Prof. Dr. Bilal Sambur

Prof. Dr. Bilal Sambur

Milat
Yaşam 101 yazı 0 takipçi

Barış, açık bahçede mümkündür!

Barış, savaşın sona ermesi değildir. Barış, yaşamın özgürce çiçek açabilmesidir. Silahların susması, barışın yalnızca eşiğidir. Gerçek barış, insanın korkuyu aşarak başkasının varlığını kendi özgürlüğünün sınırı değil, zenginliği olarak kabul ettiği anda başlar. Barış, insanın kendisiyle, insanlarla ve doğayla kurduğu yaratıcı ilişkinin adıdır. Bar

Açık bahçe, doğa ve insanlık

Açık bahçe, insanın doğayla ve kendisiyle kurduğu ilişkinin en özgür mekânlarından biridir. Duvarların, dogmaların ve kesinliklerin ötesinde açık bahçe, insanın varoluşunu yeniden düşünmesine imkân veren bir yaşam metaforudur. Bahçenin açıklığı, yalnızca fiziksel bir mekânsal özellik değil, aynı zamanda zihinsel, ahlaki ve varoluşsal bir açıklığın

Açık bahçe

Özgürlük yalnızca bir hak değildir. Özgürlük, insanın varoluşunu taşıyan en köklü ve en kırılgan imkândır. Özgürlük, insanın kendi içine yerleşmiş görünmez zincirleri fark etmesi, kendisini içine alan anlam rejimlerinden sıyrılması ve dünyaya yeniden, sanki ilk kez görüyormuş gibi bakabilme cesaretidir. Özgürlük bu anlamda ne soyut bir ilke ne de h

Hayat olarak bahçe

Ayışığı bahçenin üzerine düştüğünde dünya biraz değil, bütünüyle yavaşlar. Gündüzün keskin çizgileri erir; ağaçlar, çiçekler, taşlar ve insan yüzleri daha derin, daha şiirsel, daha dokunulabilir bir anlama kavuşur. Bahçe artık yalnızca görülen bir yer değil, hissedilen, yaşanan ve insanın iç dünyasına doğru genişleyen bir zamandır. Ayışığının ince

Teoloji, psikoloji, özgürlük

Teoloji, psikoloji ve özgürlük, insanı aynı anda hem kuşatan hem de açığa çıkaran üç ayrı mücadele alanıdır. Bunları uzlaştırıcı bir dille yan yana koymak, insanın gerçek trajedisini gizlemektedir. İnsan, düzen isteyen bir inanç yapısının, açıklama üreten bir ruh çözümlemesinin ve itaat etmeyi reddeden bir özgürlük arzusunun tam ortasında yaşamakta

Haziranın içinde bir aşk, bir dua

Haziran, göğün yeryüzüne biraz daha yaklaştığı aydır. Güneş yalnızca taşları, yaprakları, teni ısıtmaz; insanın içindeki eski ve unutulmuş ateşi de uyandırır. Akşamlar uzar, gölgeler yumuşar, rüzgâr bile bir sevgilinin omzuna değen parmaklar gibi ince, sıcak ve mahrem dolaşır. Haziran, sadece mevsim değildir; insanın kalbinde açılan gizli bir kapıd

İnsan, doğa, özgürlük

İnsan, boyun eğmek için doğmamıştır. İnsan, sorulmamış soruların içine doğmuştur. İnsan, korkunun, geleneğin, otoritenin ve kutsallığın içine doğmuştur. Doğmak, teslim olmak değildir. İnsan, kendisine verileni olduğu gibi kabul eden bir varlık değildir. İnsan, yorumlayan, reddeden, dönüştüren ve yeniden kuran bilinçtir. Uzun yüzyıllar boyunca hakik

Medeniyet: İnsan, hukuk, akıl, özgürlük

Medeniyet, taşla, çelikle, teknolojiyle değil; insanın insana nasıl davrandığıyla ölçülür. Bir toplumda yollar genişleyebilir, binalar yükselebilir, üretim artabilir; ama insan onuru korunmuyorsa orada yalnızca gelişme vardır, medeniyet değil. Medeniyet, insan yaşamını kaba gücün, kör inancın ve keyfî otoritenin elinden kurtarma çabasıdır. Bu yüzde

Medeniyetin kaynağı akıldır!

Medeniyet, taşın üstüne taş koymak değildir sadece; anlamın, bilginin, değerin ve özgürlüğün üstüne insanı koyabilmektir. Bu nedenle medeniyetin gerçek kaynağı ne topraktır, ne kan bağıdır, ne kabiledir, ne millettir, ne kutsal mitolojilerdir, ne de fetihlerin görkemidir. Medeniyetin asıl kaynağı akıldır. Akıl olmadan şehirler kurulabilir, imparato

Doğa hümanizmdir!

Doğa hümanizmdir. Bu söz, insanın kendini put sanan kibirli hırsına vurulmuş bir tokattır. Günümüzün dünyasını patolojikleştiren düşünceler, ideolojiler ve kurgular, hümanizmi, insanı merkeze koymak diye öğretti; sonra da insanı doğadan koparıp onu yalnız, açgözlü ve yıkıcı bir varlığa dönüştürdü. İnsanın doğanın efendisi olduğu saplantıısı, bir me

Dut ağacının altında sabah

Dut ağacının altında kahvaltı, yalnızca bir öğün değildir; sabahın kalbinde kurulan küçük bir tören, iki insanın dünyayı bir süreliğine unutma biçimidir. Bahar, dalların arasından usulca süzülürken rüzgâr saçlarına dokunur, yaprakların gölgesi masanın üzerine ince bir huzur gibi düşer. Tabağa konan ekmeğin kokusu, çayın buharına karışır; ama asıl s

Siber çağın büyük meydan okuması: Siberalemde rasyonel olmak

Bilgiye erişimi hızlandırmak, mesafeleri kaldırmak, düşünceyi serbestleştirmek ve dünyayı görünür kılmak için siberalem, insan aklının en büyük vaatlerinden biri olarak doğdu; Fakat zamanla siberalem, aklın yurdu olmaktan çok, aklın sınandığı bir sahneye dönüştü. Çünkü siberalemde sadece bilgi dolaşmıyor; arzu, öfke, korku, taklit, manipülasyon ve