Köşebaşı ve Ahmet Kutsi Tecer

1937 senesinde Ahmet Kutsi Tecer ve eşi Meliha Hanım'ın yolu Ankara ile kesişir. Tecer çifti Ulus'ta Işıklar Caddesi yakınlarında bir apartmana taşınır. Bir zaman sonra yeni taşındıkları bu eve Sivas'tan bir misafir gelecektir; Veysel Bey ve yardımcısı... Zili çalarlar, Meliha Hanım içeri davet eder, Veysel Beyler çamurlu pabuçlarını kapının eşinde bırakıp içeri girerler. O an

Tolga Aydoğan

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (397)

- Nâdire Bükey (ö. 1.6.1969): Vefât îlânlarından anladığımıza göre, çocuğu yok ve muhtemelen evlenmemiş. Bir gazete röportajından ("Pierre Loti'nin Oturduğu Ev", Yeni İstanbul, 15.1.1950, s. 4), onun, 1950'de, İstanbul'un Sultanahmed Semtinde kâin Dîvânyolu Caddesi'ndeki (P. Loti'nin de kısa bir müddet misâfireten ikamet ettiği) evlerinde, kardeşi Cemal Bükey Paşa'yla berâber oturduğunu öğreniyoruz.

Yesevizade Alparslan Yasa

Fon krizi değil çürüme çürüme

Köşe yazısı saat 11'de sitemizde olacak. Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.

Naim Babüroğlu

CHP Programı'nın ve Anayasanın Türkçeleştirilmesi

1945 yılında anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi bir devrimdi, 1952 yılında anayasa dilinin eski dile döndürülmesi ise karşı devrim... Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Türk Devrimi ile sadece Türk ulusunu değil, Türk ulusunun dili Türkçeyi de kurtardı. Genç Cumhuriyet, Türkiye'de eğitimin dilini, sanatın dilini, bilimin dilini,

Sinan Meydan

Anadolu'nun Türk yurdu olduğunu tescilleyen savaş: Miryokefalon

Bu yıl 850. yıldönümünü kutladığımız Miryokefalon Savaşı, 17 Eylül 1176'da meydana geldi. Türkiye Selçukluları'nın Bizans'a karşı elde ettiği bu zafer, Anadolu'nun bir Türk yurdu olmasını tescil eden muharebeydi. Malazgirt'le yerleşilen Anadolu, Miryokefalon ile beraber, Bizanslıların Türkleri Anadolu'dan çıkarma ümidini sona erdirmiş, bu muharebeyle Anadolu'daki Türk varlığı garantilenmişti

Erhan Afyoncu

Eyüp Sultan'dan Pierre Loti'ye Uzanan Gizemli Mezarlık: Osmanlı'nın...

İstanbul Eyüp Sultan'ın manevi gölgesinden Topkapı Sarayı'nın kanlı çeşmelerine... Osmanlı'da kimlikleri gizlenen, toplumdan soyutlanan ve mezar taşlarına dahi isimleri yazılmayan cellatların sıra dışı yaşamı ve Karyağdı Tepesi'nde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dünyadaki tek mezarlığı. Eyüp Sultan Hazretlerinin çevresi,

Fahri Sarrafoğlu

Tulumbacılar üzerine

Yüz yılı aşkın süre İstanbul'un yangınlarıyla mücadele eden tulumbacılar, yalnızca bir teşkilat değil, şehrin hafızasında iz bırakan bir kültürdü. Gerçek Davud Ağa'nın ilk tulumbasından modern itfaiyeye uzanan bu hikâye, yangınlarla şekillenen İstanbul'un unutulmuş kahramanlarını anlatıyor...İstanbul, tarihi boyunca sık sık büyük yangınlarla

Sinan Genim

Osmanlı Türkünün Kızıldeniz, Basra ve Hint Okyanusu hâkimiyeti...

Zâten, Hint Okyanusu'nda kıyısı bulunan Müslüman Devletlerinin hiçbirinin, Portekiz Donanması ile açık denizde boy ölçüşecek deniz kuvveti de yoktu. Sadece Fâtih ve II. Bâyezid zamanında Hindistan'da hüküm süren devletlere gönderilen subay ve topçu askerleri vardı. Birçok Müslüman hükümdar, Osmanlı Türkleri'nden olan subayların kumanda ettigi topçu birlikleri ve hassa

Halit Kanak

Ankara'da düzenlenen bir İstanbul Sempozyumundan notlar

Prof. Dr. Bahattin Yediyıldız da bir konuşma yaptı. İki cümlesini aktarayım sadece: "Osmanlı zamanında İstanbul hayrat sitelerinden oluşan bir iyilikler şehridir. İstanbul'da hukuk vardı." Bahattin Yediyıldız, İngiliz oryantalisti Bernard Lewis'in Jews of Islam (İslamın Yahudileri) adlı kitabından bir alıntı yaptı ve padişahın Bosna'ya gönderdiği bir fermanı okudu:

Mustafa Armağan

Osmanlı DevletiRoma'nın devamı mı

Osmanlı Devleti'nin Roma-Bizans İmparatorluğu'nun devamı olduğu yahut olmadığına dair lehte aleyhte çok şey söylenmiştir. Bundan ziyade Osmanlıların kendilerini nasıl gördüğü mühimdir.Osmanlının Bizans'ın devamı olup olmadığı sualinin cevabı, kimin, hangi perspektiften baktığına ve hangi devre fokuslandığına göre değişebilir. Beri taraftan, mevzu sadece akademik değil, aynı zamanda hüviyet, miras ve meşruiyet meselesidir.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Tarihi camide hünkâr sofrası!

Venedik mimarisinin, o muhteşem Adriyatik şehrini yaratan tekniğinin İstanbul'daki aksıdır burası. Peki şimdi ne halde Yeni Camii ya da diğer adıyla Valide Sultan Camii Külliyesi'ne "Hünkâr Sofrası" kurulmuş. Kime sormuşlar da açmışlar Kim izin vermiş de halkın parasıyla tadilatı yapılan bu yere komedi afişleri asmışlar Bu rezalete müsaade edenler İstanbul âdetlerine de, zarafetine de en kötüsü tarihi mirasına da yabancı...

İlber Ortaylı

MİLLİ GÖRÜŞ TARİHİ-19 / Kapitalizm ve Komünizm Siyonizmin birer...

"Şimdi yapacağımız konuşmalardan maksadımız doğruyu bulmaya yardımcı olmaktır" diyordu Erbakan konuşmasına başlarken. "Bu milletin 50 milyon memleket evlâdının hepsi birbirinin kardeşidir, bizim kardeşimizdir. Bu milletin evlâtları Adalet Partisi'ne veya Halk Partisi'ne oy verirken iyi niyetle oy vermektedirler. O kardeşlerimizin seçmiş oldukları milletvekilleri olarak,

İsmail Fatih Ceylan

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun MEHMET EMİN GERGER "Kim Peygambere itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 80) "Allah ve melekleri, Peygambere çok salavat getirirler. Ey mü'minler! Siz de O'na (Resûlüllah'a) salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin!" (33Ahzab: 56)

Mehmet Emin Gerger

Sekiz milyon seçmen

Önce bir darbımesel Eski büyüklerimizin darbımeselleri ne güzeldir. Başta Mevlânâmız olmak üzere büyüklerimiz ne kadar güzel darbımeseller anlatmışlardır. Mevlânâmızın meşhur Mesnevisinde birbirinden güzel pek çok darbımesel vardır. Onlardan biri şöyledir: Bir sinek, eşek bevlinin üzerinde gezinen saman çöpünün üstüne kondu. Sonra kendini bir

Mustafa Akgün

Hiç çocuğu olmayan Atatürk çocukları neden çok severdi

Bir çocuk sahibi olamamak hep bir sızıydı Atatürk'ün yüreğinde. O acısını hiç gizlemedi...Bir baloda Asaf İlbay, on altı yaşındaki kızını Atatürk'le tanıştırdı. Sohbet neşeli sürürken o anlarda Atatürk'ü hüzün bastı. Asaf Beyi göstererek söz açtı:- Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz. Belki aynı yaştayız da. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım, on altı yaşında bir çocuğum olacaktı!"

Yaşar Gürsoy