Prof. Dr. Ahmet Tekin

Milat

Ölümün Kaçınılmaz Gerçeği

"Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!" (Nisâ, 4/78) İnsan, hayatı boyunca ölümden kaçtığını zanneder. Güçlendikçe güvende olduğunu, zenginleştikçe dokunulmaz hâle geldiğini, makam ve mevki edindikçe ecelden uzaklaştığını düşünür. Oysa Kur'an, bu ayetle insanın bütün savunma hatlarını tek cümlede yerle bir

Kibirin gölgesinde kaybolan insan

"Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez." Bu ilahî uyarı, aslında insanın kendine açtığı en büyük çukuru işaret eder: kibir. Kibir… Sessiz bir hastalık gibi insanın içine sızar; fark ettirmeden gönlü kirletir, bakışı bulandırır. Bir bakmışsınız, dün

İki Günlük Tatil ve Ebedî Hayat

İki günlük bir tatil için gideceğimiz şehri günlerce araştırıyoruz. Hangi otelde kalacağız, denizi nasıl, kahvaltısı zengin mi, gezilecek yerleri nereler, en iyi yemek hangi lokantada yenir… Yorumları okuyor, videolar izliyor, en küçük ayrıntıyı bile ihmal etmiyoruz. Peki ya ebedî olarak kalacağımız âhiret Orası için hangi hazırlığı yaptık Hangi am

Âhiretin Mebusluğu Dünya Mebusluğuna Benzemez

Meb'us… Kıyamet gününde Allah tarafından yeniden diriltilen, kabirlerinden kaldırılarak mahşer meydanına sevk edilen insan demektir. Aynı kelime Osmanlı siyaset dilinde milletvekili için de kullanılmıştır. Bu benzerlik tesadüf değildir; bilakis derin bir ikaz taşır. Bugün "mebus" unvanını aldığı anda korumalarla çevrilen, dokunulmazlık zırhına bürü

Kur'an Bize Nazil Oluyormuş Gibi Onu Okumalıyız

Kur'an çoğu zaman başkalarına nazil olmuş, başkalarını uyarmış, geçmişte kalmış toplumların hikâyesiymiş gibi okunuyor. Ayetler okunurken oklar kendimize değil, hep başkalarına çevriliyor. Oysa Kur'an "onlara" değil, bize nazil olmuştur. Hitap tarihin tozlu sayfalarında kalan insanlara değil; bugün yaşayan, bugün zulmeden, bugün susan, bugün mazere

O Gün İnsan Kurtulmak İçin En Yakınlarını Feda Etmek İster

"O gün insanlar birbirlerine gösterilir. Günahkâr kişi, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve yeryüzündeki herkesi fidye olarak vermek ister." (Meâric 11-14) Kur'an bu ayetle insanın en çıplak, en savunmasız hâlini anlatır. O gün insan tanımayacak değildir; aksine herkesi tanıyacaktır. Evlad

Meleklerin Varlığına İman Eden Bir Toplum Böyle Olamaz

Bir toplum düşünün… Haramla helali ayırmakta zorlanıyor, kul hakkını sıradan görüyor, iffetle alay ediyor, zulme alışıyor. Sonra da kendini "iman ehli" olarak tanımlıyor. İşte tam burada sarsıcı bir hakikatle yüzleşmek zorundayız: Meleklerin varlığına gerçekten iman eden bir toplum böyle yaşayamaz. Çünkü melekler, iman esaslarının en hayati hatırla

Hz. Peygamber ya lehimize ya aleyhimize şahitlik edecektir

"Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit tuttuğumuz zaman halleri nice olacak!" (Nisa Suresi, 41. ayet) Bu ayet, insanın iliklerine kadar işleyen bir hakikati haber verir: Şahitlik günü. O gün sadece ameller tartılmayacak, aynı zamanda hayatlarımız okunacak. Ve en sarsıcı olan şudur: Hz. Peygamber, ümmetine şahit olarak huzu

"Biz Yalnızca Islah Edenleriz" Yalanı

"Onlara 'Yeryüzünde düzeni bozmayın' denildiğinde, 'Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz' derler." (Bakara, 2/11) Kur'an, insanlık tarihinin en büyük yalancılarından birini böyle tarif eder: Bozgunculuğu ıslah diye pazarlayanlar. Bugün bu ayeti okuduğumuzda gözümüzün önüne kimin geldiğini sormaya gerek var mı Bombayı demokrasi diye atan, işgali özgü

Konforu İlah Edinenler

"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Peygamberinden ve O'nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu gerçekleştirinceye kadar bekleyin…" (Tevbe, 24) Bu ayet, çağlar üstü b