Mustafa Kemal'in uydurma şecereleri ve hakiki mensubiyeti (414)

Mustafa Necip Bir'in kayınvâlidesi Muhlise Hakkı Halit Lebe ♦ "Mabeyinci merhum Halil Bey ve merhume Şaduruh Hanımın kerimesi, eski Darphane Müdürlerinden merhum Hakkı Halit Beyin refikası, Mefharet Bir'in annesi, Seniha Cıvay'ın ablası, Necip Bir'in kayınvaldesi, Cüneyt Cıvay'ın teyzesi MUHLİSE HAKKI HALİT LEBE, Hakkın

Yesevizade Alparslan Yasa

Cumhuriyet İlanına Giden Yol: '28 Ekim Gecesi Karar Verilmedi'

"Yeni Türkiye'nin Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun ilk maddelerini size tekrar edeceğim: 'Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Yürütme gücü, yasama yetkisi milletin tek gerçek temsilcisi olan Meclis'te belirmiş ve toplanmıştır." Bu iki cümleyi tek kelimede anlatabilmek mümkündür: Cumhuriyet." (Mustafa Kemal Paşa, 22 Eylül 1923)

Sinan Meydan

Savaş rüzgârları ve Türkiye

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Naim Babüroğlu

Husilerin derdi ne

* Yemen'de vaktiyle Osmanlıları da çok uğraştıranların torunları Husiler, şimdi milletlerarası terör figürü hâline geldi.Yemen'in sarp dağlarından çıkma bir milis teşkilatı iken, Babülmendep Boğazı'nı, Kızıldeniz'i ve dolayısıyla global deniz nakliyatını tek bir emirle kilitleyebilecek stratejik bir aktöre dönüşen Husiler, Şiiliğin, Carudiye koluna mensuptur.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

İstanbul'da yanlış yapılaşmadan dolayı sele yol açan bürokrat...

III. Ahmed döneminde bazı yanlış imar faaliyetleri sel baskınlarına davetiye çıkartmıştı. Bostancıbaşı, inşaat yapılmaması gereken yerlerde binalar inşa ettirmişti. Bu yüzden de yağış zamanlarında sel sularının önü kapanmış, Boğaz'a dökülecek mecra bulamayan yağmur suları her defasında mahallelere zarar vermişti. Bunun üzerine padişah bostancıbaşıyı azledip, sürgüne göndermişti İstanbul'da

Erhan Afyoncu

Tezâkir-i Cevdet

Ahmed Cevdet Paşa'nın "Tezâkir" adlı eseri, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat dönemindeki siyasi çekişmelerini, yönetim anlayışını ve devlet adamları arasındaki ilişkileri gözler önüne seriyor. Geçmişin hatalarından ders çıkarabilmek için tarihî kaynakların günümüz Türkçesine kazandırılmasının önemini bir kez daha hatırlatıyor.."Âlemde rahat ister isen 'âdet koyma, âdete karşı çıkma". Anonim

Sinan Genim

İstanbul sokaklarında sınırları bazen saksılar çiziyor

Bir saksı yalnızca çiçek taşımak için mi kullanılır Eski bir çamaşır makinesi kasası sadece atıl bir eşya mıdır İstanbul'un sokaklarında yapılan bir araştırma, bu sıradan nesnelerin bazen dubalar ve bariyerler gibi sınır çizdiğini; araçların nereye park edeceğini, insanların nereden geçeceğini ve bir alanın nasıl kullanılacağını etkilediğini gösteriyor. YAYAYA SAYGI NEREDE

Fahri Sarrafoğlu

Suna Kan Anma Haftası

İzzet Bey 30 Ocak 1937 günü Ankara'ya adımını atar atmaz İstanbul'daki eşi Pakize İzzet Hanım'a bir kart gönderir ve şöyle yazar: "Pakizeciğim, Muvasalatımı (varışımı) bildirmek için sana alelacele bu mektubu yazıyorum. Yarın mufassal (ayrıntılı) bir mektup yazacağım. Yol çok sıkıcı idi. Yanımda horlayan bir hödük vardı. Buradaki hüsnükabul (iyi karşılama) ise harika. Evvela

Tolga Aydoğan

Osmanlı Türkünün Kızıldeniz, Basra ve Hint Okyanusu hâkimiyeti...

Zâten, Hint Okyanusu'nda kıyısı bulunan Müslüman Devletlerinin hiçbirinin, Portekiz Donanması ile açık denizde boy ölçüşecek deniz kuvveti de yoktu. Sadece Fâtih ve II. Bâyezid zamanında Hindistan'da hüküm süren devletlere gönderilen subay ve topçu askerleri vardı. Birçok Müslüman hükümdar, Osmanlı Türkleri'nden olan subayların kumanda ettigi topçu birlikleri ve hassa

Halit Kanak

Ankara'da düzenlenen bir İstanbul Sempozyumundan notlar

Prof. Dr. Bahattin Yediyıldız da bir konuşma yaptı. İki cümlesini aktarayım sadece: "Osmanlı zamanında İstanbul hayrat sitelerinden oluşan bir iyilikler şehridir. İstanbul'da hukuk vardı." Bahattin Yediyıldız, İngiliz oryantalisti Bernard Lewis'in Jews of Islam (İslamın Yahudileri) adlı kitabından bir alıntı yaptı ve padişahın Bosna'ya gönderdiği bir fermanı okudu:

Mustafa Armağan

Tarihi camide hünkâr sofrası!

Venedik mimarisinin, o muhteşem Adriyatik şehrini yaratan tekniğinin İstanbul'daki aksıdır burası. Peki şimdi ne halde Yeni Camii ya da diğer adıyla Valide Sultan Camii Külliyesi'ne "Hünkâr Sofrası" kurulmuş. Kime sormuşlar da açmışlar Kim izin vermiş de halkın parasıyla tadilatı yapılan bu yere komedi afişleri asmışlar Bu rezalete müsaade edenler İstanbul âdetlerine de, zarafetine de en kötüsü tarihi mirasına da yabancı...

İlber Ortaylı

MİLLİ GÖRÜŞ TARİHİ-19 / Kapitalizm ve Komünizm Siyonizmin birer...

"Şimdi yapacağımız konuşmalardan maksadımız doğruyu bulmaya yardımcı olmaktır" diyordu Erbakan konuşmasına başlarken. "Bu milletin 50 milyon memleket evlâdının hepsi birbirinin kardeşidir, bizim kardeşimizdir. Bu milletin evlâtları Adalet Partisi'ne veya Halk Partisi'ne oy verirken iyi niyetle oy vermektedirler. O kardeşlerimizin seçmiş oldukları milletvekilleri olarak,

İsmail Fatih Ceylan

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun MEHMET EMİN GERGER "Kim Peygambere itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 80) "Allah ve melekleri, Peygambere çok salavat getirirler. Ey mü'minler! Siz de O'na (Resûlüllah'a) salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin!" (33Ahzab: 56)

Mehmet Emin Gerger

Sekiz milyon seçmen

Önce bir darbımesel Eski büyüklerimizin darbımeselleri ne güzeldir. Başta Mevlânâmız olmak üzere büyüklerimiz ne kadar güzel darbımeseller anlatmışlardır. Mevlânâmızın meşhur Mesnevisinde birbirinden güzel pek çok darbımesel vardır. Onlardan biri şöyledir: Bir sinek, eşek bevlinin üzerinde gezinen saman çöpünün üstüne kondu. Sonra kendini bir

Mustafa Akgün

Hiç çocuğu olmayan Atatürk çocukları neden çok severdi

Bir çocuk sahibi olamamak hep bir sızıydı Atatürk'ün yüreğinde. O acısını hiç gizlemedi...Bir baloda Asaf İlbay, on altı yaşındaki kızını Atatürk'le tanıştırdı. Sohbet neşeli sürürken o anlarda Atatürk'ü hüzün bastı. Asaf Beyi göstererek söz açtı:- Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz. Belki aynı yaştayız da. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım, on altı yaşında bir çocuğum olacaktı!"

Yaşar Gürsoy