Yetenekli Kalemler

Yetenekli Kalemler

Türkiye
Kültür-Sanat 635 yazı 0 takipçi

Yarının yükünü bugün mü taşıyoruz

İnsan yarın işini, kazancını veya sahip olduğu imkânları kaybetmekten korkabilir. Ortada kesinleşmiş bir durum yokken bile kendisini ağır bir yük altında hissedebilir. Belirsizlik uzadıkça zihin yorulur, gönül daralır; bugünün güzellikleri fark edilmez.Geleceği düşünmek yanlış değildir. İnsan tedbirini almalı, çalışmalı ve imkânlarını dikkatli kull

Kahve köşesi

Kahvenin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi! İnsanoğlu kahve içmeye başladığından beri kahve aynı kahve ama etrafındaki dünya epey değişti. Eskiden bir tepsiye fincan, yanına su ve bir lokum konur, kahve gelirdi. Şimdi kahvenin gelişi için epey hazırlık yapılıyor.Kahve makinesinin modeli, kahvenin çekirdeği, öğütülme derecesi, fincanın ş

Dünyayı küçük görmek, yükü hafifletmek

Günün ilk ışıklarıyla birlikte başlayan ve geceye kadar süren o amansız koşturmacayı bir anlığına düşünün... İşler, yetişmesi gereken teslim tarihleri, bitmek bilmeyen sorumluluklar, makamlar, hırslar ve birikimler... Kendimizi kaptırdığımız bu dünyevi girdapta sürekli bir şeylerin peşinden koşuyoruz. Fakat günün sonunda elimizde kalan tek şey; der

Koşuyoruz lakin hareket etmiyoruz

Sabah evden aceleyle çıkıyor, akşam yorgun dönüyoruz. Gün boyu koşturduğumuzu düşünüyoruz; fakat vaktimiz oturarak geçiyor. Yoğunluk arttıkça düzenli beslenmeyi, hareket etmeyi ve vaktinde uyumayı erteliyoruz. Hazır gıdalar kolayımıza geliyor; ardından hâlsizlik, kilo ve bozulan uyku düzeninden vb. şikâyet ediyoruz.Mesele çoğu zaman neyin doğru old

Üstünlük kimin

Bir hizmette önde görünen mi üstündür, yoksa kimse görmeden yükü taşıyan mı İnsan bazen yapılan işten çok, kendi adının ne kadar anıldığına bakıyor. Böyle olunca hizmet birliği yerini şahısların yarışına bırakıyor.Büyüklerimiz "Hizmette hiç kimse üstün değildir. Üstünlük dinindir, şahsın değildir" buyuruyorlar. Burada sözü edilen hizmet, insanlara

Hüznümüz biter o vakit

Kalbimin saraylara sultan olma vakti geldi. Hissi kabl-el vuku dedikleri olsa gerek hissiyatımın mahiyeti! Hakikatin göğsünde açar en kıymetli güller, saklanır durur yalnızca hak edene... Dönmez rüzgâr çıkmazsa aşk pervaneleri! Anlamayana anlatmayız bundan gayri! Meylimiz yoktur harama, harama ilişene... Güllerin yüzümüze güldüğü yerde bekler durur

Tarihin aynasında çarpıtılan bir hakan

Tarih, çoğu zaman kazananların ya da ideolojik körlüklerin kalemiyle yazılır. Ancak gerçeklerin, eninde sonunda gün yüzüne çıkmak gibi inatçı bir huyu vardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en fırtınalı, en amansız döneminde tahta geçen Sultan II. Abdülhamid Han da bu çarpıtılmış tarihin merkezinde yer alan bir sultandır.Çoğu söylenenlerin aksine onun d

Gönül penceresinden hayat

İnsan, hayatın karmaşası içinde zaman zaman kendi kabuğuna çekilme ihtiyacı hisseder. Oysa huzur, dışarıda aradığımız büyük olaylarda değil, her gün göz ucuyla baktığımız, belki de hiç dikkat etmediğimiz detaylarda gizlidir. Bir fincan çayın sıcaklığı, eski bir dosttan gelen samimi bir haber veya gün batımında gökyüzünün aldığı o eşsiz renk... Haya

O ihtiyara çocukken çok kızardım

Bizim köyde yaşlı bir amca vardı. Çocukları toplar hikâyeler anlatırdı. Bilmeyenler çoktur; eskiden köylerde evden su akmaz çeşmelerden kaynak sularından insanlar kovalarla su taşırmış. Çeşmeye zincirle bağlı bir de bakır tas bulunurmuş, su içmek için.Yaşlı bir derviş çeşmeden geçiyormuş. Orada kızcağızın birinden bir tas su istemiş. Kızcağız ihtiy

"Çivi yok ama izleri kaldı"

Arkadaş seçimi, hayatımızdaki en kritik kararlardan birisidir şüphesiz. Hem dünyadaki huzurumuz için hem de ahiretteki saadetimiz için salih bir arkadaş önemlidir. Başımıza gelen iyiliklere de vesile olabilir, felaketlerin müsebbibi de. Bu bizim seçimimize bağlıdır. İyi arkadaş, iki cihan için de paha biçilemez bir nimettir.Hadi böyle bir arkadaşı

Osmanlı zarafetinin meydandaki imzası

İstanbul'un tarihî kalbinde, Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayun kapısının hemen önünde durup başınızı kaldırdığınızda, size Osmanlı zarafetini fısıldayan bir ihtişamla karşılaşırsınız. Karşınızda arz-ı endam eden bu yapı, sıradan bir su kaynağı değil; mimariyle estetiğin, hayırla ihtişamın buluştuğu bir devrin imzası olan III. Ahmed Çeşmesi'dir.Takvi

Kendi gözündeki mertek

Hatalı kabahatli kusurlu biz olsak bile, kibrimizden gururumuzdan inadımızdan vb. bile bile karşımızdakine bağırıp çağırmamayı, el kol hareketi yapmamayı şanımıza yakışmıyor sanıyoruz... Görenler ne der sonra değil miNe der mesela:' Adama bak, ne kadar estetik bir hareket yaptı, süper yahu! ' Üff, adamın bademcikleri ne kadar kırmızıymış! ' Böylesi