Ahmet Ay

Ahmet Ay

Milat
Gündem 50 yazı 0 takipçi

Günahın Kokusu -2-

Geçen hafta açtığımız not defterindeki ikinci anekdot bir imgedir: "İçki içen birini ağzının kokmasından biliriz. De, ya insanın her işlediği günahın kokusu çıksa.." Cümleyi yarım bırakmışız, üç noktayla... Belki de bilerek böyle bırakmışız çünkü devamını getirmek, herkesin "kendi burnuna" duyduğu güvenle alakalı bir iştir. Bildiğiniz gibi koku, in

Günahın kokusu -1-

Seçici günahkarlık Kültürümüzde, geleneğimizde ariflere ait öyle çarpıcı sözler, cümleler vardır ki duyanı, okuyanı yerinden kaldırmaz, yerinde de bırakmaz. Tefekkür edebilen insanı oturduğu sandalyede biraz daha ağırlaştırır, biraz daha sessizleştirir, biraz daha derinlere götürür. Bu sözler bütün ağırlığıyla süzgecinden süzüle, süzüle geldiği tar

Nebevi ölçü ve iki insan tasavvuru

Bütün bu tahliller, nihayetinde nasların koyduğu sarih bir ölçüye varır ve böylelikle mesele bir zevk yahut mizaç meselesi olmaktan çıkar, usul meselesi haline gelir. Kur'an-ı Kerim, sesin kısılmasını bir fazilet olarak zikreder. Hz. Lokman oğluna vasiyetinde, yürüyüşünde ölçülü olmayı ve konuşurken de sesinin kısık olmasını emreder. Bunun ardından

İspat derdi olmayan söz Mürşidin Sükuneti

Bundan önceki iki yazımızda imamın, hocanın, müftünün, vaizin, kadı'nın sesinin yüksek oluşunu ve bunun çeşitli sebeplerini anlatmaya gayret etmiştik. Bu, ve sonraki yazımızda ise mürşidin sesinin kısıklılığını sebepleriyle anlatmaya çalışacağız. Kendilerine kürsü tahsis edilen şahsiyetlerin, bu tahsisin hakkını vermek ve kendilerini cemaate ispat

Buyurgan sesin tasdik arayışı

Şimdi meselenin can damarına geliyoruz. Müderrisin, vaizin, müftünün, imamın ve kadının buyurganlığı, çoğu kez zannedildiği gibi otoritelerinin fazlalığından değil, otoritelerinin cinsinden doğar. Onların otoritesi kendilerine dışarıdan verilmiş, kurumsal ve şartlı bir otoritedir ve dışarıdan verilen her şey, her defasında yeniden kazanılmak zorund

Hükmün sesi ile halin sesi -1-

Dini konuşmalarda işin ehlinin seçtiği iki ayrı ton vardır. Birinde ses yükselir, diğerinde alçalır. Bu fark, zannedildiği gibi mizaç yahut hitabet terbiyesi meselesi değildir. İki sesin arkasında iki ayrı varlık zemini durur. Zahir ilmiyle meşgul olan âlim, esas itibariyle hükmün diliyle konuşur. Emri ve nehyi, helal ile haramı, sahih ile fasidi

İnsanın özlemleri

Çoğu zaman kendimizi yeterince iyi hissetmiyoruz. Bunu kâh dünyevî bir soruna, kâh psikolojik bir duruma bağlarız. İşin kökenine inmek aklımıza gelmediği gibi bunu aşmak için nazar etmemiz gereken yere bakmıyoruz, dolayısıyla sebebin bizim kendimiz olduğunu; duruşumuzun, inancımızın buna yol açtığını fark etmiyoruz. Evet, buna sebep biziz zira insa

Neden namaz

Nasıl ki insan, bedeninin gıdaya olan ihtiyacını almak zorunda olduğu besinlerle gideriyor ise, manevîyatı olan ruhunun ve kalbinin de aynı şekilde "gıdaya" ihtiyacı vardır. Bedenin ihtiyacı için enva-i çeşit besin vardır. Ancak kalbin ve ruhun gıdası Allah'a muhabbettir, zikirdir, huşûdur. Ben Allah'ım! Benden başka İlah yoktur. Bana ibadet (kullu

İbadette farkındalık 2 (1)

Geçen yazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz: Evet, üstadın da belirttiği gibi kulluk, bütün evrenlerin yaratıcısı olan Allah'ı bilmeyi, O'na iman etmeyi ve şükranlarla dolu bir şekilde O'na sonsuz minnet duymayı ifade eder. Çünkü sadece insan değil; görünür-görünmez varlıklar, insan, hayvan, bitki, cansız... Kısacası Allah Teâla dışında her ne

İbadette farkındalık

Kendi varlığının farkında olan, bu varlığın bilincini taşıyanlar ibadete süreklilik kazandırabilirler. Yani ancak kulluk bilincine erişenler samimi ve sürekli olarak ibadet edebilirler. Bu bilinçle ibadet eden müminlerin gönül dünyasında meydana gelecek olan değişiklikler kulu Allah'a yaklaştırır. Hakka yaklaştıkça ibadette ihlas ve ihsan arttığı g

Neden ve niçin ibadet

Yaratıcımız olan Allah istediği için... İnananların Allah'ın varlığına inanıp yokmuş gibi yaşamaları büyük çelişki ve büyük gaflettir. Yüce Yaratıcı kulun bu aymazlığını bildiği için onun hayatında bu gaflete düşmemesi için, düştüğünde de bundan kurtulması için kendilerine zikri ve içinde zikrin de bulunduğu namaz gibi, oruç gibi ibadetler emretmiş

1- İbadetin tarihçesi

Fetret dönemlerinde olsun, Allah'ın elçileri vasıtasıyla gönderdiği dinin tahrifinden sonra olsun insanlar tapınmaya devam etmişlerdir. Bu yönelişe dünyalık ya da şirk bulaşmış olsa da tapınma hiçbir zaman kesilmemiştir. İbadetin tarihçesi mutlak olarak bilinmese de (çünkü henüz bu konuda her yönüyle yazılmış derli toplu bir eser bulunmamaktadır) t