Ragıp Karadayı

Ragıp Karadayı

Türkiye
Yaşam 697 yazı 2 takipçi

Elbetbugünler de geçecekti...

Düşmanı sevmeye başlayan bir adam, verdiği sözlere mi yoksa gördüğü gerçeğe mi sadık kalmalı?

Tatlı hayallerinden nöbetçinin 'kimsiniz'sorusu uyandırdı!

Mekke'den gelen şeyh, sofada hıçkıra hıçkıra vaaz verirken kapıdan giren tüccarlar neden sessizce diz çöküyor; gerçek imanın göstergesi mi bu sessizlik, yoksa manipülasyonun işareti mi?

"Hayırdır bey,nereden gelirsiniz Pek buralılara benzemiyorsunuz!"

Seyyid Molla İbrahim Efendi'nin dergâhında oluşan hiyerarşi ve gizli irtibat ağları, inanç ile hesapçılık arasındaki sınırı silikleştirirken, gerçek maneviyat nerede başlıyor?

Dar Bursa sokaklarında yürüyüp Somuncu Baba Mescidine geldi

Kripto'nun giysileri onun vicdan çatışmasını mı yansıtıyor, yoksa lüksün kaybının insanı çaresizliğe mi sürüklediğini anlatıyor?

"Herkes seni unutsa bile, unutmayanlarıhatırla!"

Doğan ve Kripto'nun Bursa'da sabah vaktinde yaşadıkları iç çatışma, maneviyat ile şehirli hayatın çelişkisini sorguluyor: modernleşen toplumlarda iman, bireyi kurtarabilir mi yoksa tutsak mı eder?

Çeşme başını, güreş tuttuğu yiğitleri tek tek hatırladı...

Doğan Bey'in uykusuz gecelerinde vicdani hesaplaşması: hüsnüzan edemediği Erkara'ya karşı şüpheci tutumunu sorgulaması, değerleri ve içgüdüsü arasındaki çatışma nereden kaynaklanıyor?

"Bu dörtlüğü ilk defa siz duymuş olacaksınız..."

Süleyman Çelebi'nin eserlerini Doğan Bey ve Matlube Hanım'a okuması, onlardan gelen tepkiye göre şekillendirilmesi—aslında yazarlık yalnızca yazmak mıdır, yoksa dinleyici mi belirler?

"Yiğidim bilir misin bugün neler yazdım"

Sofrada amca-yeğen, yazı-aşçılık, vefa ve terbiye örneği: ancak bu aile resmi, gerçek hayatta böyle saflık ve edep hâlâ yaşayabilir mi?

İsmi 'aşk' olan derdini seviyor, hep onu düşünüyordu...

Lüks yaşamın ortasında bunalıma düşen bir kadın, geçmiş hatıraları ve aşkın acısıyla yüzleşirken, maddi başarı gerçek mutluluğu satın alabilir mi?

Yalnızlığın insana mahsus bir şey olmadığını biliyordu

Gülşah'ın gece boyunca yaşadığı huzursuzluk, yalnızlık ve birine karşı uyanan duygular arasında, imanın teskinedici gücü yeterli midir?

Dilenci, kızların arkası sıra mânâlı mânâlı bakıyordu...

Dilenci bir genç kızın zengin hayatını gözlemlerken, tezek böceğini ezişi ile kendi çaresizliğini özetliyor—acı içinde şiddete sığınan insanın portresi değil midir?

"Gönlününkimde olduğunu bilmeyen mi var kız!.."

Gülşah'ın Doğan Bey'i gördüğü an zamanın durması, aşkın insanı nasıl sarsar ve düşünme yetisini alır da, bu tutku gerçekten yaşamın anlamı mıdır yoksa onu çalan bir yanılsama mı?