Yazarlar, sahnedeki çıplaklığı kadın özgürlüğü adına savunanların, aynı zamanda CHP'li belediye yöneticilerinin taciz skandallarına karşı sessiz kaldığını sorgulamaktadır. Bu tutarsızlık, ifade özgürlüğü adına gösterilen toleransın seçici bir şekilde uygulandığını ortaya koymaktadır. Peki, bu tutum gerçek bir ilke savunuşu mu, yoksa siyasi çıkarlara göre şekillenen bir konum mu?
Sahnedeki çıplaklığı kadın özgürlüğü adı savunanlar, aslında CHP'li belediyecilərin taciz skandallarına ses çıkarmayan bir çift standardı mı mı yansıtıyor?