Kendini, tekke disiplini içinde huşuyla dinleyen dervişlerin şeyhi gibi düşündü baykuş gözlü, şeytani bakışlı tüccar!..
Adam "Ne yaptım" kabilinden biraz kızararak, biraz da utanarak yüzüne baktı adamın.
- Suyu bir yudumda içmemeliydin!
Der demez hatasını anladı. İşi şakaya vurdu.
- İmtihan ediyordum sizi. Maalesef yutturamadım, dedi gülerek. Lafı değiştirdi...
***
Yıldırım Han ve mücahitleri öyle kolay yutulacak lokma değildi. Bu haberler çok kısa zamanda sarayda duyulacak ve o molla da ne pahasına olursa olsun huzura çağrılacaktı. Eski alışkanlıkları yapmamaya bilhassa dikkat edilecek, dile sahip olunacak, haberleşmeyi birinci dilenci yoldaş, para, altın ve diğer mal akışını ikinci dilenci yapacaktı. Geniş çevre edinene, MOLLA VÂİZ efendiye tam itimat sağlanana kadar en ufak taviz verilmeyecekti.
Arkadaşlarını yan gözle süzdü. Başları önde, boyunları bükük birer sadık köpek gibiydi hepsi de. Kendini, tekke disiplini içinde huşuyla dinleyen dervişlerin şeyhi gibi düşündü baykuş gözlü, şeytani bakışlı tüccar. Muvaffak olduklarında kavuşacakları nimetler gözünün önünden geçti bir bir. Dünyada rahat yaşayabilmek için azıcık fedakârlık da etmeliydi. O da atla deve değildi ya. Şunun şurasında ne kaldıydı. Mühim olan başlamaktı, diye geçirdi içinden. Sonra da hülasasını yaptı nutkunun:
- Unutmayın her biriniz yüz bin insan demeksiniz. Altı yüz bin kişilik orduların yapamadığını bu altı seçilmiş kafa yapacak.
- İşaretimiz altı… Altı köşe… Altı kişi… Altı adım…
- Altı… Altı, altı…
Hepsi de zihinlerine kazınırcasına tekrarladı. Altı, altı, altı…
Zayıf dilenci rolünü oynayacak Niko, kendilerinden başka iki kişinin de olduğunu bilmiyordu. İlk defa duyduğu üst ve yandaşlarını o kadar da önemsemedi. Vazife verenlerin bir bildiği vardı elbette. O işini yapacak, gerisine karışmayacaktı. Alacağı belli, vereceği ise daha netti. Daha ilerisini de sormadı. Sustu. İki tüccar da onun bu bilmişliğine, sakin tutum ve davranışına hayran kalmıştı. Tüccarlardan Dırar, fazla dayanamadı. Kalktı bu vefakâr arkadaşının saçlarını okşadı, alnından öptü. Dört kafadar, göz ucuyla gelenlerin olup olmadığını kontrol ederek vereceklerini verdi, diyeceklerini deyip, yeni görev ve sorumluluklarını teyit ederek vedalaştılar...

20