Prof. Dr. Ahmet Tekin

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Milat
Yaşam / Din 321 yazı 0 takipçi

Karma eğitim tartışması: İdeolojiden çıkıp bilimin zeminine dönmeli

Türkiye'de karma eğitim meselesi uzun yıllardır eğitim bilimlerinin konusu olmaktan çıkarılıp ideolojik kamplaşmaların malzemesi hâline getirilmiştir. Oysa eğitim gibi bir alanın temel referansı siyaset değil; çocukların gelişimi, pedagojik araştırmalar, psikoloji ve toplumun ihtiyaçları olmalıdır. Ne yazık ki ülkemizde karma eğitim denildiğinde ko

Maneviyatın şovlaşması: Zühdden gösteriye

Bir zamanlar tasavvuf denildiğinde akla ilk gelen kavram zühd idi. Dünyaya gönül bağlamamak, gösterişten uzak durmak, nefsi terbiye etmek, ameli gizlemek ve yalnızca Allah'ın rızasını gözetmek... İbrahim Ethem'in sarayı terk eden iradesi, Yunus Emre'nin tevazusu, Hoca Ahmet Yesevî'nin irfanı ve nice hak dostunun hayatı, insanı Allah'a yaklaştıran b

Başkasının Firavun'una Musa olmak kolaydır

İnsanlık tarihi boyunca herkes zalimlere karşı konuşmayı sevmiştir. Herkes Firavun'a lanet eder, Nemrut'a öfkelenir, Ebu Cehil'i kınar. Çünkü başkasının Firavun'una Musa olmak kolaydır. Asıl zor olan ise insanın kendi içindeki Firavun'a karşı Musa olabilmesidir. Çünkü insanın en büyük savaşı dışarıda değil, kendi nefsinin içindedir. Kur'ân-ı Kerîm'

Elâlem Putu "Elâlem ne der"

Belki de çağımızın en çok tekrar edilen cümlesi budur. Nice haramlar bu cümleyle meşrulaştırılıyor, nice farzlar bu cümle yüzünden erteleniyor. İnsanlar Allah'ın rızasını değil, insanların alkışını kazanmaya çalışıyor. Ticaretimizi "elâlem ne der" diye şekillendiriyoruz. Düğünlerimizi gösteriş yarışına çeviriyoruz. Taziyelerimizi bile israf ve gele

Kul hakkı: Namazla değil, helallikle kapanan hesap

İnsan, Rabbine karşı işlediği günahlardan samimi bir tövbeyle bağışlanma umabilir. Çünkü Allah Teâlâ sonsuz rahmet sahibidir. Ancak bir günah vardır ki, yalnızca tövbe etmekle kapanmaz. O da kul hakkıdır. Çünkü kul hakkı, Allah'ın değil, insanın hakkıdır. Allah Teâlâ dilerse kendi hakkını affeder; fakat kullarının haklarını, hak sahipleri razı olma

Hidayet senin elinde değil

İnsan bazen en çok emek verdiği yerden yorulur. Evladına nasihat eder, eşine hakikati anlatır, dostunu iyiliğe çağırır; fakat beklediği karşılığı göremeyince kalbi kırılır. "Acaba bunca gayretim boşa mı gitti" diye düşünür. Oysa Kur'an ve sünnet bize bunun hiç de böyle olmadığını öğretmektedir. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Bana ümmetler gös

Allah'ın arzı geniştir: Hicret bir kaçış değil, bir diriliştir

"Kendilerine yazık etmekte iken canlarını aldıkları kimselere melekler: 'Ne işte idiniz' diye sorarlar. Onlar: 'Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimselerdik.' derler. Melekler ise: 'Allah'ın arzı geniş değil miydi Hicret etseydiniz ya!' derler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir." (Nisâ, 4/97) Kur'ân-ı Kerîm'i

Kalplerin Şifası: Kur'an ve Sünnet Işığında Zikir

İnsanın en büyük ihtiyacı sadece rızık, makam veya servet değildir. Kalbin de bir gıdası vardır. O gıda, Allah'ı zikretmektir. Rabbini unutan kalp zamanla katılaşır; gaflet büyür, huzur kaybolur. Allah'ı anan kalp ise dirilir, sükûnet bulur ve Rabbine daha da yaklaşır. "Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, alçak sesle sabah akşam Rabbini zikret;

Şefaatin gölgesine sığınanlar ve ilahi adalet

İnsanlık tarihi değişiyor; şehirler büyüyor, teknoloji gelişiyor, hayat hızlanıyor. Ama değişmeyen bir gerçek var: İnsan, yaptığı yanlışın bedelini ödememek için mutlaka bir aracı arıyor. Dünyada torpil, referans, nüfuz, makam ve servet... Bunların çözemediği mesele kalmadığını sanıyoruz. Bu anlayış zamanla inanç dünyamıza da taşındı. Öyle ki bazı

Zaferin gerçek sahibi kimdir

"Eğer Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O'ndan sonra size kim yardım edebilir Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (Âl-i İmrân, 3/160) İnsanlık tarihi güçlü orduların, büyük imparatorlukların ve zengin devletlerin yıkılış hikâyeleriyle doludur. Nice kaleler fethedildi, nice tahtlar

Din tüccarlığı: Allah'ın ayetleriyle insanların mallarını yemek

Yüce Allah, Tevbe Suresi'nin 34 ve 35. ayetlerinde insanlık tarihinin en büyük tehlikelerinden birine dikkat çeker: "Ey iman edenler! Bilin ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollarla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara elem verici bir azabı müjdele!

Kader Değil, İhmal Bizi Geri Bıraktı

Asırlardır İslam dünyasının yaşadığı her yenilgi, her geri kalmışlık ve her toplumsal çöküş için kolay bir cümle kuruldu: "Bu Allah'ın kaderidir." Oysa bu söylem, çoğu zaman kader inancını anlamaktan çok, sorumluluktan kaçmanın bahanesi hâline getirildi. Tarih boyunca despotik yönetimler, zulümlerini meşrulaştırmak; halk ise tembelliğini ve ihmalkâ