Cumhuriyetin melodisi

Bundan tam yüz yıl önce, 1926 senesinin 13 Ekim günü İstanbul'dan Ankara'ya bir tren gelir, vagonların birinde Rudolf marka piyano da vardır. Bu piyano o günün şartlarında son derece değerlidir. Piyanoyu üreten "Rudolf Piyano Şirketi" 1903 senesinde New York'ta kurulan, özel ahşap piyanolar üreten bir firmadır. Ankara'ya getirilen bu piyanonun tedarikini ise İstanbul'un

Tolga Aydoğan

Galata'da bir hanın 140 yıllık sırrı: Kuyumcular Hanı

Bir zamanlar sarrafların ve tüccarların buluştuğu Galata'daki tarihî hanın geçmişinde, Fransızca ticaret yayıncılığına uzanan dikkat çekici bir hikâye bulunuyor. Kapısındaki iki dilli levha, eski ticaret kayıtları ve henüz tam çözülemeyen Komando Hanı bağlantısı, İstanbul'un az bilinen tarihine ışık tutuyor. İstanbul'un en eski ticaret

Fahri Sarrafoğlu

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (424)

İsmet İnönü, Erkânıharbiye talebeliği zamânından beri can dostu ve Dâvâ arkadaşı olduğu Ali Fuad Erden'e olduğu gibi, vefâtından sonra onun âilesine de vefâ gösterdi... Buradaki resim, Aylâ Ökmen / Lâçin Ökmen çiftinin düğününden bir intibâdır... "Resimde, (soldan sağa) Mevhibe İnönü, Aylâ Erden, İsmet İnönü ve Lâçin Ökmen görülüyor." (Hürriyet, 10.5.1963, s. 1; https://istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/15533; 7.8.2026)

Yesevizade Alparslan Yasa

Trump değil Trumpizm kaybetti

Bu köşede, 14 Eylül 2026 tarihli "Trump kaybederse, kim kaybeder" başlıklı yazımda şöyle demiştim: "Trump için asıl savaş, İran değil... 3 Kasım 2026 seçimleri..." Ve yazıyı şu sözlerle bitirmiştim: "Fakat savaşların acımasız matematiği vardır. Ve son sözü, savaşçı generaller değil... 3 Kasım seçmeni söyleyecek."

Naim Babüroğlu

Atatürk 'sarayı' denklemden çıkarmıştı: 'Saltanatın kaldırılması'

"Kayıtsız ve şartsız deyimi ile açıklanan egemenliği, milletin üzerinde tutmak demek, bu egemenliğin en küçük bir parçasını; niteliği, adı ne olursa olsun hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir..." (Atatürk, 27 Ocak 1923) TBMM, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdıktan sonra, 4 Kasım 1922'de İstanbul'daki

Sinan Meydan

Osmanlı'nın en büyük mareşali Fatih

Osmanlı padişahlarının ordunun başında sefere gitmesi, kazanılan zaferlerde önemli rol oynadı. İlk 10 Osmanlı hükümdarı ordunun başında bizzat sefere çıktı. Osmanlı tarihinde ordunun başında en fazla sefere çıkan padişah Fatih Sultan Mehmed'dir. 21 defa sefere çıkan Fatih'ten sonra 13 seferle Kanuni gelir Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundaki en önemli vasıta olan ve "Fetret

Erhan Afyoncu

Osmanlı cemiyeti nasıl dejenere oldu

1908'de başlayan yıkım sonunda, Türkiye'de madde olarak çok az şey kaldığı gibi, manevi olarak da pek çok değerin kaybedildiği aşikârdır.Osmanlılar hep üç kıtada at koşturan kahramanlar olarak tanınır ama, geri planda da muazzam bir ahlak nizamı ve medeniyeti meydana getirdiği pek nazar-ı dikkate alınmaz...Bugün kimse,

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Ma'rûzât

Ahmed Cevdet Paşa'nın "Ma'rûzât" adlı eseri, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat dönemindeki siyasi çekişmelerini, devlet yönetimindeki aksaklıkları ve dönemin önde gelen devlet adamlarını çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Geçmişin başarı ve hatalarından ders çıkarabilmek için tarihî kaynakların yalnızca Latin harflerine aktarılmasının değil, günümüz insanının anlayabileceği bir dille topluma kazandırılmasının önemini bir kez daha hatırlatıyor...

Sinan Genim

Osmanlı Türkünün Kızıldeniz, Basra ve Hint Okyanusu hâkimiyeti...

Zâten, Hint Okyanusu'nda kıyısı bulunan Müslüman Devletlerinin hiçbirinin, Portekiz Donanması ile açık denizde boy ölçüşecek deniz kuvveti de yoktu. Sadece Fâtih ve II. Bâyezid zamanında Hindistan'da hüküm süren devletlere gönderilen subay ve topçu askerleri vardı. Birçok Müslüman hükümdar, Osmanlı Türkleri'nden olan subayların kumanda ettigi topçu birlikleri ve hassa

Halit Kanak

Ankara'da düzenlenen bir İstanbul Sempozyumundan notlar

Prof. Dr. Bahattin Yediyıldız da bir konuşma yaptı. İki cümlesini aktarayım sadece: "Osmanlı zamanında İstanbul hayrat sitelerinden oluşan bir iyilikler şehridir. İstanbul'da hukuk vardı." Bahattin Yediyıldız, İngiliz oryantalisti Bernard Lewis'in Jews of Islam (İslamın Yahudileri) adlı kitabından bir alıntı yaptı ve padişahın Bosna'ya gönderdiği bir fermanı okudu:

Mustafa Armağan

Tarihi camide hünkâr sofrası!

Venedik mimarisinin, o muhteşem Adriyatik şehrini yaratan tekniğinin İstanbul'daki aksıdır burası. Peki şimdi ne halde Yeni Camii ya da diğer adıyla Valide Sultan Camii Külliyesi'ne "Hünkâr Sofrası" kurulmuş. Kime sormuşlar da açmışlar Kim izin vermiş de halkın parasıyla tadilatı yapılan bu yere komedi afişleri asmışlar Bu rezalete müsaade edenler İstanbul âdetlerine de, zarafetine de en kötüsü tarihi mirasına da yabancı...

İlber Ortaylı

MİLLİ GÖRÜŞ TARİHİ-19 / Kapitalizm ve Komünizm Siyonizmin birer...

"Şimdi yapacağımız konuşmalardan maksadımız doğruyu bulmaya yardımcı olmaktır" diyordu Erbakan konuşmasına başlarken. "Bu milletin 50 milyon memleket evlâdının hepsi birbirinin kardeşidir, bizim kardeşimizdir. Bu milletin evlâtları Adalet Partisi'ne veya Halk Partisi'ne oy verirken iyi niyetle oy vermektedirler. O kardeşlerimizin seçmiş oldukları milletvekilleri olarak,

İsmail Fatih Ceylan

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)'e selam olsun MEHMET EMİN GERGER "Kim Peygambere itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 80) "Allah ve melekleri, Peygambere çok salavat getirirler. Ey mü'minler! Siz de O'na (Resûlüllah'a) salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin!" (33Ahzab: 56)

Mehmet Emin Gerger

Sekiz milyon seçmen

Önce bir darbımesel Eski büyüklerimizin darbımeselleri ne güzeldir. Başta Mevlânâmız olmak üzere büyüklerimiz ne kadar güzel darbımeseller anlatmışlardır. Mevlânâmızın meşhur Mesnevisinde birbirinden güzel pek çok darbımesel vardır. Onlardan biri şöyledir: Bir sinek, eşek bevlinin üzerinde gezinen saman çöpünün üstüne kondu. Sonra kendini bir

Mustafa Akgün

Hiç çocuğu olmayan Atatürk çocukları neden çok severdi

Bir çocuk sahibi olamamak hep bir sızıydı Atatürk'ün yüreğinde. O acısını hiç gizlemedi...Bir baloda Asaf İlbay, on altı yaşındaki kızını Atatürk'le tanıştırdı. Sohbet neşeli sürürken o anlarda Atatürk'ü hüzün bastı. Asaf Beyi göstererek söz açtı:- Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz. Belki aynı yaştayız da. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım, on altı yaşında bir çocuğum olacaktı!"

Yaşar Gürsoy