Ragıp Karadayı

Ragıp Karadayı

Türkiye
Yaşam 697 yazı 2 takipçi

Rengârenk çiçeklerin süslediği bahçe, bir ormanı andırıyordu

Ilık sabah rüzgârlarıyla bir hoş olan kanaryalar, nereden geldiği tam belli olmayan bülbüller kesintisiz şakıyor, hoş ötüşleriyle ortalığı çınlatıyorlardı.İhtiyarın anlatacağı çok şeyi vardı. En iyisi hepsini birden bitirmemekti. Yeri ve zamanı gelince bu korkunç hatırata dönülebilecekti elbette. Kapının vurulmasıyla gayr-i ihtiyari susuldu ve sesi

"Yapacağımız çok iş var daha yeni başlıyoruz..."

Kripto, mutluluktan dört köşeydi. Gökte aradığını yerde buluvermişti. Bugüne kadar her şey istediği gibi yolunda gitmişti...Hurufi; önce yurtlarını, sonra sayısını tam bilemediği taraftarlarını, sazendelerini, nazendelerini ince belli, her biri birbirinden güzel, Hint, Acem, Türk, Arap, Afgan güzellerini kaybettiğini saydı döktü. Birkaç itimat edip

Alt ve üst dudaklarını kapatmış kırbıyıklarıyla bir'öcü' gibiydi!

Tarihi bir metinde güç, ideoloji ve iç çatışmanın portresini çizerken, fedakârlık adına yapılan kötülükler ne kadar meşrulaştırılabilir?

"Hırsız evden olursa, öküz bacadan çıkar" derler...

Kendi milletine düşman olanları kullanmak akıllıca mı, yoksa vicdani bir çöküntü mü?

Sicim gibi yağmur sokaklarda derecikler oluşturmuştu...

Erkara'nın hayalleri ve hırsı, gerçekliğin duvarına çarparak onu mahkûm ediyor—peki kendi arzularımız bizi kurtarıyor mı, yoksa zincire bağlıyor mu?

"Önce selam, sonrakelamSultan'ım..."

Süleyman Çelebi, yeğeni Doğan'a öğretirken aslında dünyayı değiştirecek binlerce yiğide ihtiyaç olduğunu fısıldıyor—ama bu söz gerçekten eğitim hakkında mı, yoksa silah altına çağrı mı?

"Tek kelimeyle kıskanıyor seni, asıl sebep iseGülşah!.."

Erkara'nın kıskançlığı, Doğan'ın etrafındaki herkesin düşman listesine alınmasına neden oluyor; peki din ve namus meselelerinde sessiz kalmak gerçekten doğru bir çözüm mü?

"Sebebini bilemiyorum ama adamı gözüm tutmadı!.."

Seyyid unvanı taşıyan bir kişinin samimi olmadığını sezgi ile mi yargılayacağız, yoksa gerçek ilim ve fedakarlığı tanıma yetimiz mi kayboluyor?

Bugün yine derin bir ızdırap içinde kıvranıyordu Erkara!

Erkara'nın ailesinin gözünde çılgınlığı, Doğan Bey'in gözünde ise ne? İki insan arasındaki uçurum, aslında birbirini anlamayı başaramayan kalplerin müdür?

Son günlerde Bursa, acayip insanlarla dolup taşıyordu!..

Erkara, Doğan'ı öldürmekten çekinmiyor ama kurbanının ölüm karşısındaki pervasızlığı onu kahrediyordur; peki düşmanınız sizi yok etmekten daha çok sizi aşağı çekerek mi zaferi kazanır?

Gözleri karardı:"Yoksa bu gelen Yıldırım Han mıydı.."

Osmanlı'da dinin toplumsal değeri, kendi ülkesinde hiç görülmedik kadar saygıyla karşılanırken, siyasi çıkarlar için din adamlarını hedef almak ne kadar tutarlı olabilir?

"Buyurunuz efendim, yeşil Bursa sizi bekliyor..."

Seyyid İbrahim Efendi'nin Bursa ziyareti halkı coşkuyla karşılıyor, ama bu 'mübarek' zâtın etkisi gerçekten manevi mi, yoksa salt sosyal hiyerarşinin yeniden üretilmesi mi?