Yetenekli Kalemler

Yetenekli Kalemler

Türkiye
Kültür-Sanat 597 yazı 0 takipçi

"Ne var ne yok"

Yazımızın başlığı hâl hatır sorma sanılabilir. Maalesef ki bu değil. Var olduğunda mutlu, yok olduğunda üzüntü oluşturan ama birer birer kaybolan değerlerimizden bahsetmek istiyoruz.Doğduğumuz ve büyüdüğümüz evdeki aile büyüklerimizle olan gönülden bağı ilişkilerimiz, paylaştığımız bir lokma, unutulmaz anılarımız vardı. Şimdi onlar yok. Fotoğraf al

Kim bilir yanınızda böyle biri vardır

Dünyaya gelen herkes bir gün ölümle yüzleşir. Onu tanıyanların ardından söyledikleri şey genelde "İyi insandı rahmetli", "Çok yardımseverdi" gibidir. Ama mesleğinden söz eden pek olmaz. Hayatta doğrudan mesleğine göre iş yapanlar hariç insanların nasılını ve niçinini hiç hesap etmeyiz çoğu zaman. Zira bizim için yaptığı meslekten çok kişiliği öneml

Herkesin sevgisi limitlidir

Her seven sevgilisinden ayrılır bir gün, hakiki sevgili her dem bakidir. İnsan sevgisi limitli ve sınırlı menfaate dayanır. En çok sevdiğin bile üç beş sefer menfaatine ters düşen bir davranışta bulun, hemen seni reddeder bir daha samimi olarak seni sevmez. Bir kız bir erkek birbirine deliler gibi âşık olsa o gençlerin o fiziki güzellik çirkinliğe

Tarihin yanlış yazdıkları

'Kendi inandığımı yaşamakta kararlı olmamı hatalı bildiler, ben de bu hata işine yanlış dedim. Tuhaftır ki; yanlışı söyleyen ben olmama rağmen, yanlış ilan edilen yine ben oldum.'Eminim ki bu cümle sadece bir benim kırgınlığım değildir. Zannımca her asırda bir kitlenin yarası olmuştur. Dikkatli bakarsanız tarih doğru söyleyenlerin yanlış ilan edilm

Çarşıdaki bilge esnaf

Eskiden camilerde vaizlerin anlattığı o ibretli hikâyeler düşer aklıma. Olmuş ya da olması muhtemel hâller anlatılır, insan aslında kendini dinlerdi. Takvimden bir yaprak daha koparken, belki de en çok bu öze dönüşe ihtiyacımız var.Vaktiyle çarşıda bir esnaf varmış. Her akşam dükkânının kepenklerini indirirken, asma kilidi vurduğu anda aynı cümleyi

Biz böyle nesiller miydik

"Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" diyen bir Hazreti Ali Efendimizin sözünden nerelere geldik. Biz böyle nesiller miydik Ne ara buralara geldik Çok değil bundan birkaç yıl öncesinde 'hocam eti senin kemiği benim' denilen nesilden bugün en ufacık bir sıkıntıda öğretmenin CİMER'e şikâyet edildiği bir nesle geldik. Bundan birkaç yıl önce

Benim yerimde siz olsanız

Zor insanlarla başa çıkmak konusunda önerilerimize devam ediyoruz... En iyi yöntem denebilir ki: "Siz ne öneriyorsunuz" ya da "Benim yerimde siz olsanız ne yaparsınız" veya "Siz olsanız ne hissederdiniz" gibi sorular sorarak susmak, en yararlı ve dürüst yöntemlerdir. Sözün özü; konuşmanın yarardan çok zarar getireceği durumlarda sessiz kalmayı öğre

Zor insanlarla başa çıkmak

1- Haksızlığa karşı konuşmadan önce düşünmek lazım. Kendinize şunu sorun: "Ben olsam ne hissederdim" Empati kurmak en akıllıca iş. Ayrıca kendinize şunu sorun: "İnsanlar niçin bu kadar zor" Hoşa gitmeyen insanlara kızgınlıktan çok empatiyle yaklaşmayı tercih etmek, düşmanlığı uyuma dönüştürebilir.2- Endişe verici soru ve durumlarda asabınızın bozul

Sözün gürültüsü, sükûtun asaleti

İnsan bazen kendi sözünden yorulur. Gün boyu konuşur, anlatır, yorum yapar; akşam olduğunda ise içinde tarif edemediği bir ağırlık hisseder. Sanki çok şey söylemiş ama az şey anlatmıştır. Bir cümle fazla kaçmış bir yerde susması gerekirken devam etmiştir. İşte o an insan, kelâmıyla yüzleşir.Bu çağın en belirgin tarafı, konuşmanın yersiz hâle gelmes

Kızıma, sevgi üstüne bir konuşma

"Bu hayatta sevgi var her şey var kızım... İnsanlar arasındaki bütün tartışmalar sevgisizlikten, sevmeyi başaramadıklarından çıkar...Oysa sevgi öyle bir güzellik öyle bir ışık ki en karanlık yerleri bile gündüze çevirir. Sevgi yoksa en aydınlık yerler zifirîkaranlıktır.Sevginin açtığı yoldan gidilebilenler ancak mutlu olur... Sevginin ve mutluluğun

Şeref tablosu çocuklarımız

Yüzlerce, binlerce sayfa okur, "bilgi" edinir, "kültür" kazanabiliriz. "Kim Milyoner Olmak İster" yarışmasına katılabilir, kazanç elde edebiliriz. Bu, "beynin okuması"dır; bakmak, kelimeleri tanımak, kavramak, cümleyi algılamak, "lügati" vasfa bürünmektir.Bir okumak da vardır ki "anlamak" için okumadır, "kalbin okuması"dır. Beyne bağlı göz ile nele

Gelin girmeyen ev olur da!..

"Ölmeden önce ölünüz" buyurulur. Elbette ölmeden önce ölmek bahsi öyle kolay bir iş değil. Ancak seçkinlere nasip olacak bir başarıdır. Ölmeden evvel ölmek esasında ölümün sırrına ermek demektir. Gafletin tesiriyle unuttuğumuz ne çok hakikat var. Kendimize hatırlatmamız gereken ne çok gerçek var.Şöyle bir sözü vardı rahmetli babaannemin; "Gelin gir