın beşinci sayfasındaki "Davanın İçyüzü" başlıklı fıkrasında da belirttiği vechiyle, Cumhuriyet ile Tan arasında kalem münâkaşası mevzûu olan mes'ele, "bütün matbûâtı işgâl etmektedir". Buna ilâve

Yesevizade Alparslan Yasa

Haydut Devlet

Amerika, Avrupa kıtasının gayr-ı meşru çocuğu. Keşke Batılı kâşifler, bu şer odağı kıtayı hiç bulmasaydı. Masum Kızılderililer ilkel fakat tabii, zararsız hayatlarına devam edebilseydi. İnsanlık çok daha huzurlu bir hayat yaşayacak, bu kadar derin acılar çekmeyecekti. Kıtaya adım atan 'beyaz göz', orada da cinayetler işledi. Milyonlarca Kızılderili ve Afrika'dan taşınan zenci, gaddarca vahşice katledildi.

Mehmet Nuri Yardım

Kötülüğü Zirveye Taşımak-2

Kötülüğü zirveye taşımak, onu kurumsallaştırmak demektir. Bireysel olmaktan çıkarıp kitlesele dönüştürmek, tek kişilik tasarruftan devletin söylemine uzatmak… İşte bu yüzden, tam da bundan dolayı kötülüğü zirveye taşımak kötülük yapmaktan daha kötüdür. Ancak çoğu zaman kötüler kötülüğü zirveye taşıdıklarının farkında olmaz. Kötünün, kötü olduğunun farkında olmaması gibi kötülüğü zirveye taşıyan

Prof. Dr. İsmet Emre

İftarın Habercisi; İkindi Vakti

I.PERDE Daima sevmişimdir ikindi vakitlerini. Gün aydınlığıyla ay ışığının arasında, insanın hâlleri gibi ârafta... Sözün tatlı bir rehavete kapılıp sustuğu durakta... Kırmızı bir hüzün yakıştırır kalbin en içine değdiğinde oraya, kuşlar kavis çizer göğün yüzüne. Sabahın erken saatleriyle başlayan koşturmaların, yetişmeyecek zannedilen işlerle

Nuray Alper

Alışkanlıklarımız…

İbn Haldun, "İnsan alışkanlıklarının çocuğudur." demiş. Aslında mâzimizi severiz, yani alışkanlıklarımız sıcak bulduğumuz tarafımızdır bizim. Ama, "alışkanlıklarımızın kölesi" olmamak kaydıyla. Hem de zaman geçtikçe şartları giderek ağırlaşan bir kölelik. Kafanızı başka yana çevirmenizi ve onun gösterdiklerinden başkasını görmenizi engeller. Bir yazarın dediği gibi,

İsmail Bingöl

Tekne Orucuyla Büyüyen Çocuklar

Ramazan, hem dinî hem de örfî bakımdan zenginliklerin olduğu bir aydır. Minarelerde yanan mahyalar, ezanla birlikte patlayan top, sokaklara yayılan huzur iklimi… Çocukların sevinç ve heyecanı ile dolup taşan evler. Bir de çocukların ruhunu olgunlaştıran tekne orucunun pazarlığı. Hepsi de bizi var eden ve içimizi temizleyip huzura vesile olan manevî eylemlerdir.

Ali Bal

Hasan Basri Çantay ve Akifnâme

Turan Karataş, bir yazısında Mehmet Akif Ersoy hakkında yalnızca makale değil, müstakil kitap kaleme alanların hemen tamamının kendi sahasında -sanat ve ilim yolunda- mübalağasız birer şöhret olduğunu belirtir. Gerçekten de M. Âkif üzerine eser veren isimlere baktığımızda, edebiyat ve fikir dünyamızın mümtaz şahsiyetleriyle karşılaşırız: Süleyman Nazif, Eşref Edib, Midhat

Eyyüp Azlal

Ahşap Kasalarda Saklı Tarih İngiltere'den Üsküdar'a Zamanın İzleri...

Akantus yapraklarından inci dizilerine, liralı sarkaçlardan el işçiliği ahşaplara... Anadolu Yakası camilerini süsleyen 35 tarihi saat, sadece namaz vaktini değil, bir dönemin sanatsal zirvesini de fısıldıyor. Beykoz'dan Üsküdar'a uzanan camilerde, yüzyıllık mekanik kalpler hâlâ çarpıyor. Dr. Hür Kâmil Biçici'nin 15

Fahri Sarrafoğlu

Herkes tek

Sınır kapısında korkudan titreyen çocuklarını Ankara'daki babaannelerine emanet edip, füzelerin yağdığı Tebriz'e, o cehenneme tek başına geri dönen 40 yaşındaki Kadir Özel… Bir yanda evlatlarını güvene alıp ekmek parası için ateşin kalbine sessizce yürüyen onurlu bir baba; diğer yanda Körfez'in şatafatlı kulelerinden kaçmak için 100 bin sterline özel jet kiralayan elitlerin

Latif Bozdoğan

Birlik Olunduğunda...

Sevgili okur, İslam Alemi şu anda içler acısı bir durumda... Tabi İslam düşmanları da, bu içler acısı durumdan sonuna kadar faydalanıyorlar. Şimdi yazacağım örnek var ya... İslam Ülkelerinin durumuna cuk diye oturuyor. Hadi gelin o örneği birlikte okuyalım... Anlatılır ki, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethetmek üzere surlara saldırmaya başladığında... Dönemin Bizans Kralı alimleri toplar...

Güngör Avcıoğlu

İtaat hayat değildir!

İtaat, hayat değildir. Hayat, boyun eğmek değildir. Hayat, çatlamak, taşmak, bilinçle ve tutkuyla kendini yeniden kurmaktır. Arzularımızı bastırmakla, kendimizi ve hayatımızı tüketiriz ve kendimizi hiçleştiririz. Kendimizle yüzleşmediğimiz ve kendimizden korktuğumuz sürece olgunlaşamayız, gelişemeyiz ve yaşayamayız. Hayattan korkanlar ve kaçanlar, kendilerini itaate, baskıya ve korkuya teslim

Prof. Dr. Bilal Sambur

Maneviyattan İsrafa!

Ramazan ayı, asırlar boyunca yardımlaşmanın, empati kurmanın ve elindekinin kıymetini bilmenin simgesi olmuştur. "Nefis terbiyesi" üzerine kurulu olan bu kutsal ayın ruhu, aslında doğası gereği sadeleşmeyi ve tasarrufu öğütler. Ancak son yıllarda modern tüketim alışkanlıklarının etkisiyle, özellikle restoran ve otel sektöründe bu maneviyatın yerini; masalara sığmayan iftariyelikler,

Cahit Hınıslıoğlu

Güç Adil Değilse, Gün Gelir Sahibine Döner

"Zulme rıza zulümdür" Mazlumun kimliğine bakılmaz! ​Silahı olan kişi merhametli ve adil değilse, o silah gün gelir döner kendi canını yakar. Bugün Amerika elindeki imkânlarla yetinmiş olsa ve "büyük devlet" olmanın gereğini yerine getirebilseydi; kalkıp okyanus ötelerinden gelerek Orta Doğu'yu kan gölüne çevirmezdi. İnanıyorum

Selahattin Gezer

Zaman ve Ramazan

Koca bir ömrü üç günlük dünyaya sığdırırken zamanın ne denli hızlı aktığından şikâyet ededuruyoruz. Şikâyet ettiğimiz zamanın hızlı akışı mıdır, ömrün kısalığı mıdır, bilinmez; lakin nihayetinde eksilen bir hayattır ömür adlı defterimizden. Her geçen gün bir yaprak daha kopar; kimi zaman fark ederek, kimi zaman farkına bile varmadan. Ömrün kısalığından yakınırken günümüzü

Talip Koktaş

Eğitimle sınıf atlamanın sonu mu

"Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar / ben yaşarken koptu tufan" (İ. Özel). Son yarım asırda eğitilmiş insana verilen önemdeki değişimi şairin dediği gibi yaşarken gözlemledim. Eğitimde yavaşça bir tufan koptu. Bilimsel verileri yazımın sonunda paylaşmak üzere öncelikle hayatın içinden bazı anekdotları paylaşacağım:

İsmail Güvenç

Büyük devlet olmanın bedeli

Büyük devlet olmak; sadece askeri güçle, ekonomik büyüklükle ya da diplomatik görünürlükle ölçülmez. Büyük devlet olmak, tarih önünde sorumluluk üstlenmektir. Türkiye tam da böyle bir eşikte duruyor. Çünkü Türkiye'nin tarihi, Türkiye'nin coğrafyası, Türkiye'nin şartları ve Türkiye'nin müktesebatı; bütün Müslümanlara sahip çıkma sorumluluğunu Türkiye'nin omuzlarına yüklüyor.

Prof. Dr. Ahmet Tekin