"Ufaklıkların gürültüsünden sesimi işitmiyorlar galiba..."

Hak ve batıl arasındaki sonsuz mücadelede, çalışmak ve gayret göstermek kadar önemli olan şey nedir: doğru rehberiniz mi yoksa kendi iradəniz mi?

Ragıp Karadayı
31.03.2026
101
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, bir hoca-mürşit aracılığıyla hak ile batılın dünya boyunca devam eden mücadelesini anlatarak, muvaffak olmak için gayret göstermenin gerekliliğini vurgular. Bu iddiayı, kutsal metinlerdeki dualama ve hikmetli sözlerle destekler ve okuyucuyu, çalışmanın yanında manevi yönlendirmenin de hayatın başarısında ne kadar belirleyici olduğunu sorgular.

Pek konuşmazdı Doğan. Ama keyfi yerine gelsin diye içerideki küçüklerle şakalaşmak, sıkıntılarını hafifletmek istiyordu...

Doğan Bey, hoca efendinin kaldığı yeri, kolayca buldu. Kapı kapalıydı ama çok şükür, içeriden sesler geliyordu. Tahta kapıyı tıklattı, bekledi. Daha bekledi yine tıklattı. "Ufaklıkların gürültüsünden sesimi işitmiyorlar galiba" derken aralıktan cılız bir ses duyuldu:

- Kimse yok! dedi, sustu.

- Aç ben yabancı değilim! Hey ufaklık! Size diyorum! Aç... Sen beni tanımıyor musun Doğan amca! Doğan!

- Dedem, evde yok! Teyzemlere gitti. "Ben gelmeden kimseye kapı açma!" dedi.

- Sen bu zamana kadar hiç dışarı çıkmadın mı

- Çıktım. Çıkılmaz mı

- Kapıyı açmadan nasıl çıktın

- !!!

İçerideki ufaklıkların yüksek sesle gülüşmeleri hoşuna gitmişti.

Pek böyle konuşmazdı Doğan ama keyfi yerine gelsin diye içerideki küçüklerle şakalaşmak, sıkıntılarını hafifletmek istiyordu ki "Esselâmü aleyküm evladım..." sesine dönüverdi. Gelen mübarek hocasıydı.

- Ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berakâtühü. Hocam! Ben de size gelmiştim ama...

- Hoş gelmişsin. Durma öyleyse, haydi içeri geçelim!

- !!!

Hoş beşten, hâl hatır sorulduktan sonra Doğan Bey, ihtiyar hoca efendiyi yormamak için soracaklarını hemen sorup ayrılmak istiyordu. "Hem evden de merak etmişlerdir" diye düşünüyordu.

- Efendim, uykularım kaçtı, birçok şey kafama takıldı.

- Malumunuz "Soran, dağları aşmış, sormayan düz yolda şaşmış..." derdi ecdat.

- O söz bizde de söylenir efendim. Dün akşam korkunç bir rüya gördüm.

- Hayrola Doğan Bey Kardeşim. Rüyaları hayra yormak lazım.

- Ama çok kötüydü!

- Kötü rüya olmaz! Kötü tabir olur.

- Anladım!

- Anlamana memnun oldum. Demek ki rüyalar, her şeyden evvel doğru tabir edebilenlere anlatılacak. Hele görenin onu kötüye yorması daha tehlikelidir.

- Onu da anladım! Tövbe!