İstanbul'un kalbinde manevi ziyafet

Osmanlı'nın saraylarında özel odalarda sakladığı "Lihye-i Saadet" geleneği yaşıyor. Fatih Sultan Mehmed'in Peygamber sevgisini hissetmek ve mukaddes emaneti yakından görmek isteyenler için kapılar açıldı. Sakal-ı Şerif denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca Hz. Peygamber Efendimiz'in sakal telleri gelse

Fahri Sarrafoğlu

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (253)

(Cumhuriyet, 22.10.1937, s. 1) 1930'lu senelerin "Kemalist Türnkiye"sinde, Komünist neşriyâtı furyası… "Totaliter Şef", Türkiye'ye Materyalizmi o günlerde mayalamıştı… *** "…Nazi propagandası aleyhinde vaki olan neşriyatımızdan dolayı siz neye telâş ediyorsunuz Memleket ve rejim meselelerinde

Yesevizade Alparslan Yasa

Milli Eğitim mi, çöküş mü..

Osmanlı Devleti, İslam coğrafyasında yaşamış İbn-Sina ve İbn-Rüşd düzeyinde tek bir filozof ve bilim insanı yetiştiremedi. Uygarlığa odaklanacağına; haremlerle, saray oyunlarıyla, iktidar mücadelesiyle uğraştı. 600 yıl boyunca bilime ve felsefeye geçit vermedi. ★★★ Osmanlı, gerilemeye paralel olarak, eğitim alanında da bilimden uzaklaştı.

Naim Babüroğlu

LAİKLİĞİN GEREKÇESİ '1924 Anayasası'nı Laikleştiren Kanunun Gerekçesi'...

"ağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin 'Laik ve Demokratik Cumhuriyet' olduğu kabul edilmiştir..." (Anayasayı Laikleştiren Kanun Teklifinin Gerekçesinden, 1928) Laiklik tartışması devam ediyor. Laiklik karşıtı uygulamalarıyla tanınan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,

Sinan Meydan

Laikliğin gerekçesi

"ağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin 'Laik ve Demokratik Cumhuriyet' olduğu kabul edilmiştir..." (Anayasayı Laikleştiren Kanun Teklifinin Gerekçesinden, 1928) Laiklik tartışması devam ediyor. Laiklik karşıtı uygulamalarıyla tanınan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,

Sinan Meydan

Kur'an öğretmek laiklik adı altında yasaklanmıştı

Kur'an öğretmek laiklik adı altında yasaklanmıştı Mustafa Armağan İçerisinde Rutkay Aziz ve Müjde Ar gibi "saygın" aydınların bulunduğu 168 imzalı bir Laiklik Bildirisi, Ramazan-ı Şerif'in arifesinde bir tartışmayı ateşledi. Aslında benzer bildiriler 27 Mayıs 1960 darbesinden

Mustafa Armağan

170 yıl önce Islahat Fermanı

170 yıl önce bugün Osmanlı İmparatorluğu'nun çehresini değiştiren ve niteliği o günden bugüne halen tartışılan Islahat Fermanı ilan edildi. Osmanlı Devleti bu fermanı ilan edene kadar çetin bir Kırım Savaşı geçirdi.18Şubat 1856... Bundan 170 yıl önce sadece Osmanlı İmparatorluğu

İlber Ortaylı

Haritalarda olmayan Osmanlı toprağı Habeş Eyaleti - ERHAN AFYONCU...

Osmanlı, 16. yüzyılın ortalarında Doğu Afrika'ya müdahale ederek, Etiyopya-Somali bölgesinin Hıristiyanlaşıp Endülüs'ün akıbetine uğramasını engellediği gibi İslamiyet'in bu topraklarda yayılışının devam etmesini de sağladı. 1555'te kurulan ve Sudan'ın bir kısmı ile Cibuti, Eritre, Etiyopya ve Somali'yi içine alan "Habeş Eyaleti", sınırları zamanla değişse de 19. yüzyılın

Erhan Afyoncu

Barbaros kardeşlerin Akdeniz'e inmesi ve Şehzâde Korkut

Barbaros kardeşlerin Akdeniz'e inmesi ve Şehzâde Korkut HALİT KANAK Fatih Sûltân Mehmed'le Midilli'nin fethine katılan, Bonava Köyü kendisine tımar olarak verilince buraya yerleşen tımarlı sipahi subayı Yakup Ağa'nın çocukları olarak Midilli'de dünyaya gelmişlerdi. Genç yaşta öğrendikleri denizciliği geliştirmişler deniz ticaretine başlamışlardı.

Halit Kanak

Tarih neden tekerrür eder

Anadolu'nun yetiştirdiği ve "Tarihin Babası" olarak anılan Herodotos, yalnızca geçmişi anlatmaz; güç, zenginlik ve insan talihi üzerine zamansız sorular sorar. Truva'dan Lidya'ya, Krezüs'ten Solon'a uzanan bu anlatı, binlerce yıl öncesinden bugüne seslenir: Gerçek mutluluk nedir ve tarih neden hâlâ tekerrür ederX. yüzyılda yaşadığı kabul edilen

Sinan Genim

Orhan Veli'nin Doğduğu Ev

Orhan Veli Kanık, Türk şiirine yeni bir soluk getirmiş, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte başlattığı "Garip" akımı ile sadeleşmeyi savunmuş; vezin, aruz, kafiyeyi atarak yepyeni bir anlayışı Türk şiirine sokmuştur. 1949 senesinde Türkiye'yi ziyaret eden sürrealizmin kurucularından Philippe Soupault Ankara'da Orhan Veli ve arkadaşları tarafından

Tolga Aydoğan

ALATURKA MÜZİK YASAKLANIYOR…

* Yakın arkadaşlarından Nuri Conker, sanat müziğininradyolardaçalınmasını yasak eden reisicumhura "Ele verir talkını kendi yutar salkımı" diye takılmıştı.Öteden beri her 10 Kasım ve benzeri günlerde radyolar ve televizyonlar birbiriyle yarışırcasına onun sevdiği şarkılar hakkında program neşrederler. Eskiden o devri

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

MİLLİ GÖRÜŞ TARİHİ-19 / Kapitalizm ve Komünizm Siyonizmin birer...

"Şimdi yapacağımız konuşmalardan maksadımız doğruyu bulmaya yardımcı olmaktır" diyordu Erbakan konuşmasına başlarken. "Bu milletin 50 milyon memleket evlâdının hepsi birbirinin kardeşidir, bizim kardeşimizdir. Bu milletin evlâtları Adalet Partisi'ne veya Halk Partisi'ne oy verirken iyi niyetle oy vermektedirler. O kardeşlerimizin seçmiş oldukları milletvekilleri olarak,

İsmail Fatih Ceylan

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun MEHMET EMİN GERGER "Kim Peygambere itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 80) "Allah ve melekleri, Peygambere çok salavat getirirler. Ey mü'minler! Siz de O'na (Resûlüllah'a) salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin!" (33Ahzab: 56)

Mehmet Emin Gerger

Sekiz milyon seçmen

Önce bir darbımesel Eski büyüklerimizin darbımeselleri ne güzeldir. Başta Mevlânâmız olmak üzere büyüklerimiz ne kadar güzel darbımeseller anlatmışlardır. Mevlânâmızın meşhur Mesnevisinde birbirinden güzel pek çok darbımesel vardır. Onlardan biri şöyledir: Bir sinek, eşek bevlinin üzerinde gezinen saman çöpünün üstüne kondu. Sonra kendini bir

Mustafa Akgün

Hiç çocuğu olmayan Atatürk çocukları neden çok severdi

Bir çocuk sahibi olamamak hep bir sızıydı Atatürk'ün yüreğinde. O acısını hiç gizlemedi...Bir baloda Asaf İlbay, on altı yaşındaki kızını Atatürk'le tanıştırdı. Sohbet neşeli sürürken o anlarda Atatürk'ü hüzün bastı. Asaf Beyi göstererek söz açtı:- Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz. Belki aynı yaştayız da. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım, on altı yaşında bir çocuğum olacaktı!"

Yaşar Gürsoy