MİLLİ GÖRÜŞ TARİHİ-19 / Kapitalizm ve Komünizm Siyonizmin birer koludur Lâfla peynir gemisi yürümez

"Şimdi yapacağımız konuşmalardan maksadımız doğruyu bulmaya yardımcı olmaktır" diyordu Erbakan konuşmasına başlarken. "Bu milletin 50 milyon memleket evlâdının hepsi birbirinin kardeşidir, bizim kardeşimizdir. Bu milletin evlâtları Adalet Partisi'ne veya Halk Partisi'ne oy verirken iyi niyetle oy vermektedirler. O kardeşlerimizin seçmiş oldukları milletvekilleri olarak, şu Meclis'in muhterem üyelerinin hepsinin de iyi niyetli memleket evlâdları olduklarına inanıyorum. Hepiniz kardeşimizsiniz.

Hattâ bir kademe daha ileri gidiyorum; memleketimizi yakın zamanda idare etmekte olan Adalet Partisi'nin ve Halk Partisi'nin yöneticisi olan, hükümetlerde vazife alan kardeşlerimiz de, iyi niyetli kardeşlerimizdir. Bu konuşmamızda iyi niyetli olmalarına rağmen, iyi niyetin kâfi gelmediğini, yanlış düşüncelerden doğru düşüncelere dönmek mecburiyetinde olduğumuzu ifade etmeye mecbur kalırsak, buradaki tutumumuz, tabirimi mazur görürseniz bir babanın ille yaramazlık yapmak isteyen evlâtlarına "evlâdım, yaramazlık yapma, bu gittiğin yol yanlıştır, doğru yol budur" diye bir baba şefkatiyle konuşmak istiyorum. Konuşmamın özü ve mahiyeti budur.

Bu görev neden Millî Selâmet Partisi olarak bize düşüyor.. Çünkü biz Millî Selâmet Partisi olarak aziz milletimizin bin yıl dünyaya hâkim kılmış olan Millî Görüş'ün temsilcileriyiz. Adalet Partisi ise, bizim evimizden dışarıya heves etmiş, ille Avrupa'nın batısındaki kapitalist düşüncelerden mülhem bir liberal görüşün arkasına kapılmış. Halk Partisi'ne gelince, o da Avrupa'nın doğusundaki sosyalist görüşlerin hevesine kapılmış. İkiniz de bizim evin çocukları olduğunuz halde dışarıya heves etmişsiniz.

Şimdi bu evin asıl evlâdı olarak biz huzurlarınıza geldik, bir baba şefkatiyle -tabirimi mazur görürseniz, "evlâtlarım bu gittiğiniz yol yanlış; etmeyin eylemeyin, şu aziz milletin meselelerini geliniz elbirliği ile düzeltelim." Konuşmamızdaki ana maksadım işte budur.

Bu şefkatle daha doğruyu bulmak için ille dışarıya heves eden haylaz, yaramaz; evin evlâtlarının terbiyeli, uslu, ananesine bağlı, bu milletin hakiki evlâtları haline gelmesine yardımcı olmak için konuşuyorum, dikkatlerinizi önce bu noktaya çekmek isterim. Şu konuşmamda "Efendim hepiniz tenkid ediyorsunuz, peki siz olsaydınız ne yapardınız" İşte asıl buna ağırlık vermek istiyorum."

Erbakan'ın güler yüzüyle yaptığı bu akıcı konuşması ekran başındaki MSP'lileri son derece mutlu ediyor, "İşte Erbakan hocamız bu!" sesleri yükseliyordu. İlk kez dinleyen farklı görüşteki bazı insanlar da konuşmaları dinledikçe kendini kaptırıyordu. Çoğu insan televizyonda yayınlanan bu Erbakan konuşmasıyla tanışıyordu. Birbirine "Erbakan'ı mutlaka dinleyin, vallahi adam çok güzel konuşuyor" diye telefon açanlar vardı.

Erbakan ülkenin iki büyük derinden bahsediyor, bu dertlere nasıl çare bulanacağını anlatıyordu.

Lâfla oyalanacak vakit yok

"Bütçeler memleketin milletin dertlerine çare olmalıdır, dedik. Bugün milletimizin iki tane büyük derdi var. Lâfla, rakamla, edebiyatla oyalanacak vaktimiz yoktur. 1 – Anarşi. Dertlerden bir tanesi, anarşi belâsıdır. Bu, milletin baş meselesidir; şu millet şu belâdan bir an evvel kurtulmak istiyor. 2 - Ekonomik kriz. Dertlerin ikincisi de, ekonomik krizdir. Bu ekonomik kriz şu dört şekilde tezahür ediyor: - Yoklar: Bu millet aradığı zaruri ihtiyaç maddelerini bulamıyor. - Pahalılık, fukaralık, geçim sıkıntısı - İşsizlik, - Kalkınma, durmuştur. İşte ekonomik krizin bu felâketleri bugün milletimizi inim inim inletiyor.

Anarşi meselesi üzerinde elbet de kısaca durmaya mecburuz. Bugün bu bütçede acaba şu milletin anarşi derdine hep beraber nasıl çare bulacağız Bu anarşinin, bu parti yöneticilerinin takip ettiği zihniyetle önlenmesi mümkün değildir.

Önce inancımı ifade ediyorum. Çünkü bu anarşi bu milletin kendi evlâtlarının kalbinden çıkmıyor. Bu milletin evlâtları kendi kendilerine kalkıp birbirlerini kurşunlamazlar. Bu anarşi dışarıdan tahrik oluyor. Bugün bunun sebebi nedir diye eğer CHP'ye sorsak, "Efendim, faşist militanlar var, MHP ve AP bunları koruyor..." CHP'nin iddiası budur. MHP ve AP'ye sorsak, "Komünistler var, CHP bunları koruyor."

Meselenin özü, dışarıdaki güçler bizim milletimizin kalkınmasını, gelişmesini, huzur bulmasını istemiyor. Bir dünya siyonizmi var; bizim milletimizi ve bütün İslâm âlemini ortadan kaldırmak için plânlı, programlı çalışıyor. Bugün dünyada bir 20. asır sömürgeciliği var. Geçtiğimiz asırlarda gelip işgal ediyorlardı; şimdi kültür emperyalizmiyle içinden işgal ediyor, o milletin evlâtlarını birbirine kırdırarak o memleketi eziyor. Sömürüyle o ülkeleri sömürüyor.

Bu sebepten dolayı dış güçler içimizde mihraklar teşkil etmiştir; bu mihrakları parayla plânla destekliyor ve bu ülkenin evlâtlarını iki koldan, hem komünist, hem de kapitalist kolu (ki ikisi de aynı siyonizmin birer koludur ve müşterek plânlı programlı hareket etmektedirler) bu ülkeyi bir uçtan bir uca alev alev yakmaktadırlar.

İmam Hatip'te anarşi oluyor mu

Muhterem Arkadaşlarım; Bakınız bu konuda size 4 tane önemli nokta arz ediyorum: 1– Neden İmam-Hatip Okulları'nda, Yüksek İslâm Enstitüleri'nde anarşi olmuyor Vakıf yurtlarında anarşi olmuyor 2– İkinci olarak izah edeceğim nokta şudur: Bütçelere bakınız. 1975 senesinde polis, emniyet ve jandarmanın toplam bütçesi 3 milyar 679 milyon idi, 5 senede arttı arttı şimdi yeni getirilen bütçede 40 milyar 45 milyona çıkarttınız.

Neden Çünkü, Adalet Partisi ve Halk Partisi'nin temelde müşterek olan materyalist zihniyetleri zannediyor ki herkesin başına bir jandarma dikmekle bu işi halledecek. Yolunuz yanlış; bir baba şefkatıyla hatırlatıyorum, herkesin başına bir jandarma dikmeye kalkacağınıza, herkesin kalbine bir manevi jandarma dikiniz, kolay yol budur, çıkar yol budur.

Bunun da çaresi bu maarifi yeniden kurmaktır, bundan başka bu işin çaresi yoktur. 3– Bir diğer noktaya dikkatinizi çekiyorum. Biz "Bu maarifi düzeltmek lâzımdır, bu düzelmeden anarşi düzelmez" dedikçe 8 seneden beri, bizim önümüze çıktınız ve dediniz ki, "Efendim sizin bu sözünüz uzun vadeli, anarşiye hemen şimdi tedbir lâzım."

Bakınız böyle önemli bir günde hepinize hatırlatıyorum. Eğer bu dediğimizi siz 8 sene evvel tutsaydınız, şimdi 17 yaşındaki çocuk anarşist yetişmeyecekti. Bir şey uzun vadeli ise, işte o sebepten dolayı asıl ona bir an evvel başlamak lâzım. Hem bunun uzun vadeli olduğunu kim söylüyor Geliniz, bir senede bu söylediğimiz yola giriniz, bir senelik evlâtlarımıza sahip olmakla bir sene sonra bakın o çocuklar nasıl değişecektir. İşte demin size söylediğim İmam-Hatip Okulu, Yüksek İslâm Vakfı yurtlarında anarşi çıkmamasından ders almak mecburiyetindeyiz. 4– Çok önemli dördüncü nokta da devlet millet kaynaşmasıdır. Bu milletin inanan evlâtlarına zulüm yapmaya kalkarsanız, milleti karşınıza alırsınız, kabuk yönetim olursunuz, komünistle bölücü ile mücadele edemezsiniz.

Ondan dolayıdır ki, geliniz devlet millet kaynaşmasını temin edelim, idarecilerimiz milletin inancına saygılı olsun ve böylece anarşiyle mücadele etmek üzere bütün milleti, halkı yardıma çağıralım. Bütün milleti kendi safımıza alalım.

1 - Tarafsız İdarenin Kurulması. Muhterem Milletvekilleri; Tarafsız idare şarttır. Adalet Partisi iktidara geldiği zaman Halk Partisi diyor ki, siz falanca anarşistleri koruyorsunuz. Halk Partisi geldiği zaman Adalet Partisi diyor ki, siz falanca anarşistleri koruyorsunuz. Bu durumda demek ki milletin bir bölümünün belli bir zihniyete itimadı yok, diğer bölümünün diğer zihniyete itimadı yok. Sizin iktidarlara gelmeniz samimi olarak söylüyorum, âdeta taraflardan birinin hakemlik yapmaya kalkışmasına benziyor.

2 - Acil Müessir Tedbirler. Bugünkü hükümet işe başlarken anarşiyi önleyeceğim diye hükûmet programında birtakım idarî tedbirler, birtakım kanunî tedbirler getirdi. Aslında hükûmet programında söylemiş olduğu bu tedbirlerden hiçbirisini kendisi ciddî olarak da ele almış değildir. Sadece Halk Partisi'nin Millet Meclisi'ne getirmiş olduğu kanunlara sahip çıkmaya kalkıştı. Bu kadar ehemmiyetli bir konuda getirdiği bir tek kanun yoktur. Çünkü bu hükûmet biraz sonra da söyleyeceğim gibi, aslında bu milletin meseleleriyle meşgul değildir.

Bakın bir baba şefkatiyle söylüyorum. Dışarıda kapı kapı dolaşacağınıza asil milletin meseleleriyle meşgul olun. Anarşi lâfla önlenmez, anarşi şikâyet etmekle önlenmez. Siz şikâyet mevkii değilsiniz. Bu anarşiyi önlemekle görevli olanlarsınız. "Vah vah! Çok üzüldük, yazık oldu" demekle hiçbir şeyi halledemezsiniz.

3 – Tayinler. Tayinlerin içerisinde pek çok hatalarınız oldu. Hükûmet kurulurken söyledim. Bakın Adalet Partili milletvekili kardeşlerimden rica ediyorum, İçişleri Bakanlığı'nı şu ahbaba, şuradan şuraya buradan buraya tayin edin diye meşgul etmeyiniz. Her şey kulağımıza geliyor. İçişleri Bakanlığı'nı görevini yapacak şekilde rahat bırakın, tayinlerini yapsın. Şu polisi şuradan şuraya, aman bu Emniyet Müdürünü buradan buraya alayım diye bîtaraf bir hareketi bozmayın, bozmayın. Yapmış olduğunuz tayinleri yeniden gözden geçirin.

4 - Anarşiyle Mücadele Plân-Program. Siz anarşiyle mücadele için plân program geliştirmeniz lâzım gelirken, istihbarat teşkilâtını geliştirmeniz lâzım gelirken bunlardan hiçbirini yapmadınız. Üç aydan beri yaptığınız şey her anarşi oldukça, "Vah vah yazık oldu, bunları ezeceğiz, eşkıyaya meydan okuyoruz, var mı bize yan bakan"

Bunlarla anarşiyi önleyemezsiniz. Bilâkis bu yaptıklarınızla siz eşkıyayı devletle eşit mevkiye çıkartıyorsunuz, haberiniz yok. Siz devletsiniz, meydan okuyacak değilsiniz, tedip edeceksiniz tedip. Muhterem Milletvekilleri, Şimdi şikâyetin faydası yok. Birçok samimî kardeşlerimizle memleket içerisinde dolaşırken, efendim bu partiler hep şikâyet ediyor siz olsanız ne yaparsınız Siz olsaydınız ne yapardınız Hadi bugün sizi getirdik, söyleyin bakalım ne yapacaksınız, diye soruyorlar. Biz olsak ne yapacağız Bakınız biz olsak ne yapacağız

Biz olsak ne yaparız

Size 12 maddelik bir plân sunuyorum. Allah'ın izniyle olacağız, o günün programını şimdiden okuyorum size. 1 - Yuvarlak Masa Toplantısı. Birinci yapacağımız, iş önce hiç değilse şu Millet Meclisi'nde temsilcileri bulunan partilerin başkanlarını bir yuvarlak masa toplantısına çağırmak. "Gelin kardeşlerim, hepimiz bu memleketin evlâdlarıyız, herkesin nesi varsa ortaya koysun" demek.

Şimdi soruyorum huzurlarınızda, sayın Demirel üç aydan beri bizim desteğimizle hükûmet olduğu halde, bir defacık bize "Arkadaşlar şu anarşiyi önlemek için teklifiniz nedir" dedi mi "Görüşeceğim, düşünüyorum, geleceğim, gideceğim." Binlerce insan öldü... Binlerce insan öldü... Kan akıyor, memleket evlâdı gidiyor; siz gideceksiniz hâlâ tedbir gelecek.

2 - Manevî Kalkınmaya Derhal Başlamak. Uzun vadeli falan demeyiz, derhal manevî kalkınmayı plânlı bir şekilde başlatırız. Bütün mekteplere Kur'an dersi koyarız. Bütün mekteplere Ahlâk Dersi koyarız. Bütün mekteplere din dersi koyarız. Çocuklarımıza helâli haramı, dünyayı, ahireti öğretiriz. Bu öğretilmeden anarşinin çaresi yok, bu öğretilmeden anarşinin çaresi yok, kendinizi aldatmayın. Aldatmayın!