Ufuk Coşkun

Ufuk Coşkun

Milat
Gündem 86 yazı 1 takipçi

Maarif soylu duygular büyük idealler aşılamalıdır

Geçenlerde bir camii imamının vaazına denk geldim. Hoca, "Camide bile gayrimüslimlerin ürettiği icatları kullanıyoruz" diyordu. Edison'dan, Graham Bell'den, Benjamin Franklin'den ve başka bilim adamlarından örnekler vererek gelinen noktanın ne denli hazin olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Örnekleri çoğaltabiliriz, neticede İslam dünyası derin bir kri

Yapay zekâ üzerinden totalitarizm

Son aylarda "yapay zekânın kontrolden çıkması" hakkında çeşitli görüşler ortaya atılıyor. Örneğin Google'ın eski yöneticisi Erich Scmidt, yapay zekânın önümüzdeki beş yıl içinde her alanda uzmanlaşmış dehalara dönüşeceğini söylüyor. Bu sebeple insanlığın kontrolü kaybedebileceğini öngörerek daha şimdiden fişinin çekilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Kılık kıyafet meselesi

Neredeyse yetmiş yıldır kılık kıyafet meselesini tartışırız. Düşünün "...görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün..." şeklinde başlayan ve kolsuz, açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyemez. Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. Üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur

Yeni sosyalizm iklim propagandacıları

Nepal'de Trishuli ve Bhote Koshi nehirlerinin 72 kilometrelik (45 mil) bir bölümü boyunca sular ve kayalar sürüklendi ve ani sel, Nepal'in Rasuwa ve Nuwakot bölgelerindeki onlarca kasabayı yerle bir etti ve ağır hasara yol açtı. Bir zamanlar bölgenin en önemli ticaret ve turizm geçiş noktası olan Nepal ve Tibet arasındaki Gyirong Limanı da tamamen

Eğitim değil nesil meselesi

‎ ‎Türkiye'de eğitim konuşulurken nedense hep aynı dar koridorda dolaşıyoruz: müfredat, sınav sistemi, öğretmen atamaları, ders saatleri, başarı oranları... ‎Oysa asıl soruyu sormaktan ısrarla kaçıyoruz: ‎Biz nasıl bir nesil yetiştirmek istiyoruz ‎ ‎Çünkü eğitim meselesi teknik bir mesele değildir. Eğitim, doğrudan doğruya bir medeniyet meselesidir

Gençler yeni sosyalist rejime hazırlanıyor

En büyük işkence; zihne yapılan, doğrudan hafızayı hedef alan, ruhi dengeyi altüst eden, insanı kendine yabancılaştıran işkencedir. Yıllardır zihinlerimiz işgal edildi ve ediliyor. Dizi filmleriyle, eğitim sistemleriyle, kadın programlarıyla, kanaat önderleriyle, aydınlarıyla, sanatçılarıyla ve siyasetçileriyle yapıyorlar bunu. Düşünen, sorgulayan,

Nüfus azaltma projesi

Geçen ay, (26 Temmuz 2026) Sustainable Development Dergisi'nde (Sürdürülebilir Kalkınma) bilim adamlarımız(!) yine bir meseleyi kendilerine dert edinmiş. "Nüfusu 2200 yılına kadar 4 milyara düşürerek sürdürülebilirliği sağlamak" başlıklı bir makale yayınlamışlar. Philip Cafaro. Jane O'Sullivan, William Rees Mark Keegan, Anastasia Pseiridis, Estelle

En büyük isyanım susmak

"Şimdi bazı şeyleri suskunlukla geçiştireceğim" diyordu Kafka. Konuşmanın ve hakikati söylemenin bir hayli zahmetli olduğu bir dönemdeyiz. Beni takip eden dostlar, doğruyu dümdüz söylemekten kaçınmadığımı bilir. Fakat öyle bir çağa denk geldik ki, Tolstoy'un ifadesiyle; "Her şey koca bir rezilliğin etrafında dönüp duruyor. Hepsi de memnun, böyle ol

Anti-emperyalistler birlik olmalı

Bizim ülkede yıllardır darbeci zihniyetinin ürettiği düşünce iklimiyle, uşak ruhlu ezik aydınlarıyla, satın alınmış siyasetçileriyle bu topraklarda yaşayan şerefli insanların millet olma vasfı ellerinden alınmak istendi. Evet, bunu kasıtlı yaptılar. Buna küresel oligarşinin bir network üzerinden ağlar aracılığıyla ve algoritmalarla zihinleri iğdiş

İnsanoğluna reset atılıyor

Bu yazı, hayatın normal seyrinde gittiğini düşünen insanları muhatap almıyor. Zira uzun zamandır bir şeyler ters gidiyor. İnsan varlığına yönelik kapsamlı bir operasyon söz konusu. Bir önceki yazımızda da ifade etmeye çalıştık; kendimizle olan arayı çok açtık. Arayı açtıkça kendimize yabancılaştık. Kendisine yabancılaşan biri, ülkesine yabancılaşır

Biçilmiş ot gibiyiz

Konstantin Korobov'un "Agnus" adlı tablosu gibi hayatımız... Tabloda aç kurtlar tarafından ısırılan kuzunun yüzünde en ufak bir acı belirtisi yok. Üstelik direnmiyor, sakin ve telaşsız... Kurtlar dişlerini geçirmiş ama en ufak bir kan izi de görünmüyor. Yedi aç kurdun bir kuzuya saldırdığı tabloda her bir kurt, açlığı, kibri, öfkeyi, aç gözlülüğü,

Hakikattin tarihi vardır

Doğru sözün bir muhtevası, bir de zamanı vardır. Zamanından sonra söylenen doğru, çoğu kez hakikat değil, galibin yankısıdır. Düşman devrilmişken ona taş atmak cesaret değil; güvenli öfkenin kalabalığına karışmaktır. Hakikat, bedel ödenirken söylenendir; ganimet paylaşılırken bağırılan değil. Şükrü Sak'ın Kod Adı: Hocfendi – Biz Bunları Size Anlatm