Yetenekli Kalemler

Yetenekli Kalemler

Türkiye
Kültür-Sanat 628 yazı 0 takipçi

Sessiz ama insanca...

İnsanın içinde bir ses vardır; bazen fısıltı gibi bazen gürültü gibi... Bir yanım sabrı, merhameti hatırlatırken; diğer yanım öfkeyi, hırsı, bencilliği dürter durur. O an anlıyorum ki insanın kalbi bir savaş meydanıdır.Tasavvuf bu savaşı "nefsi emmare" diye adlandırır. Freud başka bir dille "id" der. Farklı çağların, farklı coğrafyaların ortak haki

Noktalamaca

''Bir nokta''nın anlatamadığını ''üç nokta'', onun anlatamadığını ''sıra noktalar'' anlatır!''Ünlemli nokta''lar, ''soru işaretli nokta''lar işe karışırsa, iş uzar gider! Hele bir de ''noktalı virgül'' araya girmeye görsün!Bunların hızını kesse kesse ''virgül'' keser, dinleyeni olursa!Zavallı ''tırnak işareti'' ortalığa disiplin katmaya kalkışır da

Dilenciliğin böylesi!..

Biz sürekli zaman dilenen insanlarız. Çevremize hiçbir şeye vaktimizi olmadığından yakınırız. Çok istiyorum amalarla başlayan bin bir çeşit bahanelerle muhabbetimize devam ederiz. Aslında vakit var ama biz vaktimizi sosyal medyalarda geçirdiğimiz için kendimize vakit ayırmak imkansız. Vakit ayırdığımızı sandığımız o anlar bile sürekli telefonlarla

Bu asırda yaşamak...

Bu asırda yaşamak insana imtihan olarak yeter. Her devir kendi gamını taşır, lakin bu zaman başka. Ne sokaklar eski sokak ne insanlar eski insanlar. Her fert bir telaş içinde savrulur.Vaktiyle kalpler kırılmaz, hâtıralar unutulmazdı. Şimdiki insanlar eşyaya kıymet biçerken, insanın kıymetini unutmuştur. Çok bilir, lâkin az hisseder, göz görür, lâki

Akla en yatkın olanı

Şuna canıgönülden inanıyorum: Bu dünyada herkesin bir varoluş amacı vardır. Demek oluyor ki herkes dünyada bir iş için yaratılmıştır.Zaman, mekân, tarih, coğrafya, dil, ırk, renk vs. her ne olursa olsun... Bu düşünce bir Müslüman söz konusu olduğunda daha bir anlamlı hâle geliyor. Zira İslam dininin bildirdikleri içerisinde de bu olgu kendine yer b

İnsanı düzeltince dünya düzeldi!

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gidebileceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti, bu hafta sonu onu parka götürecekti. Ama hiç dışarı çıkmak

Bu gidiş nereye

Hayatta insanın en yanıldığı şey, elindekilerin kalıcı olduğunu sanmasıdır. Koşuşturmalar, bitmeyen istekler derken günler göz açıp kapayıncaya kadar geçer gider. Biriktirdiğimiz mallar, kazandığımız unvanlar bir süre sonra önemini yitirir. Aslında geriye kalan tek şey, nasıl yaşadığımız ve kalbimize neler bıraktığımızdır.Dünya, parıltılı bir pazar

Öze aykırı uyum

Manen nasıl hissettirdiğimizi es geçip maddeten nasıl göründüğümüzü gereksiz şekilde önemsemiyor muyuzNe yazık ki "Ye kürküm ye" sözünü boş yere söylememiş Nasrettin Hocamız. Suret maalesef ki başrolde olmuş her devirde ama bugün yaşıyor olsaydı belki de "ye koltuğum, ye halım; ye masam" falan da diyebilirdi kim bilirAma yani "tişörtümü pantolonun

Nasıl bir millî eğitim

Ülkemizde seksen senedir ilk ve ortaöğretim tarih derslerinde, milattan önce yaşamış, aşağıda isimleri yazılı milletler ve devletler okutulmaktadır:"Babiller, Asurlar, Sümerler, Etiler, Hititler, Etrüskler, Akatlar, İskitler, Ostrogotlar, Vizigotlar, Lidyalılar, Frigyalılar, Medler, Persler, İyonlar, Urartular, Yunanlılar, Romalılar, Makedonyalılar

İbibik kuşundan öğrendiklerim

Sabah belgeselde ibibik kuşlarından bahsediyordu. Anne kuşun bin bir emekle büyüttüğü yavruları 20-28 gün aralığında yuvadan ayrılıyorlar. Yavrular yuvadan çıkınca hayret dolu gözlerle etraflarını incelemeye başlıyorlar. Önlerinde uçsuz bucaksız keşfedilmeyi bekleyen bir dünya var. Heyecanla her nesneyi incelemeye, etrafla tanışmaya başlıyorlar. Bu

Sumud Filosu insanlığın vicdanı

Uzak tarihte, 2007 yılından süregelen bir soykırım faciasının içerisindeyiz. İçimiz mazlumların çığlıkları ile dağlandı. Çocukların çaresiz gözyaşlarının acısı hançer gibi göğsümüze saplandı. İzlediğimiz, dinlediğimiz her bir zulüm insanlığımızdan ayrılıp giden bir parça oldu. Elimizden gelen gayreti yapmaya çalışsak da sonbahar gibi yaprak döktük.

Hayat yaşayıp öğrenmekten ibarettir

"Bakmakla usta olunsaydı kediler kasap olurdu" diye bir atasözümüz vardır. Bu atasözümüz aslında pratik yapmanın yaparak yaşayıp öğrenmenin önemini vurgulamaktadır.Hangi ders olursa olsun pratik yapmanın, uygulamanın tatbikatın önemi hiçbir zaman görmezden gelinemez. Örnek olarak tarih dersinde öğrencileri Çanakkale'deki şehitliklere götürmek, Çana